![]() |
Seni dağladılar, değil mi kalbim, Her yanın, içi su dolu kabarcık. Bulunmaz bu halden anlar bir ilim; Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık. Sensin gökten gelen oklara hedef; Oyası ateşle işlenen gergef. Çekme üç beş günlük dünyaya esef! Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık! |
Sevmek... Dile kolay, kalbe ağır duygu. Hatırlıyor musun ansızın çıkıp gelerek nasıl da yüreğime taht kurduğunu. Ayrılıklar... Hüzünler... Gözyaşları... Hepsi zalimce birer birer gelip yüreğimin başköşesine oturmuşlardı. Hayat, simsiyah bir tüle sarılmış açılmayı bekleyen bir hediye paketi gibi önümde durmaktaydı. Hüzün yüklü karabulutların hızla yüreğimi kaplamaya çalıştığı bir zamanda, inatla girdin kararmaya yüz tutmuş dünyama... Kilometrelerce uzaktan, bambaşka bir şehrin, değişik havasıyla, taşıyla, toprağıyla... Umutlarıyla Şiirleriyle Farklı yaşamı ve sevdalarıyla her şeyden önemlisi sevgi yüklü, sıcacık yüreğiyle geldin. Karanlık bir girdabın içinde sürüklenmekteyken, tüm sevginle ve gücünle çekip çıkardın. Yaşamı yeniden sevmeme, hayata yeniden bağlanmama sebep oldun. Bu yüzden sevdim seni. Öyle farklıydın ki, yüzyıllardır kapağının aralanmasını, içindeki gizemin keşfedilmesini bekleyen kara kaplı bir defter gibi görmekteydim seni. Ben bu defterin kapağını ilk açtığımda, dokunmakta olduğum simsiyah ve sert yüzünün aksine, bembeyaz sayfalara yumuşacık bir yazıyla yazılmaya çalışılmış kocaman bir ömür gördüm. Neler yoktu ki içinde, ayrılıklar, ümitsiz bekleyişler, kederler Mutluluk getiren sevinçler, gözyaşları Yarınlara gülümseyerek bakan sevmeler... Daha neler... Neler... Kara kaplı deftere yazılmış, her bir cümle, yüreğime gemici düğümleri misali açılmamacasına, düğümlüyordu seni. Günüm seninle başlıyor, gecem seninle bitiyordu... Sesini duyduğum zaman yüzümdeki goncalar gül misali açılıyor, dünyam seninle dönmeye başlıyordu... Yolda yürürken, arabayla giderken, yemek yerken, insanlarla konuşurken, kısacası nefes aldığım her an, konuştuğumuz her cümle, anlattığın her şey, söylediğin her güzel söz beynimde yankılanıyordu. Ben sensizliği bile seninle yaşıyordum Bu yüzden seviyordum seni. Hatırlar mısın? Gökyüzünden aynı beyazlığın yeryüzünde iki farklı şehre yağdığı bir sonbahar günü, Kadir Gecesinde aramıştın beni... Nöbetteydim, bu soğuk havada sesin içimi ısıtmıştı, bu yola baş koyalım dedik. Biz birbirinden kilometrelerce uzakta, iki candık... Konuşmaya başladık, konuşma uzadıkça, dışarıda olanca hızıyla esen rüzgâra aldırmadan, park ettiğim arabanın içinde, ayaklarımı hissetmekte zorlanana dek, sense soba yanmayan buz gibi bir odada soğuktan parmakların buz tutana kadar konuşmuştuk. Yaşamın her hali gelip geçmişti telefon tellerinden... Hiç kimse, yağan yağmur altında kulağıma senin gibi sözler söylemedi. Hiç kimse bana senin baktığın gibi bakmadı Hiç kimse beni, senin sevdiğin gibi sevmedi Ve hiç kimse ama hiç kimse yüreğinin sıcaklığını bana senin kadar hissettiremedi. İşte, o gecede, ne dışarıda yağan yağmur, ne de aradaki mesafeler bana tamam demene, beni sevebileceğini söylemene engel olamamış, o ana kadar hiç kimse beni senin kadar mutlu edememişti. Sevdan bana yakıştığı için, sevdam sana yaraştığı için seviyordum seni... Sana kavuşmak, seni sevmek kadar yasak ve imkânsızdı Ben sadece olabilme ihtimallerini sevdim. Ben kara kaplı bir defterin, bembeyaz sayfalarını sevdim Beyaz sayfalarsa kendisine dokunan her eli Ben sana âşıktım Sense aşka Ben seni seviyordum Sense mevsimleri Gelen her mevsimin kendine özgü bir güzelliği vardı, bu yüzden sen, sevemedin sadece beni... Sen, baharda açan her bir gül tanesini sever gibi sevdin, yeni gelen her sevgiliyi... Baharla her gelen sevgili için, unutup, sildin beni... Bil ki! bir ben silemedim yüreğimden seni... UNUTMAK İÇİN SEVMEDİM Kİ |
Aşka ve Sevgiye Dair Aşk ikidir sevgi bir; Aşk yalan,sevgi gerçektir. Aşk sudur,sevgi susuzluk. Bu yüzden sevgi hasrettir, Özlemektir,beklemektir. Asıl maharet: Susuzken suyu içmek değil Karşısına geçip seyretmektir. Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak; Aşk açmaktır,sevgi katlamak. Sevgi saklamaktır Yüreğini,gözlerini Ve de ellerini saklamak Bahar geldiğinde… Bir çiçeğe,yeşile,çimene Aşık olamazsın ama seversin. Arkadaşına aşık olamazsın Ama seversin. Toprağa fidanı aşkla değil Sevgiyle dikersin. Sevgi için ölünür,aşk öldürür. Aşk kıskançtır,nankördür Sevgiyi öldürür. Aşk Kabil’dir,sevgi Habil. Aşkla sevgi aslında kardeştir Babaları insandır,Adem’dir Aşk için şiirler yazarsın, Şarkılar yaparsın; Sevgiyi anlatamazsın. Çünkü yüreğine sığdıramazsın. Kalbini aşka kapatabilirsin Ama sevgiye kapatamazsın Sevgi gizli,aşk aşikardır. Yüz vermeyince unutursun Sen aşığım diye daha kendini kandır. Dedim ya sevgi gerçek,aşk yalandır. Dahası da var: Aşkın gözü kördür, Fazla naz aşık usandırır; Aşk oyun,aşık oyuncaktır. Sevgi ise yaşamdır,hakikattir. Aşk aceledir, Sevgi usul usul sabırlıdır. Acele işe hem şeytan karışır. Aşk ateşlidir Çünkü hastalıklıdır. Sevgi ılıktır Çünkü sağlıklıdır. Velhasıl bu iki kardeşin hikayesidir Aşka ve sevgiye dair… |
Sevdiğim Karanlıgın küf kokan nefesine teslim ruhum Sen yoksun yanımda esir almış beni aglamalar Sanki üzerime üzerime geliyor karabasanlar Her özlem dolu göz yaşlarım aktıgında Caresizlik sarıyor o an benliğimi Gözlerimden yaş degil kan akıyor sanki Koşup sana gelmek istiyor kalbim bir an önce Bir tokunuşunla sarışınla sonlansın özlemin Usulca süzülürken gözlerimden yaşlar caresizce Sensizliğin hesabını sorarlar gizliden gizliden Bilmiyorlar nereden nasıl bileceklerki Her gece senin icin hırcın caglayanlar gibi aktıklarını Perişan hallerde sürünmekteyim senden uzaklarda Gel buna bir care bul ey cok sevdiğim can cananım Gün begün eriyip tükenmekteyim sensizlikte Gel evlenelim be sevgilim O mutlu günleri görecekmi gözlerim dersin Yoksa aglamktan kör olup gidecekmi bilmemki İcimdeki özlemin dinecekmi Seninle bir ömürü mutlu gecirecegiz canım inan buna Selahattin Özbaş |
Mavilere Uyanmak Yedi iklim geçer, Ağarıp solan güz ışıklarından Yalan pencerelere doğru... Uykularda olur ne olursa Yangınlar, Takvim ziyanları, Gömülü sevdalar... İksir gibi yayılır Hücrelerimin rehavetine ıslaklığın Düş tüccarları ağır mesaidedir... Uykularda olur ne olursa, Talanlar Ve beton serinliği İnşaat halindeki aşkların... Uykularda ölür ne ölürse, Kıpırdayan su Gülümseyen yel... Yedi iklimin oralarda Kavalını kırmış bir çobandır Gökyüzü, Aklında new orleans Heybesinde caz! Yedi iklimin Bar olduğu yerdedir uykunun Alkol imparatorluğu Kalabalık avındadır bakışlar... Uykularda olur ne olursa, Bitmez efkar kırları Bazı saçlarda Ve ölüm gibi suskunluklar açar Derin kuyularda... Ve şaka gibi Ve sarsak sarsak Ve kımıl kımıl Bir yaşamaktır Mavilere uyanmak En kesif karanlıklara kafa tutan Gözlerinin mavisine kuşanmak... Senin kanatların var, Benim köylü yüreğim... Operada tezek kokusu Bu şehirdeki varlığım! .. Beni taşıyacak vesaitim yok Bu caddeüstü sevdada Ellerinden gayrı.. 'Gayrı dayanamam ben bu hasrete' Ya beni de yitir Ya sen de git Beni götürdüğün yere... Türküleri sev Yalan kahkahalardan uzak dur Canımın suyuyla yıka ellerini.. Aklımın maharetiyle giydir En mavi yerlerini... Senin adın Buzul mavisi! Çünkü mavilerde uyur, Benden sana geçen Sende beni kalkındıran ne varsa! Sevdiğim, açlığımın uzak ufku, Her sabah; Güneşten ne zaman işaret alırsan Ne zaman dar gelirse soluğun Böyle uzun sarılmaklara, Fikrini kurcalarsa eğer Açık korkular, İşte o zaman Mavilere, Mavilere Uyandır beni... Y.Erdoğan |
Gül Kurusu Pembe Dudaklarında Baharımın kızarmaya hazır güneşi gözlerimin altında, Uçsuz bucaksız cöller bir yağmur duası zamanında, Sevda çiçeği soluksuz güneşin bitip ay akşamlarında, Arı bile her çiçekten bal koklamakta, Bakışların gözbebeklerimin aynasında, Sevgi derdik ya olan olmuş bütün aşklara, Mümkün olmayan bir aşk yeşertiyorum hüzün serasında, Sonbahar bile bu durumdan muzdarip siniyor gönül avcuma, Durdurak bilmeyen yolculuklar bir aşktan diğer aşklara, Yalama olmuş vida gibi aşklar bir sevgilide kalamamakta, Gönlüm deli, kalbim nefessiz atışlarımda, Benzetmeye çalışırım seni doğanın her bir parçasına, Durupta beklemek seni her kışımdan diğer baharıma, Bu nasıl bir kavgadır, yüreğimin aşkla Her bir hüzün yara acmış teninin çatlamaya hazır hazanına Karar verilsin istemem sen yokken bu aşk davasında, Duvardan satırlar ve buğulu bir cam ardında, Muhtemel bir aşka ulaşmaya cok yakınımda, Aşk dolu sözler çıkmaya hazır dudaklarında, Söyleme yalan aşkı gül kurusu pembe dudaklarınla ... Serkan Şapoğlu |
Gözlerim seni arıyor Ellerim,Yüregim seni arıyor... Ama bir türlü göremiyorum seni bulamıyorum nerdesin kiminlesin şimdi..Ben karanlıklarda korkuyorum hani aydınlıgım ışıgım olacaktın bırakmayacaktın beni bu karanlıklara bak yoksun ..İçimde bir sızı var beni yiyip tükeden gittin sanki bir daha dönmemişcesine bıraktın beni bu karanlık kuytu köşelere. Oysa sendin içimi ısıtan gülüşlerime anlam katan şimdi yoksun ne gülüşlerimin anlamı var nede sözlerimin gitmişsin ben uyurken sessizce gitmişsin ve bana mavilikleri degil karanlıkları bırakıp gitmişsin.neden gittin böylesine beni dipsiz kuyunun içine atıp umutlarımı savurup neden gittin söyle şimdi seni mi merak edeyim yoksa aklımdaki binbir soruyla mı boguşayım söyle...Seni yüregimi merak ediyorum gidişinin sorgulamasını yapıyorum kendime beni böylesine karanlıga bırakıp gidişinin sorgusunu gözlerime,ellerime,yüregime soruyorum naptınızda gitti o maviliklerimi alıp neden gitti diyorum,yanıtı yok hiçbir sorunun,aslında yanıtı varda sen yoksun ki sen olmayınca ne sorunların yanıtlarının önemi kalıyor nede başka bir sorgu nerdesin nerde |
Mazi... mazideki hırçın bakışlarda arıyorum umudu... dalıp gittiğim senli günlere bakakalmışım senden bihaber neden diyemediğim kayboluşluklarda arıyorum varlığını ve bağırıyorum sessizliğe çıldırırcasına saatlerce... hadi çık gel,çık gel takılmadan meçhulüne zamanın ve barındırmadan ben bedenimde sabırsızlığı yalan değil yaratılışındaki efkarı görememek ya da bi haber oluşundan emin olamamak çığlığım tükenmeden boz bu sessizliği bekleniyorsun... beklenildiğini biliyorsun mutlusun yine de mutluluğumsun 28/09/05 Zekiye Aksoy |
SANA BİRİKİYORUM Artık çıkmıyorum İstiklal'e. Sabah Fatma Hanım uyandırıyor. Helva, ekmek, çay... Bana onlar bakıyor. Odanın hali perişan, Ben perişan, Kimse yok işime karışan. Ara sıra balkona çıkıyorum. Fesleğenler kuruduğunda Ocaktı. Ben baharı bekliyorum. Ne olduğunu bilmediğim Bir umudum var hâlâ Gözüm şişelere takılıyor, Becerebilseydim ne âlâ. Bu günlerde böyleyim ben, Yas denen şiirdeyim. Bir köşede gülüşün var, Sırtımda kanlı bıçağın. Hiçbir zaman duymayacağın, Duysan da anlayamayacağın Bir çığlıkta, Sana birikiyorum... Erhan GÜLERYÜZ |
YiNede SevMiştiM seNi LaNet oLası MesafeLere iNat.. Biliyor musun, yine bu kentin sokaklari islak... Bulutlar agliyor, bense onlara eslik ediyorum, agladigimi kimseler fark etmiyor... Sirilsiklamim ve en çocuk halimle üsüyorum... Böyle bir yagmurlu gecede çikip gelmistin. O andan sonra yüregime sakladim, her solukta duyabilmek için seni. Basimiz yoktu bizim, sonumuz da olmayacak. Bir anda basladik. Dokunan kadar dokunulanin da sarsildigi o an boyunca yasadik seninle askin tüm evrelerini; tüm umudunu, sefkatini ve firtinalarini. Tek bir dokunusta bir büyük sirri paylasarak yasadik o muhtesem kavusmayi ve hemen ardindan kahreden o ayriligi. Ben sana yenik düstüm... Sensizlik çok kalabalik geliyor yüregime; tasiyamiyorum. Öyle birsey ki bu; yagmurlarla birlikte agliyorum sana, bana... Yüregime katiyorum seni katabildigim kadar. Ruhum bembeyaz perdenin arasindan siyrilip senin karmakarisik hayalinle dolasiyor sensiz gecelerimde. O zifiri karanlikta dualar ediyorum. Kendime bile dilemedigim dileklerle sürüyorum seni aydinliga. Tükenmiyecektik... Tükenmiyecektim... Bogazim dügüm dügüm. Bu öyle birsey ki; acilarin en kahirlisi. Ve ben kahroluyorum.. Söylesene. Sen benden Vazgeçebildin mi? Oysa derdim ki; benim kirilgandir umutlarim... Biliyorum ki uzaga atarim yakinima düsersin... Bu kadar yakinima düsecegini nerden bilirdim. Ve bil ki çok sevdim seni kisa bir zamanda; bu lanet olasi mesafelere inat... |
| Saat: 20:45 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık