![]() |
Bir Bahar Günü bir bahar günüydü buldum seni seni bulduğumu farketmeden buldum sen olduğunu farketmeden buldum gözlerindeki ışığı gördüm gözlerindeki çocuğu gördüm o masum o gülen ama hep bedbah çocuğu ellerindeki sıcaklığı hissettim ellerine dokunmaya çekinerek baktım gözlerine sözlerindeki samimiyeti hissettim inandım sözlerine kandım bile bile davranışlarında ki güveni hissettim haklıydın ne yaptıysan doğruydu ne söylediysen bir bahar günüydü seni sevdiğimi farkettiğim kendime bile itaraf etmekten korktuğum gözlerine bakamadığım bir günü farkettim ve an acısı ise bir bahar sabahı uyandığımda kalbime saplanan bir acıyla seni kaybettiğimi hissettim bir bahar akşamı kazandığım seni bir bahar sabahı kaybettim |
Kırık dökük hayallerim pencere önlerinde saklı, Bu şehre öyle bir yağmur yağmalı ki; Sokak lambaları birdenbire kapanmalı, Gözlerimden kanlar boşalmalı, Bu şehre öyle bir güneş doğmalı ki; Seni benden ayırmamalı arkadaş. Titrek bir ses, yorgun bir kalem, Garipliğimizden ayırarak sakladığımız yoksul bir gömlek, Dudaklarımızda ayrılığın türküsü, Bakıp da gördüğümüz cam kırıntıları gözlerimizde, Bu ülke, bu şehir, bu sen üstüme geliyor arkadaş. Senin yokluğunda ben darmadağınım, Ağırdan çıkıyor kelimelerim, Beni bırakamazsın arkadaş. Sözün var bana, meylere kalkacaktı kadehlerimiz, Hergün kanayacak değildi ya yaramız, Mahsun takvime birgün büyük bir çarpı atacaktık, Elveda diyecektik birgünlere, Bir şafak vakti buluşacaktık ölümde, Bir şafak vakti, bir şafak vakti ayrılacaktık, Gidemezsin arkadaş, beni bırakamazsın, ağlayamazsın da, Sözün var bana, beni bırakamazsın arkadaş. Hesaplarımız yarınlara karşı, Eşittirlerimiz aşklara karşı, Seni seviyorlarımız gece yarılarına da olsa, Beni bırakamazsın arkadaş. Bir cigarayı tek içmeye alışkın değilim ben, Alnı dik yürümeye de, Bir ekmeği bölmeden yiyemedim, Bir şarkıda yalnız ağlamayı da öğrenemedim, Kelepçesiz aşklara da,dağlara da alışkın değilim arkadaş. Kaç gecedir uykusuzum, Gözlerim kan çanağı gündüzlerden kalma, Hani bizim yoksul bir gecelerimiz vardı arkadaş, Şiirler okurduk karşılıklı, Karanfillerden seni seviyorumlar hazırlardık aşklarımıza, Düşüp hasta olunca yataklarda, Sıktığım yumrukları sen açardın arkadaş. Bu şehrin bütün duvarlarında imzamız var, Bu kor gecelerde omuzlarımız var, Beraber beş parasız yürüdüğümüz caddelerde, Sözlerimiz, yeminlerimiz var, Kanlarımız, canlarımız, anamız, babamız, yarlarımız, Varlar var arkadaş. Sanki biz değildik gıcırdanmış öfkeler kusan hayata Beni bırakamazsın arkadaş, Sözün var bana ağlayamazsın da, Gidemezsin arkadaş, terkedemezsin hayallerimizi. Hani birgün soracaktık yalnızlığın hesabını, Ellerimizi tutup bırakanlardan, Ceplerimizi boş koyanlardan, Önümüzde durup, durun ulan nereye gidiyorsunuz diyenlerden, Alınacak, sorulacak bir hesabımız vardı arkadaş. Yoktu be yoktu işte lanet olası para, Ne olacak ki dedik, bizim aşkımız var, Ne olacak ki dedik, bizim yarınlarımız var, Ne olacak ki dedik, mangal gibi yüreğimiz, estergon kalesi kadar sert bileğimiz var, Yoktu be yoktu işte lanet olası para. İşte o yüzden de yarimize bir yüzük alabildik ağlayarak, İşte o yüzden de canımızı verdik gülen gözler için, Çekip gittiler birer birer, Geride bir çift söz bıraktılar, Her şey için sağol, Şimdi sen gidemezsin arkadaş, Beni bırakamazsın, Sözün var bana terk edemezsin, Beni bırakamazsın arkadaş. Bilmem hatırlar mısın, Bir Pazar günü bir dilek çiçeği almıştık, Ben yarim için bir dilek tuttum, Sense bir kırmızı araba için, Hani o en sevdiğin modelden, Zamanla çiçek yüz verdiğinde nasıl da sevindik, Çoğu zamanlar onunla konuşur, onunla dertleşirdik, Her yeşerdiğinde daha da bir gülerdi gözlerimiz, Geçen sabah gördüm dilek çiçeğimizi, Boyun bükmüştü arkadaş, Gözyaşlarıyla sulardım her sabah, Umutlarım güneşiydi onun, Eksik olan birkaç gece parçasıysa demiştim, Onu da koydum yarınlarımızdan, Oysa ki, hey Allah’ım, Dilek çiçeğimiz boyun bükmesin diye dualar etmiştim, Kana kana ağladım, yana yana, bastıra bastıra ağladım arkadaş. Oysa ki yıllar öncesinden sözüm vardı, Ben bana bile ağlamamıştım arkadaş, Şimdi ben bana ne derim arkadaş, ben bana ne derim. Bir yarim vardı bilirsin, Hani sen de severdin, Kadeh tokuşturduğumuz akşamlarda mutluluğumuza içerdik, En mutlu günlerimizde sen de vardın, Yoksa mutlu günlerimiz değil miydi, Sadece gülmüş müydük arkadaş. Geçenlerde gördüm yarimi, Acıma tuz bastım da sana dilim varıp söyleyemedim, Bir başkasıylaydı, mutluydu, kahkaha atıyordu, Hep bunu isterdik ya, Mutlu olsun, yolu açık olsun, Dudaklarımızda hep bu nakarat vardı, Şimdi sen gidemezsin, Dudaklarımda bu nakaratı tekrarlatamazsın arkadaş. Hüzün kokar demlediğim çaylar, Savrulur cigara dumanı yalnızlığıma, Güneş küser rüyalarıma, Ay omuzlarıma doğar, Darmadağan ulurum yine bu kor saatlerde, Yetim hakkı bu bendeki gidemezsin, Öksüzlüğümün bu son deminde bırakamazsın yumruklarımı, Beni bir vuran şehre işleyemezsin, Gidemezsin arkadaş, Beni bırakamazsın, Sözün var bana ağlayamazsın da, Gidemezsin arkadaş, Gidemezsin arkadaş, Beni bırakamazsın, Sözün var bana, terk edemezsin beni, Gidemezsin arkadaş... İbrahim anıl |
Susma Konuş Benimle Susmalar ayrılıktan da beter... Ah benim yüreği yaralım Sevdası yarım sevdiğim, Suskun bakışlarını gönderme bana Taşıyamıyorum.... Kanatma yalnızlığımı sessizliğinle Dayanamıyorum.... Kurşuna dizme beni küskünlüğünle Hak etmiyorum.... Bir ses, bir söz gönder Varsın anlamsız olsun. Konuş ki sözcüklerinle Uçurumlar dolsun |
Aşktan kurtulamazsın Bir gün, belki bir gün sen de seversen Sevgisiz bir hayat düşünemezsin Sen de ararsan, sen de özlersen Sevdiğini bırakıp gidemezsin. Aşk yarası kalbini sararsa her cepheden Duygularınla baş edemezsin, Düğüm düğüm olursa tüm belleğin Kendi kendine söz geçiremezsin. Aşktan sarhoş olup, kendinden geçince, Ne nedir, kim kimdir, bilemezsin Tüm umutların isyan edince, Kendi soruna kendin de cevap veremezsin. Kurtulmak istesen de bu sevdadan Aşk bir kaledir yıkamazsın, Bir kez girdin mi içine, Çıkmak için çalışma, boşuna çıkamazsın. |
Ölümüne Ölüm. . . Şiirle karın doymadığı doğruydu, Şimdi sensizliği yaşıyorsam, Bir gün görülecek hesaba cevabım içindir. Bulutların ağlayamadığı, Ve güllerin rengi solduğu zaman, Güneşin doğmadığı, Bir yığın duygusallığın omuzlarında taşındığın zaman, Gemilerin demir aldığı, Yağmurun yağmadığı zaman, Beni en kör sözlerle hatırlayacaksın! Hani derdim sana, Seni benim kadar seveni asla bulamayacaksın! Belki inanmayacak, Ama görecek ve bunu yaşıyacaksın... Sen siyahı bense beyazı sevmiştim, Kefen rengi olduğu için, Hiç aklımdan çıkmıyor ölüm, Ölümü bana sevdiren, Dünyada ki haksızlıklar, Zülüm, Ve gülüm... İyi ki var ölüm. Hem orda kimseye haksızlık yapmıyorlarmış, Kişi sevdiğiyle berabermiş, Annemiz orda, Babamız adem, Göremediğim dedem, Ve en sevgili peygamberim; İnsanlığı sevgiye davet eden, Birde gülüm var orda! Yüreğimin en taze tarlasında yeşerttiğim, Kalbimin serasın da büyüttüğüm, Ve sonunda soldurduğum, Öldürdüğüm, Bağrıma gömdüğüm, Yeni giden... Bir de hesap yönünü sevdim ki mahşerin, İkiyle ikinin toplamı dört değil orda, İkisinden birinin kalbi bozuksa, Yada ikinin ikide hakkı varsa... Şimdi kendinle ne kadar gurur duysan azdır, Peşine takıp sürüklediğin imamdır, Ve bilesin ki oda bir insandır!.. |
Düş Kuranlar Başına sevda çiçekleri ektim Büyüdüm büyüttüm sevdaları Düşlerimi eskitemedi yollar Karanlık sokakların yalnızlığında bir ben bir de düş kuranlar vardı Düşler sokağı yalnızdı Korkuyordu yalnızlıktan Düş kuranlar yorulmadı sevda çiçeklerini sulamaktan Yorulmadı umudu düşle, düşü güneşle yoğurmaktan |
Kaçamam Geceleri arsız hayalin çıkıp gelir, Ben, aldırmam... Gündüzleri herşey anıların hatırlatır, Ben aldırmam... Giderim bu şehirden, Hayalin ve anıların toplar bavulunu peşime düşer, Ben aldırmam... Gökyüzüne bakarım, İnadına bulutlar sen olmuş bakar. Ağladığım anlaşılmasın diye, Yağmurda ağlarım, Su birikintilerine yüzün düşer... İster, istemez aldırırım... Bilirim ki kendimden kaçamam... |
Severek Öldü Yazın Mezar Taşıma hep ağladım gözyaşı döktüm karalar bağladım yas tuttum gittiğin yollarda çaresiz kaldım güldürmeyen yıllara sorun beni o benim canımdı o benim hayatım güneş doğmuyor gönlüme gelmiyor baharım ölsem de artık akmaz bir damla kanım sevda kurşunuyla vurun beni kimim var ki, derdimi anlatayım kaybettiğim o sevgiyi nerde bulayım ağlayacak halim varken nasıl mutlu olayım sabahı olmayan gecelerime sorun beni gözyaşlarımı sildim görmesin diye gülümsedim üzüldüğümü bilmesin diye adres vermedim peşimden gelmesin diye vefasızlardan hayırsızlardan sayın beni yıllardır çektirdi bana bahtım kara yazılmış neyleyim alın yazım genç yaşta kurudu dalım yaprağım sarmaşık güllere sarın beni ömür geldi geçiyor bak yana yana saramadım sevdiğimi doya doya ayrılık zehiri karışmış kanıma balla şerbetle yıkayın beni sevenlere örnek olsun aşkım görenlere ibret olsun naaşım vasiyetim size bütün dostlarıma sevgilimin yanına gömün beni çok sevmiştim eremedim murada hep yaralı gezdim bu yalan dünyada kapatırsam bir gün gözlerimi ebedi hayata severek öldü yazın mezar taşıma |
Beni Benden Aldın Umutla beklerim, zaman yavaşlar, Sevincim kaybolur, hüzünler başlar. Başıma yağarken çiçekli taşlar, Geldiğin yollara bakamam artık. Yürekten sevenler çıkmaz sözünden, Sevda cevherini atmaz özünden. Sevgine aldanan gönül yüzünden, Yağmur yaşlarını dökemem artık. Her söz verişinde yollara baktım, Nice duyulmamış türküler yaktım. Mavi gökyüzünü sana bıraktım, Hasret bulutundan çıkamam artık. Sevgi bahçemizi yaktığın korla, Uzakta bir yıldız kalarak parla. Gülen gözlerinden esen rüzgarla, Kendimi yeniden yıkamam artık. Yalan sende meslek, bende de ayıp, Sevgi gurbetinde yüreğim kayıp. Sağır kulağına sevdamı sayıp, Karşında boynumu bükemem artık. Gönlüm gözlerinin izine düştü, Yalan sözlerinin közünde pişti. Taptuk kapısına hizmete koştu, Ben senin kahrını çekemem artık. |
RÜZGÂR TUTAN ÇOCUKLAR Göğün öte yüzünde rüzgâr tutan çocuklar Nasıl okuyorsunuz ruhlarını sözcüklerin Hem de büyük harflerle Tanrınız yok mu sizin Ki öptüğünüz her sözcük kanıyor Göğün öte yüzünde rüzgâr tutan çocuklar Harfler efendimiz Sözcükler tanrımızdır Şiir yanıltmaz bizi Rüzgârınız bol olsun |
| Saat: 02:57 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık