![]() |
yapış yapış adamlar tarihi turşusu elde silah cepte üç beş adam asabiyet yerinde gözler kıvamlı kırmızı önce incir yaprağı ele gelecek sonra adamlar dizilecek içine içine üzerlerine çöre otu sonra kapatacaksın yaprağı kini sirkelenmiş iki üç kelime azcık da ağla çıkar silahını şöyle afili bir mekan kolla kaynat bağırta bağırta ah olmadı yahu başla yeniden elde silah cepte üç beş insan ... ... Ayben |
Bir akşamüstü gel, habersiz gel Gün dağlardan giderken Kendin bile duyma ayaklarının sesini Ne umudum kaldı ne sevincim hiç direnmem. O gece gökyüzü Bir yıldız çayırına dönsün Uzak kırlarda güz çiçekleri Son güller açsın bahçelerde. Her ne zahmetse bir kadın da Geç bir saatinde gecenin Balkonunda bir sigara içimi O yıldızları izlesin. Dostum filan yoktu, kimim vardı ki Darbelerin bunalttığı İnsanların telle, iple Boğulup da ormanlara Çukurlara atıldığı Bir ülkede yaşadım Ve krallığında çalınmış paranın. Mehmet Karabulut |
İSTANBUL İstanbul ağlıyor bu gece dertli, hüzünlenmiş belli atlamış bir yürek köprüden ya da... uzak bir şehri sevmiş yağmur adam... terkedilme korkusu ve / duygusal kadın İstanbul... kapımda gözyaşı şimdi... yağmursuz bir şehre sevdalı/ her gün ağlayan yağmur adam... İstanbul, hâla duygusal kadın... düşüncemde... bir ergen mutluluk dolaşıyor elinde aşk demeti... seriyor mavisine İstanbul''un İstanbul asil kadın... Gülüyor... rüzgârında teşekkür fısıltısı gözleri melâlû dem... dili tutulmuş Marmara''nın titrek ellerinde bir veda mektubu İstanbul onurlu kadın... K A L D E M İ Y O R... artık... sessizlik zamanı yağmur adam için... biliyor... biliyor... uzakşehirde bir kalp, atıyor onun için İstanbul güçlü kadın... git diyor, git... bakma ardına... yolun öncesinde saklı yalnızlığın... git, sevil... Gökhan CENGİZ |
Ağlama belalım Ağıtlar yakma Yürek paralayıp Can parçalama Umutları tavana asıp Kadere çatma Yaşadıklarını kırıp Olanları ziyan sayma Sevgiyi bırakıp Acılara sarılma Aşkı unutup Dertlere dalma Anıları silip Yarınları sorgulama Kalan hatıraları yıkıp Geleceğe volta sallama Kaçıp gidemezsin Gelmeyi denememişsin Olmuyor deyip vazgeçemezsin Bir daha baştan istemelisin Ağlamayı ağıtı ahı unutup Tekrar sevmelisin İsyan bayrağını yakıp Başka beyaz güller derlemelisin Murat İnce |
Derviş yaramaz gözlerimin hışmına yenilişim yeni değil boy boy yasaklı şiirler yazmıştım duvarlara bekçi düdüğü yüreğimde çınladı, bir iki değil kireç sözlerimle mahkumiyetin ağır duvarlara hava ne güzel çarşı pazar seyreyledi, cümbüştü çimlerde çekirdek eşliğinde linç var avam üşüştü keçeden aba servetim, say ki bu kızıl çoban dervişti selamı sabahı her gün yeniden bağır duvarlara söz, zemberekten fırlamış an gibidir dönmez atadan yadigar, ayıp,bilinse de böyle dillenmez üç kere kırılır eflatun pena sonra ses vermez üfle yalnızlığını köşe kaldırımda sağır duvarlara Nadir Atalay |
Martıların Çığlığı Martıların çığlığı bozardı gerçekleri, yarım kalırdı hep yarınlar, yaşanacak ne varsa hayallerde saklı kalırdı, mavi bir gökyüzüne resimler çizilirdi, gökkuşağının tonlarında... kalpte gizli bir kapı aralanırdı, kırmızı güller sarardı etrafı, sen gül kokardın... hücrelerime hapsederdim de, her nefes alışımda, seninle kopardım hayattan.... alıntı... |
Uzunca bir yol... I Gözlerinin baktığı en uç nokta varya sevgili dünyalar kurulur dünyalar batar kendiliğince bir yanı ben diyer yanı sen... ben her yanında dönerim öpmelerımle kalp atışım... II ölmek mi.! .. tamda aşka namzet yaşarken oy benim başım, belalım içtiğim bir duble rakı nedir telaşım kalp atışım... Zeki Arlan... |
Hıçkırık Yar mavisi bir hıçkırıktı Gözlerimden süzülen Ve ben Geçtim karanlıklarımı Kayıt dışı Yıldız yağmuruyla Açık ve tek celsede Tutundum yalnızlığa Merhaba sabah Hoşça kal kirli sarı Açısal sapmalı Bir yaşam dolusu Merhaba Ve hoşça kal bir daha Kurşun askerlerimden uzak Çok uzak bir yaşamak Abajurdan hallice Mutlu dingin Sıralı Ayakkabılarım ve ben Acılı Karmakarışık Suat Seymen |
Yalnızlığım benim kimsesizliğim umarsızlığım ıssız kentlerde kederli sürgünlüğüm sabahsızlığım benim konkunç depresyonum kalabalıklar ortasında üryan kalmışlığım horlanmışlığım dışlanmışlığım örselenmişliğim dağ başlarında umarsızca ağlamışlığım yalnızlığm benim tükenmişliğim konkunç celladım her gün yıkılmışlığım yavan gündüzlerim cinnet gecelerim aniden yaşlanmışlığım her gün yeniden yavaş yavaş ölmüşlüğüm tüketen ve kan ağlatan yalnızlığım ürkek celladım dalgınlığım daralmışlığım çıkmaz sokaklarım melankolim devşelen azgınlaşan korkunç yanlızlığım benim kanserim habis urum hüzünlü yalnızlığım korkunç celladım ölümüm benim yalnızlığım... yalnızlığım benim. Mahmut Ayaz |
İleriye gitmez zaman mevsim son karanlık... Itırcık lı kelimeler dizmeli anlamlar katmalı aşka ki hiçbir zaman dillerde ezilmesin gıyabında sözler. söz olsaydım dilinde dolanan kerimem.! .. ah ben acımsı sözler katsaydım yüreğine dokunan zamansız çareler olsaydım derdine. acıtır sızlatır kalbi lakin hoş bir seda aşk anılarında sözlerin. bana uğradığında süslü olmalısın sürmeler çekmelisin allar olmalı leblerinde senin için şenlikler yaparım bahaneler bulurum bir sürü şiirler yazarım hasretim olur ağıtlar yakarım bakarsın kavuşamam kerimem derdimden göçer giderim Baş ucumda sedir ağacım olur musun. Ağustos / 2006 İnsanları aldatır takvim. ileriye gitmez zaman mevsim son karanlık... Zeki Arlan... |
baharım geç kalma sakın geç kalma karışık aklım -canımın istediği -öbür ucum -sevda orucum damağımda tadı düğüm sessiz harflerinin dilim kaçını tekrarında adın çarpılası ekmeğim,mushafım yüzüm hep sana doğru billahi seccademde kıbleye dönerken dualarım baharım geç kalma güne sıvalı uçlarda gezinen duyguların yoksulluğu düşmemiş üçüncü cemren güneş bayat hala saçı sakalına karıştırmış gündüzün öksüzü gecem baharım güzgüzem ince sazım,alaturkam,yerçekimim türküler yakan sıcağım bu sonuncu geç zaman edilmiş yeminleri çiğnesin üst dudağının kıvrımı geç kalma aman! demir mutlugil |
Ben... Ben... Ben aşka aşığım: Sevmeyi severim, sevenleri, aşıkları, kalp kırmayanları, sevgi dağıtanları. Severim ben benim gibi aşka aşık olanları... |
Mavilik Mavi gülüşlerin arkasına saklanmıştı hüzünlerin, gecenin karanlığında kelebek kanatlarında, her çırpınışın bir direnişti hayata ve dünyaya... gözlerinden bir damla mavi yaş aktı, aslında mavide saklamıştın tüm hayellerini, gökyüzünde alabildiğine bir mavilik, okyanusların en kuytu derinliklerinde yaşam dolu bir mavilikti, ama kimseler kıymetini bilemedi..... alıntı... |
Yine bir bahar akşamı, Seni hatırlatıyor güneş, Her sabah yeniden doğuyor sevdam, Bütün çiçeklerle birlikte yeniden yeşeriyor Gözlerin takılıyor aklıma Ve tüm hayallerimi çıkarıyorum gün ışığına... Rengarenk çiçeklere inat kapkara gözlerin, Tüm seslere karşı koyuyor kulağımda çınlayan sesin, Herşeye rağmen yüreğimdeki sensin, Sen kalbimde,sen benliğimde sen hislerimdesin... Böyle bir bahar akşamında sevmiştim seni, Güneşin akşamla buluştuğu gibi kızıl saçlarını, Denizin üzerinde uçuşan martılar kadar beyaz yüzünü Yüzündeki tebessüme rağmen gözlerindeki hüznü sevdim... Bir bahar akşamını sevdim,bir de seni sevdim Ben sende sevdim güneşin batışını izlemeyi Senle sevdim yağmurda beraberce gezmeyi, Aylardır gelmeyen baharı özledim,bir de seni görmeyi... sema pakdemir |
Ay bakışı... Yalnızlık düşlerde kaldı ........ayrılık ufka asılmış ekşi bir şarap tadında anı parçalanmış değil kalpler fırtınalardan etkilensin ..........acım tadındaki tiryakilik ..........sen yeniden baharım bir çift göz var bulutların arasında bir sana bir bana bakışlım ay parçam gül yüzlü yarim... Zeki Arlan |
Kime ne desem Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum Düünmeden biliyordum deniz ılıdı Dökülen çelik katı Yürüyenler yan yana Yüzümü günete dinlendirsem Dağın dağ olduğunu bilsem ovanın ova ağacın ağaç Kurtulurdum Çok köprülü sular gibi git git bitmedi Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum Saat sekizi geç vurdu Giden gitmiş hüznü ayaklandırmak boşuna Düşünmeden biliyordum Arif Damar |
İKİNDİ bu kaçıncı bahar bilmem , kaçıncı ikindi dilde ki şarkı mahur çiseleyen damla çocuksu hangi bulut gider geceye hangi vakit namazında nafile, yetmez hüküm elveda diyen güneşe vurur ha vurur bir hırçın dalga kuzey denizinde martıların göğsüne Sefer YEŞİLYURT |
Yüzümü günete dinlendirsem Dağın dağ olduğunu bilsem ovanın ova ağacın ağaç Kurtulurdum Çok köprülü sular gibi git git bitmedi Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum Saat sekizi geç vurdu Giden gitmiş hüznü ayaklandırmak boşuna Düşünmeden biliyordum Arif Damar |
Seni Sana Terk Ediyorum geceler telaşla koşuyordu gölgeme bir gece kuşu daha uçuyordu avuçlarından yırtıyordu gecenin karanlığını baykuş sesleri arz inliyordu yıldızların aksine en sade suretini koyup çıkınıma /sırtıma atıp seni sana terk ediyorum... bozkırın koynunda deli dolu at süren ben dökülen eylüllere soktum gökyüzünün maviliğini ayın dolmuş haliydi son durağım içimdeki trenler çoktan devrildi, vagonlar darmadağın çatlamış dudağımı şiirlerle ıslatıp seni sana terk ediyorum... kanıyor ayak uçlarım dilime inat kaçırıyorum bakışlarımı alev küresinden bıçaklar kaygan zeminlerde bilenirken geceye sızan birkaç damla kan gözlerimden yüreğime sessizce akan en şiddetli zehri acılarıma katıp seni sana terk ediyorum... kaldırım taşlarında uyuttuğum düşleri bir atımlık barut kokan sabrımı gün görmemiş hayâllerime vuruyorum tütsüye mahkûm petekten oğul almak zırdeli şafaklara ağlamak bana mı düştü yar sabahla gidiyorum, balımı peteklere satıp seni sana terk ediyorum... kaç kalibreydi boynumdan vurduğun söz sahi ceylanlar neden hep boynundan vurulur gölgem kan kaybından ölmekte kırılan bir kalemin hesabı mı yapılır sevdam yüreğimde musallaya yatıp seni sana terk ediyorum... Turhan TOY |
AFFEDİLMEYEN Puhu, biyografi çağı can çekişmenin grameri varlığın kıstırıldığı sözcükler hayatını yazsın herkes tedavüldeki jestler bizi almıyor karartmayı çalışıyor bürokratik felcin ara dolguları çok tanrılı görüstü yapıcıları ne yaptınız arkhont atum alizeler ayrıntıların cinnetiyle yoğunlaşan batakta gündeliğin kiri üstüpüye silin şiirlerinizi çığlıklarınızı törpüleyen metal dünya ne tanrı istiyorsunuz ne patron görüntü yapıcıları kanla geçirdiler ellerine bütün iktidarları kanla alınsın ellerinden çekinmeyin vahşetin estetiğinden vardığımız yerde iki şey kaldı geriye bir intikam bir de affedilmeyen Murathan Mungan |
Daha Ne Verebileceğinin hepsini verdi Yaşattı sana yaşanmamışlarını Ama sen sonsuz sınırsız doyumsuz Hiçbir sevi sürgit değil Cennet bir tadımlık Mutluluk bir şimşek parıltısınca Zaman nasıl donmuşsa bir resimde Donmuşluğudur zamanın mutluluk Ölümsüz olan bir anmalık Yaşattı seni yaşayamadıklarında Hem de ölesiye Daha ne Aziz Nesin |
Hatırlat Bana Sevgili Hatırlat bana sevgili Yalnızlığı aşkla bölünmüş bir adamın Kar ayazında kalmışçasına titreyen ellerini Gözlerinden dökülen yaşlarla sula Koynumuzda açacak kızıl çiçekleri Acınla besle İsyanınla büyüt Geri getir bana sevgili Ellerimin o eski sıcaklağını Yine tek bir sözcüğünle Gökyüzüne vursun başım Çoğalt beni sevgili Git gide azalmakta olan yüreğimin sevincini Sıradanlaşan sözlerime Yeni anlamlar yükle yine Hatırlat bana sevgili Gözlerim sen diye baksın yine dünyaya Ve seni yazsın her bir damla mürekkebi kalemimin... Melih Coşkun |
ŞİİRİN DİLİ Pilavda beyaz taş kırar dişleri Sapmayın dedikte hatamı ettik Şeytan bu yerleşir sarar düşleri Tapmayın dedikte hatamı ettik Talepte sınır yok eksilmez bitmez Bin yıllık ömür olsa da yetmez Her elden dost olmaz sözünü tutmaz Öpmeyin dedikte hatamı ettik Olumsuzlukları dolama dile Atını yokuşa sür bile bile Zincirden ayrılan kapılır sele Kopmayın dedikte hatamı ettik Taşları bağladık sulh’ a yaradık Çöplük bile olsa altın aradık Asırlar boyunca çamur küredik Tepmeyin dedikte hatamı ettik Şiirin dili bu çağırır hakka Günahlarımız çok, tartmıyor okka Değişmez kural bu, “men Dakka duka” Yapmayın dedikte hatamı ettik Ali Rıza MALKOÇ |
gene benden bir tene :) Düşler kimi zaman imkansızdır, Kimi zaman gerçek, Ama önemli olan onları düşünmek. İçinde hissederek ve yaşayarak. İnsan kimi zaman yalnız kalır, Dalar düşüncelere, gecenin karanlığında Yavaşça hayalini kurar mehtapta. Üzülür kimi zaman, Güler mutlu olduğu zaman. Ama değişmeyen tek şey, Gecenin karanlığındaki hayallerdir. |
Gardiyan Akşam oldu yine hapis kitlendi Demir perdeleri çekme gardiyan Ne yar'dan haber var, ne mektup salan Bi de sen belimi bükme gardiyan Bizi seven dostlar şimdi çekildi Gam tarlama dert, kasavet ekildi Umuduma yeni fidan dikildi Kırık dallarımı yakma gardiyan Mahzuni Şerif'im iki yüzlüler Yaktı yüreğimi bağrım sızılar Fadimem yol bekler ağlar kuzular At mektubu belim bükme gardiyan Mahzuni Şerif |
gene ben :) HASRETİN KESİDİ(İZLERİ) Günler geçmiyor, Güneş doğmuyor, Mehtap parlamıyor sensiz. Siman silinmiyor zihnimden Gözlerin gitmiyor hayalimden Gözlerin elmas gibi, Dişlerin midyedeki inciler gibi, Dudakların dallardaki kirazlar gibi, Yüzün gökteki ay gibi, Vücudun rüzgarda coşan bir kısrak gibi. Gel artık, gel Bırak uzakları da gel Buselerini özledim Yakıcı bakışlarını özledim Tenimi okşayan varlığını özledim Gel artık, gel Buselerinle gel, Uçankuğular gibi gel, Süzülengüvercinler gibi gel, Esenrüzgar gibi gel. |
Haberin Yoktu Be Güzelim Yine kahroldum bu akşam senin için İsmini haykırarak ağladım saatlerce Elimden başka bir şey gelmiyordu Çünkü seni sevdiğimden haberin yoktu Öyle büyük bir sevdam var ki benim Onu dağlara yazarım Söyleyeceğim sadece 2 kelime var Seni seviyorum. Nihal Taysi |
KALBİM AĞLIYOR Kaç günüm sensiz geçti kaç romanım sensiz bitti Günlerin sayısımı yoksa aşkın sevdası mı acıttı kalbimi Kalbimdeki sorular cevap bekliyor ama cevap alamıyor Gönlüm seni istiyor ama sensiz ağlıyor Yüreğim seni bekliyor Ama gelemeyeceğini biliyor Yüreğim solmuş bir gül parçası gibi Her an ölebilir her an aşkından solabilir Sensiz kalabilir sonra hiç olmadık yerde karşına çıkıp senden aşkımızın hesabını sorabilir Bu yürek bu kalp bekledi ikimizi Yanında tek bir sevgi aşkımızın gerkçesini Nerdeydin kiminleydin bunca zaman hesap soramadım sana Çünkü ölesiye özlemişti bu kalp seni Her gece sevgimden ağladım Sana seni sevdiğimi söyleyemeden çekip gittin Neredeydin gül tanem nerede Şimdi sen buradasın ben yokum Yalnızlığıma mahkum Yalnızlığına mahkum oldun |
Senden Ayrıyım Hayaller birakmiyor ki pesimi, en devasâ halimde, senden ayriyim. Yâd eller söndüremiyor atesimi, en devasâ halimde, senden ayriyim. Ismin, kalbimin en narin kösesinde, ve sicak gülüsün bir günesti içimde. Aciyi da paylasacaktik birlikte en devasâ halimde, senden ayriyim. Benim degil.. umutlarin katilisin. Her sey gibi, sende fanîsin Iyi günümde yanimda, simdi nerdesin..? en devasâ halimde, senden ayriyim Ahmet Arslan |
İstanbul Ağlıyor.. trende biletsiz sevdalar vardı vagonlar kaçaklara göz yumarlardı aksada yüreklere kar pınarları sevdanın arkası var ardı bahardı istanbul ağlıyor sen ağlıyorsun hadi git git artık (sevdiğin bekliyor) ne duruyorsun yolcular hep kaçak bizse tutuklu gözler ağlıyor tutkulu çocuksu yıldız avlarım göğün mavisinde her dem bakışlarını gözlerinin deryasında pusu duran ellerimi sana tuzaklarım her tetik düşürdüğünde gözlerin ölüme az kalır yanlız gördüya gelir bende kalır yanlızlık uzar geceler istanbul'a yağmur yağar karla karışık karı ayıklar yağmur kokularını alırım koynuma ot koyarım göz ucuma anlarım yine yangın yine hasret yıkanan istanbul'dan düşen payıma bide yüzünün giderken ki ıslaklığı gül damlası düşmüş ateş yurduydu dağlara dil uzatan narlı kuyuydu yağsada gönüllere gam geceleri ceren yarasında aşk(dert)büyütürdü istanbul ağlıyor ben ağlıyorum hadi kalk gel artık dayanamayıyorum yolcular geldiler sen yoksun içinde yüreğim can veriyor acılar içinde |
Analar Garibin anası pencerelerden Yanık türkülerle yollara bakar İncecik yüzünde her akşam üstü Çizgi çizgi nokta nokta bir efkar. Fakirin anası her sabah sessiz Ağlar çocuğunun aç çıplak durduğuna Elleri koynunda kalır çaresiz Bin pişman doğduğuna,doğurduğuna. Mahkumun anası susar konuşmaz Suçu kendisinde sanır. Kaçar insanlardan aydınlıklardan Duvarlara bile baksa utanır. Açılsa üstüm biraz,duyar da gece yarısı Kalkar yatağından gelir Bir mübarek el usanır yorganıma usulca Bilirim anamın elidir. Bir merhamet bir sıcaklık bir gurur Yavrum diyen sesinde Ve huzurun günde beş vakit nabzı vurur Beyaz tülbentinde,seccadesinde. Karımın anası anama benzer Öylesine yakın duygulu ince. Özü sözü bir,yayla gözesi kadar berrak Oturtacak yer bulamaz çıkıp yanına gidince Yüreği destanlar gibi sımsıcak. Ve alnım açıksa,başım dikse Dirliğimiz varsa,mutluysam Yüzüme gülüyorsa böyle bu şehir. Bir beyaz zambak gibi pırıl pırılsa yavrum Ve yavrumsa herşeyi bana sevdiren bir bir Bu mutluluk bu düzen bu bitmeyen aydınlık Anasının yüzü suyu hürmetinedir. Yavuz Bülent Bakiler |
Olsun yaşam bir diklenikmiş olsun kara kışlarda açan kar çiçeğim var dört yan sivrisinekmiş olsun yürek yaylamda uçan kelebeğim var dünya kor cehennemmiş olsun acıları kutsayan can meleğim var insanlar şeytan cinmiş olsun gönlümü kanatlayan bir can perim var Bilal Kayabay |
SENİ BENİM KADAR SEVEMEYENLER seni benim kadar sevecek olan başını taşlarda çürütmelidir yarasına dikenleri sarmalı kalbinde dağları yürütmelidir gözleri her sabah başka bir çeşme her akşam krater, her gece duman gökleri günboyu alevlenirken boynunda bir kement olmalı zaman yollar düğüm düğüm boğmalı onu ızdırap sızmalı baktığı yerden kaplan tutuşmalı, kurt inlemeli saçından bir teli yaktığı yerden sana benim kadar tutulmak demek vurulmak demektir kartallar gibi tâcını, tahtını kaybetse bile gülümseyebilmek krallar gibi seni benim kadar sevecek olan ruhunu kapından kovabilir mi seni benim kadar sevemeyenler seni benden fazla sevebilir mi Nurullah Genc |
şurada burada sıkılmış limon kesikleri paslanmaya bırakılmış demir çubuklar tertemiz kaynaklara atıksu tarifesi taze sürgünlerin ince boyunlarında ağır kementler henüz sıcaklığı soğumamış körpe cesetler karanlıklar ortasında bir ışık adası gibi talancıların gözünden nasılsa kaçmış çimenler birkaç tomurcuk üç-beş yeşil yaprak ıslak bir kağıt gibi yırtıp atmış kentin dokusunu acımasız kasırgalar arıtmıyor sabun çıkartmıyor sular giysilerden yalnızlığın kokusunu aşk mevsimi değil miydi bahar elele tutuşmaktan korkan ürkek ceylanlar hani nerede eşlerine kur yapan kumrular kuş cıvıltılarına hasret kulaklar denizler denli derin içezikliği geleceksen sekizinci günde gel sevgilim burada haftanın yedi gününde de aşka geçit vermiyor yağmurlar yalnızca bir ad yaraşabilir bu mevsime: “acı bahar” Mustafa Yıldız |
Özlediğim Şehir İstanbul Yalnız kentin direksiz sokaklarında büyüdüm ben Ve her gece karanlığında ay ışığında uyudum ben Çığlıklarımı yalnızlar duyardı kendi sesleri gibi İçimizdeki sevgiyi büyütemedik sevgilimiz izin vermedi İstanbul koca şehir özledim seni Haliçin ayağını Boğazın direğini Çamlıca'nın rüzgarını İstanbul koca şehir özlettin kendini Kaldırımsız caddeleri çocuksuz parkları Ve yaşadım acımasız gecelerin en derin saatlerini En güvenilir sevgilinin ihanetini Dost dediğim canların nefretini Ve ezilen yüreğimin erimesini Duvarlara yumruk salladığım günler Seni düşünmeden uyuduğum geceler Ve kahrolası ayrılık saatleri Ve kahrolası ihanetin bedeli Şimdi konuşmuyor vurduğum duvarlar Şimdi anlatmıyor yıldızsız saatler seni Her anışımda Seni bir kez daha kahroluyorum Tıpkı hiç gelmeyecek gençliğim gibi... |
Ölümcül Ayrılık Veda akşamı düştüm yollara Ne ben bende ne sen bana ait Sitem edip hatıranla yıllara Ne sen bende ne ben sana ait Gece soğuk, gündüz karanlık Sendin ısıtan ateş ışıyan güneş Her şey olsaydı da sonsuza dek Olmasaydı bu ölümcül ayrılık Hamdullah Arvas |
Küskün Bir Şiir küserdim kendime susardım da gecelerce sadece o parça çalardı sessizce gözyaşlarıma engel yokken, kirpiklerime saklanırdı gözyaşlarım damla damla... saatler geçerdi,günler geçerdi, mevsimler değişir,kış biter yaz gelirdi yolculuklar başlar,ayrılıklar biterdi, gece güneşle buluşurdu denizin ortasında, yakamoz yakamoz... bir ben yanlız kalırdım,birde gölgem, tenimde kuralıklık başlar, dudaklarım çatlardı, ellerim cebimde öksüz,yetim kalırdı sessiz sessiz... alıntı... |
SENDEN SONRA Bak yine güneş doğuyor yine sabah oluyor Penceremden sızan güneş yokluğunla beraber bedenimi daha da yakıyor Gözlerim her yerde seni arıyor dalıyor mazilere Yüreğimde harlanmış bir ateş gözlerimde yalnız sen Ne gören var bu ateşi nede duyan mazideki sesleri Her gün aynı ses Her yerde aynı yüz durmadan titreten ellerimi Dışarıda rüzgar var Belki yağmur yağar yağarda söndürür yüreğimdeki yangını Belki sel olur alı götürüm yüreğimden sana dair her şeyi Sevmeyi sevilmeyi O kadar yaklaşmışken tam bu seferde oldu derken beklemediğin anda Kaybetmeyi Ağlamayı Bilmediğin bir karanlıktayken çıkış kapısını bulamamayı Kısacası senin bana tattırdığın her şeyi ama her şeyi Hayır her şeyi olamaz Ya senin yanındayken geçirdiğim o günleri Onlar asla olamaz Mutluydum belki sahte bir mutluluktu bendeki Ama huzurluydum güvende hissederdim kendimi senin yanındayken Hele gözlerine baktığım o an İşte o an dururdu sanki zaman her şey ikimizin etrafında gelişirdi Ne gözlerim senden başkasını görür ne kulağım senin sesinden başkasını algılar Ne de yüreğim senden başkasını için çarpar Her şeyim yalnız sen ve senin sevdiğin her şeydi Yağmurdu Buluttu Rüzgardı Yalnız bu üç kavramdı seni benden alan Gözlerin gülüşün ve sana sevgimdi Her seferinde üç kavrama inat beni sana daha da bağlayan |
Yine kendimle sonsuz bir savaşın içine girdim ßirkez daha aşka küskünlüğümü haykırmak istiorum Ama olmuyor... Olmuyor işte yapamıorum.. Yine sensizliğe yenik düşüyorum... ßir yanım haykır diyor..ßir yanım unut... Aslında kendimde biliorum yine olmayacağını Yine boşuna haykırmak için güçsüz olduğumu... Ama deli yüreğime engel olamıorum işte... Yalnızlıkmıydı benim istediğim yoksa senmiydin?? ßilemiorum... ßelkide benim için en iyisi yalnızlıktı.. Hayır...Hayır.. Tam olarak istediğim yalnızlıkta değil aslında €vet..€vet yalnızlık değil sensizlikti benim istediğim... Ama bir türlü olmadı işte... Ne yalnız kalabildim ne de sensiz... €n sonunda anladım; Hayal gözlüm sensiz olmaz...!!! |
Aldanma Cahilin Kuru Lafına Aldanma cahilin kuru lafına Kültürsüz insanın kulu yalandır Hükmetse dünyanın her tarafına Arzusu hedefi yolu yalandır Kar suyundan süzen ceşme göl olmaz Gül dikende biter diken gül olmaz Diz diz eden her sineğin bal'olmaz Peteksiz arının balı yalandır İnsan bir deryadır ilimle mahir İlimsiz insanın şöhreti zahir Cahilden iyilik beklenmez ahir İşleği ameli hali yalandır Cahil okur amma alim olamaz Kamilik ilmini herkes bilemez Veysel bu sözlerin halka yaramaz Sonra sana derler deli yalandır Aşık Veysel Şatıroğlu |
Diril-Ten DİRİL TEN O' için... - bilirim açmasını gülün! Ey gözleri yas-emen çocuk Bırak harcasın ömrünü yar üstüne yar koklayan Gök Turgut’un ve şairlerindir Fasl-ı Şems dokun yanan yerlerime Kara gözlü yârin gülü bu bahçede narin büyür Kalbimiz aşkın tenidir Yelda Karataş |
düşlerimdin sıcak bi çay misali, geleceklerin ve gideceklerin hatrına, unutmam seni, unutmam sana son sarılışımı... yalan değildi tüm söylediklerim, ne kadar yalan olsada, bize öğretilenler... sevdalar... inan, yalan değildi sana dediklerim... şimdi, iki yabancı misalide olsa, unutmam seni... serhat gültekin |
HER GECE YARISI BİR NEFES GİBİ... her gece yarısı bir nefes gibi hüzün dolu bir iç çekiş gibi... efkar gibiyim... filitresiz bir eski zaman sigarasıyım parmaklarında şimdi götür dudaklarına yak beni bu saatlerde ben hep o tütündeyim... bir kibrit alevinde kor olmaya hazır yüreğim... içine çek yavaş yavaş zehir tadımı hisset kokumu duy acımı duy savur sonra beni o yasakların griliğiyle duman duman yaşadığın evde gezinmeliyim ve odaların duvarlarına gönlümce kendimi resm'etmeliyim... önce gözlerimi sonra dudaklarımı saçlarımı en sonra saclarını okşayan ellerimi cizmeliyim dudaklarını öptüğümü hissetmelisin beni düşündüğünü hissettiğini çok uzaklardan hissetmeliyim... tam gece yarısını vururken saatler her şeye ve her şeye rağmen özlemelisin özlendiğin gibi... "özledim teninin kokusunu özledim" dediğimi bilmelisin... şu anda ne yaptığımı merak etmelisin lanet olsun demeli kıskanmalı ve hatta küfretmelisin... parmaklarını yakan izmaritle bir sigara daha yakıp bir dilek tutar gibi içinden "seni seviyorum" demelisin... bunu söylediğini bilmeliyim ve aynı anda ben de sana sevdiğimi söylemeliyim... beni hissettiğini hissetmeliyim sevdiceğim kor olan tütün gibi ateş kesmeli avuçların sıcaklığını tenimde hissetmeliyim... her gece yarısını vururken saatler sadece bir sigara içimi olsa da her şeye ve her şeye rağmen sende olduğumu bende olduğunu yürek sancısı iç sızısı gibi adı her neyse aramızdaki bilmecenin çözüldüğünü hissetmelisin ve ben bunu bildiğini hissetmeliyim... Ceyda Görk... |
Bugün hayallerimin başında sen varsın yine Bugün sigaramın ilk nefesinde seni çektim içime Ne hayallerimde ne düşlerimde Koyamadım kimseyi yerine Oysa unutmak unutulmak istiyordum Çıktığım yalnızlık seferinde Yazıp yazıp yırttığım kağıtlarda Seni aramaktan usandım artık Ama seni unutmak da imkansız Her şeyde sen varsın Huzur aradığım kırlarda yeşil gözlerin Masmavi denizlerde ise Sana varmadan yarım kalan düşlerim Ne yapsam olmuyor Ve ben sana tutsak sana esir Bu yüreğimle… Yalancı bir rüzgarın sürüklediği Sonunun nereye varacağını bilmediğim Bir aşkta seni arıyorum Neden mi? Kendimi kaybettim çünkü Sende bulurum ümidiyle başladığım bu savaşta.. Hayata karşı aldığım yenilgilerde Benden geriye hiçbir şey kalmadı (Bu şiir, şair arkadaşım Fırat Sırtlan'a aittir.) bülent ışıkçı |
Bugün her ölümle biraz daha ölürken Seni düşündükçe hayata dönüyorum yeniden Dünyada Kaç iklim Kaç zulüm Kaç ölüm var Bir, seni bunların karşısına koymak nasıldır bilemezsin …. (Bu şiir, şair arkadaşım Fırat Sırtlan'a aittir.) bülent ışıkçı |
Türkü Gözlüm Kar yağıyor türkü gözlüm Kar yağıyor buralara. Uzun hava ağıt gibi, Dökülüyor bulvarlara. Sen de gittin buralardan, Böyle bir karlı havada. Okul bittikten sonra 95'in yılbaşında, Gelmiş özlemiştin beni, Sarılmıştın hıçkırıkla, Kar yağarken dilek tutmuş, Kar yemiştin avucumda. Nasıl gittin türkü gözlüm, Mahzun kaldım buralarda. Gülüşlerimiz geliyor, Ağlıyorum buralarda. Sen bir öğretmensin şimdi, 657 devlet memuru. Kıt kanaat geçinirsin, Seni beklediğim gibi, Beklersin ay sonunu. Belki de evlisin şimdi, Bunca yıl geçti aradan. Sen beni unuttun belli, Türkü gözlüm çık hatrımdan. Oralara da kar yağar mı, Güneş çıkar mı ardından? Saçaklardan su damlar mı, Su girer mi papucundan? Yokluk kötü türkü gözlüm, Yokluğun çıkmaz aklımdan. Varlık güzel türkü gözlüm, Varlığın yitti yanımdan. Okulun bittiği yıl tayinin çıktı doğuya. Belki yazarsın diye, Bir kalem almıştım sana. O kalemle mektup yazmış, O kalemle ağlamıştın. Ama o son mektubunda, Sen ne kadar değişmiştin... Sözlerin de değişmişti... Değiştiğin belliydi ki, Kalemin de değişmişti... Ah benim türkü gözlüm Ne oldu birden sana? And içmiştik gündüz gece, And içmiştik kopmamaya. Hacı Bayram'da dua ettik, Ayırmasın Allah diye... Bir fakire para verdik, Belki dua eder diye... Fakir mi dua etmedi, Sen mi yalancı çıktın? O fakiri göremedim, Gelmedi namaz vakti. Çok oturdum musallada, Her tabutta kendim vardım, Dua ettim ardım sıra... Şimdi en arabesk duygularla Dudağımda o türkü, Yürüyorum bulvarlarda... Ellerim üşürken hep Ellerin gelir aklıma. Yüreğim ağlıyor şimdi, Yanıyorum buralarda... Kar yağarken hazin hazin, Ölüyorum türkü gözlüm, Ölüyorum buralarda... Bedirhan Gökçe |
teşhir-i primadonna çıplak dudaklı üç kara kadın ateş gibi!.. mermi gibi!.. at gibi!.. leş gibi tunca uzanmışlar gözlerinde vefa tüfenkleri.. ten değil etten zehir buhurdanı hükmediyor cân ile cânân ile bu kokuda var bir nasihat elbette var bir müneccim kurana ek sure olmuş gülüşmeleri ah o gümüşten memeleri, ah o gümüşten memeleri! altı ay ile şakırlar yüzüme -bu davete tenezzül et ey rezil şair! babanın da, senin de sokaklarda köpekler gibi öldürüldüğü pek vâkidir!- ayak bileklerine bağlanmış kedi kuyrukları ve küçük ve sade, alelade mor modigliani çanları kafesine dar ediyorlar göğsümü ve kalbim, ve vah benim şu serseri kalbim bir şahmerdan olmuş da dövüyor cılız kanımı kanıma şahitlik ededursun hele şu mendebur tarih artık tavına geldi güz ve o mevsim ki sırça bir hatıra kadar yüzsüz! ne çıkar, girer aralarına ben de uyurum ben de tararım uzun saçlarımı uzun gecelerle tırnaklarıma oje yerine su sürerim ne çıkar ben de ağlarım, ama ben de ağlarım ne çıkar çıplak dudaklı üç kara kadın ateş gibi!.. mermi gibi!.. at gibi!.. leş gibi uzanmışlar tunca kasıklarına saplı kalakalmış ayyaş çocuklukları ve bir de abdülaziz hançeri! k. iskender |
Görmediğim bir bambaşka durum var Sizin şehrin kızlarında savcı bey Yaklaşanı ta yürekten vururlar Kan kokuyor gözlerinde savcı bey Gayeleri gönül kırmak dal gibi Bakışları çifte favül bal gibi Ülkeler fethetmiş bir kral gibi Gurur dolu pozlarında savcı bey Kaş yaparken, göz çıkarır elleri; Çok silahtan tesirlidir dilleri Hayret ettim, bir tuhaf ki halleri Poyraz eser yüzlerinde savcı bey Derviş olup çıktım tığsız, tebersiz İlk görüşte avladılar habersiz Pişirdiler beni tuzsuz, bibersiz Kebap oldum közlerinde savcı bey Bölüştüler gönlüm ile aklımı Davacıyım, ara benim hakkımı... Bir yol göster, haklı mıyım, haksız mı? Yorulmayın izlerinde savcı bey. Abdurrahim Karakoç |
Beni Tanıdığında* ___________'mesafelerdi belki de bizi yıldıran ___________ yaşanacak onca şey varken...' beni tanıdığında acıların baharındaydım o yüzden tadım acıdır b e n i m.. beni tanıdığında dağınıktı belleğim firardaydı düşüncelerim ve en büyük ibadetti belki de gittiğini unutup, yolunu beklerdim o yüzden kederim büyüktür b e n i m.. beni tanıdığında gözlerim gözlerine nasıl değmişti yalancı bir bahar mıydı beklediğim imkânsızlığını bile bile belki de bu son seferdi son aşkım olduğunu nereden bilebilirdim o yüzden yüreğim buruktur b e n i m.. bakma sen benim durgun olduğuma bebeğim beni tanıdığında ben ben değildim ve sadece yıkık duvarları olan ben bembeyaz düşleri maviye çalınan bir mevsimdim sadece; y a ş a d ı ğ ı m.. evet, sen beni tanıdığında acıların baharındaydım o yüzden tadım acıdır b e n i m... Ali Hakan DÜZ |
Mektup alir, efkarlanirim; Raki icer, efkarlanirim; Yola cikar, efkarlanirim. Ne olacak bunun sonu, bilmem. "Kazim'in" turkusunu soylerler, Uskudar'da; Efkarlanirim. Orhan Veli |
| Saat: 02:16 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık