![]() |
İçerimde üşürsün Durgun sulara düşmedi yüzünün yansıması Çalkantılı denizlerde martılara çığlık hasretin Susuz kuyular gibi susamışlığı aşkına yüreğimin Çok özledim tarife yetmiyor uygun mısra bulmayınca. Yanımdayken hasretimsen,özlüyorsam,korkuyorsam Alışkanlık değil kokusunu duymak ipek gerdanının Göz aşinalığı değil boynuma asılıyken kolye gibi hasretin Azgın duygularımı susturmak değil içimdeki feryadım. Kor alevleri kıvılcımlarken gözlerindeki yangın Nasıl bir ıssıza sürüklenir yüreğim bir bilsen Yanardağları kıskandırır hasretimin lavları Özlemlerimden ürperir, sen üşürsün içerimde. |
Ucundan Kan Damlayan Hançerdeyim Gün Grinin tonlarıyla uğraşta Geceye özlemdeyim Güneş Kirli duman rengi Bulutlarla oynaşta Ben her zaman sendeyim Ve yağmur Önce selamladı yaprağı Sonra kucakladı toprağı Vuslata sevinmek var Lakin sensiz kederdeyim Şimdi gün Kan kırmızı oyalanmada Çek git; uzan yatağına Sevdamı kıskanan güneş Ben hala geceye özlemdeyim Ey ay yüzlüm üzüm gözlüm Kim bilir imdi neredesin Ah bir bilsen Ben adına sevda dedikleri Ucundan kan damlayan Hançerdeyim. |
Eskisi gibi değil artık bildiklerim, eşyalar, zaman Senden öncesi gibi.. Sevemedim senden sonra Hiç bir şeyi ve kimseyi Senin gibi.. Olmuyor birşeyler eksik Oturmuyor taşlar yerlerine Senden sonra (olması gerektiği gibi) İstemem artık geri dönmeni Hayatta durabilmekteyim En azından acımıyor ayaklarım Kalbim kadar... Seninle bildiklerim saf mutluluk olsada Senden sonrası burkuyor kalbimi Yinede seninle tebessüm edebiliyorum Senden önce ben değildim Sonrası mutlu etmiyor beni Ama yine de istemem gelmeni Şunu da bil! Senden sonra Yerine sev(e)medim |
[flash=http://img151.imageshack.us/img151/7033/buyudr9.swf]width=640] height=480[/flash] |
Gözlerinin Içinde Sakliydi Güzelim benim Bakiyorum da hala cimri ve hala inatçisin, duygularini da yitirmemişsin ve inadina gelecege dair planlar yapiyormuşsun bu sefer kendinden küçük birine tutulmuşsun ve yaş farkini bir önemi yok diyormuşsun seviyor ve deger veriyormuşsun ilişkinize dair güzel şeyler söylüyormuşsun söylenen göre sen kendini aldatiyormuşsun eski aşklarini bilenler senin geçmişini unutmak istedigini acilari, çileli, mutlu-mutsuz günleri rafa kaldirmak istedigini düşünüyorlar yeni aşkinda, ne kadar çabuk sevmişsin-sevdirmişsin paylaşimlarini kisa zamanlara yaymiş eski aşklarini unutmak için her yola başvuruyormuşsun üstelik geçenlerde eski aşigin olan bir çocuktan davet almişsin; ama yine bir şeyleri bahane edip reddetmişsin neyse, diyecegim eski aşklarini silmişsin bana da mutluluklar dileklerini yollamişsin mutlu olmami istiyormuşsun, çünkü sen mutluymuşsun beni hala düşünmen ne kadar qüzel benim için, biliyor musun ama buna ragmen beni başkalariyla karşilaştirmaya da devam ediyormuşsun arkadaşlarinin eski aşklariyla eşitliyor muhabbetimi yapiyormuşsun dalga geçiyor, neşeni buluyormuşsun bunu daha önceden de yaptigini hatirliyor ve kahroluyorum beni üzdügünü söylüyormuşlar arkadaşlarim geçmiş benimle neşe bularak unutamayacagini biliyorlar ama; söyleyemiyormuşlar. kimi zaman se nde eski günleri yadetmiyor degilmişsin gördügüm kadariyla yildirim aşkina inaniyormuşsun artik hiç tanimadigin insanlara deger ve gönül veriyormuşsun eski aşklarin bunlari duysa kimbilir ne kadar üzülürler senin kapinda bekletildikleri günleri hatirlarlar ve kahrolurlar ne zor günler yaşadilar Aralik ayinda kimbilir uykulu-uykusuz, alkollü-alkolsüz ama; sensiz anliyorum ki artik sen debisi belli olmayan bir akarsuya takilmişsin öyle mutlu, öyle hazin, öyle yanliz! |
Buğulu gözlerinin meftunu olmak varmış, Tutulupta aşkına durmadan yanmak varmış, Öyle yaklaşmışsınki öpmeye ramak kalmış, Gözlerimi açtımki meğer hepsi rüyaymış. Ellerini tutunca çarpıyormuş yüreğim, Gerçek olmuş aniden yıllar süren dileğim, Böyle olacağını ben nereden bileyim? Gözlerimi açtıki meğer hepsi rüyaymış. Gözlerinin içine bakıp kaybolurmuşum, Mutluluk denizinde sanki boğulurmuşum, Bu benmiyim diyerek kendime çok sormuşum, Gözlerimi açtımki meğer hepsi rüyaymış. |
Cennetin İspatı Kainatta dursun diye cennetin ispatı, Allah yeryüzünde eşsiz bir şehir yarattı. En güzel varlık yapmak için insanoğlunu, Adem'in kanına İstanbul toprağı kattı. . . . İstanbul; ilham kaynağı,laf bilmez şairin, İsmi üç hece manası gökler kadar derin, Karacaahmet,Kadıköy,Moda ve Kandilli, Hepsi birer inci gibi kolyeye dizili. Gecenin örtüsü kapatınca aydınlığı, Sokağa dökülür tarihin acı çığlığı. Arşı titreten bir feryat:''Üsküdar yanıyor! '' Yanan tarihtir,herkes Üsküdar sanıyor. Her oluşta bir sebep,her harekette bir yasa, Gökler dipsiz olur muydu,Çamlıca olmasa? Her semtinde ayrı bir güzellik tecellisi, Eyüp'ün rahmetidir,Beyoğlu tesellisi. . . . Birgün kapanırda gözlerim,ölürsem eğer, Ardımda kalan insanlaradır bu son istek. Olmasın başucumda ağaç,üstümde mermer, İstanbul toprağıdır bana en rahat döşek. |
Yağmurdan Sonra Uyanış Gökyüzü parlak ve aydınlık şimdi, Toprak buram buram yaşam kokuyor, ölüm değil, Üç beş damlacık yapraklardan düşen toprağa Belli ki yağmur yağmış... Yollar sessiz ve tertemiz şimdi, Havadaki esinti korkutmasın seni, Bu yaşamın ve yaşadığının belirtisi; Eline geçen son fırsat belki de, Çek şu tertemiz havayı ciğerlerine, Çek ki yaşadığını hatırlayasın... Korkma yalnız değilsin, Ben varım... Yalnız ben mi? Yağmurdan sonra sırılsıklam ıslanmış Şu kedicik bile, Işıl ışıl gözleri ve sıcacık kalbiyle Senin dostun olmaya hazır... Belli ki kırgın ve üzgünsün birilerine, Üzülme derim yoluna devam et. Biliyorum, yüreğinde bir yerler İçin için sızlıyor, Ve ağır ağır kanayan bir yara var kalbinde, Boşver unut gitsin ! Bak toprak ne güzel kokuyor yağmurdan sonra, Ağaçlarsa sırılsıklam ıslanmış. Yuvaları bozulmuş kuşlara bak ; Evsiz barksız birer göçmen onlar Hiddetle esen bir rüzgardan sonra... Ama öyle üzgünler mi senin gibi, Hepsi capcanlı ,cıvıl cıvıl Bir onlara bak bir de kendine... Hala niye kapalı tutuyorsun pencereni, Neden korkuyorsun, Yüzüne çarpacak rüzgardan mı; O rüzgar değil ki yaşama sevinci. |
_ Ben sana sarhoŞum _ Ben sana sarhoşum Gecenin ışığında Belki bir bekçinin iç ürperten yalnız ıslığı Belki solukları bir bebeğin Uğultusu kulağımda Ben bu gece sana sarhoşum İstanbul’da da sarhoşum New York’da da sarhoşum Ben neredeysem oradayım Sen olsaydın yanımda olacağından Ben başka yerde sarhoşum Uyuştu dudaklarım Ellerim yine ellerim Büyüyor Ben ne zamandır buradayım Gözlerimle bir böceği izliyorum Bulanık düştüm düşeceğim Gelmesin istiyorum Biz niye savaştık Kiminle kimin için duruşmalarda Tahta niye ıslandı avuçlarımızda Dimdik bakarken yargılayana Şaşkın ve utangaç ve isyankar olanlara Ve kızgın en çok kızgın Ve koca bir aptallık Umarsızlığım Budur acıya seyirci kalmak Gücümdür Oysa oğullarımı emzirirken hiç ağlamadım Gemiler uzaklaştı Rıhtımı terk etmeyen birkaç kişi Güvensiz, kaçamak Durdukça tedirgin.. İleri geri koşuyoruz. Durursak belki düşeriz. Belki birbirimize bakar soru sorarız Sorularımızdan karşılıklı kaçarız Hatalarımızın hata olduğunu ne zaman anlarız.. Savaş bittikten sonra askerler nasıl dağılırlar Yoksa çöker bir sigara mı yakarlar Gidemezler evlerine Kan tarlasında oturup Birbirlerine bakarlar Tanıktırlar, tutsaktırlar.. Ayrılamazlar kendilerinden Kendileri gibi olanlardan Uzaklaşamazlar var olmaktan.. Dümdüz alıp başımızı gidemezdik Dünyanın düz olduğuna inansaydık Savaş alanının sınırları nasıl aşılır Ölüme alışmış insan Ölümden sonra cinayet Ben sana sarhoşum Ağulu bir akşam Soluğunda bir bebeğin Kirpiklerinde acının Tek damla gözyaşı bu gece.. Yine gitme. |
Konuşsana İstanbul Ne olur sanki? Bir gece usulca, Seni bırakıp gitsem, seni Kızarmısın, İstanbul bakarmısın ardımdan Bir kere de benim için yanar mı Üsküdar? Kadıköy yetim mi kalır? Moda'mı dul, Öyle sessiz kalma ne olur Konuşsana İstanbul İki yakan birbirine mi karışır? Gelmez mi baharların, Gökyüzün mü kararır? Ortaköy susar, kalır mı öylece Bebek mi ağlar gidişime Biliyorum aslında Olmaz hiç umurunda Yine de, nedendir bilemem Seni bırakıp gidemiyorum İstanbul ben senin Neyini seviyorum? |
| Saat: 08:23 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık