![]() |
Tek kişilik bir oyunmuş aşk, Düşlerimin katili olup canımı acıtıyorsun. Ama olsun, sen yine de uğra yatağıma. Acıtsan da beni, Kararsa da gece, Özlüyorum seni çok... Susmak çok şey anlatır Susmak yahut da kaçmaktır, Susamışken sana Parmaklarım dudaklarımda Ses çıkarmamaktır. Ölü aşklar konuşmazlar... Alıntı |
Nur-ı Aynım Susmak bir karanlığın başka bir karanlığa Karışıp yanmasıdır bakışlarında senin Bir ömrün eylülünde sararmış yine toprak Bulut bir bezirgânın saçlarını arıyor Ben hangi mağaranın en ücra köşesinde Hangi yitik nehrine gömülmüşüm acının Bir kez olsun eğil de, denizin kalbine bak Susmak yine o yangın, yine mahkûm bir keder Nur-ı aynım, ıslak bir karanfil mi gözlerin Her yaprağı nazenin, her çizgisi ağlamak Sustum; pencereleri yağmurludur şiirin Kırılgan bir kapının ardında kaldı gökler Ellerim unutulmuş bir günün kıyısında Demek ki her lâmbası bana kızgın sokağın Yalnızlığa koşuyor bahçelerden ölüler Demek ki, ben en garip sahrasıyım bu çağın Bir kadın ayrılığın köprüsünden bakıyor Bir köle bir sultanı bekliyor uykusunda Ey bahar cellatları, akşam yüzlü sefiller Kuyudan gelen sesi duyalım, bir susun da Kuruyan çeşmelerden akmayı mı öğrendin Aynalarda ruhunu kaybeden şairlerin Sisli vadilerinden bakıyor gölgeleri Züleyha bahtımızı yakıyor kuytularda Senin kalbinde bahar, baharın kalbinde kış Kar tanelerinde can üşüyor ağlayarak Ey körebe oynayan hayallerim, gitmeyin Bırak uçsun öteye düşlerimi, ey fanus Bir rüyadan gelip de içime düşen çığlık Ya götür beni burdan, ya da ebediyen sus Nurullah Genç |
Vaziyet Bildiğin Gibi Değil İki Gözüm Bildiğin Gibi Değil Fena Akşam Oldu. Fena Akşamın Tezgahında Dokudum Saçlarını. Saatler Geçmek Bilmedi Desem, İnanmazsın. Fena Kokun Geldi Fena Kokunu Duydum Yüreğimin Ucunda. İncir Ağaçlarının Altındaki Penceremde, Sabahlar Olmak Bilmedi Desem, İnanmazsın. Günler Mi Uzadı Yoksa Hasretin Mi Belli Değil Vaziyet Bildiğin Gibi Değil İki Gözüm; Bildiğin Gibi Değil E.Özyağcılar |
İzmir Gelmemi isteme,dönemem İzmir, Sokaklarını,sırlarını bilirim bir bir. Kopardılar dalından gonca gülümü, Elbet gün gelir özlersem ölümü; Gelmemi isteme dönemem İzmir, Niçin dönmediğimi bilirsin bir bir. Bakarsın ölüm çağırır gelirim İzmir, Rüzgar olur denizden eserim bir gün, Avuçlarımda yakamozlarla dönerim bir gün, İçim yana yana sönerim bir gün, Karşıyaka'da soldu tomurcuk gülüm, Artık çağırıyor beni de ölüm. Dönmemi isteme dönemem İzmir, Karşıyaka'da ne oldu bilemem İzmir, Ben bu acıyı kolay silemem İzmir, Hüzünle tükendi geçti bu ömür, Adımın anlamı olsa da özgür, Ben tutukluyum gelemem İzmir; Bundan sonra artık gülemem İzmir. Gelmemi isteme dönemem İzmir, Sokaklarını,sırlarını bilirim bir bir. Kopardılar dalından gonca gülümü, Elbet gün gelir özlersem ölümü, Gelmemi isteme dönemem İzmir, Niçin dönmediğimi bilirsin bir bir. Erden Erkin |
Ve Kalemi Bırakıyorum Onurlu bir uykudan uyanırcasına Gözlerime mil çekip gönderin beni şehirden şehire Deniz sesi yeter bana Alnımdan bir kartal uçsun Ve konsun leşine çirkefliğin. Ve kalemi bırakıyorum Ağlıyorum başucunda orman kardeşliğinin Nazım'a şarkılar söyleyerek gidiyorum Sınırın ötesine gurbet diyorum, Hasret diyorum Çukurova'nın asi nefesine. Ve kalemi bırakıyorum Öncesini Meriç'le Sonrasını Dicle ile yıkıyorum seni tanıdığım vakitlerin Gürbüz bir çocuk emekliyor içimde Gittiğim her ana yön anneme varıyor Gittiğim her şehir Amed. Ve kalemi bırakıyorum Ne yalvarışlar haykırdı sesim İnleyen bir mezarlık gibi mabedim, Ne şiirden sevdalar yarattım, Hep aydınlığa sevdalandım Karanlıkta olduğumu bile bile. Ve kalemi kırıyorum İnsanlığımı şiirlerimle yargılayanlara sesleniyorum Ve insanlığımı Kimliğimle, Yeni bir kalem dileneceğim belki Yeni bir sayfa Yeni bir hayat Lakin içimdeki mağrur şairi asla öldürmeyeceğim Asla öldürmeyeceğim. Nedim Kardaş |
Bir Düş-tük Kırıl-dık! Bakma bana öyle, Sessizde durma, Özlemiyorum artık seni! Bir şeyler söyle, Akıllara zarar suskun cümlelerinle boğma beni. Dudaklarının altında biriktirdiğin sözleri çıkar, Sevmediğini haykır yüzüme, Yokluğuna dayanırım elbet, Yeter ki çık yüreğimin kafesinden. Damlalarım yoruldu akmaktan, Bir düş-tük kırıldık anla işte. Sana uzak olduğum kadar yakınımda, Çıkaramıyorum sen düşünceleri beynimden, İntihara neden olacak sen düşünceleri, Gülerken ağlamak nasıl? Veya ağlarken delirmek Benimkisi de böyle bir şey işte. Hissetmiştim gideceğini,Ayrılık kokuyordu nefesin, Gözlerin emanet bakıyordu, Hiçbir gidiş acısız değildir, Giderken yaşanmış acıları bana bırak, Yoksa bunun adı gitmek olmaz. Şarkımızın sözlerini al melodisi bende kalsın, Dilimde gözlerinin nakaratı olur elbet, Sana git diyişim 'şakacıktandı'.. istemeden kırmak gibi bir şey, Ama yinede sen git. Yeni yeni toparlamaya başladım kendimi, Biraz gülerim, ardından ağlarım, Bakma bana öyle, Sessizde durma, Böyle biriyim işte, Evet özlemiyorum seni, Alışırım yokluğuna da, Yalnızlıktan da korkmam, Yeter ki çık yüreğimden ve çıkar intiharları düşüncelerimden... |
Esmerim Öylece bakakaldım uzaktan sana Yaklaşıpta merhaba diyemedi Özleminle yanarken seven kalbim Uzanıpta elinden tutamadım Haykırmak istedim sevdiğim o an Canım benim, aşkım bir tanem diye Hüzünlendi gözler sana bakarken Gözümdeki yaşa dur diyemedim. Enis Özel |
Mavilim Okyanus güzelliği mavi gözlerinde kaybolmalıyım Dudaklarının ateşiyle erimeliyim Adımlarında yanında olmalıyım Her şeyi seninle paylaşmalıyım Bu hayat ikimizin olmalı birtanem... Gülcan Mülayim |
Sen İstanbul'u Bilmezsin sen İstanbul'u bilmezsin çocuk hiç yaşamadın ki burada dört mevsimi resimlerden tanırsın asma köprüleri camileri çeşmeleri şarkılardan: Çamlıca 'yı, Kanlıca' yı, Boğaziçi'ni İstanbul'da yağmur nasıl yağar sicim sicim nasıl sele dönüşür caddelerde, kar nasıl çiğnenir ayaklar altında umut umut bilemezsin bilemezsin denizin sarı-yeşil, mavi-mor rengini hele bir de vurdu mu lodos azdı mı köpük köpük dalgalar tanıyamazsın martıların sesini sen Beyoğlu'nu bilmezsin çocuk hiç yaşamadın ki burada dört mevsimi tarihi, vitrinlerde sergiler gibi bir renk cümbüşü insan seli arka sokaklarda yaşananları gizlercesine sır perdesi örtünce cibinlik gibi karabasan gece yürekleri bir yerde birilerinin sızlar gözbebekleri yitirilmiş gençlik midir gelinlik midir? o da bilmez ki! kimse sordu mu acaba ilk aşkı kimdi? ya da; yaşayabildi mi;? sen İstanbul'u bilmezsin çocuk hiç yaşamadın ki burada dört mevsimi ayağında delik deşik ayakkabısı bir çocuk, çorapsız sırtı donmuş, tek gömlek, kazaksız, hırkasız kim bilir, hangi han kapısında sabahladı kaç gece ya da hangi köprü altında rüzgarla koyun koyuna bilemez sorsan son yemeği hangi öğündü, neydi, kiminle? ve en son sarılışı anasına ne zamandı şefkatle kimse sordu mu acaba ilk oyuncağını, neydi tinerden önce ya da neydi aradığı... sen İstanbul'u bilmezsin çocuk hiç yaşamadın ki burada dört mevsimi umutların nasıl bir gecede kondu 'ya döndüğünü ve bir sabahın seherinde nasıl yıkıldığını gözyaşlarıyla bilemezsin gökdelenlerde kimler yaşar ne yapar caddelerde bu koşturmaca niye, nereye açılan pankartlarda ne yazar üniversiteli ne ister memuru, işçisi, emeklisi, işsizi sen İstanbul'u bilmezsin çocuk hiç yaşamadın ki burada dört mevsimi bir büyük düştür İstanbul bir tiyatro sahnesi taş, altın oldu mu? bilemem ama umutlar çoğu kez ayak altında ezildi sen İstanbul'u bilmezsin çocuk hiç yaşamadın ki burada dört mevsimi Sensizlik Sonsuzluk güneş batar yıldızlar doğar mevsimler gelir mevsimler geçer rüzgar eser ümitler diner çiçekler tomurcuk açar yapraklar solar yıldızlar kayar insanlar ölür zaman durur renkler oluşur gözyaşı akar insan olgunlaşır ağızdan çıkan sözcüklerle hayat anlamlaşır... sen imkansızdın ve onun için vazgeçilmezdin ne kadar hata yaparsan yap ne kadar beni üzersen üz bir tek sen değişmezdin bakışların, gülüşün, ellerin bir tek senin yerin sabittir gönlümde... zamanın durduğu, cümlelerimin anlamını yitirdiği anda çıkmıştın karşıma şimdi ise bitmiş bir cümlenin sonundaki nokta gibisin ne başın belli ne sonun tek bildiğim sensizliğin sonsuzluk olduğu |
İnsan Acemidir ne günler gördük ne hepsi ayrı bir dram her acının sonunda mutluluk var her düşüş ayağa kaldırır hiç bir acı sonsuz değil huzur dert keder bulut gibiler önce güneşi saklar etraf karanlık olur korkar çocuklar beklesen çıkar güneş dağılır bulutlar çözülür perde hayat böyledir işte yokuşun da, inişi var acının sonunda ferah var binme dizlerine başın ellerine düşmesin atma kendini meyhanelere bunları bil de öyle sil yaşlarını koklamaktır hayat renkleri izlemektir belki siyahı sevmezsin matem hüzündür belki kırmızıyı sevmezsin kandır dersin ürkütür bir yerde kimi de barıştır mutluluk gülüdür hayat acı ve tatlıdır kimseye kusur arama yaşarken öğreneceksin Aziz Ateş |
| Saat: 07:27 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık