![]() |
Sessiz Çınar.. Hayli uzağımdan geçiyor sessizce bahar Yalnızlığa alışmış bir gül kadar kırmızı Çölde vahayı bekler gibi öksüz bir çınar Minik bir avuntudur içimde hatıralar.. Bir mermer olur ellerim suya dokununca Canlanır hayalimde resimlerin sızısı Yeşilini kaybetmiş ağaç gibi solunca Düşer yaprakları ömrün dallar kuruyunca.. Kanadı kırık kuş olmamalıyım bahçende Rüzgâra bırakılmış içli gönül ağrısı Sevimli bir kızılcık kuşu gibi ellerinde Bir huzur içinde ötmeliyim dillerinde. Zaman nasılda dağlanıyor kafes canımda Yırtıyor semayı ruhumun engin çığlığı Oynaşır deli meşrep avuntusu kanımda sana son kez okuduğum şarkı dudağımda.. |
AŞK BİTTİ... Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da Uzun bir hastalık gibi Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi Bitti. Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır İhmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım Pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim Belki bir yağmur yağar akşama doğru Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım Aşk da bitti diyordu ya bir şair Aşk bitti işte tam da öyle Ahmet Telli |
Tufandan Sonra Bir tavşan durdu da yoncalarla kıpır kıpır çıngırak çiçekleri arasında, örümcek ağları içinde doğru dua etti gökkuşağına. Kayıplara mı karışacaktı! o dört başı mamur taşlar, ya çiçekler tam açmışken hem de! Çöp içinde yüzen ana cadde boyunca kerevetler dizildi. Minyatürlerdeki gibi yukarılara asılmış bir denize doğru kaldırıldı, gemiler çekildi. Mavi Sakalın evinde dere gibi aktı kan-ya mezbahalar, ya o camları tanrı mühründen görünmez olmuş kanlı meydanlar. Dere gibi aktı kan, bir o kadar da süt. Kunduzlar yapı yaptı. Kahveler tüttü kahve ocaklarında Camları hala zangır zangır camlı köşkte karalar giymiş çocukların yaldızlı resimlere daldı gözleri. Çat! Kapı çalındı; köyün meydanlığında bir çocuk fırıldaklarla tekmil kulelerdeki horozların aklına uyup kollarını döndürmeye başladı, çakmak çakmak sağanağın altında. Filan hanım kuyruklu bir piyano kurdurttu Alp dağlarına. Katedralin bin bir mihrabında kudas ve vaftiz ayinleri yapıldı. Yollara düştü kervanlar. Harcedildi de buzların hercümerciyle kutup gecesi, kuruldu İspilandit Oteli. O zamandan beri ay, kekik kırlarından gelen ağlamaklı çakal sesleri işitir oldu- bir de meyve bahçelerinde dolaşan tahta pabuçlu çoban türküleri. Derken filize durmuş eflatun korudaki peri Ev karısı geldi yanıma, dedi, bahar geldi. Kaynayın! pınarlar, taşın, katın köprüleri önünüze, basın ormanları siyah kumaşlar, orglar, şimşekler, gök gürültüleri, kabarın hadi çağlayın; hadi su; hadisene keder, kaldırın ayağa selleri. Değil mi ki onlar senli-benli-gitti derler! O dört başı mamur taşlar! O açmaya varmış çiçekler! -değil mi ki bir kasvettir kalan geriye! Ecenin haliyse malum, toprak mangalının korlarını karıştırmaya dalmış büyücü, bilir ya söylemez bizim bildiğimizi. ARTHUR RIMBAUD |
Ayışığı Ablam'dan alıntı.. değişen ben değilim dönüşen savaş yaşlanmakla ıslanmak aynı şey: bir yağmur"un gölgesinde ihtiyarlamak şimdi ölüm bile yetmiyor acılarımızı tartmaya dostlar alıngan bir sahili pinekliyorlar bir merhaba'yı bıçaklar gibi artık selamlaşmalar değişen ben değilim dönüşen savaş artık zaman bile yetmiyor yaşadığımızı sanmaya yine de ışıklar bu kenti güzelmiş gibi gösteriyor geceleri... geceler... yani Ahmet Haşim'in kafiyeleri... seni aklıma düşüren yerçekimi değil yalancı yıldızlar öyle uzaksın ki üflesem soğuyacaksın sarılsam okyanus bir aşka yetecek kadar ve anımsatacak kadar sebepsiz bir ölümü, acılarımız ve kafiyelerimiz var... işte hepsi bu kadar... Teşekkürler Ablam, Seni Özledim.. |
Sadece Bana gel, sadece bana... Yıllardır içinde sakladığın ve haykırmak için biriktirdiğin sevda sözlerinle gel. Ya da konuşma,tek bir söz bile söyleme,suskunluğunla gel. Utangaçliğin,güçsüzlügün üzerini yalanlarla örttüğün hatalarınla gel. Uyuyamadigin bütün uykuları,üşüdüğün kış sabahlarını, bunalarak geçirdigin bütün akşamlari, seni yatağından sıçratan kabuslarını topla öyle gel. Gel ve sarıl bana. Bu sahte hayatların ortasında inandığım tek gerçek sen ol.. Bekleyişle tüketme beni. Gel ve sarıl, son bulsun kalabalığın ortasında asırlardır süren korkunç yanlızlığım. Vazgeçilmezim olmak için gel. Seni kaybetmekten öyle korkayım ki,düşüncesi bile titretsin yüreğimi. Sen olmadan yasayamayacagimi bileyim, sen olmadan gececek bir gün bile yaralasın, acıtsın kalbimi........... Bekleme artık gel. Başkalarının asla göremedigi, bir tek benimle konuşan içindeki o deli çocuğu ortaya çıkartmak için gel. Korunmaya muhtac bir cocuk o,biliyorum. Korkma,kimsenin onu incitmesine izin vermem. Güven bana. Birine güvenmenin insanda yaratacağı o müthiş huzuru duyarak gel. Gel ve ağla. Bunca yıl çektiğin acılardan bir çırpıda sıyrılmak için sarıl boynuma ve ağla. Gözyaşlarınla birlikte akıp gitsin hepsi. Seninle ağlarım ben de. Ben de sıyrılırım,yüreğimi sömüren kimliksiz sevdalardan. Bir tek sana kalırım kendim olarak. Bir tek sana hiçbir şey beklemeden sunabilirim benliğimi. Sadece bana gel... karanlik odalarımı aydınlatmak için sadece bana gel. Ben sevmeye hazırım seni... Sonsuza dek sevmeye.. ( meganeondan kardelenine:)) ) Bitanem34 ün Space ine yazılmıştı.. |
Yalancı Bahar... Varlığında bahardı tüm mevsimler... ... Gökkuşağı renginde tüm bahçeler, Yan konaktan yayılan Rembetikoya eşlik eder kuşlar Radyoda bir Chopin klasiği Pervazında sıralanmış serçeler seranat halli... İçimde rakseden kelebekler, kuşlara nispet eder İkindi güneşi düşmüş gözlerine, Uzansam belki tutulacak bir mücizeyle... Isıtır beni, gözlerindeki bu ikindiler... Varlığında bahardı tüm mevsimler... Çökerken usul usul günbatımı Firak tohumları düşer bahçeme Buğusunda kaybolur gözlerimin güneş... Pusudadır yalnızlığım bilirim... İçimde yeşermeyi beklerken, fırtınaya tutulmuş vuslat Sonbahar süzülür bakışlarından, gözyaşı deminde Hazana düşmüş hüzün yaprak yaprak... ... Yürek bi çare baharı beklerken ellerinde Iskartaya çıkmış umutlar metruk biryerlerde Başka baharlara ertelenmiş sürurum sensizliğinde... ... Sükutun geceye aktığı yerde Şizofrenik çırpınışlara başlar şimdi ruhum İçine kapanmış, kendine seslenen bir küskünlükle Şarkı sesinde, hüzün ve titrek Sorsam sazlar inler, söz ağlar, gam düşer teline Kifayeti yok artık, her bir teselli, yalancı bahar ! İmkansızlıkları bilirde, Her gelişinde , gideceğini müjdeler ayrılıklar Hükmü yok artık gönlüme düşsende sağnakça ne yazar Zaten boğuldu selinde kan damlar, ....Düşer toprağa, ......Toprak kan ağlar, ..........Toprak biz ağlar...! Semra Çorapcı |
Zaman alıp sürüklüyor, beni ben yapan anılarımı engin sulara. Karışıyor denizlere, sonra okyanuslara. Ardında bir yığın anı kahramanları belli olmayan. Kimi zaman çoşan kimi zaman durgun yaşamlarla besleniyor bu koca okyanus. Kim bilir hangi ananın gözü yaşlı hikayesi yatıyor yada hangi aşıkların hazin sonu? Yaşam ateş çemberi bazılarına göre, bazıları da güneş saçlı çocuklara benzetiyor yüzü hiç solmayan. Ne olursa olsun son bulmayacak mı her şey karışmayacak mı okyanuslara anılar? Seni sen yapan değerlerin bir gün son bulmayacak mı yaşarken yada toprakta? Arkana yaslan dostum bak pencerenden dışarıya ve gör dünyada nokta kadar bile olmayan varlığını. Yaşa doyasıya her şeyi. Geç kaldığını düşünme hiç.. Keşkelerini söküp at beyninden izi bile kalmasın. Aç kollarını fırtınaya ben buyum diye haykır. Zaferi yaşa, hüznü yaşa, mutluluğu yaşa ... Sadece yaşa dostum. Hedeflerin olsun. Gerçekleştirmenin öz güvenini yaşa. Sürüye katılma, senin sürün olsun. Belki okyanustaki mavi pırıltılı dalgalardan biride sen olursun! |
SENSIZ ZOR GECEN BIR GÜNÜ DAHA ATTIM ARDIMA Sensiz zor geçen bir günü daha attım ardıma, Yokluğunun acısıyla belki sabaha çıkamam, Bak şu ardımda duran yüce dumanlı dağlara, Birikmiş üst üste sevdandır her biri, yıkamam. Dilim seni söylemekten yoruldu ve sustu, Kalemim seni yazmaktan eskidi ve kırıldı, Gözlerim seni beklemekten artık yoruldu, Aklım başımdan, bedenim ruhumdan ayrıldı. Gizli mabedimsin her gün sana yönelirim, Nail olabilmek için güzelliğine yalvarırım, Seninle doğdum sensiz biçilmez kefenim, Tarihe seni en çok seven diye yazılacağım. Kelimelerin acizliğine bak aşkımı anlatamıyor Ağlasam, inlesem, anlatamazsam ne fayda Seni en lüzumsuz yerim bile çok çok seviyor Bu günüde sensiz zor geçirdim, attım ardıma... |
HÜZÜN BENİMLE KALSIN Gitmeler Sana Kalsın, Bu Sisli Şehrin Beyazında. Usul,Usul Terket Beni, Karakış`In Ayazında. Kalbin,Bedeninle Gitsin, Sakın Dönme Geriye,Yokum! Binlerce Yemin Etsende, O Yalan Sözlerine Tokum. Gitmeler Sana Kalsın, Bırak Beni Bu Benle. Kırılmış Bir Oyuncak Ellerinde, Sıkılmadın Mı? Oynama Benle. Ben Aciz,Ben Yitik Olsamda, Sen Git Ardına Bakma,Git. Canın Sıkıldı Bu Aşktan Belli, Sevgin Gibi Sen De Bit. Gitmeler Sana Kalsın, Hüzünlü Bir Şarkı Tadında. (alıntı) |
YOL Gözlerim kapanmadan önce yoldaydım Damperli bir kamyon kadar gürültülü Ve bir o kadar sabırlı Bir menzil, bir başka menzile Bir kilometre, başka kilometreye değiyordu Kalbimden acılı şarkılar geçiyor Sigaramın dumanı akşamla gülüşüyordu Yoldaydım Kirli beyaz gömleğimin üstünde yağ lekeleri Arka dörtlüde şoför İsmet’in hayat hikayeleri Bir keskin viraj korkusunda Hükmünü yitirmiş bir limon kolonyası ferahlığında Kısa ve soğuk ihtiyaç molalarında Bir kasaba otogarında Zigana Geçiti’nde başım camda sarsılarak uykudaydım Öyle dardaydım Yoldaydım O türkülerde ki, o ağıtlarda ki O Fırat’a kaptırılan gelin gibi hoyratta ki O aşılmaz, o varılmaz, o khpe, o yalan sevgili, o rüya gibi Yoldaydım Bir aşka gidecektim Gece yarısı bir şehre inecektim Ellerim cebimde olacaktı Kalbim avuçlarımda Üşüyecektim Sen belki, belki sen Cesur Turizm’in yazıhanesinden, apollo magirus patinaj çekerken Hayal meyal görecektin beni Orası burası sökülmüş bir valiz elimde Yanımda senin için topladığım üzümlerle dolu bir sepet Ağzımda bulantıyı geçiren nane şekeri Cebimde muavinin ikram ettiği gofret Dudağımda yarım bir şarkı Yüreğimde sadece hasret Sadece cesur, sadece menzil Sadece cümleten geçmiş ey yolcular Yine bekleriz, yine gideriz, yine severiz birbirimizi Geçmiş olsun ey yolcular Sizin yolunuzun sonunda bizim yolumuz başlar Gidin yatın şimdi ya da buluşun sevdiklerinizle Birbirinize öyküler anlatın Kaptan uyuyordu deyin Acılı şarkılar dinliyordu deyin Çok sigara içiyordu, gülmüyordu deyin Geçmiş olsun ey yolcular Hadi gidin, hadi siz gidin Hadi biz de gidelim İsmail Bak arkaya yakalım dörtlüleri Havalı bir korna Delikanlı bir manevra Hoşça kal otogar Merhaba yollar Levhalar, yamalı asfaltlar Merhaba hendekler Dereler, şarampol Merhaba rüyalar Ecel... Merhaba Hakkı Bulut Nane şekeri, kolonya, çokoprens ve diğer herşeyler Merhaba yol Yoldayız Hayırlı yolculuklar Hayırlı rüyalar Gece kuşları, fren sesi Koşarak karşıya geçmeye çalışırken parçalanan sincap Fırlayan tekerlek, devrilen otobüs Gazete kağıdıyla örtülen firmam Örtülen ömrüm, sermayem, karanlığım O zaman ben uykudaydım, dardaydım Yoldaydım İ.Sadri |
| Saat: 02:16 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık