![]() |
Daha Ölmem Yokluğundan kalma sızılar bunlar. Büyük yaraların ardından kalanlar. Bilmediğin ve hiç bilmeyeceğin. Gece yarılarında aniden sıçramaların, Sabahlara kadar seni sayıklamanın, Her yağmurda seni dilemenin İzleri. Kimse bilmedi seni ne çok sevdiğimi. Sen bile. Baharda kuşlara söyledim, Göçüp gittiler. Yazın suya anlattım, Buharlaşıp gittiler. Son çarem kar taneleriydi ki Sen üzerlerine basarak gittin. Sana gücendiler, Söylemediler. Şimdi çok uzaklarda bir yerdesin Bilmediğim. Dönmeyeceğin bir yerde. Yaralarım her geçen gün büyüyor. Sızısı biraz daha artsa da Ölene kadar hayattayım. Sen dönene kadar hayattayım… Erol Ardıbatan |
Rücu Sen benim gözümde bir rivayettin İlk değil alçağı yüksek görüşüm Sanma ki sen bana ihanet ettin O senin aslına rücu edişin Gün olur kediye düldül derim ben Gün olur baykuşa bülbül derim ben Tedirgin etse de gerçek ötüşün O senin aslına rücu edişin Caymadım cüceyi yüce görmekten Caymadım cahile cüret vermekten Gözümden düşse de hal ve gidişin O senin aslına rücu edişin İlk defa vurmadım başımı taşa Yanıla yakıla geldim bu yaşa Sanma ki sen beni aldattın hâşâ Çoktandır başladı bende bitişin O senin aslına rücu edişin Kahrını çektiysem vardır bir neden Sensin bu duyguyu bende üreten Gübredir toprağı verimli eden Kim kimi kullanmış şöyle bir düşün O senin aslına rücu edişin Oyun bitti bu son perde son gala Güçlü olsan başarırdın pekâlâ Aslan rolü yakışmıyor çakala Bırak da kendine gelsin gidişin O senin aslına rücu edişin... Cemal Safi |
Daha Seni Dün Seni dün daha çok sevdim Daha iyi anladım dün Her an gurur duyardım da dün daha da övündüm Yıllardır o denli yakın değildim sana Bana ilk kez çok güveniyordun Dün Çok güzeldin dün dingindin düşünceli duyarlı Dokun diyecektim yasla ayanı Bastır parmak uçlarını Yapıştır kulağını Tırman sıçra yüreğime tinime beynime Dün suskundun yakışmıştı Dalmıştı gözlerin uzaklara Örecektik geleceği yıkarak geçmişi Yürüyecektik gönüllüce nedenlerimizin üzerine Sen bir yakasında duvarın ben öbür Böyle mi yaşayacaktık sevgiyi bugün Daha seni dün Daha dün Seçkin Gündüz |
Tek kanatlı kuş, uçamaz yürür sevgilim.. Batıl bir inanca dönüştük biz, ikimiz.. Kuşsam, bir seni saklamak vardı içimde yalan dolandan uzak, benden ziyade; bir de gitmen vardı kuzeyde bir yerlere.. Sonra açılır ya ayrılığın kolları, hem de açılıp da saçıldı kapandı gözü aşkın. Ah benim sevdiğim; ayrılık acı kaçarız ve biliriz.. Yalandır gözlerimiz... Işıltısız güneştir, pırıldamayan.. Canım efndim yitirdik başlamadan, bahçemiz ayrı var gel; uy bana martılara midye açalım.. Aman dert değil; ne benim saçlarım ipek, ne canda yonga ne senin mendilin düşer yollara... Haydi git sevgilim yasemin temel |
kulağımda ölümün çığlık senfonisi toprağı eşti kanlı elleriyle ecel söküldü zincirinden halka göğsüm cami avlusu yaşamak dediğin ilmeği kaçık pembe hırka -kapıda çamura bulanırken dostluk çiçek dokuyorduk bahçede gidişinle güzlendi mevsim bir daha saçlarını taramadı menekşe- çırılçıplak ölüm tek hecelik nefes boğuldu beslediğim martı karaya oturdu denizin mavi sesi içinden esmez rüzgar bu şehirde umut hep ölüm arifesi -ıslak bir bakış çaldı kapımı kırıldı bir ucundan gümüş çerçeve adın geçti acı iklimi masalda büründü dört duvar selviye- çay kokusuyla demlendi hüzün voltalar pas tuttu yokluğun durağında yoksun dünya mı yalnız yalnızlık mı dünya Ferhat Gülsün |
Daha Ne Olacaksın Ömrüm zindanlarda geçti benim. Kapkaranlık, umutsuz ve yalnız. Gün geçer hatalar nerede anlarız. Yüreğim ve ben... sevdiğimiz için buradayız. Ömrüm sürgünlerde geçti benim. Kimseye kötülüğüm dokunmadı. Sevdiğimdendir sürgün kararı. Keşke yeni baştan yazabilseydim kara bahtımı. Ömrüm hasretlerle geçti benim. Yıllarca yaşadım seni kendimle. Bir kez olsun seninim de. Yok... yok... senin gönlün başka gönülde. Ömrüm seninle geçti benim. Kapkaranlık zindanım oldun. Yanlış anladın, sürgünüm oldun. Şimdi de hasretim oluyorsun. Sultançiftliği - 25.02.2002 22:30 Sezgin Öndersever |
Seni nasıl sevdiğimi, Sana nasıl taptığımı bir gün anlayacaksın. Seni güneşim, Işığım gibi nasıl gördüğümü Bir gün sen de anlayacaksın. Senin kırmalarına, üzmelerine Vurduğun hançerlerin yaralarına Nasıl katlandığımı anlayacaksın. Bir gün sen de seveceksin Sen de benim gibi haykıracaksın. Bir gün olsun ben yüzünü güldüremedim, Sen güldüreceksin. Biliyorum, Sevmeyi başaracaksın Sevince; Sevmenin ne demek olduğunu anlayacaksın. Anlayacaksın özlemenin ne demek olduğunu. İş işten geçmiş olacak belki. Belki belin bükülmüş, saçların beyazlamış olacak Ama beni, Benim neler çektiğimi Sevda ateşine düşünce, O ateşte kavrulunca anlayacaksın. Bir gün sen de seveceksin Ve sevince, anlayacaksın. özlem şahin |
Seninle unuttum olup bitenleri Seninle söndürdüm içimde tütenleri Güneş gibi doğdun karanlık yüreğime Boğdun ışığınla Onu karanlığa itenleri Aldanmıştım Yüzü kızarmaz bir yalancıya Kanmıştım Duygu taciri bir talancıya Yıllarca çırpındım Alıcı kuşun pençesinde Paramparçaydı bu yürek Senden öncesinde Bir yudum sevgi için beş kuruşa satıldım Kara kışta, kor ayaza atıldım Merhem sür yumuk yumuk ellerinle Kapansın sırtımdaki şu yara Sar sarmala kar beyaz güllerinle Yeşersin gönlümdeki şu kara Gecemde gündüzümde Gamze gamze gülüş ol yüzümde Sevdama mührünü vursun Siyah gözlerin Ruhumda ki yaramı sarsın Efsun dolu sözlerin Ey yar...! Bana sesini de sessizliğini de özletme Mevsim son bahar Sende yolunu gözletme Bilirsin..! Anlık yokluğun bile beni örseler Vallahi ayrılmam senden fizana sürseler Billahi vız gelir alnımdan vursalar Anlarlardı cümle alem Bu aşkı...! Seni benim gözümle bir kez görseler..! uğur yeniler |
Liseli Kız Benim de bir zamanlar sevdiğim vardı Beyaz dantel yakalı liseli bir kız. Bağlarda, bahçelerde, yaylalarda yeşeren Al karanfiller gibiydi aşkımız... Gülünce içimde rengârenk güzel, Güller açılırdı iri. Hani bilirsiniz ya yıldızsız siyah Geceler gibiydi gözleri. Bir mermer çeşmeden akan su gibi, Geçip gidiyordu günlerimiz. Biz bize yaşıyorduk kendi kaderimizi Bütün yaratıklardan habersiz. Ve yuvada bekleşen sabırsız, küçük Serçeler gibiydik ikimiz. Gözleri konuşurdu susunca, mahzun: 'Seni seviyorum' derdi. Sevdadan, gurbetten, hasretten yana Sıcak türküler söylerdi... Üstelik bir ceylan gibi sebepsiz Ürkek halleri vardı. Ayrılık deyince oturup sessiz Çocuklar gibi ağlardı. Bilmiyorum şimdi kaç yıl, kaç mevsim İçli mektuplar yazdık. Bazen yan yana yürür, beraber otururduk Ama konuşamazdık. Ben görmedim şimdi öyle diyorlar Büyümüş artık liseli kız, gelin olmuş... Unuttum her şeyi diyormuş Ve her gece rüyâsını nur topu kadar güzel Sarışın çocukları süslüyormuş. Görsem çocuklarını şimdi diyorum Bakamam yüzlerine çaresiz Bana bakar çocuklar sessiz. Çocukları gözlerinden tanırım Biliyorum, hiç birşey bilmezler ama Bakamam, utanırım Yavuz Bülent Bakiler |
sevdiğin adam yontarsa seni parmak uçlarında yontabilirse yüreğini de eline alıp gözlerini kapatırsan gidersen dümen suyuna maksat gemi değil de rüzgarın hızıysa dalgalar çekildiğinde ayakların ve ellerin kesilir acıdan acımasızca. sevdiğin adam yıkarsa seni yağmur sularıyla okşarsa yüreğinin içine girip korkmadan gözlerini açarsa kıskanmadan hoyratça severse seni kanatlarından tutmadan gökyüzünde dolanırsın özgürlüğün ve onurun muhteşem bulutlarında. aşk seni ele verse de,tanrı tanır saflığı nice acılar yaşansa da aşk tanrı harcı şarkı söyleyiştir bir ömür izi kalan ekmeği çiğner gibi tüm açlığa yeten. tutkudur tüm zincirleri çözülmez eden aydınlanmayan sabahlar kadar kara çorak tarlada bitmeyen şimşek sesi içinde kavga,dilinde hançer yüzün baltasını arayan oduncu sırtında demir yumruk. ümran demircan |
| Saat: 05:21 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık