![]() |
Her gidişine ayrı anlam yüklüyorum, yapma tanrı aşkına! Ya hep kal benimle söz etme gidişlerden, ya da silinsin ismin de, cismin de... Oynama benimle, dengemi bozuyorsun. Aşkı yaşayacak yürek bırakmıyorsun insanda, böyle değildin sen… Bittiyse heyecanın bileyim ben de. “Seni çok seviyorum” diye başlayan ve “Ama..” ile devam eden cümleleri duymaktan bıktım. Seviyorsan seviyorsundur, aması olmaz bu işin. Üstelik bir cümlede “Ama” varsa bir önceki yargının hiçbir hükmü yoktur artık. “Seni çok seviyorum; ama, birlikte olmamız imkansız…” İmkansız diyebiliyorsan eğer sevmiyorsun demektir. Bahanelerin arkasına sığınma. İnsanların hayatına sorgusuz sualsiz girip, darmadağın eden, sonra da hiçbir şey söylemeden gitmeye çalışanlardan nefret ediyorum. Böyle misin sen de? Gerçekten gitmek mi istiyorsun? Yürekli ol biraz, haydi konuş. Söyle gitmek istediğini. İki çift sözü hak etmedi mi bu aşk? Yaşanılan bunca şeye hiç mi saygın yok? Ah, ben niye yanılıyorum hep? Niye tam “İşte bu” dediklerim sömürüyor aşkımı? Biraz daha mı katı olmalıyım? Biraz daha mı kapalı tutmalıyım kapılarımı? Bazen bu dünyadan olmadığımı düşünüyorum. Bu devrin adamı değilim. Oyun çeviremiyorum, hesap yapamıyorum. Bana ait olmayan kişiliklere bürünüp bir plan dahilinde hareket edemiyorum. İnsanız biliyorum, hepimizin zaafları var, hepimiz egolarımıza boyun eğebiliyoruz. İyi de hep beni mi bulacak bunlar? Hiçbir kaygıya yer vermeden, hiçbir hesabı düşünmeden açsaydın bana yüreğini işte o zaman görürdün bir aşkın nasıl efsaneye dönüşebileceğini. Sen gözlerini kapıyorsun, bir sen varsın, başka hiç kimseye bakmıyorsun. Her şey senin çevrende şekillenmeli, her şey sana göre düzenlenmeli. Beceremiyorum, kusura bakma. Aşk tam teslimiyet ister. Kendini aşkın kollarına ya bırakırsın ya da bırakmazsın. “Bir yanım dışarıda kalsın” dediğin noktada aşkı boğarsın.Yok edersin o güzelim duyguyu. Bu yüzden hep cesurların işidir aşk. Kaçışları, yalanları, aptalca oyunları kabul etmez. Aşk; saf, duru insanları sever. Kafasında binbir tilki dönenler aşkı yaşayamaz. İsteseler de yaşayamaz. Arınmalısın. En saf, en duru haline dönmelisin ki yaşayabilesin aşkı. Kısacası sevgilim, sana göre değil bu iş. Senin yolun açık olsun, bırak aşk bana kalsın Mehmet Coşkundeniz |
Seni İçimden Terk Ediyorum Binmediğim hiçbir otobüs, Beklemediğim hiçbir durak kalmadı bu şehirde. Gittikçe azalıyor hayat. Neyi erken yaşadıysam, Hep ona geç kalıyorum. Sana göçüyorum her sonbahar. Yolların çıkmıyor aşkıma. Unuttuğun yağmurların adı saklımda. Seni içimden terk ediyorum... Susmaktan yoruldum. Kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli beri, Efkar demliyorum gözlerimde. Yaşlarımı yanağıma varmadan öldürüyorum. Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi. Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp, Seni içimden terk ediyorum... Ne unutacak kadar nefret ettin, Ne hatırlayacak kadar sevdin! Yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin, Biliyorum. Beni hep bulmamak için aradın. Yanılgımdın, Yandığımdın, Yangındın... Sensizliğe yenilmek, Sana yenilmekten zor olsa da, Ardımda bir sürü belkiler bırakarak Seni içimden terk ediyorum... Şimdi İçimizde öldürülecek bir anı bile bulamayan İki yarım kaldık; Tamamlayamadık bizi. Elimden tutmadın yalnızlığımın, Saçlarımı da uzaklarına gömdün. İçimin mavisi senin okyanusundandı. Al! Geri veriyorum. Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun. Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim, Sana bensizliği terk ediyorum. "Yarime uzanmayan bütün dallarım kırılsın" demiştin. Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi? Ne tuhaf değil mi? İçimi acıtan da sendin, Acımı dindirecek olan da... Ya öldür beni dedim, Ya da git benden. İçi bulanık bir sevdanın ucunda seni kaybettim. Aldırmadın aldırmalarıma. Bir gecede yakıp yarini, Şafaklara sattın ihanetini! Külüme basanlar bile utandı yaptığından. İşte soluk bir ömrün Son nefesi. Benden, İçimden Terk ediyorum... Kahraman Tazeoğlu |
TaVsİyE Uyan; Kalk uyanılmamış baharlara.. Bahar, henüz uykusundayken.. İsyan; Anlamsız kalabalıklara; Tarumar kalabalıkta, nisyanlar hatırlanırken.. Susma; Ama susacaksan da fikrini sus, Çorak umutları yeşert, Düşünen "faunamız" anırırken.. Dayan, Bul sınırlar ardında saklanmış "Gerçeği".. Saklananlar bu kadar "Gerçek" iken.. Keşfet, Yık ve geç "Kutsanmış" yalanları.. Kutsanmış değer(siz)ler yalancıyken.. Devir tarihi, devir "Zalim"i.. Ruh "kendi"nden özgürleşirken.. |
Açsam Rüzgara Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş Magillerde sefer etmek! Bir sahilden çözülüp gitmek Düşünceler gibi başıboş. Açsam rüzgara yelkenimi; Dolaşsam ben de deniz Ve bir sabah vakti, kimsesiz Bir limanda bulsam kendimi. Bir limanda, büyük ve beyaza. Orhan Veli Kanık |
En fazla içimde ölürsün Cesedini sürüklerim gittiğim her yere Kızıl sonbaharım Hangi aşk kendi fırtınasına dayanabildi Ellerimde çoğul bir gölge kuşu Adının arkasına basmadan yürüdüm Alnımda birikti çizikler Adımdan çıkardım aklımı Aklımsız kaldım Neylersin İnsanız Ne yapsak eksiğiz işte Ölüme ayarlı saatiz En fazla içimde ölürsün Sorarım Şiir papirüslerinin hangi köşesine karaladın beni? Hangi hare’mden yakaladın da çiğnemeden yuttun gözlerimi? Kekeme repliklerin ezber bozduran kuşu Hangi rüzgârlara sattın da Saçlarını! Devrik cümlelerimin öznesi oldun? İçindeki kötü senaryoların kahramanı olmak istemezdim Dağıldı bak derlenip toplanmış dağılmalarım En fazla içimde ölürsün Nasılsa yokluk rehin bırakılıyor kalana Kalan gidene denk neyi varsa susuyor. Ve susmak inceltiyor her yarayı Ve susmak bakmak oluyor Gitmediğin her yere Kim tutuklanmış yalnızlıktan Gizin içine gizlenen kim Söyle beni nerene sakladın Ki şimdi bu kadar sokaktayım En fazla içimde ölürsün Karla karışık yağarsın yara Bereme Karma karışık kalırsın cinnet şeridinde Kaldırımların kaldıramadığı her neyse işte Bulamadığın her ne varsa büyük yıkımların izinde Sana borcum olsun Hiç yazılmayacak bir şiirin içinde En fazla içimde ölürsün Yanağında yanar avucum Avucumda imlası bozuk bir şiir kalır Gözlerinin namlusu döner, yakar kirpiklerimi Kulağımda bir tepenin rüzgârı uğuldar Gırtlağıma kadar aşka batarım Yeteri yok. Eksiği fazla. Neyin kaldı eksilenlerden arta İçeri doğru kapanan bir kapıydın Saçlarından geçtim önce Ve kendimden öylece Neyim yoksa var bildim Eğildim Eksildim Eridim Bir seni bitirmedim Hangi rüzgarlara sattın da saçlarını Uğultusuna tutunamadın Ömürden nefes çalarak ne kadar yaşarsa insan Öyle yaşadım gözlerini Tenimde itiş kakış Cebimde depremlerin Esrarlı gece ayinleri Volkanik şiirler Usul usul giymedim mi sözlerini Yalnızlığın tiradını kapamadım mı her sefer Sensizlik seni anlattı en çok Vazgeçmeler vazgeçmekten vazgeçti Söyle saçlarında öldüğüm Bir geri gidiş kaç günde gelirdi? En fazla içimde ölürsün Cesedini sürüklerim gittiğim her yere Tenimin yırtıldığı yerden mi girdin içeri Açar gibi yaparak açık bir kapıyı Beni ikiye böldün Hadi içimi kendine aldın da Beni nerde bıraktın Hangisini seçerdin benim için Ve hangisinden vazgeçerdin kendin için Ben yarama çoktan sen bastım Yaşım kadar gencim Adın çabuk diye geçti Ardında aç köpekleri bırakarak Ezberimden geçtim. Hızla biten aşk şarkılarından geçtim Senden bir şey eksiltmeden sana çok şey bırakmaktı aşk Bildim Biz dalkavuk bir aydınlığın yerine Onurlu bir karanlığı seçtik Ve bir öyküden ağlarcasına geçtik Cesurduk çünkü Kendimizi kendi düşlerimizden kovacak kadar Ömrüne yüz çevirmiş iki masalcıyız Gerisi hiçlik Gerisi yokluk |
ben artık küsüm Beni de kırdılar içimde kırdılar karanlık camlardan sular akıyordu şimşekli bir boşlukta saat vurdu beni de kırdılar belki yalnızdılar belki onların da çocukluğu yoktu bütün şarkılara kapalıydılar bir genç kız değmemişti saçlarına. Beni de kırdılar ben artık küsüm yağmurları yağmıyor ağaçlarıma sularından içmiyorum susadım ama beni de kırdılar soğuk bir ölüm çevik bir bıçak gibi çakıldı aklıma oysa bir şarkıyım yeniden doğan günüm bütün şarkılara kapalıydılar. atilla ilhan |
YUREGIMIN YARISI Kimsenin yokluğu bu kadar korkutmazdı beni. Kendimi zor günlerin adamı görürdüm ya, hiçbir güçlüğün beni, bırak yıkmayı, sendeletmeyeceğini bile düşünürdüm. Oysa şimdi yarımım. Ve sen böylesine uzakken benden, hiçbir zaman tam olamayacağımı da biliyorum. “Tasalanma” diyeceksin, tasalanmayayım; ama, kendime bakıyorum da birkaç umut kırıntısı dışında hiçbir şey göremiyorum. Nerede olduğunu bilmek ya da döneceğin umuduyla yaşamak da kandırmıyor beni. Her sabaha sensiz uyanmaktan, her günün sensiz geçmesinden korkuyorum artık. Bu yüzden uyanmak istemiyorum “uyuduğum uykuları”… Ve geceler… Ne yıldızları görüyorum ne gecenin sesini duyabiliyorum. Saniyelerin ne kadar uzun olduğunu görüp şaşırıyorum. Bildiğim bütün hasret şarkılarını art arda ekleyip söylüyorum. Sesimi kendim bile duymuyorum. Senden bir iz göreceğim diye sokaklara çıkmıyorum artık. Bu kentin her yerinde sen varsın biliyorum. Yokluğunu kabul etmek böylesine zorken hiç olmama ihtimalini düşünemiyorum bile. Bekleyeceğim seni. Zor olacak, çok zor olacak; ama, bekleyeceğim. Bu yarım yüreğin diğer yarısı, yani sen…Geleceksin değil mi? |
Sonbaharı ve seni Sonbaharı severim Yaprakların dalından Düşüp süzüle süzüle inmesini Yapraklar üzerinde yürümesini Sonbahar yağmurlarında ıslanmayı Sonbahar hüznü hatırlatır Kışa yaklaştığımızı, soğuğu Isınmak için kalın kürkleri Hasretle bekleriz karlı günleri Bu günlerde yüreğim vurgun yedi Mavi gözlü kızıl tenli meleğim Sonbaharda bizlere veda etti Hiç gelmemek üzere bizden gitti Hey düşlerimin kar tanesi Mavi gözlü kızıl tenli meleği Gecelerimin kızıl yıldızı Neden bu yüreğimdeki sızı Bu sonbahar ayırdı ikimizi Veysel Karani Tabak |
Geçti sayısız ay____içim ürperse de kimi zaman____artık üşümüyorum yâr "Yaşadığım kadar uzaksın bana. Tuttuğum kadar kirli. NeFesim kadar gereksiz, Sensizlik kadar zorsun. Sensizlik kadar öldürücü, Ölümsüzlük kadar berbatsın! Terkediş kadar acı, Terkediliş kadar gerçek. Ve ben'sin işte.." Esip geçtin ömrümün en güzel yerinden, en güzel yerimden Yüreğimden... Kimse bi'şey söylemedi Kimse bilemedi zamansız akacak yaşları Kimse hesap etmedi böylesi bir sevdanın yok yere harcanacağını Sana mı toz konduramadım, sevdama mı... ayırt edemedim Rotamı sana öyle çevirmişim ki, alıkoyamadım kendimi Biliyorum; Hata ettim!!! Kesmeliydim çığlıklarını içimin, susturmalıydım... Kanatsa da hücrelerimi söyleyemediğim kelimeler, bakakalsa da gözlerim ardına şişelerce su döktüğüm yollara, Sonsuz dilsizliğime sığınmalıydım... Sığındım!!! Senli sonbaharları bıraktım kuytu bir köşeye Kalsın o kuytulukta yapraklar, savrulsun Serilmesinler yüreğime, üşürüm ben... Peşimde soğuklar, peşimde anılar, peşimde zamansız vedalar Tüm peşimdeleri bıraktım ben... Sadece sığındım... Umutsuzluğun kanatlarına takıldı hayallerim Ve yağmur yüklü kara bulutlara döndu gözlerim... Git durma bir an bile Madem ki satılığa çıkarmışsın yüreğini Ve yitirmişsin sende kalan beni Şimdi ne rüyalarımın kıyısında Ne sığındığım dualarımda Ne içinde kaybolup gittiğin yüreğimde Yerin yok zaten bende Kelimlerin anlamlarını tüketmeden Geçmişteki sevdiğim seni kaybetmeden Aşkın adını daha fazla kirletmeden Git artık nereye gideceksen. "Bir teselli ver Kırılan gururuma Bir tebessüm et Unutursun zamanla Yine dalmışım aynada Yüzüm ağlar Yine dalmışım Elimde fotoğraflar Yine aylardan kasım Sanki sende kaldı bir yarım Her nefesim her anım Sanadır canım" Aylardan kasım____dilimde titrek heceler____sığındı bilinmezliğe tüm sesler. |
Yorgun Şehir Nereye Böyle? yorgun şehir aç gözlerini veda etmeden nasıl gideceksin kime bırakıyorsun güzellğini gizemini ve içinde gizlediklerini... iskele sensiz anlamsız kalacak deniz hırçınlığını azdıracak bulut gözyaşlarını arttıracak gitme benden yorgun şehir... haklısın aslında enine boyuna düşününce çözüm bulunamadı trafik denilen işkenceye hasret kaldık denizin muhteşem sesine bu veda değil bir kaçış hem de gizlice... aşk denilen duygu senle başladı rüzgarın aşkla saçımı okşardı kabullenemem senden ayrılmayı unutamam yorgun şehir beni yavrun bilip sardığını... Demet Balcı |
| Saat: 20:45 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık