![]() |
Yalanlar Söyle Bana… Olurda bir gün biterse bana olan aşkın, olur da gitmek istersen ve ben ısrarla ”Neden?” diye sorarsam, sakın bana ”Seni sevmiyorum artık” deme. Dürüst olma, istemiyorum. Bahaneler bul, yalanlar uydur. Beni suçla mesela, de ki ”Her şeyin sorumlusu sensin…” Yemin ederim itiraz etmem sana. Her şeyi çekerim sineye, her şeyi kabullenirim. Sadece beni sevmediğini duymaya dayanamam ben. Bunu söyleyeceğine öldür, daha iyi. Emin ol, canım daha fazla yanmaz… Gitmek istersen sakın ”Bir başkası var… “ deme bana. Varsa öyle biri, sakla kendine,ben bilmek istemiyorum.”Bir başkası var” dediğin an korkarım tepkimden, korkarım yapacaklarımdan . Bu yüzden mesela de ki bana, “İlişkimiz yoruldu, dinlendirelim...” Bu en basit, en kanılmayacak bahaneye bile kanmaya hazırım. Gitmeyi kafana koyduysan eğer ve artık hiçbir şekilde heyecanlandıramıyorsam seni, haber vermeden git, bir şey söylemek zorunda değilsin. Bırak merak edeyim, bırak yollara düşüp seni arayayım. Gerçek, her zaman en iyisi değildir ve ben, her gerçeği kaldıracak kadar güçlü değilim. Bakma öyle göründüğüme. Konu sen olunca, en zayıf, en aciz halime bürünüyorum. Seni kaybetmekten deli gibi korkuyorum. Gitmek istiyorsan eğer sakın ağırdan alma, hemen git. Beni oyalayıp biraz daha alıştırma kendine. Kesin olsun gidişin, dönüşlerden arınmış olsun. Bana, senden geriye hiçbir şey kalmasın. Hiç yaşamamışsın, hiç benimle olmamışsın gibi… Anılarla baş ederim, merak etme ama sen gideceksen hazırla bahanelerini, beni gerçeklerle yüzleştirme… |
Sığınak Yine de gözlerine sığınıyorum.Gözlerin ki sırtımdan vurdular. Çocuktum, yine birileri gelip kırdı oyuncaklarımı.Yine de gözlerine sığınıyorum.Sığınacak başka yerim kalmamış.İçimdeki serçeleri vuruyorlar.Çiçeklerimi eziyorlar; menekşelerimi,fesleğenlerimi. Yine de gözlerine sığınıyorum. İade etmiyorum acılarımı. Sadece bir yağmur kaçağı gibi geldim düşlerine... Gözlerine sığınmaya geldim. Uykularında ellerini tutmaya. İdam kararım çoktan verilmiş.Yargılanmışım. Yine de gözlerine sığınıyorum... Murat Kalaç |
SEVİYORUM, Gitmeliyim, bunu anlıyorsun değil mi? Başka çarem yok, gitmeliyim Sensizliğin beni süründüreceğini bile bile gitmeliyim. Seni sevmekten hiç vazgeçmeyeceğim ama olmayacak bir duaya amin demek bizimkisi. Yıllar önce o sahilde, seni ilk gören ben olmalıydım. Ve yüreğin o gün benim yüreğime dokunmalıydı. Şimdi gitmek zorunda kalmazdım.Şimdi bir sevdanın en güzel yerinde olurduk. Birbirimizi bu kadar çok hak ederken , bu kadar çok severken gitmek, öyle dokunuyor ki yüreğime…Hayatımda ilk kez kabul ediyorum yenilgiyi. Kim bilir, korkağım belki. Senden değil, bu aşkın büyüklüğünden kaçıyorum…. Gidiyorsam, sevdam tükendiği için değil, bunu bil. Aksine, sevdamı çok daha yukarılara, ta yukarılara taşımak için gidiyorum. Kendimi yenilemek, tutsaklıktan kurtulmak ve kim bilir bir gün senin karşına daha özgür,daha cesur çıkmak için gidiyorum. Ben terk etmiyorum seni. Ne seni ne sevdamızı bırakmıyorum. Kalbimdesin ve hep orda kalacaksın. Ben yaşadıkça… Seviyorum Seni, Unutma BeniL |
VAZGEÇTİM kendimden Senin her zaman mutlu olman için, Yok saydım,gözlerimi,yaktım için için Acısamda,yüreğime sapladığın dikenlerden Vazgeçtim kendimden,vazgeçtim gözlerinden Senin her zaman huzurlu olman için, Hasreti dost,mutsuzluğu arkadaş saydım kendime Ağladım,yas tuttum hergün kederimden Vazgeçtim kendimden,vazgeçtim ellerinden Sensizliğe alışmak ne zordu bir bilsen İçimde savrulan fırtınayı bir dindirebilsem Nice yıkımlar yaşadım,yarattığın depremlerden Vazgeçtim kendimden,vazgeçtim yüreğinden Sırf saadet senin olsun diye Parçalandım, kırk parçaya bölündüm lime lime Yinede vazgeçmedim seni sevmekten Vazgeçtim kendimden,vazgeçtim ömrümden 23.11.2008 Gül Özlem |
Herkeste Biraz Varım tüketiyorum her aşkı, gereğinden fazlasıyla her teni, umarsızca her mevsimi, acımasızca... tükeniyorum tükettiğim her aşkta her hevesimde her hayalimde... tüm kalplere ilaç olsun diye umdum, şairliğim kendimden öteye geçemedim kendimi senden öteye geçiremedim silindim hafızalardan imzamı attığım tüm kadınlardan yalandan... herkeste biraz varım kimsede 'bir' olamadım 'hiç'liğin adına aşk dedim, yanıldım kafiyesiz şiirlerimde huzur aradım... sen de gittin. gidersin... alacağını alan herkes gibi uykusundan uyanan her hayalperest gibi gidersin.. artık hiçbir emeğim kalmasın istiyorum karşılıksız birbirini tanımayan ama dokunan zevk alan yalanlaşan insanlar olduk hepimiz suçluyuz günahkarız hepimiz 'o elmayı neden yedi? ' diye kızmasın adem'e hiçbirimiz elma da yedik, elma yiyene de küfrettik biz sen de gittin. gidersin... bilmezsin ağrılarımı çünkü her düşüşümde aklıma geldiğini ne denli 'sen' olduğumu göremezsin gidersin.. ve ben tükenirim doyururum kendimi başka kollarda acıkırım yine sana yine sarılırım başka kollarla derken bu dünya tükenir nasıl olsa bitsin zaten her mevsim çünkü ben herkeste biraz varım kimsede 'bir' olamadım... Ahmet Enes Karaçam |
..'Leyl-i Can' .. / Terkedilmiş Sevdalara .. Ah ölüm...Ah uğruna öldüğüm Ah silahsız vuran LeyLican ! Kaç gece esecek yağmursuz rüzgar? Hep bizi mi buldu sessiz haykırışlar? Kızıl laleler ekmiştim toprağa,Hoşçakal demeden gittiğin gün.. Bu kadar zordu demek , sonkez yüzünü görememek.. İşte bir damla daha aktı gözlerimden LeyLican! Ve sen yine duymadın isyanlarımı Ve sen yine terkettin hersaniye...içten içe.. Uçsuz-bucaksız, serseri ve yorgun.. Zemheri ve karanlık gecelerim bitmecek demek.. Hep bana mı uğrar hüzün, Hep beni mi yakalar ve yakar sensizlik LeyLican! Mezarımı kazmadan gittin.. Cesedim toprağa düşer de , Ruhum bitap düşer üstüne CaN ! Ah ölüm..Ah uğruna öldüğüm Ah silahsız vuran LeyLican ! Kaç gece esecek yağmursuz rüzgar? Hep bizimi buldu sessiz haykırışlar?.. Bahar mevsimi düşer yapraklara.. Ben hep kışı görürüm..âmâ olmuş sanki gözlerim bahara Yazık değil mi bu yüreğe LeyLican! LeyL olur , vurulur, uyuyamam.. Fazla değil mi bu acı ikimize LeyLican! Dön desem, düğümlenirsin boğazıma..Konuşamam.. Yine de sen açarsın düğümleri LeyLican! Sözlerin buz tutar, gülüşün sahte gülüşümde canlanır.. Bu kadar zor muydu sensiz gülmek LeyLican! Hayatla bağlarımı gittiğin gün kopardım.. Kimse acıtmamıştı sen kadar LeyLican! Bizim şarkımızı diniyorum..Anladım uykuda terkedecek sen gibi.. Her melodiye gidişini,her söze geç kalmış vedanı anlatıyorum.. Sanki bitmiyor hiç dinlediğim şarkılar LeyLican ! Sabah olsa da tekrar geçsem, geçtiğin yollardan.. Bir haber versen de, Sana dönsem tekrar LeyLican! Güneşe bak, gidişinin sıcaklığını göreceksin.. Yağmura bak, yaşlarımı göreceksin LeyLican! Bir çocuğun tebessümünde,Sevdasını kaybetmiş hazin bakışlarda, Kaybolduğunda LeyLican, kaybolduğunda bulacaksın beni.. Belki yıldızlarla bir 'ah' gönderirisin..Seni en çok ben duyarım LeyLican! Esaretliğimi görüpisyanıma şahit ol. Terkedilmişliğimin serkeşliğine,yanlızlığımın son nefesine, Son saniyelerde yetiş,yetişte gör Hala unutamadığımı Leylican! Hani doğum günümde bir gül vermiştin.. Kuruttuğum gülle beraber toplayı sevdamı, Kilit vurdum yüreğime.. Gelsende LeyLican, Kalbimin anahtarı yine sende.. Ah ölüm..Ah uğruna öldüğüm.. Ah silahsız vuran LeyLican! Kaç gece esecek yağmursuz rüzgar? Hep bizi mi buldu sessiz haykırışlar..! H. _ezgi yürekli_ A. |
Seyir Defteri... zamanın ıslak lekelerinde yaşayanın seyir defteri gri bir buluta düşer. ölgün zamanların yaşama bakan yüzlerinde şiir yolcuları mısralarını içer. ayların sancısı ömrü sorgularken sönük yıldızların ünleminde saklıdır hüzün. çocuk gözler yalan bakışların çağıltısında sansar kaçışlara gebe... geliş kolay gidiş zor eksik parçaların boşluğunda çarpıntı yolun başı ova yankısı dağ ortasına böl beni! Fatih Erol |
SAKIN ölme benden önce…… Evet, belki zamanı tutamayız ellerimizle, belki hayata hükmetme lüksümüz olamaz asla… Evet, haklısın biz karar veremeyiz belki ama; sen yine de ölme benden önce. Sakın kapatma gözlerini, sakın bırakma beni bir başıma bu evrenin keskin yamaçlarında… Hani düşünüyorum… Düşünüyorum da; senin olmadığın bir şehir olabilir elbet, Hatta senin olmadığın bir ülkede de bulunabilirim… Bilemeyiz ki hayat ne düzenler kurmuş ve biz ilerliyoruz onun içinde… Hani demem o ki, yanında başkaları da olabilir ve sen mutluluk dağıtabilirsin onlarla. Yani ben, belki ben hiç olmayacağım kim bilir hayatında. Belki düşüyorum da hiç görmeyeceğim de seni ama olsun; Olsun dedim ya, bunlar benden önce gitmeni gerektirmez ki. Ben zaten senin mutsuz olmanı istemiyorum, sadece benden önce ölme diyorum sana. Nefes aldığını bilsin yüreğim. Bir yerlerde gülücükler savurduğunu bilsin, yaşadığını ve ölmediğini. Bilsin işte, sadece bilsin… Fotoğraflara baktığımda gülümseyerek gitsin elim, Varsın arayamasın seni; ama arama ihtimalimde açacağını bilsin kalbim… Fotoğraflara bakıp öldüğünü düşünmemeliyim. Düşünüp güçsüzleşmemeli. Bilmeliyim, bir yerlerde nefes alıp gülümsediği sevgili! Belki haberin olmadan anarım adını ardından şimdi olduğu gibi, Belki gizli saklı kalmış sevdamı çıkarıp koklarım tekrartekrar kim bilir… Ya da ağlarım aklıma geldiğinde gülümseyerek, belki yanımda bulunan dost sohbetlerinde gözlerim ışıl ışıl anlatırım seni umursamadan hiç kimseyi! Bir şekilde var olduğunu hatırlatırım kalbime ya, öldü lafını yakıştıramam sana, Bu yüzden sakın, ölme benden önce… Senin olmadığın bir evrende yaşamayı öğrenmedim ben çünkü, çünkü ben sensizliği hiç bilmedim… Nasıl yaşanır, senin olmadığını bilerek nasıl ayakta durulur düşünemiyor bile yüreğim… Sırf bu yüzden, sadece bu yüzden ölme benden önce… Alıntı... |
Sussam Yalnızlık,Konuşsam Ayrılık… Yıkılmış ve geç kalınmış viraneleriz. Şimdi ne senin gözlerinde haranın suya hasret yangınları var Ne de benim gözlerimde şiir… Yaz dedin, oysa kışlar yaşıyorum her mevsim Açmak üzereyken papatyalar yeni karlar yağıyor üzerine Üşüyorum… Evet hala üşüyor ellerim.. Hüzün kapımızı çalalı beri bin günü aştı Bin ömür, bin soluk, bin yıkılış yaşadım Ömrünün arka sayfalarında altı çizilmiş satırlarımı okumaya başladım Sığınışlarını, susuşlarını ve haykırışlarını işittim maviadadan Korunaklı bir liman olamadım sana Ve arkama bakmadan giderken Haykırışlarını duymamak için kapattım yüreğimin kulaklarını Şimdi, bin ömür geçmiş ömrümden Ben bir rüyadan uyanmak istercesine çırpınıyorum Hani zaman ilacı olurdu her şeyin? Hani zamana bırakmalıydık? Atalar yine yanıldı… Bir günün sonunda binlerce tükenişle ölürken ben Zaman zehrini içerken yudum yudum Artık bitsin istiyorum ataların ilaç dedikleri yoksuzluğun.. Bitsin… Bitmezlerin bilincinde diyorum diye Yıkılmış ve geç kalınmış viraneleriz. Şimdi ne senin gözlerinde haranın suya hasret yangınları var Ne de benim gözlerimde şiir… Şimdi kendini yok edişlerini dinliyorum Susuyorum… Susuşlarımın öznesi sen oluyorsun hep Şehrine gidiyorum… Yokluğun açıyor kapıları Yıkılan şehirlerarası bir otobüs terminalinde ayak izlerimiz duruyor Hala haklısın Kokun sinmiş soğuk duvarlarına şehrin Herkesin gözünde seni arıyorum Yoksun… Yokluğunu salıp gitmişsin Gidişle bırakıldığın bu kentte… Susuşlarına bile yandığım soğuk dağlarımın eşkıyası Bağışlama dilemiyorum, gel demiyorum, sev demiyorum Haykırışların yankılanıp boşlukta kaybolmadı bilesin Sığındığın maviadada yaktığın ateşi görüp Yanaştırabilirsem gemilerimi Tutacağım ellerinden… Şimdi yanıyorum, kanıyorum ve yıkılışların altında tekrar eziliyor bedenim geç kalınmış bir soluk mu bir günün sonunda yoksa çaresizliklerimin son çırpınışları mı bilmiyorum kayıp adresten yazıyorum son kez sussam yalnızlık, konuşsam ayrılık dönsem yıkılış, dönmesem yokoluş... şimdi ben susuyorum, yalnızlığa talip sende sus bana sus ki, bir daha ölmeyeyim… Kahraman Tazeoğlu |
AMA BENİM YÜREĞİM YANAR Derinden yaralanmış yürekler adına,sözlerin tükendiği anlamsız bir hayat sürmekte aslında... Ne vefadan bir tebessüm.nede yürekten bir sevda Günler okadar anlamsızki artık ve yapılan hatalar okadar çokki; aglasam duyulmayacak,sanki anlatsam dinlenmeyecek yada ''boşver buda gecer''gibi sözlerle geciştirilecek.Bir gercek varki yürek yandığıyla kalıyor... Gidenler geri dönecekmiş gibi gözüksede artık gitmiş yaşanacakları ve olacakları göze almış demektir.İnsan sevildiğini bildiği zaman mutlu olurmuş terkedildiğinde ise küskünlüğü acıyı en derininden hissedermiş... Bu yüzdendir belki bazen hayatı sil baştan yaşamak Ama bir şey değişmiyor,ne kadarda olsa benim ciğerim yanıyor... ten oyalanır can kanar Yüreğin kabullenmediğini bazen akıl kabullenir,bir anlık düşüncelerle boşluğa düşüverir insan,tutunacak bir dal arar kendine buda sevdadır.''iki güzel söze''kapılır insan hataları görmez... Hasrettir çünkü özlem doludur duyduklarına ve tutulur biranda yürek kabullenmeye kabullenmeye,akla göre uygundur ama yürek istemez. Halbuki sevgi bir emektir.Bir anlık zaman zarfında sevda olmaz sadece bedenin ve aklın seni aldattığı bir anlık hevestir.Daha sonramı!! Daha sonrası acı,sitem,gözyaşı ve vicdan sancısıdır... Her acı sözün ardından biraz daha kacar insan sevmekten boşluğa düşmemekten sonra aklını yüreğiyle yenmeye çalışır. Aslında insan bir defa sever ve sevdiğini yüreği kabullenir... iki gözüm iki çeşme Gitmeler okadar acıdırki;kolay kolay kaldırılamaz.Bir zaman sonra taşıverir insan. Bardaktan boşanırcasına yağmur misali süzülür yaşlar... Aslında o yaşlar yürekte birikmiş derin bir acının buğusudur. Ağladıkça ferahlar insan,alışmaya çalışır zaman der vuslat der umut der... Şimdilerde olanlara alışıyorum,iki gözüm iki çeşme ağlıyorum doya doya kimseler görmeden ve kimseler bilmeden... haberin yok içerime içerime akar Tüm birikmişlerimi akıttım hayata,susmam gerektiği yerde sustum... Ama ya yüreğim o kadar dolu ki anlatacak söz bulunamıyor. Bir okyanusun orta yerinde taşasım var.Öyle bağırmak istiyorum ki YETER!!! Tüm dönülen sözlere,geleceği bilmeden konuşanlara ölürüm deyişlere sonsuzsun ''sensiz yapamam''gibi dillenmelere öyle sitemkarım ki.Vazgeçişlere terk edilişlere ELVEDA sözcüğüne artık o kadar kızgınım ki.. Savaşmadan korkaça malubiyetlere hiç gerek yokken çekilen acılara öyle yaşlıyımki haberin yok... Artık herşeyi bilirmişim.Dostlarımı satarmışım.Sevdamı yakarmışım.. Haberim yok... ALINTI |
| Saat: 20:45 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık