![]() |
bir hayat hikayesi Bir ilkbahar sabahıydı. Güneş, pırıl pırıl altın ışıklarını yer yüzüne yolluyordu. Bu ışınları gören kozalardan o sabah beyaz bir kelebek çıktı. Çok büyük ve tül gibi ince bembeyaz kanatları vardı. Birden kendini bir bahçenin çiçekleri arasında buldu. Önce keşif uçuşuna çıkıp bahçeyi dolaştı. Sonra dinlenmek için kırmızı bir güle kondu. Dinlenirken, kanatlarını dikleştirip birleştirmisti. Etrafına baktı. Doyasıya yeşilliğe daldı saatlerce seyretti... Dinlenmişti. Şimdi dolaşma vaktiydi, yaşamalıydı, önünde uzun zamanı vardı. Ağaçlara uçtu. Çiçeklere kondu. Mutluydu, özgürdü. Herkes ona bakıp "ne güzel" diyordu. Akşama kadar çiçekten çiçeğe, daldan dala uçup durdu. Güneş batarken bir garip his kapladı içini, artık öğrenmişti. Sadece bir günlük olan ömrü bitmişti. Son bir kez etrafına baktı. Batan güneşe daldı. Ve bi daha hiiiiç uyanmadı... Alıntı |
Aşk'tır Adın Aşk demeliyim bitmeli hüzün Yüzünde oluşmalı sıcak bir tebessüm Şehir aynı,uzak semtler zulüm Elbet aşk bulur ona da bir çözüm Gül yüzün görünce güler yüzüm Ümitli kalbim karşında süklüm püklüm Lal olsun dilin sussun,konuşan olsun sadece gözün... ** Adın derim gelir bahar Sen ol isterim şu yaralı kalbe yar Lazım değil başkası,zaten yorar Adın derim gelir bahar Ne diyeyim,daha nasıl söyleyeyim ey yar... Mehmet Mert Koçkar |
YAŞANMAMIŞ HATIRALAR Yaşanmamış hatıralar bilirim Büyülü sonbahar akşamlarında Bulutlar üstünde su kenarında Yalnız hayal edilen hatıralar İşte; en ürpertici nağmelerle Bizim şarkımızı söyleyen rüzgar Sen dudağında gülümsemelerle Ben göz yaşlarımla, bu alemdeyim Fakat yine biz bize, başbaşayız Duymasan düşünmesen de; unutma Bir daha bu anı yaşayamayız. Görülmemiş manzaralar bilirim Karda, kışta, belki de ilkbaharda Hür denizlerde, kuytu ormanlarda Sadece hissedilen manzaralar Bak. Dinle, neler anlatıyor yağmur Üşüyorum üşüyorum beni sar Karanlık başladı, gitme ne olur İnan değişen manzaralar değil Kilometreler ayıramadı bizi Fakat bir gün gelir de birleştirir Beyaz bir güvercin kanadı bizi Söylenilmemiş mısralar bilirim. Hüzün dolu yağmurlu gecelerde Alev çalgıların sustuğu yerde Yalnız, yalnız düşünülen mısralar Bilinen şeyler huzur içinde Bilmenin bilinmez bir korkusu var Bak bütün rüyalarım nur içinde Çünkü, bugün havasını kokladığın Denizaşırı bir diyar bilirim. Ve o diyarda seninle beraber Yaşanmamış hatıralar bilirim. Ümit Yaşar Oğuzcan |
Ardından Burada baş sağlığı, orada gözler aydın; İki ayrı dünyada iki ayrı tören var. TANRI katından gelen bir yüce buyruk üzre, Aramızdan ansızın çadırını deren var. Orada ecdat ruhu sadümanlık içinde Burada tamu içre gönüllerde boran var. Eksilmiş bir yanımız; çarpılmış gibiyiz hep TANRI korusun sanki, Bozkurtluğa kıran var. Yukardan gök mü bastı; altta yer mi çöktü ne? Kimsede ağız dil yok; gözleriyle soran var. Buradan uğurlarken onu binlerce Bozkurt Orada karşılayan binlerce Alp-Erenler var. O gün Tanrıdağı`nda tan ağardığı çağda, Dediler Oğuz Han`ın otağına giren var. Töredir; konan göçer, doğan gün batar elbet Tanrı zeval vermesin; devlet, din ve KUR`AN var. Niyazi Yıldırım GENÇOSMANOĞLU |
Hüzün Kaldı Tutunacak.. Kırık hayal, kırık kanat Düş bozgunu kalbim benim. Bir daha savur, bir daha kanat Aşk yorgunu kalbim benim. Özlediğim bir şey vardı Sözden öte yazıdan uzak, Fındık kabuğuna sığardı Gözden yakın gülüşten sıcak. Beklediğim bir şey vardı Aşktan öte tutkudan uzak, Bu sokaklar bile dardı Kuytu düşler köşe bucak. Aradığım bir şey vardı Külden öte dumandan uzak, Köz bitti kül dağıldı Söz bitti gül dağıldı Hüzün kaldı tutunacak Alıntı |
Yorgun Bir yağmur yağar Aralıksız günlerce Islanabilmek umuduyla Dönersin yüzünü buluta Avuç açarsın damlalara Temizlersin ruhunu Aşktan , sevgiden... Gitmek istemez sevgi hiçbir yere Gönderesin yoktur zaten Beklersin Yağmur dinsin Birleşsin parçaların Zaman alıp götürsün Kendine katsın Unuttursun... Yorulur kalp gene de Sevmek için de Unutmak için de... Ve bir kere sevdi mi Hep yorgundur aslında Ölüme kadar sürer Yeniden başlamalar... Pınar Abanoz |
Ölüm;sen ve ötesi Ölüm; kalabalığa inat, iki dudak arası suskunluk. bıçaklanmaya hazır bir gece. ay'ın sokağa düşen, sevimsiz silüeti. İki şakak arası unutulmuş sonsuzluk. tedirgin tetiklerde günbatımı. kızılca kan şerbeti, susamış güneşin ağzında.. Ölüm; Bitti bitecek hüzünlü bir şarkı. dişlere çarpıp dökülen son hece. nefese armağan, son dudak payı belkide. İki hece arası bir yaşam. kasılmış bir beden, kurumuş iki kan damlası.. Bedende ki hayatın kesintisi. ölüm , lahzada ki gerçeğin tecellisi.. Suretin aslı ile birleşmesi, toprağın can ile yeşermesi. Ölüm; Yastığım da sen kokusu nuh tufanından bir damla parmaklarımda tütün yarası ve yüzümde, buğday yanığı anılar da saklı.. Aslında ölüm, sen ve ötesi. ölüm, sensiz yaşama düşüncesi.. Fatih Erol |
Yarım kalmış şiirler gibi, Dudağımda yarım bir şarkısın. Yüreğim de hasret türküleri, Söyler durur sevdam neredesin? Sen; yarım kalmış yürek yangınım. Ben; naçar buralarda, Yıkık yuvam perişan halim. Çıksam ağlasam dağlara sen diye, Ahu zarımı duyarmısın Ferhat gibi, Ben şiiri’nin olsam. Gelir misin bana yârim diye, Can çekişen yüreğime, Akıtır mısın sevgini? Sen ah sen! Yarım kalmış şiirler gibi, Dudağım da yarım bir şarkısın. Gönlümde bestelenen sevdam. Sevdamsın… 19.06.2008 Betül Koçum |
SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN Her şey sende gizli Yerin seni çektiği kadar ağırsın Kanatların çırpındığı kadar hafif kalbinin attığı kadar canlısın Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç Sevdiklerin kadar iyisin Nefret ettiklerin kadar kötü Ne renk olursa olsun kaşın gözün Karşındakini gördüğüdür rengin Yaşadıklarını kar sayma Yaşadığın kadar yakınsın sonuna Ne kadar yaşarsan yaşa Sevdiğin kadardır ömrün Gülebildiğin kadar mutlusun Üzülme, bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi; Sevdiğin kadar sevileceksin Ay ışındadır sevgiliye duyulan hasret Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın Ve güçlü his ettiğin kadar güçlü Kendini güzel hissettiğin kadar güzel İşte budur hayat, işte budur yaşamak Bunu hatırladığın kadar yaşarsın Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün; Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun Çiçek sulandığı kadar güzeldir kuşlar ötebildiği kadar sevimli Bebek ağladığı kadar bebektir Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin Bunu da öğren; SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN |
Sus Şiir Sus! su sızdırmaz sığınağımda ay ışığı olsa / dalgalar duvara vursa ve zaman dursa o zaman ki akıllarda durmaz susmaz kelimeler / sular duvardan sızsa ve köpük köpük dalgalar durulsa hangi ışık aydınlatabilir yalnızlığı kim kaygısından arındırabilir ve hangi dalga yeniden ayağa kaldırabilir yorgun düşen kimseyi.. bakışları susmaz mı bitkin / yitik düşüncelerin ardından yapayalnız kalmaz mı hülyası yanıtsız soruların koynunda kıvranırken su sızdırmaz ki sığınak suskunsa gökte ay / denizde dalgalar ıslanmaz ki umutlar sus şiir sus mühürle dizeleri yüreğime bohçalayıp imgeleri bir mendile savur gökyüzüne dökme kaleme sen ki geçmiş yeminleri boynuna dolayıp dünü bugüne ekleyensin saklanıp beklentilere ve bilinmeze sus şiir sus sağanak yağmur gibi üstüme gelme 04.11.2008 / Salı Sevil Nizamoğulları - Feride Özmat Sevil Nizamoğulları |
| Saat: 04:22 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık