MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

ÖmÜrCeK 8 Aralık 2008 19:06

Keşke

Ne kadar uzun zaman gecmişti senin yokluğunun üzerinden ne ben sayabildim ne takvim yapraklari arda kaldi gecen günlerden…Hayata küskün başlamıştım yokluğunla şimdi sen yoksun yine küskünüm sensiz yıllara; gecen bu ömre küskünüm işte seni benden alan beni sende hiçe çeviren zamana bu kırgınlıgım.. Haberini alıyorum mutluymuşsun yeni sevgiliLERinle adımı bile unutmuşsun diyorlar inandım sanma! Biliyorum, sen benden başkasını sevemessin bensiz yapamazsın biliyorum.. Evet evet herkes yalancı olmuş seni bana düşman etmeye çalışıyor ama bilsinler artık asla vazgeçmcem senden asla..Özleye özleye içim kanaya kanaya yokluğunu yaşıyacağım.


Çünkü biliyorum sende bensiz yapamazsın senin bana yeminlerin var, birbirmize verdiğimiz daha ne sözlermiz var onları yerine getirmeden gitmezsin sen benden biliyorum işte hala beni seviyorsun her anlamsız bakışından mana çıkardığımı söyleselerde ben biliyorum sen beni seviyorsun…


Nisyan-ı Bâtın 8 Aralık 2008 22:56

Hasret Türküsü

Uzundur bu yollar
Giderim gözüm kara
Sanmaki dönmem sana
Beni bekle...
Seni ben alam..!
Olaki vurulmuşum
Senden beterim yalnız...
Vurulmuşum dağ başında
Nöbetteyim...
Sevdalı..!
Yaralıdır can-ı yüreğim...
Hasretinle erir giderim...
Seni nasıl unutsun bedenim..?
Gözüm dalar gariplenirim...
Vurulmuşum besbelli
Dolanmışım yar beline
Bir türkü tutturmuşum
Ağlamaklı hasrete...
Yaralıdır can-ı yüreğim...
Hasretinle erir giderim...
Seni nasıl unutsun bedenim..?
Gözüm dalar gariplenirim..!


Suavi




ÖmÜrCeK 9 Aralık 2008 00:55

Neresinden baksan nafile çabaydı sevdamız, imkânlar dâhilinde yürütmeye çalışıyorduk imkânsız aşkımızı.
Sen elit bir aşk istiyordun, ben “amiyane tabirle” seviyordum. Ne sen vazgeçiyordun, ne ben değişiyordum. Akıntıya karşı kürek çeker gibi seviyorduk sevgilim, üstelik dibi de delikti kayığımızın hızla batıyorduk.
Sen Titanic filmindeki gibi bir aşk istiyordun, ben buzdağının görünmeyen yüzü gibi seviyordum. Göz göre göre çarpıyorduk, ne sen çığlık atıyordun ne ben dümen kırıyordum.
Sen yıldırım aşkı istiyordun, ben sırılsıklam seviyordum. Caddelerde akan yağmur suları gibiydik sevgilim, yanlış zamanda ve yanlış yerdeydik. Bir fırtına süresince saltanat sürüp, fırtına dinince ilk mazgaldan aşağı dökülecektik.
Sen ölümsüz aşk istiyordun, ben ölümüne seviyordum. Neresinden baksan çıkmaz sokaktı sevdamız, Yolun sonuydu uçurumun başlangıcıydı, ne sen dengeni kaybediyordun ne ben dengemi yakalıyordum.
Sen göz önünde aşk istiyordun, ben körü körüne seviyordum. Geceyle gündüz kadar farklıydı aşkımız, Samanyolunda yürüyecektik hani, ay ışığı rehberimiz yıldızlar şahidimiz olacaktı, oysa güneşin ilk ışıklarıyla ne ay ne de yıldızlar kalacaktı.
Sen hijyenik bir aşk istiyordun, ben marazi seviyordum. Neresinden baksan hükümsüzdü aşkımız, son kullanma tarihi geçmiş ilaçlar gibiydik sevgilim, kullanma talimatı yoktu bu aşkın, kendi kendimizi zehirliyorduk.
Sen destansı bir aşk istiyordun, ben şiir tadında seviyordum. Bir Atilla İLHAN şiiriydik sevgilim, “Ben sana mecburdum bilemezdin, adını mıh gibi aklımda tutuyordum, büyüdükçe büyüyordu gözlerin, içimi seninle ısıtıyordum.
Sen güneştin ben kardan adam, o kadar keskin o kadar düzdü ki gerçekler, yaşamak için ayrılacak ya da ölmek için bir arada olacaktık sevgilim.
Neresinden bakarsan imkânsızdı aşkımız….


arwen 9 Aralık 2008 01:00

Sen Hiç Gitmedinki


Çıkmıyorum eskisi gibi gün yüzüne
Duyamıyorum sahile vuran dalga sesini
Hissetmiyorum korkunu, acıtmıyor içimi
Biliyormusun sen sol yanımdasın Hiç gitmedinki!

Hayallerde kurmuyorum eskisi gibi
Düşünmüyorum dünü düşünmüyorum yarını
Beklemiyorum hayatın pembe yalanlarını
Senden bana bir ben kaldım
Biliyormusun sen sol yanımdasın Hiç gitmedinki!

Sevgi sözcükleri anlamsızlaştı üç harfli aşk'ı okumak zorlaştı
Gecelerimde yanımda seni aramayı unuttum
Buluşmamızı beklediğin şafak saymaları unuttum
Değişmeyen bir sen varsın, geri dönmeyen sen varsın
Biliyormusun sen sol yanımdasın Hiç Gitmedinki!
Caner Kenan Özdemir


arwen 9 Aralık 2008 01:45

Geçmişe dalıyorum
elimdeki albümden
sanırsın sessiz bir filim
sanki bana sesleniyor
her bir resim,maziden
bazıları renkli
bazıları siyah-beyaz
bazıları sararmış
bazıları bomboz
belli ki onlarda
yorulmuş,yaşlanmış
üzerleri bir karış toz
bazılarının ucu yanmış
onlarda sevdalanmış
kendilerini yakmış
bir kaçı gülümsüyor
hayatı takmamış
bazılarında çatık kaş
yüz asılmış
belkide ihanete uğramış
bazıları yırtılmış
sevdasından mı ayrılmış
yüreğinin yarısı
albümün arasında kalmış
Heyhaat hayat buymuş
yarısı yaşanmış
yarısı albüm olmuş
tozlu raflara kalkmış
mazideki yerini almış
hatırlanmış
veya
hatırlanmamış
önemli değil
dön bak maziye
neler yaşanmış
neler…

Bülent Arı


ÖmÜrCeK 9 Aralık 2008 01:53

Sessizliğin hükmettiği odamda birbaşımayım yine.Hava soğudu sanki , kimbilir sen yoksun diye belkide bu titreme... üşüyorum...

Üşüyorum...

Kaç adımda biter bu yalnızlık?

Kaç uykusuz gece daha geçirmeli bu hüznü sıyırıp atmak için üzerimden?

Yine cevapsız sorular... Ne kadar da çoğaldılar.Her biri cevaplanmayı bekliyor "Umutsuz Vakalar" ardiyesinde...

Sustuğum kadar konuşuyorum içimden . Sır'larım var bir ben biliyorum , bir de beni bilen... (Allah'ım)

Susuyorum uzunca...

Kirlenmesin istiyorum safhane duygularım.El sürmesinler istiyorum yüreğime.
Tek sana kalayım istiyorum belkide...

Diyemiyorum.

Susuyorum uzunca...

Yanağıma vuruyor fırtına sonrası yağmur.Ağlıyorum.Hani çıksan diyorum karşıma aniden , gülebilsem.Gülebilsek...

Yüreğim ağır gelmeye başladı artık.Anlıyorsun değil mi susmalarımdan?Ağır geliyor ... Belkide fazla geldi bu sevda bana,bilmiyorum ama...
Gitmek için çok geç, görüyorum...

Seviyorum...


Duyuyor musun?

...

Ya da... Boşver duyma...

Susuyorum uzunca...

Susuyorum

Susuyorum


ÖmÜrCeK 9 Aralık 2008 22:56

SENİ İSTİYORUM, ŞİMDİ

Hiçbir duygumu ertelemedim ben. Yaşayacağım hiçbir şeyi sonraya bırakmadım. Sonra diye bir şeyin olmadığını biliyorum çünkü. Hep yarına dair hayaller kurmak, gelmesi mümkün olmayacak zamanları beklemek benim işim değil.

Aşk zamana meydan okur; ama, sen karşı koyamazsın ona. Orada durup öylece bekleyemezsin geleceği. Bir adım atmalısın, bir el uzatmalısın aşka doğru.

Aşkın anahtarı cesaret değil mi yar? Cesur olmak gerekmez mi bir sevdayı yaşamak, büyütmek için?

Kaç gece geçti hesaplasana…Kaç gece bir sonraki günü düşünerek geçti. Neler yapabilirdik, neler yaşayabilirdik düşünsene…

Her sabahı birlikte karşılamak vardı seninle. Sevişmekten yorgun düşmüş bedenini öpücüklerle yeni güne hazırlayabilirdim. Gözünü açar açmaz ilk gördüğün şey ben olurdum ve sen benim yüzümde mutluluğu görürdün.

Bu kentin sokaklarında el ele dolaşabilirdik. Girmediğimiz sokak kalmazdı. Bakışlara aldırmadan sokağın ortasında sarılıp öpebilirdim seni.

Bir şarkıyı sözlerini bilmesek bile bağıra çağıra söyleyebilirdik. Sonra bir filme gider, bir kitap okur, bir martının bir lokma simit kapabilmek için vapurların peşinden bıkmadan uçuşunu izleyebilirdik.

Paylaştığımız her anı, beynimize bir daha çıkmamak üzere kazınırdı. Özlerdik birbirimizi delicesine. Bir saati yalnız geçirsek, bir sonraki saati iki saatlik yaşardık, arayı kapayalım diye.

Peki biz ne yaptık? Aşkı bir bekleyişin sırtına yükleyip ona sadece uzaktan bakmakla yetindik. Her an aşkı yaşamak varken, her gün birbirimizi yeniden keşfetmek varken, bu yolda birer kâşif olmak varken sürgünleri yaşamaya mahkûm ettik birbirimizi.

Bu sürgünlüğe son vermenin zamanı geldi artık. Sana huzur vaat etmiyorum. Aşkta huzur arayan yanılır. Ben tutkunun, en koyu sevdanın sözcüsüyüm. Onlar adına konuşuyorum. Yarını olmayan zamanlarda erimek adına konuşuyorum.

Gözlerinin içine bakıp “Seni Seviyorum” demek istiyorum. Aşkın akışına kapılıp hiçbir kaygı duymadan gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum. Kokunu içime çekmek, teninin sıcaklığı ile irkilmek istiyorum. Yaşama senin adınla anlam katmak, mutluluğu bulmak ve bir daha kaybetmemek istiyorum.

Seni istiyorum ey yar, canıma bir can daha katmak için, daha mavi bir deniz, daha mavi bir gökyüzü, daha mavi bir sevda için.

Seni istiyorum, yarın, öbür gün, öbür hafta, öbür ay, öbür yıl değil….Şimdi!


ener 9 Aralık 2008 22:59

SENI SEVMEK YETMEZ...

Agliyor mu gözlerin
Sarilasi bedenin mi titreyen..

Sus konusma…
Yüregi deniz kadin

Biliyorum…
Haykirdin sevdani daglara
Kostun yalin ayak, karanliklarda
Ellerinde bir avuç umuttu sözlerim
Çiçek diye taktin saçlarina

Geceleri sabah ettin..
Kan damlarken yüreginden
Kan terler bosanirken teninden
Yinede sustun canimin içi
Bir kelime düsmedi dudaklarina

Kaç kez düstün yerlere
Bakmadin yol yaban mi
Kanayan dizlerine umarsiz
Aciyla dalga geçerek
Yüzünde gülücükler açarak
Yine kostun kollarima

Simdi agliyorsan
Acini serbet diye içiyorsan
Ve o kocaman yürekle
Hala beni böyle seviyorsan

Seni sevmek yetmez gülüm
Ayaklarina kapanmam
Ellerini öpmem lazim
Bin kere gelsem su dünyaya
Yine arayip,seni bulmam lazim


Nisyan-ı Bâtın 10 Aralık 2008 00:41

Mor mavi

Mor mavi
Huzursuz bir sessizlik var
Dağılan taşlarını hayatının
Topladığı etegini
Savurdu rüzgarlara
Beklemek istemeden
Ruhunun geçtigi yolları
Sessızce baktı uzaklara

Yalnızım

Yelda Tarhan


karayoluE24 10 Aralık 2008 12:38

Bir ******ya Ağıt
 
sattım seni. iki para ettin.

kolay olmadı alıcı bulmak,
ruhun çürümüş zira, yüreğin kokuşmuş
...yalancısıyım yaşam biçimine dönüşmüş ihanetlerinin.

etini aldılar -hatır gönül, zorla-
teşhir için, mostralık yani,
numune erdemsizliğe, ****luk ve alçalmaya,
iliklerine bulaşmış fahişeliğe kısacası...

üstelik yüzünde şiddeti
en yakası açılmadık salyalı orgazmların/ın
ve onurun orta yerlerde
teş-hir e-di-le-cek-sin
hastalıklı duyguların çırılçıplak...

ne tutunacak bir dalın olacak,
ne de bir delik, kaçacağın.
..........
alışık da olsan, ve yatkın
yine de yazık oldu, ucuza gittin.

seni sattım, sattığın gibi beni...
iki para ettin.


Güven ANKARA, Aralık 2008



Saat: 17:00

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık