![]() |
TutSak düŞmüŞ çIgLIkLarIm vAr kırılgan adımlar atıyorum parçalanmış topuklar inadına... bakışların kuytulanıyorken yüreğimde düşlerim düşer gecenin koynundan düş (le)mek acı yokluklar tenhasında... en baştan harlanmış yangınlarım var üşümüşlüğünde yüreğimin talan görmüş şehirlerim mağlup... kırılgan adımlar atıyorum parçalanmış topuklar inadına sen gidiyorsun... ben susuyorum.... küsüyorum her anına gençliğimin yumruklar sınıyorum sonra sensizliğin duvarlarında tutsak düşmüş çığlıklarım var feryadında ömrümün karanlıklarda (d)üşüyorum yangın yeri sokaklar inadına sen gidiyorsun... kan kusuyorum... |
Kime? Gelene mi, gidene mi? Kime yanam, kime dönem? Ağlayana, gülene mi? Kime yanam, kime dönem? Şu dünyanın haline mi? Tabiatın katline mi? Şu beşerin cehline mi? Kime yanam, kime dönem? Riya ile gezene mi? Para ile düzene mi? Dost Engin’ i üzene mi? Kime yanam, kime dönem? |
Yüreğin Komşu Kapısı Mavide düşüyorsun aklıma hep. Bulutu oluyorsun yüreğimdeki semanın. Bir bahar kokusu çöküyor genzime, ılık esintiler sarmalıyor tenimi, kulağımda kuş bağırtıları − sesin yerine... Koca yüreğim hüznüme dar geliyor, çünkü yoksun, çünkü yokluğun kara kış. Boşluğa bakarak söyleniyorum en güzel şiirlerin en gizli dizelerini yineler gibi: 'Zaman geçecek! ' Ah, ne yapsam da sevemiyorum kışları. Yüreğimi buzul kılıp da kırılganlığımda eriyorlar birer birer kar kuşları. Nasıl da dilsizleşiyor sevda evsiz kalınca, bilemezsin. Nasıl da suskun isyanlarla yutuyorum sızılarımı. Hükmü yok uzaklığın. Yüreğin yüreğimin komşu kapısı. Sevdanın mekânı yok, kuralı yok; hudut tanımaması gibi kelebeklerin, tel örgüleri sessizce aşıvermesi gibi çimenlerin, her toprakta aynı kokuyu kuşanması gibi gelinciklerin ve hangi ırktan olursa olsun aynı yumuşaklıkta olması gibi bebek ellerinin... sevdanın memleketi yok. Ah, teninin gizli kokusunda yatak düşleri... Ah, hiç öpülmemişçesine özleyiş acemi öpüşlerini... Ah, gözlerinde batan güneşe selam durarak yudumlamak Pierrelotti'nin demli çay tadındaki akşamüstlerini... Ah, seni bıkmadan özlemek... Ah, geçmiş baharlar gibi beklemek seni... Şiirlere de küsülürmüş; öğrendim bunu. Dizeler seni barındıramıyor; kafiyeler tamamlanamıyor; teninde gezinmeyen şiirler şiir gibi kokmuyor. Denedikçe gördüm ki hiç bir şiir İstanbul'a getiremiyor seni. Eski masallarda gizlenmeye meraklı periler gibisin; her gece yeni bir masalda anlatılmazsan belki de silineceksin. Ne çare ki dilim sustukça yüreğim, yüreğim yoruldukça düşlerim, düşlerim ıradıkça gerçekliğim çağırıyor seni. Öğrendim ki, ben yaşadıkça sen ölmeyeceksin. Bir şarkı dilimde kendini tamamlıyor. Efsunlu bir birikim taşıdığım, seninle yoğrulan, adına sevda deniyor. Var kendine aynalarda bak; gör ki sen, sevdanın gözlere görünen halisin; gör ki sen, tarihin tanıdığı-tanıyacağı en maharetli el işçisisin (hiç temas etmeden yüreğimi biçimledin): gör ki sen, binlerce yıldır sabırla beklenensin ve gör ki sen, her gün biraz daha, her saat bir öncekinden daha fazla, her dakika nefeslerime ortak olurcasına 'ben'sin, bendensin. Ey, yüreğimin ılıman mevsimi! Ey, ülkesini çeviren denize çocuk atlaslarında yürek armalı karakalem gemiler çizdiğim uzak sevda! Ey, beklenen! Sen, yüreğime nasıl bu kadar yakın? Sen, gözlerime nasıl bu kadar uzak? Sen... Sen... hangi masaldan kopup da yüreğimi kendine mesken ettin |
ismimi unuttuğun zamanlardı kimbilir belki de sadece ismimi kaç gece uykusuz kaldı düşlerim yarı uyanık sarıldım bende bıraktığın kelimelerine kimbilir bilebilir..? hem de bir çok gece beni anladığını sandığım bir sen vardı oysa beni herkesden çok duyumsadığını sandığım özgeleceğim vardı mesela, özgeçmişim değil nasıl da uzaklaşıyorum senden utanarak ama tahmin edemeyeceğin kadar sıkılarak beni bağışla diyemem sana diyemem yüreğimi ben yangınlara attım sensin beni senden ayrı tutan beni suskunluğunla sen kaçışlara attın kelimeleri araladığımda, gözlerimi alan her boşlukta ayrılık yatıyor ayrılık çıkıyor karşıma yazmak istemediğim her satırda bir zaman geliyor, unutmalıyım diyorum unutmalıyım avuçlarımda biriken gözyaşlarını uzaklar hep uzak kalıyor sevdaya biraz daha uzaklaşırsam, sol yanım hep uzak düşecek sevdana.. ne kadar ayrı kaldın oysa yazmaktan bir doğum günü geçti bu yalnızlıkta kimbilir kaç gece yağmurlar birikti kirpiklerimde kimbilir kaç gece sen hiç bilmedin bir düşünce var ki kemiriyor beynimi belki de hiç bilmek istemedin ne güller geldi ne sevgi dolu telefonlar oysa istediğim bir tek sendin yetişemedin.. eskiden sen baktığında görebiliyordum düşlerimi şimdi kim gözlerime baksa, sensizliğin intihar sahnelerinde buluyor kendisini sen hiç bir çift gözün içinde öldürüldün mü..? ben senin gözlerinde şahadet getiriyorum dudaklarıma akıt nefesini oysa umarsızlığından taşıyor bekleyişlerim nasıl bir bıçak gibi kesip atabilirim..? -miş’li geçmiş zamanların küllerinde şehvetimiz var sabret diyorsun sabrediyorum lakin, her gün artan acılarımda senin mutlak parmağın var susmaktan bıkmayan bir ben bir daha olmayacak diyebilir misin.? bende tutunduğun yer kadar benim de tutunmaya ihtiyacım var.. ismimi unuttuğun zamanlardı kimbilir belki de sadece ismimi kaç gece sığındım bende bıraktığın sözlerine yarı üşür bir halde küfürler yağdırdım rüyalarımın kesilişine kimbilir bilebilir..? hem de her gece hatırlayabildiğim senden daha çok sevilmem daha çok ben içimden.. şimdi aynaya son kez bak kendin için göreceğin yüz sende bıraktığım son eserim.. |
! ! İşte BuDuR ! ! ! Ne vaadler le kandırıldım . Ne vaadler le dolandırıldım . Söylenen şeyleri hep gerçek sandım . Güvendim , aslında herkese güvenilmeyeceğini bilemeden . Sevdim ama , sevgiye layık olmayanları . Ne sözler almıştım oysa , o vefasızdan . Ölüm bile ayıramaz ve sonlandıramaz dı sevgimizi ve aşkımızı . Öyle sıkı , öyle kopmaz iplerle bağlıydık ki birbirimize , bir gün gelip te ayrı dünyaların insanları olabileceğimiz aklımıza bile gelmezdi . Sanki güzel olan her şey yanıbaşımızda , kötü olanlar ise erişemeyeceğimiz kadar uzaktaydı bizim için . Ama bunlar sadece etrafa pembe gözlüklerle baktığım içinmiş . Geç te olsa anladım ki bütün suçum , her tatlı dile kanıp , her yalancıya güvenmekmiş . İnanmıyorum artık , verilen vaadlere . Hiç bir yemin ve laf , bir lakırtıdan öteye gitmiyor benim için . Yıktılar bütün iyi yanlarımı . Güvencimi ve sevincimi alıp götürdüler kalbim le beraber .. Affedin beni Ey güzel azınlık .. Ayırt edemez oldum kötüleri iyilerden .. Şimdi inkar etmek zorundayım , doğruluk adına bilinenleri .. İnkar Ediyorum .. Bu dünya da aşklar ve sevgiler sahteleşmiş , yalan dolan olmuş . Sevda adı altında işlenir olmuş tüm *****likler ... İnkar ediyorum Böyle aşkı , böyle sevdayı .. İtiraf Ediyorum .. Bu alemde ve sırlar aleminde yegane sevgili , beni yaratan ve kimseye muhtaç etmeyen yüce allahımmış .. Bundan sonra Tek Aşkım O Tek Sevdam O . GERİSİ YALAN ! . . |
Benzin uçuk,duyguların pek buruk Yine gözlerinde hüzün var senin... Ne yaparsak güler yastaki hüzün? Çözün şu bilinmez sırları çözün... El değmedik hülyaların pörsümüş, O derin bakışlar hayata küsmüş... Çocuk sana kimler haksızlık etmiş? Daha baharında çürümüş özün... O lekesiz yüreğinde pasın var, Zannederler lüzumsuz bir nazın var... Çocuk senin silinmedik yasın var, Oysa daha yaşanmadık yazın var... O kadar müşkil mi önündeki hayat? Çile yumağını sadı mı kat kat? Çok haksızlık ettik,bizde kabahat Onun için bir gülmedik yüzün var... El ele aşalım bütün yolları Hadi yavrum sende sıva kolları... Kof düzeni yıkmak için ahdın var, Bana göre açılacak bahdın var... |
Sen ve Ben Uzun bir yol var aramızda. Bir ucunda sen, bir ucunda ben. Bir ateş var bağrımda. Ateşi sen, külü ben. Ümit ışığı parlayacak gözlerimde. Ağlayan ben, ağlatan sen. Hasretin sarkısınısöyleyecek diller. Söyleyen ben, söyleten sen. Sevgimiz gelecek dile mektuplarda. Kağıdısen, kalemi ben. Bekledik, bekleyeceğiz yıllarca. Orada sen, burada ben. |
Bu bir tükeniştir Kalbe anlatılamayan esrarlı yangınların küllenişidir Seherine doyulamayan sabahın güneşidir Bu serzeniştir Çığlıkları uzaktan duyulan şeyda ateşidir Bitmeyen gecelere inat şafağın garip sökmesidir Renklerim deliliği hiç bu kadar sevmemişti Beyaz'a ölüm yakıştırdığım vakit Kırmızılar kıskandı durdu da Gözlerim hep maviyi aradı Derken pembe gülüşler yerini aldı Oysa ikinde vakti anladım Mavi kadar hasretsin içimde Caddelerden geçen insanlar kadar Kalabalık değildir bu gönlüm Yüreğim gökyüzü kadar kandil değildir Sahillerde efkarlanınca her gece Mavi kadar hasretsin içimde |
SEN GİDİNCE http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif sen gidiyorsun ya işine yetişmek için saçlarını, gözlerini, ellerini neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak termometrede yükselen çizgi kimbilir nerelerde soğuyorsun senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen insan insan bakan gözbebeklerin beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder ne gelirse onlardan gelir bana çalışma gücü yaşama direnci mutluluk gibi kazanılması zor mutluluk gibi yitirilmesi kolay bir açarsın ki mutluyum bir kaparsın ki herşey elimden gitmiş.. |
KİMİ SEVSEM SENSİN http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet sarışın başladığım esmer bitiyor anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli dudakları keskin kırmızı jilet bir belaya çattık / nasıl bitirmeli gitar kımıldadı mı zaman deliniyor kimi sevsem sensin / hayret kapıların kapalı girilemiyor * * * kimi sevsem sensin / senden ibaret hepsini senin adınla çağırıyorum arkamdan şımarık gülüşüyorlar getirdikleri yağmur / sende unuttuğum hani o sımsıcak iri çekirdekli senin gibi vahşi öpüşüyorlar kimi sevsem sensin / hayret in misin cin misin anlamıyorum |
| Saat: 23:44 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık