![]() |
Birgün sesim kesilir şiirlerim susarsa, Sevmediğimden değil bil ki öldüğümdendir, Aşka küsüp nağmeler şarkılar kan kusarsa, Sevmediğimden değil bil ki öldüğümdendir... Sonu yok biliyorsun aşka biçilmez paha, Sonu yok bu sevdamın süreceği çok daha, Hissetmezsen an olur sarılma hemen aha, Sevmediğimden değil bil ki öldüğümdendir... Yeminimi bozarım diye düşünme sakın, Bunca sevildin diye gururunu tak takın, Sen çağır ben gelmezsem usulca göğe bakın, Sevmediğimden değil bil ki öldüğümdendir... Yanımda olmasan da şu sevdan ömre değer, Sakın suskunluğuma deme sevmemiş meğer, Dağlar denizler aşıp sana varmazsam eğer, Sevmediğimden değil bil ki öldüğümdendir... Sevdan hep gurur ile şu dilimden dökülür, Bükülürse bu boynum yokluğunla bükülür, Aşkın belki o zaman yüreğimden sökülür, Sevmediğimden değil bil ki öldüğümdendir... ERSİN KAYIŞLI |
Hazanın Ta Kendisiyim Ben Yüreğim burkuluyor, dönünce mevsim hazana Sararıyor yapraklarla birlikte mahzun gönlüm Solgunlaşıyor hayatın tüm renkleri beynimde Bir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda Mahzunlaşıyor kalbim, dönünce mevsim hazana Kurumuş güllere benziyor umutlarım, hayallerim Düşüyor toprağa, giden bir yıl daha ömrümden Bir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda Aşklar bile hız kesiyor dönünce mevsim hazana Ağırlaşıyor bedenim, uykuya dalıyor duygularım Algılamıyor ruhum, sevdanın kokusunu Bir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda Sevdalarım kanatlanıyor uzaklara, dönünce mevsim hazana Göçmen kuşlar gibi, kaçıyor benden coşkularım Renklerim bile dönüyor, maviden griye Bir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda Öylesine yalnızlaşıyor ki ruhum, dönünce mevsim hazana Ne bir ses, ne mektup, ne arayan ne de soranım Hasretlerin, ayrılıkların ilk durağındayım Bir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda Bir başka boyuta formatlanıyorum, dönünce mevsim hazana Sanki yaşayan ben değilim, kalmamış heyecanım Ama aslında 'hazan', benim bir diğer adım Bir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda Durgunlaşıyor sevgi denizim, dönünce mevsim hazana Gökyüzü ağlıyor, susuyor gönlümde sevilerim Hayvanlar bile kaçışıyor, kırdan bayırdan Bir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda Sevdama ağıt yakıyor bulutlar, dönünce mevsim hazana Şimşeklerle çakıyor, yıldırımlarla yağıyor hiddetim Hüznüme beste yapıyor esen rüzgarlar Bir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda Ruhumla bedenim bütünleşiyor, dönünce mevsim hazana Yolculuğa çıkıyor, bir başka bahara aşkım ve sevdam Hazanın ta kendisiyim ben, derdimle sarmaş dolaş Bir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda (31.08.2005) Burhanettin Akdağ |
BİTER CAN'IN... Gitme! gitme gülüm uzaklara, bırakma beni yalnizliklara. yanımdayken bile, seni ozlerken, gitme gülüm uzaklara.. sensizken nefessizim ben, ellerini tutamazsam, gozlerine bakamazsam, saçlarına dokunamazsam, nasıl atar bu kalp! hic dusundunmu? Gitme! gitme gülüm uzaklara, yakma gonlumu bir daha, dayanamam, dayanamam senin olmadığın gunlere. gonlumdeki umudumsun, yuregimdeki sevincimsin sen. gidersen biter bu can, biter bu nefes. Gitme! gitme gülüm uzaklara, vurulurum yalnızlığının kurşunlarina... Alıntı |
şimdi gidiyorsun git oysa senden tek bir damla istemiştim sana kocaman bir deniz sunmak için şimdi gidiyorsun git ne zaman başladı bu hikaye anımsamak zor gençtim hazırda fırtınalarım vardı dörtnala sevdalarım komazdı öyle üç-beş nöbetleri geceler içimi acıtmazdı böyle bir insan bu kadar eksilebilir mi? hatırlarsan sesine uyku kaçmış bir adam vardı bu şehrin bir yerlerinde düşler ormanının gece bekçisi derdin sen ona gözlerinde gizledi o seni sen bilmedin o adam bendim unuttun mu bak sevdiğin adam gülmeyi bile unuttu seni unutamadı işin kolayına kaçmadım uğruna ölmedim yani uğruna ölünecek sandığım biri için yaşadım hep sen bunu da bilmedin ben bir bakışına bin anlam yükledim sen aşka kestirmeden gittin bir hayatın özetini bırakıp avuçlarıma şimdi gidiyorsun git bana karanlığın ne demek olduğunu öğretmeden bütün ışıklarımı söndürüyorsun bu cehennem cinayetlerini işliyorsun sonra bunlara intihar süsü veriyorsun yazıklar olsun susuyorsun susuyorum susacaklarım bitmiyor uzun lafın kısası olmaz anlatacağım çok şey var hoyrat bir rüzgar gibi geldin aklımı ve hayatımı dağıttın şimdi gidiyorsun git daha ayrılığa bile çarpmadan aşk bizden döndü bir yılan gibi soktun koynuma kimsesiz geceleri artık ölüm sana dokunamamaktan kötü değil ama sana dokunmak da yasak bana göz çukurlarımdaki karanlık bunu anlatır sen var ya sen allah kahretsin! şimdi gidiyorsun git... |
İç Hesaplaşma Algılayamam artık sevgiyi kalbim dağlanmış Kendimi arıyorum hayatın belirsizliğinde Kime anlatayım derdimi dilim bağlanmış Yıldızlar kayıp gecemde Gözlerimde donmuş ölü bir bakış Söyleyin bana hangi çiçek solmamış Ben soldum gençliğimde Yaşayamam ben sensiz, sevmeden Bir canım var her an ölüme hazır Açmış kollarını gökyüzüne ağlıyor bir koca çınar Benim gibi yalnız, oturmuş boğaza nazır Ne farkım kaldı ki gölgemden? Can çekişiyor vicdanım geçmişin gazabında Her şey silinmiş bir tek hatıraların kalmış iz Çağırıyor beni koynuna köpüren dalgalar Hissetmiyor tenim rüzgarı dolaşırken kafamda kasırgalar Nasıl yutar beni kararmış soğuk deniz Çoktan boğulmuşsa ruhum karanlıkların girdabında |
HASRET YÜREĞİMDE SAKLI.. En iyleşilmez yaramdır aşk benim Çileden,dertten bir habercidir Bir ömrün dökülen son yaprağı Gece kadar uzun,hayat kadar eskidir Kimbilir bozulan kaçıncı tövbedir bu Bu kaçıncı sancıdır içime saplanan bazen Yağmur yüklü bulutlara benzer Sağanak sağanak dökülür gözlerimden Firari bir mahkumdur,içimde saklanan Boynum bükük,kalbim kırık,darmadağınım Bir sır saklı gözlerinde,anlamadığım Hasret yüreğimde, derin sızı Gönlümün sultanı,ömrümün yazı Yaşamak seninle güzel,ölmek seninle Sevmek,sevilmek,dünya seninle güzel Kırdığın kalbimi hasretinle sardım Bir ateş yaktın ki,yandıkça yandım Yandıkça sana bağlandım.. Alıntı |
Sokak Lambası Sadece kendini aydınlatan Bir sokak lambasıyım Sokağın sonunda Karanlıklara inat hala yanmaya çalışan Belki aydınlıklara boğamam tüm karanlıkları Ama yine de Yanmalıyım geceler boyu Bırakırsam eğer kendimi Biraz olsun yanmazsam yani Kapat gözlerini Kararsın gördüklerin "Karanlığı" o zaman anlarsın İşte bu yüzden ben Yanmalıyım geceler boyu Aydınlatamasam da her yeri Bir yerde aydınlanır küçük bir karartı belki Emin Koca |
GECE NÖBETİ Daha az seviyorum seni.. Giderek daha az.. Unutur gibi seviyorum.. Azala azala.. Aramızdaki uzaklığın karanlığında.. Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca.. Daha az seviyorum seni.. Kendini iyileştiren bir yara gibi.. Daha az.. Ve zamanla.. Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini.. Uzak dağ kışlalarında.. Görmüyoruz birbirimizi.. Usul usul sis iniyor.. Kopmuş yollara.. Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin.. Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda.. Sevgilim sevgilim Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da.. Artık daha az seviyorum seni.. Unutur gibi..ölür gibi daha az.. Yeniden ödetiyorum kendime Onca aşkın öğretemediğini.. Kolay değildi.. Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben.. Kaç acı birden imtihan etti beni.. Bir tek gece vardır insanın hayatında.. Ömür boyu sürer nöbeti.. Bu da öyleydi.. İyi ol.. Sağ ol.. Uzak ol.. Ama bir daha görme beni Murathan Mungan |
Bilmez Gibi... Karşı karşıya oturmuşuz Arnavutköy sahilinde, bu eski kahvede bu bahar sabahında bir sen birde ben daha ne olsun.. Sezen Aksu'dan ''Son sardunyalar'' çalıyor .. Masamızda 2 bardak demli çay ve titreyen ellerimiz var, Yüzün al al olmuş.. Dilimizde söylendi söylenecek Sevda sözleri Gözlerimizde arzulu bakışlar. Daha ne olsun Yüzümde bir meltem sıcaklığı nefesin, Kulaklarımda hoş bir şarkı gibi billur sesin Yakışı zevk veren bir ateş parçası iken ellerimde ellerin.. Daha ne olsun.. Üstümüzde pırıl pırıl gökyüzü, yanıbaşımızda masmavi deniz, uzaktan hafifçe gelen dalga sesleri ve martı çığlıkları, birde yosun kokusu, daha ne olsun.. Neden kesik kesik olduğunu sorma nefesimin Bakıp bakıp dudaklarına sorma neden iç çektiğimi Bilmez gibi.. Abdullah Melik Mısırlı |
Ayrılık Günü Ben nice ayrılıklar gördüm ömrümce Kuşlar gördüm; kırılmış kolu, kanadı Ayrı düşmüş sevdiğinden kuşlar gördüm Hiç bir ayrılık bana bu kadar komadı Ayrılığın bir ağrıdır vurur şakaklarımda Ve büyür gözlerimde bir okyanus kadar Derinden ses verir içimde bir tel Sonra, birdenbire kırılır, kopar Yeryüzü çekilir altından ayaklarımın Geçer başıma çöken bir tavan gibi gökyüzü Durmadan çalınır kulaklarımda Şarkıların en hüzünlüsü Seni alıp uzaklara giden otobüs Benim üzerimden geçer hışımla Devrilir, bakakalırım ardından Bir sel gibi akan gözyaşımda... Artık ne yapsam boş, teselliler faydasız Karanlık gitgide en derinlere çeker beni Çaresiz, bütün sokaklarında bu şehrin Böyle perişan beklerim dönmeni Dolaşır birbirine yorgun ayaklarım Ellerimi koyacak bir yer bulamam Nereye gitsem, en koyusu acıların Ne yana baksam, çıldırtan bir akşam İstemem ben bu ömrü, bu talihi istemem Böyle durup durup senden ayrılmak varsa Orada bir mezar kazılır benim için Ayrılığın nerede başlarsa |
| Saat: 01:55 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık