![]() |
Zaman Mı Geçti Ne Zaman mı geçti, yok ben mi esriktim, Zakkuma bağlardım güneşi, Gecenin ağır ununu elerdim, Ay benîisrail zeytini. Anlıksal birliğin simgeleriydi Gülkurusu, altın ve tirse, Sirinksin yediveren sesi, Asalbent, buhur kokuları içinde. Ölmüşüm orda bir aralık, Unutuverdim konuştuğum dili, Ama ağacın kendisiydi, Kavramı değildi görünen artık. Melih Cevdet Anday |
HANİ BENİM GENÇLİĞİM Hani benim sevincim nerede; Bilyelerim, topacım, Kiraz ağacında yırtılan gömleğim? Çaldılar çocukluğumu habersiz.. Penceresiz kaldım anne, Uçurtmam tel örgülere takıldı.. Hani benim gençliğim nerede? Ne varsa buğusu genzi yakan, Ekmek gibi, aşk gibi, Ah, ne varsa güzellikten yana, Bölüştüm, büyümüştüm. İçime sığmıyordu insanlar.. Bu ne yaman çelişki anne, "Kurtlar sofrasına" düştüm.. Hani benim direncim nerede? Hani benim övüncüm nerede; Akvaryumum, kanaryam, Üstüne titrediğim kaktüs çiçeği? Aldılar kitaplarımı sorgusuz.. Duvarlar konuşmuyor anne, Ve açık kalmıyor hiçbir kapı.. Hani benim gençliğim nerede? Daha kapılmamışken rüzgara, Tatmamışken rakıyı, Şiire yeni-yeni başlamışken, Koştum, dağlara koştum; Daha öpmemişken hiçbir kızı.. Yağmurları biriktir anne, "Çağ yangınında" tutuştum.. Hani benim bilincim nerede? |
aşkın öteki adıdır ölmek aşkın öteki adıdır ölmek çeker çilesini yalnızlığın sevdanın buğusunda yanar kor ateşlerde közlenerek. dalıp gider uzaklara bazen doğan günden medet umar sevgili gelecek gibi.. rüzgarla selam gönderir hasretini dokundurmak için bulut olur, yağmur olur yağar ovalara öbeklenerek. aşkın öteki adıdır ölmek yalnız akşamlarında ağıt özlem, gözyaşı.. bir şişe şarap leblebi çekirdek sızar kalır masalarda ufaktan demlenerek. alıp başını gitmek ister bazen karlı dağlara unutabilirmiyim diye gittikçe çöker hasret düğüm düğüm olur boğazında bir sızı olur oturur yüreğine çöreklenerek. yırtar geceyi sesi seslenir ovalara! seni seviyorum, seni seviyorum!!! bekle geliyorum!!! diye yüreklenerek. |
Gözlerimde İki Damla Hüzün Kabuslar içinde uyandığımda Her gece Hayatım kabus Uykularım haram oluyor Aynadan yansıyan karanlık yüzümde korku Gözlerimde iki damla hüzün Karanlığın içinde senin yüzün Ürkek Ama sevgi dolu Gözlerin ışıtıyor odayı Gece sıyrılıyor karanlıktan Bir başka hüzün doluyor Sensizliğe alışamamış Ama Kaderine razı odama Yine uykusuz eşyalar Yine uykusuz anılar Ve yine Hayalin yansıyor gözlerinden Aynadaki yüzüme Odamı Sensizliğin içindeki Sıcak sevdan dolduruyor Gece Sensizliğinle bitiyor yine... |
Adı Aşk Mı? gözlerim kan çanağı uykusuz gecelerimin devşirmesi bir kaypaklık yaşıyor, gün ağır ve miladi bir koku seriliyor üzerime bir çamur sıçraması mesafedeyim tüm yollara çıplaklığımı çamurla örterken antik kent kazılarında bulunan heykellere dönüyorum kırılan kollarım ve kanatlarıma fırça telleri değiyor acıyorum asırların dinginliğine rağmen zamanımdan hiç bir şey yitirmeden |
Kal Demedin, Oysa! "Kal" deseydin, kalırdım. Demedin oysa... Kuru bir "Bitmesin" den başka hiçbir şey demedin. Öyle kuru, öyle soğuk, öyle uzaktı ki ondaki anlam! Bu kadar kolay mıydı her şey, bu kadar yakın mıydık uçuruma? Savunmayacak mıydın sevgimizi? "Kal" diye haykırmayacak mıydın ardımdan? Düşündüğüm bu değildi... Hayal ettiklerim, beklediklerim başkaydı senden. Mücadele beklemiştim oysa, yelkensiz olan gemimizi kıyıya ulaştırırız sanmıştım, kıyıya ulaştırırsın sanmıştım... Oysa O'nu denizin ortasında savunmasız bırakmama göz yumdun... Bu kadar yıpratıcı olamazsın... Oysa bir anlam olmalıydı yaşadıklarımızda! Paylaşılan duyguların bir anlamı olmalıydı. Yüreğimdeki martıların bir anlamı olmalıydı. Beynimizdeki melodilerin, aramızdaki çekimin, geçen akşamki sohbetin bir anlamı olmalıydı. Duygularımızın bir anlamı olmalıydı. Yüreğimdeki tüm MARTILAR'ı uçurdun şimdi... hangi yöne gittiler bilmiyorum, geri dönerler mi bilmiyorum. Dünya boşaldı mı ne! Neden bu kadar sessizleşti birden yaşam, neden artık parlamıyor yakamozlar gözlerimde, neden artık rüzgar esmiyor... her şey seninle mi kaldı yoksa... Mantığım, mantığımı bana bırak lütfen, ona ihtiyacım var. Bazı şeyleri anlamak için ona ihtiyacım var! Evet! Ben istedim ayrılığı, Çıkmaz yollara yönelen bendim, Kucağında bir yığın noktayla karşına çıkan bendim... Kahretsin! Bunu neden yaptığımı bilmiyorum Ve Senin buna nasıl göz yumduğunu... Tıpkı Balkondaki akasyaları sularken, fazla sudan dolayı sararacaklarını bilmediğim gibi... su onun için hayat olmalıydı oysa ve sen de benim tutunacak dalım! Bazı şeyler vardı aramızda biliyorsun, olmaması gereken ama daima varolan. Farklı uçlardaydık seninle, farklı mevsimleri seviyorduk farklı zamanlarda... sen büyük fırtınalara vardın, bense lodostan bile ürküyordum. Oysa başardığımız şeyler vardı her şeye rağmen, daha doğrusu öyle sanıyordum... Binlerce yıldız arasında, ayın güzelliğini gösterebilmekti tek amacım... yıldızları söndürmekti. . . sorunları yok etmekti. . . "Bitti" deyişim "Hayır" demeliydin! Hatta kıyametler koparmalıydın yüreğimde, Hendekler açmalıydın yoluma gidemeyeyim diye. Sahip çıkmalıydın gözlerimdeki ay'a sevgimiz diye... Beni yolumdan alıkoymalıydın... "Kal" demeliydin... defalarca "Kal" demeliydin... oysa demedin... Belki de senin çiçeklerin çoktan solmuştu ve ben akasyaları kışın yaşatmaya çalışmakla hata etmiştim... belki böylesi daha iyi oldu. . . "Kal" deseydin kalırdım... hem de seve seve kalırdım. Martılarla kalırdım Yakamozlarla kalırdım Demedin Bilir misin Kaç çığlık olup yıkıldı yüreğim giderken... Bilir misin Nasıl bir cana hasretti yüreğim, yolumdan döndürecek... Bilir misin Nasıl zor oldu ardıma bakmadan çekip gitmek... "KAL" desen kalacaktım... DEMEDİN OYSA! |
GITTIN... bu kadar aci duymazdim. Acim yas olup akmaliydi gözlerimden. AGLAYAMADIM... Gittin... Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa... Tutkum seninle olmakti, tutkum teninde erimek, tutkum hayati sadece seninle paylasmakti. ANLATAMADIM... Gittin... Gidisini önlemek için tutmak vardi ellerinden. Ellerim degil miydi her dokunusumda seni ürperten? Ürperirdin yine, biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini, gitmek için biriktirdigin bütün cesaretin kaybolurdu. TUTAMADIM... Gittin... Bir yikim gibiydi gidisin. Sen adim adim uzaklasirken benden, çöküp kaldi bedenim oldugu yere. Nice terk edilislere dayanan bu yürek, bu kez yenilmisti. Bu kadar zayif degildim ben kalkmaliydim. KALKAMADIM... Gittin... Oysa geldigin gün gidecegini biliyordum. Hazirdim gidisine. Kaçak zamanlari yasiyorduk. Zaman bitecek ve sen gidecektin. Bense gidisinin ertesi günü hayatima kaldigim yerden devam edecektim. DEVAM EDEMEDIM... Gittin... Bir sey söyledin mi giderken?.. "Kal" dememi istedin mi? Son bir kez "Seni Seviyorum" dedin mi?... "Bekle beni, dönecegim..." diye umut verdin mi?.. Beynim öylesine ugulduyordu ki. DUYAMADIM... Gittin... Nereye gittigin önemli degildi. Binlerce km. uzakta da olsan, iki metre ötemde de fark etmiyordu. Artik yoktun ve asil bu düsünce beni felç ediyordu. Kurtulmaliydim senden, bu yokluk duygusundan kurtulmaliydim. KURTULAMADIM... Gittin... Unutulanlarin arasina katilmaliydin. Anilari sandiga koyup hayati yeniden yakalamaliydim. Bu ask noktalanmaliyd, bu sevdadan vazgeçmeliydim. YAPAMADIM... Gittin... Bir okyanusun ortasinda, tek küregi kaybolmus sandalda dev dalgalarla bogusan bir denizciyim simdi. BIL KI SEVMEKTEN VAZGEÇMEDIM SENI, BIL KI SENINLE BIRLIKTE, SEVDANI DA TASIYACAGIM YÜREGIMDE, BIL KI; SENI ASLA UNUTMAYACAGIM Biliyorum aslinda sen hiç bir zaman gelmedin bana. Duymuyorsun ! Gitme diyorum sana,gitme ! Çigliklarim boguluyor gecenin karanliginda. Gece korkunç, gece sessiz, gece yalniz... Sesim kisiliyor Gidisin bitisi olacak yüregimdeki heyecanin, Gidisin sönüsü olacak gözlerimdeki atesin. Beni,yüregimdeki sevgiyi, Gözlerimdeki bitmek bilmeyen umudu unuttun! Ama ne olur bunu unutma. Gidisin dinderemez bu firtinayi. Bir firtinanin ugultusuyla sesleniyorum sana; GITME.... |
BİLMİYORSUN TUTKUMU O KAYBETMEK KORKUMU BÖLÜYORSUN UYKUMU GÖZLERİM UFKA DALAR İÇİMDE VOLKAN YANAR SENİN İÇİN ÖLEN VAR SEN FARKINDA DEĞİLSİN |
Yağmur Yağmur yağıyor. Mutfak camındayım. Nasıl üşüdüğümü bilemezsin. Menekşelerim çiçek vermiyor artık anne. Söylediğin gibi hep dibinden su verdim ama… Şimdi telefon açsam sana, sesini duymak da yetmiyor ki. Hep aynı cümleler; “Babamlar nasıl, ilacını aldın mı?” Nedenini bilmediğim bir ağlamak var içimde. Bir yerlere sığdıramıyorum yüreğimi. Bazen mutfakta dalıp giderdin yemek yaparken, tahta kaşıkla tencerenin başında öylece ne düşünürdün acaba? Özlemek çok fena anne. Anlamak seni; daha da fena… Omuzlarım ağrıyarak uyanıyorum sabahları. Benim kızımın omuzlarımı ovmasına daha çok var. Gittikçe sana mı benziyorum ben, ya da “Annenin kaderi kıza” dedikleri doğru mu? “Baban eskitir her şeyi kızım” demiştin bir kez, anlamamışım meğer, eskiyormuş anneciğim. Omzunu ovacak kalmıyormuş meğer aynı evin içinde. Şimdi duysan bunları ne üzülürsün; mutsuz mu kızım diye, çoktan kendinden vazgeçmiş bir sesle. Mutsuz değilim de anne, yağmura ve mutfağımdaki kedere çare bulamıyorum. Evimi topluyor, toz alıyor, patlıcan kızartıyor, televizyon seyrediyor, akşam çalan kapıyı açıyorum, açtığımı gören olmuyor. Pişirdiğim yeniyor da, güzel olmuş denmiyor. Çay demleniyor, demleniyor, demleniyor… Kederim mutfağımın her yerine yerleşiyor. Ah nasıl eskiyor her şey anne, nasıl eskiyor. Eskilerimi de atmaya kıyamıyorum. Seni çok özlüyorum. Bana yasakladığın bahçeler, sana da mı uzaktı hep? Gidemeyişine ağladın mı sende? Ne zaman eskiyor sevgiler? Ödenen bedellerin acısı geçince mi? İşte böyle, kalbimde bir acı. Şarkılar seni söyler. İclal Aydın |
Ben doğduğum gün öldüm Ben doğduğum gün öldüm Ölüme mahküm oldum Bu ölümde can buldum İşte dünya hayatı! Bu dünya ya hoş geldim İki elim boş geldim Bir var bir yokmuş geldim İşte dünya hayatı! Çoğu bitti az kaldı Sadece infaz kaldı Ölüme biraz kaldı İşte dünya hayatı! Herkes ölüm tadacak Allaha can atacak Dar bir yerde yatacak İşte dünya hayatı! Ne ben bir şey bilirim Her an düşebilirim Ölüp şişebilirim İşte dünya hayatı! Ölüm gerçek ve Haktır Mutlaka olacaktır Maksat insan olmaktır İşte dünya hayatı! Doğmamışız kazara Ölür vezir vüzara Herkes uğrar mezara İşte dünya hayatı! Bal der ki dünya yalan Yoktur ebedi kalan Kaderdir hep bu olan İşte dünya hayatı! |
| Saat: 02:45 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık