![]() |
Karlar Yağıyor Düşlerime... Düşlerin doruklarına kar yağıyor şimdi, Üşüyorum, Hasret sancısı bu gelip geçici değil, Tüm kalbimle seni bekliyorum demek istiyorum, Söyleyemiyorum, Bir hayalin gölgesinde, Seni sensizlikte yaşıyorum, Ne güzel başlamıştık oysa, Sen vardın hayatımda, Düşlerime kar yağıyor, Sensiz üşüyorum buralarda, Seni düşünüyorum gecelerin vefasız ayazında... Ayrılık ateşten bir ok bağrımda, Geleceğin günün düşleri hep aklımda, Uzaklarda beni unutmuş olsanda, Umutlarım hep yanı başımda, Bir ruya gördüm ben, Düştüm aşkın kapılarına, Çaresizlik diz çökmüş yanı başımda.. Günleri saymaktan vazgeçtim Çare değil bana, Günler haftaları kovaladı, Senden haber yok yarınlara, Haftaları saymaktan vazgeçtim, Derman değil gönül yarama, Haftalar aylara sarıldı, Sen kimlerin boynuna, Yıldızlar düştü saçlarıma, Bir ömür heba sana, Zaman dondu kaldı yokluğunun ağrısında, Saatler seni vurdu her gece oluşunda, Ne umutlar beslemiştik oysa, Sözümüz vardı doğacak yarınlara, Fırtınalı bir ömrün kıyılarında, Saman alevinde savrulduk, Küle dönen bir aşkın masalında, Hiç bir şeyin tadı yok sensiz, Geceler boyu ağlarım sessiz, Sensiz,.. Bir düş görmüşüz birlikte, Sen benden habersiz, Ben sensiz, Alıntı |
Elveda aşkım… Sen gittin, Bir zifiri karanlık, Bir zindan yalnızlığı, Ağır bir boşluk bıraktın geride. Gittin ve dönmeyeceksin bir daha, Haklısın gidişinde, Bu aşkı bitirmekte haklısın. Tek söz söyleyemedim. Yüzüne bakamadım. Karşında ağlamadım. Eridim, tükendim, bittim. Sonsuzlukta bir insan nasıl olur, Sesi soluğu nasıl duyulur? Elveda aşkım. Elveda sevgilim. Sen kendini hiç böyle gereksiz, Böyle değersiz, böyle yapayalnız hissettin mi? Ayrılık ölüm kadar acı ve soğuk. Aynalara bakıyorum, Aynada gördüğüm ben değilim. Gözlerim cehennem ateşi. Dudaklarım mühürlenmiş. Ellerim titriyor. Yüreğim kızgın demirlerle dağlandı. Yokluğunun bedeli çok ağır sevgilim. Sevinçlerim, hayallerim, umutlarım, Renkli dünyam elveda. Elveda yaşamak. Yaşamın anlamı elveda… Sami Arlan |
Yüreğim titrek bir serçe yüreği Sevmek kavrulmaksa Uzun gecelerde Kızıl şafakları beklemek Yokum böyle sevmelere Sonunda ayrılık varsa.. Dağlardan koşup gelen bir ırmaksın Aynı kayalardan uçarak hergün Yorgunsun Ve de telaşlısın Denizlere ulaşabilmek en büyük tutkun Dağılı dağıla kolların Bir yanda sevinç ve bir yanda hüzün Hepimiz biraz umut kölesi değil miyiz Sulara indirdim güzelliğini Telefon ha çaldı Ha çalacak Ateşten gömlek provaları yapıldı Yarına çeyrek kalmış, Kararlı adımlarla yürüyoruz Hüzün ekmeğimiz de olsa Abdullah İnal |
Yağmur ağlardı her gelişinde Ardından güneş gülerdi gözlerin gibi Yürüdüğün yollarda çiçekler açardı Gözlerinin daldığı yerde sevgiler vardı Ne zaman konuşsan Pan’ın flütü çınlardı kulaklarımda Adın türküydü dudaklarımda Sen yan sıradan bakardın Kara gözlerinle kara tahtaya Bense dalardım sevdanın arka sokaklarına Bir an bana baksa derdim Kıskanırdım kara tahtayı kara gözlerinden Ders nasıl biter Dönem nasıl geçer Yıllar nasıl gider Anlaşılmazdı sen varken Yağmur ağlardı her gidişinde Çiçekler solar Ağaçlar soyunurdu yaşamak hevesinden Sevgiyi bırakır giderdim uzaklara Güneş sönerdi Sis çökerdi omuzlarıma Bir gün sevgiyi bıraktım gittim uzaklara Hala sis var omuzlarımda 19 HAZİRAN 2008 Ömer Ilgaz |
DERTLENDIM GENE Sabah güneşine yüklüyorum duygularımı Boğazın sularında yıkıyorum kuşluk vakti Yavaş yavaş siniyorum soğuk şehirlerine Cam selama duruyor çaresiz pencerende Sızıyorum evinin bütün odalarına Ruhum ruhumu çağırıyordu yanına Bir İstanbul kokusu odanı sarıyordu Beni öpen güneş,seni de okşuyordu Yüzünde goncalar açarken aheste aheste Bir özlem bağdaş kuruyordu gönül köşene Sıcacık sesin çınlatırken yasa duran odamı Şiire dönüşmüş halde bulurum sevdalarımı Gün boyu misafir kalırken güneşteki parçam Beni hayata bağlar seninle hayaller kurmam Kokumu kokunla aşla geceyle bana gönder Buz kesen gönül evimi Gülüzarlara dönder Samimi ise eğer güneşi okşamaların Duygularıma değmiş olmalı parmakların Öpmüşsün gözlerinle dudak izlerin düşmüş Öyle öpüşmüşsün ki güneş yüzüne gülmüş Busenle göz gözeyim İstanbul semalarında Uzanıp öpeceğim güneş'i durdurun dünya'yı.” Alıntı |
|
NE YOLLARSAN YOLLA,YETER Kİ YÜREKTEN OLSUN Arkadaşlığın büyüsünü tadanlardanım Bir selam gönder bana Dostluğun kavramını yaşayanlardanım Bir söz söyle bana taaa uzaklardan İçten olsun Arkadaşça dostça bir selam gönder bana Yürekten olsun Atma içine üzüntülerini Tatma kederli saatleri Paylaş kardeşçe mutlu sevgileri Düşünme Ardına bırak üzüntülerini Gel sevdiğim Birlikte atalım kederli düşünceleri Dünya değmez hiçbir üzüntüye Kapıl git yepyeni sevgilere İnandır dünyanın sevgi dolu olduğuna Evrende saygının var olduğuna Çocuk gibi saf,temiz,tertemiz Yüreğinin bir köşesinde Yer varmı banada ? Canımı verirdim o yürek için Arkadaşça sevgiyle dostça Ama ne olur yürekten olsun ( Meganeon'dan Bitanem'e..-alıntı- ) |
Çanakkale'm Seni anlatmaya yetmiyor dilim Bayrağım burcunda al Çanakkale'm Değilsin sadece şirin bir ilim Diyetin ödenmiş bil Çanakkale'm Daha onbeşinde küçücük yaşı Tekbirle çınlatmış dağ ile taşı İman dolu göğsü gururlu başı Mehmedimin kanı sel Çanakkale'm Kimi harbiyeli kimi liseli Delikanlı olmuş deli mi deli Sarmamış kolları taze güzeli Ayşe'ler Fatma'lar dul Çanakkale'm Vatanım,toprağım deyip uğruna Sarılıp imanla al bayrağına Kınalı kuzular girmiş bağrına Koynunda şehitler gül Çanakkale'm Analar kınayla cepheye salmış Nice koç yiğidim burada kalmış Sakın şehidime demeyin ölmüş Lâl olsun söyleyen dil Çanakkale'm Batacak sanmışlar Türk'ün güneşi Mehmedin bağrında iman ateşi Destanlar yazdırdı yoktur bir eşi Dillerde türküsün gül Çanakkale'm Durupta bir yudum suyunu içtim Basmadım toprağa dikeni seçtim Dualar okuyup edeple geçtim Ölürüm uğruna bil Çanakkale'm Alıntı |
Penceremi Aydınlatan Güneşim İçimde sen kokusu var Kapıyı açsam karşımda olacaksın Hasret ateşleriyle boyanmış sabah yeli gibi Kalbime dolacaksın Ah bu hasret türküleri Sabah sabah yine neden söyleniyor bilemem ki Sensiz oluşum aklımı karıştırıyor Kalbim neden delleniyor bilemem ki Ömrümün her yaprağında Sabahın rengiyle kokulanmış dört mevsimde Penceremi aydınlatan güneşim Nerdesin Sensizliğim omuzlarımı çökertiyor Elim ayağıma dolanıyor böyle vakitlerde Tükenmez umutlarımı turnalara bağlıyorum Çıkıp gelirsin diye İçimde sen kokusu var Kapıyı açsam karşımda olacaksın Hasret ateşleriyle boyanmış sabah yeli gibi Kalbime dolacaksın Ömrümün her yaprağında Sabahın rengiyle kokulanmış dört mevsimde Penceremi aydınlatan güneşim Nerdesin? Alıntı |
selam söyle hayat.. Giden baharı gelen yazda gördüm Ne hazana ne yaza benziyordu Solgun yüzüne bakıp bakıp durdum Geçen bahara selam söyle hayat Ne yaprağına ne de gülüne erdim Zümrüt mevsimin solduğunu gördüm Belki de düş-tü şu gönlüme derdim Geçen bahara selam söyle hayat Yare sunacak çiçeği de yoktu Salkım dikeni meyvesinden çoktu Dalı goncasız fidanı buruktu Geçen bahara selam söyle hayat Neler ummuştum oysa ki ben ondan Ferah bulacaktım mis kokusundan Kalkmayacaktım derin uykusundan Geçen bahara selam söyle hayat Kaynağı kuru pınarları susuz Kuşlar kurnada perişan kuşkusuz Nere yönelsem her gördüğüm mutsuz Geçen bahara selam söyle hayat Gökteki güneş yakmış can evinden Sararıp solmuş ayrılmış renginden Eser kalmamış revnaklı halinden Geçen bahara selam söyle hayat Engin Namlı |
| Saat: 13:48 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık