![]() |
Gidin Yıllar Hepinizi bağışladım, Yaşınızı silin yıllar, Benden yana helal olsun, Gidin yıllar, gidin yıllar. Verdiğiniz yeter bana, Can kattınız, köhne cana; Saçımdaki beyazlara Aldırmayın, gidin yıllar. Bir kıyıda dururum ben, Anılarla uyurum ben, Nasıl olsa olurum ben. Gidin yıllar, Gidin yıllar. Çetin Özdemir |
Bir Yağmurlu İstanbul Gecesi Bir yağmurlu İstanbul gecesi Dışarıda bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu, Gökyüzü sanki hüzünlenmiş ağlıyordu, Tıpkı, tıpkı gittiğin o gün gibi.. Benim ağladığım gibi, Bir yağmurlu İstanbul gecesi... Penceremin kenarındayım, Yalnızlığımı bir fincan çay paylaşıyordu.. Çayın bile arkadaşı Yalnızlığını paylaşan şekeri vardı, İçinde bir hayat gibi eriyip gitse de, Şekerin bundan hiç şikayeti olmadı.. Çünki o, bir hayat gibi eriyip gitmek zorundaydı... Ahh, ahh... Benim de hayatım geçip gidiyor, Bir şeker gibi eriyordu.. Nedeni zaten belli, Sevgi yok, aşk yok ve sen yok! Gittin bir yağmurlu İstanbul gecesi, Bir daha geri dönmedin Bir daha haber alamadım senden... Şimdi, şimdi anladım ki, Sana doyasıya sarılamamışım. Böyle mi olmalıydı ki? Böyle kolay mıydı ki sevgi? Kahretsin hatırladım şimdi gidişini, Oturup ağlamıştım.. Bir şiir yazmıştım sana Yağmurlu bir İstanbul gecesi... Bir yağmurlu İstanbul gecesinde yalnız ağladım, Sokaklarda sırıl sıklam seni aradım.. Her yere, hatta ilk tanıştığımız parka bile baktım, Yoktun, yoktun yine yoktun.. Gece rüyamda seni yokladım, Korkuyla, hüzünle, ağlayarak uyandım.. Saate bile bakmadan, Kendimi sokağa attım.. Anlamak isterdim gidişini, ama anlamadım... Beni bu karanlık ve yalnız İstanbul gecesinde, Yağmurla bıraktın. Mutlu musun? Sormam bile hata aslında, Sen bile inanamazsın.. İnanmayı becerseydin, Beni böyle sensiz komazdın. Neydi, neydi seni benden alan? Beni böyle inanmadan bırakan, Sen de ağladın mı? Ağladın mı giderken.. Biliyorum ki ağladın, Seni böyle delicesine severken... Gittin, yoksun.. Gün geçti, hafta geçti.. Sonunda, sonunda acı mektubun geldi, Anlamsız bir elveda yazıyordu içinde.. Sadece güldüm, ağlarken sana ve seni sevene... Artık anladım, Anlamayı ve inanmayı anladım.. Seni kavradım, Seni, senle yapayalnız bıraktım. Kendimi yağmurlara teslim ettim, Her yağmurla beraber, Boş sokaklara.. Boş kalplere.. Boş ellere yağdım... Bir gün, bir gün senin ellerine de damladım, Kahroldum ve ağladım... Küllenmiş Sevdan ile Isıttım Kalbimi Sessizce yağmaya başladı kar dün gece Seyrederken adını söyledim hece hece Elimde senden kalan bir bilmece Küllenmiş sevdan ile ısıttım kalbimi öylece Ellerim ceplerimde ellerini aradı Gözlerim karlarda senden bir iz aradı Ayrılık şarkıları söyledim bütün gece Küllenmiş sevdan ile ısıttım kalbimi öylece Hesaplaştım bir bir geçmişimizle Affetmezsin bilirim özür dilesem bile Sarmaş dolaş sevgilileri izledim gizlice Küllenmiş sevdan ile ısıttım kalbimi öylece Şimdi kim bilir kimlerde dedim kendime Nasıl bıraktım seni ellere kendi elimle Son pişmanlığım fayda etmese de Küllenmiş sevdan ile ısıttım kalbimi öylece. |
Günaydın Hüzün... Günaydın hüzün Bu sabah uyandığımda Düşlerimden uçup giden Sevdam mıydı gördüğüm. Kan damlayan şafakla Başıma tac olan gün Alabildiğine hüzün. Yakamozlara saplandıysa düşlerim Karanlığa ram olan Ne gün, ne de dün. Siyaha dönerken kan Kararır yüreğim. Gece, Benimle mi derdin Dur dinle. Belki de karanlık tüten Ay'dı küstüğün. Katline ferman da çıksa İnfazı reddediyor düşlerim. Elimi uzattığımda erişemediğim Gece bağlamış yüreğim Yorgunum dedim Üzgünüm dedim Kırgınım dedim Yeter artık üzerime gelmeyin. Günaydın hüzün Günaydın hüzzamı Yüreğime gömdüğüm gün. ..27/12/2007.. H Hikmet Esen |
AŞK ŞARKISI Ellerini ver, öpeceğim, Binlerce el içindeyim, Şu beyaz çizgilerden gideceğim. Ellerini ver, ellerini... Seni öldüreceğim. Gözlerinden gireceğim, İçinde yer edeceğim. Sana oradan sesleneceğim; Ellerini ver, ellerini... Seni öldüreceğim. ÖZDEMİR ASAF |
SusTum..!!! Şimdi kimse biLmiyor ne yaptığımı ne ettiğimi.. Sussam ne fayda,konu$sam ne fayda. NasıL oLsa kimsenin haberi yok. FaiL-i meçhuL doLa$ıyorum $imdi. . Ufukta yeLkenLiLer görüLüyor. Ama ben susmayı tercih ediyorum. Kimse anLamıyor ! ELimde değiL konu$mak,anLatabiLmek gerçekLeri. ELimde değiL sevdiğimi söyLemek,ispatLayabiLmek. Susuyorum sevdiğim biLmiyor,anLamıyor! En iyi çözüm diye dü$ündüğüm zamanLarın birindeyim $imdi. İLginç buLuyorum bazı $eyLeri. Bırak gözLer konu$sun $imdi. . Bakı$Larına anLam yükLüyorum. Her bir harfinde bir "sen" döküLüyorsun gizLi heceLerimin. . Sustum $imdi! GözLerim anLatıyor gizLi $eyLeri. "Seviyor" diye haykırıyor i$te.. AnLamıyorsun!! Sus.. Konu$muyorsun da zaten.. Bırak gözLer konu$sun $imdi. . Kanayan bir yarasın yüreğimde.. AcıLarım kefen sarmı$. Hissediyorum i$te. ÖzLem kokan yarınLara güzeLLik ekLiyorum kendimce.. Sen yarasın yüreğimde.. Sustukça acıyor i$te biryerLerde.. Tam diyorum, bitsin artık bu i$kence! Ama..oLmuyor i$te.. Yapamıyorum bazı istedikLerimi.. Okadar $ey istiyorumki biz'e dair.. Konu$sam ne fayda edicek keLimeLerLe sınırLanmıyorki. . Sustum iŞte yine, Şimdi... AnLa artık haLimden, duy sesimi ! Sustum iŞte yine, Şimdi... Bitsin artık bu i$kence, dön geri ! Sustum iŞte yine, Şimdi... GözLerine hasret kaLdım, sevsen ya beni ! . |
Balmumu Sevda Sıcak bir temasın efsunlu Bahtiyarlığını, Rugan ayakkabısı Yastığının baş uncunda saklı Bayram çocuğunun Heyecanını, Dudaklarda yıllanmış şarabın Hazzını, Semazenin parmak uçlarından yükselen Neyzen çağıltıların Coşkusunu, Sürdük ellerimize Balmumundan bir sevda yarattık... Korkmadık erimekten Bizdeki alev yanardağın kaynağıydı. Patlamalarımız kendimize Tutkumuz yenidenliğe armağandı. İncecikten tutunduğumuz koza gardımız Göremediklerimiz aynamızdı. Biliyorum; Aslında gerçekten hiç doğmadık Senle ben hiç biz olamadık... Kaçınılmazdı silah kuşanmamız Kılıçlar çekildi. Sağlam sandığımız temel İpek böceğinin dileğiydi sadece... Ayaklarımıza sinmiş sevda sanığı Ayrıldı özüne Kendine çekilirken heykelimiz Ruhumuz sinmişti gölgesine... Sonra mı? Ardımızda harbimiz, Antik sevda müzemizin Bakırdan levhalarına astık Heyelanlarımızı... Bende kalmış bir parça sen ile Gözlerimde balmumu zamanların izleri, Eriyip gidecekmiş gibi Kibrit kavının közünden parmak uçlarımı koruyorum şimdi... Karanlığa alışmış görmelerim Bitip yitene aldırmak istemiyor belki Nafile... Heyecanlı coşkumuzun, hazlı bahtiyarlığında Yine sana karışıyorum... Biliyorum geçecek bu serzenişim Biliyorum son bulacak senli nefeslerim Ama son defa, Bir kibrit çakıyorum Bir parça dem çalıyorum yüreğime Gözlerimde hazan artığı Ben hala biraz sen kokuyorum... Aslı Kaya |
Aşk Yalnız Ağlar... Yorgunum bu gece bitanem Nicedir anlatamadıklarımdan Nicedir bıçak sırtı yaşadığım sevdandan Med cezirde savruluşumdan Yorgunum... Öyle vurdun ki yüreğimi bam telinden Tüm acılar utanır hiçliklerinden Ten kokun olsa da tenimde İhanetler kol gezmekte bedeninde Senin diğer yarındım ya hani Tespih olmuş dilinde her güle Zikirdi dudağımda iki hece adın Suya yazdım avuçlarımdan silindi Can ışığımdı ela gözlerin Yıldızlara astım tan ağardı Şimdi vur beni yaz kaldırımlara Sor bakalım alır mı eskici Büyüsü kalmadı kavuşmaların Kalp çarpıntılarımın gülümseyişine Bizi terk etti mavi düşler perisi Sensizliğe sürgün rüyalarım Bitkinim kurumuş çınar kollarım Kör gecelere yaslanır kalkarım Ağla kaldıysa bir parça sevgiye Ucuz aşklarla yıka yüreğini Silinir onlarcasıyla izim belki Ağla kelebek yüreğine Gemici ruhunu al sol yanına Birde beni benimle aldatsana Bakma ardına Sakın sorma nefret ediyor muyum diye Nefret bile bir duygudur sevdadan yana Bulutlara kurşun işlemez. Yağmura bıçak Haydi çek git artık Aşk yalnız ağlar... A ş k y a l n ı z a ğ l a r Alıntı |
Sana ve Bu Koca Şehire İnat...! sana ve bu koca şehre inat,gideceğim bildiklerimi yok sayıp karışacağım karanlıklara var olan acıyı gidişime yorup, mendilimle sileceğim ıslanan yanaklarımı son sigaramı marmaraya atarak elveda diyeceğim, sana ve bu koca şehre... sorgulamaya başlayacağım seni,kim olduğunu? neden karşıma çıktığını vakitlerin en olmazında, hayatımın hangi evresini kapatıp, hangisini açtığını çözeceğim sonra sana ve bu koca şehre inat... İstanbul ki dökülür gözünden yaş mevsim hep sonbahar, kimileri hüzün koyar adını ama kimse bilmez; sen beni sonbahar da sevdin ve ben seni... sana ve bu koca şehre inat... hangi ateşlerde yandığını bilmiyor yüreğim ve bilmiyor yüreğin ne haldeyim bir İstanbul şahit, hem sana,hem bana... belki de bu yüzden ısrarla beni çağırırken, meydanlarını dar ediyor sana mevsim hep sonbahar... sana ve bu koca şehre inat.. |
Buz Tutmuş Gül Adası Soğuk bir kış günüydü üşümüş ellerin geldi aklıma Beyazla makyajlanmış Her şeye inat Gözlerinin pişdarları bakışlarıydı Felç eden rüzgârları Yavaşça dokunduğum ellerinden Bir kapı açıldı, eritti tüm karları Bir düştü dizlerimizi bu kadar ısıtan Don tutmuş yollarda, sis basmış sokaklarda Parmak uçlarından renk aldı gökyüzü Kızıla büründü bulutlar Sırtında mavi gökle Kışı bitiriyordu Sanki Sinirli ve kovar gibisinden Hazan istemiyordu yürek Soğukta bileklerinde ayrılık izi kaldı İntizarım, güne sen baktığında Söz, göç kuşları olmayacak asla Ilık temmuz rüzgarlarından başka Giderken düşürdüğün son yaprakta Bir gül adası hediye edeceğim sana Gönlümün en sıcak kucağında Gel yarım kalmasın düşlerim Elvedayla süslenmesin gülüşlerim... İsmet Erkabaktepe |
Bir Tek Seni Unutamam Bir başıma bu kentin sokaklarında yürüyorum. Üşüyorum. Ne kadar uzaksan bana o kadar soğuyor hava. Sen yoksa, sıcaklık hep mevsim normallerinin altında. Bu yüzden meteoroloji raporları umurumda bile değil. Kar mı yağıyor yoksa yağmur mu bana ne? Ben senin hasretinle sırılsıklamım zaten,daha ne kadar ıslanabilirim ki? Burada mısın değil misin belli değil. Bazen gidişlerin kahramanı oluyorsun, bazen sonsuz kalışların. Doyumsuz gecelerdesin kimi zaman, bazen de yalnız karanlıklardasın. Bitmek bilmez bir şarkısın ama ben mi notaları yanlış basıyorum da sen bu şarkıyı söyleyemiyorsun? Neden susuyorsun? Aşkın sessizliği ne kadar korkunç olur bilir misin? Bir tek kelimeye hasret geçen gecelerin hesabını soracağın kimse de yoktur üstelik. Kendi kendiyle konuşana deli derler ya, beni çoktan akıl hastanesine kapatmaları gerekirdi. Hem de iflah olmaz hastalar bölümüne… Yokluğuna alışmaktan korkuyorum,ne kadar kötü… Yokluğunu yürüyorum sokaklarda. Yokluğunu içiyorum kadeh kadeh. Hiç gelmeme ihtimalin bir idam mahkumuna dönüştürüyor beni. Hiçbir şey yapmadan beklerler ya hücrelerinde, ölümün soğuk nefesini hissederek… Anlamlı olan bir şey yoktur onlar için.Belki de bir an önce ölmektir akıllarından geçen ,bu bekleme işkencesi bitsin diye…Bu yokluk hissi öldürecek beni… Gelebilme ihtimalinse yüreğimdeki kuşları havalandırıyor,kanat seslerini duy. Gelmek iste bana. Bir görsem yüzünü,ah bir dokunsam sana… Göreceksin,sevdanın çiçek çiçek açtığını umudun bir yangın gibi alev alev ikimizi birden sardığını. Anladım ki mümkün değil seni sensiz yaşamak. Ben o gönlü genişlerden değilim. Madem içimdesin, yüreğimde taşıyorum seni,o zaman yanımda da olmalısın. Sensiz yaşanmayacak bu aşk ötesi yok.. Şimdi yalnız geceleri seviyorum. Seni yıldızlarda buluyorum. Daha bir dayanılır oluyor sensizlik sancısı. Mümkünü yok çıkmayacaksın aklımdan, bu yüzden gece, el ayak çekilmişken, hiçbir ses yokken sen ve gece.. Zaman geçer,her şey unutulur, bir örtüyle kaplanır acılar ama…Bir tek seni unutamam |
| Saat: 14:38 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık