![]() |
Nasıl Unuturum Unutulmuş şarkılar dinliyorum,bu gizemli gecede Gözlerim resmimizi koyamadığımız boş çerçevede Ağlamaklı sesimin hüznü dolaşırken yüreğimde Söyle şimdi nasıl unuturum seni, Hep hayal etmedik mi isteklerimizi Yaşama dair ümitlerimizi Kararlıydık olacaktı herşey, Ama... Sen terkedip gitmedin mi? Söyle şimdi nasıl unuturum seni, Hani gülerdi ya gözlerinin içi, O an çırpınır yüreğim durmazdı yerinde Herşey bu kadar güzelken gülüm Söyle şimdi nasıl unuturum seni!... |
artık kendımı bıle sevmıyorum Anlamalıydım ben üzüldüğümde kılını kıpırdatmamandan, sadece işin düştüğünde aramandan. "N'aber, nasılsın" lâfının arkasına "Bir görüşelim mi?" ekleyememenden, anlamalıydım sevgisizliğini... Ben, seni görmek için sınırlarımı zorlarken, senin umursamamandan, alaycı konuşmalarından, ya da senden vazgeçerim diye korkup önüme bir parça yem atmandan anlamalıydım... Ben, hayatta hiç kimseye bu kadar sabırlı bu kadar mülayim davranmamıştım oysaki. Severdim özgürlüğümü, asi olmayı, bir bardak suda fırtınalar koparmayı, kimseye hesap vermemeyi... Bir bunları severdim bir de seni sevdim... Sevgilin değil sevdiğin olmayı istedim.... İlk defa biri benden hesap sorsun istedim, bir açıklama beklesin. Bu biraz açık değil mi ya da "Hayır bir yere gitmiyorsun, evde oturuyorsun" dan başka bir şeydi bu... Beni sorgula, duygularımı sorgula istedim. Olmadı... Ne kadar da kolaydım senin için, ne kadar da zahmetsiz... Tabiiki, bocalardın, emindin düzgün insan olduğumdan hayatında hiç karşına çıkmamış kadar düzgün, emindin seni çok sevdiğimden ve düşündüğümden; öyle olmasaydı her probleminde ilk beni arar mıydın? Nedenleri, niyeleri merak etmedim hiç, inan etmedim... Bu kadar sevgisizliğinde seni nasıl bu kadar sevdim, onu merak ettim. Benim için ne düşündüğünü, beni nasıl gördüğünü, sendeki beni merak ettim... Artık hayal kurmuyorum, geçmişe bu kadar bağlı olmamın sebebi; o zaman çok mutlu olmam bunu biliyorum... Şimdi tekrar başlasak da, yalnızlığı paylaşsak da sana gönlümü açabilir, gözüm kapalı güvenebilir miyim sanıyorsun? Şimdi artık tek başınayım... Hiç değilse hakkını veriyorum yalnızlığın. iki kişilik kocaman bir boşluktansa sensizliği ve yalnızlığı yeğlerim... Artık kendimi görmemek için aynalara bakmıyorum, üşürüm diye kazağını giymiyorum, ağlarım diye türkü söylemiyorum. Belki de sen haklısın! Artık ben bile kendimi sevmiyorum... |
PAPATYA Seviyor mu, Sevmiyor mu? Günlerden bir gün, evrenin bir noktasında, küçük bir tırtıl gözlerini hayata açmış. Doğal içgüdüleri ile hemen beslenmeye başlamış. Ne bulursa yemiş. Bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde, kendine güvenli bir yer bulup, bir koza örmeye başlamış. Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da, rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıkmış. Minik kelebek, uçabiliyor olmanın da verdiği mutlulukla uçmaya başlamış. Dağlar tepeler aşmış, ormanın her yerini dolaşmış. Derken bir vadiye gelmiş. Rengarenk çiçeklerin bulunduğu bir vadiye. Etrafına şaşkın şaşkın bakarken, vadinin öbür ucunda bir papatya görmüş. Bir anda afallamış. Ne düşüneceğini, ne yapacağını bilememiş. içinden "Ne muhteşem bir çiçek" diye geçirmiş. Ve vakit kaybetmeden yüzlerce renkli, hoş kokulu çiçeğin üzerinden geçip doğruca onun yanında almış soluğu. "Merhaba" demiş papatyaya, "sizi uzaktan gördüm ve yanınıza gelmek istedim.". Nazlı papatya şöyle bir bakmış konuğuna ve "Merhaba" demiş, "ben de yalnızlıktan sıkılmıştım zaten." Ve konuşmaya başlamışlar. Kelebek ona hayat hikayesini, nerede dünyaya geldiğini, geçtiği ormanı, tepeleri anlatmış. Papatya da ona kendinden bahsetmiş. Birbirlerinden gerçekten hoşlanmışlar. Kelebek bütün zamanını papatyayla geçirmiş. Gece olunca beraber yıldızları ve ateş böceklerinin danslarını seyretmişler. Gündüz olunca kelebek, kanatlarıyla papatyayı güneşin yakıcı ışınlarından korumuş. Minik kelebek papatyayı çok sevmiş. O kadar çok sevmiş ki, bir türlü onun yanından ayrılamamış. Papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyormuş. Ama cesaret edip de bunu papatyaya söyleyememiş bir türlü. Onu kırmaktan, incitmekten, bu yüzden kaybetmekten korkmuş. Papatya da kelebeği çok sevmiş ama o da bir türlü söyleyememiş sevgisini. Duygularının karşılığının olmayacağından, bu yüzden kelebeği kaybedeceğinden korkmuş. Böylece iki sevgili yan yana ama sevgilerini paylaşmadan sürekli sohbet etmişler. Böylece saatler saatleri kovalamış. Günler geçip de, kelebek artık zamanı kalmadığını, gücünün tükendiğini anlayınca, papatyaya dönmüş ve; "Üzgünüm ama senden ayrılmam gerekecek" demiş. Papatya buna bir anlam verememiş. "Neden" demiş. "Yoksa benim yanımda mutsuz musun?". "Hayır" demiş kelebek. "Bilakis, sen benim hayatıma anlam kattın. Fakat biz kelebeklerin ömrü sadece üç gündür. Ve ben de ömrümü tamamladım. Artık kelebeklerin hiç ölmediği bir yere gitmeliyim." Papatya bu duruma çok üzülmüş ama yapacak bir şey yokmuş zaten. Kelebek artık hiç gücünün kalmadığını, daha fazla tutunamayacağını fark ettiğinde,son bir gayretle papatyaya "Sevi seviyorum" diyebilmiş ancak. Papatya donakalmış. Sadece "Bende..." diyebilmiş kelebeğin arkasından. Ardından da gözyaşlarına boğulmuş. İçinden "Keşke onun da beni sevdiğini bilseydim. Keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim." diye geçirmiş. Papatya, sevdiğinin onu sevdiğini bilmeden geçirdiği günlerin acısına dayanamamış. Bir süre sonra yaprakları önce solmuş, sonra da dökülmeye başlamış. Her düşen yaprakta papatya, "seviyormuş" diye geçirmiş içinden.işte o günden beri, bunu bilen aşıklar, sevgililerine soramadıklarını hep papatyalara sormuş: "Seviyor mu, sevmiyor mu?"... |
sevmek -Sevmek inanmaktır. -Sevmek yaşamaktır. -Sevdiğini kendisi gibi, kendisinden de çok duyumsamaktır. -Sevmek sevdiği olmaktır. -Sevmekte ikilikler kalkar, bir olmalara gidilir. İki ten, iki kalp, iki gönül yoktur sevgide. -Tek bir kalp olunur, tek bir yürek olunur. -Sevmek paylaşmaktır . Sevdiğiyle sevdiğini paylaşmaktır. Sevdiğiyle kalbini bölüşmektir sevmek. Ki tek kalp olunsun. -Sevgide son yoktur. Sevgiler hiçbir zaman son bulmazlar. Biten sevgiler yoktur, bitmiş gibi görünen sevgiler vardır. Vazgeçiş de yoktur sevgide. Yaşandıkça yaşatılır sevilen. Ama kimi zaman sevgili için kimi zamansa sevginin bir gereği olarak saklanır bu aşklar. Vazgeçiş yoktur, vazgeçmiş gibi görünmek vardır o yüzden. -Sevmekte istemek yoktur. Sevgilinin olduğu yerde son bulur istekler. Bir şey varsa istediğin bu senin için değil, sevgili için istediğindir. -Ondan O'nun adına istersin. O'nu daha sonsuz sevebilmek için istersin. Sevme özgürlüğünü istersin, kabul edilmesini istersin. İstersin ama bir gün gelir bu istekler de son bulur. Kendinden istersin artık. Sevgiliyi daha çok sevmek istersin kendinden. Sonsuz kılmak istersin. Bu yolda sevgili olur mu, olmaz mı bunu sevgilinin isteği belirler. -Sevmek sevgiliyi istememeyi öğrenmektir. -Sevmek sevgiliyi sevgili olmadan sevmektir. -Sevmek; sevmek istemektir. -Sevmek, beklememektir. Beklentilerin son bulduğu bir duraktır o. Öyle ki tüm gerçekler, tüm dünya silinir gider. Ne O'ndan anlaşılmayı beklersin, ne onu anlamayı. Ne onun gelmesini beklersin, ne onun Leyla, Mecnun olmasını. Beklediğin bir şey yoktur sevmeyi becermek dışında. -Sevmek, gücenmemektir. -Sevmek sevgililerin hiçbir sözüne üzülmemeyi öğrenmek demektir. -Sevgilinin ölüm hançerine bile hayır dememektir sevmek. Onun vuruşuna, onun tokadına alınmamaktır, sevgiliden gelen her hareketi ve her sözü kabullenmektir. İhanetlere, hainliklere bile üzülmemektir. Sevgiliden gelen öl emrine bile ölürüm diyebilmektir. Kendi elleriyle kalbini bir bıçak ucuna koymaktır sevmek. -Sevmek ölmektir. -Sevmek, ölmesini bilmektir. -Sevgili için yaşamaktır. Onun eli, kolu, gözü, kalbi olmaktır. Ama artık onun bir şeyi olunmadığı bir zaman ölmesini bilmektir! -Sevmek, vermektir. Sevmek sevdiği için almasını bilmektir. Almamaya yemin ederek vermektir. Ama almalarda kurtaracaksa sevgiliyi almasını bilmektir sevmek! -Sevmek, tükenmektir. Sevmekten ölürken tekrar varolmaktır o sevgiden. -Sevmek sevgilinin gel deyişine hayır demektir. Sevgilinin aşkıyla boğuşurken, yüzerken o aşk denizinde sevgilinin uzanan eline hayır demektir. -Sevgilinin bakan gözüne bakmamaktır sevmek. Ağlayan gözlere şefkat ve tebessümle yanıt verebilmektir. -Sevmek, sevgili olmaktır. Sevgilinin yüzündeki gülücük olmaktır. Onu yaşama döndürecek bir damla su olmaktır. Sevmek sevgilinin limanı olmaktır. Sevmek sevdiğinin canı olmaktır. Onun ölümü isteyebileceği canı olmaktır. Sevmek yangın olmaktır. Yanmaktır, kor olmaktır. Dağ olmaktır, evren olmaktır. Her şey olmaktır, hiç olmaktır. Alev olup girmektir gönüllere. -Sevmek yürümektir gönüllerde. -Sevmek güvenmektir. -Sevmek onaylanmaktır. -Sevmek sevgiliye bir nefes gibi, bir ses gibi yakın olmaktır. Sevmek çok ötelerde olsa bile yaşamak ve yakın olmaktır sevgiliye. - Yakınlılıktır, doğallıktır, özdenliktir sevmek. -Yalansızlık, içtenlilik, ölümsüzlülüktür sevmek. İlk insanın, Havva'nın Adem'in saflığını ve temizliğini, çocuk masumluğunu taşımaktır sevmek. -Gözyaşı olmaktır, yağan yağmur olmaktır. Bir sonbahar mevsiminin sarı yaprağı gibi yalnız olmaktır sevmek. -Sevgilisizken sevgiliyi sevmektir. -Sevmek üşümektir. Sevgilinin yokluğuna üşümektir. -Sevgiliyle her şeyi göze almaktır sevmek. Ki -sevgilinin olduğu cehenneme yürümektir. -Sevgilinin olmadığı Cennete de gitmemektir sevmek. -Sevmek, sevgiliyi cennet etmektir. -Sevmek bir olmaktır. -Sevmek yaşamaktır. -Ve sevmek inanmaktır. -Sevmek bir başkasının hayatını yaşamaktır. -Sevmek sevmesini haketmektir. -Sevmek sevgilinin baktığı yerde, sustuğu yerde olmaktır. -Sevmek sevgilisiz geçen gecelerin sabahına varmaktır. -Sevmek saz benizli sabahlarda yaşamaktır sevgiliyi. -Sevmek sevmesini bilmektir. -Sevmek ölmesini bilmektir. -Sevmek SEVMEK olmaktır. -AŞK olmaktır. -Aşk bir kere sevmektir. -Sevmek aşkın kendisi olmaktır. -Ölümü Özlemeyen Aşkı Anlayamaz... |
NE YILDIZLARI İSTİYORUM GECE YARILARIMA, NE GÜNEŞİ İSTİYORUM GECE KARANLIĞIMA, ÇOK DEĞİL SADECE SENİ İSTİYORUM YALNIZLIĞIMA... |
SeVGi PaMuKtaN BiR BuLuT.YaĞmuR oLduM AvuÇLaRıNın AraSıNDaYım.Ne oLuR KaLBinDe aÇaN ÇiÇeKLerİ GöZYaşLaRıMla SuLa.SuLa Ki KaLBinDe BeNimDe BiR BaHÇeM oLsUn... |
DÜNYADA SENİ SEVEN 4 KİŞİ VARSA UNUTMA BU 4 KİŞİDEN BİRİ BENİM.DÜNYADA SENİ SEVEN 3 KİŞİ VARSA UNUTMA BU 3 KİŞİDEN BİRİ BENİM.DÜNYADA SENİ SEVEN 2 KİŞİ KALMIŞSA UNUTMA BUNLARDAN BİRİ BENİM.DÜNYADA SENİ SEVEN 1 KİŞİ KALMIŞSA UNUTMA BU MUTLAKA BENİM.DÜNYADA SENİ SEVEN KİMSE KALMADIYSA BEN ÖLMÜŞÜM..... |
Karanlığa DoğruYürüyorum yine bir gece vakti Yalnız başıma... Kimseler yok etrafımda Her yer sessiz,karanlık, Yıldızların kaydığı bu gecede Yine seni düşünüyorum Gökyüzüne bakıp... Kimbilir belki sende beni düşünüyorsundur Uyku girmemiştir gözlerine Hatta sende hatırlıyorsundur Geçen güzel günleri... Özlüyorsundur belki sende beni İnsan hayal ettikçe yaşar Bende seni hayalliyorum Belki bana dönersin diye Sende seviyorsan eğer beni Hiç düşünmeden gel sevgilim, Çünkü karanlığa doğru giden umutlarıma Bir güneş gibi doğacaksın... Geç olmadan gel SEVGİLİM Bekliyorum!... |
Kımıltı Bir ışık vardı Ben ona bakıyordum O ışık sallanıyor sanıyordum. Oysa hemen anladım, Ki ben kımıldanıyordum. |
Gıdenler hep bekle benı derler ve kalanlar hep bekleyecegıne yemın ederler" Her giden ardında bir bekleyen bırakır. Bazen ister bekle beni der.. Bazende bekleme hayatına devam et der.. Bu bekleme demenın ardında bır beklenme isteği vardır hep.. Nedense herkes bırı tarafından beklenmeyı özler. Özlenmeyi özler, yada birinin hayatında hep var olmayı bilmektir güzel olan. Ve her kalan yüreğindeki acısıyla bekleyeceğim der. Dönmeyeceğini bile bile... Gelmeyeceğini bile bile.. Sevmeyeceğini bile bile.. Ve bekler... Taki bir gün artık ümitler kesilip. Yolların tamamen ayrı olduğu fark edilene kadar.. Ve başlar keşkeler, pişmanlıklar.... Yanı başımızdayken fark etmediğimiz bir çok ayrıntı takılır hafızalara.Oysa ne güzelmiş yaşanılanlar dersiniz.. Meger ne çok sevmişim dersiniz.. Ve belkide hiç sevilmediğinizi fark edersiniz. En acısıda budur yaa zaten. Sevilmeden sevdiğinizi fark ettiğinizde beyninizi yer binlerce soru.. Başlarsınız cevabı besbelli olan sorulara kendinizce cevap aramaya.. Ve sorgulama zamanı gelir kendinizce.. Oysa unutursunuz bir şeyii. "Aşk Sorgulanmadan Yasanmalıdır.." Ama unutursunuz bu kuralı "nedenler ve niçinler" kemirir beyninizi.. Ağlamak sizin için kacınılmaz bir seçimdir.Ağlarsınız herşeye ve her olaya.. Baktıgınız her yer "onda" biter.. Gördüğünüz herşeyde "onu" ararsınız.. Aynadaki gorüntünüzde bir yansıma, sokaktaki köşe başında bir kucaklasmadır "o".. Yağan yağmurdur, denizdeki yakamozdur "o", gecelerin ayı, gündüzlerin güneşidir "o" Ve son cümleler dökülür artık dilinizden... "O" Mutlu Olsun Yeter... Diyebileceğiniz bir şey kalmamıstır çünkü.. Tıpkı yüreğinizi sizden aldığı gibi giderken cümlelerinizide götürmüştür yanında.. Sessizlik kalır geriye biten bir sevgiden... Ve Ayrılık Urganı kalır boynunuzda "yağlı bir ilmek gibi..." Sanki biri ha çekti ha çekecek.. Durdu sanarsınız dünyayı ha battı ha batacak.. Ama ne dünya durur nede o ilmek çekilir.. Hayat devam ediyordur ve bu çarkın içinde sizide bilmediğiniz başka diyarlara sürüklüyordur.. Biticek sanırsınız acınızı bitmez... Sadece bir yerlere saklanır yüreğinizde..Bir şarkida, bir şiirin içli mısralarında ve belkide bir sözde kanamaya hazır bir yaradır o artık.. "Sessizliğin İçinde Bir Çığlık, Karanlığın İçinde Bir Işık, Yürekte Kapanmaz Bir Yaradır Artık |
| Saat: 23:44 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık