![]() |
Keşke Ne kadar uzun zaman gecmişti senin yokluğunun üzerinden ne ben sayabildim ne takvim yapraklari arda kaldi gecen günlerden…Hayata küskün başlamıştım yokluğunla şimdi sen yoksun yine küskünüm sensiz yıllara; gecen bu ömre küskünüm işte seni benden alan beni sende hiçe çeviren zamana bu kırgınlıgım.. Haberini alıyorum mutluymuşsun yeni sevgiliLERinle adımı bile unutmuşsun diyorlar inandım sanma! Biliyorum, sen benden başkasını sevemessin bensiz yapamazsın biliyorum.. Evet evet herkes yalancı olmuş seni bana düşman etmeye çalışıyor ama bilsinler artık asla vazgeçmcem senden asla..Özleye özleye içim kanaya kanaya yokluğunu yaşıyacağım. Çünkü biliyorum sende bensiz yapamazsın senin bana yeminlerin var, birbirmize verdiğimiz daha ne sözlermiz var onları yerine getirmeden gitmezsin sen benden biliyorum işte hala beni seviyorsun her anlamsız bakışından mana çıkardığımı söyleselerde ben biliyorum sen beni seviyorsun… |
Hasret Türküsü Uzundur bu yollar Giderim gözüm kara Sanmaki dönmem sana Beni bekle... Seni ben alam..! Olaki vurulmuşum Senden beterim yalnız... Vurulmuşum dağ başında Nöbetteyim... Sevdalı..! Yaralıdır can-ı yüreğim... Hasretinle erir giderim... Seni nasıl unutsun bedenim..? Gözüm dalar gariplenirim... Vurulmuşum besbelli Dolanmışım yar beline Bir türkü tutturmuşum Ağlamaklı hasrete... Yaralıdır can-ı yüreğim... Hasretinle erir giderim... Seni nasıl unutsun bedenim..? Gözüm dalar gariplenirim..! Suavi |
Neresinden baksan nafile çabaydı sevdamız, imkânlar dâhilinde yürütmeye çalışıyorduk imkânsız aşkımızı. Sen elit bir aşk istiyordun, ben “amiyane tabirle” seviyordum. Ne sen vazgeçiyordun, ne ben değişiyordum. Akıntıya karşı kürek çeker gibi seviyorduk sevgilim, üstelik dibi de delikti kayığımızın hızla batıyorduk. Sen Titanic filmindeki gibi bir aşk istiyordun, ben buzdağının görünmeyen yüzü gibi seviyordum. Göz göre göre çarpıyorduk, ne sen çığlık atıyordun ne ben dümen kırıyordum. Sen yıldırım aşkı istiyordun, ben sırılsıklam seviyordum. Caddelerde akan yağmur suları gibiydik sevgilim, yanlış zamanda ve yanlış yerdeydik. Bir fırtına süresince saltanat sürüp, fırtına dinince ilk mazgaldan aşağı dökülecektik. Sen ölümsüz aşk istiyordun, ben ölümüne seviyordum. Neresinden baksan çıkmaz sokaktı sevdamız, Yolun sonuydu uçurumun başlangıcıydı, ne sen dengeni kaybediyordun ne ben dengemi yakalıyordum. Sen göz önünde aşk istiyordun, ben körü körüne seviyordum. Geceyle gündüz kadar farklıydı aşkımız, Samanyolunda yürüyecektik hani, ay ışığı rehberimiz yıldızlar şahidimiz olacaktı, oysa güneşin ilk ışıklarıyla ne ay ne de yıldızlar kalacaktı. Sen hijyenik bir aşk istiyordun, ben marazi seviyordum. Neresinden baksan hükümsüzdü aşkımız, son kullanma tarihi geçmiş ilaçlar gibiydik sevgilim, kullanma talimatı yoktu bu aşkın, kendi kendimizi zehirliyorduk. Sen destansı bir aşk istiyordun, ben şiir tadında seviyordum. Bir Atilla İLHAN şiiriydik sevgilim, “Ben sana mecburdum bilemezdin, adını mıh gibi aklımda tutuyordum, büyüdükçe büyüyordu gözlerin, içimi seninle ısıtıyordum. Sen güneştin ben kardan adam, o kadar keskin o kadar düzdü ki gerçekler, yaşamak için ayrılacak ya da ölmek için bir arada olacaktık sevgilim. Neresinden bakarsan imkânsızdı aşkımız…. |
Sen Hiç Gitmedinki Çıkmıyorum eskisi gibi gün yüzüne Duyamıyorum sahile vuran dalga sesini Hissetmiyorum korkunu, acıtmıyor içimi Biliyormusun sen sol yanımdasın Hiç gitmedinki! Hayallerde kurmuyorum eskisi gibi Düşünmüyorum dünü düşünmüyorum yarını Beklemiyorum hayatın pembe yalanlarını Senden bana bir ben kaldım Biliyormusun sen sol yanımdasın Hiç gitmedinki! Sevgi sözcükleri anlamsızlaştı üç harfli aşk'ı okumak zorlaştı Gecelerimde yanımda seni aramayı unuttum Buluşmamızı beklediğin şafak saymaları unuttum Değişmeyen bir sen varsın, geri dönmeyen sen varsın Biliyormusun sen sol yanımdasın Hiç Gitmedinki! Caner Kenan Özdemir |
Geçmişe dalıyorum elimdeki albümden sanırsın sessiz bir filim sanki bana sesleniyor her bir resim,maziden bazıları renkli bazıları siyah-beyaz bazıları sararmış bazıları bomboz belli ki onlarda yorulmuş,yaşlanmış üzerleri bir karış toz bazılarının ucu yanmış onlarda sevdalanmış kendilerini yakmış bir kaçı gülümsüyor hayatı takmamış bazılarında çatık kaş yüz asılmış belkide ihanete uğramış bazıları yırtılmış sevdasından mı ayrılmış yüreğinin yarısı albümün arasında kalmış Heyhaat hayat buymuş yarısı yaşanmış yarısı albüm olmuş tozlu raflara kalkmış mazideki yerini almış hatırlanmış veya hatırlanmamış önemli değil dön bak maziye neler yaşanmış neler… Bülent Arı |
Sessizliğin hükmettiği odamda birbaşımayım yine.Hava soğudu sanki , kimbilir sen yoksun diye belkide bu titreme... üşüyorum... Üşüyorum... Kaç adımda biter bu yalnızlık? Kaç uykusuz gece daha geçirmeli bu hüznü sıyırıp atmak için üzerimden? Yine cevapsız sorular... Ne kadar da çoğaldılar.Her biri cevaplanmayı bekliyor "Umutsuz Vakalar" ardiyesinde... Sustuğum kadar konuşuyorum içimden . Sır'larım var bir ben biliyorum , bir de beni bilen... (Allah'ım) Susuyorum uzunca... Kirlenmesin istiyorum safhane duygularım.El sürmesinler istiyorum yüreğime. Tek sana kalayım istiyorum belkide... Diyemiyorum. Susuyorum uzunca... Yanağıma vuruyor fırtına sonrası yağmur.Ağlıyorum.Hani çıksan diyorum karşıma aniden , gülebilsem.Gülebilsek... Yüreğim ağır gelmeye başladı artık.Anlıyorsun değil mi susmalarımdan?Ağır geliyor ... Belkide fazla geldi bu sevda bana,bilmiyorum ama... Gitmek için çok geç, görüyorum... Seviyorum... Duyuyor musun? ... Ya da... Boşver duyma... Susuyorum uzunca... Susuyorum Susuyorum |
SENİ İSTİYORUM, ŞİMDİ Hiçbir duygumu ertelemedim ben. Yaşayacağım hiçbir şeyi sonraya bırakmadım. Sonra diye bir şeyin olmadığını biliyorum çünkü. Hep yarına dair hayaller kurmak, gelmesi mümkün olmayacak zamanları beklemek benim işim değil. Aşk zamana meydan okur; ama, sen karşı koyamazsın ona. Orada durup öylece bekleyemezsin geleceği. Bir adım atmalısın, bir el uzatmalısın aşka doğru. Aşkın anahtarı cesaret değil mi yar? Cesur olmak gerekmez mi bir sevdayı yaşamak, büyütmek için? Kaç gece geçti hesaplasana…Kaç gece bir sonraki günü düşünerek geçti. Neler yapabilirdik, neler yaşayabilirdik düşünsene… Her sabahı birlikte karşılamak vardı seninle. Sevişmekten yorgun düşmüş bedenini öpücüklerle yeni güne hazırlayabilirdim. Gözünü açar açmaz ilk gördüğün şey ben olurdum ve sen benim yüzümde mutluluğu görürdün. Bu kentin sokaklarında el ele dolaşabilirdik. Girmediğimiz sokak kalmazdı. Bakışlara aldırmadan sokağın ortasında sarılıp öpebilirdim seni. Bir şarkıyı sözlerini bilmesek bile bağıra çağıra söyleyebilirdik. Sonra bir filme gider, bir kitap okur, bir martının bir lokma simit kapabilmek için vapurların peşinden bıkmadan uçuşunu izleyebilirdik. Paylaştığımız her anı, beynimize bir daha çıkmamak üzere kazınırdı. Özlerdik birbirimizi delicesine. Bir saati yalnız geçirsek, bir sonraki saati iki saatlik yaşardık, arayı kapayalım diye. Peki biz ne yaptık? Aşkı bir bekleyişin sırtına yükleyip ona sadece uzaktan bakmakla yetindik. Her an aşkı yaşamak varken, her gün birbirimizi yeniden keşfetmek varken, bu yolda birer kâşif olmak varken sürgünleri yaşamaya mahkûm ettik birbirimizi. Bu sürgünlüğe son vermenin zamanı geldi artık. Sana huzur vaat etmiyorum. Aşkta huzur arayan yanılır. Ben tutkunun, en koyu sevdanın sözcüsüyüm. Onlar adına konuşuyorum. Yarını olmayan zamanlarda erimek adına konuşuyorum. Gözlerinin içine bakıp “Seni Seviyorum” demek istiyorum. Aşkın akışına kapılıp hiçbir kaygı duymadan gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum. Kokunu içime çekmek, teninin sıcaklığı ile irkilmek istiyorum. Yaşama senin adınla anlam katmak, mutluluğu bulmak ve bir daha kaybetmemek istiyorum. Seni istiyorum ey yar, canıma bir can daha katmak için, daha mavi bir deniz, daha mavi bir gökyüzü, daha mavi bir sevda için. Seni istiyorum, yarın, öbür gün, öbür hafta, öbür ay, öbür yıl değil….Şimdi! |
SENI SEVMEK YETMEZ... Agliyor mu gözlerin Sarilasi bedenin mi titreyen.. Sus konusma… Yüregi deniz kadin Biliyorum… Haykirdin sevdani daglara Kostun yalin ayak, karanliklarda Ellerinde bir avuç umuttu sözlerim Çiçek diye taktin saçlarina Geceleri sabah ettin.. Kan damlarken yüreginden Kan terler bosanirken teninden Yinede sustun canimin içi Bir kelime düsmedi dudaklarina Kaç kez düstün yerlere Bakmadin yol yaban mi Kanayan dizlerine umarsiz Aciyla dalga geçerek Yüzünde gülücükler açarak Yine kostun kollarima Simdi agliyorsan Acini serbet diye içiyorsan Ve o kocaman yürekle Hala beni böyle seviyorsan Seni sevmek yetmez gülüm Ayaklarina kapanmam Ellerini öpmem lazim Bin kere gelsem su dünyaya Yine arayip,seni bulmam lazim |
Mor mavi Mor mavi Huzursuz bir sessizlik var Dağılan taşlarını hayatının Topladığı etegini Savurdu rüzgarlara Beklemek istemeden Ruhunun geçtigi yolları Sessızce baktı uzaklara Yalnızım Yelda Tarhan |
Bir ******ya Ağıt sattım seni. iki para ettin. kolay olmadı alıcı bulmak, ruhun çürümüş zira, yüreğin kokuşmuş ...yalancısıyım yaşam biçimine dönüşmüş ihanetlerinin. etini aldılar -hatır gönül, zorla- teşhir için, mostralık yani, numune erdemsizliğe, ****luk ve alçalmaya, iliklerine bulaşmış fahişeliğe kısacası... üstelik yüzünde şiddeti en yakası açılmadık salyalı orgazmların/ın ve onurun orta yerlerde teş-hir e-di-le-cek-sin hastalıklı duyguların çırılçıplak... ne tutunacak bir dalın olacak, ne de bir delik, kaçacağın. .......... alışık da olsan, ve yatkın yine de yazık oldu, ucuza gittin. seni sattım, sattığın gibi beni... iki para ettin. Güven ANKARA, Aralık 2008 |
| Saat: 17:00 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık