![]() |
Mutlu Son Dışarda bir kıyamet bende bir sessizlik var Sanki yas tutar gibi yağıyor yağmurlar İçimde nedendir bilmem bir karamsarlık var Ve gökgürültüsüyle şimşeğin getirdiği korkular O vakitlerde bir çift göz karanlığa bakıyor Sokak lambaları etrafa loş bir ışık saçıyor Ve yağmur devam ediyor amansızca yağmaya Sanki gökyüzü öfkelenmiş içini boşaltıyor O yağmurda çıktım dışarıya bendeniz Çünkü iki durak ötede bekliyordu yengeniz Bakın insan aşk için neler neler yapıyor İster inanın bana, inanmayın isterseniz Az sonra buluştuk saçlardan aldık on Ama dedi, bir daha giyme siyah pantolon Ardından çekti beni ufak bir buse aldı Karamsar başlamıştım ama işte size mutlu son Hüseyin Güngör |
DOLUNAY Bir gün söyleyeceğim sana, seni sevdiğimi, Sen benden nefret etmeden. Bir gün gideceğim uzaklara, Senden bir umut dahi beklemeden. Seviyorum belki zalimce ama belkide umarsızca, Seviyorum işte, karşılık beklemeden ben seni, Temennimde değil, senin beni sevmeni istemek, Sen seviyorsun nede olsa, bir başka seni. Güneşler doğar senin ardından, Bazı geceler, sen varsın yıldızların arasında, Öyle bir haşmetli bakarsın ki bana yukarıdan, Gözlerimi alamam artık ben, bu Dolunay'dan. Kismetim diyorum senin için, Engelliyor herkes, benim seni sevmemi. Sevdadır diyorum, dokunmayın sevgime, Kopartıyorlar yüreğimden, sana beslediğim sevgimi. Bir küçük çocuk var yüreğimde doğan, Senden olan, sana benziyen. Bir duygu var bedenimde dolaşan, Sana ait ve sen kokan. İşte odur, adı Dolunay olan. Tek gerçeğim var aslında, Sana beslediğim duygularım da. Tek istediğim bir şey vardı ama, Oda... Benim için bir rüya adeta. Haykırmadan söylececeğim sana sevgimi, Ağlamadan anlatacağım sana düşüncelerimi, Korkmadan yorumlayacağım, sana olan kaderimi, Yorulmadan seyredeceğim o parıltılı gözlerini. Bir gece vardır, birde gündüz. Bir güneş doğar, birde var olan yıldız. Bir sevgim vardı benden, sana gelen karşılıksız. Bir kere de doğdun yüreğime, Adı güzel Dolunay. Alıntı |
Gözlerin Yeter Unutmuşum kendimi senin gözlerinde Farkında değilim saatlerin geçtiğinin Ne olurdu sanki zaman dursa yarim Elimdeyken sevdiğim senin ellerin Yağmura gerek yok gözlerin yeter Yüreğime yağar hasretin senin Sensiz geçecek her gün yarim Çığ olur düşer yüreğime benim Sözlere gerek yok gözlerin yeter Dilin gizler ama onlar doğruyu söyler Seviyorsun gözlerinden belli yarim Yüreğim yalnızca gözlerini dinler Umut Gül |
SENİ SEVİYORUM DİYEMESEMDE Geleceğim seninle yok oluyor karanlık içinde İstanbul ağlıyor ardından çaresizce Hayatım bi an gözümün önüne yansıyor Sana elveda demeden giden bu gönlüm ardından bakar kalır sebepsizce Ölmek çare olmasa da yansızlığıma Aşkın hep yaşayacak içimde sen yanımda olmasan da Düşünüyorum bazen bu gönül kimin ahını aldı diye Sonuçta pişman oldum yaptıklarımdan meçhul olur giderim hayatından sessizce Sensiz bu hayat nasıl geçer bilemem ama Yüreğim ömür boyu bu acıyı çekecek Seni başka kollarda görünce Zaman ilaç olacak mı acaba kanayan bu yarama Sanmam bende bu sevgi varsa sana ömür boyu tutuk kalır bu serseri yüreğim Gecelerde usulca bi acı çöker kalbimin en uçsuz köşesine Seni bende aramaya çalışır yüreğim seni yaban ellerde görse bile Yaşarken ölmek gibiymiş meğer bu aşk Yaşamıyorum dese de gözlerim İsyankar bi aşığım artık bu koyu karanlık odasının içinde Anla artık sevdamı seni seviyorum diyemesem de ŞiiRLeRiMLe GöMüLeCeK aDıM Alıntı |
Semahındayım Seni Unutmanın Bu sabah başlamalıyım seni unutmaya Önce gözlerinin yeşillerinde saklanan ve beni her baktığımda ayrı diyarlarda dolaştıran uçurum ürpertisi cennet sohbeti su yeşili ömrümün gördüğü en güzel gözleri unutabilmeliyim. Sonra en doğru firarı gönlümün gönlünle; gönüllü yolculuğu uyanamamış sabahlarımız uyunamamış gecelerimiz biz seninle kaç kişiydik daha kaç kişi olurduk gitmeseydin bu kalabalık korkuyu kalbimin sokaklarına sokmasaydın kendi küllerimi savurur gibiyim hayata yokluğunu suluyor gözyaşım nicedir görünmez oldu yanağımdaki tek gamze mavi yalnızlığım benim kurtarılamayan çığlığım anılarım acılarım benim Tesellisiz bir günce tutuyor ruhum sanki sanki kelebekler kaçıyor açtıkça sayfaları gitgide tenhalaşıyor içimdeki umut kendi sularımda boğuluyorum kendi yarattığım derinlikler sebebim oluyor bu acı ne senden,ne aşkımdan düpedüz benden ipek bir kefen giyinmiş geçmişin takvimi yapraklarında sonbahar var tek el ateş etmeye hazır hasretim mavi yalnızlığım benim kurtarılamayan çığlığım anılarım acılarım benim canım çay istemiyor şahdamarı kanıyor şiirlerin çarpraz ateşlerde vuruyor şarkılar beni mahçup oluyorum duygularıma karanlığa ışığı değil ışığa karanlığı tanıştırdım ben dargın bir meleğin,masal rengi bulutunu aldım elinden gittiğini söylemesen olmazmıydı ağlarımı dağlara attım balıklar okyanusa varsın diye balıkçının zıpkınına gül taktım martılara atsın diye fularımı uçurdum kederli kırmızı bir rüzgarın peşinde şimdi giderken öpmesen olmazmıydı mavi yalnızlığım benim kurtarılamayan çığlığım anılarım,acılarım benim semahındayım seni unutmanın dönüyorum, göçmeniyim adresinin dönüyorum kaçıncı ölümü bu ömrümün dönüyorum rehinim dönüyorum seninim dönüyorum Bu sabah başlamak için seni unutmaya yeniden ölüyorum Naşide Göktürk |
Mümkün olsa çevirsem yüzünü Gecenin Artık yanlız değilim yanımda sen varsın Mutluluk çanları bizim için çalsın Kalemımden dökülüyor tek tek heceler Pusu kurmayın bize zalim geceler Kelime haznemde vardı hep yerin Sana olan duygularım inan çok derin Yüreğine yaslandığım olsaydın ne olurdu Kana kana içtiğim yanan yanımı söndüren su olsaydın Kapısını zamansız çalabilecegim dostum Nerden çıktın bu saatte demeden sarılsaydın Mümkün olsa çevirsem yüzünü gecenin Kendini görecek aynaya baktığında Sarsmadı hiç bir deprem senin yoklugun kadar Kararmamıstı dünya benim için seni uğurladıgım günki kadar Haydar Altıntaş |
YOK KARŞILIĞI YÜZÜNÜN http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif Senin sana rağmen bir yüzün var Herkesin ilk aşkına benzeyen Beklemek kadar acı , anlamak kadar zor Nedensiz ölümlerin suskunluğu gibi Yok karşılığı yüzünün Senin sana rağmen bir yüzün var Herkesin ilk aşkına benzeyen Yaklaştıkça imkansız uçurumlar Nedensiz hayatların o büyük acısı gibi Yok karşılığı yüzünün cezmi ersöz |
Yaşamak Bu Mu? Aynı bedende nefes almak, Her kelimeden sorun yaratmak mı, yaşamak? Öyleyse ben yaşamak istemiyorum. Bu kadar basit mi, Ağlamak ve ağlatmak Öyleyse ağlamakta yok bana, Gülmekse zaten haram.. Yaşamak; Hep kendini dizginlemek mi? Engel olmak mı duygularına Ne kadar yansa da yüreğin, Boyun eğmek mi olanlara Her gün kaderden, bir tekme daha yemek mi ? Yaşamak; İki şey arasında kalmak mı? Kelimelerin boğazında düğümlenmesi mi? Gözlerin ne kadar dolup taşsa da susmak, Yoksa sebepsiz ağlamak mı? Yaşamak; Hayatta hiç beklemediğin şeylerle karşılaşmak, Bunların altında ezilip, yok olmak mı? Her güvendiğin kişiden ağır darbeler yemek mi? İçin kan ağlarken bile mutlu görünmeyi denemek mi yaşamak? Yaşamak; Sevdiğin her insanı bir bir kaybetmek , Bu büyük acılarla yok olup tükenmek mi? Dertlerle kan kusturulmak, Hayattan bıktırılmak mı? Bütün dermanı içkilerde, kötülüklerde bulmak mı? ... bu kadar zor mu yaşamak? Yoksa yaşamayı zorlaştıran bizler miyiz? Hasibe Demirkaya |
EĞER O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer. Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer. Utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık, çalınan birinin kalbiyse eğer. Korkulacak bir yanı yoktur aşkların, insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer. O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses, hiçbir zaman duyulmasaydı eğer. Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar, kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer. Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla, öylesine delice bakmasalardı eğer. Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer. Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin, son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer. Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman, meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer. Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman, beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer. Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla, tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer. O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi, yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer. O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar, son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer. Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri, her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer. Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de, dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer. Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel, namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer. Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından, dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer. Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de, sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer. Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine, kulağına okunacak biri olsaydı eğer. İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de, kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer. Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar, ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer. Issızlığa teslim olmazdı sahiller, Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer. Sen gittikten sonra yalnız kalacağım. Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse... Evet Sevgili, Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim uzanmak isterdi ince parmaklarına, mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!! Alıntı |
Apansız gidişlerin çaresiz iç çekişlerin ve solup gitmiş gülüşlerin ortasında yarım kırık ve efkarlıyım şimdi.Aşka dair umutlarımı ve yarınlarımı kaybetmek üzereyim… Seni yok bilmek kadar ağır bir ceza olabilir mi? Yokluğunu kabullenmek kadar kahredici bir gerçek olabilir mi? Ne ağlamak kandırıyor beni artık ne haykırmak bastırıyor isyanımı. Sensizliğin ortasında öylece duruyorum… İflah olmayacak bir aşktı aslında baştan belliydi.Sen hep kaçmaya hazırdın benim kadar bağlanmamıştın bu aşka.”KORKUYORUM” diyordun hem beni hem kendini kandırıyordun.Oysa sen,benden ya da aşktan değil sen kendinden korkuyordun. Bir aşkı ayakta tutabilme yaşatabilme cesareti yoktu sende. Yarınlarda yaşanmaz aşk,bugünün kıymetini bilmiyorsan yok hükmündedir aşkın. Sen yarına bakarken,”NE OLACAĞIZ BİZ” diye sorarken kaçırdın bugünü. Kaygılarla kuşkularla yaşadın. Seni sevmekten başka hiçbir şeyi düşünmeyen ben, bu kaygıların ortasında çaresiz kaldım. Bekledim bitsin, bekledim geçsin diye ama nafile. Aşk Bitti, Ömür Geçti Ama Kaygılar Tükenmedi… Yok ağlamıyorum artık. Ağlanacak zamanları bitirdim çoktan. Kızgın da değilim sana kırgının o kadar. Senin beni kırmana alışmış olmalıydım oysa, demek alışamamışım. Demek hala kırabiliyorsun beni… Aslında bu seni hala sevdiğimi gösteriyor ama sen bir itiraf olarak algılama bunu.”BAK NE HALDEYİM,DEMEK İÇİN SÖYLENMEDİ BU SÖZLER” kendi kendime dert yanıyorum, yakınma hakkımı kullanıyorum, hepsi o kadar. Yüreğimdeki yaranın hiç olmazsa kanaması dursun diye yazıp çiziyorum işte böyle. Kendimi avutuyorum kelimeler parmaklarımın ucundan döküldükçe sanki içimden de sökülüp atılacakmış gibi geliyor… Gitmeliyim artık günlük hüzün randevusu geldi çattı, bekletmemeliyim |
| Saat: 04:22 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık