![]() |
Bir Yerden Sonra Birbiri ardına geliyorsa mutsuzluklar Keskin bir bıçak gibi saplanıyorsa acılar Köşebaşlarını tutmuşsa umutsuzluklar Ve uçurumlarda yankılanıyorsa aşkın son çığlıkları Ayrılık güzeldir... En kalabalık yerlerde büyüyorsa kimsesizliğin Binlerce kahkaya karışıyorsa gözyaşların Son çiviyi çakıyorsan yorgun sabrına Daha kirpiklerinde can veriyorsa hayallerin Ve dilinin ucundaysa en çılgın küfürler Yalnızlık güzeldir... Güvendiğin yüreklere karlar yağmışsa Buz tutmuşsa o sımsıcak bakışlar Sen yangınlar içinde üşüyorsan Ve bir zavallılıksa artık o çok sevmek Böyle bir dünyaya tükürmek Ve ölmek güzeldir... Ahmet Selçuk İlkan |
Çocuk Olmak İstiyorum Yorgunum, Çalınmış hayatım, Yalnızım yine kendimle!.. Kendimle yalnızlık iyidir ama, Bir mola ver diyemem ki zamana! Tanrım varsın biliyorum Omuzun olmadan, Omuzlamak istemiyorum Bana biçtiğin şu hayatı diktiğin gömleği ve yahut da! Ve bir şansım varsa diliyorum Omzunu geri alsan da Yap bir güzellik Tanrım Çocuk olmak istiyorum. Çoluk olmak istiyorum. Zeynel Orcanel |
Rüzgarsız Uyanamam Gün batarken ayrılırsak eğer Gizlice bakışlarını doldur koynuma Güneşsiz ayrılamam Az sonra Suyu kesilecek insan ırmağının Yeminim var şafaklar adına Yorgun yüreklere biraz umut Biraz sevgi sunmadan duramam Doğanın dudaklarında dolaşır ellerim Yaşamın tenini okşarım bütün gece Karanlıklara karşı biraz bilim Biraz estetik Şiirsiz uyuyamam Sular çoktan ışıdı koynumda Gel artık uyandır beni Seher vakti dağıt saçlarını yüzüme Rüzgarsız uyanamam İstersen fırtınalar yarat soluğunla Yorganı kaldırıp savur üstümden Kendinle ört her yerimi Gün doğarken sensizliğe dayanamam Adnan Yücel |
KILAVUZUM KARGA ÇIKTI NEYLEYİM Deli gönlüm benden yana olmadı Düşmanıma arka çıktı neyleyim... Aşk elinden az buz darbe almadı Yaraları kırka çıktı neyleyim... Uslanmadı vazgeçmedi yasaktan Bakışları kurtulmadı tuzaktan Kör kediyi samur sandı uzaktan Kürk dediği hırka çıktı neyleyim... İçer içmez huri dedi cadıya Mahkum etti ısırganla yatıya Sarhoş iken tayinimiz batıya Ayıkınca şarka çıktı neyleyim... Yeni değil şu gönlümün kandığı Çalı çırpı çınar diye konduğu Her derdime şifa diye sunduğu Şıra sandım sirke çıktı neyleyim... Haram olsun huzur nedir bildiysem Bin ağladım, senede bir güldüysem Acınacak durumlara geldiysem Kılavuzum karga çıktı neyleyim.. Cemal Safi |
ADIMLA NASIL BERABERSEM hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan koşar gibi yürüyüşün karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın karanlık boşluklarında akıp giderken zaman adımla nasıl berabersem öylece beraberiz seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz ve sonra her zaman her ölümlüye aynı şartlar altında kısmet olmıyan gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın Atilla İlhan |
Kış Geliyor Bir Dahada Açmaz Güller Tekil Mutlulukların Çoğul Yalnızlıklarıdır Elde Kalan Borç Harç Mutlulukla Ne Yaşanırsa Okadar Yaşadık Ey Ömrümün Virgülü Böylemi Bitecektin Ha Sen Gittin Tüürkülere Sığmaz Oldum Dışım İçime Dar Yelkensizim Rüzgarlara Çıktım Kıyılara Vurdum Caddeler Yuttu Beni Ve Başıboş Hüzün Sokağında Yüreğime Söylediğim En Doğru Yalan Oldun Başıboş Sonu Boş Kar Yağıyor Birdahada Açmz Güller Acıların Dağarcığında Gözyaşımı Vurdular İçimin Seyir Defterinden Adını Çaldılar Şimdi Ört Kapılarımı Dönüşlere Biletsiz Kalayım Varsın Geride Kalsın Kederli Gözlerin Kar Yanağı Saçların Varsın Yitirsin Tılsımını Hayat Kar Yağıyor Bir Dahada Açmaz Güller! Kahraman Tazeoğlu |
Sanadır Bütün Şarkılarım Nasıl da oynaşır ay ışığında sular Boyun büker kimi zaman ağlaşır yıldızlar Ben sensiz geçen günlerimden birini daha yaşarım Sanadır bütün şarkılarım Biri hüzünlü bir şarkı fısıldar geceyarısı Başlar uykularımı kaçıran kalp ağrısı Ben hep böyle sensiz gecelerde ağlarım Sanadır bütün şarkılarım |
. Beceriksiz . Kabugunu koparmadan ne bir elmayi soyabildim ne de iyilestirebildim bir yarami ama karsima çikinca kizmadim hiç elma kurduna bendim çünkü biçagi saplayan onun yurduna Sair diyorlar benim için bilmiyorum oysa her siire konmali mi uyak her yere nedense konamiyor tayyare hay dilimi ari türkçe soksun; uçak Kaptan olmak isterdim aynanin karsisinda eski bir sinema yildizi gibi aglayan Istanbul hatlarinda bir firça hafifligiyle gidip gelen vapurlara Eskimo bir sair dokunuyor omuzuma ve Kiz Kulesi'ni göstererek birak artik diyor üzülmeyi yedi tepeli bu sehirde siir okunacak tek yer elbette denizin ortasindaki su küçük buz dagi Terzi olsa da babam sökük dikmesini beceremem beni yalnizca sen anlarsin ignenin deliginden geçsin diye ipliklerin bir anlik islatildigi dudaklara takilip kalan annem . Sunay Akin |
KİM SEVEBİLİR SENİ BENİM KADAR. Kim sevebilir seni benim kadar Oysa ellerin hala yabancı gibi Bıraksaydım kalbimi avuçlarına O zaman anlardın, anlardın belki Sevdim deliler gibi Neden inanmıyorsun Korkaklar kaçar aşktan Sen neden kaçıyorsun Senin için ben neyim Söyle onu bileyim Kapında mı öleyim Onu mu istiyorsun Hakkı Yalçın |
BEN DERT YÜKLÜ BİR SEVDAYIM.. BEN! Geceleri gökyüzüne uçarım.. Ay dede ye sırtımı yaslar, bacaklarımı boşluğa doğru sallarım.. Sevdiğim vardır her zaman olduğu gibi; yanımda, canımda.. O uyurken; sessizce sarı saçlarını okşar, canımın canı eşimi bağrıma basarım.. Yıldızlar toplanır bir bir başıma, Gözlerimden akan yaşlarla derdimi onlara anlatırım.. Fedakarlık yapmak isterler; Ne olur hafifletelim derdini, birazını bizlere ver derler.. Pekâlâ derim ve anlatırım dertlerimi.. Ben anlattıkça, onlar da yanıp sönerler.. Anlarım ki; benimle birlikte, onlar da gözyaşı dökerler.. Dertlerimi alan yıldızlar uzaklaşırken yanımdan, Bir de görürüm ki; uzayın boşluğunda kaymaktalar, kaybolurlar.. Sonra içim acır, onların yok olmalarına dayanamam.. Derim ki yıldızlarıma; Ben çekerim dertlerimi, sizlere ağır geliyor anlaşılan benim te Ziyafettin GENÇ |
Iralama ağzından uçan sesin üreyen tanelerinde yol künyesi ardında iki büklüm bir acı bırakıp gideceksin öyle mi? zamanın pençesinde ateş alacak takvimler klavsen vuruşlarıyla an acıtan dakikalara büyüyecek eksiltecek seni sana biriktiren beni ayrılık girecek aramıza korku ıssızlığı buz gibi gösteri yılanı boynunda ısırdığı yerde bırakan salyası ağulu yalnızlık zehiri denizin büyülü aynasında keder hınca hınç zillet hüsran sisi kaplayacak sevdamızın yazılı olmayan tarihini ufka çıkacak haykırış kuşları yarım kalacak herşey suyundan yoksun kuruyacak çiçekler öykümüzün kırılma noktasında ateş merdivenlerinde küllerim bırakıp öylece su gibi akıp kendine gideceksin öyle mi ? durma, git! git, terk et hadi! uzaklar, sonun başlangıcı uzaklar, alabildiğine ihanet hangi yana yürüsen kendine yürüyeceksin hep vefaymış merhamet... sevmekmiş dostluk... ölüme beraber yürümek suret farklı aşk aynı öznesi üstüne titremek çarpıp bir kapıyı çıkana kadarmış meğer yokmuş pek çok şeyin değeri "bunlar acıtmaz" desen de beni yumruk olur boğazına anılar ilmek ilmek düğümlenir çözemezsin geceyi üstüne diken iplikleri git! durma! dul işkenceler ve asıl kahır uzaklarda iyileşmeyen yaralarına uyandığında içinin cam odalarında gözlerin boşluğa takılınca anlarsın seherin göğsüne sıkılan tekbaşınalık kurşunu vurur kopuk ekinden geçmişine köpük köpük kanarsın içimin yası parmağıma düşer sen ağladığıma bakma vedalaşmayacağım vedalar süngüdür bile bile saplamam koynuna git hadi! durma! uzaklar hain uzaklar mayın yıkıntı altında yıkıntı unutma! öyle çok yitirdik ki kaybetmekle eş zamanlı imkânsızlıkta tellala gerek yok! kimliği belirsiz bebeklerimize avuçlarımızda melekler ağlıyor masum cesetler çiğneniyor kanlı meydanlarda... işitiyor musun ellerimin sesini bunca gürültü arasında? hani dokunmak duymak değil miydi? ateşte su kaynıyor ıskalamaz bu sefer ölüm çocukluğum çalındı tutsak edildi gençliğim ipotek altında geleceğim ve sen... plastik umutlarla uzak uzaklara gideceğim diyorsun öyle mi? git, git hadi! Cheov oyunlarındaki gülümseme gibi tebessüm yükleyerek gamzelerine ateşi bırak bana meğer çürümüşüz çoktan kırk hain paslı hançer deşmiş büyük ütopyalarımızı zulüm ve öfkeye dönüşmüş maceramız ışık akrabalığımız ceviz sandıklarda kırık oyuncak masalı biliyorsun ekmeğimde barut kokusu hâlâ hayal filikamda yarınsız gün hüzün turları ve boynu bükük eksikliğimi "bitti" diyorsun! git hadi... olsun be gülüm, olsun... her giden bundan sonrasının şiiri her giden bulanık özgürlük kokusu ne ben ilk, ne sen sonsun kırılsın maneviyat üzülsün kapı duvar süzülsün camlardan yağmur yıkılsın üstüme t/uzaklar uzaklar uçsuz ağırlığınca izdiham soğuk çelik uzaklar yaşatmazlar biliyorum mercan uykularında bir gece seni de sinsice vuracaklar yol kesen çaresizliğin ilmeğinden kaç-an intihar şimdi deprem bu ağzı açık ****** sancılar kıyameti gidiyorsun... ardında sana çıkmayan yolları istifleyip gidiyorsun ya! ayrılığın melun kavşağında yüreğin/e y/emin olsun ki devrilip ömrüme beni öldürüyorsun topla tozanımı gayrı kalmasın zerre izim altında biz yazmadan geçsin jenerik ıralama adlı bu mizansenin... Sevinç YILDIZ |
BEKLERDİM... Sen giderdin Beklemezdin Ben senin gideceğin yerler olurdum Beklerdim Ansızın çıkagelmelerin Özlerdim Ama sen, yine de gelmezdin Bir ağlamak alırdı beni Hıçkıra hıçkıra ağlardım Genzim yanardı İçimde tufanlar büyütürdüm Ve sen yalnızlıkların… (Sensiz, sessiz sessiz kendime akardım) Sen giderdin Gelmezdin Ben senin gideceğin yerler olurdum Beklerdim Yaser EDESSA |
Hüzün Adres Değistirir Yakışmıyor cepheyi terk edişin, Mert dayanır, namert kaçar sevdiğim. Fazla sürmez hatanı fark edişin, Hasret eken , hüsran biçer sevdiğim. Adet ettin aşk dersini asmayı, Hüner saydın sırra kadem basmayı, Yetti artık çok denedim susmayı, İsyan eden bayrak açar sevdiğim. Nice avcı bende silah sınadı, Geri tepti ,sineleri kanadı, Kırılsa da yüreğimin kanadı, Yine açar, yine uçar sevdiğim. Bir resmimiz bile yoksa başbaşa, Revamıdır ben yanayım,sen yaşa, Aşk sunacak sakimi yok sarhoşa, Yine bulur, yine içer sevdiğim. Aynaların farkı kalmaz düşmanla, Tanışırsın doğduğuna pişmanla, Hüzün adres değiştirir zamanla, Benden geçer ,sana göçer sevdiğim. Üzerime yar sevdiğim sahi mi? Kalp çalmakta senin gibi dahi mi? Ağlama der dosta aşık Daimi, Bu da gelir ,bu da geçer sevdiğim. Cemal Safi |
İşte buna bıçak çekiyorum sözcüklerim varmıyor uzaklığına, suskundur takvimlerde adım üstelik, bir bir düşüyor bütün öpmelerim, ağır yenilgiler alarak. kalbimse sildi bütün defterlerde, adresini, yokluğunu kıyamet bilerek. Sadece susarak özlüyorum seni Hiç tanımadan, ne garip ' Sense uzaklara çivili, Bir deniz gibisin resimlerde Dokunsan Dersim olur göçerim mecburen, yalnızlığın on milyon olur,istanbul duydum çok sonra, adın önemli değil; acın aynı tadı veriyor zaten. Islık çalan zamanlardan gelmiştim, bilirim bulutları eskitmenin güzelliğini, zaman, o zaman değil şimdi, güneş yine doğar bu kente, ama gözlerin... gözlerin... Şimdi adı yok hiç bir sevgilinin, sıcak dokunuşunda dağılan, binlerce öpücüğün... İşte, buna bıçak çekiyorum, bir kadın, aşkını savunan bir çocuk, gülüşü gibi ince, bir havalanış...yok Belki de çekip vurmak , bütün uykuları göz kapaklarında... Fadıl ÖZTÜRK |
Susarak Güneş altında söylenmedik söz yokmuş.. Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi.. Ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz.. Bende söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde.. Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik... Bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde.... Duyuyorsun değilmi suskunluğumu nasıl haykırıyor... Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim ... Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde ..... Aziz Nesin |
YIKILMA asla yıkılmayasın madem zulmün iktidarında devran gülüşlerin kıvrımında zaptiyeler dolaşırken gözlem altında başak işgal altında kınalı türkü işgal altında çift çubuk kara saban illegal bir türkü gibi yasaklı alaşafak davran ve onurun gönderinde dalgalandır çünkü kanlı bayrağımızdır yüzün bu sevdada ayak yarıklarının arasında bin yıl öncesinden emanet kıvılcımlar taşıyan adamlar kül altında saklanan kor ve çocuğunun başından bit kıran ana ki toprakla haldaştır bu eller ağaç kökleriyle aynı türküye ışırlar karanlıkta onlara güven ve yıkılma zaman tekinsiz bir bakış gibi uzarken binlerce kez ırzına geçilen caddelerde hani arabalara el kaldıran güzel kız bizdendir tezgah arkasında iş bitirenler elleri gres yağına boyanmış işçi güneşi ekmek diye kırıp yer ya öğle arası kaderleri kara ile yazılmış kara karıncalar gibi işsizlik sokaklarında yoksulluğun söylemeye ar eder naçarlığa başını çarpan ana bizdendir bizdendir eti emeği teri peşkeş çekilen o büyük suskusunun altında çelik bir onur yükselir bütün orduların yenemediği ölümüne kara gecelerin en yıldızlı yerine asılan bizdendi bizdendi bitliste donan öğretmen bizdendi Beyazıt meydanında düşen ve Çanakkale içinde 350 bin can televizyonlar dolusu ağız dışkısı lânetlendi kaldırımlar işkencede katledileli al karanfil savaş gazileri dilenenden bu yana tükürdük bu düzenin yüzüne ve kurtuluş bayrakları kulpuna dikileli içki bardaklarının çocuklar karanlığa fidye olalı ve namus peşkeş çekileli ırz düşmanına onur dileneli el kapısında tak dedi gayri cana bıçak iliğe dayandı gayri sevdadır girdi kana kendi öz toprağında maraba altı okka yüreği beş paraya satılan sakın yıkılma ve dededen toruna ömrü ömre ekleyip sabır denkleyen sakın yıkılma ey çünkü dosta düşmana malum o dağlar yıkan yiğitliğini çünkü öfkeni silah yaptık biz ADNAN DURMAZ |
Araz "Yalnızım çünkü sen varsın" "gel" desen gelirdim gittiğin uzakta bendim dağ gibi bir ihanetten düştüm bu kendime son gelişim ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime kendimi suçüstü yakalıyorum ve kentsizliğimin isimsizliğini Araz'a uyak düşüyorum gözlerime senden düşler sürüyorum ıslak bileklerim kan bayramına yatıyor bana en büyük tehdit yine ben oluyorum sonra bir durağa yaslanıyorum sonra bir kente ve sen gidiyorsun ben kanıyorum diyorlar ki; kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun. oysa "gel" desen gelirdim biliyorsun yorgun Haliç'e biraz inat biraz ihanet bırakıyorum ellerinden bir tedirginliği bir tehdidi avuçluyorum aklıma düşüyorsun düşüyorum düşünce üşüyorum azgın hüzünlerle körlüğüme göçüyorum ayrılığın saati kaç geçiyor bilmiyorum yalanlarımla bir hiçlikteyim beni içinden kaç bu kentte her yağmur kendini ağlar aklıma düşsen yalnızlık oluyorum ağzımdaki uykudan öpmüyorsun nicedir nerde kimi üşüyorsun artık kendini yakan bir ateşim kendimize birbirimizden düşler yapamıyoruz şimdi boş duraklara yaslanıyorum boş kentlere oysa "gel" desen gelecektim gün düşlerime dönüşlerimde bakışın içiyor beni gözlerimden gövdemi düşürüyorum güz yavrusu duraklara uzaklığına uzanıyorum sevdiğin sonbahar geçiyor üstümden ama artık hiçbir göğü içmiyorsun dudaklarımdan yıkılıyorum şarkılara "kimseler biliyor" yalnızlık dostumdu şimdi korkum oluyor oysa "gel" desen gelecektim artık her şey kımıltısız bir geceye dönüşüyor güz artığı saçlarımda oynaşan sensizlik göz karana yenik düşüyor en korkak yanlarımdan kendimi yitirdikçe sana gidiyorum göbek çukurumda sobelere karanlık uyutuyorum düş satıcısı ispiyoncu bir ihtiyarın insafına kalıyorum uysal yalnızlıklar satın alıyorum gülüşümle ödeyerek ve içimde yalancı bir katil taşıyorum yeni utançlar biriktiriyorum eski günahlarıma cüzamlı ruhlar cehennemine gidiyorum ben kirli sözlerimi temize çekme oysa "gel" desen gelecektim gözlerim ihanete ihbar taşıyor kuşkulu bir cinayeti fısıldıyor kaşlarına sözü namluna sürmelisin şimdi en yaralı yanımdan vurmalısın beni çünkü uçmak düşmeyi göze almaktır avlunda bıraktığım az kullanılmış intiharları deniyorum ne vakit nikotinli ellerinden yola çıksam susuşuna kan döküyor gözlerim sen gözüne çiğ kaçtı sanıyorsun oysa bilmelisin Araz'ım kimsenin içi görünmez ve hiç bulamadıklarını asla yitiremezsin bak şimdi aramızda sessiz kalıyor söylenecek bütün sözler her sabah akşam oluyorsun alnından ellerine damlıyorsun yüzündeki yağmurla iniyorsun kente içine dert oluyorsun kentin dışına yağmur yüreğinde dağılıyor kristal şehirler duvarların kan öksürüyor ve sen başkalarının gözlerini yüzümde aramamayı öğreniyorsun beni bir durağa yaslıyorsun beni bir kente gidiyorsun oysa "gel" desen gelecektim susmak en inatçısı olmaktır yalnızlığın en susmakta neydi öyle sen en dinlerken biliyorum Araz'ım insan kendini bulmamalı, hep aramalı gittiğin yerden başlıyorum öyleyse gece cinnetlerimi de alıp yanıma denize bakmayı bilmeyenler bir gün mutlaka boğulur işte bundandır gözlerinden kaçışlarım siz hiç yar saçının bir telinden kendinize gurbet yaptınız mı ben şimdi gurbetim içimde taşıyorum heba olsa da senlerce yılım oysa "gel" desen gelecektim ömrümden düşürdüğüm sol anahtarlarına takılıyorum hep ve hayat yüklü kamyonlar geçiyor üstümden şairler ölüdür derler inanmıyorum en karanlık ceketimi giyiyordum ışığa kördüm çünkü şimdi ise güneşe ilerliyorum dirilmek için kimliği paslanıyor eski bir anarşistin gecenin kör gözünden utanıyorum hadi bana en militan kelimelerle saldır batır içime cümlelerini beyhude bir dehşet bırak hak ediyorum gizlilikten ölmek üzere olan bir akrep sızıyor içime can kaybından ölüyorum cenazemde namaz kılacağım zan altındayım yalanıma inanıyorum yorgun söylentiler kanıyor solgun yaralarımdan kırılır mı bilmem hüznümde taşıdığım kin kinim kendime susuşum sana küsüşüm tüm dünyaya üstü kalsın ihanetimin "gel" desen gelecektim yine bir tren geçiyor içimden sen kesiliyorum gülüşümün karşılığı saçların bir rüzgarın öyküsünü taşıyor görmüyorum söylemiyorsun kırılıyorum hiçliğimin etleri yolunuyor şizofrenik bir gecede sana bir öykü çıkarıyorum ağzımdan süsle beni ey aşk geçtiğin yerleri öpüyorum yarısı yanık bir aşkın küllerini taşıyorum dişlerindeki nikotin tadı terkimde sirenler ve ateş hatları içip sesini peydahlıyorum kendimden ve kentimden ıslak ceplerimi buluyorum el yordamıyla yasadışıyım tutukla beni gözlerimden kalemim bitti yitirdi şiirini şuur öldü kanımdaki mürekkep balığı solumdaki sise intihar etti intiharlar bir aşkı kaça katlayabilirdi ki ezik bir yürek yaşamak için geç bir zaman ölmek için ise erken çok davullu bir senfoni sürçüyor dikiş tutmaz ayrılığımda kirpiğinden yapılma bir darağacına geceyi asıyorum yoksun bu yağmurlar ıslatmıyor beni bir durağa yaslanıyorum sensiz gidişinin en sessiz harfinden yırtılıyorum "gel" desen gelecektim oysa kulaklarımdan bordo denizler dökülüyor şimdi herkes biraz sen biraz acı göğsümde bir vagon gizli sözler batıyor fırtınalar çıkıyor üstüme şakağımda intihar acemisi bir şairin delilik provaları arkandan uluyan kapılardan söküyorum kokunu yokluğunu kokluyorum yokluğunu yokluyorum çöz gözlerimi senden hadi ücranda yak bakışımı gözlerine bekçi sevdam dünden ve senden kalmayım içine her düşen kendi keşfi sanıyor seni oysa sen melekleri bile kıskandıracak kadar kendinsin ve kendini acıtmak istiyorsun ama güller kendine batamaz bilmiyor musun "gel" mi diyorsun herkes kendi gördüğüne bakar peki hayatın rüzgarında kime yelkeniz kıpırdamadan duramayız bir aşk boyu hadi en kanadığımız yerden susalım "gel" desen gelirdim "git" dedin ve gittin Aşka... Rüzgara... Ayrılığa... Zamana... eyvallah... Kahraman Tazeoğlu |
Kendine Benim Için Bir Gül Ver sensizlikle flört etmeyi sen degil sensizlik bilir sesi ses/sensizligi sensizlik bilir korkma, sana aşki ögretmeyen kendinin ellerinden tut! çok agrimiş kendinin, siyah ve ayaz kendinin hep avuttugum düşler için bana bir gül ver... * bak, palandöken daglarinda karlar erimiş teknelerde kol kola bahar sulara inmiş daglar için, sular için bana bir gül ver bir gül ver söküldügüm günler için - ve önce kendinin ellerinden tut! - * kendimin ellerinden tutunca içimden nehirler gibi akmak geliyor yollara çikmak, yolculuklara bakmak geliyor geberesiye içip salaş meyhanelerde buralardan böyle ceketsiz kaçmak geliyor tutunca kendimin ellerinden pusulasiz gemilerde yatmak yaşli ve şefkatli bir azizenin koynunda sabaha dek kipirtisiz susmak geliyor sevgilim, iyi insan, tutunca ellerimden ömrümün içinden akmak geliyor... * sessizlik sensizligi ezbere bilir sensizlik her şeyi bilir... Yılmaz Odabaşı |
Sevdim mi Dedin..! Levent Saral devrik bir mezar taşıyım asırlık çınarın gölgesi tenimde uçurtmasını kaybetmiş çocuklar gibi yağmur yağıyor kirpiklerime!! ıssız bir ovanın ortasında buğday başağına eli değen ani sancılı, susuz yaz çocuğu!! asılı kalmışım nasırlı ellere saman sarısı güneştir ebem toprak kokulu göğüstür memem sahipsiz vatan misali talanda içim dışım saçlarım yeşil ve bir baharın -müjdecisi değil ! sineme düşen cemreler kifayetsiz kefen rengi saçımda -kırmızı umut kurdeleleri Güldür! Gül../-her zaman kırmızı ve gül en güzel fani bedenlerde kokar!! anlamı yok kardeşim! -aslında cılız bir sevginin sevdin mi vatan gibi seveceksin yaranı bıçaklayacaksın duvar ! duvar değildir kardeşim! dudağından dökülenin savrulduğu yüz tokatlarcasına döveceksin sevdiğini -her kelime bir kurşun kanatacaksın yüreği acıtmadan sevemezsin sevmek pamuklu şeker yemeğe benzemez urbana köpük doldurmak boştur kardeşim!! hani bizde devriksek mezar taşı kılıklı herifsek yani toprağı sevdiğimizdendir yatak yapışımız yoksa bir dua beklentimizde yoktur gelen geçen dilenciler neden sever bizi neden kimsesizlerin yastığı olur döşümüz düşün ! düşün be kardeşim! sevdin mi yalnız kalmayı da göze alacaksın hatta ve hatta sövülmeyi de! Yoksa ! yok öyle ayakkabın delindiğinde -yağmurdan kaçmak!! tırtıl neden oburdur bilir misin neden en taze yapraklara üşüşür hiçte şikayetçi değildir ağaçlar bilir misin kardeşim!! kelebeğin güzelliğidir özlemi özgürlüğüdür kanatlanma hırsı o zaman kardeşim!! sen de en güzel kelimelerle güzelleştireceksin sevgini -zihnini harcamaktan korkmayacaksın mesela bir iki dişin kırılacak -dudağını ısırmaktan kapıları tekmelemekten camları kırmaktan / fayda yok duvarları ellerinin şeklini alana kadar döveceksin! yani bizde hormonlu bir domates değiliz altı üstü altmışdört kilo et ve kemik şakalarımız herkes kadar karlı alnımızda belki bir belki iki çizgi fazla iki üç dal sigara öndeysem senden -dert etme../ yakınlığım diğer tarafa!! ama kardeşim!! çektin mi dumanı alev alacak meret ciğerine koca bir hançer saplanır gibi -hakkını vereceksin!! yoksa ! yok öyle kül tablasını boşuna doldurmak -kadehi yarıda bırakıp -ızgara balığa kendini güldürmek sevdin mi kardeşim ayak izlerini süpürecek dudakların çökmeyi öğreteceksin dizlerine şöyle asfalt ısıracak diz kapaklarını yok öyle kapıyı vurdu gitti diye vazgeçmek o zaman kapısız seveceksin!! penceresiz eve perde takmak gibi değil önce çatıyı onaracaksın gözyaşlarını saklamayacaksın kardeşim adam gibi ağlamayı da bileceksin yoksa !yok öyle şarkı şiir dinlemek -kendini dinleyeceksin eğer her gün tıraş olup kravatını düzenli bağlıyorsan kardeşim -sevdim demeyeceksin kirletmeyeceksin o kelimeyi bu iş baltayla odun kesmeye benzemez gerektiğinde kendi boynunu vuracaksın!! korkma kardeşim!! ölmek sevmekten zor bir şey değildir.. sana bin sevda resmi çizebilirim ama hiçbiri Da Vinci imzası taşımaz belki on bin sevda bestesi de yapabilirim hiçbiri Mozart kadar etkili olmaz.. altındaki imza önemlidir kardeşim!! sevdana imzanı kendin atacaksın.. sahte tuvallerde sahte yüzlere değil önce kendi yüzüne bakacaksın eğer kızarıyorsan kardeşim sevdim demeyeceksin yeri geldiğinde yüzüne tükürmeyi de bileceksin!! yoksa! yok öyle aynaya tükürmek avucuna kardeşim ! avucuna ardından esaslı bir tokat atacaksın yanağına az da delikanlı olacaksın hani öyle kulağına küpe takanlardan değil kedileri sevip köpekleri dövenlerden de olma üç ekmek alıp ikisini çöpe atanlardan hiç olma birinci kata asansörle çıkanlardan pazar günleri posta kutusuna bakanlardan da olma hele hele bir çocuk elini uzattığında bozuğum yok diyenlerden hiç olma.. sevdin mi kardeşim az da delikanlı olacaksın milyarlık telefon taşırken param yok diyecek kadar cesaretli mesela! yoksa ! yok öyle hamamdan terlemeden çıkmak.. kardeşim!! sevda dediğin ideoloji gibidir uğruna savaşacağın bir değerdir yani değişen dünyaya uymaz sevda bütün zamanların değişmezidir sadece sen değişebilirsin sor kendine be adam!! öyle bolca film seyretmekle olmaz bu işler bir tiyatro sahnesi de değildir hayat.. sen yazıp sen oynarsın../ koltuklar boş!! öldüğünde kardeşim!! arkanda cemaat olmalı.. yoksa ! yok imamdan bir fayda.. ya da bir iki mezarcı kalfasından şimdi diyeceksin ki orta katta sol kiriş kırıldıysa bina ayakta durur mu ! sol kirişten sana ne kardeşim sen temele baksana koydun mu şefkat vefa, merhamet, saygı döktün mü anlamak, dinlemek, beklemek / ekledin mi sıvandın mı sabır ördün mü bolca emek. ve bunları bağladın mı yürek aksına!! Şaşırma kardeşim../ laf ebeliği bunlar senin yaptığın tuz gölünde salatalık yetiştirmek elde edeceğin de salatalık dışında her şeye benzer!! ara sıra sokaklara çık kendini ara başka yüzlerde köprü altlarına uğra, hastanelerin acil servislerine genelev sokağına da gir mesela otoban üzeri pazarlıklara şahitlik et et ve onurun kaça satıldığını öğren bir dönmeyle yatıp gece yarısı karısının koynuna girenleri gör çocuklarını öpenleri / kirli dudaklarıyla! sına kendini kardeşim insan olmayı dene / insancıklar içinde kahkahaları dinle aç çocukların toplandığı bar önlerinde beş yıldızlı otellerin neonları altında yedi yaşında çocuklara ayakkabılarını boyat bir süre asılı kal geceye kardeşim sevdanın kıymetini ancak böyle anlarsın belki bir huzur evi kapısı çalar seksenlik ninelerin gözlerinde asil sevdalara dalarsın! ar damarını besleyen insan kanıdır be kardeşim sütü bozuk değilsin ya../ bir anne doğurdu seni de yok öyle ! bir çift pamuk eli tutup sevdim demek titrek dudaklara yapışıp iki iri göğüste rahat bir uyku çekmek ya da otuz dakikalık sefa ile döllenmek !! su derini temizler / sense nefsini aslolan kardeşim ! kalbini kalbura çevirmek! yani kardeşim bana Ümit Yaşar şiirleri okuma Can Dündar’ın kadınları anladığından Ahmet Atlan erotizminden bahsetme Pakize feminizminden Ayşe Kulin’in villa edebiyatından Hele Sunay Akın tekamülünden hiç bahsetme soğanla şiir okuyanları da geç kardeşim! sen bana !! açlıktan, çöplükten, sokaklardan bir parça simitten, bayat ekmekten sen bana!! salçasız,yağsız çorbadan ayazda oda kapısını söküp yakan üşümüşlükten bir kalemi paylaşan onlarca çocuktan bahset!! Sevdim deme bana, kardeşim Önce yukarı bak sonra görüşelim! iş değil senin yaptığın keser gibi çalıştın yonga birikti önün rende gibi işledin fakir kaldı yüreğin testere ol diyeceğim _________________ama kardeşim!! benim kadar güçlü değil bileğin!! |
Sensizlik öyle acı veriyor ki bana Dalıp dalıp gidiyorum bak uzaklara Kalbim derinden sızlıyor ağrıyor işte Küsüyorum işte ben bu yalnızlığıma Perişan olsam da yaşadığım bu hayatta Mutlu olacağım belki öbür dünyada Senden önce yaşamadım ki ben sevdayı Sen öğrettin bana sevmeyi ve de aşkı Bense kıymetini bilemedim belki de Bilmelisin sen varsın sadece hayatımda Sensizlikten ötesi nedir ki zaten bana Ben bir kere sevdim bunu anlasana Başkasına nasıl veririm kalbimi bir daha. Onun sadece sende olduğunu anlasana Beni sevecek bir başkası olamaz hayatımda Sensizlik çok acı veriyor inan ki bana. Bir kez daha benim yanımda olsana. Sevda sokağında kanayan yara .... http://ilef.ankara.edu.tr/fotograf/galeri/data/media/14/DSC_2526.JPG Yorgunum ! Yoruldum ! Yordular Yar! Senden yoksun ilerleyen her dakikamda sızlanmaktan .. Her yalnızlığımda ki yalvarışımdan .. Her Gecede yıldızlarla dertleşmekten .. Yoruldum ! Çıldıracağım İnanki .. Yokluğun bana hem yara hem deva olmasa .. Yokluğunda sızlayan yaram , hayalinle avunmasa .. Yalnızlıktaki yalvarışımı , Sesin kandırmasa .. Yıldızlarla dertleşmemi , ışığın bozmasa .. Geceye hep seni anlatmaktan .. Her saniyeye seni koymaktan .. Her geceye resmini çizmekten .. Yorgunum ! Da .. Yorgunluğum resmini çizmekten değil .. Sensiz dakikaları saymaktan değil .. Geceye seni anlatmaktan da değil .. Resmini gecenin görmemesinden .. Dakikaların Beni dinlemez gibi geçmesinden .. Ve gecenin anlamamasından şikayetçiyim .. Ve seni anlatacak kelime aramaktan Yorgunum .. Yordu ! Gözyaşlarım gözlerimi .. Yorgun düştü yüreğim .. Söylemek istediğini anlatamamaktan .. Yordun yüreğimi sevdiğim .. Kendini saklamaktan .. Nerdesin ? Hangi Şehirde ? Benim bulunduğum yerin neresinde ? Neresindesin Yüreğimin .. Neresindeyim Yüreğinin .. Nerde olursan ol .. Bi defa olsa gülümse karsımdan bana .. Umutsuzdum yoksun diye , çok ağladım sensizliğe.. Kaybettim kendimi , Yok yüreğim , Verdim sana .. Ben Kendimi kaybettim .. Hayallerimden bana işlledin , Ruhumdan Bana eser bırakmadın .. Beni arıyorum artık .. Boş , ıslak sokaklarda .. Kendimi inanki çok aradım ıslak kaldırımlarda.. Kaldırıma bakıpta , Yüzümün yansımasını görürmüyüm diye .. Çok dolaştım yalnız yalnız o sokaklarda .. Aynaya bakmaya Korkar oldum .. Her aynaya bakışımda seni görmekten .. Ya Dayanamazsa Yüreğim Bir gün .. Kaybolur giderse karsında , aynada .. Islak kaldırımlarda arıyom şimdi kendimi .. Ben yansır mıyım acaba kaldırıma .. Benim kendimi aradığım kaldırıma sen yağıyorsun aslında .. Baktığım her yer sensin.. Sen oldum .. Benim kim oldugum önemli değil .. Yoruldum aramaktan kendimi .. Yordum Yüreğimi .. Yordu beni kaldırımlar .. Korkuttu aynalar .. Ben kendimi ararken sokaklarda .. Serseri bir kuş gibi uçmuşum aslında .. Sevdanın sokağında .. Vuruldu artık artık o kuş kanatlarının altından .. Tekrar uçabileceği meçhul .. Yaralı şimdi .. Düştü Sokağın ortasına .. Kalkabilirse tekrar uçup gidecek uzak diyarlara .. Ama yaralı , Kanı fazla .. Kalkamayacak yerinden .. Kalacak sokakta .. Sevdanın ortasında .. Kanayan bir kanatla .. Koskoca sevgi ülkesinin .. Boş bir sokağında .. Umut caddesi ile zaman bulvarının arasında .. Kanadı kırık , Yüreği yaralı .. Ağlıyor , Sızlıyor , Acıtıyor yarası .. Zaman ya onu vuracak tamamen öldürecek .. Ya da duracak dünya dönmeyecek .. Sevda takviminin Kimbilir hangi gününde .. Zamanın Hangi dakikasında bilinmez .. Yüreğin yaralarının sarılacağı .. Sevda aynı hissi taşımaksa .. Aynı hayallere dalmaksa .. Paylasmaksa .. Ve ben o sokakta uçan kuşsam .. O Sokakta Kalacağım hep .. Yemin ederim sana .. Yüreğim sende olsada .. Yaram durmaksızın kanasada .. Ölümü bekleyen hasta gibi .. Bende bekleyeceğim seni .. Sevda Sokağının Tam Ortasında ... |
Vazgecemedim Gözlerin bir kilit vurdu gönlüme Senden başkasını hiç sevemem Ne engeller koydu kader önüme Yine de ben senden vazgeçemem Aşkın ateş oldu kahrolmam için Hasret kurşun oldu vurulmam için Günler asır oldu yıkılmam için Yine de ben senden vazgeçemedim Ne büyük bir aşktın anlatamadım Kimler gelip geçti unutamadım Uğrunda mevsimler yıllar harcadım Yine de ben senden vazgeçemedim. Ahmet Selcuk Ilkan |
Her Şey Nihâyet Bulur Hiç düşünme sen beni aşkınla perişânım, Sözüm sözdür bilesin dönersem biter şânım. Aşkın bende ebedî sensiz geçmiyor ânım, Her şey nihâyet bulur, "gidenler unutulur"! Söz bitti deyişinle damarda durdu kanım, Nedâmet sardı beni tutmuyor hiçbir yanım, Dönmek istesem bile izin vermez vicdânım, Her şey nihâyet bulur," gidenler unutulur"! Gidişinle soldu bak tarumar gülistânım, Köşkler saraylar neymiş artık yalnız sultânım! Dönüşü yok demiştin bunda haklısın canım, Her şey nihâyet bulur," gidenler unutulur"! Mehmet Nuri Parmaksız |
Sen hiç bilmedin ama, ben hep sevdim seni... Seynur İnal Sen hiç bilmedin ama, ben hep sevdim seni... Gülümsediğinde, nazlı ceylanlar inerdi yüreğimin umut pınarlarına... Kırkikindiler yağardı ansızın gönlümün vahalarına... Sen hiç bilmedin ama, bir derdin olduğunu anlardım gözlerin daldığında... İçim titrerdi, düşman kesilirdim seni incitenlere, hüzün dalgaları vururdu gönlümün kıyılarına... Sen hiç bilmedin ama, seni her düşündüğümde yıldızlar sevgiyle gülümserdi ruhumun semalarında... Keyifle uyanırdı düşlerim rengarenk şafaklara... Sen hiç bilmedin ama, gözlerin değdiğinde gözlerime, yeşerirdi bozkırlarım... Baharı yaşardım zemherilerde, sevda kuşları konardı yüreğimin ucuna... Sen hiç bilmedin ama, “Ne haber” dediğinde, denizine kavuşan martılar gibi çığlık çığlığa, kanat çırpardı sevinçlerim... Sihirli bir el değmişcesine silinirdi bütün hüzünlerim, günüm aydınlanırdı, güneşim batmazdı dağlarımda... Sen hiç bilmedin ama, kabul etmek istemesem de, kış ortasında düşen şaşkın cemreler gibi, zamansız düşmüştüm sevdana... Sen çoktan geçmiştin o yolları mümkün değildi geri dönüşün... Bilirdim vuslatın imkansızlığını, yollara düşesim gelirdi, ağlardım kuytularda... Sen hiç bilmedin ama, yas tuttum ardından uzaklara gittiğinde... Tutunacak bir daldan mahrum kalan sarmaşıklara döndüm... Köksüz kaldım, öksüz kaldım, sensiz kaldım, şu koskoca dünyada... |
Gülüşün gülüşünde bir mana var saklayamazsın sarılışında ne düşler ne düşükler sakınamazsın aynı yolları, kimsesiz mekanları birlikte özleme hasreti... yalnızlığımın dert ortağı gastrit... gülüşünde bir mana var saklayamazsın bütün iç savaşlarda rehin alındı bu yürek kandıramazsın hangi çekilişin büyük ikramiyesi bu, en uzak sevişmelerin yeni yetme utancı lakin aşk biraz da utanmaktır yaşamaktan... sakınamazsın... yeni yetmelik işine gelince o zaten hepimizin gizli öznesi Türkçe'de var bazı dillerde yok gülüşünde bir mana var saklayamazsın kime niyet kime felaket bu aşk anlayamazsın ödümüz patlıyor acı çekmekten oysa biraz da acıdır aşkın mayası... kaçınamazsın... gülüşündeki manayı saklayamazsın tutunacak verimiz yok resmi tutanaklarda gülüşünde bin yıllık hasret var saklayamazsın ............................. ............ bu yazık karşılaşmanın alnımıza çakılıyor anafikri : aşka cesaretimiz yoksa başka zaman görüşürüz! Yılmaz ERDOĞAN |
Sana Gel Demek - 3 yumruk sıkmak / kavga vermektir / sana gel demek... İmdat Özcan Sıkıca bir parka giymektir Sana gel demek Soğuk kuytular inadına Yumruk sıkmak Kavga vermektir Kime , neye , neden , niçin Sualler takılı kalırken gökyüzünde Gözü kapalı adımlar atmak Namlu namlu vurulmak Ölümsüzlük şarabını kanmaktır Yağmurları ıslatmaktır Sana gel demek Yağmur sineye düşende gel... Yürek hayta hayta çoşanda gel... Nikotinsiz geceleri aşındırmaktır Sana gel demek Pranga tutsaklığına başkaldırı İsyanın i - sidir sana gel demek Sevdanın tamamı Köz körüklemek Yangın yeri acıları boğmaktır Yangınım İstanbul ‘u saranda gel... İstanbul yangınıma gül verende gel... Uykularım bölük pörçük En hayırlı rüyalara dalmaktır Sana gel demek Kucaklamak bütün çocuklarını dünyanın Irgat teri akması ak alından Bahar vuslatıdır Gül yüzün geceme değende gel... Gülmeler kurşun olup yağanda gel... |
Ay ışığı kutsal sevgilim Fısıltıların yumuşak toprakta Ayak izlerime doluyor Sen de terkedip gitme Sularla oynaşmaya Doğur beni ışığınla Lekeli yüzüne Bulaşmış gibi yeni bir iz Şarkımızı çalıyor dağlar Haydi dans edelim özlemle Çakışsın bedenlerimizdeki giz Mırıl mırıl büyüsün başaklar Barış içinde çoğalsın sevgimiz. A.Kadir Bilgin |
TALİHSİZ Arzunun bir hayalet sardığı bir geceydi, Bir geceydi hakikat yalanlara baş eğdi. Bu gecenin susuzluk mahsulüsün bunu bil. Kundaksız uzatıldın iğneli beşiğine Ve böylece Azrail Istırabı mıhladı küçücük benliğine. Ecelin kucağında erirken çocukluğun, Aleme sırdı senin varlığın ve yokluğun. Hala bilinmez nedir kalbindeki bunalan. Lambanı yaktılarsa lambanı kendin söndür, Söndürmekle oyalan, Gir geceler koynuna,deme yarın gündüzdür, Belirecek gündüzler sönenlerden yüzsüzdür. Cahit Sitki Taranci | |
Karanfil Korkusu Levent Ümit Temiz Bir karanfil kokusuyla Büyür yalnızlığın Bu saatlerde Hep bu saatlerde Ölüm insana Değecek kadar yakın Kapanır üzerine Ağır ağır Gecenin matem rengi kepengi Başlar yüreğinde duyguların O ısrarlı O ürperten ahengi Çocukluk Kül kedisi Pinokyo Gençlik rüzgar misali Ve birden Kapındadır sonbahar Ömür yalandır böyle Küçük bir masal kadar Sevdiklerin nerede Neden bahçen çiçeksiz Nasıl kurumuş dallar En insafsız sorular Hep bu saatlerde başlar Ah bu karanfil kokusu Bir yalanın sorgusu Büyür yalnızlığınla büyür Hep bu saatlerde büyür Bu karanfil korkusu |
CAN YARIM Seni sevmekten vazgeçmiyorum Sadece kadere razı oldum Sevdamı kalbime gömüyorum Can yarım çok iyi biliyorum Gözlerin bir ömür boyu gökyüzüm olacak Saçlarının kokusu baharda esen rüzgarlarla içime dolacak Ellerin getirecek en güzel rüyaları serpecek gecelerime Bu sevda her daim can yarında olacak... Seni sevmekten vazgeçmiyorum Sadece mecburum ve gidiyorum Bir başka ömrü tamamlayacağım Kurduğum düşlerin boynu bükük kaldı can yarım Kocaman bir sevda ağlıyor şu çaresiz halime Kadere razı oldum Bir başka kaderi yaşamaya gidiyorum Bu sevdadan vazgeçmiyorum Mecburum gidiyorum... Seni bırakıp gidecek kadar çok seviyorum... Emine Çakır |
Beni rüzgâra verme Öfkeli bir deniz gibi Üstünden atma beni Yazdığın gibi silme Yumlama parçalama Ne yapsam kırılmaz diye İtme koca dağlardan Gidip gelip ağlatma Bu bensiz yapamaz de İçimin derinlerine sakla Gösterme kimseye beni Gönlünde tut bırakma Kuşlara parçalatma Çöllere koyup dönme Gözden çıkarma beni Tam her şeyimi aydınlatırken Yeter bu kadar deyip sönme Bir gidip bir gelip Çocuk gibi oyalama Korkutma yıldırma beni Beni sakın bırakma afşar timuçin |
AŞKIMIZ BİR ROMAN Kalbimde arama eski yerini Sen gözümden akan sele karıştın İstesem de artık sevemem seni Hasret rüzgarına yele karıştın Seninle aşkımız eski bir roman Yandı sayfaları külüdür kalan Sevgilim herşeyim sendin bir zaman Ne yazık sonunda ele karıştın Kırılan kalbim var dinmez bir kini Ömrümce sürecek aşka yemini Kavuşmak imkansız artık sevgilim Dönüşü olmayan yola karıştın AHMET SELÇUK İLKAN |
Demek Şimdi Gidiyorsun Demek şimdi gidiyorsun; Yazdığımız son şiir, öyle yarım kalacak!. Demek şimdi gidiyorsun; Kuşlarımız acıkacak, Saksılarımız artık sulanmayacak!. Demek öykümüzü bir ruj lekesi gibi yapıştırıp Aynanın sahtekar yüzüne, - Oy benim yaralım - Demek şimdi gidiyorsun; Beni böyle toz gibi dağıtıp Merdivenlerin dibine!. Her şey tamam, diyorsun, git... Beni viran bir şehir gibi terket.. Haydi git! Dışarısı ispiyon.. dışarısı ihanet.. Seni bir gören olmasın, Dikkat et!.. Dostlukmuş.. ölüme yürümekmiş.. Üstüne titremekmiş.. Vefaymış!.. Aşk dediğin, zavallı bir kapıyı, Duvara çarpıp çıkıncaya kadarmış... Bana komaz deyip, Sancını bir kilo rakıya gömsen de gece yarıları, - Oy benim yaralım - Asıl sancı, uyandığında Bütün odaları boş görünce koyarmış!. Gitmek istiyorsun, git... Bir savaşçı asla vedalaşmaz!. Durma git! Dışarısı dinamit.. dışarısı enkaz!. Şunu cebine koy, Ne olur ne olmaz... Eylül mağdurlarıydık, Kimsemiz yoktu... Yaralarımız aman vermiyordu canımıza.. Kimseye kıymamıştık oysa, Masumduk... Rahatsız etmiyordu bizi bu yalancı tarih! Yırtılan bir pankart gibi, Şehirlerin ortasına çığ düşürdüyse öfkemiz; - Oy benim yaralım - En az bir karıncanın yüreği kadar, Namuslu ve çalışkandı ellerimiz!. Artık bitti, diyorsun, git... Kırılsın kapı-çerçeve, kırılsın bu cam! Sorma git! Dışarısı panik, dışarısı izdiham!. Biliyorum, seni vuracaklar bu akşam... Ne çok fire verdik üst-üste; Ne çok arkadaş yitirdik Bu tozlu yolculukta... Kimliği tespit edilmemiş, Ne çok ceset vurdu, Zeytin güzeli akşamlarımıza!. Büyük ütopyalar ve büyük dağlar gibi İçerden çürümüşüz meğerse.. - Oy benim yaralım - Her gelen ölüm yazmış, Her giden ayrılık işlemiş, Bu talihsiz gergefimize... Kendini arıyorsun, git.. Aptal bir hayat kur, İçinde beni barındırmayan.. Kalma, git! Dışarısı barut, dışarısı gardiyan!. Yine bir tek ben olurum, sana parçalanan... Demek şimdi gidiyorsun; Sonunda bizi de çökertiyor Bu ****** zelzele!. Demek şimdi gidiyorsun; Yıkılan bir duvar gibi Ömrime devrile-devrile... Demek mecburi istikametlerin, Ayrılığı gösteren o adaletsiz kavşağında; - Oy benim yaralım.. maralım! - Demek şimdi gidiyorsun, Ve bana bir tek seçenek kalıyor: Güle-güle!.. güle-güle!.. Beni öldürüyorsun, git.. Kalmasın sende kahrım, kalmasın derdim.. Bakma, git! Kafamı yumruklayıp Ardın sıra ağlarsam, namerdim... Yusuf Hayaloğlu |
Can Yarım Seni sevmekten vazgeçmiyorum Sadece kadere razı oldum Sevdamı kalbime gömüyorum Can yarım çok iyi biliyorum Gözlerin bir ömür boyu gökyüzüm olacak Saçlarının kokusu baharda esen rüzgarlarla içime dolacak Ellerin getirecek en güzel rüyaları serpecek gecelerime Bu sevda her daim can yarında olacak... Seni sevmekten vazgeçmiyorum Sadece mecburum ve gidiyorum Bir başka ömrü tamamlayacağım Kurduğum düşlerin boynu bükük kaldı can yarım Kocaman bir sevda ağlıyor şu çaresiz halime Kadere razı oldum Bir başka kaderi yaşamaya gidiyorum Bu sevdadan vazgeçmiyorum Mecburum gidiyorum... Seni bırakıp gidecek kadar çok seviyorum... F.Şeker |
Ay ışığı kutsal sevgilim Fısıltıların yumuşak toprakta Ayak izlerime doluyor Sen de terkedip gitme Sularla oynaşmaya Doğur beni ışığınla Lekeli yüzüne Bulaşmış gibi yeni bir iz Şarkımızı çalıyor dağlar Haydi dans edelim özlemle Çakışsın bedenlerimizdeki giz Mırıl mırıl büyüsün başaklar Barış içinde çoğalsın sevgimiz. A.Kadir Bilgin |
AGUSTOS CIKMAZI Beni koyup koyup gitme, nolursun Durdugun yerde dur Kendini martilarla bir tutma Senin kanatlarin yok Dusersin yorulursun Beni koyup koyup gitme, nolursun Bir deniz kiyisinda otur Gemiler sensiz gitsin birak Herkes gibi yasasana sen Isine gucune baksana Evlenirsin, cocugun olur Beni koyup koyup gitme, nolursun Atilla İlhan |
. . Ask sözle olsaydi kalem mecnun olurdu . Dil ne bilir aski,onda sevk mi var? Var diyenin akli su kalem kadar. . Ahrazi |
Ay IşığI Ay ışığı kutsal sevgilim Fısıltıların yumuşak toprakta Ayak izlerime doluyor Sen de terkedip gitme Sularla oynaşmaya Doğur beni ışığınla Lekeli yüzüne Bulaşmış gibi yeni bir iz Şarkımızı çalıyor dağlar Haydi dans edelim özlemle Çakışsın bedenlerimizdeki giz Mırıl mırıl büyüsün başaklar Barış içinde çoğalsın sevgimiz. A.Kadir Bilgin |
YaSaK SevIsmEk öteki kapımdan gel bunu açamazsın eski gözlerinle gel öldürmek vakti gel hem tetik bulun ardında biri olmasın hanidir ben bu evde saklanıyorum adımı değiştirdim başka bir adla yaşıyorum gece gündüz siyah gözlük kullanıyorum öteki kapımdan gel bunu açamazsın sabaha karşı gel bütün gözlerinle gel pancurların gerisinde kararıyorum içime belalar doğuyor sonbahar doğuyor telefonda sesini tanıyamıyorum yüzün parmaklarımdan akıp kayboluyor böyle hep bir şey kopuyor bir şey kırılıyor sabaha karşı gel eski gözlerinle gel öteki kapımdan gel bunu açamazsın hem tetik bulun ardında biri olmasın artık hiç kimse beni yaşamıyor aşklarımı büyük kemanlarla çizdiler korkularım oldum bittim kimsesizdiler yalnız bir mısra mıyım ıslanıyorum bir revolver romanımı tamamlıyor oyun bitti ışıklarımı söndürdüler yokmuşsun gibi gel öldürmek vakti gel öteki kapımdan gel bunu açamazsın üzerime kilitleyip mühürlediler hem tetik bulun ardında biri olmasın ATTILA ILHAN |
NEDEN SONRA O dedi ki: Bir gün bana gönül verdin; " Aşktır benim mayam!" derdin Sonsuz bir hisle severdin, Aklında mı? Ben dedim ki: Aşktan yana histen yana Gayri sual sorma bana Belki dün bilirdim ama, Unutmuşum! O dedi ki: Yüreğimde etkin bir koz Yaralarım oldu göz göz Yemin edip verdiğin söz Aklında mı? Ben dedim ki: Yanan yakar iyi bil ki, Ben de yaralıyım belki Unutmak ayıp değil ki, Unutmuşum! O dedi ki: Yalan söylemezdin hani?.. Unutmam derdin sen, beni Sormak suç olmasın yani, Aklında mı? Ben dedim ki: Hangi yalan hangi gerçek? Meyvesini yedi çiçek Soru sorma cevabım tek Unutmuşum! O dedi ki: Mühürledin dudaklarım; Düğümün kalpte saklarım Mektup yazan parmakların Aklında mı? Ben dedim ki: Ne mühür kaldı ne senet.. Ergeç kopar çürük kenet Uçmuş akıl denen meret, Unutmuşum! O dedi ki: Beni benden almıştın ya, Çıkla sen ben olmuştun ya Gerçek sevgi yalan dünya Aklında mı? Ben dedim ki: Vazgeç gayri iş yok bende, Yitirmişim seni sende Kimin nesisin, adın ne? Unutmuşum! Ve bilenler dediler ki: Aşk da, söz de yalan imiş; Akıl işi değil bu iş.. Ve sonra hatırladık ki, Sevenler hep boşa sevmiş ABDURRAHİM KARAKOÇ |
Gönüller fatihi büyük üstadaNuruyla bütün gönlümü fetheyleyen üstad, Gönlüm seni, kudsî heyecanlarla eder yâd.. İlhamıma can geldi beraet haberinle, Mü'minleri şâdeyleyen ulvî zaferinle.. Sıyrıldı ufuklardan o kasvetli bulutlar, Göklerde melekler, bu büyük bayramı kutlar. Milyonların imanını kurtardı cihadın, Par-par yanar imanlı gönüllerdeki yâdın.. Coşturmada imanları, binlerle vecizen, Tarihini kudsî heyecanlarla süzerken.. İlhamımı mestetti tecellâ-yı cemalin, "fâtih" gibi rehberleri andırmada halin.. Dağlar gibi sarsılmadın, en korkulu günlerde, Her ânı ölümler dolu tazyikın önünde, Dünyalara dehşet salıyor sendeki iman, Sarsılmayan imanına düşman bile hayran.. Rehber sana zira "yüce peygamberimiz"dir, Ölmez eserin: gençliğe gösterdiğin izdir.. Kur'an-ı kerim'in ezelî feyzine erdin, İnsanlığa, iman ve kemal dersini verdin.. Ey başlara cennetlerin ufkundan inen tac!... Âlem senin irfanına, irşadına muhtaç.. Derya gibi nurlar taşıyor her eserinden, "allah"a giden nurcuların rehberisin sen.. Cennetteki âlemleri seyretmede gözler.. Hikmet dolu her cümlede, kur'andaki nur var, Her lem'ada, binbir güneşin huzmesi çağlar.. "nur yolcusu" insanlığa örnek olacaktır, Kudsî heyecanlarla, gönüller dolacaktır.. Mefkûresi, günden güne erdikçe kemale, Gark olmada iç âlemi, en tatlı visale.. Coştukça denizler gibi kalbindeki iman, Bin ders-i hakikat veriyor ruhuna kur'an.. Âzadedir islâmı saran tehlikelerden, Davası temiz çünki siyasî lekelerden.. Her hamlesinin kuvve-i kudsiyesi vardır, Vicdanları mesteyleyen ulvî sesi vardır.. Aşkın ezelî sırrına erdikçe gönüller, Yer yer donatır ufkunu sevda dolu renkler.. Bir ülkeyi baştan başa fetheyledin ey nur! Nurun olacaktır, bütün insanlığa düstur.. Kur'an seni teyid ediyor mu'cizelerle, Ey şanlı gönül fâtihi hiç durmadan ilerle, Tarih-i hayatın doludur hârikalarla, Hiç sönmeden âlemde güneşler gibi parla.. Manzume-i şemsiyeyi temsil ediyorsun, Heybetli fezalarda hız almış gidiyorsun.. İmanlı nesiller seni takib edecektir, Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir.. Tarihi aşarken sen o iman dolu hızla, Milyonları aşmış bütün evlâdlarınızla.. Birden açılır ruhuma esrarlı bir âlem, Vasfeyleyemez aşkımı, şiirimdeki nâlem Ali Ulvi Kurucu |
YaLnIzLiGi DeNeMeK gecenin ortasında ne işin var yıldızlara dokunma yanarsın bak birazdan ay da batacak karanlık bulaşmasın ellerine tersine döner yolunu bulamazsın içi dışı uzay tozu yansımalar sahi mi yalan mı anlayamazsın bir rüya gemisi iskele sancak dokunup geçiyor hayallerine ağlayasın gelir ağlayamazsın sevmek insanın yüreği kadar küçükse büyüğünü taşıyamazsın yalnızlığı da dene oldu olacak nasıl yankılanır derinden derine iyi midir kötü mü çıkaramazsın insan insanı kendisi tamamlar içinde başka dışında başkasın eksikliğin fazlana elbet bulaşacak öbürü sığacak bunun derisine yoksa sabaha sağ çıkamazsın Attila Ilhan |
SEVİ ŞİİRİ Ben senin en çok sesini sevdim Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren Bana her zaman dost, her zaman sevgili Ben senin en çok ellerini sevdim Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak Nice güzellikler gördüm yeryüzünde En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak Ben senin en çok gözlerini sevdim Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil Ben senin en çok gülüşünü sevdim Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran Unutturur bana birden acıları, güçlükleri Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman Ben senin en çok davranışlarını sevdim Güçsüze merhametini, zalime direnişini Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim Tüm çocuklara kanat geren anneliğini Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini Ben senin en çok bana yansımanı sevdim Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni... ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN |
Ben asık değilim bakma halime, gülüşüme ,bakışıma sadce intikam benimkisi seni hiç sevmedimki seni sevmiş gibi yaptım gözlerimle sevmedimki şiir yazamaıyorum af buyrun:D |
Bana Sor Özlemden Yanıp Tutuşmayı Sen özlemeyi bir de bana sor; Gece olunca yalnızlık sarınca bedenimi, Bir el tutsun ellerimi diye beklemeyi Bana sor severken özlemeyi… Bir ses ararken kulaklarım, Sessizliğin acı çığlıklarını duymayı, Gözlerim seni ararken, Karanlıkta hayalini görmeyi, Sen bana sor kilometrelerce uzaktan sevmeyi… Elimi göğsüme sokup, Okşamayı seni özleyen kalbimi, Yüreğimin titremesini, içimin aniden ürpermesini… Şefkatinin eksikliği aklıma gelirken, Hasretimden süzülen birkaç damlayı, Bana sor sensiz ağlamayı… Sensiz saatler çabuk geçsin diye, Geceye sığınmayı, Yanımdaymışsın gibi yatakta yorgana sarınmayı, Bedenimi sarmanı beklemeyi, Sıcacık teninin kokusunu içime çekmeyi Sensizken seninle sevişmeyi, Bana sor… Bana sor sen özlemeyi Özlemenin en acı, en yalnız çığlıklarını, Ben iyi bilirim özlemle yanıp tutuşmayı Harun Kilci |
ÇOCUKLARIMA Diyelim ıslık çalacaksın ıslık Sen ıslık çalınca Ne ıslık çalıyor diye şaşacak herkes Kimse çalamamalı senin gibi güzel Örneğin kıyıya çarpan dalgaları sayacaksın Senden önce kimse saymamış olmalı Senin saydığın gibi doğru ve güzel Hem dalgaları hem saymasını severek De ki sinek avlıyorsun sinek En usta sinek avcısı olmalısın Dünya sinek avcıları örgütünde yerin başta Örgüt yoksa seninle başlamalı Say ki hiçbir işin yok da düşünüyorsun Düşün düşünebildiğince üç boyutlu Amma da düşünüyor diye şaşsın dünya Sanki senden önce düşünen hiç olmamış Dalga mı geçiyorsun düşler mi kuruyorsun Öyle sonsuz sınırsız düşler kur ki çocuğum Düşlerini som somut görüp şaşsınlar Böyle bir dalgacı daha dünyaya gelmedi desinler Dünyada yapılmamış işler çoktur çocuğum Derlerse ki bu işler bişeye yaramaz De ki bütün işe yarayanlar İşe yaramaz sanılanlardan çıkar |
AŞK İKİ KİŞİLİKTİR Değişir rüzgarın yönü Solar ansızın yapraklar; Şaşırır yolunu denizde gemi Boşuna bir liman arar; Gülüşü bir yabancının Çalmıştır senden sevdiğini; İçinde biriken zehir Sadece kendini öldürecektir; Ölümdür yaşanan tek başına Aşk iki kişiliktir. Bir anı bile kalmamıştır Geceler boyu sevişmelerden; Binlerce yıl uzaklardadır Binlerce kez dokunduğun ten; Yazabileceğin şiirler Çoktan yazılıp bitmiştir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir. Avutamaz olur artık Seni bildiğin şarkılar; Boşanır keder zincirlerinden Sular tersin tersin akar; Bir hançer gibi çeksen de sevgini Onu ancak öldürmeye yarar: Uçarı kuşu sevdanın Alıp başını gitmiştir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir. Yitik bir ezgisin sadece, Tüketilmiş ve düşmüş, gözden. Düşlerinde bir çocuk hıçkırır Gece camlara sürtünürken; Çünkü hiç bir kelebek Tek başına yaşayamaz sevdasını, Severken hiçbir böcek Hiç bir kuş yalnız değildir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir. ATAOL BEHRAMOĞLU |
Buda bnm yazdığım bi şiir HASRETİN KESİDİ(İZLERİ) Günler geçmiyor, Güneş doğmuyor, Mehtap parlamıyor sensiz. Siman silinmiyor zihnimden Gözlerin gitmiyor hayalimden Gözlerin elmas gibi, Dişlerin midyedeki inciler gibi, Dudakların dallardaki kirazlar gibi, Yüzün gökteki ay gibi, Vücudun rüzgarda coşan bir kısrak gibi. Gel artık, gel Bırak uzakları da gel Buselerini özledim Yakıcı bakışlarını özledim Tenimi okşayan varlığını özledim Gel artık, gel Buselerinle gel, Uçankuğular gibi gel, Süzülen güvercinler gibi gel, Esenrüzgar gibi gel. HASRET GÜNLERİ Güneş doğmuyor sensiz, Geceler geçmiyor, sensiz, Gittiğinden beri, Geceler büründü siyaha Açmaz oldu bir daha. Tınlamıyor artık kimseyi, Unutmuyor gidişini, Geceler arıyor, Bu yürek unutmuyor seni. Aşkın eritti bitirdi beni. Özlemin kahretti bu bedeni Sensizlik kül etti, Hasretin yaktı bitirdi beni. Bakışların bir bıçak gibi, Yürüyüşün gökteki kuğular gibi, Konuşman bülbüller gibi, Acep gelir misin? Sever misin? Beni SÖNÜK GÜNEŞ Gene sensiz bir gün geçti. Kalbim perişan şimdi Hani odun yanar, kül olur ya Sensizlikte kül etti beni. Ben gene, sensiz, Ben gene, çaresiz, Ben gene, tek kaldım. Bu dünyada bir sen vardın Yüreğimde,kimi zaman yanımda ve kimi zaman hayallerimde Hani bir bakışın vardı, Dağları eriten. Hani bir duruşun vardı, Bakanı imrendiren. Hani bir gülüşün vardı, Güller gibi güzel, akan sular gibi berrak ve saf. Öyle temizdin ki, Bakmaya kıyamazdım yüzüne. Dokunmaya kıyamazdım o pamuk tenine. Sensiz geçen günlerde Yıldızlara baktım. Aradım seni, Ama bulamadım. Acaba gitmiş miydin? Bırakmış mıydın beni? Böyle tek başıma çaresiz,yalnız, bitkin bir şekilde. Sen hep tenhaları severdin, Bense fark etmez derdim. Tenhalar zor gelirdi, Hatta hiç gelmezdi. Sen hep ciddiydin, Bense çocuktum, senin yanında Huylarım rahatsız ederdi seni Sen söylemezdin belki Ama ben anlardım. Geceleri seni düşünerek yatardım, Güzel hayallere dalarım. Sabah olunca erken kalkıp hazırlanırdım. Okula koşardım seni görme ümidiyle, Ama kimi zaman gelmezdin. Bense susar ve kenarda dururdum. Ve aklımda gene sen Hiç çıkmazdın ki zaten, Hep ordaydın Bitanem. |
kahreden yokluğun da.... Başlayan gün bitiyor değil mi? Yine sensiz geçti 24 saat daha Derin nefeslerle çekilen sigara dumanı ile, kahreden yokluğunda yaşamak sadece nefes olmak oldu gözler eski hatıralar arşivi ile doldu sevgi ile adan kalbin ateşi söndü kahreden yokluğun da sen bendeki aşkı bilemedin Sen,sendeki hevesle sevdin Bense,senden başkasını sevemedim kahreden yokluğunda Sen gittin,her adımında ben bittim Uzaklaştıkça bedenin ufaldı Şimdi tamamen yok oldun Hayalin karşıma dikildi Kahreden yokluğunda |
SEN GİTTİN Sen gittin hem gönlümden,hem aklımdan, sen bittin hem benim için,hem günler için, sen öldün hem aşkım için,hem kalbim için, Kumsal BAŞAK |
| Saat: 15:10 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık