![]() |
Yağmurda Yürü Saçlarına Karışsın Gökyüzü yağmurda yürü saçlarına karışsın gökyüzü kurumuş dere yataklarına aksın yanlış hüzünleri yüzünün tutuşsun teleklerin telaşlı adımlarında bir çiğ buğusu kadar hüzünlü bulut parçası: işte sevgin avuçiçinde yanmamış kına tazeliği yağmurda yürü saçların ıslanırken belki beni düşünürsün danteline işlediğin yanlışlığında yağmurda yürü bulutlar ve nemin buğusu. toprağın kokusu yaksın yüzünü kurtulsun ellerin senden.. uçup gitssin rüzgar kuşları sadece iki kocaman oluk olsun gözlerin ve şairler yağmurda ağlanmaz deseler de sen durma akıt kirpiklerini yüzüne yağmurda yürü saçların ıslanırken belki beni düşünürsün yaşanmamış bir duygunun burukluğudur bu mayıs gülüşlü bir çocuğun ak kağıttan yaptığı yelkenliler yüzer yüreğinin süzgün göllerinde ayrılıkların derin anlamıdır yüzündeki çizgiler yağmurda yürü saçlarına karışsın gökyüzü bir sigara içimi değil elbet ayrılık yağmurda yürü açarken dağlarda gelincik harman yerinde yüreğinin diner özlemi boğulur bahar çığlıklarında aklını çıldırtan suskunluk yağmurda yürü saçların ıslanırken beni düşünürsün Bayram BALCI |
Gitmek Umurumuzda olmasaydı, İşimiz gücümüz Çoluğumuz, çocuğumuz Anamız, babamız Avradımız, ağamız Neler olurdu dersin Aşardık benliğimizi Tutardım kolundan Sürüklenirdik ruhumuzun göçtüğü yerlere Doyardık bana, sana ve kalan ne varsa Çekerdik ruhumuza her bir hücreyi doldurasıya Doyarmıydık dersin Var mısın Soyunmaya |
Sen Bu Çerçevede Kim çekmişse çekmiş bu resmini. Kendinden de renkler katmış çekerken. Daha çok doğa koymuş içine, Deniz koymuş, yosun koymuş. Yüzün deniz mavisi, Gözlerin yosun yeşili! Hele bu dut ağacından çerçeve... Her bakışımda şaşırtan beni Becerisi değil de yapanın, Beğenisidir daha çok, Sana giden ağacı bilmesi... En dillisini seçmiş doğrusu, Dut da sözlü ağaçtır haaa!.. Mavilerinle, yeşillerinle, Daha bir başka duruyorsun içinde... Çerçevene çok yakışıyorsun, Yalnızlığıma uyduğun gibi... Neresinden başlayayım, Çerçeveyle bütünleşen resminin? Senin güzelliğini mi öveyim önce, Esintili, deniz gibi değişkenliğini mi? Tutup bu kıyılarda resmini çekenin Sanatını mı dile getireyim, Yoksa yaratıcısını mı çerçevenin? Bakışlarımdadır diye anlamın tümü Yalnızlığımla mı övüneyim? Hep bu aylarda... Hava birden karardı da Bir poyraz koptu mu Balıkkayası'ndan, Sökülür gider içimdeki tüm ağrılar Poyraz da sağlam havadır haaa!.. Hiç şaşmaz kardır arkası... Seni alır da karşıma, yosun yeşili Gözlerine dalar giderim. Yitirdiklerimi ararım maviliğinde. Yollar, beller kapalıdır artık, Deniz bile kar altındadır. Gemiler barınakta çifte demirli... Ne akım, ne yüksek gerilim, Kenti saran karanlık, kar altında... Bir tek mumdur seni diriltip yaşatan Yetiş benim düş gücüm, göster kendini! Çarmıha gerilmiş gibisin karşımda İsa mısın, Meryem mi, belli değil... Ben miyim, dört duvarla kuşatılan, Sen misin düşünen, Şevki Usta'nın çerçevesinde? Düşlerim mi, yaşamım mı, Şu eriyen mum ışığında!.. Rıfat Ilgaz |
yine sana, sensizliği anlatıyorum Yine sana, sensizliği anlatıyorum İçimi içime sığdıramıyorum, Yine geceleri uyuyamıyorum sen gideli. Unuturum diyordum, Ama onu da yapamıyorum, Yine sensizliği anlatmaya çalışıyorum sana... Geceleri yalnız yatağımda yatarken, Düşlerime dalıp dalıp seni hatırlıyorum, Beraber yıldızları saydığımızı, Günesin batisini izlediğimizi. Çok özlüyorum o günleri, Gözümün içine bakıp da, Seni seviyorum demeni. Şimdi ise, yalnızlığın acısı yüreğimde, Sensizliği anlatıyorum sana yine... Şarkimizi dinliyorum her gece, ve gözlerim doluyor seni düşündükçe, Ağlamaya çalışıyorum, Ama göz yaslarım bir türlü akmıyor, İçten, kalpten ağlıyorum ya, O bana yetiyor... Hayatim karardı birden, sen gideli, Gözüm görmüyor artık dünyadaki tüm güzellikleri, Zaten görmek istemiyorum da, Sen olmayınca hayatımda... Gözlerim dalıyor, dalıyorum taaa uzaklara Yine sensizliği anlatmaya çalışıyorum sana... İçim daralıyor sen gideli, Gör, ne hallere düşürdün beni. Bana değil, kendine cevap ver lütfen, Bütün bunlar değirmiydi...? Yalnızlık çöktü üstüme, Yoruldum, soluğum kesildi, Karanlıklar içinde bıraktın gittin beni, Yine günesin dogmasını bekliyorum, Doğmayacak biliyorum, Yine sana, sensizliği anlatıyorum... |
SERSERİ Yeryüzünde yalnız benim serseri Yeryüzünde yalnız ben derbederim Herkesin dünyada varsa bir yeri Ben de bütün dünya benimdir derim Yıllarca gezdirdim hoyrat başımı Aradım bir ömür,arkadaşımı Ölsem dikecek yok mezar taşımı Halime ben bile lanet ederim Gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar Ne kendisine yar , ne kimseye yar Bir rüya uğruna ben diyar diyar Gölgemin peşinden yürür giderim NECİP FAZIL KISAKÜREK |
Cam Kırıkları Özlemini Kanattıkça Özlüyorum Seni.. Hayatın sağlamasını yapınca sensizlik çıkıyor sonuçlar hep olmazlar üstüne yollardaki tabelalar hep uzakları işaret ediyor Sanırım hep başkaları olacak yaralarımı saran , senin sevgini hep başkalarının soğuk teninde, benim acılarımı dindirmelerinde hissedicem Sarhoş olup ağlıycam ulu orta, hep başka kollarda ,hep başka omuzlarda dokulecek goz yaslarım ve tum kadınların saçlarında seni kokluycam uzun uzun Keşke dur gitme diyebilseydim.. Keşke.. Ama giden sen değilsin giden bende ki sevdan , artık ayrılık vakti hadi git, git seni sevenlerin yanına ; sanırım sen daha şanslısın her benden gidişinde seni kucaklayacak birileri var hayatında… Sessiz bir kalabalık sarmalamış dört bir yanımı Sensizlik içime oturdu artık 10 yıllar yetmez seni unutturmaya Yıllar sonra senin gözlerinde gördüm yıldızları Gözlerinde o çocukluk heyecanımı yeniden yaşadım Seni tanımak heyecanlandırdı beni , seni özlemek tekrardan aşkı içimde hissetmek , gerçekten cok güzeldi fakat dediğim gibi güzel şeyler hiçbir zaman uzun sürmez Nefessiz kalana dek seni öpmek , seni koklamak , sana hiç ayrılmayacak gibi sıkı sarılmak… duyguların kelimelere dökülmesi çok zor aynı senden ayrı kalmak gibi Kendi kendime verilmiş en büyük ceza seni arayamamak ! En çok sende sevdim kendimi , özlemlerimi sende tanıdım sen içimdeki beni bana anlattın Seni çok sevdiğine inandığım ben değilim, artık başkalarının sahte yasını tutan sahipsiz sessizliğin karanlığından kurtulup yeni günün ilk ışıklarıyla kucaklaşmak isteyen bir martının çığlığıyla uyanmak istiyen benim Ben hayattan fazla bir şey istemedim üstelik pek bir talebimde olmadı … Son bir umutla sana sarılmak isterdim … ama kuyunun dibi hala karanlık ve ben hala karanlıktan korkuyorum belki de seni bir kez daha kaybetmekten |
Çatlak Bir çatlaktan sızan ışık gibi Girdin dünyama Ürkek ve birazcık Çatlağı genişletmek oldu tüm çabam Uzun zaman, Işık çoğaldı giderek Ve sen elinde bir mala Sevinerek Hep kapatmaya çalışıyorsun, Çatlak direniyor |
Okyanusum Kumsalda ayak izlerimizdir Geride bırakacağımız Ben kaybolacağım Okyanus mavisi gözlerinde Ve sessiz derinliğinde Sonsuzluğun. İçimi titretecek Bana her dokunuşun Ben kaybolacağım Okyanus mavisi gözlerinde Elimi her uzattığımda sana Boşluğu tutacağım Gözlerim hep arkada kalacak Yüreğim Okyanus mavisi gözlerinde Ellerim hep ellerinde kalacak Sıcaklığını içerek yüreğinin Ve ben hep yalnız kalacağım Kendi okyanusumda, Ve sen Kendi okyanusunda.. |
AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur... Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında. Hindistan@da Ganj Nehri@nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork@ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de... Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan... Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye... Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya... İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır... Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara... Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi... İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu... Birazdan sabah olacak... Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular başlayacak... Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım... Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış. Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek... Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak... Aşkta yarın yoktur sevgili... |
Sen ağlarsan, Gök, kubbe ağlıyor. İnci gibi gözyaşlarınla, Yüreğime kan damlıyor. Bülbül feryat edip, Hüzün şakıyor. Güller sana üzülüp, Boynunu büküyor.. Sen ağlama canım, Ben senin yerine ağlarım. Kederinle yüreğimi dağlarım. Varsın kararmış ruhum, Biraz daha kararsın. Yeter ki, o güzel yüzünde Gonca güller açsın.. Sen sevda perimsin. Gülüşünle güzelsin. Hassas ruhunla, Bende özelsin. Semadan yere inen, Tanrının lûtfu, İyilik meleğimsin.. Sen ağlama, Hüzün gözlüm. Hep gül şiir sözlüm. Yüreğim dayanmaz, Bir damla gözyaşına, Ölürüm! |
| Saat: 14:03 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık