![]() |
Avuçlarımda Sessizlik... kırdım yüregimde ki, bütün aynaları... anlatamıyorum. içimdeki girdapları, ''öylece'' kalakalıyorum kendimle , başbaşa.... çaresiz.... sıkışmış yüregim, aynaların kırılan parçalarına... alamıyorum... her almaya çalıştıgımda, ellerim kanıyor... şimdi ise; gözlerimden akan yaşlarımı sildim.... avuçlarımda sen... Zeynep Kaymaz |
Seni hiçbir zaman göremesem de Ellerimiz asla kavuşmayacak olsa da Mavi gözlerinin içine bakamasam da O gül yüzünü sevip okşayamasam da Dudaklarından aşk buseleri alamasam da Gecelerimde tenin sıcaklığını hissedemesem de Her sabah uyanışımda seni yanımda bulamasam da Sensiz geçen her anım yüreğimi kanatıyor olsa da Sensiz bir hayat bana zindan olup işkenceye dönüşse de Yinede her şeye rağmen ben seni o kadar çok seviyorum ki Bir kere kaptırmışım kendimi sana olan sevdamın rüzgarına Yelken açmışım sevda denizine doğru… Ben seni böyle sevdayla severken,söyle bana nasıl unutabilirim Seni… Unutmak unutulmak bu kadar kolay bir şey mi ki AŞKIM mustafa ata |
Yaşayınca Anladım Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım. Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, Kendi yolumu çizdiğimde anladım.. Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.. Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.. Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım.. Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım.. Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş, Çok acıttığında anladım.. Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım.. Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım.. ''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana ''git'' dediğimde anladım.. Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek, Git dediklerinde gittiğimde anladım.. Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.. Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım.. Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.. Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi, Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım.. Sevgi emekmiş, Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş... Can YüceL |
Aşka Yakışan Suskunluk... bakıp da duvardaki sayılardan vuslatlar umardı gözlerim uçlarında beklenmeye değer ertelenmişlikler taşırdı akrep ve yelkovan içimde dönen iki keskin bıçağa dönüşmeden önce bilinmezliğin doğurgan boşluğuna uzandıkça kolları zamanın suskunluğun yüzümdeki şehri yıkayan sağanak yağmurlar gibiy.ken gözlerinden od düşmüş can olur taşıdığım bıçağa direnen dudaklarınsa yargılanmadan ödediğim cezamın onay mührü ve suskunluğun bir cümle gibi başlayan hayatımın noktası olur ey ahraz sevdamın dili bütün masal kahramanları gibi bir gün ve kendi masalımın kahramanı olarak bugün hiç bir iz bırakmadan yaşadığıma dair gitmeli(mi) yim oysa bilmelisin ki hiç yakışmadı böylesi ayrılık dediğin aşka yakışır olmalı ve denk olmalı ölüme... Cafer Petek |
Aşkına Üşüyorum Yar... Sıradışı bir yaşamdı seni sevmekle başlayan. Gözleri acıyandık bakarken uzaklara. Bir varmış bir yokmuşla başlayan bir masalın kahramanlarıydık. Belki asırlar sonra Leyla ile Mecnun’un yitik ruhlarıydı vücutlarımızda can bulan. Duymadığımda seslenmediğinde kulaklarımdaki çığlıktı ölüm. Ve biz sonunda sobeledik ölümü en tatlı haliyle.. Çengelli iğnenin ucuna asanlardık yüreklerimizi. Ve kan damlarken sevdayı yudum yudum içenlerdik. Boşverenlerdik herşeye, sevdanın yeni şekline bürünenlerdik. Yasaktın bana, yasaktım sana... Sona ermiş görünen ama asla son olduğu bilinemeyen bir olguydu yaşayamadıklarımız. Sen vardın ben ise yokluktum... Adımız aşktı bizim, adımız hüzündü. Kimsenin anlayamayacağı, bir paranteze sıkışmış kalan, noktalama işaretlerinin artık hükümsüz olduğu bir sevdaydı adımız. Şizofrenliğimin aykırılığı kadar aykırıydı sevdamız... Oynadığımız körebe oyununda ebe olanlardık, bir türlü sobeleyemediğimiz geleceğimizle. Bakışlarla konuşanlardık, ukala ses dalgalarının inadına. Yüreklerimizle görenlerdik, gören gözlerin aksine. Ve biz kelimelerle sevenlerdik tensel yakınlığı göz ardı ederek... Ne çok sevdin beni, ne çok sevdim seni. Ne olduğunu anlamadan açılan sevda parantezimiz, yine ne olduğunu anlamadan kapandı. Üç noktalarla devam etmek istedikçe, inadına tek nokta oluyor artık cümlelerimizin sonları. Devrik hayatlarımız gibiydi cümlelerimiz de, düz bir hayattı oysa istediğimiz. Belki de devrikliğiydi cümlelerimizin, hayatımızı anlamsızlaştıran. Gittiğinde, kal diyemeyendim, iki damla gözyaşını saklayandım, senin için gecelere. Gittiğimde kal diyemeyendin yaptığın en zor seçimle... Aşkına üşüyorum yar, sessizce, şizofrence... 'Seni sevmek sevgili, seni özgür bırakmaya razı olmaktı...' Sema Şener |
Yağmur ve Sen Başka bir yerde uyandım bu sabah, Farkedemedim nerede olduğumu. Ya boyaları dökülmüş, ancak sokakçıların yattığı Bir arka sokak duvarıydı, Ya da bir gecelik taştan döşek, Karanlık mezralarında İstanbul'un... Nişantaşı'na indim yine, yağmur yağıyordu; Ve sen yoktun yanımda, bir de hislerim. Sen nereden bileceksin ki yağmurun her damlasını yüzünde hissetmeyi, Gözyaşlarının aslında yağmurla kardeş olduğunu? Bir ben biliyordum bunu, Bir de her zaman el ele dolaştığımız park. Nişantaşı sonsuz sessiz bir örtü altındaydı adeta; Ama ben hissedemedim, Ne yağmuru, ne yalnızlığımı. Bir seni istiyordum oysa... Sonra seni gördüm, Gelip her zamanki banka, yanıma bir gül bıraktın. Yüzünden süzülen yaşları görüp hissedemedim Ne seni, ne de o kırmızı gülü, yağmurda... Ah, sevdiğim, Sen nereden bileceksin ki sonunda intikamımı alabildiğimi, Yağmurun sonsuzluk olduğunu? Sonunda başardım sevgilim; Ama sen nereden bileceksin ki Dün gece senin için ölebildiğimi... |
Umutsuz Bir Şarkı Çıkıp geliyor hayalin beni saran geceden. Denize karıştırıyor inatçı yakınışını ırmak. Terk edilmiş, gün batımındaki rıhtımlar gibi. Ayrılık saati bu, ey terk edilmiş! Yağıyor yüreğime soğuk taç yaprakları. Ey yıkıntı uçurumu, vahşi mağarası kaza geçirenlerin. Sende toplanır savaşlar ve uçuşlar. Yükselir senden şarkı kuşlarının kanatları. Bir uzaklık gibi yuttun her şeyi. Deniz gibi, zaman gibi sende battı her şey! Saldırı ve öpüşün mutlu saatiydi o. Deniz feneri gibi parıldayan o esrime saati. Uçuş korkusu, kör dalgıç öfkesi, çalkantılı esrikliği aşkın, sende battı her şey! Kanatlandı, yaralandı ruhum pusun çocukluğunda. Kayıp keşif, sende battı her şey! Sarıp sarmaladın acıyı, tutunuyorsun arzuya, kendinden geçmişsin üzüntüyle, sende battı her şey! İttim gölge duvarını geriye, arzu ve eylemin ötesine, yürüdüm gittim. Ah, ten, benim tenim, sevip yitirdiğim kadın, seni çağırıyorum yaslı saatte, sana adıyorum şarkımı. İçine aldın sonsuz sevecenliği bir fanus gibi ve tuz buz etti seni sonsuz unutuluş. Oradaydı adaların kara yalnızlığı, orada sevda kadını, sardı kolların beni. Susuzluk ve açlık vardı, meyveydin sen. Acı ve yıkıntı vardı, mucizeydin sen. Ah kadın, bilmem nasıl erittin beni ruhumun toprağında, kollarının arasında! Ne korkunç ve ne kısa oldu sana olan tutkum! Ne zorlu ve ne esrik, ne gergin ve ne aç. Öpücükler mezarlığı, sönmedi hâlâ yangını mezarlarının yanar hâlâ kuşların gagaladığı verimli dalların. Ey ısırılmış ağız, ey öpülmüş organlar, ey aç dişler, ey sarmalanan bedenler. Ey umut ve çabanın çılgın bağlanışı, içinde kaynaşıp umutsuzlandığımız. Ve sevecenlik, su ve toz kadar hafif, başlar sözcük belli belirsiz dudaklar arasında. Yazgımdı bu içinde geçti özlem yolculuğum ve orada yıkıldı özlemim, sende battı her şey! Ey yıkıntı uçurumu, içine düştü her şey, çekmediğin hangi üzüntü kaldı, hangi dalgalar kaldı seni yutmayan. Yine de seslendin, şarkı söyledin dalgalardan dalgalara. Dikilip bir gemici gibi pruvasında geminin. Çiçek açarsın şarkılarla hâlâ, hâlâ kırılırsın akıntılarda. Ey yıkıntı uçurumu, açık ve acı kuyu. Solgun kör dalgıç, derinliklerin bahtsızı, kayıp kaşif, sende battı her şey! Ayrılık saati bu, hoyrat, bu gibi saat. Gecenin tüm zaman çizelgelerine işaretlendiği an. Sarar kıyıyı hışırdayan kuşağı denizin. Yükselir soğuk yıldızlar, göç eder kara kuşlar. Terk edilmiş, günbatımındaki rıhtımlar gibi. Titrek bir gölge kaldı ellerimde oynaşan. Ah, her şeyden uzak. Her şeyden uzak. Ayrılık saati bu. Ey terk edilmiş. Alıntı |
Sevdanı Sevdama Katayım.. istersen bir şiir olsun istersen bir türkü yakayım bugün sana biraz gönlümü açayım gül gariptir yalnız, bülbülde gülsüz olunca gel ben sana garipliği değil sevdamı anlatayım getir tenini tenime sarayım bir şiir olsun yüreğim sana bugün istersen yüreğimi sana bir türkü gibi yakayım gel sana sevdamı anlatayım gel getir sevdanı sevdama katayım istersen bir dere olup aksın istersen bir çayır olup uzansın bugün seni içimdeki cennete alayım badeler kurudur dudaksız, dudaklarda aşksız gel ben sana içimdeki goncaları koklatayım getir ruhunu ruhuma sarayım bir dere olsun yüreğim sana bugün istersen yüreğimi sana bir pınar gibi çağlatayım gel sana sevdamı anlatayım gel getir sevdanı sevdama katayım Alıntı |
YÜREĞİMİN YARISI Kimsenin yokluğu bu kadar korkutmazdı beni. Kendimi zor günlerin adamı görürdüm ya, hiçbir güçlüğün beni, bırak yıkmayı, sendeletmeyeceğini bile düşünürdüm. Oysa şimdi yarımım. Ve sen böylesine uzakken benden, hiçbir zaman tam olamayacağımı da biliyorum. “Tasalanma” diyeceksin, tasalanmayayım; ama, kendime bakıyorum da birkaç umut kırıntısı dışında hiçbir şey göremiyorum. Nerede olduğunu bilmek ya da döneceğin umuduyla yaşamak da kandırmıyor beni. Her sabaha sensiz uyanmaktan, her günün sensiz geçmesinden korkuyorum artık. Bu yüzden uyanmak istemiyorum “uyuduğum uykuları”… Ve geceler… Ne yıldızları görüyorum ne gecenin sesini duyabiliyorum. Saniyelerin ne kadar uzun olduğunu görüp şaşırıyorum. Bildiğim bütün hasret şarkılarını art arda ekleyip söylüyorum. Sesimi kendim bile duymuyorum. Senden bir iz göreceğim diye sokaklara çıkmıyorum artık. Bu kentin her yerinde sen varsın biliyorum. Yokluğunu kabul etmek böylesine zorken hiç olmama ihtimalini düşünemiyorum bile. Bekleyeceğim seni. Zor olacak, çok zor olacak; ama, bekleyeceğim. Bu yarım yüreğin diğer yarısı, yani sen…Geleceksin değil mi? Mehmet Coşkundeniz |
SU GİBİ Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun Yanginlarima sular yagdirdin Damla damla söndüm serinledim 10′ar 10′ar saydigim kayip yillarimi onardin Saat saat bulundugum mechulden gün yüzüne çiktim Günler gördüm yüzünde Gönlümün kapilarini sana açtim Çalmadan gir içeri diye Adiyorum sana Onca kirik asktan sonra arta kalanimi Temize çekiyorum sende bütün yalanlarimi Senin asktaki kandirini bilmek için Önce kadersiz asklardan geçmeli insan Eksiltip yoran bütün ayriliklar Kavusmalara giden yollara çikar Vefai mozada gülmeyi gülhanede unuttugum Garip bi zamanda çika geldin Hosgeldin yitirilmis sevgililer köyü cografyama Hosgeldin bir daha seversem namerdim sokagina Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun Sefalar getirdin mutluluk bizim olsun Sefalar getirdin mutluluk bizim olsun Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun Sefalar getirdin mutluluk bizim olsun Sefalar getirdin mutluluk bizim olsun Bitti dedigim yerden basliyorsun Dindi artik dedigim yerden oluk oluk kaniyorsun Beni en iyi sen taniyor Sen anliyorsun Ne hos geliyor ne hos gülüyorsun En güzel renkleri komsu kizlarin Gözlerinde gördügüm Solgun sari bir zamanda çika geldin Hangi yollardan ugradin duragima Hosgeldin yitirilmis sevgililer cografyama Hosgeldin bir daha seversem namerdim sokagima Aglamak yalan su gibi bahtin olsun Aglamak yalan su gibi bahtin olsun Ben sensiz yapamam dünyaya ahtim olsun Ben sensiz yapamam dünyaya ahtim olsun Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun Sefalar getirdin mutluluk bizim olsun Sefalar getirdin mutluluk bizim olsun Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun Sefalar getirdin mutluluk bizim olsun Alıntı |
| Saat: 21:59 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık