![]() |
Giden geldi Giden geldi, giden geldi Gelmez dedin, giden geldi Bir oktur ki, sinem deldi Bir sen gelmedin Güneş bile battı geldi Ay kaşını çattı geldi Şimşek dersen çaktı geldi Bir sen gelmedin Çini çini kuşlar geçti Kara kara kışlar geçti Çizgi çizgi yıllar geçti Bir sen gelmedin Kaplumbağa bile geldi Yılan dersen dile geldi Kuşlarla bir kurtlar geldi Bir sen gelmedin Deprem geldi seller geldi Kasırgayla yeller geldi Hızır gitti, mahşer geldi Bir sen gelmedin Deniz sudan çıktı geldi Dağ kendini yıktı geldi Azrail mum yaktı geldi Bir sen gelmedin Alıntı |
Ankara yalnız ülkemin değil, şiirlerimin de başkentisin. haftaiçi halini görmek, yaşamak mümkün olmasa da, hafta sonları kızılay dan, etimesgut ataşıdığım en güzel anılarımın içindesin. tarih..? ulus la, kızılay arasındaki yolu, parasızlıktan aşındırdığımız günler işte, tam olarak bilmiyorum. tunalı hilmi caddesinde el ele yürüyememiş olsam da sevgilimle seviyorum seni ankara.. otobüse kaçak binip, etimesgut a uzanan karlı caddelerini seyrettiğimde. tarihsiz ajandamda, tarihsiz anılarımı, ve mısraları felsefeyle örülü, tarihsiz şiirlerimi yazdığım şehirsin tutamadığım, akıp giden gençliğimin şahidi, sen sen tarihsiz tarihimin en anlamlı yerisin Osman Açan |
Keder Sana Yakışmıyor Ne kadar değişmişsin görmeyeli, Ellerin güzelliğini kaybetmiş nasırdan, Hüzün rengi almış saçlarının her teli Gözlerine gölgeler düşmüş kahırdan, Gözlerin ki, gördüğüm gözlerin en güzeli Ne kadar değişmişsin ben görmeyeli Böyle mahzun kederli değildin eskiden Fıkır fıkır gülerdi gözlerinin içi Dudakların nemliydi sevgiden, arzudan Yapraklarına çiğ düşmüş karanfiller gibi Baygın kokusuna anılarla beraber giden Böyle mahzun kederli değildin eskiden Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar Ağlamaktan mı karardı gözlerin Bir zamanlar gözyaşını sevmezdin Şimdi nerden yaşardı gözlerin Hasta mısın, yorgun musun nen var Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar Arzular vardır bilirsin anlatılamaz Eskisi gibi kalsaydın ne olurdu Taptaze, ıpılık kar gibi beyaz Keder sana yakışmıyor gül biraz Arzular vardır bilirsin anlatılamaz. Victor Hugo |
Şiirin şehveti ... öğle sıcağında şiir yazma bana gecenin karanlığı ve büyüsü sinmeli mısralarına tutkunun kokusu başını göstermeli gözlerimi kapatabilmeliyim, gece gözlerimi sana çevirmeli.. bir parça mavilik almalısın denizden ve bulaştırmalısın yüreğime öyle parça parça değil bütün bedenime hele bir de yağmur yağarsa, değme keyfime tut kolumdan sürükle beni.. yapış saçlarıma dansa kaldır beni öyle sıcağında şiir yazma bana gecenin gölgesi örtmeli kelimelerin üstünü üşüyen arzular bir cümlenin içine sığınabilmeli utanmadan soyunabilmeliyim, utancım dudaklarında bakireliğini yitirmeli itinayla akıtmalısın isyanlarımı ve fırlatmalısın uzaklara öyle yavaş yavaş değil, bir belayı uzaklaştırırcasına hele bir de kolların sarmışsa beni, dokunma sessizliğime al başımı daya göğsüne.. okşa ruhumu beni benden istercesine.. öğle sıcağında şiir yazma bana bekle geceyi bütün korkuların çekip gitmesini gizlice.. görünmeden sana gelmemi bekle gecenin notasız melodilerini gecikmişliğini delirmişliğini.. ne vakit saat geceyi vuracak ne vakit yüreğimin artçıları bedenini sallayacak ne vakit sen içimde.. ben dışında olacağım o vakit şiirlerin en güzelini.. en tutkulusunu ve en haylazını yaz bana.. yüreğinde uyuya kalırsam.. sakın uyandırma.. Alıntı |
Rüya Gök dibinde havuzun Sularda ellerimiz Bütün emellerimiz Anlaştı uzun uzun Sular soğuk bir ışık, Bakıyoruz havuza; Suda omuz omuza İki gölge karışık! Bir kırık ay havuzda Ağır ağır kayboldu. Havuz şafakla doldu Gün doğdu ufkumuzda Gün doğdu ucundan Ellerimi bıraktı. Birkaç damla yaş aktı. Parmakllarımın ucundan! Yusuf Ziya Ortaç |
Zaman Düştü... Gözlerin gözlerime baktığı zaman Gözlerime gözlerinden vuslat düştü Gözlerime visalinden fırat düştü Gözlerin gözlerime baktığı zaman Mekan durdu bir an,durdu zaman Yelkovanın içine bir akrep düştü Aşkın kağıdına mürekkep düştü Mekan durdu bir an, durdu zaman “Seviyorum seni” dediğin zaman Kordan kalbime bir rahmet düştü “Ben de” demesi zor bir zahmet düştü “Seviyorum seni” dediğin zaman Alıntı |
Yediveren .... Sen tutuşan kitabın mürekkebi, ismi hüzünle yazılan sen Suyun ateşten yanan akrebi, sensin ey yediveren! Yıldızlar kocaman görünür, parlaktır baktığın pencereler Geceler güneşlere bürünür,gündüzdür ağlarken geceler Sesin sevda taşıyor yarına, yarına rüya seher olur belki Hasretim tuz olur yarana, hasret sana çıkan yolların ilki Bir ses versem sana uzaktan,dökülür mü yere güllerin Vuslatım anlamaz tuzaktan, vuslatım bendeki gözlerin İçim ateşler harmanı, yanar ama yandırmaz bendeki ben Sensin ateşlerin dermanı, ey aşkımın gülü, ey yediveren! Şiir can verirken ağıtlarda, seninle cennet yüzü görmüş Kader ki noktadır kağıtlarda, mısraları kederle örmüş Islak çöllere düşen sensin, kuruyunca ağlar mısın yoksa Islak cehennem isterim dersin, çöllerde kurumaktansa Son firâkına isyan yok ama, yüreğim gidişinden lerzân Yeise düşmek dursun bir yana, recam seninle her an Mızraklar sineme saplandı, sen gideli ruhlar üryan oldu Kalbimiz karalarla kaplandı, aşk libasımız ziyan oldu Ey beni bende değil “O”nda, benimle değil “O”nunla seven Sana “O”nunla geliyorum yeniden, nerdesi Alıntı |
Mevsimlik Şarkı .. kanıyor takvimden gamsız ağaçsız evlatlarını döver gibi seven bir sonbahar güvertesinde adresini şaşırmış kayıp bir nisan yağmuru ömrümün sol anahtarısın hazan makamının kapısını açan ne nisanlar gördüm ben ilkbahardan kaçarken bir mızraba tutunan ne bileyim ben böyle bir seydir herhalde bir mevsimin şarkısı ya da mevsimlik bir vivaldi sancısı... ekim kasım işlerini öğrenirken bir keman ağlamayı bir de şarkıya söz yürür yeşile aldanır suyun kudreti ve sen hiçbir zaman sol anahtarı yaptıracak bir çilingir bulamazsın bana kalırsa sen ömrünün sonuna kadar o şarkının kapısında kalacaksın! Alıntı |
Aşk Aşktır Aşk dibi görünmeyen göl Aşk kıpır, kıpır akan dere Aşk coştukça coşan çağlayan Aşk başını suya soktuğunda yalnızlık Aşk ılık bir meltem Aşk deniz kıyısında imbat Aşk deli gibi fırtına Aşk fırtına öncesi sessizlik Aşk rüzgarın içine girdiğinde yalnızlık Aşk alaca karanlıkta ki gökyüzünde parlayan yıldız Aşk gün ağarırken tan yeri Aşk gün batımı sessizliği Aşk bir uzaklaşıp küçülen, bir yaklaşıp büyüyen dolunay Aşk alacakaranlığın içine girdiğinde yalnızlık Aşk alev, alev yangın Aşk duman, duman kor Aşk patlayan yanardağ Aşk eriten lav Aşk ateşe girdiğinde yalnızlık İşte aşk böyle hepsi var hepsi yaşanır sonunda hep yalnız kalınır... Söylenecek daha ne vardır... İçtiğin kahve gibi böler uykunu İçtiğin sigara gibi öksürtür seni İçtiğin alkol gibi gevşetir seni Ve elinde avucunda ne varsa alır kumar gibi Ya vazgeçersin Yada yakındır ölümün... Aşkın ne adı konur ne de sana yaşattıkları anlatılır... Aşk aşktır....... 08/06/2004 Ayfer Ersoy |
Yarım Bıraktın Beni... gözlerimdi gözlerinde eriyip biten beni bir hiç eden.. kendimi unutturup seni düşündüren.. geceleri bir hançer misali kalbimi delen… giderken bir hoşçakal bir elveda bile demezken dudaklarımdaki cümleyide alıp gittin.. şimdi ıssız bir limanda denizler kadar yanlız ızlak kedi misali titrek bilirim gelmessin kahrolası guruun yoluna çıkar.. beni ezip geçen gurun şunu bil benim senin kadr gururum yok.. sanayende gururdan eser kalmadı gelme sevdiğim gelme şunu bil unuturum mecburen unuturum kirşenmiş sayfaları denizlerde.. o buram buram aşk kokan resmin şimdi küllerin içinde sevmeyeceğim artık gözlerimi kör edip görmeyeceğim içimi yakan gözlerini… imkansız aşkım Alıntı |
| Saat: 01:55 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık