MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Misafir 23 Nisan 2007 20:32

RÜZGAR

Şimdi bir rüzgâr geçti buradan
Koştum ama yetişemedim,
Nerelerde gezmiş tozmuş
Öğrenemedim.

Besbelli denizden çıkıp
Kıyılar boyunca gitmiştir,
Tuz kokusu, katran kokusu, ter kokusu
Yüreğini allak bullak etmiştir.

Sonra başlamış tırmanmaya dağlara doğru
Bulutları koyun gibi gütmüştür,
Okşayıp otları yaylalarda
Büyütmüştür.

Köylere de uğradıysa eğer
Islak, karanlık odalarda beşik sallanmıştır,
Güneş altında çalışanlara
İmdat eylemiştir.

Sonra başlayıp alçalmaya ovalara doğru,
Haşhaş tarlalarında eflatun, pembe, beyaz,
Kıraçlarda mavi dikenler..
Toz toprak gözlerine gitmiştir.

Şehirlere uğramış ki yanımdan geçti,
Haşhaş çiçeğine benzer kızlar görmüştür,
Bir gülüş, bir tel saç, allık pudra
Alıp gitmiştir.

Şimdi bir rüzgâr geçti buradan
Koştum ama yetişemedim,
Soraydım söylerdi herhalde.
Soramadım.
http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10181-1.jpg
CAHIT KÜLEBI


Misafir 23 Nisan 2007 21:59

CiKaR BeNi Ne OluR AnnE

http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifGünlerdir göremediğim yüzünün
Sıcağını sindiremediğim kucağının
Özlemini duyuyorum anne…

http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifBir boşlukta gibiyim sensiz
Akıp gidiyor zaman avuçlarımdan
Bendini dinlemez ırmaklar gibi
Durduramıyorum anne…

http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifDüşlerimde görüyorum seni, saçların bulutlar kadar ak,
Gökyüzü kadar sonsuz sevgiler yüreğinde
Şevkatle bakıyor gözlerin, herzamanki gibi
Küçücük bir bebeğim ellerinde anne…

http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifBu ne sıcak bir kucak!…
Can verdiğin bedeninden bedenime
Tükenmez sevgin, sabrınla, yüreğime
Yüreğinin atışları karışıyor anne…

http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifŞimdi uzaklardayım…
Hangi rüzgâr attı beni gurbet ellere…
Yüreğimdeki evlat sevgisi mi, ne?
Susma! …Ne olur söyle anne…

http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifSakınırken gözlerdeki nurdan
Bir yarım orda kaldı, bir yarım burda…
Bir soluk kadar yakınımdayken
Daha, daha sarıp da koklayamadım anne…

http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifYaşamın kuralı mı böyle? …
Kaybetmeden bilinmiyor kıymeti
Koşulsuz sevgi, ilgi nerde?
Bulamadım yerine koyacak birini anne…

http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifKaç mevsim geçti sensiz.
Boynu bükük çiçeklerin...
Gönül bahçende bensiz
Biliyorum, özlüyorsun sen de, özlüyorsun beni anne…

http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifZaman nasıl geçiyor, yanındayken bilemedim
Seni ne çok özledim…
Seni ne çok sevdim de söyleyemedim
Söyleyemedim anne…

http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifHer gün bir fırtına esiyor yüreğimde
Çığlık çığlığa kopan
Kuşların kanatlarında türkülerim
Ne olur dinle, dinle anne…

http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifKimi gün sızı oluyorsun yüreğimde
Kimi gün içime düşen top ateş,
Sanki gökyüzünün bütün bulutları gözlerimde
Sağnak sağnak yağmur oluyorum anne…

http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifDüşününce yaşanmadan geçen günlerimi
Yalnızlık korkutuyor beni…
Sanki ölüm tutmuş eteğimi
Yaşamak istiyorum, yaşamak anne…

http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifEsirgemeyip sevgini, uzat o güzel ellerini
Bir yanımla cocuğum hâlâ, anla!…
Kaybolmadan yaşam labirentinden
Çıkar beni ne olur, çıkar anne…


Leyla Işık


BLacK_HawK 23 Nisan 2007 22:06

Zaman Mı Geçti Ne

Zaman mı geçti, yok ben mi esriktim,
Zakkuma bağlardım güneşi,
Gecenin ağır ununu elerdim,
Ay benîisrail zeytini.

Anlıksal birliğin simgeleriydi
Gülkurusu, altın ve tirse,
Sirinksin yediveren sesi,
Asalbent, buhur kokuları içinde.

Ölmüşüm orda bir aralık,
Unutuverdim konuştuğum dili,
Ama ağacın kendisiydi,
Kavramı değildi görünen artık.

Melih Cevdet Anday


şirince 23 Nisan 2007 23:06

Melekler örüyor saçlarını sevgili
Dudaklarıma konan bir buse
Adına yakarmak kaldı nedensiz
Sesinden öte bir ses kaldı sevgili
Melekler örerken saçlarını

Acına hasret kaldım sevgili
Acına,
Sayarken düşen sarı yaprakları
Ve tükendi derken bütün söylenmişler
Yalnız susmak kaldı sevgili
Hasret kalmışken acına

Ölüm yaşayanlara kaldı sevgili
Mezarlardan yükselirken hayat
Uzatsan ipekten dokunuşunla parmaklarını
Zamanın derinlerine
Ölümle yaşayanlar kaldı sevgili
Ölüme sevdalananlar

Gözlerinde güneş destelenmiş sevgili
Karanlıkların içinde ararken güneşi
Adın takıldı aklıma
Ve güneş adında, adın gözlerinde
Aynalardan yansıyan ışıkların ötesinde
Sevgili,
Gözlerin güneşti destelenmiş

Bir avuç toprak kaldı sevgili
Uzatırken ellerimi aşkına
gül diye diken takıldı toprağa
Aşkın suya yazılmıştı, kırmızıya
Tutundum toprağa aşkın adına
Sevgili toprak bana yazılmıştı


Mystic@L 23 Nisan 2007 23:16

Dediğin olsun...

Ey sevdiğim güzel, benle dalaşa
Girme mi diyorsun ? Dediğin olsun...
Öfke oklarını yay gibi kaşa
Germe mi diyorsun ? Dediğin olsun...

Ne demiştin bana sen geçen Salı,
Kesiyorsun şimdi bindiğin dalı,
Sakın ha bir daha, yoluma halı
Serme mi diyorsun ? Dediğin olsun...

Sanma ki arzumdu düşmen bu hale,
Ne yapayım sen de kaldı ihâle,
Bundan sonra bana ne gül ne lâle
Derme mi diyorsun ? Dediğin olsun...

Yarın da var amma, unutma dünü,
Yok yere harcama şu genç ömrünü,
Değmem ben, kaptırma bana gönlünü
Verme mi diyorsun ? Dediğin olsun...

Hay hay dayanırsın kışa soğuğa,
Lakin sığmaz bu yük iki koltuğa,
Sen kim, mes'ut olmak kim, mutluluğa
Erme mi diyorsun ? Dediğin olsun...

Akıntıya karşı çekilmez kürek,
Kolay değil ki bu, güç kuvvet gerek,
Aşk çile demekmiş, yok bende yürek
Sevme mi diyorsun ? Dediğin olsun...

Dediğin Olsun - Kıvılcım Yayınları 2000

Mümtaz Beğen


şirince 23 Nisan 2007 23:20

Neler yazmadım şu deftere,senden sonra ve senleyken de...
Mutluluğum, sevgim,aşkım ve bunun yanında keder de...
Şimdi neler yazmak isterdim sana, yüreğimdeki sitemle,
Fakat biliyorum ki; anlamayacaksın gene...
Seni cümlelere sığdırmakta güçlük çekiyorum,
Herşeyi anlattım da; sana geldi sıra fakat anlatamıyorum...
Gözlerim ufak çocuklar gibi seni arıyor,
Kalbimde beni dinlemiyor, vefasızlığını anlatamıyorum...
Hasta olduğun an geldi şimdi aklıma,
Yüreğim acırdı... sana belli etmezdim ama,
Sanki kanser olmuşsun gibi korkuturdu beni
Kanser değildin, ufak bir griptin aslında...
Şimdi ben hastayım, peki sen niye aramazsın?
Bilmiyorum halini seninde,bilmem hasta mısın?
Aramam seni sevgili;
Benim olmayışın varken sesini duyunca nasıl dayanırım......

Seni anlatmak isterdim ama olmadı
Kalem kağıt yetersiz kaldı,
Sana olan sevgim o kadar büyüktü ki;
Bunu kimse anlayamadı...
Yolların hepsi ayırıyordu bizi,
Seçme hakkın olsa ne olur,
Severken seni bu kadar
Ayırıyor bizi bütün yollar!!
O kadar sevdim ki seni
Ayrılmamak için, bırakma diye beni
Önümdeki yolları görmedim
Olduğum yerde sabit kaldım,
Asla gitmedim ileri..
İmkansız aşklar mı bu kadar büyük olur sevgili;
Ulaşılmaz olduğun için mi
Bu kadar sevdim seni..


Sedef 21 23 Nisan 2007 23:25

lanet ve sevgi

seni seviyorum desem yalan nefret ediyorum desem de yalan
dün nefesimdin ve simdi nefretimsin.
keske seni tanimamis olsaydim belki bu duruma gelmezdim
kendi kendime soruyorum ki neden neden seni sevdim
hani diyerler ya askin gözu kör olur galba bende sana
karsi gör oldum.
senin askinla yasmamadim yasiyorum sandim ama daima senin
yalanlarinla yasiyormusum lanet olsun sana.
yalan degil diyorsun seni seviyorum diyorsun hani bana karsi askin
benimle oynayip seni seviyorum demek askin mi oluyor.
yaziklar olsun sana.
sen bana ersey söylemedin ama ben herseyi kendim
basima ögrentim kendinden utan yaziklar olsun
sensiz yasiyamam diyorsun ölurüm diyorsun hic düsünmedin mi sonrasini


mesut sahin |


şirince 23 Nisan 2007 23:31

her şey yapılabilir
bir beyaz kağıtla
uçak örneğin uçurtma mesela
altına konabilir
bir ayağı ötekilerden kısa olduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir
süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine
bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
her şeyden
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla
sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerim içimde gizlidir
gelen giden açan soran bere budak yok
bir şiir istersin

"içinde benzetmeler olan" kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok.
Uzun bir yoldan gelen
Tedariksiz katıksız bir yokuyum
Yaralı yarasız sevdalardan geçtim
Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
Her seyı anlattım
Olan olmayan acıtan sancıtan
Bilsem ki sana varmak içindi
Bütün mola sancıları
Bütün stabilize arkadaşlıklar
Daha hızlı koşardım
Sever adım gelirdim
Gözlerinin mercan maviliğine
Sana bakmak
Suya bakmaktır
Sana bakmak
Bir mucizeyi anlamaktır
Sana sola bakmadan yürüdüğüm
yollar tanıktır
Aşk sorgusunda şahanem
Yalnız kelepçeler sanıktır
Ne yazsam olmuyor
Çünkü bilenler hatırlar
Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
Bahçıvanlar değil tüccarlardır
Sen öyle göz
Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
Sen teninde cennet kayganlığı iken
Sana şiir yazmak ahmaklıktır
Bir tek söz kalır
Dişlerimin arasından
Ben sana gülüm derim
Gülün ömrü uzamaya başlar
Verdiğim butun sözler
Sende kalsın isterim
Ben sana gülüm derim
Gül sana benzediği için ölümsüz
Yazdığım bütün şiirler
Sana başlayan bir kitap için önsöz
Sana bakmak
Bir beyaz kağıda bakmaktır
Her şey olmaya hazır
Sana bakmak
Suya bakmaktır
Gördüğün suretten utanmak
Sana bakmak
Bütün rastlantıları reddedip
Bir mucizeyi anlamaktır
Sana bakmak
Allah'a inanmaktır


yılmaz erdoğan


arwen 23 Nisan 2007 23:33

Ya tuttugu bir dilek olsaydi rüzgar
Rastgele neselen sokagin sokakligi
Tutulabilen dilek olmak sonra
Rastgelinebilen sokak.
Dün susmustu yürecigin
Sustukça çildirilabilen
Bir beyaz yol gidislerinde
Islik çalmadan kaderine gidismek
Susmak bir aglamak degildir
Ellerine saglik denilebilen
Bir annenin ekmegi bölmesi
Seninle ölünebilseydi, seninle ölürdüm.
Korku ile dönülebilen her kararin
Bir susturucusu olmaliydi
Ki cinayet ses getirmesin
Suskunluguna birak mermiyi
Birak bir savas degildir sevmek
Belki bir limon tadidir
Ki zaman ne de ince isler aski
Ve ask islenmis bir konudur
Limon eksi oldugu kadar farkli
Git öyleyse ölümle yesertmekse aski
Farkli yapan
Tüm farklilarin ortasinda kalsanda
Öldür beni öldür ki
Bir sen yansin uzaklarda
Bir sen varsin aslinda
Yak ki yoklugun erisin bedenimde.


hidayet gül


Mystic@L 24 Nisan 2007 00:01

Ağır günlerin altında kalıyoruz.
Puslu havanın soluğumuzu kestiğini
Ve bir sanatçı fırçasından çıkmamış göğün,
Üzerimize yıkıldığını,
Şimdi şimdi söylüyoruz;
Şarkılarımızı nasıl söylediysek.
Oysa, çocukluk, oysa mutluluk,
Ne kadar yakındır?
Bir elmaya uzanmacasına,
Bir elma ağacının dallarından sarkmacasına.
Ağır günlerin altında adam oluyoruz.
Yağmurlu ve kirli.
Düşlerimizden yaratılmamış bir dünya bu!
Sellerinde; küçük, kağıtdan yapılmış gemilerimizle,
Birbirimize sevgi taşıyoruz.
Zaman nasılsa aleyhimizde,
Tam denize atlayacağız derken,
Ağır günlerin altında kayboluyoruz...

Ekim - 1998

Albatros


kambis 24 Nisan 2007 00:12

Bakışlar
*
barışmak isteyen umutlarımı denizlere attım
lastikle yakılmış bir hıdırellez gününde
şişelere itinayla yerleştirdim
gönderirken körfeze
önce boşlukta gezindiler isteklerim batmadan önce
attıklarımı geri almadan
körfezden çıkıp geldiler sessizlikler içinde
kendimi yargılarken savcı edasıyla
seni nasıl üzdüm elime bir çiçek almadan
bu yüzden
bir senin giderken ki kızgın bakışını
bir beni devamlı döven kimya hocasının bakışını unutamadım
*
önce gözlerim
sonra dilim sürgülendi gidişine
imbatlı körfeze yine bir gemi yanaşıyor
başka bir gemi çapalarını palamarsız alırken
gidenler el sallıyor
gelenler el sallıyor
gözlerimin dolaştığı yerlerde
gidenlerin ayak sesleri kaldı İzmir sokaklarında
bir senin gelen ayak sesin yok gittiğinden beri
bu yüzden
bir senin giderken ki kızgın bakışını
bir beni devamlı döven kimya hocasının bakışını unutamadım
*
Serdar San - İzmir , 16.05.2006


VerSchL@GeN 24 Nisan 2007 00:13

Unutamadım

Sevgimiz hatıra kaldı,yaban ellerde
Çözülmedin
Çözemedim ben seni.
Duygularım saklı kaldı,meylerde şişelerde
Kana kana,
İçemedim ben seni!

Sevgiye nankör oldum,tattığım sevgilerde
Çok aradım,
Bulamadım ben seni!
Gururum saklı kaldı,en tenha köşelerde
Kimselere şikayet,
Edemedim ben seni!

Sevgime düşman oldum,karanlık gecelerde
Sevince ne yapsam,
Silemedim ben seni!
Aşkın gizli kaldı,benim kalbimde
Bir türlü mazilere,
Gömemedim ben seni..!


M. Levent ÖZGEÇ


Nephthys 24 Nisan 2007 00:27

İkinci Tekil Yalnızlık

- Kipi Kendinden Meçhul Şiir -


N.Nedja İvanic


Şiir-geceler! amca

Bir kağıt düşü çocuk bu geceler
Adına yakın bir kafiye bulsam;
Gizdüşümü olur kırık dökük heceler,
çaresiz karanlığa kaçarım



amca bir şiir daha düşmüş şu kaldırımlarda
-Islak-
belli ki yağmur yemiş güz yanından….

ben seni bulut-arar,
şimsek çakar;
korkardım
ah çocuk
yağmur yağsa
susardım;
kaldırımlardan gülücük toplardım….

şimdilerde
ben şiir-çıplağım amca!
utanır mı gece bir çocuğun gözlerinden….

-hadi ört üstünü çocuk
şehir ıslak
üşütmesin mısralar-
utanır mı hiç şair çırıl-çocuk mısralardan…

şehir susunca;
ben şiir-ağlardım amca!

Söndür şehrin ışığını çocuk,
Açıkta kalır gözyaşların..
Bir gören olmasın;
-vurmasınlar misketlerimizi-
kan adımlar çocuk bu insanlar,
bense şiir topallarım…

kapat gözlerini ne olur amca
okuma bu şiiri!

ah çocuk bir bilsen
vuracaklar herkesi

saklan amca ne olursun
önüm arkam sağım solum

ah sen henüz öldürülmemiş bir çocuksun

. . .

amca sus yoksa şiir-oynarım….


hadi çocuk mısra-uyu,
-sizde susun insanlar bağrışmayın-!

amca görüyor musun?
bak şehir!
bak insan!
yine mi gidiyorsun?

görmüyor musun?

şiir yağıyor geceye çocukların gözlerinden...
hadi durma çocuk, soyun!
çık dışarı! ..
bu oynayacağımız son oyun

gidelim mi buralardan amca
çok korkuyorum

ah çocuk şiir kovulduğum şehrin kaldırımları bu
seni topluyorum
duymuyor musun

korkmayın ne olur insanlar ! Kaçışmayın sokaklara!
küstürmeyin çocukları; kelime-ezilirim!

amca kimseler yok ki
kime bağırıyorsun

.

konuşmak kâr etmiyor düşen çocuk ben olunca

-amca sen mısra mı ütüyorsun gecelerden?


ah çocuk ana dilimi bırakıp gözlerinde,
yine şiir susuyorum…


arwen 24 Nisan 2007 00:34

Sus...
Hiç birsey duymak istemiyorum, hiç birsey.

Hani sen benim aklimi severdin?
Hani bizi birbirimizden daha iyi taniyan,
baska hiç kimse olmayacakti dünyada...
Eger hala böyleyse, o zaman sus...

Neden konusuyorsun?
Sus....

Anliyorum, biliyorum,
Bitmisligimi, bitmisligini hissediyorum.

Sus, hiç birsey duymak istemiyorum..

Senden duymak istedigim tek sey,
benden uzaklasan ayak seslerin....

Sus ve git...


aşivan


arwen 24 Nisan 2007 01:44

Nisan yagmurlari yagiyordu sehre
Benden vedasiz ayrildigin gün
Yaprak döktü yüregimdeki bahar
Karanfiller soldu, güllerim kurudu
Ihanet etsen
Yada bir baskasini sevsen
Belkide bu kadar kizmazdim sana
Ama sen
En ummaz biranda en ummaz bir zamanda bir daha dönmemek üzere gittin
Baksana
O en sevdigin karanfilleri getirdim sana
Al koklasana
Birseyler söyle konus benimle
Öylesine özlem doluyumki sana solmus resmin dahi yetmiyor artik
Biliyormusun
Artik nisan yagmurlarini sevmiyorum artik
Seni
Seni benden aldigi için
Yüregimi mezar tasin yaptim
Topragina göz yaslarimi akittim
Tipki nisan yagmurlari gibi
Toprak olmadan bedenin
Benimdi ellerin ve gözlerin
Son sevdayi yasarken gönlüm
Neden onu benden aldin Allah'im
Simdi
Simdi hüzün isgalinde yüregim
Ben yanlizca bir seni
Birde kirmizi karanfilleri sevmistim
Senden sonra sevmedim bahari
Sevmedim nisan yagmurlarini
Seni
Seni benden aldigi için.


barış demir


Mystic@L 24 Nisan 2007 02:14

İzler Hem küçük, hem de azıcık
bir parça umut gibi diyorum.
Peşim sıra dalgalar, fırtınalar kopuyor
günlerimden.
Uzun yolların arasından
nicedir özlemişim diyorum
Kararıyor ortalık gecenin zifiri ayazına doğru.
Bekliyorum.
Bekliyorum.
Bekliyorum.
Tam o anda şafak sökerken dağınık saçların gibi kızıl.

Seni görüyorum.
Denizleri birleştiriyorum. Sonsuz ve hiç bitmeyen
Yağmur ıslatıyor sabahın serinliğini...
Kızıl saçlarında parlayan yağmur kristalleri
Kayıyor yüzüne doğru ince ve sakin
Bakıyoruz bir palyaçonun o umursamaz
o sevecen görüntüsüne,
sen, ben ve
bir gülümsemeyle,
hatırlanan o eski ve kırık
düşleri unutturan
yaşanası
Şu hayat!...
Çağatay Kaçar


scanner_11 24 Nisan 2007 07:14

Gurbet Akşamları

Hiç istemem yine gelir,
Çatar gurbet akşamları
Yüreğime hançer olur,
Batar gurbet akşamları.

Öldürecek beni dertler,
Bende geçti bini dertler,
Dertlerime yeni dertler
Katar gurbet akşamları.

Bilmiyorum dertten gamdan,
Zevk mi alır intikamdan?
Kanlım gibi şu yakamdan,
Tutar gurbet akşamları

Şimdi akşam bak şu anda,
Zindandayım ben zindanda,
Zindan ne ki zindandan da
Beter gurbet akşamları

Acılara beler beni,
Kesip doğrar diler beni,
Parça parça böler beni,
Yutar gurbet akşamları.

Memleketim ilim obam,
Kavim, gardaş, dost, akrabam,
Gözlerimde anam, babam,
Tüter gurbet akşamları.

Kadir Mevla’m yardım etsin
Ozan Arif yurda gitsin
Bitsin artık bitsin bitsin...
Yeter gurbet akşamları.


Ozan Arif


scanner_11 24 Nisan 2007 12:50

HAKKIN YOK


Sevmeyi bilemedin
Sevilmeye hakkın yok
Gün sayıp beklemedin
Özlenmeye hakkın yok!

Sevdamla coşmadın ki
Dağ deniz aşmadın ki
Umutla koşmadın ki
Kavuşmaya hakkın yok!

Hakkın yok bir tek söze
Konuşmaya hakkın yok
Taştan farksız o kalbi
Taşımaya hakkın yok!

Aşk nedir bilmedin ki
Sevildin sevmedin ki
Mutluluk vermedin ki
Mutluluğa hakkın yok!

Anlarsın bir gün gelir
Bunu her seven bilir
Terkeden terkedilir
Ağlamaya hakkın yok!

AHMET SELÇUK İLKAN


Sedef 21 24 Nisan 2007 12:51

ŞAFAK VAKTİ

Şafak vaktidir
Terket beni artık hatıra

Bundan böyle ben artık
dağılıp boydan boya mısralarıma
esirler açlar ve mağluplarla
hürriyet ekmek ve zafer türküsünü
gücümün yettiği kadar söyleyeceğim

Sonra bu dehşet ve sefalet içinde
mesut günler vaadeden
Bir silah sesi gibi titreyeceğim


Arif DAMAR |


Mystic@L 24 Nisan 2007 13:55

Hem küçük, hem de azıcık
bir parça umut gibi diyorum.
Peşim sıra dalgalar, fırtınalar kopuyor
günlerimden.
Uzun yolların arasından
nicedir özlemişim diyorum
Kararıyor ortalık gecenin zifiri ayazına doğru.
Bekliyorum.
Bekliyorum.
Bekliyorum.
Tam o anda şafak sökerken dağınık saçların gibi kızıl.

Seni görüyorum.
Denizleri birleştiriyorum. Sonsuz ve hiç bitmeyen
Yağmur ıslatıyor sabahın serinliğini...
Kızıl saçlarında parlayan yağmur kristalleri
Kayıyor yüzüne doğru ince ve sakin
Bakıyoruz bir palyaçonun o umursamaz
o sevecen görüntüsüne,
sen, ben ve
bir gülümsemeyle,
hatırlanan o eski ve kırık
düşleri unutturan
yaşanası
Şu hayat!...
Çağatay Kaçar


Misafir 24 Nisan 2007 14:08

İçimi Sen Isıtırsın

Her bakışta, karda kışta,
İçimi sen ısıtırsın.
Yüreğime her akışta,
İçimi sen ısıtırsın.

Saçlarını döküşünde,
Gönle hüzün çöküşünde
Şafağın her söküşünde,
İçimi sen ısıtırsın.

Hakikatimde düşümde,
Eserin var gülüşümde,
Son nefeste ölüşümde,
İçimi sen ısıtırsın.



Ramazan Alemdar


scanner_11 24 Nisan 2007 14:16

Aç Kapıyı
Aç kapıyı haber var,
Ötenin ötesinden.
Dudaklarda şarkılar,
Kurtuluş bestesinden.

Biz geldik, bilen bilsin.
Gönül gönül girilsin.
İnsanlar devşirilsin,
Sonsuzluk destesinden.
Necip Fazıl Kısakürek


tikkymelike 24 Nisan 2007 14:32

Sitemim

Senli merhabalardan vazgeçtim
Bunu hak etmiyorsun
Seni elvedalarıma ekledim
Haberin olsun.

Sana karşı sitemlerdeyim bilesin
Bekledikçe yollarını gelmedin, gelemedin
Kim bilir şu yalan dünyanın hangi dalgasındasın
Hiç ummam zihnin bir an beni sayıklasın.

Artık her sabah uyandığımda
Güneşe seni sormuyorum
Sensizliğe uyanmıyorum
İnan hiç ama hiç umursamıyorum.

Yar senli sitemlerdeyim bilesin
Yar her gecenin zehrini ben içtim
Yar sana ben yar dedim
Yar ah ettim ne sevesin ne sevilesin.

Yar dinle bu benim sitemim
Senli sevdaları önümden biçip geçtim
Bilesin yıldızlarımı sana gömdüm
Sevgimi gölgelerine gizledim.

Senli merhabalardan vazgeçtim
Seni elvedalarıma ekledim
Martılara gitmeden haber ettim
Bilesin ah ettim
Dilerim yanmak neymiş göresin.




Handan Koca




Misafir 24 Nisan 2007 14:56

Benim bunda kararım yok, bunda gitmeye geldim
Bezirganım mataım çok, alana satmağa geldim.
Ben gelmedim dava için benim işim sevi için
Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim
Yunus Emre


NiliM 24 Nisan 2007 15:31

Ayakkabı Numaram

Bilincinde zaman tanımayan bir yansıma,
Toprağa bulaşan hesaplaşma,
Denizlerin strike mağduru beyaz gölgeleri,
Martıları kanattı uykularıma,
Okşanırken kentin gecesinde yağmurlarıma,
Bilmeceler sardı dört bir yanı,
İşaretler atıldı yollarıma,
Upuzun ve bir o kadar saçma,
Kuşlar öldü çoktan,
Asfaltlar yamalandı ve elimizde çıplaklığımız,
Kahveler kapandı,
Işık mağdur kesildi yalnızlık sokağıma,
Çevreye verdiğimiz rahatsızlık saplantısında,
Büyüdü birden,
Derinleşti küçüldükçe reaksiyon yorgunu bakışlarımız,
Tenimi bir bıçak gibi yaraladı usulsüz,
Bir o kadar fırtınalar koparan her fısıldayışımız,
Eskiden düşünmezdik ki biz yeniyi,
Yenide zaten eski yoktu,
Sımsıkı bağladık kuşların mevsimlerine sevgiyi,
Her ayaklanışta kendi kutusuna kapattık,
Öpemedik doyasıya,
Her nefeste intihar kurgusu hiçbir cümleyi,
Sahi şu denizlerin tadı ne renk,
Ayakkabı numaraları neye göre verilir,
Neden elbiselerim rotasız bir standart,
Neden her gün aynı,hergün sabah,öğle,akşam,
Bir o kadarda tesellisizdir şu yaşam,
Sahi neden uyanırsın sen,aşk'a aşkmı katar bu saltanat,
Yada uyumazsın,uyku ararsın,
Yazarsın başıboşluğu sebepsizce,
Tanımsız bir yüreğe tanımlarsın,
Sahi neden,
Aşk'ı aşk gibi yaşayamazsın,hep korkarsın,
Neden,

Topu topu üç beş kişidir tanıdığın,
Binersin sırtına nereye koşarsın,
Aslında hiçbirşeydir avucunda yaşadığın,
Herşeyi çok iyi bildiğini sandığın,
Ve perde kapanır,
Ağaç yaşken eğilmez olur,
Kırılır artık anlayacağın.....


Birkan ASKAN


scanner_11 24 Nisan 2007 16:21

Çile
Gâiblerden bir ses geldi: Bu adam,
Gezdirsin boşluğu ense kökünde!
Ve uçtu tepemden birdenbire dam;
Gök devrildi, künde üstüne künde...

Pencereye koştum: Kızıl kıyamet!
Dediklerin çıktı, ihtiyar bacı!
Sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent,
Ok çekti yukardan, üstüme avcı.

Ateşten zehrini tattım bu okun.
Bir anda kül etti can elmasımı.
Sanki burnum, değdi burnuna (yok) un,
Kustum, öz ağzımdan kafatasımı.

Bir bardak su gibi çalkandı dünya;
Söndü istikamet, yıkıldı boşluk.
Al sana hakikat, al sana rüya!
İşte akıllılık, işte sarhoşluk!

Ensemin örsünde bir demir balyoz,
Kapandım yatağa son çare diye.
Bir kanlı şafakta, bana çil horoz,
Yepyeni bir dünya etti hediye.

Bu nasıl bir dünya hikâyesi zor;
Mekânı bir satıh, zamanı vehim.
Bütün bir kâinat muşamba dekor,
Bütün bir insanlık yalana teslim.

Nesin sen, hakikat olsan da çekil!
Yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam!
Otursun yerine bende her şekil;
Vatanım, sevgilim, dostum ve hocam!


Aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın,
Benliğim bir kazan ve aklım kepçe.
Deliler köyünden bir menzil aşkın,
Her fikir içimde bir çift kelepçe.

Niçin küçülüyor eşya uzakta?
Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl?
Zamanın raksı ne, bir yuvarlakta?
Sonum varmış, onu öğrensem asıl?

Bir fikir ki, sıcak yarada kezzap,
Bir fikir ki, beyin zarında sülük.
Selâm, selâm sana haşmetli azap;
Yandıkça gelişen tılsımlı kütük.
Yalvardım: Gösterin bilmeceme yol!
Ey yedinci kat gök, esrarını aç!
Annemin duası, düş de perde ol!
Bir asâ kes bana, ihtiyar ağaç!
Uyku, kaatillerin bile çeşmesi;
Yorgan, Allahsıza kadar sığınak.
Teselli pınarı, sabır memesi;
Size şerbet, bana kum dolu çanak.

Bu mu, rüyalarda içtiğim cinnet,
Sırrını ararken patlayan gülle?
Yeşil asmalarda depreniş, şehvet;
Karınca sarayı, kupkuru kelle...

Akrep, nokta nokta ruhumu sokmuş,
Mevsimden mevsime girdim böylece.
Gördüm ki, ateşte, cımbızda yokmuş,
Fikir çilesinden büyük işkence.


Evet, her şey bende bir gizli düğüm;
Ne ölüm terleri döktüm, nelerden!
Dibi yok göklerden yeter ürktüğüm,
Yetişir çektiğim mesafelerden!

Ufuk bir tilkidir, kaçak ve kurnaz;
Yollar bir yumaktır, uzun, dolaşık.
Her gece rüyamı yazan sihirbaz,
Tutuyor önümde bir mavi ışık.

Büyücü, büyücü ne bana hıncın?
Bu kükürtlü duman, nedir inimde?
Camdan keskin, kıldan ince kılıcın,
Bir zehirli kıymık gibi, beynimde.

Lûgat, bir isim ver bana halimden;
Herkesin bildiği dilden bir isim!
Eski esvaplarım, tutun elimden;
Aynalar, söyleyin bana, ben kimim?

Söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa,
Arzı boynuzunda taşıyan öküz?
Belâ mimarının seçtiği arsa;
Hayattan muhacir, eşyadan öksüz?

Ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim,
Minicik gövdeme yüklü Kafdağı,
Bir zerreciğim ki, Arş'a gebeyim,
Dev sancılarımın budur kaynağı!

Ne yalanlarda var, ne hakikatta,
Gözümü yumdukça gördüğüm nakış.
Boşuna gezmişim, yok tabiatta,
İçimdeki kadar iniş ve çıkış.

Gece bir hendeğe düşercesine,
Birden kucağına düştüm gerçeğin.
Sanki erdim çetin bilmecesine,
Hem geçmiş zamanın, hem geleceğin.

Açıl susam açıl! Açıldı kapı;
Atlas sedirinde mâverâ dede.
Yandı sırça saray, ilâhî yapı,
Binbir âvizeyle uçsuz maddede.

Atomlarda cümbüş, donanma, şenlik;
Ve çevre çevre nur, çevre çevre nur.
İçiçe mimarî, içiçe benlik;
Bildim seni ey Rab, bilinmez meşhur!

Nizam köpürüyor, med vakti deniz;
Nizam köpürüyor, ta çenemde su.
Suda bir gizli yol, pırıltılı iz;
Suda ezel fikri, ebed duygusu.

Kaçır beni âhenk, al beni birlik;
Artık barınamam gölge varlıkta.
Ver cüceye, onun olsun şairlik,
Şimdi gözüm, büyük sanatkârlıkta.

Öteler öteler, gayemin malı;
Mesafe ekinim, zaman madenim.
Gökte saman yolu benim olmalı;
Dipsizlik gölünde, inciler benim.

Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
Heybem hayat dolu, deste ve yumak.
Sen, bütün dalların birleştiği kök;
Biricik meselem, Sonsuza varmak...
Necip Fazıl Kısakürek



Sedef 21 24 Nisan 2007 16:48

Gökyüzü
Gül attım gökyüzü düştü

Denizi bir kilime serdim
Üst üste ekledim güzü
Aydede..
Ah, işte orada dur! Onardım da sözü
Taş gibi kavrayıp suları
Saçtım yüzüne gözüne
Sonra topladım çalısını çırpısını
Tenindeki çiy damlasını
Vurup hançeri beyaz rüzgara
Mor kınalar devşirdim

Soludum da tarlalar uçuştu

Gökyüzü gelip usulca
Konuverdi delişmen kızın sesine
Konsun konmasına da
‘Da’sı var işte bir de
Hadi be neyse diyecektim
O Lekeler olmasaydı
Külotunun öyle gizli görünmesine
İlahi gökyüzü
Kamaşıp durdu günlerce

Soludum gökyüzü uçtu

Uzandım da kanadı dağlar


Nephthys 24 Nisan 2007 17:28

Bir Sevgili Düşlemeli



seven biri
sevdiğini
sadece aklına düştüğünde sevmeli
ve bir sevgili
düşebiliyorsa akıldan arasıra
akıldan hiç düşmeyecek
bir sevgili düşlemeli



Önder Nalbant


Misafir 24 Nisan 2007 17:33

AŞK DEDİĞİN DOKUZ DÜĞÜN



II

Suskusunda gizliydi tutkusu dudaklarının
Ellerim yaban kalmış kokusuna teninin
Ellerim tüm hoyratlığını hayatın soluğunda boğdu
Ve gün gözlerinde doğdu.


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Ah bu yalnızlığı yaşamın bir yanıma yaslanmış
Yeni masallara öykünüyor
Ah sesim uykularımda uzun koşulara bileniyor.
Gece birkez daha gözlerime oturmuş
Git diyorum gitmiyor.


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Oysa ki küçük bir kız çocuğuydu elma şekerinin hasreti .
Vakitlice uyanmak gerek.
Devrimler doğuracak kadınlar.


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Bu sene de çığlık harmana kaldı.


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Ve söz efendisinin ellerinde, tutsak kelimelerim var,
Cendereden geçmiş hayli yıpranmış nazik kelimelerim var.


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Ey; geceleri yorgan yapıp koynuma aldığım
O muhteşem gizi hayatın
Düşlerimde bilesin tahtın var…


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Tütün sardığım günlerdi gölgesinde çocukluğumun
Sana nasıl anlatmalı o masalı bilemiyorum
Sana sarıydı heryer desem
Sade gök mavi ve yanıyordu koskoca Muş Ovası
Sarı sapsarı bir öğle güneşinde.


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Helezonları ufku saran geçitler açıyordu
Kavak gölgesinde.


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Ben tütün sarıyordum
Harman yeri efil efil
Akşamları genç kızların ve dahi oğlanların
Türküleri selam duruyordu dolunayda
Ve Haç-e resh¹ bütün ihtişamıyla göz kırpıyordu
Küçük aralıklarla yakılan ateşlerde
Pekmez kaynatılıyordu.


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Halaya duruyordu harman yeri bir yanım cergobez², bir yanım herkoşte³
Eriyordu yüreğimin yağları bir zaman sonra gelecek seni düşündükçe.


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Oysa ki daha çok vardı sana…


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

İşte en büyük yara;
Sen hayallerimde bile henüz şekilleniyorken
Ben yalınayak bile geçemiyordum düşlerinden.


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Sana çok vardı…


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Sana varmak için birçok toprak, birçok başak, birçok hayat kavrulmak gerekti.


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Ve ben bunu öğrenende yaş Kemal’e erdi.
Polisti 945 tevellüt babam; tarladan tapandan, kağıttan kalemden, ekmekten silah
silahtan ekmek düşleriyle bilinecek ve birde…


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

O benim babam.


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Ben sana örgütlerken bütün haylaz çocukluğumu sen gidiyordun.
Neredesin bilemediğimden bildiğim en güzel yerdeydi hediyen…


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Devrimler doğuracak kadınlar kalkın ayağa sokakları bu ülkenin dönüşmeli
harmana.


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Önce aşk gelmeli bir yanıma sonra varlık kaygısı.
Ama önce aşk! kucağında herbir pozisyonda mutluluk çığlığı.
Dökülüvermeli eteklerinden usul usul Tagore’un.


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Bense bu sonu gelmez şiirleri yazarak dikkatini çekerim belki çocukluğumun.
Göğsümde büyüyor sancılar.
Daha da bir kanıyor daha da bir kanıyor.
Koşun, koşun bu gecede yalnız bir el omuzuma dokunuyor.


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

İşte o an ürpertisi aynanın, geçmişi karanlık o aynanın.
Bildik dualardan sonra bilinmeyecekleri söylüyor dilim.


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Uzakların ritmiyle titriyor titriyor, dökülüyorum yalnızlığını bu şehrin /
ıslıklarına.


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Dudaklarım kupkuru.
Birparça bayat ekmek var aklımda
Bir de göğüslerinin doyuruculuğu…


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

İlk aşkın hevesiyle öykünüyorken
Kasım kasım kasılıyorken siyah beyaz cama
Penceremin altında küçük bir tıkırtı
keşke; hiç olmasa
ama oluyor biliyorum
Keşke kafama kadar çektiğim yorganım sana açılan ayaklarımı da saklasa
Sana buncasına çıplak ve savunmasız yakalanmasak
Ve dahi yüreğimle ben…


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Çıldırıyorum giderekten.geceleri ışığı açık bırakıyorum sen iyi geceler dileyip
giderken….


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Biliyorum halbuki arkamı dönsem sarılacağım bir ten.bilmediğim bilip te tekrar
edemediğim niyeyse
-ayağım açıkta kalır-
-sus Allah aşkına sus. dışarıda kar var. peki ya üşüyenler..sus dedim ya
üç kişilik bir bandovar odamın giriş kapısında siz de susun onlar da sussunlar.
sade kar taneleri konuşsun ve hükmünü beyazın yazsın tüm aynalara.


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Ben de yazıyorum “biz buradaydık ve mutluyduk çokça”


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Yeşil bir mart sabahı yağmura doğuran beni annem.
Onaltısında bezden bebeği canlanıvermiş ellerinde
Kadınları toprağın doğurgan sarsılmaz şevkatiyle ne yapacağım seni
Fısıldıyor kulaklarıma geçmiş masallardan
Mexme Mirza delal bir delikanlıymış bir gece koynuma girmiş
Sana can bana sen. Sonrasında çinko damlarında bir şehrin düşler ışıldarken
Gözlerin geliyor,


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Sesin geliyor bu şehre. Şehir ayaklanıyor ıslık çalamamışlığıma inat dudaklar
büzülüyor.
Birtek sigara sarıyorum son kağıdımla üzerinde arapça birkaç mısra.


http://www.siirparki.com/sizyildiz1.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz2.gifhttp://www.siirparki.com/sizyildiz1.gif

Aşk dediğin dokuz düğün, rahminde gülveriyor.
Aşk dediğin; öyle birden gelip, gitmiyor…




Nihat POLAT

İstanbul 2003




1-Haç-e resh: Karaçavuş Dağı ( Muş ovasında bir dağ )
2:Cergobez : Kadın erkek karışık oynan bir tür halay.
3:Herkoşte : Sadece erkeklerin oynadığı bir tür halay.
4:Mexme Mirza : Masal Kahramanı.


Sedef 21 24 Nisan 2007 17:35

Penceremde Yağmurlar




Başımda karakuş var
Dayanılmaz bir acıydı bendeki
Ve karşılıksız bir aşktan geriye kalan can kırıkları
Üzerine basmamak için uğraştığım sen duymazken beni
İçimde bir volkan var ağlıyor ve yakıyor yüreğimi
Belki biraz da vuslata özlem sarıyor beni.

Penceremde yağmurlar
İmkansız aşkım batıyor yüreğimin sahillerinde
Ve ben bir balıkçıyım
İnsafsızım belki ama vicdansız asla
Vuslatın hasretini çektim ben
Otururken yanı başında
Ve özledim seni her nefes alışımda.

Penceremde yağmurlar
Ve bir nisan akşamı oluyordun
Serin bir nisan akşamı
Kardelenler açıyordu mevsimlik
Ve bir de...
Bir de nisan yağmurları yağıyordu sessizce
Sessizce ağlıyordu gökyüzü
Karşılıksız sevgime
Ruhumu bıraktığım sokaklar ıslanıyordu
İlk kez nefesimin kesildiği
İlk kez kalbimin sızladığı o sokak
Belki seni görürüm diye sabahlara kadar beklediğim
Sabahlara kadar hıçkırarak ağladığım
O sokak ıslanıyordu
Ömrümde ilk defa aşık olduğum
İlk defa delicesine tutulduğum o kadın ıslanıyordu
Bil ki bitanem sen ıslanıyordun
Penceremde yağmurlar ıslanıyordu.


Recep Yaşar Macan



Misafir 24 Nisan 2007 17:41

ANLA

Titrek bir el ürkekliğinde
Tanıdım seni

Adı günah adı yasak
Adı korku adı telaş

Nasılsa bütün mektupların
Dili mavi

En sonunda
Yine sahipsiz kalacak bu aşk

Bırak kelebeğin kanatlarında
Dönsün dünya

Sen yine ayıp gibi
Öp beni

Tutma
Kanasın ellerindeki çığlık

Sal gemilerini
Zamanı kemiren dudağa

Zaten bir mevsim gibi girdin kanıma
Ne olur öyle ölüm gibi bakma bana

Ne ayrılığa koşmaya gücüm var
Ne de bu sevdaya beni anla

../


Oktay ŞAFAK


Nephthys 24 Nisan 2007 17:42

Ayrılığın Lezzeti



aşık olmak
bile bile yaralamaktır kendini
ki bu yaradan akan kan
kırmızı değil, beyazdır

ayrılığın şiirini yazmak ise
iyileşmekte olan bir yarayı
kaşırken duyulan hazdır


Önder Nalbant


Misafir 24 Nisan 2007 17:46

Bir yerde Ölüm Güzel Oluyor

İnsan bir kere oluyor ne fena
Bu düzeni değiştirmeli
Bir kere yaşamalı
Çok çok ölmeli
En büyük kederler bizim için
Bizim için karşılıksız sevgiler
Kör kuyular, çıkmaz sokaklar bizim için
Dünyaya nasıl gelmişiz sormayın
Saygı değer annelerimiz incinmesin

Her yerim ayrı ayrı ölmeli
Yoksa ölüm yok bana bu dünyada
Bir kurşun beynime girsin
Bir bıçak kalbime saplansın
Kızgın bir demir dağlasın gözlerimi
Sonra gelsin bir manga asker
Sert bir komut
Bir yaylım ateşi
Bırak kim bağlarsa bağlasın gözlerimi.
Çok düşündüm bilek damarlarımı kesmeyi
Rönesans öncesi devirlerden kalma zehir içmeyi
Ve düşmeyi yüksek kulelerden mermerler üstüne
Ayaklarıma taş bağlayıp denizler altında ölmeyi
Yine de ölmedim görüyorsun, ölmedim
O aşağılık hesaplar, küçük korkular bırakmadı beni
Belki de sen bırakmadın, bilmiyorum
Bıraksaydın çoktan unutmuş olacaktın
Halbuki şimdi benden kaçman da zor
Anlıyorum beni sevmen de zor
Dedim ya
BİR YERE KADAR YAŞAMAK GÜZEL
AMA BİR YERDE ÖLÜM GÜZEL OLUYOR.



Şair: Ümit Yaşar Oğuzcan


Misafir 24 Nisan 2007 18:03

ab-ı çeşm




-gölgeme...



kadife yürek ipek gölge
omzumda gül kanatlı güvercin
göğsündür tekil öykümün mahşeri

su sızıyor göz kırığından
aşk
dilde hâre

dinle…
sur çalıyor arşın etekleri




Ferhat Gülsün


Misafir 24 Nisan 2007 18:39

Mona Roza


Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
Mona Roza, bugün bende bir hal var
Yağmur iğri iğri düşer toprağa
Ulur aya karşı kirli çakallar

Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben öteliyim
Açma pencereni perdeleri çek..

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
Bende çıkar güneş aydınlığa
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
Seni hatırlatıyor her zaman bana
Zeytin agaçları söğüt gölgesi

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ellerin ellerin ve parmakların
Bir nar çiçegini eziyor gibi
Ellerinden belli olur bir kadın
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin ellerin ve parmakların

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Saat on ikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Akşamları gelir incir kuşları
Konar bahçenin incirlerine
Kiminin rengi ak, kimisi sarı
Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine
Akşamları gelir incir kuşları


Ki be Mona Roza bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar su kenarında
Ki be Mona Roza bulurum seni

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım sığmaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun soyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Artık inan bana muhacir kızı
Dinle ve kabul et itirafımı
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı
Artik inan bana muhacir kızı


Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki kapalı gece güne
Altın bilezikler o kokulu ten

Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller ak güller


Sezai Karakoç


Misafir 24 Nisan 2007 18:41

BÜYÜYORUM

büyüdükçe,
sentetik zamanlara
kangren ayaklar bastım,
izi kaldı
ömrümün...

kara çaldılar yüzüme
bütün kara parçalarında
elbette
"afrika dahil"
parça başı çalışan
kiralık katildi zaman

gülüşüm sivas yangını
ağlarsam kızma...
ölmek bile
yakışıyor bazı adama...




YIlmaz ERDOĞAN


Misafir 24 Nisan 2007 21:58

buralar sen kokuyor

bahar gelmiş memleketime
içime hasretin kokusunu çekiyorum
başımı döndürüyor bu koku
derinlere bir yere götürüyor
senli günleri anımsıyorum
buralar bahar değil, sen kokuyorsun
yılların eskitemediği ilk günkü kokunla
....
damarlarıma işlemişsin
çıkarıp atamıyorum seni
şehirlerin gücü bile yetmiyor unutmaya
çok uzaktasın
ama içimdesin
tutmasamda ellerinden
hissediyorum sıcaklığını
ilk günkü kadar net yaşıyorum seni
....
kalp atışlarım zayıflıyor tepkisiz kalıyorum hayata
anlamını yitirmiş şehirler
ölüm bile korkutmuyor
yıkılacak umutlarım yok
hatırlatsa da bu koku çöllerimin bahar zamanını
bilirim yeşermez çöller
...
ölümü bekliyorum
öldüğümde önünden geçtiğimiz mezarlığa koysunlar beni
öldüğümde bile çekeyim kokunu
............ BİLAL GÜLÇİÇEK


Misafir 24 Nisan 2007 22:53


KALBİNE YAĞARIM SANDIM

Ağaç gölgesinde bekleyen korkak bir serçeydi kalbim,
Eğilip elimi tutsan dünya duracak kalbim duracaktı.
Yüz görümlüğü bekleyen bir gelin gibi düşer gözlerim,
Gözlerin gözlerimi, bana baktığı an kurşun gibi vuracaktı.
Ağaç gölgesinde bekleyen korkak bir serçeydi kalbim.

Yalnızlığın Şairi gül bırakırmış sokak lambalarının altına,
İşte ben o gülleri, seni bulur diye takip eder dururum.
Seslenirsin: ‘’kaç! Sığın karanlıklardan ceketimin altına.’’
Bırakmaz ki peşimi, koşar durur ardımdan, beni yıkan gururum.
Yalnızlığın Şairi gül bırakırmış sokak lambalarının altına.

Dâ’i kalbime selamını seher yeli getirir turnalar kadar yorgun,
Yedinci mevsim başlar hayalimde sana sarıldığım zaman.
Radyoda söyleyen Zeki Müren, elinde beyaz bir mendil olsun,
Bir daha rüyama nasıl gireceksin ve kim bilir ne zaman?
Dâ’i kalbime selamını seher yeli getirir turnalar kadar yorgun.

Ihlamur ağacı gözyaşlarıma şahittir sarı kanaryam kadar,
Gözlerimi kapatıp kokuna dalarım, darmadağın olur şalım.
Duyarım, sessiz sessiz nasıl konuşur benimle bu dört duvar,
Bir posta güvercini her gece pencerene tüneyen ahım.
Ihlamur ağacı gözyaşlarıma şahittir sarı kanaryam kadar.

Nur koymuş adımı annem; belki kalbine yağarım sandım.
Sevmedim ayışığını sensiz, seyrettiğim yağmurlar tuzaktı,
Her gece penceremde, yağmurla seni beklemekten usandım
Hayalin yıldız kadar yakın ve en az onun kadar uzaktı.
Nur koymuş adımı annem; belki kalbine yağarım sandım.


Nur Su A.


kambis 24 Nisan 2007 23:11

BİTTİ O SEVDA

BİTTİ O SEVDA ,KESİLDİ ÇIĞLIKLARI MARTILARIN
SU GİBİ BİTTİ,SUYA KARŞIT GİBİ BİTTİ.
İTTİ KIYIYI ADINA DENİZ DEDİĞİMİZ ŞEY,
UNUTTUK İKİMİZ DE HER TÜRLÜ YETİNMEZLİĞİ.
KAYBETTİ KUMARDA GÖZLERİM,
KAYBETTİ KUMARDA GÖZLERİ...

BİR KORKU RÜZGARLANDI GÖĞÜS BOŞLUĞUMUZDA SANKİ,
UZAKLAŞTI AĞAÇLAR BİRBİRLERİNDEN,
YAKINLAŞTI AĞAÇLAR BİRBİRLERİNE,
YANİ HER SOLUK ALIP VERİŞİMİZDE BİZİM,
BİR MEKİK GİBİ KALBİN,
BİR MEKİK GİBİ KALBİM,
İŞLEYİP DURDU BU YİTİKLİĞİ YENİDEN.

NE KALDI?
FARKINDA MISIN BİLMEM,
GÜNDÜZLER,
GÜNDÜZLER BİRAZ AZALDI..

EDİP CANSEVER


tikkymelike 25 Nisan 2007 01:06

HERSEY SENDE GiZLi

Yerin seni cektigi kadar agirsin
Kanatlarin cirpindigi kadar hafif..
Kalbinin attigi kadar canlisin
Gozlerinin uzagi gordugu kadar genc...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kotu..
Ne renk olursa olsun kasin gozun
Karsindakinin gordugudur rengin..
Yasadiklarini kar sayma:
Yasadigin kadar yakinsin sonuna;
Ne kadar yasarsan yasa,
Sevdigin kadardir omrun..
Gulebildigin kadar mutlusun
Uzulme bil ki agladigin kadar guleceksin
Sakin bitti sanma her seyi,sevdigin kadar
sevileceksin.
Gunesin dogusundadir doganin sana verdigi deger
ve karsindakine deger verdigin kadar insansin
Bir gun yalan soyleyeceksen eger
Birak karsindaki sana guvendigi kadar inansin.
Ay isigindadir sevgiliye duyulan hasret
ve sevgiline hasret kaldigin kadar ona yakinsin
Unutma yagmurun yagdigi kadar islaksin
Günesin seni isittigi kadar sicak.
Kendini yalniz hissetigin kadar yalnizsin
ve guclu hissettigin kadar guclu.
Kendini guzel hissettigin kadar guzelsin.. iste budur
hayat!
Iste budur yasamak bunu hatirladigin kadar yasarsin
Bunu unuttugunda aldigin her nefes kadar usursun
ve karsindakini unuttugun kadar cabuk unutulursun
Cicek sulandigikadar guzeldir
Kuslar otebildigi kadar sevimli
Bebek agladigi kadar bebektir
ve herseyi ögrendigin kadar bilirsin bunu da ogren,
SEVDIGIN KADAR SEVILIRSIN

CAN YUCEL


Sedef 21 25 Nisan 2007 01:10

Mahşere Kadar
güneş oldum
gönlünü aydınlatamadım
kukla oldum
yüzünü güldüremedim
seni sevdim ama söyleyemedim
yari sevdim yarim diyemedim
haykırmışım sevdiğimi dünyaya
ama sana söyleyememişim ne fayda
aşkını gönlüme kazıdım
o aşkıda mahşere kadar saklarım


Ömer Faruk Kamburoğlu



scanner_11 25 Nisan 2007 07:04

Dilin Yalan Söylüyor
Tohumdun yüreğimde fidan oldun büyüdün,
Ağaç idin bağımda, çınar oldun yürüdün.

Nasıl söküldün öyle, çatır çatır içimden,
Köklerin yüreğimde kan revan oldu birden.

Çalı çırpı bıraktın giderken yüreğimde,
Hepsi bir kıymık gibi beynimin her yerinde.

Dilin ne derse desin, gözün öyle demiyor,
Seni sevmedim derken, dilin yalan söylüyor.

Burası Ulus parkı, karşımız Anadolu,
Gönlümün öbür yanı ondan böyle sır dolu.

Yalnızım bu şehirde, hem de yapayanlızım,
Boğuluyorum gitme, şair olur bir yanım.

Yok böyle demiştim ben, yanlış anladım hemen,
Bunun hepsi hikaye, baştan komiğiz zaten.

Kendimizi kandırdık, kargalar güler buna,
Birde ciddiye aldık, karganın papuç damda.

Bu koca alemde biz, varla yok arasıyız,
Olmasak da olurdu, varsak yaşamalıyız.

Olmayacak duaya amin demeyelim biz,
Herkes kendi yoluna biz hep böyle gideriz...
Bedirhan Gökçe


scanner_11 25 Nisan 2007 12:44

Git
Ayrılığın nağmesi bu duyduğumuz,
Bakışların gönlümü caydırmadan git.
Ne bir hatıran kalsın ne de bir umut,
Duruşların gönlümü yandırmadan git.

Bütün resimlerini sök at duvardan,
Sana ait ne varsa çıkart odamdan.
Kitabın arasında şöyle canından,
Bir gül bırakmıştın ya soldurmadan git.

Hani bir şarkı vardı mazide kalan,
Öyle içten acıklı, öylesi nalan.
Göğsüme yaslanıp da sevince boğan,
Yeşermiş tüm aşkları kurutmadan git.

Nasıl güzeldi herşey hatırlasana,
Nasıl gülüşürdük biz dert ortasında.
Ekmek paramız yokmuş ne gam, ne tasa,
Güzel hatıraları zehretmeden git.

Hani mevsimlerden, hep biri bahardı,
Hani gökten her cemre bize yağardı,
Hani kış ortasında mevsim bahardı,
Şu inanmış gönlümü, kandırmadan git.
Allah aşkına bırak, öldürmeden git...
Bedirhan Gökçe


scanner_11 25 Nisan 2007 14:41

İç Benim İçin
Kapını çalarsa mazinin eli
Ne olur bir şişe aç benim için
Ben hiç ayıkmadım gittin gideli
Sende bir kaç kadeh iç benim için

Bir gece veda et tatlı uykuna
Girdiğim günahı sarhoşken kına
Yarıda bırakma Allah aşkına
Bu gece kendinden geç benim için

Nasıl bir yanlışa ben adım attım
Nasıl bu günahın zehrini tattım
Sana nasıl kıydım, nasıl aldattım
Anlatmak o kadar güç benim için

Hoş görme af etme yaptıklarımı
Kaldır yeryüzünden artıklarımı
Tutuştur resmimi mektuplarımı
Savur küllerini saç benim için

Tek ondan söz etme canımı dile
Sorsan hatırlamam adını bile
Değişmek olurmu dikeni güle
O senin yanında hiç benim için

Maziden eserse hasretin yeli
Ne olur bir şişe aç benim için
Ben hiç ayıkmadım gittin gideli
Sende bir kaç kadeh iç benim için
Cemal Safi


Sedef 21 25 Nisan 2007 14:44

Yağmur Gözlüm - II





Sen gidince içim yandı ilk defa
Ateşinle yanarım Yağmur gözlüm
Resmine baktıkça çekerim cefa
Aşkımıza ağlarım yağmur gözlüm.

Yıllardır beklerim resmin elimde
Kokunu ararım her saç telinde
Sevdan bitmiyor şu gönül evinde
Sevgimizle yaşarım yağmur gözlüm.

Sen yaşarsın ılık ılık kanımda
Gezersin bir gölge gibi yanımda
Hayallerin vardır her bir anımda
Hayalini sararım yağmur gözlüm.

Aynada bakarsın her gün yüzüme
Hatıran doludur geçmiş mazide
Maziyi bırakıp gittin kalbime
Hatıranı ararım yağmur gözlüm..

Sormadan girerdin gizli saklıma
Her neye el atsam düştün aklıma
Dalarım geçmişe varmam farkına
Anılarda yaşarım yağmur gözlüm.

Göğsümde duruyor sıcak nefesin
Hep kulaklarımda çınlıyor sesin
Aklımdan çıkmıyor yağmur gözlerin
Gözlerine bakarım yağmur gözlüm.


Necati Keçeli



Misafir 25 Nisan 2007 18:12

TÜRKİYE

Türkiye, Türkiye dağlarını duman almış,
üzümler memleketi, tütünler memleketi,
Türkiye, Türkiye çok gülmüş, çok ağlamış,
sabırlı, bağrı yanık insanlar memleketi.
Bulut gibi köpürmüş topraktan bereketi,
pehlivan dağlarında şafaklar büyümüş
ve o nehirler delirip gür gür gelirler
bir şarkı gibi dağdan denize yürümüş.



Sen Türkiye'sin, sağdıcım, kirvem Türkiye.
İnsanların, insanların, ah senin insanların,
morca gözlerinden öpsem, namuslu gözlerinden,
Asiye'm işveli, Hatice fistanı dal işlemeli,
sen kırk köyün içinde şanlı Zeyneb'im.
Şabanı vurdular yirmi yaşında, köprü başında
gel yılmaz Mahmud'um, gel Bilaloğlan.
Arabamın atları, deh deh deh aman da,
ha burası Karadeniz, gemiler yatar limanda,
deryalar aslanı şems-i bahrî Kamil Reis,
bu insanlar senden gelir, sana gider,
tarlaya savrulmuş buğday gibi Türkiye.

Sen Türkiye'sin, ekmeğim, tuzum Türkiye.
Omzumda mavzer, koynumda çevresin
ve kıl heybemde taze lor peyniri.
Gök rengi süt, karanfil rengi şarap,
batan güneş gibi bakır taşkömürü
ve rüzgara vermiş saçlarını nefti ormanlar
ve köylere karşı sarışın harmanlar.
Ferik elması, kavun, karpuz, dut ve kayısı,
fındık da sende, ceviz de sende, badem de sende,
alnımın teri, gözlerimin nuru Türkiye.



Sen Türkiye'sin, evim barkım, köyüm obam Türkiye.
O senin çifte çarşılı harp görmüş şehirlerin,
sahilde Mersin, yayla türküsü Konya.
Adana'nın yolları taştan, yola çıkıp Maraş'tan
ezanla birlikte vardık bir akşam Urfa'ya.
Bursa'nın, ya Bursa'nın ufak tefek taşları,
uçan yıldızı dondurur Ardahan'ın kışları.
Erzincan'da bir kuş var kanadı gümüş pul pul
ve göğe kılıç gibi çekmiş minarelerini
şehirler padişahı canım İstanbul.

Türkiye, Türkiye, ay'lı yıldız'lı Türkiye,
sen Mehmed'sin omuzların Anadolu yaylası,
Aladağlar, Toros'lar dev gibi gövden,
Sen şehid oğlu, şehid babası,
sana selam olsun dünya'dan, hürriyet'ten...


Attila İLHAN



Mystic@L 25 Nisan 2007 21:59

Zaman dedikleri
Düşman gibi ilerliyor torunum

Göz açıp kapayınca
Sen yedi yaşına basarsın
Ben su içinde yetmişi omuzlarım

Zaman düşman gibi ilerlesin
Çıkıp gideriz kırlara
Ben karınca şiiri yazarım
Zeytin ağaçlarına
Sen resimler yaparsın
Kağıt fenerli, çingene pembeli resimler
Güle oynaya asarız yıldızlara

Zaman düşman gibi ilerlesin
Hiç aklından çıkarma
Yarınlar bizim
Güzelim
Celal Vardar


Misafir 25 Nisan 2007 23:02

İSTANBUL DESTANI


İstanbul deyince aklıma martı gelir
Yarısı gümüş, yarısı köpük
Yarısı balık yarısı kuş
İstanbul deyince aklıma bir masal gelir
Bir varmış, bir yokmuş.

İstanbul deyince aklıma Gülcemal gelir
Anadolu'da toprak damlı bir evde
Gülcemal üstüne türküler söylenir
Süt akar cümle musluklarından
Direklerinde güller tomurcuklanır
Anadolu'da toprak damlı bir evde çocukluğum
Gülcemalle gider İstanbul'a
Gülcemalle gelir.


İstanbul deyince aklıma
Bir sepet kınalı yapıncak gelir
Şehzadebaşı'nda akşam üstü
Sepetin üstünde üç tane mum
Bir kız yanaşır insafsızca dişi
Boyuna posuna kurban olduğum
Kalın dudaklarında yapıncağın balı
Tepeden tırnağa arzu dolu
Sam yeli söğüt dalı harmandalı
Bir şarap mahzeninde doğmuş olmalı
Şehzadebaşı'nda akşam üstü
Yine zevrak-i derunum
Kırılıp kenara düştü
İstanbul deyince aklıma Kapalıçarşı gelir
Dokuzuncu Senfoni'yle kolkola
Cezayir marşı gelir
Dört başı mamur bir gelin odası
Haraç mezat satılmakta
Bir gelinle güvey eksik yatakta
Köşede sedef kakmalı tombul bir ut
Tamburi Cemil Bey çalıyor eski plakta
Sonra ellerinde şamdanlar nargileler
Paslı Acem kılıçları
Amerikan kovboyları
Eller yukarı.


Ne kadar da beyaz elbiseleri
Amerikan deniz erleri
Kocaman bir papatyadan yolunmuşlar gibi
Sütten duru, buluttan beyaz
Beyazın böylesine ölüm yakışır mı dersin
Yakışmaz
Ama harbederken onlara
Bambaşka elbiseler giydirirler
Kan rengi, barut rengi, duman rengi
Kin tutar kir tutmaz.


İstanbul deyince aklıma
Kocaman bir dalyan gelir
Kimi paslı bir örümcek ağı gibi
Gerinir Beykoz'da
Kimi Fenerbahçe'de yan gelir
Dalyanda kırk tane Orkinos
Kırk değirmen taşı gibi dönmektedir
Orkinos dediğin balıkların şahı, Orkinos mavzerle gözünden vurulur
Denizin içinde ağaçlar devrilir
Kan çanağına döner dalyanın yüzü
Camgöbeği yeşili bulanır
Bir çırpıda kırk orkinos
Reisin sevinçten dili dolanır
Bir martı gelir konar direğe
Atılan kolyosu havada yutar
Bir başkasını beklemez gider
Balıkçı gülümser tatlı tatlı
Adı Marika'dır bu martının der
Her zaman böyle gelir böyle gider.


İstanbul deyince aklıma Adalar gelir
Dünyanın en kötü Fransızcası orda harcanır
Çalımından geçilmez altmışlık madamların
Ağzı dili olsa da tenhadaki çamların
Görüp göreceği rahmeti anlatsa insanların.


İstanbul deyince aklıma kuleler gelir
Ne zaman birinin resmini yapsam öteki kıskanır
Ama şu Kızkulesi'nin aklı olsa
Galata kulesine varır
Bir sürü çocukları olur.


İstanbul deyince aklıma
Tophane'de küçücük bir sokak gelir
Her Allahın günü kahvelerine
Anadolu'dan bir sürü fakir fukara gelir
Kimi dilenecek dilenmesine utanır
Kiminin elinde bir süpürge peyda olur uzun
Dudaklarında kirli paslı bir tebessüm
Çöpçü olmuştur bugüne bugün
Kiminin sırtında perişan bir küfe
Kiminin sırtında nakışlı semer
Şehrin cümbüşüne katılır gider
Kalın yağlı bir kolana koşulur
Piyano taşırlar omuz omuza
Kendinden ağır yükün altında adamlar
Balmumu gibi erir dururlar
Sonra kanter içinde soluk alırlar
Nazik eşya nazik hamallar ister neylersin
Ama onlar kadar piyanoyu ciddiye alırlar mı dersin
Nazdan nazik çiniden bilezik eller
Derken
Karşı radyoda gayetle mülayim bir ses
Evlere şenlik Üstad Sinir Zulmettin
Hacıyağına bulanmış sesiyle esner:
Gamı sadiyi felek
Böyle gelir böyle gider.


İstanbul deyince aklıma
Stadyum gelir
Güne güneşe karşı yirmibeşbin kişi
Hepsinin dudağında İstiklal Marşı
Bulutlar atılır top top pare pare
Yirmibeşbin kişilik bir aydınlık içinde eririm
Canım ağzıma gelir sevinçten hilafsız
İsteseler bir gelincik gibi koparır veririm.


İstanbul deyince aklıma
Stadyum gelir
Kanımın karıştığını duyarım ılık ılık
Memleketimin insanlarına
Daha fazla sokulmak isterim yanlarına
Ben de bağırırım birlikte
Avazım çıktığı kadar
Göğsümü gere gere
Ver Lefter'e yaz deftere
Stadyum gelir
İstanbul deyince aklıma
Binlerce insanın aynı anda
Aynı şeyi duymasından doğan sevincin
Heybetini düşünürüm
Birbirine eklenir kafamda
Binler yüzbinler milyonlar
Sonra bir mısra havalanır ürkek
Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar.


İstanbul deyince aklıma
Yahya Kemal gelirdi bir eyyam
Şimdi Orhan Veli gelir
Demindenberi dilimin ucundasın Orhan Veli
Demindenberi senin tadın senin tuzun
Senin şiirin senin yüzün
Yaralı bir güvercin misali
Başımın üstünde dolanır durur
Gelir sessizce konar bu şiirin bir yerine
Neresine mi arayan bulur
Erbabı bilir
Deli eder insanı bu şehir deli
Kadehlerin çınlasın Orhan Veli.


İstanbul deyince aklıma Sait Faik gelir
Burgaz adasında kıyıda
Mavi gözlü bir çocuk büyür döne döne
Mavi gözlü bir ihtiyar balıkçı gencelir küçülür
İkisi bir boya geldi mi Sait kesilirler
Bütün İstanbul'u dolaşırlar elele başbaşa
Ana avrat küfrederler uçan kuşa eşe dosta
Sivriadada da martı yumurtası toplarlar çilli çilli
Ziba mahallesinde gece yarısı
Sabaha Galata'dan geçer yolları
Maytaba alacakları tutar kahvede
Zararsız bir deliyi
Ula Hasan derler gazeteyi ters tutaysun
Çaktırmadan gazetesini tutuştururlar fakirin
Sonra oturup sessizce ağlarlar.


İstanbul deyince aklıma
Sait Faik gelir
Taşında toprağında suyunda
Fakirin fukaranın yanıbaşında
Bir kalem bir bilek bilendikçe bilenir
Kıldan ince kılıçtan keskin
Hep iyiden güzelden yana
Hep kimsesizlerin.


İstanbul deyince aklıma
Sait'in son yılları gelir
Hey Allahım en güzel çağında Sait'e
Dört beş yıl ömrün kaldı denir
Sait Sait olur da nasıl dayanır
Mavi gözlü çocuk boşverir ölüm haberine
İhtiyar balıkçı pis pis düşünür
Bir zehir yeşilidir açılır
Bir yeşil ki ciğerine işler adamın
Bir yeşil ki kasıp kavurur
Küçük mavi çocuk
İhtiyar balıkçı
Ve dilimize bulaşan zehir yeşili
İstanbul çalkalandıkça bu denizlerde dipdiri
Dilimiz yaşadıkça yaşasın Sait'in şiiri.


İstanbul deyince aklıma
Sabiyem gelir
Sabiyem boynundan büyük bir demetle
Sarıyer'den gelir Pendik'ten gelir
Bahar nereden gelirse velhasıl
Sabiyem oradan gelir
Ne delidir ne divane
Aslını ararsan çingenedir
Tepeden tırnağa güneştir
Topraktır
Anadır
Analar içinde bir tanedir
Biri sırtında biri memesinde biri karnında
Karnı her daim burnundadır
Canını mendil gibi takar dişine
Yürekten birşeyler katar işine
Bir ucundan girer şehrin ötekinden çıkar
Alçakgönüllüdür Sabiyem
Hem masa satar, hem göbek atar
Ver bir çeyrek güzelim der
Neyse halin o çıksın falin
Canı çıkar Sabiyemin falı çıkmaz
Sonra anlatır dün gece başına gelenleri
Görürüm üryamda bir sarı yılan
Cenabet uğraşır durur benimlen
Uyanır bakarım benim bebeler
Yatağın ucuna kaymış
Ayağımın parmaklarını emer.


İstanbul deyince aklıma
Bir basma fabrikası gelir
Duvarları uzun masaları uzun sobaları uzun
Dal gibi dalyan gibi kızlar çalışır bütün gün ayakta
Kanter içinde mahzun
Yüzleri uzun elleri uzun günleri uzun
Fabrikada pencereler tavana yakın
Al topuklu beyaz kızlar dalga geçmeyin
Dışarda ağaçlar dizi dizi
Duvarlar duvarlar uzun duvarlar
Niçin ağaçlardan ayırdınız bizi
Dışarda tarlalar turuncu, asfalt mosmor
Dışarda dışarda dışarda
Mevsim gürül gürül akıp gidiyor
Ondokuz yaşında Eyüp'lü Gülsüm
Dalmış beyaz köpüklü akışına ipeklilerin
Kötü kötü düşünüyor
İpeğin akışına doyum olmaz
Ama gel gör ki ipekli emprimeden oğlana don olmaz
Bir top Amerikan bezi sakız gibi beyaz
Bir top Amerikandan neler çıkmaz
Perdeler yatak çarşafları çoluğa çocuğa çamaşır
Sakız gibi ağarmış bir top Amerikan bezi
Gülsüm'ün gözleri kamaşır
Üçüncü oğlanı doğururken Gülsüm
Bir top Amerikana hasret sizlere ömür
Gülsüm'lerin sürüsüne bereket
Yerine bir Gülsüm'cük bulunur elbet
Gider Gülsüm gelir Gülsüm
Azrail ettiğin bulsun.


İstanbul deyince aklıma
Ağzına kadar soğan yüklü bir taka gelir
Sülyen kırmızısı üstüne zehir gibi yeşil
Samsun'dan Sürmene'den Sinop'tan
Yaz demez kış demez mutlaka gelir
Kirli yelkeninde yeni bir yama
Demirinin pası gelir dilime
Nabzımda duyarım motorunun hızını
Canımın içine sokasım gelir
İri kalçaları pullu denizkızını.


İstanbul deyince aklıma
Takalar gelir
Alçakgönüllü kalender
Ya Peleng-i Deryadır adları ya Şimşir-i Zafer
İstanbul deyince aklıma
Koca Sinan gelir
On parmağı on ulu çınar gibi
Her yandan yükselir
Sonra gecekondular gelir ardısıra
İsli paslı yetim
Eyy benim dev memesinde cüceler emziren acayip memleketim...


Bedri Rahmi Eyuboğlu



Misafir 25 Nisan 2007 23:55

Savruk kötü ve yarım bir şiir daha

Bugün güzel bir gün!
Bunu ancak yaşayanlar bilir..

ve kimbilir;
belki de sadece böylesi güzel bir günde
aşk, ölüm ve şiir kolkola girebilir...

Aşk bitti;
Edebiyat en acımasız katildir.
Kendi şiirini yazanlar için itihar alın yazısı gibidir.
Bilinçli her ölüm yeni bir bilinçle diriliştir.

Aşk sadece çirkinler içindir;
Acı düşünenler için...

..ve bazıları sadece kaybetmek için varolur;
diğerleri kaybedenlere imrenmek için...


Zafer GÜN



NiliM 26 Nisan 2007 00:29

Nasıl Anlatsam

Ben seni nasıl anlatsam bilmemki
Kalbim çarpar benim
Bir aşk pınarından geçmek lazımki
Senin güzelliğini anlatmalıyım
************************
Gece uyku girmez gözüme
Ben seni nasıl anlatsam diye
Beni vursalar zincire
Seni anlatmadım diye
*********************
Benim sevgim gerçek diye
Uyumadım sabah,akşam
Öldürdüler sonunda beni
Seni anlatmadım diye


Cahit.İ



Saat: 20:44

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık