![]() |
Filistinli Çocuk Sedyenin üzerinde, Beyaz beze sarılmış, Üzeri kan kırmızı, Bir çocuk. Bir hızla götürülüyor, Elektriksiz, susuz hastaneye, Dudaklarda dinmeyen tekbir sesleriyle. Çocuk, Aldırma üzerindeki kana, Kınan olsun, Zafer yolunda. Aldırma üzerindeki beze, Kefenin olsun, Cennet yolunda. Çocuk, Hayal et , Senin adın ne diyenlerin suratına, Dünyayı inletecek kadar bağırıp, Benim adım Filistinli çocuk demeyi. İşte böyle Filistinli çocuk, Kurtulacaksın, Ne yapman gerek biliyorsun, Sadece inan ve hayal et. Mustafa Can Çiftçi |
Ölümü Ektim Randevu Yerinde Beklemekten Ağaç Olsun Zembereği boşalmış sözcüklerin Akreple yelkovan öpüşüyor onikide Bütün ziller vaktinde vuruyor, tembellik edip gitmeyeceğim Kusura bakma ölüm Bugün de gecikeceğim Sessizlik çökmüş kentin sokaklarına Martılar uykuya dalmış Kar bütün izlerini örtmeye hazır Randevularımıza sadığımdır sektirmem saatini ama bu sefer tembelliğim tuttu, ölüm daha çok beklersin beni… Şimdi kış ölümün vaktidir derler ve tecrübelerimden bilirim kışın ölene söverler. Kusura bakma ölüm ben ardımdan sövdürmem. Bu randevuya asla gelmem. Bu şiirin içinden tren de geçebilir Uçak da Vapur da Bütün teknolojik ölüm aletleri de ama hiç birine binmeyeceğim Kusura bakma ölüm gelmeyeceğim *** Gelecek öyle uçsuz bucaksız duruyor ki Ve ben ne olacağını merak ederken hani filmin en güzel sahnesinde sinemadan çıkar gibi hayattan çıkıp gidemem Kusura bakma ölüm Adın çok soğuk gelemem Bunca mazeretim varken yaşama dair, ölümü aklımdan bile geçirmem Seviyorum seni hayat tüm kötü sürprizlerini de.. |
Bunlar Geldi Aklıma Sadece Boş odamda kanatiyorum içimi. Kulağımda duydum biran sanki sesini. Ruhumu dolaştı sancın... AnıLarla dolmuş kederim. Bir hayalin kaldı senden bana. AğLamak cözüm kalmıyor bu neferde. Seni optum kokladım sabaha kadar. Duvarlarda artık duymuyor beni. Ağladıkca sesim hıckırıklara karısıyor. Feryadımı duyan yok. Ben sensiz ne de hiç mişim. Bunca yıl sevdim. Ama şimdi kıymetim mi var. YaLandan ellerin var. GözLerinde saklı bir dunyam var. Ne bir kapı acıldı yanlızlıgıma. Ne ümitLerim oldu senden yana. Nede tanrı bir merhamet gosterdi bana. Sanma ben dort duvarda yasarim. Sazımda dugumlenmis son matemide yakarım. Ruhum daralır ne zaman gülse yüzüm. Ardına bakmadan gidersen , Bir kelime etmeden gidersen , Benim sevincim nerde kaldı. Benim dort duvardan baska neyim var. Senden baska neyim vardı ki , Neyim KaLdı.... Seni andım sabaha kadar... VE bunLar geLiyor akLıma sadece. Fatih Koçak |
Dedem İçin.. Hasret kaldığım dedeciğim Sensiz kaldığım dedeciğim.. Neden beni bu Dünya'da yalnız bıraktın_? Her dedem kelimesini duyduğumda İçim yanıyor!! Böyle bir duyguyu Ancak yaşayanlar bilir Benim gibi, benim kadar yaşayanlar.. Keşke sen de Dünyada olsaydın da Beraber yaşasaydık... Dedeciğim!! Güzel yüzlü, güzel gözlü güzel yüreklim, Anladım ki İnsan birşeyi kaybedince Değerini daha çok anlıyor... Dedeciğim!! Son anında beni sayıklamışsın Ona iyi bakın,sahiplenin,koruyun der gibi.. Korudular dedem, hala da koruyorlar Sen gibi,senin gibi değil ama.. Dedeciğim!! Beraber uçurduğumuz kuşlar gibi Sende uçup gittin yanımdan o andan beri Öyle yalnızım ki.. Daha çok hata yapıyorum sen gideli, Daha çok olmaya baştı kayıplarım, Daha az görüyorum güzellikleri, Senin elin,senin gözün, seni yüreğin olmayınca.. Hasretim, Özlemim Dedem.. Sen gelemiyorsan Ben geleceğim yanına.. Karşıyaka mezarlığı'na.. Bitanen'den..Prensesinden..Kızıl-beyaz çiçeğinden.. (alıntı değil,yüreğimden aldım ) |
Gönül boş susuz bir bardak gibi Bir damla suya hasret/ veren olmazki Doya doya İçsin kınalı ellerden bakır tastan Pınarlarım vardı benim / su içtiğim kana kana Nerde benim kirmenle iplik üreten ninem Çıkrığımla yumak olurdu koyunların yünü Isdarla kilim olurdu nakış nakış /kınalı ellerin emeğiyle Oturma odamıza serilirdi Üzerinde güle oynaya oynardık üç beş kardeş Hal böyle olunca kirlenirdi... Derelerde suya ıslanır anamın tokacıyla yıkanırdı Hani bizide çimdirirdi anamız Birkaç çirpiyle odunu tutuşturur Çamaşır kazanında külllü suyla Haftalık temizliğimizi yapardı. Suya birde soda atardı ama ne için Bunu anneme sormak lazım. Birkaç çocuk biraraya gelince çelik çomak oynardık Kılıç mılıç onüç ondört... diye sayardık Saymayıda böyle öğrendik Dedemiz şehirden gelir at üstünde Akideli şeker verirdi daha inmeden Yoldan geçen atlılar bizimle ilgilenir Selam verirdi bıyığımız yeni terlerken... Kendimi büyümüş bir adam gibi zannederdim Mutluluğumuza diyecek yoktu Medeni olacağız derken asimile olduk çook değiştik Binalar yapıldı şehirleştik Misafir perverdik hoşgörü kanımızda vardı Şairin dediği gibi "Yaratılanı severdik Yaratandan ötürü" Ne oldu bizede apartmanda konu komşu Yabancı olduk birden bire... Gözgöze gelmekten korkuyoruz Selam veren olurda almaktan aciz olduk Şu düştüğümüz hale bakın... Muharrem Pala |
Kara Kara Kara/nlık Çözülüyor tel tel İpek bir şalın dalgalarında Parlayıp sönen yıldızlar Yansıyor laciverde Kara Kara/nlık Bir keman akıyor ırmakta Kadife gözleri kara sürmeli Bir çingene kızı bakıyor Uzayan kıvrılan savrulan Yılan dilli alevlerin ardından Kara Kara/nlık ışıyor Geceye ay vuruyor Irmağa gün Dökülüyor büklüm büklüm Ak yuvarlak yamaçlardan Kırk örük kırk ibrişim Şavkıyor şafak Dağlanıyor ellerim A.Hatipoğlu |
Garip bir duyguya kapılırım Seni görünce İçimi bir şeyler sarıverir Anlatamayacağım bir duygu Sarar bütün benliğimi Seninle konuşurken Hüzünlerle doluyken kalbim Bir garip pembelik kaplar Yanaklarını İçinde bir sır gibi Gizlediğin duyguları Benden saklamak ister Sıcak bakışların Öylece karşımda dururken Ne kadar soğuk görünmek istesende Bilirim... Sıcaktır, sımsıcaktır Sevecen kalbin Gözlerin ellerin Bütün benliğin Bambaşka bir dünyadaymış gibi Bir şeyler anlatmaya çalışır O bakışların Biliyorum sevdiğim Çünkü sen, Bir başkasın... Enis Özel |
Bir hayali yaşamak gibi hala varlığımı saran varlıksızlığın ... Aslında hiçliğin,bitmişliğin,hiç olmasaydı keşke dedirten kimliksizliğin ! A m a A r t ı k ; Gördüğümü sanıp da inandığım bu düşün içine hapsolan benliğim,duvarları yıkmak istiyor ! Vuruyorum........... Kendimi yollara .. Üzerine üzerine yürüyorum geç-miş de kalan yaraların ! Hani geçince zaman,tütün basılmış gibi dururdu kan .. Hani acıtmazdı artık beni hiç , Belki akla gelince inceden inceden sızlardı biraz *** ! Y a L a n ! Kalkıyorum hapsolduğum dört duvarın içinde saklandığım kuytudan.. Baksana yetmemiş sanki varlığıma armağan ettiğin,mabedim bellediğim o dört duvar ki, Kuytular yaratmışım için(m)de ! Sahi sen hiç kayboldun mu kendi içinde ... Sonra bulamayınca bir halt, İçin için ağladın mı içlenip de ! "-Al bu mendili sende kalsın.. Bende daha çok var ..İçini temizlersin ! " Sadece çıkmak istiyorum artık burdan ! Çıkm-ak .. Kaçm-ak .. Uzaklaşm-ak .. Koşm-ak .. Saklanm-ak .. Yok olm-ak .. Ak ! Evet aklamak geçip giden onca zamanı .. Aklamak,adınla kirlettiğin aşkı .. -Önce çamaşır suyuna yatırsam,sonra sıcak suyla elimde şöyle bir çalkalasam.... Olmadı bi daha yıkasam .... Y o K ! Hani diyor ya o kadın şarkının birinde ; "ömür boyu yıkasam yüreğimi çıkmaz bu aşkın lekesi" ... Uğraştırmayın beni şimdi ,,, Tam da buna benzer bir cümle olurdu benimde kuracağım,çamaşır suyu uyuşturmasaydı beynimi! " Bir adım atmaya çalışıyorum,sadece bir adım ! Pamuk ipliği gibi gelir gerisi diyorum .. -Canım pamuk helva istiyor ! Bir şans daha verseniz bana,çocuk olsam yeniden .. Tek bir anını bile ziyan etmeyeceğim bu sefer, gerçekten .... - Kalkıyorum yerimden ; H e p s i B u ! Yalpalıyorum sonra.. Başım dönüyor galiba.. Düşüyorum! Gücüm yok ... Çaresizim... "Sen olsanda olmasan da başarabilirim .." Diyecektim tam da ; Ama Yine de Galiba -Sen varken gücüm olurdu- |
Mutluluk öyle güzel bir duygudur ki, Bir bakmışsın seninle Bir bakmışsın kalbinde Ve, bir bakmışsın ki Gözlerinde gülücüklerle yoğunlaşıp, Sana ve kalbine huzur veriyor. İşte mutluluk, işte huzurun kendisi. Mutluluk öyle güzel bir duygudur ki Nasıl geleceğini bilemez oluruz Ve nasıl mutlu olduğumuzu, Bir biz biliriz, bide duygularımızın mutluluğu. İşte mutluluk, İşte huzurun kendisi... M€HM€T TAŞ |
|
| Saat: 13:49 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık