MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Nephthys 26 Nisan 2007 01:02

Bir Yerden Sonra


Birbiri ardına geliyorsa mutsuzluklar
Keskin bir bıçak gibi saplanıyorsa acılar
Köşebaşlarını tutmuşsa umutsuzluklar
Ve uçurumlarda yankılanıyorsa aşkın son çığlıkları
Ayrılık güzeldir...

En kalabalık yerlerde büyüyorsa kimsesizliğin
Binlerce kahkaya karışıyorsa gözyaşların
Son çiviyi çakıyorsan yorgun sabrına
Daha kirpiklerinde can veriyorsa hayallerin
Ve dilinin ucundaysa en çılgın küfürler

Yalnızlık güzeldir...

Güvendiğin yüreklere karlar yağmışsa
Buz tutmuşsa o sımsıcak bakışlar
Sen yangınlar içinde üşüyorsan
Ve bir zavallılıksa artık o çok sevmek
Böyle bir dünyaya tükürmek
Ve ölmek güzeldir...



Ahmet Selçuk İlkan


NiliM 26 Nisan 2007 01:43

Çocuk Olmak İstiyorum


Yorgunum,
Çalınmış hayatım,
Yalnızım yine kendimle!..
Kendimle yalnızlık iyidir ama,
Bir mola ver diyemem ki zamana!
Tanrım varsın biliyorum
Omuzun olmadan,
Omuzlamak istemiyorum
Bana biçtiğin şu hayatı diktiğin gömleği ve yahut da!
Ve bir şansım varsa diliyorum
Omzunu geri alsan da
Yap bir güzellik Tanrım
Çocuk olmak istiyorum.
Çoluk olmak istiyorum.


Zeynel Orcanel


Nephthys 26 Nisan 2007 02:03

Rüzgarsız Uyanamam



Gün batarken ayrılırsak eğer
Gizlice bakışlarını doldur koynuma
Güneşsiz ayrılamam

Az sonra
Suyu kesilecek insan ırmağının
Yeminim var şafaklar adına
Yorgun yüreklere biraz umut
Biraz sevgi sunmadan duramam

Doğanın dudaklarında dolaşır ellerim
Yaşamın tenini okşarım bütün gece
Karanlıklara karşı biraz bilim
Biraz estetik
Şiirsiz uyuyamam

Sular çoktan ışıdı koynumda
Gel artık uyandır beni
Seher vakti dağıt saçlarını yüzüme
Rüzgarsız uyanamam

İstersen fırtınalar yarat soluğunla
Yorganı kaldırıp savur üstümden
Kendinle ört her yerimi
Gün doğarken sensizliğe dayanamam



Adnan Yücel


scanner_11 26 Nisan 2007 07:05

KILAVUZUM KARGA ÇIKTI NEYLEYİM
Deli gönlüm benden yana olmadı
Düşmanıma arka çıktı neyleyim...
Aşk elinden az buz darbe almadı
Yaraları kırka çıktı neyleyim...

Uslanmadı vazgeçmedi yasaktan
Bakışları kurtulmadı tuzaktan
Kör kediyi samur sandı uzaktan
Kürk dediği hırka çıktı neyleyim...

İçer içmez huri dedi cadıya
Mahkum etti ısırganla yatıya
Sarhoş iken tayinimiz batıya
Ayıkınca şarka çıktı neyleyim...

Yeni değil şu gönlümün kandığı
Çalı çırpı çınar diye konduğu
Her derdime şifa diye sunduğu
Şıra sandım sirke çıktı neyleyim...

Haram olsun huzur nedir bildiysem
Bin ağladım, senede bir güldüysem
Acınacak durumlara geldiysem
Kılavuzum karga çıktı neyleyim..
Cemal Safi


NiliM 26 Nisan 2007 08:02

ADIMLA NASIL BERABERSEM

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın
karanlık boşluklarında akıp giderken zaman

adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
aynı şartlar altında kısmet olmıyan
gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın

Atilla İlhan


Misafir 26 Nisan 2007 09:29

Kış Geliyor
Bir Dahada Açmaz Güller
Tekil Mutlulukların
Çoğul Yalnızlıklarıdır Elde Kalan
Borç Harç Mutlulukla Ne Yaşanırsa
Okadar Yaşadık


Ey Ömrümün Virgülü
Böylemi Bitecektin Ha
Sen Gittin
Tüürkülere Sığmaz Oldum
Dışım İçime Dar
Yelkensizim
Rüzgarlara Çıktım
Kıyılara Vurdum
Caddeler Yuttu Beni
Ve Başıboş Hüzün Sokağında
Yüreğime Söylediğim En Doğru Yalan Oldun
Başıboş Sonu Boş


Kar Yağıyor
Birdahada Açmz Güller
Acıların Dağarcığında
Gözyaşımı Vurdular
İçimin Seyir Defterinden
Adını Çaldılar


Şimdi Ört Kapılarımı
Dönüşlere Biletsiz Kalayım
Varsın Geride Kalsın
Kederli Gözlerin Kar Yanağı Saçların
Varsın Yitirsin Tılsımını Hayat


Kar Yağıyor
Bir Dahada Açmaz Güller!



Kahraman Tazeoğlu


nünü 26 Nisan 2007 09:31

Sanadır Bütün Şarkılarım

Nasıl da oynaşır ay ışığında sular
Boyun büker kimi zaman ağlaşır yıldızlar
Ben sensiz geçen günlerimden birini daha yaşarım
Sanadır bütün şarkılarım

Biri hüzünlü bir şarkı fısıldar geceyarısı
Başlar uykularımı kaçıran kalp ağrısı
Ben hep böyle sensiz gecelerde ağlarım
Sanadır bütün şarkılarım


Nephthys 26 Nisan 2007 11:49

. Beceriksiz


. Kabugunu koparmadan
ne bir elmayi soyabildim
ne de iyilestirebildim bir yarami
ama karsima çikinca
kizmadim hiç elma kurduna
bendim çünkü biçagi saplayan
onun yurduna

Sair diyorlar benim için
bilmiyorum oysa
her siire konmali mi uyak
her yere nedense
konamiyor tayyare
hay dilimi
ari türkçe soksun; uçak

Kaptan olmak isterdim
aynanin karsisinda
eski bir sinema yildizi
gibi aglayan
Istanbul hatlarinda
bir firça hafifligiyle gidip
gelen vapurlara

Eskimo bir sair dokunuyor omuzuma
ve Kiz Kulesi'ni göstererek
birak artik diyor üzülmeyi
yedi tepeli bu sehirde
siir okunacak tek yer
elbette denizin ortasindaki
su küçük buz dagi

Terzi olsa da babam
sökük dikmesini beceremem
beni yalnizca sen anlarsin
ignenin deliginden geçsin
diye ipliklerin
bir anlik islatildigi dudaklara
takilip kalan annem
.

Sunay Akin


scanner_11 26 Nisan 2007 12:27

KİM SEVEBİLİR SENİ BENİM KADAR.
Kim sevebilir seni benim kadar
Oysa ellerin hala yabancı gibi
Bıraksaydım kalbimi avuçlarına
O zaman anlardın, anlardın belki

Sevdim deliler gibi
Neden inanmıyorsun
Korkaklar kaçar aşktan
Sen neden kaçıyorsun

Senin için ben neyim
Söyle onu bileyim
Kapında mı öleyim
Onu mu istiyorsun
Hakkı Yalçın


Misafir 26 Nisan 2007 12:35

BEN DERT YÜKLÜ BİR SEVDAYIM..


BEN! Geceleri gökyüzüne uçarım..

Ay dede ye sırtımı yaslar,
bacaklarımı boşluğa doğru sallarım..

Sevdiğim vardır her zaman olduğu gibi; yanımda, canımda..
O uyurken; sessizce sarı saçlarını okşar,
canımın canı eşimi bağrıma basarım..

Yıldızlar toplanır bir bir başıma,
Gözlerimden akan yaşlarla derdimi onlara anlatırım..
Fedakarlık yapmak isterler;
Ne olur hafifletelim derdini, birazını bizlere ver derler..

Pekâlâ derim ve anlatırım dertlerimi..


Ben anlattıkça, onlar da yanıp sönerler..
Anlarım ki; benimle birlikte, onlar da gözyaşı dökerler..

Dertlerimi alan yıldızlar uzaklaşırken yanımdan,
Bir de görürüm ki; uzayın boşluğunda kaymaktalar, kaybolurlar..

Sonra içim acır, onların yok olmalarına dayanamam..

Derim ki yıldızlarıma; Ben çekerim dertlerimi,
sizlere ağır geliyor anlaşılan benim te


Ziyafettin GENÇ


Misafir 26 Nisan 2007 13:05


Iralama



ağzından uçan sesin
üreyen tanelerinde yol künyesi
ardında iki büklüm bir acı
bırakıp gideceksin öyle mi?

zamanın pençesinde
ateş alacak takvimler
klavsen vuruşlarıyla an
acıtan dakikalara büyüyecek
eksiltecek seni sana biriktiren beni

ayrılık girecek aramıza
korku ıssızlığı buz gibi
gösteri yılanı boynunda
ısırdığı yerde bırakan
salyası ağulu yalnızlık zehiri

denizin büyülü aynasında keder
hınca hınç zillet
hüsran sisi kaplayacak
sevdamızın yazılı olmayan tarihini

ufka çıkacak haykırış kuşları
yarım kalacak herşey
suyundan yoksun
kuruyacak çiçekler
öykümüzün kırılma noktasında

ateş merdivenlerinde küllerim
bırakıp öylece
su gibi akıp kendine
gideceksin öyle mi ?

durma, git!
git, terk et hadi!

uzaklar, sonun başlangıcı
uzaklar, alabildiğine ihanet
hangi yana yürüsen
kendine yürüyeceksin hep

vefaymış
merhamet...
sevmekmiş
dostluk...
ölüme beraber yürümek
suret farklı aşk aynı
öznesi üstüne titremek

çarpıp bir kapıyı çıkana kadarmış
meğer yokmuş pek çok şeyin değeri

"bunlar acıtmaz" desen de beni
yumruk olur boğazına anılar
ilmek ilmek düğümlenir çözemezsin
geceyi üstüne diken iplikleri

git!
durma!

dul işkenceler
ve asıl kahır uzaklarda
iyileşmeyen yaralarına uyandığında
içinin cam odalarında gözlerin
boşluğa takılınca anlarsın

seherin göğsüne sıkılan tekbaşınalık kurşunu
vurur kopuk ekinden
geçmişine köpük köpük kanarsın

içimin yası parmağıma düşer
sen ağladığıma bakma
vedalaşmayacağım
vedalar süngüdür
bile bile saplamam koynuna

git hadi!
durma!

uzaklar hain
uzaklar mayın
yıkıntı altında yıkıntı
unutma!

öyle çok yitirdik ki
kaybetmekle eş zamanlı imkânsızlıkta
tellala gerek yok!
kimliği belirsiz bebeklerimize
avuçlarımızda melekler ağlıyor
masum cesetler çiğneniyor
kanlı meydanlarda...

işitiyor musun ellerimin sesini
bunca gürültü arasında?
hani dokunmak duymak değil miydi?

ateşte su kaynıyor
ıskalamaz bu sefer ölüm
çocukluğum çalındı
tutsak edildi gençliğim
ipotek altında geleceğim

ve sen... plastik umutlarla uzak
uzaklara gideceğim diyorsun öyle mi?

git,
git hadi!

Cheov oyunlarındaki gülümseme gibi
tebessüm yükleyerek gamzelerine
ateşi bırak bana

meğer çürümüşüz çoktan
kırk hain paslı hançer
deşmiş büyük ütopyalarımızı
zulüm ve öfkeye dönüşmüş maceramız
ışık akrabalığımız ceviz sandıklarda
kırık oyuncak masalı

biliyorsun
ekmeğimde barut kokusu hâlâ
hayal filikamda yarınsız gün
hüzün turları ve boynu bükük eksikliğimi

"bitti" diyorsun!
git hadi...

olsun be gülüm, olsun...
her giden bundan sonrasının şiiri
her giden bulanık özgürlük kokusu
ne ben ilk, ne sen sonsun

kırılsın maneviyat
üzülsün kapı duvar
süzülsün camlardan yağmur
yıkılsın üstüme t/uzaklar

uzaklar uçsuz
ağırlığınca izdiham
soğuk çelik uzaklar

yaşatmazlar biliyorum
mercan uykularında bir gece
seni de sinsice vuracaklar

yol kesen çaresizliğin
ilmeğinden kaç-an intihar şimdi
deprem bu ağzı açık
****** sancılar kıyameti

gidiyorsun...
ardında sana çıkmayan yolları istifleyip
gidiyorsun ya!
ayrılığın melun kavşağında
yüreğin/e y/emin olsun ki
devrilip ömrüme beni öldürüyorsun

topla tozanımı gayrı
kalmasın zerre izim
altında biz yazmadan geçsin jenerik
ıralama adlı bu mizansenin...



Sevinç YILDIZ


Nephthys 26 Nisan 2007 13:34

BEKLERDİM...


Sen giderdin
Beklemezdin
Ben senin gideceğin yerler olurdum
Beklerdim

Ansızın çıkagelmelerin
Özlerdim
Ama sen, yine de gelmezdin

Bir ağlamak alırdı beni
Hıçkıra hıçkıra ağlardım
Genzim yanardı

İçimde tufanlar büyütürdüm
Ve sen yalnızlıkların…

(Sensiz, sessiz sessiz kendime akardım)

Sen giderdin
Gelmezdin
Ben senin gideceğin yerler olurdum
Beklerdim







Yaser EDESSA


Misafir 26 Nisan 2007 13:43

Hüzün Adres Değistirir

Yakışmıyor cepheyi terk edişin,
Mert dayanır, namert kaçar sevdiğim.
Fazla sürmez hatanı fark edişin,
Hasret eken , hüsran biçer sevdiğim.

Adet ettin aşk dersini asmayı,
Hüner saydın sırra kadem basmayı,
Yetti artık çok denedim susmayı,
İsyan eden bayrak açar sevdiğim.

Nice avcı bende silah sınadı,
Geri tepti ,sineleri kanadı,
Kırılsa da yüreğimin kanadı,
Yine açar, yine uçar sevdiğim.

Bir resmimiz bile yoksa başbaşa,
Revamıdır ben yanayım,sen yaşa,
Aşk sunacak sakimi yok sarhoşa,
Yine bulur, yine içer sevdiğim.

Aynaların farkı kalmaz düşmanla,
Tanışırsın doğduğuna pişmanla,
Hüzün adres değiştirir zamanla,
Benden geçer ,sana göçer sevdiğim.

Üzerime yar sevdiğim sahi mi?
Kalp çalmakta senin gibi dahi mi?
Ağlama der dosta aşık Daimi,
Bu da gelir ,bu da geçer sevdiğim.



Cemal Safi


Nephthys 26 Nisan 2007 13:48

İşte buna bıçak çekiyorum

sözcüklerim varmıyor uzaklığına,
suskundur takvimlerde adım üstelik,
bir bir düşüyor bütün öpmelerim,
ağır yenilgiler alarak.
kalbimse sildi bütün defterlerde,
adresini, yokluğunu kıyamet bilerek.

Sadece susarak özlüyorum seni
Hiç tanımadan, ne garip '
Sense uzaklara çivili,
Bir deniz gibisin resimlerde

Dokunsan Dersim olur göçerim mecburen,
yalnızlığın on milyon olur,istanbul
duydum çok sonra,
adın önemli değil;
acın aynı tadı veriyor zaten.

Islık çalan zamanlardan gelmiştim,
bilirim bulutları eskitmenin güzelliğini,
zaman, o zaman değil şimdi,
güneş yine doğar bu kente,
ama gözlerin... gözlerin...

Şimdi adı yok hiç bir sevgilinin,
sıcak dokunuşunda dağılan,
binlerce öpücüğün...

İşte, buna bıçak çekiyorum,
bir kadın, aşkını savunan
bir çocuk, gülüşü gibi ince,
bir havalanış...yok
Belki de çekip vurmak ,
bütün uykuları göz kapaklarında...


Fadıl ÖZTÜRK



Misafir 26 Nisan 2007 15:19

Susarak

Güneş altında söylenmedik söz yokmuş..
Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi..
Ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz..
Bende söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde..
Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik...
Bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde....
Duyuyorsun değilmi suskunluğumu nasıl haykırıyor...
Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim ...
Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde .....



Aziz Nesin


Misafir 26 Nisan 2007 15:43

YIKILMA

asla yıkılmayasın
madem zulmün iktidarında devran
gülüşlerin kıvrımında zaptiyeler dolaşırken
gözlem altında başak
işgal altında kınalı türkü
işgal altında çift çubuk kara saban
illegal bir türkü gibi yasaklı alaşafak
davran ve onurun gönderinde dalgalandır
çünkü kanlı bayrağımızdır yüzün bu sevdada

ayak yarıklarının arasında
bin yıl öncesinden emanet kıvılcımlar taşıyan adamlar
kül altında saklanan kor
ve çocuğunun başından bit kıran ana
ki toprakla haldaştır bu eller
ağaç kökleriyle aynı türküye ışırlar karanlıkta
onlara güven
ve yıkılma

zaman tekinsiz bir bakış gibi uzarken
binlerce kez ırzına geçilen caddelerde
hani arabalara el kaldıran güzel kız bizdendir
tezgah arkasında iş bitirenler
elleri gres yağına boyanmış işçi
güneşi ekmek diye kırıp yer ya öğle arası
kaderleri kara ile yazılmış
kara karıncalar gibi işsizlik sokaklarında
yoksulluğun söylemeye ar eder
naçarlığa başını çarpan ana bizdendir
bizdendir eti emeği teri peşkeş çekilen
o büyük suskusunun altında
çelik bir onur yükselir
bütün orduların yenemediği
ölümüne

kara gecelerin en yıldızlı yerine asılan bizdendi
bizdendi bitliste donan öğretmen
bizdendi Beyazıt meydanında düşen
ve Çanakkale içinde 350 bin can
televizyonlar dolusu ağız dışkısı
lânetlendi kaldırımlar işkencede katledileli al karanfil
savaş gazileri dilenenden bu yana
tükürdük bu düzenin yüzüne
ve kurtuluş bayrakları kulpuna dikileli içki bardaklarının
çocuklar karanlığa fidye olalı
ve namus peşkeş çekileli ırz düşmanına
onur dileneli el kapısında
tak dedi gayri cana
bıçak iliğe dayandı gayri
sevdadır girdi kana



kendi öz toprağında maraba
altı okka yüreği beş paraya satılan
sakın yıkılma
ve dededen toruna
ömrü ömre ekleyip
sabır denkleyen
sakın yıkılma ey
çünkü dosta düşmana malum
o dağlar yıkan yiğitliğini
çünkü öfkeni
silah yaptık biz

ADNAN DURMAZ


Nephthys 26 Nisan 2007 16:06

Araz


"Yalnızım çünkü sen varsın"

"gel" desen gelirdim
gittiğin uzakta bendim
dağ gibi bir ihanetten düştüm
bu kendime son gelişim

ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime
kendimi suçüstü yakalıyorum
ve kentsizliğimin isimsizliğini
Araz'a uyak düşüyorum
gözlerime senden düşler sürüyorum
ıslak bileklerim kan bayramına yatıyor
bana en büyük tehdit yine ben oluyorum

sonra bir durağa yaslanıyorum
sonra bir kente
ve sen gidiyorsun
ben kanıyorum
diyorlar ki; kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun.
oysa "gel" desen gelirdim biliyorsun

yorgun Haliç'e biraz inat
biraz ihanet bırakıyorum
ellerinden bir tedirginliği bir tehdidi avuçluyorum
aklıma düşüyorsun
düşüyorum
düşünce
üşüyorum
azgın hüzünlerle körlüğüme göçüyorum
ayrılığın saati kaç geçiyor bilmiyorum
yalanlarımla bir hiçlikteyim
beni içinden kaç

bu kentte her yağmur kendini ağlar
aklıma düşsen yalnızlık oluyorum
ağzımdaki uykudan öpmüyorsun nicedir
nerde kimi üşüyorsun
artık kendini yakan bir ateşim
kendimize birbirimizden düşler yapamıyoruz
şimdi boş duraklara yaslanıyorum
boş kentlere
oysa "gel" desen gelecektim

gün düşlerime dönüşlerimde
bakışın içiyor beni gözlerimden
gövdemi düşürüyorum güz yavrusu duraklara
uzaklığına uzanıyorum
sevdiğin sonbahar geçiyor üstümden
ama artık hiçbir göğü içmiyorsun dudaklarımdan
yıkılıyorum şarkılara
"kimseler biliyor"
yalnızlık dostumdu
şimdi korkum oluyor
oysa "gel" desen gelecektim

artık her şey kımıltısız bir geceye dönüşüyor
güz artığı saçlarımda oynaşan sensizlik
göz karana yenik düşüyor en korkak yanlarımdan
kendimi yitirdikçe sana gidiyorum
göbek çukurumda sobelere karanlık uyutuyorum
düş satıcısı ispiyoncu bir ihtiyarın insafına kalıyorum
uysal yalnızlıklar satın alıyorum
gülüşümle ödeyerek
ve içimde yalancı bir katil taşıyorum
yeni utançlar biriktiriyorum eski günahlarıma
cüzamlı ruhlar cehennemine gidiyorum ben
kirli sözlerimi temize çekme
oysa "gel" desen gelecektim

gözlerim ihanete ihbar taşıyor
kuşkulu bir cinayeti fısıldıyor kaşlarına
sözü namluna sürmelisin şimdi
en yaralı yanımdan vurmalısın beni
çünkü uçmak düşmeyi göze almaktır

avlunda bıraktığım az kullanılmış intiharları deniyorum
ne vakit nikotinli ellerinden yola çıksam
susuşuna kan döküyor gözlerim
sen gözüne çiğ kaçtı sanıyorsun
oysa bilmelisin Araz'ım
kimsenin içi görünmez
ve hiç bulamadıklarını
asla yitiremezsin
bak şimdi aramızda sessiz kalıyor
söylenecek bütün sözler

her sabah akşam oluyorsun
alnından ellerine damlıyorsun
yüzündeki yağmurla iniyorsun kente
içine dert oluyorsun kentin
dışına yağmur
yüreğinde dağılıyor kristal şehirler
duvarların kan öksürüyor
ve sen
başkalarının gözlerini
yüzümde aramamayı öğreniyorsun
beni bir durağa yaslıyorsun
beni bir kente
gidiyorsun
oysa "gel" desen gelecektim

susmak en inatçısı olmaktır yalnızlığın
en susmakta neydi öyle
sen en dinlerken
biliyorum Araz'ım
insan kendini bulmamalı, hep aramalı
gittiğin yerden başlıyorum öyleyse
gece cinnetlerimi de alıp yanıma

denize bakmayı bilmeyenler
bir gün mutlaka boğulur
işte bundandır gözlerinden kaçışlarım

siz hiç yar saçının bir telinden kendinize gurbet yaptınız mı

ben şimdi gurbetim
içimde taşıyorum
heba olsa da senlerce yılım
oysa "gel" desen gelecektim

ömrümden düşürdüğüm sol anahtarlarına takılıyorum hep
ve hayat yüklü kamyonlar geçiyor üstümden
şairler ölüdür derler
inanmıyorum


en karanlık ceketimi giyiyordum
ışığa kördüm çünkü
şimdi ise güneşe ilerliyorum
dirilmek için

kimliği paslanıyor eski bir anarşistin
gecenin kör gözünden utanıyorum
hadi bana en militan kelimelerle saldır
batır içime cümlelerini
beyhude bir dehşet bırak
hak ediyorum

gizlilikten ölmek üzere olan bir akrep sızıyor içime
can kaybından ölüyorum
cenazemde namaz kılacağım
zan altındayım
yalanıma inanıyorum

yorgun söylentiler kanıyor solgun yaralarımdan
kırılır mı bilmem hüznümde taşıdığım kin
kinim kendime
susuşum sana
küsüşüm tüm dünyaya

üstü kalsın ihanetimin
"gel" desen gelecektim

yine bir tren geçiyor içimden
sen kesiliyorum gülüşümün karşılığı
saçların bir rüzgarın öyküsünü taşıyor
görmüyorum söylemiyorsun kırılıyorum
hiçliğimin etleri yolunuyor şizofrenik bir gecede
sana bir öykü çıkarıyorum ağzımdan
süsle beni ey aşk
geçtiğin yerleri öpüyorum

yarısı yanık bir aşkın küllerini taşıyorum
dişlerindeki nikotin tadı terkimde
sirenler ve ateş hatları içip
sesini peydahlıyorum kendimden ve kentimden
ıslak ceplerimi buluyorum el yordamıyla
yasadışıyım
tutukla beni gözlerimden

kalemim bitti yitirdi şiirini şuur
öldü kanımdaki mürekkep balığı
solumdaki sise intihar etti intiharlar
bir aşkı kaça katlayabilirdi ki ezik bir yürek
yaşamak için geç bir zaman
ölmek için ise erken

çok davullu bir senfoni sürçüyor
dikiş tutmaz ayrılığımda
kirpiğinden yapılma bir darağacına
geceyi asıyorum
yoksun
bu yağmurlar ıslatmıyor beni
bir durağa yaslanıyorum sensiz
gidişinin en sessiz harfinden yırtılıyorum
"gel" desen gelecektim oysa

kulaklarımdan bordo denizler dökülüyor
şimdi herkes biraz sen biraz acı
göğsümde bir vagon
gizli sözler batıyor
fırtınalar çıkıyor üstüme

şakağımda
intihar acemisi bir şairin
delilik provaları
arkandan uluyan kapılardan
söküyorum kokunu
yokluğunu kokluyorum
yokluğunu yokluyorum

çöz gözlerimi senden hadi
ücranda yak bakışımı
gözlerine bekçi sevdam
dünden ve senden kalmayım

içine her düşen
kendi keşfi sanıyor seni
oysa sen
melekleri bile kıskandıracak kadar kendinsin
ve kendini acıtmak istiyorsun
ama güller kendine batamaz
bilmiyor musun
"gel" mi diyorsun

herkes kendi gördüğüne bakar
peki hayatın rüzgarında kime yelkeniz
kıpırdamadan duramayız bir aşk boyu
hadi en kanadığımız yerden susalım
"gel" desen gelirdim
"git" dedin ve gittin

Aşka...
Rüzgara...
Ayrılığa...
Zamana...

eyvallah...


Kahraman Tazeoğlu


Misafir 26 Nisan 2007 16:08

Kendine Benim Için Bir Gül Ver

sensizlikle flört etmeyi sen degil
sensizlik bilir
sesi ses/sensizligi sensizlik bilir

korkma, sana aşki ögretmeyen kendinin
ellerinden tut!
çok agrimiş kendinin, siyah
ve ayaz kendinin
hep avuttugum düşler için bana bir gül ver...

*

bak, palandöken daglarinda karlar erimiş
teknelerde kol kola bahar sulara inmiş
daglar için, sular için bana bir gül ver
bir gül ver söküldügüm günler için

- ve önce kendinin ellerinden tut! -

*

kendimin ellerinden tutunca
içimden nehirler gibi akmak geliyor
yollara çikmak, yolculuklara bakmak geliyor
geberesiye içip salaş meyhanelerde
buralardan böyle ceketsiz kaçmak geliyor

tutunca kendimin ellerinden
pusulasiz gemilerde yatmak
yaşli ve şefkatli bir azizenin koynunda
sabaha dek kipirtisiz susmak geliyor

sevgilim, iyi insan, tutunca ellerimden
ömrümün içinden akmak geliyor...

*
sessizlik sensizligi ezbere bilir
sensizlik her şeyi bilir...


Yılmaz Odabaşı


Nephthys 26 Nisan 2007 16:19

Sevdim mi Dedin..!

Levent Saral


devrik bir mezar taşıyım
asırlık çınarın gölgesi tenimde
uçurtmasını kaybetmiş çocuklar gibi
yağmur yağıyor kirpiklerime!!

ıssız bir ovanın ortasında
buğday başağına eli değen
ani sancılı, susuz yaz çocuğu!!
asılı kalmışım nasırlı ellere
saman sarısı güneştir ebem
toprak kokulu göğüstür memem

sahipsiz vatan misali
talanda içim dışım
saçlarım yeşil ve bir baharın
-müjdecisi değil ! sineme düşen cemreler
kifayetsiz kefen rengi saçımda
-kırmızı umut kurdeleleri
Güldür! Gül../-her zaman kırmızı
ve gül en güzel fani bedenlerde kokar!!

anlamı yok kardeşim!
-aslında cılız bir sevginin
sevdin mi vatan gibi seveceksin
yaranı bıçaklayacaksın
duvar ! duvar değildir kardeşim!
dudağından dökülenin savrulduğu yüz
tokatlarcasına döveceksin sevdiğini
-her kelime bir kurşun
kanatacaksın yüreği
acıtmadan sevemezsin
sevmek pamuklu şeker yemeğe benzemez
urbana köpük doldurmak boştur kardeşim!!

hani bizde devriksek
mezar taşı kılıklı herifsek yani
toprağı sevdiğimizdendir yatak yapışımız
yoksa bir dua beklentimizde yoktur
gelen geçen dilenciler neden sever bizi
neden kimsesizlerin yastığı olur döşümüz
düşün ! düşün be kardeşim!
sevdin mi yalnız kalmayı da göze alacaksın
hatta ve hatta sövülmeyi de!
Yoksa ! yok öyle ayakkabın delindiğinde
-yağmurdan kaçmak!!

tırtıl neden oburdur bilir misin
neden en taze yapraklara üşüşür
hiçte şikayetçi değildir ağaçlar
bilir misin kardeşim!!
kelebeğin güzelliğidir özlemi
özgürlüğüdür kanatlanma hırsı
o zaman kardeşim!!
sen de en güzel kelimelerle
güzelleştireceksin sevgini
-zihnini harcamaktan korkmayacaksın
mesela bir iki dişin kırılacak
-dudağını ısırmaktan
kapıları tekmelemekten
camları kırmaktan / fayda yok
duvarları ellerinin şeklini alana kadar döveceksin!

yani bizde hormonlu bir domates değiliz
altı üstü altmışdört kilo et ve kemik
şakalarımız herkes kadar karlı
alnımızda belki bir belki iki çizgi fazla
iki üç dal sigara öndeysem senden
-dert etme../ yakınlığım diğer tarafa!!
ama kardeşim!!
çektin mi dumanı alev alacak meret
ciğerine koca bir hançer saplanır gibi
-hakkını vereceksin!!
yoksa ! yok öyle kül tablasını boşuna doldurmak
-kadehi yarıda bırakıp
-ızgara balığa kendini güldürmek

sevdin mi kardeşim
ayak izlerini süpürecek dudakların
çökmeyi öğreteceksin dizlerine
şöyle asfalt ısıracak diz kapaklarını
yok öyle kapıyı vurdu gitti diye vazgeçmek
o zaman kapısız seveceksin!!
penceresiz eve perde takmak gibi değil
önce çatıyı onaracaksın
gözyaşlarını saklamayacaksın kardeşim
adam gibi ağlamayı da bileceksin
yoksa !yok öyle şarkı şiir dinlemek
-kendini dinleyeceksin
eğer her gün tıraş olup
kravatını düzenli bağlıyorsan kardeşim
-sevdim demeyeceksin
kirletmeyeceksin o kelimeyi
bu iş baltayla odun kesmeye benzemez
gerektiğinde kendi boynunu vuracaksın!!
korkma kardeşim!!
ölmek sevmekten zor bir şey değildir..

sana bin sevda resmi çizebilirim
ama hiçbiri Da Vinci imzası taşımaz
belki on bin sevda bestesi de yapabilirim
hiçbiri Mozart kadar etkili olmaz..
altındaki imza önemlidir kardeşim!!
sevdana imzanı kendin atacaksın..
sahte tuvallerde sahte yüzlere değil
önce kendi yüzüne bakacaksın
eğer kızarıyorsan kardeşim
sevdim demeyeceksin
yeri geldiğinde yüzüne tükürmeyi de bileceksin!!
yoksa! yok öyle aynaya tükürmek
avucuna kardeşim ! avucuna
ardından esaslı bir tokat atacaksın yanağına

az da delikanlı olacaksın
hani öyle kulağına küpe takanlardan değil
kedileri sevip köpekleri dövenlerden de olma
üç ekmek alıp ikisini çöpe atanlardan hiç olma
birinci kata asansörle çıkanlardan
pazar günleri posta kutusuna bakanlardan da olma
hele hele bir çocuk elini uzattığında
bozuğum yok diyenlerden hiç olma..
sevdin mi kardeşim az da delikanlı olacaksın
milyarlık telefon taşırken
param yok diyecek kadar cesaretli mesela!
yoksa ! yok öyle hamamdan terlemeden çıkmak..

kardeşim!!
sevda dediğin ideoloji gibidir
uğruna savaşacağın bir değerdir yani
değişen dünyaya uymaz sevda
bütün zamanların değişmezidir
sadece sen değişebilirsin
sor kendine be adam!!
öyle bolca film seyretmekle olmaz bu işler
bir tiyatro sahnesi de değildir hayat..
sen yazıp sen oynarsın../ koltuklar boş!!
öldüğünde kardeşim!!
arkanda cemaat olmalı..
yoksa ! yok imamdan bir fayda..
ya da bir iki mezarcı kalfasından

şimdi diyeceksin ki
orta katta sol kiriş kırıldıysa
bina ayakta durur mu !
sol kirişten sana ne kardeşim
sen temele baksana
koydun mu şefkat
vefa, merhamet, saygı döktün mü
anlamak, dinlemek, beklemek / ekledin mi
sıvandın mı sabır
ördün mü bolca emek.
ve bunları bağladın mı yürek aksına!!
Şaşırma kardeşim../ laf ebeliği bunlar
senin yaptığın tuz gölünde salatalık yetiştirmek
elde edeceğin de salatalık dışında her şeye benzer!!

ara sıra sokaklara çık
kendini ara başka yüzlerde
köprü altlarına uğra, hastanelerin acil servislerine
genelev sokağına da gir mesela
otoban üzeri pazarlıklara şahitlik et
et ve onurun kaça satıldığını öğren
bir dönmeyle yatıp
gece yarısı karısının koynuna girenleri gör
çocuklarını öpenleri / kirli dudaklarıyla!
sına kendini kardeşim
insan olmayı dene / insancıklar içinde
kahkahaları dinle
aç çocukların toplandığı bar önlerinde
beş yıldızlı otellerin neonları altında
yedi yaşında çocuklara ayakkabılarını boyat
bir süre asılı kal geceye kardeşim
sevdanın kıymetini ancak böyle anlarsın
belki bir huzur evi kapısı çalar
seksenlik ninelerin gözlerinde asil sevdalara dalarsın!

ar damarını besleyen insan kanıdır be kardeşim
sütü bozuk değilsin ya../ bir anne doğurdu seni de
yok öyle ! bir çift pamuk eli tutup sevdim demek
titrek dudaklara yapışıp
iki iri göğüste rahat bir uyku çekmek
ya da otuz dakikalık sefa ile döllenmek !!
su derini temizler / sense nefsini
aslolan kardeşim ! kalbini kalbura çevirmek!

yani kardeşim
bana Ümit Yaşar şiirleri okuma
Can Dündar’ın kadınları anladığından
Ahmet Atlan erotizminden bahsetme
Pakize feminizminden
Ayşe Kulin’in villa edebiyatından
Hele Sunay Akın tekamülünden hiç bahsetme
soğanla şiir okuyanları da geç kardeşim!

sen bana !!
açlıktan, çöplükten, sokaklardan
bir parça simitten, bayat ekmekten
sen bana!!
salçasız,yağsız çorbadan
ayazda oda kapısını söküp yakan üşümüşlükten
bir kalemi paylaşan onlarca çocuktan bahset!!

Sevdim deme bana, kardeşim
Önce yukarı bak sonra görüşelim!

iş değil senin yaptığın
keser gibi çalıştın yonga birikti önün
rende gibi işledin fakir kaldı yüreğin
testere ol diyeceğim
_________________ama kardeşim!!
benim kadar güçlü değil bileğin!!


vain 26 Nisan 2007 17:02

Sensizlik öyle acı veriyor ki bana
Dalıp dalıp gidiyorum bak uzaklara
Kalbim derinden sızlıyor ağrıyor işte
Küsüyorum işte ben bu yalnızlığıma
Perişan olsam da yaşadığım bu hayatta
Mutlu olacağım belki öbür dünyada
Senden önce yaşamadım ki ben sevdayı
Sen öğrettin bana sevmeyi ve de aşkı
Bense kıymetini bilemedim belki de
Bilmelisin sen varsın sadece hayatımda
Sensizlikten ötesi nedir ki zaten bana
Ben bir kere sevdim bunu anlasana
Başkasına nasıl veririm kalbimi bir daha.
Onun sadece sende olduğunu anlasana
Beni sevecek bir başkası olamaz hayatımda
Sensizlik çok acı veriyor inan ki bana.
Bir kez daha benim yanımda olsana.

Sevda sokağında kanayan yara .... http://ilef.ankara.edu.tr/fotograf/galeri/data/media/14/DSC_2526.JPG
Yorgunum !
Yoruldum !
Yordular Yar!

Senden yoksun ilerleyen her dakikamda sızlanmaktan ..
Her yalnızlığımda ki yalvarışımdan ..
Her Gecede yıldızlarla dertleşmekten ..
Yoruldum !

Çıldıracağım İnanki ..
Yokluğun bana hem yara hem deva olmasa ..
Yokluğunda sızlayan yaram , hayalinle avunmasa ..
Yalnızlıktaki yalvarışımı , Sesin kandırmasa ..
Yıldızlarla dertleşmemi , ışığın bozmasa ..

Geceye hep seni anlatmaktan ..
Her saniyeye seni koymaktan ..
Her geceye resmini çizmekten ..
Yorgunum !

Da ..

Yorgunluğum resmini çizmekten değil ..
Sensiz dakikaları saymaktan değil ..
Geceye seni anlatmaktan da değil ..

Resmini gecenin görmemesinden ..
Dakikaların Beni dinlemez gibi geçmesinden ..
Ve gecenin anlamamasından şikayetçiyim ..
Ve seni anlatacak kelime aramaktan Yorgunum ..

Yordu !
Gözyaşlarım gözlerimi ..

Yorgun düştü yüreğim ..
Söylemek istediğini anlatamamaktan ..

Yordun yüreğimi sevdiğim ..
Kendini saklamaktan ..

Nerdesin ?
Hangi Şehirde ?
Benim bulunduğum yerin neresinde ?
Neresindesin Yüreğimin ..
Neresindeyim Yüreğinin ..

Nerde olursan ol ..
Bi defa olsa gülümse karsımdan bana ..
Umutsuzdum yoksun diye , çok ağladım sensizliğe..
Kaybettim kendimi , Yok yüreğim , Verdim sana ..

Ben Kendimi kaybettim ..
Hayallerimden bana işlledin , Ruhumdan Bana eser bırakmadın ..
Beni arıyorum artık ..
Boş , ıslak sokaklarda ..

Kendimi inanki çok aradım ıslak kaldırımlarda..
Kaldırıma bakıpta , Yüzümün yansımasını görürmüyüm diye ..
Çok dolaştım yalnız yalnız o sokaklarda ..
Aynaya bakmaya Korkar oldum ..
Her aynaya bakışımda seni görmekten ..
Ya Dayanamazsa Yüreğim Bir gün ..
Kaybolur giderse karsında , aynada ..

Islak kaldırımlarda arıyom şimdi kendimi ..
Ben yansır mıyım acaba kaldırıma ..
Benim kendimi aradığım kaldırıma sen yağıyorsun aslında ..
Baktığım her yer sensin..
Sen oldum ..
Benim kim oldugum önemli değil ..

Yoruldum aramaktan kendimi ..
Yordum Yüreğimi ..
Yordu beni kaldırımlar ..
Korkuttu aynalar ..

Ben kendimi ararken sokaklarda ..
Serseri bir kuş gibi uçmuşum aslında ..
Sevdanın sokağında ..

Vuruldu artık artık o kuş kanatlarının altından ..
Tekrar uçabileceği meçhul ..
Yaralı şimdi ..
Düştü Sokağın ortasına ..
Kalkabilirse tekrar uçup gidecek uzak diyarlara ..
Ama yaralı , Kanı fazla ..
Kalkamayacak yerinden ..
Kalacak sokakta ..
Sevdanın ortasında ..
Kanayan bir kanatla ..

Koskoca sevgi ülkesinin ..
Boş bir sokağında ..
Umut caddesi ile zaman bulvarının arasında ..
Kanadı kırık , Yüreği yaralı ..
Ağlıyor , Sızlıyor , Acıtıyor yarası ..

Zaman ya onu vuracak tamamen öldürecek ..
Ya da duracak dünya dönmeyecek ..
Sevda takviminin Kimbilir hangi gününde ..
Zamanın Hangi dakikasında bilinmez ..
Yüreğin yaralarının sarılacağı ..

Sevda aynı hissi taşımaksa ..
Aynı hayallere dalmaksa ..
Paylasmaksa ..
Ve ben o sokakta uçan kuşsam ..

O Sokakta Kalacağım hep ..
Yemin ederim sana ..
Yüreğim sende olsada ..
Yaram durmaksızın kanasada ..
Ölümü bekleyen hasta gibi ..
Bende bekleyeceğim seni ..

Sevda Sokağının Tam Ortasında ...



Misafir 26 Nisan 2007 22:12

Vazgecemedim

Gözlerin bir kilit vurdu gönlüme
Senden başkasını hiç sevemem
Ne engeller koydu kader önüme
Yine de ben senden vazgeçemem

Aşkın ateş oldu kahrolmam için
Hasret kurşun oldu vurulmam için
Günler asır oldu yıkılmam için
Yine de ben senden vazgeçemedim

Ne büyük bir aşktın anlatamadım
Kimler gelip geçti unutamadım
Uğrunda mevsimler yıllar harcadım
Yine de ben senden vazgeçemedim.

Ahmet Selcuk Ilkan



Misafir 26 Nisan 2007 22:24

Her Şey Nihâyet Bulur


Hiç düşünme sen beni aşkınla perişânım,
Sözüm sözdür bilesin dönersem biter şânım.
Aşkın bende ebedî sensiz geçmiyor ânım,
Her şey nihâyet bulur, "gidenler unutulur"!


Söz bitti deyişinle damarda durdu kanım,
Nedâmet sardı beni tutmuyor hiçbir yanım,
Dönmek istesem bile izin vermez vicdânım,
Her şey nihâyet bulur," gidenler unutulur"!


Gidişinle soldu bak tarumar gülistânım,
Köşkler saraylar neymiş artık yalnız sultânım!
Dönüşü yok demiştin bunda haklısın canım,
Her şey nihâyet bulur," gidenler unutulur"!



Mehmet Nuri Parmaksız


Nephthys 26 Nisan 2007 22:32

Sen hiç bilmedin ama, ben hep sevdim seni...


Seynur İnal


Sen hiç bilmedin ama,
ben hep sevdim seni...
Gülümsediğinde,
nazlı ceylanlar inerdi
yüreğimin umut pınarlarına...
Kırkikindiler yağardı ansızın
gönlümün vahalarına...

Sen hiç bilmedin ama,
bir derdin olduğunu anlardım
gözlerin daldığında...
İçim titrerdi,
düşman kesilirdim seni incitenlere,
hüzün dalgaları vururdu
gönlümün kıyılarına...

Sen hiç bilmedin ama,
seni her düşündüğümde
yıldızlar sevgiyle gülümserdi
ruhumun semalarında...
Keyifle uyanırdı düşlerim
rengarenk şafaklara...

Sen hiç bilmedin ama,
gözlerin değdiğinde gözlerime,
yeşerirdi bozkırlarım...
Baharı yaşardım zemherilerde,
sevda kuşları konardı
yüreğimin ucuna...

Sen hiç bilmedin ama,
“Ne haber” dediğinde,
denizine kavuşan martılar gibi
çığlık çığlığa, kanat çırpardı sevinçlerim...
Sihirli bir el değmişcesine
silinirdi bütün hüzünlerim,
günüm aydınlanırdı,
güneşim batmazdı dağlarımda...

Sen hiç bilmedin ama,
kabul etmek istemesem de,
kış ortasında düşen şaşkın cemreler gibi,
zamansız düşmüştüm sevdana...
Sen çoktan geçmiştin o yolları
mümkün değildi geri dönüşün...
Bilirdim vuslatın imkansızlığını,
yollara düşesim gelirdi,
ağlardım kuytularda...

Sen hiç bilmedin ama,
yas tuttum ardından
uzaklara gittiğinde...
Tutunacak bir daldan mahrum kalan
sarmaşıklara döndüm...
Köksüz kaldım,
öksüz kaldım,
sensiz kaldım,
şu koskoca dünyada...


Misafir 26 Nisan 2007 22:33

Gülüşün

gülüşünde bir mana var
saklayamazsın
sarılışında ne düşler
ne düşükler
sakınamazsın

aynı yolları,
kimsesiz mekanları
birlikte özleme hasreti...
yalnızlığımın dert ortağı gastrit...

gülüşünde bir mana var
saklayamazsın

bütün iç savaşlarda
rehin alındı bu yürek
kandıramazsın

hangi çekilişin
büyük ikramiyesi bu,
en uzak sevişmelerin
yeni yetme utancı
lakin aşk
biraz da utanmaktır yaşamaktan...
sakınamazsın...
yeni yetmelik işine gelince
o zaten hepimizin gizli öznesi
Türkçe'de var
bazı dillerde yok

gülüşünde bir mana var
saklayamazsın
kime niyet kime felaket bu aşk
anlayamazsın

ödümüz patlıyor acı çekmekten
oysa
biraz da acıdır
aşkın mayası...
kaçınamazsın...

gülüşündeki manayı saklayamazsın
tutunacak verimiz yok
resmi tutanaklarda

gülüşünde bin yıllık hasret var
saklayamazsın
............................. ............

bu yazık karşılaşmanın
alnımıza çakılıyor anafikri :

aşka cesaretimiz yoksa
başka zaman görüşürüz!


Yılmaz ERDOĞAN


Nephthys 26 Nisan 2007 23:28

Sana Gel Demek - 3

yumruk sıkmak / kavga vermektir / sana gel demek...

İmdat Özcan

Sıkıca bir parka giymektir
Sana gel demek
Soğuk kuytular inadına
Yumruk sıkmak
Kavga vermektir
Kime , neye , neden , niçin
Sualler takılı kalırken gökyüzünde
Gözü kapalı adımlar atmak
Namlu namlu vurulmak
Ölümsüzlük şarabını kanmaktır

Yağmurları ıslatmaktır
Sana gel demek

Yağmur sineye düşende gel...
Yürek hayta hayta çoşanda gel...

Nikotinsiz geceleri aşındırmaktır
Sana gel demek
Pranga tutsaklığına başkaldırı
İsyanın i - sidir sana gel demek
Sevdanın tamamı
Köz körüklemek
Yangın yeri acıları boğmaktır

Yangınım İstanbul ‘u saranda gel...
İstanbul yangınıma gül verende gel...

Uykularım bölük pörçük
En hayırlı rüyalara dalmaktır
Sana gel demek
Kucaklamak bütün çocuklarını dünyanın
Irgat teri akması ak alından
Bahar vuslatıdır

Gül yüzün geceme değende gel...
Gülmeler kurşun olup yağanda gel...


Mystic@L 27 Nisan 2007 00:22

Ay ışığı kutsal sevgilim
Fısıltıların yumuşak toprakta
Ayak izlerime doluyor
Sen de terkedip gitme
Sularla oynaşmaya
Doğur beni ışığınla
Lekeli yüzüne
Bulaşmış gibi yeni bir iz
Şarkımızı çalıyor dağlar
Haydi dans edelim özlemle
Çakışsın bedenlerimizdeki giz
Mırıl mırıl büyüsün başaklar
Barış içinde çoğalsın sevgimiz.
A.Kadir Bilgin


Sedef 21 27 Nisan 2007 00:23

TALİHSİZ

Arzunun bir hayalet sardığı bir geceydi,
Bir geceydi hakikat yalanlara baş eğdi.
Bu gecenin susuzluk mahsulüsün bunu bil.

Kundaksız uzatıldın iğneli beşiğine
Ve böylece Azrail
Istırabı mıhladı küçücük benliğine.

Ecelin kucağında erirken çocukluğun,
Aleme sırdı senin varlığın ve yokluğun.
Hala bilinmez nedir kalbindeki bunalan.

Lambanı yaktılarsa lambanı kendin söndür,
Söndürmekle oyalan,
Gir geceler koynuna,deme yarın gündüzdür,

Belirecek gündüzler sönenlerden yüzsüzdür.


Cahit Sitki Taranci |


Nephthys 27 Nisan 2007 01:10

Karanfil Korkusu

Levent Ümit Temiz


Bir karanfil kokusuyla
Büyür yalnızlığın
Bu saatlerde
Hep bu saatlerde
Ölüm insana
Değecek kadar yakın

Kapanır üzerine
Ağır ağır
Gecenin matem rengi kepengi
Başlar yüreğinde duyguların
O ısrarlı
O ürperten ahengi

Çocukluk
Kül kedisi
Pinokyo
Gençlik rüzgar misali
Ve birden
Kapındadır sonbahar
Ömür yalandır böyle
Küçük bir masal kadar

Sevdiklerin nerede
Neden bahçen çiçeksiz
Nasıl kurumuş dallar
En insafsız sorular
Hep bu saatlerde başlar

Ah bu karanfil kokusu
Bir yalanın sorgusu
Büyür yalnızlığınla büyür
Hep bu saatlerde büyür
Bu karanfil korkusu


Misafir 27 Nisan 2007 01:41

CAN YARIM

Seni sevmekten vazgeçmiyorum
Sadece kadere razı oldum
Sevdamı kalbime gömüyorum
Can yarım çok iyi biliyorum
Gözlerin bir ömür boyu gökyüzüm olacak
Saçlarının kokusu baharda esen rüzgarlarla içime dolacak
Ellerin getirecek en güzel rüyaları serpecek gecelerime
Bu sevda her daim can yarında olacak...
Seni sevmekten vazgeçmiyorum
Sadece mecburum ve gidiyorum
Bir başka ömrü tamamlayacağım
Kurduğum düşlerin boynu bükük kaldı can yarım
Kocaman bir sevda ağlıyor şu çaresiz halime
Kadere razı oldum
Bir başka kaderi yaşamaya gidiyorum
Bu sevdadan vazgeçmiyorum
Mecburum gidiyorum...
Seni bırakıp gidecek kadar çok seviyorum...

Emine Çakır


arwen 27 Nisan 2007 02:50

Beni rüzgâra verme
Öfkeli bir deniz gibi
Üstünden atma beni
Yazdığın gibi silme

Yumlama parçalama
Ne yapsam kırılmaz diye
İtme koca dağlardan
Gidip gelip ağlatma

Bu bensiz yapamaz de
İçimin derinlerine sakla
Gösterme kimseye beni
Gönlünde tut bırakma

Kuşlara parçalatma
Çöllere koyup dönme
Gözden çıkarma beni
Tam her şeyimi aydınlatırken
Yeter bu kadar deyip sönme

Bir gidip bir gelip
Çocuk gibi oyalama
Korkutma yıldırma beni
Beni sakın bırakma



afşar timuçin


scanner_11 27 Nisan 2007 07:16

AŞKIMIZ BİR ROMAN

Kalbimde arama eski yerini
Sen gözümden akan sele karıştın
İstesem de artık sevemem seni
Hasret rüzgarına yele karıştın

Seninle aşkımız eski bir roman
Yandı sayfaları külüdür kalan
Sevgilim herşeyim sendin bir zaman
Ne yazık sonunda ele karıştın

Kırılan kalbim var dinmez bir kini
Ömrümce sürecek aşka yemini
Kavuşmak imkansız artık sevgilim
Dönüşü olmayan yola karıştın

AHMET SELÇUK İLKAN


Misafir 27 Nisan 2007 07:49

Demek Şimdi Gidiyorsun

Demek şimdi gidiyorsun;
Yazdığımız son şiir, öyle yarım kalacak!.
Demek şimdi gidiyorsun;
Kuşlarımız acıkacak,
Saksılarımız artık sulanmayacak!.
Demek öykümüzü bir ruj lekesi gibi yapıştırıp
Aynanın sahtekar yüzüne,
- Oy benim yaralım -
Demek şimdi gidiyorsun;
Beni böyle toz gibi dağıtıp
Merdivenlerin dibine!.

Her şey tamam, diyorsun, git...
Beni viran bir şehir gibi terket..
Haydi git!
Dışarısı ispiyon.. dışarısı ihanet..
Seni bir gören olmasın,
Dikkat et!..

Dostlukmuş.. ölüme yürümekmiş..
Üstüne titremekmiş.. Vefaymış!..
Aşk dediğin, zavallı bir kapıyı,
Duvara çarpıp çıkıncaya kadarmış...
Bana komaz deyip,
Sancını bir kilo rakıya gömsen de gece yarıları,
- Oy benim yaralım -
Asıl sancı, uyandığında
Bütün odaları boş görünce koyarmış!.

Gitmek istiyorsun, git...
Bir savaşçı asla vedalaşmaz!.
Durma git!
Dışarısı dinamit.. dışarısı enkaz!.
Şunu cebine koy,
Ne olur ne olmaz...

Eylül mağdurlarıydık,
Kimsemiz yoktu...
Yaralarımız aman vermiyordu canımıza..
Kimseye kıymamıştık oysa,
Masumduk...
Rahatsız etmiyordu bizi bu yalancı tarih!
Yırtılan bir pankart gibi,
Şehirlerin ortasına çığ düşürdüyse öfkemiz;
- Oy benim yaralım -
En az bir karıncanın yüreği kadar,
Namuslu ve çalışkandı ellerimiz!.

Artık bitti, diyorsun, git...
Kırılsın kapı-çerçeve, kırılsın bu cam!
Sorma git!
Dışarısı panik, dışarısı izdiham!.
Biliyorum, seni vuracaklar bu akşam...

Ne çok fire verdik üst-üste;
Ne çok arkadaş yitirdik
Bu tozlu yolculukta...
Kimliği tespit edilmemiş,
Ne çok ceset vurdu,
Zeytin güzeli akşamlarımıza!.
Büyük ütopyalar ve büyük dağlar gibi
İçerden çürümüşüz meğerse..
- Oy benim yaralım -
Her gelen ölüm yazmış,
Her giden ayrılık işlemiş,
Bu talihsiz gergefimize...

Kendini arıyorsun, git..
Aptal bir hayat kur,
İçinde beni barındırmayan..
Kalma, git!
Dışarısı barut, dışarısı gardiyan!.
Yine bir tek ben olurum, sana parçalanan...

Demek şimdi gidiyorsun;
Sonunda bizi de çökertiyor
Bu ****** zelzele!.
Demek şimdi gidiyorsun;
Yıkılan bir duvar gibi
Ömrime devrile-devrile...
Demek mecburi istikametlerin,
Ayrılığı gösteren o adaletsiz kavşağında;
- Oy benim yaralım.. maralım! -
Demek şimdi gidiyorsun,
Ve bana bir tek seçenek kalıyor:
Güle-güle!.. güle-güle!..

Beni öldürüyorsun, git..
Kalmasın sende kahrım, kalmasın derdim..
Bakma, git!
Kafamı yumruklayıp
Ardın sıra ağlarsam, namerdim...



Yusuf Hayaloğlu


NiliM 27 Nisan 2007 09:20

Can Yarım

Seni sevmekten vazgeçmiyorum
Sadece kadere razı oldum
Sevdamı kalbime gömüyorum
Can yarım çok iyi biliyorum
Gözlerin bir ömür boyu gökyüzüm olacak
Saçlarının kokusu baharda esen rüzgarlarla içime dolacak
Ellerin getirecek en güzel rüyaları serpecek gecelerime
Bu sevda her daim can yarında olacak...
Seni sevmekten vazgeçmiyorum
Sadece mecburum ve gidiyorum
Bir başka ömrü tamamlayacağım
Kurduğum düşlerin boynu bükük kaldı can yarım
Kocaman bir sevda ağlıyor şu çaresiz halime
Kadere razı oldum
Bir başka kaderi yaşamaya gidiyorum
Bu sevdadan vazgeçmiyorum
Mecburum gidiyorum...
Seni bırakıp gidecek kadar çok seviyorum...

F.Şeker


Mystic@L 27 Nisan 2007 11:28

Ay ışığı kutsal sevgilim
Fısıltıların yumuşak toprakta
Ayak izlerime doluyor
Sen de terkedip gitme
Sularla oynaşmaya
Doğur beni ışığınla
Lekeli yüzüne
Bulaşmış gibi yeni bir iz
Şarkımızı çalıyor dağlar
Haydi dans edelim özlemle
Çakışsın bedenlerimizdeki giz
Mırıl mırıl büyüsün başaklar
Barış içinde çoğalsın sevgimiz.
A.Kadir Bilgin


NiliM 27 Nisan 2007 11:41

AGUSTOS CIKMAZI

Beni koyup koyup gitme, nolursun
Durdugun yerde dur
Kendini martilarla bir tutma
Senin kanatlarin yok
Dusersin yorulursun
Beni koyup koyup gitme, nolursun

Bir deniz kiyisinda otur
Gemiler sensiz gitsin birak
Herkes gibi yasasana sen
Isine gucune baksana
Evlenirsin, cocugun olur
Beni koyup koyup gitme, nolursun


Atilla İlhan


Nephthys 27 Nisan 2007 13:55

. . Ask sözle olsaydi kalem mecnun olurdu

. Dil ne bilir aski,onda sevk mi var?
Var diyenin akli su kalem kadar.




.
Ahrazi


Misafir 27 Nisan 2007 18:35

Ay IşığI

Ay ışığı kutsal sevgilim
Fısıltıların yumuşak toprakta
Ayak izlerime doluyor
Sen de terkedip gitme
Sularla oynaşmaya
Doğur beni ışığınla
Lekeli yüzüne
Bulaşmış gibi yeni bir iz
Şarkımızı çalıyor dağlar
Haydi dans edelim özlemle
Çakışsın bedenlerimizdeki giz
Mırıl mırıl büyüsün başaklar
Barış içinde çoğalsın sevgimiz.

A.Kadir Bilgin


Misafir 27 Nisan 2007 20:36

YaSaK SevIsmEk

öteki kapımdan gel bunu açamazsın
eski gözlerinle gel öldürmek vakti gel
hem tetik bulun ardında biri olmasın
hanidir ben bu evde saklanıyorum
adımı değiştirdim başka bir adla yaşıyorum
gece gündüz siyah gözlük kullanıyorum
öteki kapımdan gel bunu açamazsın
sabaha karşı gel bütün gözlerinle gel

pancurların gerisinde kararıyorum
içime belalar doğuyor sonbahar doğuyor
telefonda sesini tanıyamıyorum
yüzün parmaklarımdan akıp kayboluyor
böyle hep bir şey kopuyor bir şey kırılıyor
sabaha karşı gel eski gözlerinle gel
öteki kapımdan gel bunu açamazsın
hem tetik bulun ardında biri olmasın

artık hiç kimse beni yaşamıyor
aşklarımı büyük kemanlarla çizdiler
korkularım oldum bittim kimsesizdiler
yalnız bir mısra mıyım ıslanıyorum
bir revolver romanımı tamamlıyor
oyun bitti ışıklarımı söndürdüler
yokmuşsun gibi gel öldürmek vakti gel
öteki kapımdan gel bunu açamazsın
üzerime kilitleyip mühürlediler
hem tetik bulun ardında biri olmasın


ATTILA ILHAN


dell26 27 Nisan 2007 21:11

NEDEN SONRA
O dedi ki:
Bir gün bana gönül verdin;
" Aşktır benim mayam!" derdin
Sonsuz bir hisle severdin,
Aklında mı?

Ben dedim ki:
Aşktan yana histen yana
Gayri sual sorma bana
Belki dün bilirdim ama,
Unutmuşum!

O dedi ki:
Yüreğimde etkin bir koz
Yaralarım oldu göz göz
Yemin edip verdiğin söz
Aklında mı?

Ben dedim ki:
Yanan yakar iyi bil ki,
Ben de yaralıyım belki
Unutmak ayıp değil ki,
Unutmuşum!

O dedi ki:
Yalan söylemezdin hani?..
Unutmam derdin sen, beni
Sormak suç olmasın yani,
Aklında mı?

Ben dedim ki:
Hangi yalan hangi gerçek?
Meyvesini yedi çiçek
Soru sorma cevabım tek
Unutmuşum!

O dedi ki:
Mühürledin dudaklarım;
Düğümün kalpte saklarım
Mektup yazan parmakların
Aklında mı?

Ben dedim ki:
Ne mühür kaldı ne senet..
Ergeç kopar çürük kenet
Uçmuş akıl denen meret,
Unutmuşum!

O dedi ki:
Beni benden almıştın ya,
Çıkla sen ben olmuştun ya
Gerçek sevgi yalan dünya
Aklında mı?

Ben dedim ki:
Vazgeç gayri iş yok bende,
Yitirmişim seni sende
Kimin nesisin, adın ne?
Unutmuşum!

Ve bilenler dediler ki:
Aşk da, söz de yalan imiş;
Akıl işi değil bu iş..
Ve sonra hatırladık ki,
Sevenler hep boşa sevmiş
ABDURRAHİM KARAKOÇ


Misafir 27 Nisan 2007 21:19

Gönüller fatihi büyük üstadaNuruyla bütün gönlümü fetheyleyen üstad,
Gönlüm seni, kudsî heyecanlarla eder yâd..
İlhamıma can geldi beraet haberinle,
Mü'minleri şâdeyleyen ulvî zaferinle..

Sıyrıldı ufuklardan o kasvetli bulutlar,
Göklerde melekler, bu büyük bayramı kutlar.
Milyonların imanını kurtardı cihadın,
Par-par yanar imanlı gönüllerdeki yâdın..

Coşturmada imanları, binlerle vecizen,
Tarihini kudsî heyecanlarla süzerken..
İlhamımı mestetti tecellâ-yı cemalin,
"fâtih" gibi rehberleri andırmada halin..

Dağlar gibi sarsılmadın, en korkulu günlerde,
Her ânı ölümler dolu tazyikın önünde,
Dünyalara dehşet salıyor sendeki iman,
Sarsılmayan imanına düşman bile hayran..

Rehber sana zira "yüce peygamberimiz"dir,
Ölmez eserin: gençliğe gösterdiğin izdir..
Kur'an-ı kerim'in ezelî feyzine erdin,
İnsanlığa, iman ve kemal dersini verdin..

Ey başlara cennetlerin ufkundan inen tac!...
Âlem senin irfanına, irşadına muhtaç..
Derya gibi nurlar taşıyor her eserinden,
"allah"a giden nurcuların rehberisin sen..

Cennetteki âlemleri seyretmede gözler..
Hikmet dolu her cümlede, kur'andaki nur var,
Her lem'ada, binbir güneşin huzmesi çağlar..

"nur yolcusu" insanlığa örnek olacaktır,
Kudsî heyecanlarla, gönüller dolacaktır..
Mefkûresi, günden güne erdikçe kemale,
Gark olmada iç âlemi, en tatlı visale..

Coştukça denizler gibi kalbindeki iman,
Bin ders-i hakikat veriyor ruhuna kur'an..
Âzadedir islâmı saran tehlikelerden,
Davası temiz çünki siyasî lekelerden..

Her hamlesinin kuvve-i kudsiyesi vardır,
Vicdanları mesteyleyen ulvî sesi vardır..
Aşkın ezelî sırrına erdikçe gönüller,
Yer yer donatır ufkunu sevda dolu renkler..

Bir ülkeyi baştan başa fetheyledin ey nur!
Nurun olacaktır, bütün insanlığa düstur..
Kur'an seni teyid ediyor mu'cizelerle,
Ey şanlı gönül fâtihi hiç durmadan ilerle,

Tarih-i hayatın doludur hârikalarla,
Hiç sönmeden âlemde güneşler gibi parla..
Manzume-i şemsiyeyi temsil ediyorsun,
Heybetli fezalarda hız almış gidiyorsun..

İmanlı nesiller seni takib edecektir,
Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir..
Tarihi aşarken sen o iman dolu hızla,
Milyonları aşmış bütün evlâdlarınızla..

Birden açılır ruhuma esrarlı bir âlem,
Vasfeyleyemez aşkımı, şiirimdeki nâlem


Ali Ulvi Kurucu


Misafir 27 Nisan 2007 21:22

YaLnIzLiGi DeNeMeK

gecenin ortasında ne işin var
yıldızlara dokunma yanarsın
bak birazdan ay da batacak
karanlık bulaşmasın ellerine
tersine döner yolunu bulamazsın

içi dışı uzay tozu yansımalar
sahi mi yalan mı anlayamazsın
bir rüya gemisi iskele sancak
dokunup geçiyor hayallerine
ağlayasın gelir ağlayamazsın

sevmek insanın yüreği kadar
küçükse büyüğünü taşıyamazsın
yalnızlığı da dene oldu olacak
nasıl yankılanır derinden derine
iyi midir kötü mü çıkaramazsın

insan insanı kendisi tamamlar
içinde başka dışında başkasın
eksikliğin fazlana elbet bulaşacak
öbürü sığacak bunun derisine
yoksa sabaha sağ çıkamazsın

Attila Ilhan


dell26 27 Nisan 2007 21:28

SEVİ ŞİİRİ

Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili

Ben senin en çok ellerini sevdim
Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil

Ben senin en çok gülüşünü sevdim
Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
Unutturur bana birden acıları, güçlükleri
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

Ben senin en çok davranışlarını sevdim
Güçsüze merhametini, zalime direnişini
Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında
Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini

Ben senin en çok bana yansımanı sevdim
Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...




ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN





vain 27 Nisan 2007 21:39

Ben asık değilim
bakma halime, gülüşüme ,bakışıma
sadce intikam benimkisi
seni hiç sevmedimki seni sevmiş gibi yaptım
gözlerimle sevmedimki

şiir yazamaıyorum af buyrun:D


Pollyanna 27 Nisan 2007 21:40

NEYDİ O BİR ZAMANLAR
istanbul ve sen / neydi o bir zamanlar
sanki gençliğime doğru yaşlanıyordum
çengelköy'de yaz unutulmaz erguvanlar
hangi yanıma dönsem seni bulurdum
içimdeki lambanın kırıldığı anlar

istanbul ve sen / sırılsıklam yaşananlar
yanardöner bir ayna yeniden ruhum
çengelköy'de yaz unutulmaz erguvanlar
gözlerinin sisinde sevdalı bir yolcuyum
hayal meyal gemiler dumanlı ilkbahar

istanbul ve sen / ikinizden kalanlar
tekrar tekrar ısrarla yaşayıp durduğum
çengelköy'de yaz unutulmaz erguvanlar
rüya mıdır gerçek mi kendi kendime sorduğum
istanbul ve sen / neydi o bir zamanlar
ATİLLA İLHAN


Misafir 27 Nisan 2007 21:50

Bana Sor Özlemden Yanıp Tutuşmayı

Sen özlemeyi bir de bana sor;
Gece olunca yalnızlık sarınca bedenimi,
Bir el tutsun ellerimi diye beklemeyi
Bana sor severken özlemeyi…
Bir ses ararken kulaklarım,
Sessizliğin acı çığlıklarını duymayı,
Gözlerim seni ararken,
Karanlıkta hayalini görmeyi,
Sen bana sor kilometrelerce uzaktan sevmeyi…
Elimi göğsüme sokup,
Okşamayı seni özleyen kalbimi,
Yüreğimin titremesini, içimin aniden ürpermesini…
Şefkatinin eksikliği aklıma gelirken,
Hasretimden süzülen birkaç damlayı,
Bana sor sensiz ağlamayı…
Sensiz saatler çabuk geçsin diye,
Geceye sığınmayı,
Yanımdaymışsın gibi yatakta yorgana sarınmayı,
Bedenimi sarmanı beklemeyi,
Sıcacık teninin kokusunu içime çekmeyi
Sensizken seninle sevişmeyi,
Bana sor…
Bana sor sen özlemeyi
Özlemenin en acı, en yalnız çığlıklarını,
Ben iyi bilirim özlemle yanıp tutuşmayı

Harun Kilci


dell26 27 Nisan 2007 21:55

ÇOCUKLARIMA
Diyelim ıslık çalacaksın ıslık

Sen ıslık çalınca

Ne ıslık çalıyor diye şaşacak herkes

Kimse çalamamalı senin gibi güzel


Örneğin kıyıya çarpan dalgaları sayacaksın

Senden önce kimse saymamış olmalı

Senin saydığın gibi doğru ve güzel

Hem dalgaları hem saymasını severek


De ki sinek avlıyorsun sinek

En usta sinek avcısı olmalısın

Dünya sinek avcıları örgütünde yerin başta

Örgüt yoksa seninle başlamalı


Say ki hiçbir işin yok da düşünüyorsun

Düşün düşünebildiğince üç boyutlu

Amma da düşünüyor diye şaşsın dünya

Sanki senden önce düşünen hiç olmamış

Dalga mı geçiyorsun düşler mi kuruyorsun
Öyle sonsuz sınırsız düşler kur ki çocuğum

Düşlerini som somut görüp şaşsınlar

Böyle bir dalgacı daha dünyaya gelmedi desinler


Dünyada yapılmamış işler çoktur çocuğum

Derlerse ki bu işler bişeye yaramaz

De ki bütün işe yarayanlar

İşe yaramaz sanılanlardan çıkar


Pollyanna 27 Nisan 2007 22:01

AŞK İKİ KİŞİLİKTİR

Değişir rüzgarın yönü
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

ATAOL BEHRAMOĞLU


RiddicK 27 Nisan 2007 23:06

Buda bnm yazdığım bi şiir

HASRETİN KESİDİ(İZLERİ)

Günler geçmiyor,
Güneş doğmuyor,
Mehtap parlamıyor sensiz.

Siman silinmiyor zihnimden
Gözlerin gitmiyor hayalimden

Gözlerin elmas gibi,
Dişlerin midyedeki inciler gibi,
Dudakların dallardaki kirazlar gibi,
Yüzün gökteki ay gibi,
Vücudun rüzgarda coşan bir kısrak gibi.

Gel artık, gel
Bırak uzakları da gel
Buselerini özledim
Yakıcı bakışlarını özledim
Tenimi okşayan varlığını özledim

Gel artık, gel
Buselerinle gel,
Uçankuğular gibi gel,
Süzülen güvercinler gibi gel,
Esenrüzgar gibi gel.


HASRET GÜNLERİ

Güneş doğmuyor sensiz,
Geceler geçmiyor, sensiz,

Gittiğinden beri,
Geceler büründü siyaha
Açmaz oldu bir daha.

Tınlamıyor artık kimseyi,
Unutmuyor gidişini,
Geceler arıyor,
Bu yürek unutmuyor seni.
Aşkın eritti bitirdi beni.

Özlemin kahretti bu bedeni
Sensizlik kül etti,
Hasretin yaktı bitirdi beni.

Bakışların bir bıçak gibi,
Yürüyüşün gökteki kuğular gibi,
Konuşman bülbüller gibi,

Acep gelir misin?
Sever misin? Beni

SÖNÜK GÜNEŞ

Gene sensiz bir gün geçti.
Kalbim perişan şimdi

Hani odun yanar, kül olur ya
Sensizlikte kül etti beni.

Ben gene, sensiz,
Ben gene, çaresiz,
Ben gene, tek kaldım.

Bu dünyada bir sen vardın
Yüreğimde,kimi zaman yanımda ve kimi zaman hayallerimde

Hani bir bakışın vardı,
Dağları eriten.
Hani bir duruşun vardı,
Bakanı imrendiren.
Hani bir gülüşün vardı,
Güller gibi güzel, akan sular gibi berrak ve saf.

Öyle temizdin ki,
Bakmaya kıyamazdım yüzüne.
Dokunmaya kıyamazdım o pamuk tenine.

Sensiz geçen günlerde
Yıldızlara baktım.
Aradım seni,
Ama bulamadım.

Acaba gitmiş miydin?
Bırakmış mıydın beni?
Böyle tek başıma çaresiz,yalnız, bitkin bir şekilde.

Sen hep tenhaları severdin,
Bense fark etmez derdim.

Tenhalar zor gelirdi,
Hatta hiç gelmezdi.


Sen hep ciddiydin,
Bense çocuktum, senin yanında
Huylarım rahatsız ederdi seni
Sen söylemezdin belki
Ama ben anlardım.

Geceleri seni düşünerek yatardım,
Güzel hayallere dalarım.

Sabah olunca erken kalkıp hazırlanırdım.
Okula koşardım seni görme ümidiyle,
Ama kimi zaman gelmezdin.
Bense susar ve kenarda dururdum.
Ve aklımda gene sen
Hiç çıkmazdın ki zaten,
Hep ordaydın Bitanem.


Pollyanna 27 Nisan 2007 23:27

kahreden yokluğun da....
Başlayan gün bitiyor değil mi?
Yine sensiz geçti 24 saat daha
Derin nefeslerle çekilen sigara dumanı ile,
kahreden yokluğunda

yaşamak sadece nefes olmak oldu
gözler eski hatıralar arşivi ile doldu
sevgi ile adan kalbin ateşi söndü
kahreden yokluğun da

sen bendeki aşkı bilemedin
Sen,sendeki hevesle sevdin
Bense,senden başkasını sevemedim
kahreden yokluğunda

Sen gittin,her adımında ben bittim
Uzaklaştıkça bedenin ufaldı
Şimdi tamamen yok oldun
Hayalin karşıma dikildi
Kahreden yokluğunda


Misafir 28 Nisan 2007 00:45

SEN GİTTİN

Sen gittin hem gönlümden,hem aklımdan,
sen bittin hem benim için,hem günler için,
sen öldün hem aşkım için,hem kalbim için,


Kumsal BAŞAK



Saat: 15:10

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık