![]() |
Ömer’in Yüzünde Ölümü Gördüm Ömer’in yüzünde ölümü gördüm Herşeyi hiçleyen derin bir kuyu Ankebut sabrıyla bir kefen ördüm Yenmek için içimdeki korkuyu Ömer’in hasreti sakin bir mekân Ürkütmeyen bir diyârın arzusu Nasıl sükûn bulmuş o delişmen kan Yorulup, durulmuş kök söktüren su Ömer Ömer değil, Ömer ben oldu Kendimi seyrettim o uçurumda Ne olduysa eşya uyurken oldu Artık şebnem açmaz bu kızgın kumda Ömer bir mağara, Ömer bir çığlık Yankısı dolanır körpe yüzlerde Büyük endişeyi gizleyen sığlık Hikâyemiz mahzun kalır cüzlerde Ömer kalbi kırık bir yılkı atı Hülyasını, rüyasını yel almış Ömer ki, sırtında taşır sıratı Yaşamaktan, var olmaktan usanmış Ömer’in ışığı söndü sönecek Hüzünlü bir ilticadır son satır Ömer bir kuşlukta yine dönecek "Güneş yalnız dirileri ısıtır!" Ömer’in elinde sırlı bir ayna Aynada yılların puslu sureti Esenlik ol ateş, su artık kayna Ömer şimdi terke hazır gurbeti! |
Baharsız Şehir Düşlerin kışında üşür ellerim Ben taşralı, yüreği yangın çocuk Yalnız mezarlıkta açar güllerim Ben taşralı, yüreği yangın çocuk Gönlümde hasreti masum aşkların Sürgün coğrafyada değişti iklim Uçurum çiçeği, dünsüz bir yarın Kutsal haremimde bu yabancı kim? Dağların ıtriyle dirilirim ben Sitelere sığmaz, ezilir ruhum Rüzgâra çağrıdır açtığım yelken Direnen son ümit, son efsunlu mum Sevgi bir efsane, dostluk bir masal Cinnet-hücrelerde bilenmiş kinler Bütün erdeminle, merkezinde kal Milyar yıldır bunu söyler ekinler Yitik bir kuşlukta bozuldu büyü Bir can-eriğine değmez gökdelen! Höykür içindeki esir türküyü Başlasın yeniden o soylu şölen. |
Karşılıksız Aşklar Anne, hani karşılıksız çekler vardır ya, Bankaya gidince; elin boş kalır, Gülüm; hani; karşılıksız aşklar vardır ya, Gerçeği öğrenince, gönlün boş kalır... Gül solar içinde, gönül bahçen; hep hopan kalır, Hep hopan kalır... Annem, aşk kısacık zamandai saçın ağartır, Gökte yıldızın söner, dünyan karartır, Şen hayattan sana bir; matem yaratır, Hayatın sonrası, başıboş kalır... Gül kurur içinde, gönül bahçen; hep hopan kalır, Hep hopan kalır... Anne, dermisin; inanma artık; sevdaya, aşka, Gülüm, sevmeseydim mi dersin, seni keşke, Kilit vururum gönlümdeki o köşke,atarım anahtarı denize, Giderim, hatıralar bile hep sarhoş kalır... Gül ölür içimde, gönül bahçem hep hopan kalır, Hep, hopan kalır... Ne alırım bir başkasını, gönül sarayımdan içeri, Ne başka bir gönüle girerim ben de, Gül öldükten sora, boş bir evren kalır, Ne ben kalır, ne can kalır, Annem, gül öldü içimde, gül öldü,sevdiceğim öldü, Oğlunun gönül bahçesi, hep hopan kalır, Hep hopan kalır... |
Bahar/nâme Cemrenin yeni günü Kardelen kış sürgünü Uyandı kara toprak Şebboylar kar gibi ak Mahzun hislere vedâ Bitti leyle-i leylâ Mesrur eder insanı Mevsimlerin sultanı Sâki, âb-ı hayat sun Esrarlı, aşkın füsun Hercaice uçuklar Açıldı tomurcuklar Dilâranın duruşu Zümrüt-ü Anka kuşu Baharat yüklü kervan Çimenzar elvan elvan Âteşin bir endişe Diren bu dirilişe Yalazlandırır buzu: Kalbimizin nevruzu Mart’ın yirmi biridir: Sabreden gök-eridir Tabiatın dokusu Sümbül Sinan kokusu Tılsımlı bir canfeza Büyüleyen yakaza Şimşek çakar nâgehan Neşve bulur tüm cihan Erguvanî bir yağmur Şiirli, lirik mezmur "Vakt-i çeragan gelmiş" Mümkün değil becayiş Gülşen cennete nîşan Vecd içinde dervişan Müjdecisidir nâs’ın Hızır ile İlyas’ın Revnaklı bir nûr-dağı Şeddat’ın İrem bağı Ol ismiyle müsemma Remiz: esma-i hüsna Esenlik, kutlu sabah Gönüllerde inşirah Ulvî eleğimsağma Arzdan semaya ağma Gül filizi: Elif/lâm Lâ/teşbih ü lâ/kelâm. Her bahar Ruh bahtiyar. |
Ölümüne Sevgi boş karanlıklarda gölgeni aradım hep yüzünü ellerimin içinde avuçlarımda hissettim çoğu an göz yaşlarım sel olup aktı hep ardından hiç bir zaman utanmadım uğruna ağlamaktan karanlıklarda etrafıma ışık saçardın benim bana yaşama isteği acılara katlanabilme gücü verirdin hüzünler bile bir başka çekelirdi senin yanında gülüşler bir başka içten olurdu sen varsan eğer şimdi gündüzleri bile benim için karanlık geceler ise bir mum ışığı gibi aydınlatıyor içimi yüreği ne başı nede sonu belli olan bir dipsiz kuyu misali battıkça batıyor günden güne can veriyor hayalimde yaşattım seni çünkü hayalimde bir başka güzeldi gözlerin gülüşlerin daha sıcak bakışların ise daha bir anlamlıydı bir zamanlar seni kollarımın arasına alabilme şansını veran kader şimdi hasretinle yaşamayı hayallerinle avunmayı öğretiyor bana en azından hayallerimde yaşatabiliyorum seni en azından hayallerimde öpüyorum seni kırk yıllık sevgililer misali gerçekte olmasanda hayallerimdesin her an ama gerçekteki gibi değil hayallerdeki gibi ama vefasızlar gibi değil ama seviyorum deyip gidenler gibi değil ölümüne sevenler gibi BENİM GİBİ |
İlk defa göz göze geldiğimiz anı hatırlıyormusun? Kaçamak bir buluşmasıydı bu gözlerimizin. Seni istiyordum, biliyordun... Bakışların duygulu, anlayışlıydı, özlemliydi zaman zaman. Bakışların bir şarkı söylüyordu hiç bilmediğim. Seni dinliyordum, bakışlarını dinliyordum. Dağbaşında apansız karşıma çıkan bir pınardı sanki gözlerin. Eğilip su içmek istiyordum kirpiklerinin arasından. İçimde yaktığın ateşi söndürmek istiyordum. Ama o ateş gitgide büyüdü işte! Şimdi biraz da sen yan artık, benim yanacak yerim kalmadı. İnanamıyorum sen varmısın? İnanamıyorum bir türlü. Tuttuğum ellerin mi? Öptüğüm dudakların mı? Kim bilir? Belkide yoksun, ben bir rüya görüyorum, biraz sonra uyanacağım. Her şey ansızın silinecek. Ne saçların kalacak ortalıkta, ne gözlerin. Yine kahredici yalnızlığıma döneceğim. Biraz daha yıkılmış, biraz daha sensiz. O gün ilk defa seni gördüm. Düşün sen dünyaya geleli beri kaç yıl geçmiş aradan. Düşün ne kadar çok özlemişim seni? Öyleyse hiç gitme ne olur? Vereceğin her kedere razıyım. Acıların en büyüğünü sen tattır bana, zehirlerin en şiddetlisini senin elinden içeyim. Ama gitme ne olur? Dudaklarım kurumuştu, içim yanıyordu. Suya hasret, kurumuş bir ot gibiydim. Yağmur olup yağdın üstüme, yeşerdim, filizlendim. Sonra güneş oldun, hayat verdin bana, koku verdin, renk verdin. Şimdi bırakıp gidersen bir daha ve son defa yine kuruyacağım, dağılıp toz olacağım anlıyor musun? Çünkü senden sonra kimse gelmeyecek, biliyorum. Kimseler çalmayacak kapımı. Gidersen beni bana mahkum edeceksin, keşke ölsem diyeceğim o zaman, keşke ölsem! Şimdi sendeyim, seninleyim, seni yaşıyorum. Beni bana bırakma! Senden bir parçayım artık, belki de baştan başa sen oldum farkında değilsin. Beni bana bırakma! Sen olduğun için mutluyum. Sen olduğum için de. İstersen ben olma. Hiç benim olma. Ama bırakma beni ne olur? Beni bırakma! Ümit Yaşar OGUZCAN |
Yaşamın Yarısı sessizliğin başladığı saatlerde çayımı demler yudumlarım her saatini usulca geceyle beraber penceremden semaya, yıldızlara ordan memlekete bir yolculuk başlar. demin kıvamında bir bir hayal başucumda durur. bir anda odanın duvarlarına yansıyıverir. o an düşlerim başlar herşeyim olan. kaparım gözlerimi gecenin karanlığıyla geceler bazen iç çekiştir, boğazında düğümlelen nefesin , az da olsa tebessümün, sabaha kalansa nikotinli ellerine düşmüş bir yüzün. |
Karşılıksız Sevdanın Bedeli Biliyorum beni sevmiyorsun Kimbilir başkasıylasın şimdi Aklına bile gelmiyorumdur İsmim de birşey ifade etmiyordur sana Cismim de Hatta içimdeki kocaman sevgin de Oysa sen benim için çok özelsin İsmin de cismin de çok özel Ruhumdaki ursun sen Her geçen gün beni tüketen Hastalık kadar ilaçsın da Ama ben ilaç alamayan fakir bir çocok gibi ÖLMEKTEYİM! |
Yaprak ve Ben Bir yaprak yere düştüğünde Üzülür mü? Toprağa düştüm diye Yoksa, toprak mı sevinir ? Yaprağa kavuştum diye Hayat göz pınarında Saklanan bir damla yaş Dökülen yapraklar da Dertlerimle hep sırdaş Bazen boş sokaklarda Çaresiz yürüyorum Sararan yapraklarda Kendimi görüyorum Gönlümü hasret sarar Islak kaldırımlarda Gözler, sevgili arar Ömrün son baharında Tükenirken umutlar Yapraklar gibi bende Toprak olur sevgiler Yine aynı bedende |
Bir Kuşun Hikayesi Yaz akşamları hasret çekerdi gönlüm Bir kuş gibi çırpınıverirdi Konmak istemezdi hiç bir yere Çünkü ya avcı vuracaktı onu Ya da bir kediye yem olucaktı Nihayetinde derin bir kuyu buldu Sığınacak köhne bir mekan Zavallı kuş zavallı yüreğim Nereden bilirdi o kuyunun en kötüsü olucağını |
| Saat: 15:20 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık