MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Misafir 2 Mayıs 2007 23:27

yapış yapış adamlar tarihi turşusu






elde silah
cepte üç beş adam
asabiyet yerinde
gözler kıvamlı kırmızı


önce incir yaprağı
ele gelecek
sonra adamlar dizilecek içine içine
üzerlerine çöre otu
sonra kapatacaksın yaprağı

kini sirkelenmiş iki üç kelime
azcık da ağla
çıkar silahını
şöyle afili bir mekan kolla
kaynat bağırta bağırta


ah olmadı yahu
başla yeniden
elde silah
cepte üç beş insan
...
...


Ayben


Mystic@L 2 Mayıs 2007 23:27

Bir akşamüstü gel, habersiz gel
Gün dağlardan giderken
Kendin bile duyma ayaklarının sesini
Ne umudum kaldı ne sevincim hiç direnmem.

O gece gökyüzü
Bir yıldız çayırına dönsün
Uzak kırlarda güz çiçekleri
Son güller açsın bahçelerde.

Her ne zahmetse bir kadın da
Geç bir saatinde gecenin
Balkonunda bir sigara içimi
O yıldızları izlesin.

Dostum filan yoktu, kimim vardı ki
Darbelerin bunalttığı
İnsanların telle, iple
Boğulup da ormanlara
Çukurlara atıldığı
Bir ülkede yaşadım
Ve krallığında çalınmış paranın.

Mehmet Karabulut


Misafir 2 Mayıs 2007 23:36

İSTANBUL




İstanbul ağlıyor bu gece
dertli, hüzünlenmiş belli

atlamış bir yürek köprüden
ya da...
uzak bir şehri sevmiş yağmur adam...
terkedilme korkusu ve /
duygusal kadın İstanbul...
kapımda gözyaşı

şimdi...

yağmursuz bir şehre sevdalı/
her gün ağlayan yağmur adam...
İstanbul, hâla duygusal kadın...

düşüncemde...

bir ergen mutluluk dolaşıyor
elinde aşk demeti...
seriyor mavisine İstanbul''un
İstanbul asil kadın...

Gülüyor...

rüzgârında teşekkür fısıltısı
gözleri melâlû dem...
dili tutulmuş Marmara''nın
titrek ellerinde bir veda mektubu
İstanbul onurlu kadın...

K A L D E M İ Y O R...


artık...

sessizlik zamanı yağmur adam için...
biliyor...
biliyor...
uzakşehirde bir kalp, atıyor onun için
İstanbul güçlü kadın...
git diyor, git...


bakma ardına...

yolun öncesinde saklı yalnızlığın...
git, sevil...





Gökhan CENGİZ


Mystic@L 2 Mayıs 2007 23:48

Ağlama belalım
Ağıtlar yakma
Yürek paralayıp
Can parçalama
Umutları tavana asıp
Kadere çatma
Yaşadıklarını kırıp
Olanları ziyan sayma
Sevgiyi bırakıp
Acılara sarılma
Aşkı unutup
Dertlere dalma
Anıları silip
Yarınları sorgulama
Kalan hatıraları yıkıp
Geleceğe volta sallama
Kaçıp gidemezsin
Gelmeyi denememişsin
Olmuyor deyip vazgeçemezsin
Bir daha baştan istemelisin
Ağlamayı ağıtı ahı unutup
Tekrar sevmelisin
İsyan bayrağını yakıp
Başka beyaz güller derlemelisin

Murat İnce


Misafir 2 Mayıs 2007 23:56

Derviş




yaramaz gözlerimin hışmına yenilişim yeni değil
boy boy yasaklı şiirler yazmıştım duvarlara
bekçi düdüğü yüreğimde çınladı, bir iki değil
kireç sözlerimle mahkumiyetin ağır duvarlara

hava ne güzel çarşı pazar seyreyledi, cümbüştü
çimlerde çekirdek eşliğinde linç var avam üşüştü
keçeden aba servetim, say ki bu kızıl çoban dervişti
selamı sabahı her gün yeniden bağır duvarlara

söz, zemberekten fırlamış an gibidir dönmez
atadan yadigar, ayıp,bilinse de böyle dillenmez
üç kere kırılır eflatun pena sonra ses vermez
üfle yalnızlığını köşe kaldırımda sağır duvarlara


Nadir Atalay


Guest_ASU 3 Mayıs 2007 00:08


Martıların Çığlığı


Martıların çığlığı bozardı gerçekleri,
yarım kalırdı hep yarınlar,
yaşanacak ne varsa hayallerde saklı kalırdı,
mavi bir gökyüzüne resimler çizilirdi,
gökkuşağının tonlarında...
kalpte gizli bir kapı aralanırdı,
kırmızı güller sarardı etrafı,
sen gül kokardın...
hücrelerime hapsederdim de,
her nefes alışımda,
seninle kopardım hayattan....

alıntı...


Misafir 3 Mayıs 2007 00:17

Uzunca bir yol...



I

Gözlerinin baktığı en uç nokta varya sevgili
dünyalar kurulur
dünyalar batar kendiliğince
bir yanı ben diyer yanı sen...
ben her yanında dönerim
öpmelerımle
kalp atışım...


II

ölmek mi.! ..
tamda aşka namzet yaşarken
oy benim başım, belalım
içtiğim bir duble rakı
nedir telaşım

kalp atışım...






Zeki Arlan...


NiliM 3 Mayıs 2007 00:22

Hıçkırık


Yar mavisi bir hıçkırıktı
Gözlerimden süzülen
Ve ben
Geçtim karanlıklarımı
Kayıt dışı
Yıldız yağmuruyla
Açık ve tek celsede
Tutundum yalnızlığa
Merhaba sabah
Hoşça kal kirli sarı
Açısal sapmalı
Bir yaşam dolusu
Merhaba
Ve hoşça kal bir daha
Kurşun askerlerimden uzak
Çok uzak bir yaşamak
Abajurdan hallice
Mutlu dingin
Sıralı
Ayakkabılarım ve ben
Acılı
Karmakarışık


Suat Seymen


Mystic@L 3 Mayıs 2007 00:45

Yalnızlığım benim kimsesizliğim umarsızlığım
ıssız kentlerde kederli sürgünlüğüm
sabahsızlığım benim konkunç depresyonum
kalabalıklar ortasında üryan kalmışlığım
horlanmışlığım dışlanmışlığım örselenmişliğim
dağ başlarında umarsızca ağlamışlığım
yalnızlığm benim tükenmişliğim
konkunç celladım her gün yıkılmışlığım
yavan gündüzlerim cinnet gecelerim
aniden yaşlanmışlığım
her gün yeniden yavaş yavaş ölmüşlüğüm
tüketen ve kan ağlatan yalnızlığım ürkek celladım
dalgınlığım daralmışlığım çıkmaz sokaklarım melankolim
devşelen azgınlaşan korkunç yanlızlığım benim
kanserim habis urum hüzünlü yalnızlığım
korkunç celladım ölümüm benim
yalnızlığım... yalnızlığım benim.

Mahmut Ayaz


Misafir 3 Mayıs 2007 00:52

İleriye gitmez zaman mevsim son karanlık...

Itırcık lı kelimeler dizmeli
anlamlar katmalı aşka
ki hiçbir zaman dillerde ezilmesin gıyabında
sözler.


söz
olsaydım
dilinde dolanan
kerimem.! ..


ah ben
acımsı sözler katsaydım
yüreğine dokunan
zamansız çareler olsaydım derdine.


acıtır
sızlatır kalbi
lakin hoş bir seda aşk
anılarında sözlerin.


bana uğradığında süslü olmalısın
sürmeler çekmelisin allar olmalı leblerinde
senin için şenlikler yaparım
bahaneler bulurum bir sürü


şiirler yazarım
hasretim olur ağıtlar yakarım
bakarsın kavuşamam kerimem
derdimden göçer giderim


Baş ucumda sedir ağacım olur musun.


Ağustos / 2006


İnsanları aldatır takvim. ileriye gitmez zaman
mevsim
son karanlık...


Zeki Arlan...


arwen 3 Mayıs 2007 00:56

baharım geç kalma sakın
geç kalma karışık aklım
-canımın istediği
-öbür ucum
-sevda orucum
damağımda tadı düğüm sessiz harflerinin
dilim kaçını tekrarında adın
çarpılası ekmeğim,mushafım
yüzüm hep sana doğru billahi
seccademde kıbleye dönerken dualarım

baharım geç kalma
güne sıvalı
uçlarda gezinen duyguların yoksulluğu
düşmemiş üçüncü cemren
güneş bayat hala
saçı sakalına karıştırmış
gündüzün öksüzü gecem
baharım güzgüzem
ince sazım,alaturkam,yerçekimim
türküler yakan sıcağım
bu sonuncu geç zaman
edilmiş yeminleri çiğnesin üst dudağının kıvrımı
geç kalma aman!


demir mutlugil


Sedef 21 3 Mayıs 2007 00:57

Ben...

Ben...
Ben aşka aşığım:
Sevmeyi severim,
sevenleri, aşıkları,
kalp kırmayanları,
sevgi dağıtanları.
Severim ben
benim gibi
aşka aşık olanları...


Guest_ASU 3 Mayıs 2007 01:06

Mavilik

Mavi gülüşlerin arkasına saklanmıştı hüzünlerin,
gecenin karanlığında kelebek kanatlarında,
her çırpınışın bir direnişti hayata ve dünyaya...
gözlerinden bir damla mavi yaş aktı,
aslında mavide saklamıştın tüm hayellerini,
gökyüzünde alabildiğine bir mavilik,
okyanusların en kuytu derinliklerinde yaşam dolu bir mavilikti,
ama kimseler kıymetini bilemedi.....

alıntı...




arwen 3 Mayıs 2007 01:28

Yine bir bahar akşamı,
Seni hatırlatıyor güneş,
Her sabah yeniden doğuyor sevdam,
Bütün çiçeklerle birlikte yeniden yeşeriyor
Gözlerin takılıyor aklıma
Ve tüm hayallerimi çıkarıyorum gün ışığına...

Rengarenk çiçeklere inat kapkara gözlerin,
Tüm seslere karşı koyuyor kulağımda çınlayan sesin,
Herşeye rağmen yüreğimdeki sensin,
Sen kalbimde,sen benliğimde sen hislerimdesin...

Böyle bir bahar akşamında sevmiştim seni,
Güneşin akşamla buluştuğu gibi kızıl saçlarını,
Denizin üzerinde uçuşan martılar kadar beyaz yüzünü
Yüzündeki tebessüme rağmen gözlerindeki hüznü sevdim...

Bir bahar akşamını sevdim,bir de seni sevdim
Ben sende sevdim güneşin batışını izlemeyi
Senle sevdim yağmurda beraberce gezmeyi,
Aylardır gelmeyen baharı özledim,bir de seni görmeyi...


sema pakdemir


Misafir 3 Mayıs 2007 01:31

Ay bakışı...

Yalnızlık
düşlerde kaldı

........ayrılık
ufka asılmış
ekşi bir şarap tadında anı

parçalanmış değil kalpler
fırtınalardan etkilensin

..........acım
tadındaki tiryakilik
..........sen
yeniden baharım

bir çift göz var
bulutların arasında

bir sana
bir bana bakışlım

ay parçam
gül yüzlü yarim...











Zeki Arlan


Mystic@L 3 Mayıs 2007 01:35

Kime ne desem
Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum

Düünmeden biliyordum deniz ılıdı
Dökülen çelik katı
Yürüyenler yan yana

Yüzümü günete dinlendirsem
Dağın dağ olduğunu bilsem ovanın ova ağacın ağaç
Kurtulurdum

Çok köprülü sular gibi git git bitmedi
Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum

Saat sekizi geç vurdu
Giden gitmiş hüznü ayaklandırmak boşuna
Düşünmeden biliyordum
Arif Damar


Misafir 3 Mayıs 2007 01:50

İKİNDİ

bu kaçıncı bahar

bilmem , kaçıncı ikindi

dilde ki şarkı mahur

çiseleyen damla çocuksu

hangi bulut gider geceye

hangi vakit namazında

nafile, yetmez hüküm

elveda diyen güneşe

vurur ha vurur

bir hırçın dalga

kuzey denizinde

martıların göğsüne



Sefer YEŞİLYURT


Mystic@L 3 Mayıs 2007 03:33

Yüzümü günete dinlendirsem
Dağın dağ olduğunu bilsem ovanın ova ağacın ağaç
Kurtulurdum

Çok köprülü sular gibi git git bitmedi
Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum

Saat sekizi geç vurdu
Giden gitmiş hüznü ayaklandırmak boşuna
Düşünmeden biliyordum
Arif Damar


scanner_11 3 Mayıs 2007 07:15

Seni Sana Terk Ediyorum
geceler telaşla koşuyordu gölgeme
bir gece kuşu daha uçuyordu avuçlarından
yırtıyordu gecenin karanlığını baykuş sesleri
arz inliyordu yıldızların aksine
en sade suretini koyup çıkınıma /sırtıma atıp
seni sana terk ediyorum...

bozkırın koynunda deli dolu at süren ben
dökülen eylüllere soktum gökyüzünün maviliğini
ayın dolmuş haliydi son durağım
içimdeki trenler çoktan devrildi, vagonlar darmadağın
çatlamış dudağımı şiirlerle ıslatıp
seni sana terk ediyorum...

kanıyor ayak uçlarım dilime inat
kaçırıyorum bakışlarımı alev küresinden
bıçaklar kaygan zeminlerde bilenirken
geceye sızan birkaç damla kan
gözlerimden yüreğime sessizce akan
en şiddetli zehri acılarıma katıp
seni sana terk ediyorum...

kaldırım taşlarında uyuttuğum düşleri
bir atımlık barut kokan sabrımı
gün görmemiş hayâllerime vuruyorum
tütsüye mahkûm petekten oğul almak
zırdeli şafaklara ağlamak
bana mı düştü yar
sabahla gidiyorum, balımı peteklere satıp
seni sana terk ediyorum...

kaç kalibreydi boynumdan vurduğun söz
sahi ceylanlar neden hep boynundan vurulur
gölgem kan kaybından ölmekte
kırılan bir kalemin hesabı mı yapılır
sevdam yüreğimde musallaya yatıp
seni sana terk ediyorum...
Turhan TOY


NiliM 3 Mayıs 2007 09:24

AFFEDİLMEYEN


Puhu, biyografi çağı
can çekişmenin grameri
varlığın kıstırıldığı sözcükler
hayatını yazsın herkes
tedavüldeki jestler bizi almıyor
karartmayı çalışıyor bürokratik felcin ara dolguları
çok tanrılı görüstü yapıcıları
ne yaptınız
arkhont atum alizeler
ayrıntıların cinnetiyle yoğunlaşan batakta
gündeliğin kiri
üstüpüye silin şiirlerinizi
çığlıklarınızı törpüleyen metal dünya
ne tanrı istiyorsunuz ne patron
görüntü yapıcıları
kanla geçirdiler ellerine bütün iktidarları
kanla alınsın ellerinden
çekinmeyin vahşetin estetiğinden
vardığımız yerde iki şey kaldı geriye
bir intikam bir de affedilmeyen

Murathan Mungan


Mystic@L 3 Mayıs 2007 12:37

Daha Ne

Verebileceğinin hepsini verdi
Yaşattı sana yaşanmamışlarını
Ama sen sonsuz sınırsız doyumsuz
Hiçbir sevi sürgit değil
Cennet bir tadımlık
Mutluluk bir şimşek parıltısınca
Zaman nasıl donmuşsa bir resimde
Donmuşluğudur zamanın mutluluk
Ölümsüz olan bir anmalık
Yaşattı seni yaşayamadıklarında
Hem de ölesiye
Daha ne

Aziz Nesin


NiliM 3 Mayıs 2007 13:10


Hatırlat Bana Sevgili


Hatırlat bana sevgili
Yalnızlığı aşkla bölünmüş bir adamın
Kar ayazında kalmışçasına titreyen ellerini

Gözlerinden dökülen yaşlarla sula
Koynumuzda açacak kızıl çiçekleri
Acınla besle
İsyanınla büyüt

Geri getir bana sevgili
Ellerimin o eski sıcaklağını
Yine tek bir sözcüğünle
Gökyüzüne vursun başım

Çoğalt beni sevgili
Git gide azalmakta olan yüreğimin sevincini
Sıradanlaşan sözlerime
Yeni anlamlar yükle yine

Hatırlat bana sevgili
Gözlerim sen diye baksın yine dünyaya
Ve seni yazsın her bir damla mürekkebi kalemimin...


Melih Coşkun


scanner_11 3 Mayıs 2007 13:31

ŞİİRİN DİLİ
Pilavda beyaz taş kırar dişleri
Sapmayın dedikte hatamı ettik
Şeytan bu yerleşir sarar düşleri
Tapmayın dedikte hatamı ettik
Talepte sınır yok eksilmez bitmez
Bin yıllık ömür olsa da yetmez
Her elden dost olmaz sözünü tutmaz
Öpmeyin dedikte hatamı ettik
Olumsuzlukları dolama dile
Atını yokuşa sür bile bile
Zincirden ayrılan kapılır sele
Kopmayın dedikte hatamı ettik
Taşları bağladık sulh’ a yaradık
Çöplük bile olsa altın aradık
Asırlar boyunca çamur küredik
Tepmeyin dedikte hatamı ettik
Şiirin dili bu çağırır hakka
Günahlarımız çok, tartmıyor okka
Değişmez kural bu, “men Dakka duka”
Yapmayın dedikte hatamı ettik
Ali Rıza MALKOÇ


RiddicK 3 Mayıs 2007 14:41

gene benden bir tene :)

Düşler kimi zaman imkansızdır,
Kimi zaman gerçek,
Ama önemli olan onları düşünmek.
İçinde hissederek ve yaşayarak.

İnsan kimi zaman yalnız kalır,
Dalar düşüncelere, gecenin karanlığında
Yavaşça hayalini kurar mehtapta.

Üzülür kimi zaman,
Güler mutlu olduğu zaman.
Ama değişmeyen tek şey,
Gecenin karanlığındaki hayallerdir.


DEsssT16 3 Mayıs 2007 15:10

Gardiyan

Akşam oldu yine hapis kitlendi
Demir perdeleri çekme gardiyan
Ne yar'dan haber var, ne mektup salan
Bi de sen belimi bükme gardiyan

Bizi seven dostlar şimdi çekildi
Gam tarlama dert, kasavet ekildi
Umuduma yeni fidan dikildi
Kırık dallarımı yakma gardiyan

Mahzuni Şerif'im iki yüzlüler
Yaktı yüreğimi bağrım sızılar
Fadimem yol bekler ağlar kuzular
At mektubu belim bükme gardiyan

Mahzuni Şerif


RiddicK 3 Mayıs 2007 16:20

gene ben :)

HASRETİN KESİDİ(İZLERİ)

Günler geçmiyor,
Güneş doğmuyor,
Mehtap parlamıyor sensiz.

Siman silinmiyor zihnimden
Gözlerin gitmiyor hayalimden

Gözlerin elmas gibi,
Dişlerin midyedeki inciler gibi,
Dudakların dallardaki kirazlar gibi,
Yüzün gökteki ay gibi,
Vücudun rüzgarda coşan bir kısrak gibi.

Gel artık, gel
Bırak uzakları da gel
Buselerini özledim
Yakıcı bakışlarını özledim
Tenimi okşayan varlığını özledim

Gel artık, gel
Buselerinle gel,
Uçankuğular gibi gel,
Süzülengüvercinler gibi gel,
Esenrüzgar gibi gel.


Misafir 3 Mayıs 2007 18:27

Haberin Yoktu Be Güzelim



Yine kahroldum bu akşam senin için
İsmini haykırarak ağladım saatlerce
Elimden başka bir şey gelmiyordu
Çünkü seni sevdiğimden haberin yoktu
Öyle büyük bir sevdam var ki benim
Onu dağlara yazarım
Söyleyeceğim sadece 2 kelime var
Seni seviyorum.


Nihal Taysi


Sedef 21 3 Mayıs 2007 18:32

KALBİM AĞLIYOR


Kaç günüm sensiz geçti kaç romanım sensiz bitti
Günlerin sayısımı yoksa aşkın sevdası mı acıttı kalbimi
Kalbimdeki sorular cevap bekliyor ama cevap alamıyor
Gönlüm seni istiyor ama sensiz ağlıyor
Yüreğim seni bekliyor
Ama gelemeyeceğini biliyor
Yüreğim solmuş bir gül parçası gibi
Her an ölebilir her an aşkından solabilir
Sensiz kalabilir sonra hiç olmadık yerde karşına çıkıp senden aşkımızın hesabını sorabilir
Bu yürek bu kalp bekledi ikimizi
Yanında tek bir sevgi aşkımızın gerkçesini
Nerdeydin kiminleydin bunca zaman hesap soramadım sana
Çünkü ölesiye özlemişti bu kalp seni
Her gece sevgimden ağladım
Sana seni sevdiğimi söyleyemeden çekip gittin
Neredeydin gül tanem nerede
Şimdi sen buradasın ben yokum
Yalnızlığıma mahkum
Yalnızlığına mahkum oldun


Misafir 3 Mayıs 2007 18:34

Senden Ayrıyım


Hayaller birakmiyor ki pesimi,
en devasâ halimde, senden ayriyim.
Yâd eller söndüremiyor atesimi,
en devasâ halimde, senden ayriyim.

Ismin, kalbimin en narin kösesinde,
ve sicak gülüsün bir günesti içimde.
Aciyi da paylasacaktik birlikte
en devasâ halimde, senden ayriyim.

Benim degil.. umutlarin katilisin.
Her sey gibi, sende fanîsin
Iyi günümde yanimda, simdi nerdesin..?
en devasâ halimde, senden ayriyim



Ahmet Arslan


nünü 3 Mayıs 2007 21:16

İstanbul Ağlıyor..

trende biletsiz sevdalar vardı
vagonlar kaçaklara göz yumarlardı
aksada yüreklere kar pınarları
sevdanın arkası var ardı bahardı

istanbul ağlıyor sen ağlıyorsun
hadi git git artık (sevdiğin bekliyor) ne duruyorsun
yolcular hep kaçak bizse tutuklu
gözler ağlıyor tutkulu çocuksu

yıldız avlarım göğün mavisinde
her dem bakışlarını gözlerinin deryasında
pusu duran ellerimi sana tuzaklarım
her tetik düşürdüğünde gözlerin ölüme az kalır
yanlız gördüya gelir bende kalır yanlızlık uzar geceler
istanbul'a yağmur yağar karla karışık
karı ayıklar yağmur kokularını alırım koynuma
ot koyarım göz ucuma anlarım yine yangın yine hasret
yıkanan istanbul'dan düşen payıma
bide yüzünün giderken ki ıslaklığı

gül damlası düşmüş ateş yurduydu
dağlara dil uzatan narlı kuyuydu
yağsada gönüllere gam geceleri
ceren yarasında aşk(dert)büyütürdü

istanbul ağlıyor ben ağlıyorum
hadi kalk gel artık dayanamayıyorum
yolcular geldiler sen yoksun içinde
yüreğim can veriyor acılar içinde


Misafir 3 Mayıs 2007 21:28

Analar

Garibin anası pencerelerden
Yanık türkülerle yollara bakar
İncecik yüzünde her akşam üstü
Çizgi çizgi nokta nokta bir efkar.

Fakirin anası her sabah sessiz
Ağlar çocuğunun aç çıplak durduğuna
Elleri koynunda kalır çaresiz
Bin pişman doğduğuna,doğurduğuna.

Mahkumun anası susar konuşmaz
Suçu kendisinde sanır.
Kaçar insanlardan aydınlıklardan
Duvarlara bile baksa utanır.

Açılsa üstüm biraz,duyar da gece yarısı
Kalkar yatağından gelir
Bir mübarek el usanır yorganıma usulca
Bilirim anamın elidir.

Bir merhamet bir sıcaklık bir gurur
Yavrum diyen sesinde
Ve huzurun günde beş vakit nabzı vurur
Beyaz tülbentinde,seccadesinde.

Karımın anası anama benzer
Öylesine yakın duygulu ince.
Özü sözü bir,yayla gözesi kadar berrak
Oturtacak yer bulamaz çıkıp yanına gidince
Yüreği destanlar gibi sımsıcak.

Ve alnım açıksa,başım dikse
Dirliğimiz varsa,mutluysam
Yüzüme gülüyorsa böyle bu şehir.
Bir beyaz zambak gibi pırıl pırılsa yavrum
Ve yavrumsa herşeyi bana sevdiren bir bir
Bu mutluluk bu düzen bu bitmeyen aydınlık
Anasının yüzü suyu hürmetinedir.


Yavuz Bülent Bakiler


Misafir 3 Mayıs 2007 21:36

Olsun

yaşam bir diklenikmiş
olsun

kara kışlarda açan
kar çiçeğim var

dört yan sivrisinekmiş
olsun

yürek yaylamda uçan
kelebeğim var

dünya kor cehennemmiş
olsun

acıları kutsayan
can meleğim var

insanlar şeytan cinmiş
olsun

gönlümü kanatlayan
bir can perim var



Bilal Kayabay


Misafir 3 Mayıs 2007 22:14

SENİ BENİM KADAR SEVEMEYENLER

seni benim kadar sevecek olan
başını taşlarda çürütmelidir
yarasına dikenleri sarmalı
kalbinde dağları yürütmelidir

gözleri her sabah başka bir çeşme
her akşam krater, her gece duman
gökleri günboyu alevlenirken
boynunda bir kement olmalı zaman

yollar düğüm düğüm boğmalı onu
ızdırap sızmalı baktığı yerden
kaplan tutuşmalı, kurt inlemeli
saçından bir teli yaktığı yerden

sana benim kadar tutulmak demek
vurulmak demektir kartallar gibi
tâcını, tahtını kaybetse bile
gülümseyebilmek krallar gibi

seni benim kadar sevecek olan
ruhunu kapından kovabilir mi
seni benim kadar sevemeyenler
seni benden fazla sevebilir mi

Nurullah Genc



Mystic@L 3 Mayıs 2007 23:31

şurada burada sıkılmış limon kesikleri
paslanmaya bırakılmış demir çubuklar
tertemiz kaynaklara atıksu tarifesi
taze sürgünlerin ince boyunlarında ağır kementler
henüz sıcaklığı soğumamış körpe cesetler

karanlıklar ortasında bir ışık adası gibi
talancıların gözünden nasılsa kaçmış çimenler
birkaç tomurcuk üç-beş yeşil yaprak

ıslak bir kağıt gibi yırtıp atmış
kentin dokusunu acımasız kasırgalar
arıtmıyor sabun çıkartmıyor sular
giysilerden yalnızlığın kokusunu

aşk mevsimi değil miydi bahar
elele tutuşmaktan korkan ürkek ceylanlar
hani nerede eşlerine kur yapan kumrular
kuş cıvıltılarına hasret kulaklar
denizler denli derin içezikliği

geleceksen sekizinci günde gel sevgilim
burada haftanın yedi gününde de
aşka geçit vermiyor yağmurlar

yalnızca bir ad yaraşabilir bu mevsime: “acı bahar”

Mustafa Yıldız


Misafir 4 Mayıs 2007 00:05

Özlediğim Şehir İstanbul
Yalnız kentin direksiz sokaklarında büyüdüm ben
Ve her gece karanlığında ay ışığında uyudum ben
Çığlıklarımı yalnızlar duyardı kendi sesleri gibi
İçimizdeki sevgiyi büyütemedik sevgilimiz izin vermedi

İstanbul koca şehir özledim seni
Haliçin ayağını Boğazın direğini Çamlıca'nın rüzgarını
İstanbul koca şehir özlettin kendini
Kaldırımsız caddeleri çocuksuz parkları

Ve yaşadım acımasız gecelerin en derin saatlerini
En güvenilir sevgilinin ihanetini
Dost dediğim canların nefretini
Ve ezilen yüreğimin erimesini

Duvarlara yumruk salladığım günler
Seni düşünmeden uyuduğum geceler
Ve kahrolası ayrılık saatleri
Ve kahrolası ihanetin bedeli

Şimdi konuşmuyor vurduğum duvarlar
Şimdi anlatmıyor yıldızsız saatler seni
Her anışımda Seni bir kez daha kahroluyorum
Tıpkı hiç gelmeyecek gençliğim gibi...


Misafir 4 Mayıs 2007 00:09

Ölümcül Ayrılık

Veda akşamı düştüm yollara
Ne ben bende ne sen bana ait
Sitem edip hatıranla yıllara
Ne sen bende ne ben sana ait

Gece soğuk, gündüz karanlık
Sendin ısıtan ateş ışıyan güneş
Her şey olsaydı da sonsuza dek
Olmasaydı bu ölümcül ayrılık

Hamdullah Arvas


Guest_ASU 4 Mayıs 2007 00:15


Küskün Bir Şiir


küserdim kendime
susardım da gecelerce
sadece o parça çalardı sessizce
gözyaşlarıma engel yokken,
kirpiklerime saklanırdı gözyaşlarım
damla damla...
saatler geçerdi,günler geçerdi,
mevsimler değişir,kış biter yaz gelirdi
yolculuklar başlar,ayrılıklar biterdi,
gece güneşle buluşurdu denizin ortasında,
yakamoz yakamoz...
bir ben yanlız kalırdım,birde gölgem,
tenimde kuralıklık başlar,
dudaklarım çatlardı,
ellerim cebimde öksüz,yetim kalırdı
sessiz sessiz...

alıntı...


Sedef 21 4 Mayıs 2007 00:16

SENDEN SONRA

Bak yine güneş doğuyor yine sabah oluyor
Penceremden sızan güneş yokluğunla beraber bedenimi daha da yakıyor
Gözlerim her yerde seni arıyor dalıyor mazilere
Yüreğimde harlanmış bir ateş gözlerimde yalnız sen
Ne gören var bu ateşi nede duyan mazideki sesleri
Her gün aynı ses
Her yerde aynı yüz durmadan titreten ellerimi
Dışarıda rüzgar var
Belki yağmur yağar yağarda söndürür yüreğimdeki yangını
Belki sel olur alı götürüm yüreğimden sana dair her şeyi
Sevmeyi sevilmeyi
O kadar yaklaşmışken tam bu seferde oldu derken beklemediğin anda
Kaybetmeyi
Ağlamayı
Bilmediğin bir karanlıktayken çıkış kapısını bulamamayı
Kısacası senin bana tattırdığın her şeyi ama her şeyi
Hayır her şeyi olamaz
Ya senin yanındayken geçirdiğim o günleri
Onlar asla olamaz
Mutluydum belki sahte bir mutluluktu bendeki
Ama huzurluydum güvende hissederdim kendimi senin yanındayken
Hele gözlerine baktığım o an
İşte o an dururdu sanki zaman her şey ikimizin etrafında gelişirdi
Ne gözlerim senden başkasını görür ne kulağım senin sesinden başkasını algılar
Ne de yüreğim senden başkasını için çarpar
Her şeyim yalnız sen ve senin sevdiğin her şeydi
Yağmurdu
Buluttu
Rüzgardı
Yalnız bu üç kavramdı seni benden alan
Gözlerin gülüşün ve sana sevgimdi
Her seferinde üç kavrama inat beni sana daha da bağlayan


Pollyanna 4 Mayıs 2007 00:17

Yine kendimle sonsuz bir savaşın içine girdim
ßirkez daha aşka küskünlüğümü haykırmak istiorum
Ama olmuyor...
Olmuyor işte yapamıorum..
Yine sensizliğe yenik düşüyorum...
ßir yanım haykır diyor..ßir yanım unut...
Aslında kendimde biliorum yine olmayacağını
Yine boşuna haykırmak için güçsüz olduğumu...
Ama deli yüreğime engel olamıorum işte...
Yalnızlıkmıydı benim istediğim yoksa senmiydin??
ßilemiorum...
ßelkide benim için en iyisi yalnızlıktı..
Hayır...Hayır..
Tam olarak istediğim yalnızlıkta değil aslında
€vet..€vet yalnızlık değil sensizlikti benim istediğim...
Ama bir türlü olmadı işte...
Ne yalnız kalabildim ne de sensiz...
€n sonunda anladım;
Hayal gözlüm sensiz olmaz...!!!


Misafir 4 Mayıs 2007 00:22

Aldanma Cahilin Kuru Lafına

Aldanma cahilin kuru lafına
Kültürsüz insanın kulu yalandır
Hükmetse dünyanın her tarafına
Arzusu hedefi yolu yalandır

Kar suyundan süzen ceşme göl olmaz
Gül dikende biter diken gül olmaz
Diz diz eden her sineğin bal'olmaz
Peteksiz arının balı yalandır

İnsan bir deryadır ilimle mahir
İlimsiz insanın şöhreti zahir
Cahilden iyilik beklenmez ahir
İşleği ameli hali yalandır

Cahil okur amma alim olamaz
Kamilik ilmini herkes bilemez
Veysel bu sözlerin halka yaramaz
Sonra sana derler deli yalandır

Aşık Veysel Şatıroğlu








Misafir 4 Mayıs 2007 01:21

Diril-Ten



DİRİL
TEN

O' için...
- bilirim açmasını gülün!

Ey gözleri yas-emen çocuk

Bırak harcasın ömrünü yar üstüne yar koklayan

Gök Turgut’un ve şairlerindir



Fasl-ı Şems dokun yanan yerlerime

Kara gözlü yârin gülü bu bahçede narin büyür

Kalbimiz aşkın tenidir



Yelda Karataş


arwen 4 Mayıs 2007 01:36

düşlerimdin sıcak bi çay misali,
geleceklerin ve gideceklerin hatrına,
unutmam seni,
unutmam sana son sarılışımı...

yalan değildi tüm söylediklerim,
ne kadar yalan olsada,
bize öğretilenler...
sevdalar...
inan,
yalan değildi sana dediklerim...

şimdi,
iki yabancı misalide olsa,
unutmam seni...


serhat gültekin


Misafir 4 Mayıs 2007 01:46

HER GECE YARISI BİR NEFES GİBİ...

her gece yarısı
bir nefes gibi
hüzün dolu bir iç çekiş gibi...
efkar gibiyim...

filitresiz
bir eski zaman sigarasıyım parmaklarında
şimdi
götür dudaklarına
yak beni
bu saatlerde ben hep o tütündeyim...

bir kibrit alevinde
kor olmaya hazır yüreğim...

içine çek yavaş yavaş
zehir tadımı hisset
kokumu duy
acımı duy
savur sonra beni
o yasakların griliğiyle duman duman
yaşadığın evde gezinmeliyim
ve odaların duvarlarına
gönlümce
kendimi resm'etmeliyim...

önce gözlerimi
sonra dudaklarımı
saçlarımı
en sonra saclarını okşayan ellerimi cizmeliyim

dudaklarını öptüğümü hissetmelisin
beni düşündüğünü
hissettiğini
çok uzaklardan hissetmeliyim...

tam gece yarısını vururken saatler
her şeye ve her şeye rağmen
özlemelisin
özlendiğin gibi...
"özledim teninin kokusunu özledim"
dediğimi bilmelisin...

şu anda ne yaptığımı merak etmelisin
lanet olsun demeli
kıskanmalı
ve hatta küfretmelisin...

parmaklarını yakan izmaritle
bir sigara daha yakıp
bir dilek tutar gibi içinden
"seni seviyorum" demelisin...
bunu söylediğini bilmeliyim
ve aynı anda
ben de sana sevdiğimi söylemeliyim...

beni hissettiğini hissetmeliyim sevdiceğim
kor olan tütün gibi
ateş kesmeli avuçların
sıcaklığını tenimde hissetmeliyim...

her gece yarısını vururken saatler
sadece bir sigara içimi olsa da
her şeye ve her şeye rağmen
sende olduğumu
bende olduğunu
yürek sancısı
iç sızısı gibi
adı her neyse aramızdaki bilmecenin
çözüldüğünü hissetmelisin
ve ben
bunu bildiğini hissetmeliyim...

Ceyda Görk...


arwen 4 Mayıs 2007 02:01

Bugün hayallerimin başında sen varsın yine
Bugün sigaramın ilk nefesinde seni çektim içime
Ne hayallerimde ne düşlerimde
Koyamadım kimseyi yerine
Oysa unutmak unutulmak istiyordum
Çıktığım yalnızlık seferinde
Yazıp yazıp yırttığım kağıtlarda
Seni aramaktan usandım artık
Ama seni unutmak da imkansız
Her şeyde sen varsın
Huzur aradığım kırlarda yeşil gözlerin
Masmavi denizlerde ise
Sana varmadan yarım kalan düşlerim
Ne yapsam olmuyor
Ve ben sana tutsak sana esir
Bu yüreğimle…
Yalancı bir rüzgarın sürüklediği
Sonunun nereye varacağını bilmediğim
Bir aşkta seni arıyorum
Neden mi?
Kendimi kaybettim çünkü
Sende bulurum ümidiyle başladığım bu savaşta..
Hayata karşı aldığım yenilgilerde
Benden geriye hiçbir şey kalmadı


(Bu şiir, şair arkadaşım Fırat Sırtlan'a aittir.)


bülent ışıkçı


arwen 4 Mayıs 2007 02:33

Bugün her ölümle biraz daha ölürken
Seni düşündükçe hayata dönüyorum yeniden
Dünyada
Kaç iklim
Kaç zulüm
Kaç ölüm var
Bir, seni bunların karşısına koymak nasıldır bilemezsin
….

(Bu şiir, şair arkadaşım Fırat Sırtlan'a aittir.)


bülent ışıkçı


scanner_11 4 Mayıs 2007 07:21

Türkü Gözlüm
Kar yağıyor türkü gözlüm
Kar yağıyor buralara.
Uzun hava ağıt gibi,
Dökülüyor bulvarlara.
Sen de gittin buralardan,
Böyle bir karlı havada.
Okul bittikten sonra 95'in yılbaşında,
Gelmiş özlemiştin beni,
Sarılmıştın hıçkırıkla,
Kar yağarken dilek tutmuş,
Kar yemiştin avucumda.
Nasıl gittin türkü gözlüm,
Mahzun kaldım buralarda.
Gülüşlerimiz geliyor,
Ağlıyorum buralarda.

Sen bir öğretmensin şimdi,
657 devlet memuru.
Kıt kanaat geçinirsin,
Seni beklediğim gibi,
Beklersin ay sonunu.

Belki de evlisin şimdi,
Bunca yıl geçti aradan.
Sen beni unuttun belli,
Türkü gözlüm çık hatrımdan.

Oralara da kar yağar mı,
Güneş çıkar mı ardından?
Saçaklardan su damlar mı,
Su girer mi papucundan?

Yokluk kötü türkü gözlüm,
Yokluğun çıkmaz aklımdan.
Varlık güzel türkü gözlüm,
Varlığın yitti yanımdan.

Okulun bittiği yıl tayinin çıktı doğuya.
Belki yazarsın diye,
Bir kalem almıştım sana.
O kalemle mektup yazmış,
O kalemle ağlamıştın.
Ama o son mektubunda,
Sen ne kadar değişmiştin...
Sözlerin de değişmişti...
Değiştiğin belliydi ki,
Kalemin de değişmişti...

Ah benim türkü gözlüm
Ne oldu birden sana?

And içmiştik gündüz gece,
And içmiştik kopmamaya.
Hacı Bayram'da dua ettik,

Ayırmasın Allah diye...
Bir fakire para verdik,
Belki dua eder diye...

Fakir mi dua etmedi,
Sen mi yalancı çıktın?
O fakiri göremedim,
Gelmedi namaz vakti.
Çok oturdum musallada,
Her tabutta kendim vardım,
Dua ettim ardım sıra...

Şimdi en arabesk duygularla
Dudağımda o türkü,
Yürüyorum bulvarlarda...
Ellerim üşürken hep
Ellerin gelir aklıma.
Yüreğim ağlıyor şimdi,
Yanıyorum buralarda...
Kar yağarken hazin hazin,
Ölüyorum türkü gözlüm,
Ölüyorum buralarda...
Bedirhan Gökçe


nünü 4 Mayıs 2007 09:54

teşhir-i primadonna

çıplak dudaklı üç kara kadın
ateş gibi!.. mermi gibi!.. at gibi!..
leş gibi tunca uzanmışlar
gözlerinde vefa tüfenkleri..
ten değil etten zehir buhurdanı
hükmediyor cân ile cânân ile
bu kokuda var bir nasihat
elbette var bir müneccim
kurana ek sure olmuş gülüşmeleri
ah o gümüşten memeleri,
ah o gümüşten memeleri!
altı ay ile şakırlar yüzüme
-bu davete tenezzül et ey rezil şair!
babanın da, senin de
sokaklarda köpekler gibi öldürüldüğü
pek vâkidir!-
ayak bileklerine bağlanmış kedi kuyrukları
ve küçük ve sade, alelade mor modigliani çanları

kafesine dar ediyorlar göğsümü
ve kalbim, ve vah benim şu serseri kalbim
bir şahmerdan olmuş da dövüyor cılız kanımı
kanıma şahitlik ededursun hele şu mendebur tarih
artık tavına geldi güz
ve o mevsim ki sırça bir hatıra kadar yüzsüz!
ne çıkar, girer aralarına ben de uyurum
ben de tararım uzun saçlarımı uzun gecelerle
tırnaklarıma oje yerine su sürerim ne çıkar
ben de ağlarım, ama ben de ağlarım ne çıkar

çıplak dudaklı üç kara kadın
ateş gibi!.. mermi gibi!.. at gibi!..
leş gibi uzanmışlar tunca
kasıklarına saplı kalakalmış ayyaş çocuklukları
ve bir de abdülaziz hançeri!

k. iskender


Mystic@L 4 Mayıs 2007 17:43

Görmediğim bir bambaşka durum var
Sizin şehrin kızlarında savcı bey
Yaklaşanı ta yürekten vururlar
Kan kokuyor gözlerinde savcı bey

Gayeleri gönül kırmak dal gibi
Bakışları çifte favül bal gibi
Ülkeler fethetmiş bir kral gibi
Gurur dolu pozlarında savcı bey

Kaş yaparken, göz çıkarır elleri;
Çok silahtan tesirlidir dilleri
Hayret ettim, bir tuhaf ki halleri
Poyraz eser yüzlerinde savcı bey

Derviş olup çıktım tığsız, tebersiz
İlk görüşte avladılar habersiz
Pişirdiler beni tuzsuz, bibersiz
Kebap oldum közlerinde savcı bey

Bölüştüler gönlüm ile aklımı
Davacıyım, ara benim hakkımı...
Bir yol göster, haklı mıyım, haksız mı?
Yorulmayın izlerinde savcı bey.

Abdurrahim Karakoç


Misafir 4 Mayıs 2007 18:34

Beni Tanıdığında*

___________'mesafelerdi belki de bizi yıldıran
___________ yaşanacak onca şey varken...'


beni tanıdığında
acıların baharındaydım
o yüzden tadım acıdır b e n i m..

beni tanıdığında
dağınıktı belleğim
firardaydı düşüncelerim
ve en büyük ibadetti belki de
gittiğini unutup, yolunu beklerdim
o yüzden kederim büyüktür b e n i m..

beni tanıdığında
gözlerim gözlerine nasıl değmişti
yalancı bir bahar mıydı beklediğim
imkânsızlığını bile bile
belki de bu son seferdi
son aşkım olduğunu nereden bilebilirdim
o yüzden yüreğim buruktur b e n i m..

bakma sen benim durgun olduğuma bebeğim
beni tanıdığında
ben ben değildim
ve sadece yıkık duvarları olan ben
bembeyaz düşleri maviye çalınan
bir mevsimdim sadece; y a ş a d ı ğ ı m..

evet, sen beni tanıdığında
acıların baharındaydım
o yüzden tadım acıdır b e n i m...




Ali Hakan DÜZ


Mystic@L 4 Mayıs 2007 19:38

Mektup alir, efkarlanirim;
Raki icer, efkarlanirim;
Yola cikar, efkarlanirim.
Ne olacak bunun sonu, bilmem.
"Kazim'in" turkusunu soylerler,
Uskudar'da;
Efkarlanirim.

Orhan Veli



Saat: 02:16

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık