![]() |
Elveda! Gitmeyecek dualarım boşa Gökyüzüne taşıyacak ismini senin Eğer Tanrılar aldırıyorsa dualara Bizlere mutlu bir hayat sunmak için. Sözcükler, iç çekişler, hıçkırıklar boşa Kanlı gözyaşlarından daha fazla şey söyler Feri kaçmış ve suçlu gözlerde gizlenen Bir elveda sözcüğü, - Elveda! – Elveda! Bu dudaklar suskun, bu gözler kupkuru Ama yüreğimde, beynimin içinde Bitmek tükenmek bilmeyen bir ağrı Uykuya dalamaz bir daha düşünce Ruhumda ne bir yakınma ne taviz Acılar, tutkular ayaklansa bile Tek bildiğim şey boşunaydı aşkımız İçimdeki tek söz: - Elveda! – Elveda! Lord Byron |
Vakti geldi ayrılığın ne yapsak boş Kurtulamaz bu sevda bu amansız rüzgardan Yüreğimde saklı kalan anılarla Gidiyorum bu şehirden sevgilim hoşçakal“Vakit tamam seni terk ediyorum” Diyen şarkıdaki gibi Ben de yorumsuz bir hayatı seçiyorum Sevgilim hoşça kal Ben gidiyorum… Yaraladık, yıprattık, örseledik birbirimizi İntikamımızı da aşktan aldık. Amansız rüzgârda bir yaprak gibi çaresiz bıraktık sevdamızı Kurtulamazdı, çaresizdi. Kopacaktı dalından. Koptu… Bu yürek bu kadar anıyı nasıl saklar Bilmiyorum Sadece gidiyorum bu şehirden Sevgilim hoşça kal Gözlerindeki yaşı sil canım Beni burda bırak git Gereksiz artık anlamı yok sözlerin Bu aşk gömülmeliAğlama, bu ayrılığa ağlamak gözyaşlarına ihanettir Gözlerindeki yaşı sil canım. Ya izin ver ben gideyim ya da beni burada bırak git Gereksiz artık sözler, anlamı yok Çoktan ölmüştü, hayal dünyasıydı, yitikti Ya bitecekti, ya da bizi bitirecekti Ölen gömülür sende biliyorsun Bu aşk gömülmeli Oysa seninle çok zamanlar paylaşırdık Acıları umutları hiç usanmadan Yüreğimde saklı kalan anılarla Gidiyorum bu şehirden Sevgilim hoşcakalSeninle çok zaman paylaştığımız Umutları az, sevinçleri az, acıları çok olan bir aşktı Yılmadın, usanmadın biliyorum, yine de katlanırdın biliyorum ama Şekil değiştirmişti bu ilişki Terli sırta havlu koyan anne eli gibi olmuştu Sevgi vardı yani, hem de ta köküne kadar Ama ya aşk? İlişkiye kontak olan aşk Habersizce çekip gitmişti Sitem etme bırak, anlatma yaşadıklarımızı Saçıp dökme ortalığa Yüreğimde saklı kalsın anılar Ben gidiyorum bu şehirden Sevgilim hoşçakal… |
Sen Vurdun da Ben Ölmedim mi Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi Çölde su, mah****a gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni Sense araya korkular koydun. Yasaklar koydun... Şimdi nerdesin diye sakın sorma Sen çağırdın da ben gelmedim mi? Sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara, Yağmurlu havalara...Bu kasvetli akşamlara Sen varken Bakıp içlenmezdim tren istasyonlarına Otobüs duraklarına... Sen varken ayrılanlara ağlamazdım... Yıkılmazdım biten sevdaların ardından Gidenlere küsmezdim Kalanlara acımazdım... Sen varken böyle üşümezdim-titremezdim Masumdum, çocuklar gibi Böyle delirmezdim-küfretmezdim... Hele ölmeyi hiç düşünmezdim. Şimdi soruyorum sana Adı sevdaysa bu cehennemin Sen yaktın da ben yanmadım mı? Biliyorsun Bütün acılarına 'yeşil ışık' yaktım olmadı Bütün korkularına'arka çıktım'olmadı Dağlara merdiven dayadım olmadı Haziranda kar oldum yağdım avuçlarına olmadı Sevdim olmadı -yandım olmadı-taptım olmadı Artık benden pes Bu aşkın biletini istediğin gibi kes Nasılsa gidiyorsun Biliyorum git... Ama ardında Ağlayan bir çift göz Paramparça bir yürek Ve yıkılmış bir dağ görmek istemiyorsan Çek silahını-daya sırtıma Titrersem namerdim... Sen vurdun da ben ölmedim mi? A.S.İlkan |
isimsiz Sakın aklından çıkarma Hayatın acımasız olduğunu Ne olursa oLsun Kırma umudunu Sabret,mücadele et İşte o zaman yakalarsın mutluluğu Hayat bu ne olacağın belli olmaz Hep çalış hep çabala Sonunda mutlu olan sen olursun mutlaka Cansu Dökümcü |
"Yalnızım çünkü sen varsın" "gel" desen gelirdim gittiğin uzakta bendim dağ gibi bir ihanetten düştüm bu kendime son gelişim ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime kendimi suçüstü yakalıyorum ve kentsizliğimin isimsizliğini Araz'a uyak düşüyorum gözlerime senden düşler sürüyorum ıslak bileklerim kan bayramına yatıyor bana en büyük tehdit yine ben oluyorum sonra bir durağa yaslanıyorum sonra bir kente ve sen gidiyorsun ben kanıyorum diyorlar ki "kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun" oysa "gel" desen gelirdim biliyorsun yorgun Haliç'e biraz inat biraz ihanet bırakıyorum ellerinden bir tedirginliği bir tehdidi avuçluyorum aklıma düşüyorsun düşüyorum düşünce üşüyorum azgın hüzünlerle körlüğüme göçüyorum ayrılığın saati kaç geçiyor bilmiyorum yalanlarımla bir hiçlikteyim beni içinden kaç bu kentte her yağmur kendini ağlar aklıma düşsen yalnızlık oluyorum ağzımdaki uykudan öpmüyorsun nicedir nerde kimi üşüyorsun artık kendini yakan bir ateşim kendimize birbirimizden düşler yapamıyoruz şimdi boş duraklara yaslanıyorum boş kentlere oysa "gel" desen gelecektim gün düşlerime dönüşlerimde bakışın içiyor beni gözlerimden gövdemi düşürüyorum güz yavrusu duraklara uzaklığına uzanıyorum sevdiğin sonbahar geçiyor üstümden ama artık hiçbir göğü içmiyorsun dudaklarımdan yıkılıyorum şarkılara "kimseler biliyor" yalnızlık dostumdu şimdi korkum oluyor oysa "gel" desen gelecektim artık her şey kımıltısız bir geceye dönüşüyor güz artığı saçlarımda oynaşan sensizlik göz karana yenik düşüyor en korkak yanlarımdan kendimi yitirdikçe sana gidiyorum göbek çukurumda sobelere karanlık uyutuyorum düş satıcısı ispiyoncu bir ihtiyarın insafına kalıyorum uysal yalnızlıklar satın alıyorum gülüşümle ödeyerek ve içimde yalancı bir katil taşıyorum yeni utançlar biriktiriyorum eski günahlarıma cüzamlı ruhlar cehennemine gidiyorum ben kirli sözlerimi temize çekme oysa "gel" desen gelecektim gözlerim ihanete ihbar taşıyor kuşkulu bir cinayeti fısıldıyor kaşlarına sözü namluna sürmelisin şimdi en yaralı yanımdan vurmalısın beni çünkü uçmak düşmeyi göze almaktır avlunda bıraktığım az kullanılmış intiharları deniyorum ne vakit nikotinli ellerinden yola çıksam susuşuna kan döküyor gözlerim sen gözüne çiğ kaçtı sanıyorsun oysa bilmelisin Araz'ım kimsenin içi görünmez ve hiç bulamadıklarını asla yitiremezsin bak şimdi aramızda sessiz kalıyor söylenecek bütün sözler her sabah akşam oluyorsun alnından ellerine damlıyorsun yüzündeki yağmurla iniyorsun kente içine dert oluyorsun kentin dışına yağmur yüreğinde dağılıyor kristal şehirler duvarların kan öksürüyor ve sen başkalarının gözlerini yüzümde aramamayı öğreniyorsun beni bir durağa yaslıyorsun beni bir kente gidiyorsun oysa "gel" desen gelecektim susmak en inatçısı olmaktır yalnızlığın en susmakta neydi öyle sen en dinlerken biliyorum Araz'ım insan kendini bulmamalı, hep aramalı gittiğin yerden başlıyorum öyleyse gece cinnetlerimi de alıp yanıma denize bakmayı bilmeyenler bir gün mutlaka boğulur işte bundandır gözlerinden kaçışlarım siz hiç yar saçının bir telinden kendinize gurbet yaptınız mı ben şimdi gurbetim içimde taşıyorum heba olsa da senlerce yılım oysa "gel" desen gelecektim ömrümden düşürdüğüm sol anahtarlarına takılıyorum hep ve hayat yüklü kamyonlar geçiyor üstümden şairler ölüdür derler inanmıyorum en karanlık ceketimi giyiyordum ışığa kördüm çünkü şimdi ise güneşe ilerliyorum dirilmek için kimliği paslanıyor eski bir anarşistin gecenin kör gözünden utanıyorum hadi bana en militan kelimelerle saldır batır içime cümlelerini beyhude bir dehşet bırak hak ediyorum gizlilikten ölmek üzere olan bir akrep sızıyor içime can kaybından ölüyorum cenazemde namaz kılacağım zan altındayım yalanıma inanıyorum yorgun söylentiler kanıyor solgun yaralarımdan kırılır mı bilmem hüznümde taşıdığım kin kinim kendime susuşum sana küsüşüm tüm dünyaya üstü kalsın ihanetimin "gel" desen gelecektim yine bir tren geçiyor içimden sen kesiliyorum gülüşümün karşılığı saçların bir rüzgarın öyküsünü taşıyor görmüyorum söylemiyorsun kırılıyorum hiçliğimin etleri yolunuyor şizofrenik bir gecede sana bir öykü çıkarıyorum ağzımdan süsle beni ey aşk geçtiğin yerleri öpüyorum yarısı yanık bir aşkın küllerini taşıyorum dişlerindeki nikotin tadı terkimde sirenler ve ateş hatları içip sesini peydahlıyorum kendimden ve kentimden ıslak ceplerimi buluyorum el yordamıyla yasadışıyım tutukla beni gözlerimden kalemim bitti yitirdi şiirini şuur öldü kanımdaki mürekkep balığı solumdaki sise intihar etti intiharlar bir aşkı kaça katlayabilirdi ki ezik bir yürek yaşamak için geç bir zaman ölmek için ise erken çok davullu bir senfoni sürçüyor dikiş tutmaz ayrılığımda kirpiğinden yapılma bir darağacına geceyi asıyorum yoksun bu yağmurlar ıslatmıyor beni bir durağa yaslanıyorum sensiz gidişinin en sessiz harfinden yırtılıyorum "gel" desen gelecektim oysa kulaklarımdan bordo denizler dökülüyor şimdi herkes biraz sen biraz acı göğsümde bir vagon gizli sözler batıyor fırtınalar çıkıyor üstüme şakağımda intihar acemisi bir şairin delilik provaları arkandan uluyan kapılardan söküyorum kokunu yokluğunu kokluyorum yokluğunu yokluyorum çöz gözlerimi senden hadi ücranda yak bakışımı gözlerine bekçi sevdam dünden ve senden kalmayım içine her düşen kendi keşfi sanıyor seni oysa sen melekleri bile kıskandıracak kadar kendinsin ve kendini acıtmak istiyorsun ama güller kendine batamaz bilmiyor musun "gel" mi diyorsun herkes kendi gördüğüne bakar peki hayatın rüzgarında kime yelkeniz kıpırdamadan duramayız bir aşk boyu hadi en kanadığımız yerden susalım "gel" desen gelirdim "git" dedin ve gittin Aşka... Rüzgara... Ayrılığa... Zamana... eyvallah... |
Yine Sevgiye Dair Sevgimi yazdım şiirlerimde Ağıtlarımı Türkülerimi Sevinçlerimi yazdım Şiirlerimde... Nehirler boyunca âsi Sel olmuş gözyaşlarım Dağ başları kadar ıssız Duygularımı yazdım Şiirlerimde... Tek başıma kaldığım Kaygılara kederlere düştüğüm acılarımı yazdım Şiirlerimde... Sevgimi yazdım şiirlerimde Umutlarımı yazdım Dostluğu kardeşliği Sılayı ve hasreti yazdım Şiirlerimde... Zehir'i bal eyledim Dikeni gül eyledim Dilimi lâl eyledim yazdım Şiirlerimi... Sevgimi yazdım şiirlerimde Sessizliğimi yazdım Garipliğimi Mahzunluğumu Özlemlerimi yazdım Şiirlerimde... Varlık yokluk kaygısından uzakta Bütün hallerimi yazdım Uykularımı Düşlerimi Gülüşlerimi yazdım Şiirlerimde... Sevgimi yazdım şiirlerimde Mavide yeşilde morda Renklerin bütün tonunda Kuşları ve çiçekleri yazdım Şiirlerimde... Karları kışları yazdım Baharı yazları yazdım Ayrılığı sevemedim bir türlü Aç kurtları sevemedim Sadece insanı yazdım Şiirlerimde... Sevgimi yazdım şiirlerimde Dertleri kederleri attım bir yana Hep iyiliği Hep güzelliği yazdım Şiirlerimde... Davulları zurnaları yazdım Toyları düğünleri Barışı bayramları yazdım Şiirlerimde... Akılsızları pısırıkları Sağırları dilsizleri kovdum dizelerimden sadece yaşamı yazdım Şiirlerimde... Sevgimi yazdım şiirlerimde Boyunları kıldan ince Sözü kılıçtan keskin Ozanları yazdım Şiirlerimde... Pir sultanı yazdım Aşık Veysel'i yazdım Bayburtlu Zihni'yi Şeyh Bedrettin'i yazdım Şiirlerimde... Savaşı ve barışı Suyu ve ateşi Beş kıtayı Yedi iklimi Saf ve temiz yürekleri yazdım Şiirlerimde... Övgüyü ve sövgüyü yazdım Bozulmuşu kirlenmişi Rüşveti ve hileyi Adam kayırmayı Kaldırmak için ortadan Tüyü bitmemiş yetimi Ah-ı ve aman-ı yazdım Şiirlerimde... Bütün sevdaları yazdım şiirlerimde Bütün sevda türkülerini Çığ tutmuş şafakları Bal dökülmüş acıları Sabrı ve sefaleti yazdım Haktan ve haklıdan yana Hürriyeti Özgürlüğü Esareti yazdım Şiirlerimde... Fevzi Cahit Çiçek |
Gözlerim Seni Arıyor Aralık sonu mevsim hazan mevsimi Son yapraklar dökülüyor bir bir hafif rüzgarla Altından geçtiğim ağaçlardan İçimde kalan son mutluluk ümitleri gibi Güneş batıyor yine alıp götürüyor ışıklarını Başka diyarlara ta uzaklara Aklıma düşen gözlerin gibi sanki Isıtmak için buz kesmiş hayalleri Gözlerinin bakışıyle içimi ısıttığı gibi Telaşlı korna seslerine karışıyor hayırlı akşamlara Benim yalnızlığım sessiz bir feryat gibi Karışıyor yankılanarak onlara Yalnızlığın acısı yüzüme vurmuş sanki Mahallenin bakkalı sezmiş verdiğim selamda Mevsimin sisi çökmüş rakkase sanki Azda olsa yolumu aydınlatan lambalarda İçimde ümitlerin dansı gibi vuslatın meydanlarında Evimin kapısındayım elimde anahtarla Kendimi duygularımı boğacak zindan gibi Yalnızlığın zindanlarının kapısında Açıyorum içim buruk kapıyı usulca Resmin gözlerime bakıyor sanki Asılı tam karşı duvarda Her odaya resmin astım senin Asmasamda zaten resmen içimde hayalimdesin Bir ah çekiyorum ki sorma Ah be meleğim diyorum nerdesin nerdesin Sensiz tadı yok acılı menemenin Lezzet vermiyorda yaptığım sucuklu yumurta Odaları bir bir dolaşıyorum içim sancılarda Bir lahza mutluluk duymak için eski anılarda Unuttuğun elbiseyi kokluyorum Hissediyorum gül teniyin kokusu hala avuçlarımda Gözlerim seni arıyor bir an bütün odalarda Gezerken gönlüm tos pembe hülyalarda Şair: hasan gönültaş Ahmet Şadi |
İnan Ki İnan ki kırılmış bir ayna gibiyim, İnan ki paramparça, kırık dökük bizim aşkımız, İnan ki çaresizliğimin, ümitsizliğimin döküntüsüdür İnan ki şiirleri en hüzünlüsü, en çilelisidir İnan ki güzelim İnanır mısın? Bu yazdıklarım; /İnanmayan imansıza latife ve İnsafsız inançsızca ima/ Bülent Kaya |
İnadına Bu sabah bile bile geç kalktım yataktan, Sen yoktun yanımda. Evin bütün odaları boştu, Ne kedi sesi ne kuş sesi Ne de bir ayak sesi, Ben yataktan bile kalkmadım! Aynaya bakmadım, Traş olmadım, Banyo yapmam gerekiyordu, yapmadım. Ben bugün yataktan kalkmadım! Kalvaltı bile yapmadım, Telefon etmem gerekiyordu, aramadım. Çiçekleri bile sulayamadım, Pencereleri açamadım, Akşam oldu, güneş battı Yatağımın içini su bastı Seninle paylaştıklarım aklımı aldı, korktum. Ben bugün yataktan geç kalktım! Üstümü giydim, çiceğe su verdim Pencereleri açtım, kapıyı çarptım Çıktım dışarı. Sokaklar boştu, Kahvaltı bile yapmadım. Yürüdüm, dolaştım ilk büfeden bi şişe şarap aldım Ben bugün seninleyken yaptığım hiç bi şeyi yapmadım. Geldiğimde yatağı bile toplamadım, O yatağa yatmadım. Oturduğum koltuk dahi tek kişilikti, Senden önce aldığım Dışarda martıların sesleri Elimde şarabım Ben bu gece hiç uyumadım. |
Öyle Çoksun Ki Bende... Bir kara kalemim vardı elimde Bir de şiir fısıltısı yüreğimin içinde Sürükleniyordu peşinde hece, tümce Sözcükler en güzelinden. En özelindeydi gece sensizliğimin Sessizliğin çığlıkları içinde. Bir biçimde düştü kâğıt üstüne gözlerin Vallahi de ben çizmedim! Ben sürmedim saçlarına ipek rengini Gamzelerine güneşi ben koymadım Kendin aldın nur'unu. Kendin suladın gülümü yürekte açan Dikenime dokunmadan Okunmadan bitti şiir Yetti resmin yetti... Oysa ki, sisler vardı öncesinde gecemin Karaydı kalemimin ucu gibi yazgılar Çizgiler derin yüzümde. Gözlerim de belirince damlalar Buğulanınca camlar Düştü tüm anlar! Aynalar oldu senli yansıman bana Dudağından bal damlalar Işılayan bir çift gözün sürmeleriydi Süzmeleri aşkından. Taşkına gelmesiydi sevdamın senden Endamın vardı vurucu Büyücüler gibi içimde tutkum Sana yürürüm ben sana Can tutulur, anlasana! Zor kurtulur dolunaydan bulutlar Umutlar vurulur her bir damla da Havada barut kokuları var Önünde cesedim. Tetikleri ben kesmedim sevgili Billahi de istemezdim. Şiir diledim sadece, sevgiliye delice Kendimce tutmuştum kalemimi de Yüreğimi de koydum ortaya Serdim bağrımı masa üstüne Büstüne sarılmışım meğer Tütsüsüne falcının! Yalancının gözü çıksın sevgili Günü bitsin inanmazsan. İşte masam, işte kalem şahidim Sen idin sen kâğıda düşen Büyüleyen özlerimden... Uykular sana firarı saatlerimdir şimdi Duygular çırçıplak peşinden koşar Çoşar melekler senli kanatlı Tanrım bir özel yarattı Bana aktın, bana.. Taptım sana, anlasana! Yaktım putlarını artık yalancılar Yıktım duvarlarını tüm acıların Sancılarım doğumuna tutuldu Vuruldum beter. Resim resim, isim isim çoğalanımsın Dualarımsın en çok dilenen Arzulanan yer gök. Vallahi de yalanım yok, billahi de yok Allah'ından kork sen de! Öyle çoksun ki bende, öylesine çok Bir benzerin yok sevgili bir başka Bir ezberim yok aşkta Senden başka! ... Mehmet Kesici |
| Saat: 01:55 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık