![]() |
En Zayıf Halka Sana sevgimi anlattıkça uzak durdun benden. Ben “Aşk” dedikçe, sen “Dur” dedin. Oysa ben gerçekten seviyordum seni. Bu yüzden içimdeki aşk fırtınasını durdurmam mümkün değildi. Söylemeden duramazdım ki sevgi sözcüklerini….ANLAMADIN… Hayata dair ne varsa paylaşmak istedim seninle. Güleceksek birlikte, ağlayacaksak birlikte olmalıydı. Önümüze aşkımızın ışığını alıp bizim için aydınlattığı yolda hiçbir engele takılmadan inatla, cesurca, kokusuzca yürümeliydik. Ancak böyle yaşanırdı bir aşk çünkü. YAŞAMADIN… Herkesin ayrı bir dünyası vardı biliyordum. Ama aşk ayrı dünyaları bir potada toplayıp yeni bir dünya yaratmak değil miydi? Yaratılan o dünyada kimsenin benliğini kaybetmeden ortak tutkuları, duyguları yaşamak değil miydi aşk? Her türlü çatışmaya rağmen, bir küçücük gülümseyiş, bir sıcacık bakışla unutmak değil miydi bütün kızgınlıkları? UNUTMADIN… Ben seni kaybetme duygusunu taşırdım içimde. İncineceksin diye dokunmaya korkardım. Yokluğunu düşünmenin verdiği iç huzursuzluğuyla uykusuz geceler geçirirdim.sabaha kadar kırpmazdım gözlerimi de, sabah seni gördüğümde sanki saatlerdir uyuyormuşum gibi enerjiyle dolardım. Kıpır kıpır olurdu içim. Tarifi imkansız bir heyecan, bir yürek çarpıntısıyla sarılırdım sana. SARILMADIN… Bir tohumdun sen yüreğime ektiğim. Kanımın deli akışıyla sulardım seni. Sevdamın ateşiyle ısıtırdım ayazda. Büyüyecek, bir filiz olacak, rengarenk çiçekler açacaktın. AÇMADIN… Tenlerimizin buluşması bir ayine benzerdi benim için. Sonsuzlukta kayboluştu. Bedenlerimizin aşkın içinde erimesiydi. Yaşadığıma, hele seninle yaşadığıma şükredişti. Her seferinde yeniden doğuştu. DOĞMADIN… Şimdi yorgun yüreğim…Bunca çabaya rağmen o mutluluk gülüşünü yüzünde göremediğim için yorgun. Cesaretsizliğinle, umursamazlığınla, aşka burun kıvırmanla yorgun. Bu yüzden daha fazla kaldıramayacak seni. Daha fazla yaşayamayacak bu umutsuz aşkı. Yüreğim seni bu aşkın en zayıf halkası seçti…Güle güle |
Demlensin Özlem Demlemeye bırakmalı bazen, Bulanan manaları-zamanın ocağında Ateşi de kısmalı…Fazlası acıtıyor aşkları Yeminleri de sevmem tövbeleri de Söz ağızdan net çıkmalı-sığınmaz insan Zayıf değilse duyguları, antlara- isyanlara Sonuna dek yüreğinin ardında olmalı Geçer sanmak, kandırmaktır kendini İz bırakır -an be an- durmaz özlemin kalemi Çizer gözlerini, ellerini, dilini… Ağlatır, kanatır, söyletir… Yazarsın, uzanamayan kolların yerine İçinde bir yer hep bilir-kimi kez- Sevgiliye, kelimelerle gidilir Can da anlar halden-canan da Sevgi bitmez yaşanmışsa-sadece-bekletilir Az bırak zamanın ocağına Demlensin özlem… Alıntı |
Hangi Ayrılık Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz? Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz? Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın? Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın? Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye? Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye? Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren? Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren. Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline? Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde? Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı? Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı? Hangi cama kafa atsam? Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam? Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam? Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam. Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam. Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür? Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür? Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine? Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene? Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın? Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın? Hiç sanmam! ... Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! . Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz. Hangi mübarek dua, Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye? Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye? Olur mu be! . olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı? Aşk dediğin mendil mi? Buruşturup bir kenara atılır mı? VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı? Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden? Hangi pense kopardı bizi birbirimizden? Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini? Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini? Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı? Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı? Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti? Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti? Dağ gibi adamı eze eze! ..... Hangi anası tipli parlak çömeze, Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze? Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı? Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı? Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı? Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı? Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni? Ve! .. Hangi su bağışlatır? Hangi musalla temizler seni? Bu Nasıl Ayrılık? |
Yaralı Yüreǧim hasret gibidir ihanet, saklıysa eǧ er bir nankörün yüreǧ inde kar etmez senin sevgin, akıp gider, buharlaşıp kaybolur kendi içinde… birde akarsa yüreǧ ine bir gaddarın, mutluluǧ a karşı savaş acan bir cellatın gönlüne düşmüşse ne önemi var, senin sevginin aǧ lamışsın, yırtılmışsın, ölmüşsün, büzülmüşsün, kann akıyorsa da yüreǧ inden, kim bilecek, birini sevdiǧ ini içinden… sen umutla ve temiz hayallerinle, çifter atlarken merdivenleri, öbürü düşürür bir tekme ile seni geri, ukalaca, egoistce aşaǧ ılarsa da sevginle dalga geçsede, farketmiyor eǧ er sen seviyorsan, o bir gün “seni insane olarak, kaybetmekten korkuyorum“ desede yine bir tekme ile devirir seni, kirlenmiş ruhu ile… sevdiǧ ini bilsede, çünkü yelken açmıştır başka ihanetlere de yüreǧ inde sevgiye direnen bir güçle, ey sevgim, saygı duy şimdi kendi kendine, yaralanmış yüreǧ inle, unutma insan olmanın erdemlerini insanlıkta gizlidir her şeyin sihiri neslin tükensede, öǧ renmelisin ihanetlere karşı direnmeyi ah sevdam ah, harabeye çevirdin sen şu temiz duygularala seven yüreǧi. Hasan Hüseyin Arslan |
Aşk Gider Bazen aşk gider ve o çaresizce yalvardığın Tanrı bile gider pesinden... Sonra sabah olur, güneş doğar... Aşkın gelmez bir türlü... Bir gecede değişir ömrün... O bir türlü inanmak istemediğin kader seninle alay eder gibidir... Ömrünü adadığın, yıllarını önüne serdiğin aşkın bir gecede bir başka hayata karışmıştır iste... Bir gecede bir başkasının aşkı olmuştur... İNANAMAZSIN! ... Bazen aşk gider... Ve sen yıllardır içinde yaşadığın yürekten valizler dolusu anılarla kendi yalnızlığına taşınırsın... Elin varmaya varmaya boşaltırsın dolapları... Çekmeceden çıkan her giysi parçası onunla geçirdiğin anıların tarihiyle ağırlaştıkça ağırlaşır... Onun kollarında geceler boyu cennet uykularına karıştığın yatak sen giderken utancından bakamaz yüzüne... Doğmamış bebeğin yerine koyup büyüttüğün cam önündeki o küçük mor menekşe yapraklarına kondurduğun veda öpücüğüyle büker boynunu... Valizlerini kapının önüne yigip yüzün sirilsiklam son bir sigara için yigilirsin koltuga... Gidiyorsundur iste... Aşkını kendi ellerinle bir başka aşka teslim edip... Ömrünü onun ömrüne, hayallerini onun hayallerine, sevdanı onun sevdasına ekleyip... Bazen aşk gider... Ve adresi değişir evinin... Sesinin tonu değişir, yüzünün rengi... Yastığının sıcaklığı, yediğin yemeğin tadı uykuların değişir... |
Gibi Yalnızlığımı alır gibi Önümde uçuşan kelimeler Her an çıkıp gelir gibi Beklediğim sevgili Her kalışımda Kalabalığın çok ardında Bensiz onsuzluğuma ağlarım Bilmeden Yanar yanar söner gibi Özlediğim herşey Bir daha gelmemecesine gider gibi Tüm sever gibi gözükenler 21 Kasım 2008 Candan Özdemir |
KIZIM * yıldızlardan medet umma kızım gökyüzünde vefasız dolmuş dost arama bu yeryüzünde para gülüşüne takılıp düşme sözünde menfaat uğruna ballar akmasın dilinde * sır verme kimseye dünya ezici değirmen şerefini satanlar var kendin ol öğretmen gözü açlar doldu acıma verme ömründen sevginin tarifi yok seversen ver sevginden * mutluluk senin içinde sorma dağ başında yıllar önce öldü dürüstlük toprak altında herkes de nefret sirensiz sahtelik yolunda dünyayı bozan insan kalleşlik kanlarında * çok üzdük suçluyuz kızım gelme mezarıma dolu yaşa hevesin kalmasın hiç yarına insan çatladı konuşsun gitmesin ağrına zor günlerde dost arama güven tek tanrına * SERDAR SAN - İZMİR , 10.06.2006 |
Bir Gün Gidelim Bu Yerlerden Bir gün gidelim bu yerlerden sevdiğim Ağacı omca sı yeşil Suları serin Toprağı bereketli Bir diyara gidelim Varsın kaçtı desinler namertler bize... Ellerimizle kuralım yuvamızı Taş bir yapı olsun evimiz hani Yeşersin umutlarımız iğde dal gibi Bir çift öküzüm olsun bir ineğimiz Bir de güneş başımızda şal gibi... Sabahları çayırlara ineriz Bir güzel açarız baharımızı Akşamları baş başa verir yatarız Korkusuzca yaşarız düşlerimizi... Bazen balığa çıkarız çayda çıra yakarız Bazen orman içlerinde halay kurarız bazen de kasabaya ineriz ara sıra Ayağına potin başına yazma alırız Yeter ki günlerimiz olmasın kara... Barış daha küçük kuzu otlatır Özgür yanımızda hayatı tanır Ben topraktan anlarım sen ev işinden Çalışır kazanırız ekmeğimizi bir biçimde Sevgiyi düşünme canım Sevgi beşik içinde... Hele mevsim bahar olsun Hele toprak suya doysun Bir de mahsul ele gelsin Sen bu günleri düşün güzelim Sen güzel günleri düşün Bak yeni patlamış dalı yemişin... Fevzi Cahit Çiçek |
Gecenin sessizliğine gömülü umut… Seni mi sevmeliyim sensizliği mi, bilemiyorum. Beynimin içinde dönüp duran sorulara yanıtı kimde, bulamıyorum. Sevdiğim ölüyorum… Ve sen, uzakta, öyle umursamaz şekilde durdukça ölümümü hızlandırıyorsun. Neden böyle olduk? Aşka ömür biçilmez demiştik oysa… Biz oldukça aşkımızda yaşayacaktı, söz vermiştik. Şimdi ben buradayım, aşkı yine aynı tutkuyla yaşamaktayım. Ya sen? Hangi gecenin içindesin? Yoksa aynı zamanı yaşıyor muyuz seninle? Bizi birbirimizden ayıran her neyse, dağıtma, yok etme gücümüz kalmadı mı? Ah sevdiğim, seni özlemekle tüketirken günlerimi ben, ben olmaktan çıkıyorum. Başka bir şeyim artık, başka bir varlık. İradesi olmayan, kontrol nedir bilmeyen, hayattaki güzellikleri görmeyen, nefes alıp vermekten başka hiçbir şey yapmak istemeyen bir varlık. Böyle olmak istemiyorum aslında ama nereye tutunup da kalkacağım, kimden destek alacağım bilmiyorum. Sen varken böyle değildim ben. Karşılaştığım her güçlükle mücadele etme gücüm vardı ama artık yoksun …Evet yoksun işte bende hiçbir güçlükle mücadele edemiyorum.Elimde olsa zamanı geriye alır ve her şeyi yeniden yaşardım seninle… Farkında değilsin ama her gün binlerce defa öldürüyorsun beni… Nerdesin kiminlesin hiç bilmiyorum her gece bunları düşünerek yatmak istemiyorum, en azından yaşadığını bileyim daha fazla öldürme beni… |
Aklım, İpini elinden kaçırmış bir uçurtma Rüzgarda hırpalanmış, kuyruğu kopmuş Rüyalarım, Rengi kaçmış bir tutam yağmur yüklü bulut Sen nereden esersen o yana gidiyor. Engel olamadığım bir şey bu Her rüzgarda sana savruluş… |
| Saat: 07:29 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık