![]() |
Kendi şiirimi paylaşmak istedim... Ateş düştüğü yeri yaktığı günlere dair bir kaç kelimenin bir araya gelişi..Biraz hüzün, Bir de kÖmür gözün hikayesi VE YAŞAMAK Gölerin kaybetmesin hiçbir an esrarını Gönül bulmuş iken sonunda sultanını Uykuları bölerek, yad etmek c*****nı Bütün varını verip, bir defa küsmemektir. Bir gülüşe sığdırmayı düşünerek yarını Ve yaşamak yanında en güzel zamanını Parmakların tararken o güzel saçlarını Rüzgarına kapılıp, savrulup, ölmemektir Başında bin bir dert, omzuna yaslayıp Paylaşmak acıları göz yaşıyla ıslayıp Yarını iple çekip, saniyeleri sayıp En hırçın yanlarını, nazında beslemektir Her gidişin ardından boynunu büküp Yuvasına dönüşü, bir ceylan gibi ürküp Ayrılırken kalbini yerinden söküp Vuslatı bekleyip, türküler söylemektir. Yudumlarken sigaranın o acı dumanını Lanetlerken gecenin en karanlık anını Ve hesaba katarak geçecek yıllarını Resimlerle avunup ,bir an usanmamaktır. Başkurt 24.05.2004 Ankara |
not: ilk mısradaki ***** işaretlerinin yerinde "cananını" kelimesi var. VE YAŞAMAK Gölerin kaybetmesin hiçbir an esrarını Gönül bulmuş iken sonunda sultanını Uykuları bölerek, yad etmek cananını Bütün varını verip, bir defa küsmemektir. |
|
Benim Korkum Ölüm Değil Geçen gün senin yanında aklıma ölümüm geldi Sensizlik bir mızrak gibi saplandı kalbime O son anı hatırladım, o seni koyup gidişimi İlk defa bu kadar üzüldüm dünyaya geldiğime Ölüm! kaçınılmaz sonuç o soğuk kelime Bir gün ucuz bir f.. gibi koynuma girecek Yüzümde gezinecek pis ve iğrenç elleri Korkudan büyümüş gözlerimde hayaller can verecek Biliyorum üzüleceksin, ama bir gerçek Bir yerde sevişmek gibi, bir yerde yaşamak kadar Ne hazin sıcaklığımızın bizi terketmesi Ve yüzümüze birbiri ardınca kapanan kapılar Ergeç uzanır bir el son kampanyayı çalar Anlarız kaçınılmaz anın geldiğini Şehre bir bomba düşmüş gibi aynalar, camlar kırılır İnsan arar da bir türlü bulamaz güzelliğini. Kimse benim kadar bilemez ölümün rezilliğini Seni koyup gitmenin hüznünü ben anlarım Çünkü ben sende buldum kendimi, sende sevdim Senin yanında seninle değerlendi zamanlarım Ne acı gün kadehlerin boş kalması, şarkıların yarım Mevsimlerin birbiri ardınca bir anda bitivermesi Ansızın toprakla dolması gözlerimizin Karnımıza o çirkin böceklerin girmesi Kim bilir ölüm belki de bir çilenin sona ermesi Belki güzeldir, şu sefil dünyaya boş gözle bakmak Ne çare ki sen varsın, o dünyada sen varsın Benim korkum ölüm değil, seni yalnız bırakmak Ümit Yaşar OĞUZCAN |
Sevgi Tut ki Aşk Sevmek Bir su kadar gönüllü olmak akmaya Dahası tutku Bir ateş kadar niyetlenmek yakmaya Ötesi aşk, gel de aş Yanmışın arkadaş... Bunları bildiğin için olsa gerek herhalde Ne bir iz, ne adres Ne bir harf, ne bir hece -Fena fikir değil aslında bence de- Ansızın kaybolmak ortadan bir gece Nasıl bir duygu sence? |
Ellerimden tut Nerede, başlar nerede biter sevda sözleri Bir devasız yara gibi ciğerime düştüğün günden beri Sayıklıyorum yüzünü yangınlar içinde Yağmur yağar caddeler ıslanır Benim gözlerim ezeli ıslak Şarkılar çalar sahillerde, insanlar tebessüm içinde Alkole teslim ederler ruhlarını Ben sana teslim, seni söylerim Sana gelirim sakat yanımı sürükleyerek Viran olmuş gönül ülkesine seni sultan kılarım Gece devrilir ayyaşların üzerine Balıkçılar ağlarından temizler anılarını Buz gibi bir bardak mastikada aşkını demlerim Şimdi gitmek zamanıdır diyorsa da gözlerin Özgürsün uç artık diyorsada Kanatları olmayan kuşlar nasıl uçar bilmiyorum Yada varmıdır benden gayrı kanatsız kuş? Anamın romatizması gibi nükseder geceleri acın Ovuşturdukça yüreğimin dizlerini Gözlerime kan dolar, ellerim beton kadar soğuk Şimdi kenti beyaza boyuyor doğanın yaşlı elleri Daha bir sarılmış insanlar örtülerine Kelebekler göçmüş, kuşlar sığınacak bir çatı derdinde Çaylar bardaklarda yudumlayamadan buza kesiyor Senin şehrin geçiyor anılarımın içinde Hani o adına dar-ül celal dedikleri beyaz şehir İsmiyle müstesna Yakutiye'nin ağır taş duvarları Ellerim üşüyor Soluk alamıyorum zemherinin koynunda Ellerimden tut Bu şehirde heryer buz kayar düşerim Düşersem küser sana düşlerim Ellerimden tut ki düşmeyelim... |
Güle Hayran Bülbüllerin Yeni Sevdası mı Oldun Gülüm Gülde kokusunu duyunca gül kadar kısa yaşar diye koklamaktan korktuğum gülüm bu kadar da mı doğruydu korkularım. gül gibi toprakta mı biteceksin de toprağa kondun. Güle hayran bülbüllerin yeni sevdası mı oldun Ölüm yıldönümün gülüm bu gün tutsam bir kerede daha seni kanamadan ah bilmeden sevdim gülüm ömrünü ölüm seni benden aldı mı gülüm. Ölünce güle hayran bülbüllerin yeni sevdası mı oldun sen gülüm güllere bülbül gibi sevdalanmam ondan mıdır gülüm her gün senin özleminle, özlemin kadar çok gülü dikeniyle bastığım bağrıma yaralandım yaralandığım her hangi bir gün bu gün ölümünü hatırlatan gün bugün yaram ne kadar büyük, bilemezsin ki gülüm sen yerine ben ölmedim. |
Kimbilir... Sehirlerden,insanlardan uzakta bir evimiz olsun isterdim.. Bir penceresinden bakinca ucsuz bucaksiz deniz gorunmeliydi.. vahsi,cilgin bir deniz.. Kimi gun acilip acilip kapimiza kadar gelmeliydi dalgalar, tuzlu kopukler saclarimizi islatmaliydi. Geceleri denizin ugultusu kulaklarimizdan hic eksilmemeli ve serin bir ruzgar esmeliydi ansizin,iliklerimize kadar usumeliydik. Ocakta yanan odunlarin pariltisinda gozlerimizin en acik rengini gormeliydik,alevlerin sicakligi yuzume vurmaliydi, optukce yanmaliydi dudaklarin.. Pencereden giren gunun ilk isigi bizi uyanik bulmaliydi. Sonra gunes biraz yukseldigi zaman uykularin en guzeli, en dayanilmazi cokmeliydi. O bir uykunun icinde nefes alisini bile duymaliydim. Uyanir uyanmaz deniz kiyisina inmeliydik, mutlulugumuzu kumlarda kopuklerde seyretmeliydi.. Yalniz bir sure denizden usaninca el ele yakinimizdaki ormana gitmeliydik, koyu yesil golgeler kararincaya kadar cicekler toplamaliydik seninle, oradaki her agacin golgesine bir misra yazmaliydin benim icin.. Boylece mevsimler gecmeliydi.. Ruzgardan baskasi calmamaliydi kapimizi . ve biz bu butun yalan dunyadan, iki yuzlu insanlardan uzakta, bugune kadar kimsenin tatmadigi hazlari tatmali , o kimsenin varamayacagi bir yere varmaliydik. Kim bilir diyorum; kim bilir belkide bunlarin hepsi gercek olacak; deniz kiyisindaki kucuk ev,yakinimizdaki orman, elimizle yetistirdigimiz cicekler.ve geceler.. Kim bilir belkide asil gercek olan bu yasantimiz, yalan olan bu sensiz gecen gunler. Bu dayanilmaz ozlem belkide sonsuz bir beraberlige hazirliyor.. Biz belki dunyaya hic gelmedik. Belkide coktan sona erdi yasantimiz.. Belki hic birbirimizi gormedik,tanimadik. Ayri degil beraberiz belkide.. Ama yasiyorsam gelecek gunlerin seni getirecegine inandigim icindir! Butun bu caresizliklerin ortasinda en guzel gunleri ve kendimi sana hazirliyorum! Oraya bir gun varacakmiyiz acaba KIMBILIR.. |
Öksüz "Her gün mektebe gelirken Kulübesinin önünden Geçtiğiniz fakir kadın Pek hastadır, belki yarın Çocuğu öksüz kalacak; Bilmem onu kim alacak? Onlar için Dua edin!" - Bugün derste hocaefendi Bize bunları söyledi. Kuzum anne, Öksüz nedir? - Öksüz, Öksüz... Ah! Sen de bir Yarım öksüz değil misin? Büyüdün de onun için Söylüyorum; güzel ninen Kaç yıl oldu bu alemden Çekileli... ben halanım; VakIa ben de ananım. Baban asker, uzak yerde; Kim bilir, hangi çöllerde Sayıklıyor şimdi seni! Görmedin nineciğini; Sen dünyaya geldiğin gün O dünyadan gitti, küskün. - Ben onu hiç bilmiyorum. - Evet, bilemezsin yavrum. Görmedin ki... - Yalnız bilsem, Size benzer miydi, ninem? -Hayır, benzemezdi, fakat Biz sana benzeriz, şefkat; Oksüzüz, ben de, baban da. Bil ki evladım, cihanda Yarım öksüzler pek çoktur. Bil de teselli bul biraz. Hayır, birlikte yaşamaz Kimsenin anası babası. Vatan, öksüzler anası Yaşatırsak, bir o yaşar... YaşasIn ta haşre kadar! (1914) Tevfik Fikret |
Beni Sana Yönlendir Telefon numaranı bana yönlendir bundan sonra Arayan benden duysun sesini Ben anlatayım her günün, bütün ömrümün efsanesini Bütün hilelerini benden bilsinler senin Bütün yalanlarını ben söyledim sevdaların Her ayrılığın fâiliyim bundan sonra Ben yalancı, ben zalim, ben kaçak Ben sözümde durmaz, ben kazandığı gün çekip giden Benden bilsinler. Ben her hikayenin katili. Gamzelerine astığın suçluluğu, gençliğimin firâri fikrine yönlendir Arayan benden sorsun tarihinin ağır günahlarını Bırak benden bilsinler bu ayaklanmayı Bütün ipuçlarını bende arasınlar bu eylemin Bende kurulsun adaletin mahkemesi Yakınlarım çeksinler ipimi Sen yine yalancı şahit, meçhul tanık Sen hep olduğun gibi kal yani. Sen yine bana ödet harcadığın bütün kıymetli değerlerin bedelini Benden bilsin herkes hayata taktığın bu acıları Ben bağladım masumiyeti haraca Ben kestim bütün sevmelerin yüklü hesabını Aşkın sesini duyduğumda kaçacağım ben Ben bütün uyruksuz oyunların öz vatanı Ben yalnızlığın acı sitemi Ben eylemci, ben firâri, ben yok! Silah kullanmam hiç. Aldatırım ben Sen dünyanın bütün denizlerini, kuraklığının terkisine yönlendir bundan sonra Özleyen bende baksın gözlerinin mavi demine Bırak benden bilsinler sulak yerleşim bölgelerine giden toplu göçleri Çağların bütün savaşlarında da beni yensinler Bende arasınlar dünyanın aşka açlığının ekolojik nedenlerini Sen ölü kuşların kanatsız ruhlarına takılıp cennete git. Sen yine yalan söyle. Sen ihanet eder sevgiye Sen kavgalarımın ilk tokadını atıp kaçıver kalleşçe Sen sancı ol, deliliğimin koğuşu ol. Yok, yok. Sen yine.................. Benden bilsinler bu evin viraneliğini Ben yıktım binaların bütün duvarlarını Ben korktum yüreğimi açıp öpmekten Kaçtım işte bir aşkın esaretine düşmekten Kaçtım işte. Bütün gidişlerin sebebiyim aslında Ben korkak, ben deli, ben tokatçı. Ne kadar asil bir eylem olsa da Boyun eğilmez AŞKA! İçimde esaretin güftesini duyumsadığım an geçerim verdiğin her güzellikten. Ben asırlık sevdaların kelepçesine tüneyen hain kuşun ta kendisiyim. Sen en iyisi hiçbir şeyini yönlendirme bana Sen en iyisi beni sırtımdan vurmakla kal Yalnızca benden götürdüklerinden ibaret bir olay Yalnızlığımın baş ağrıları yıkan aklımı Sen bana hiçbir şeyini yönlendirme sakın Sen aslında kendini benden sakın Kişiliğine alışmak mümkün gibi Sigarayı bırakmak gibi yani alışkanlığını üzerimden silkelemek Yani ilk gün çıkmıyorsun aklımdan İkinci gün daha çok özlediğim belli olur Diğer günlerin halini hatırlamıyorum bile Bildiğim bir şey var hala ara sıra sigara gibi sabrımı yokladığım. Dumanında bir görünüp kaybolduğum Sen en iyisi hiçbir şeyini yönlendirme bana Batak sularda debinip dur Ara sıra ufkumda görünüp, kır dümenini sonra İnsanlığın tarihine çektiği bıçağı taşıyamıyor gururum Yokluğuna alışmayı sanki daha haysiyetli buluyorum Sen en iyisi benden uzak dur Ben yalnızlığın acı sitemi Ben eylemci, ben firâri, ben yok! Silah kullanmam hiç aldatırım ben! Uğur Arslan |
| Saat: 14:10 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık