![]() |
Aşk...incitir (sebebi(m) sensin...) Yok yok,sen değilsin acıt(y)an,bizzat benim. Kendi halim,birbaşımalığım ve ben, yalnızca ben...(Sevmem zamansızdı.Acımak,tam da zamanını buldu...) Gülüşlerim öksüz,yetim...kimsesiz işte. (herşeyim(miy)din) Oysa kendime yeterdim ben eskiden. Tek başıma yapardım kahvaltımı,çıkardım dışarı,gez-dolaş... Yalnız uyurdum geceleri,yatak dar bile gelirdi... Hep tektim,hep bendim. Ya şimdi...? (tammışım gibi...eksikmişim,nerden bileyim...) Biletsiz yolcuydun içimdeki seferde,ve ben sevmezdim eksiği olanları, eksiği bi bilet dahi olsa... İşte herşey aşk kitabına uyuyordu...Zamansızdı,bir andaydı,eksiği-fazlası önemsizdi, tek gereken sevgiydi... Bir kadın ve bir adam... Kadın mağrurdu,adam güvenilir (mi?) Kadın korkaktı,adam alabildiğine cesur Ve kadın kan(a)dı,adam kadının gözyaşına takılıkaldı...ilelebet! Acı dile geldi,sustu(m) Yetmedi,kan kustu(m) Oysa kadın yemin etmişti,bir daha sevmeyecekti Sırf aşk kitabı doğrulansın diye,yolcu biletsiz olsa bile, eksik bir sevdayı yalnızlığa tercih etti(m)... Ve aşk incitti...(pişman değilim) |
Yanma yar uğruna... Yanma yar uğruna ey deli gönlüm Böyle sevgiye inan layık değilmiş Kalbi olmuş sanki kocaman bir taş Duyulan özleme layık değilmiş Koştun peşinden saf temiz hislerle Bazen dedi gel,bazen mesafelerle Oluyor önce canan sonra nerde Bağrındaki yangına layık değilmiş Kapısına varırsın güler yüzle karşılar O anlık yaşamı sana cennet yapar İki gün sonrada başka havadan çalar Akan gözyaşına inan layık değilmiş Ali Efeoğlu |
ALDANMA CAHİLİN KURU LAFINA Aldanma cahilin kuru lafına Kültürsüz insanın külü yalandır Hükmetse dünyanın her tarafına Arzusu hedefi yolu yalandır Kar suyundan süzen çeşme göl olmaz Gül dikende biter diken gül olmaz Diz diz eden her sineğin bal'olmaz Peteksiz arının balı yalandır İnsan bir deryadır ilimle mahir İlimsiz insanın şöhreti zahir Cahilden iyilik beklenmez ahir İşleği ameli hâli yalandır Cahil okur amma alim olamaz Kâmillik ilmini herkes bilemez Veysel bu sözlerin halka yaramaz Sonra sana derler deli yalandır |
Acımak... Acımak insanca bir duygudur Herkese nasip olmamıştır Nice zavallı muhtaçlar varken Bazıları oralı olmamıştır.. Acımak demek aşağılamak değildir Muhtaç olan bir canlıya Yardım edememenin ezikliğidir.. Taş kalpli egoistler bilemez Dünyanın en güzel hislerindendir.. Acımak merhamettir Merhamette insanlık.. Acımak hissini kaybeden İnsanlığınıda kaybetmiştir... Olurda düşersen Senin de ihtiyacın olacaktır, Unutma ki, Düşmez kalkmaz bir Allah,tır... Sana nasihatım olsun Sakın kaybetme acımak denen o hissi Kıymetini acıdığın,yardım ettiğin bilmese de Emin ol....Bilir elbet birisi... Ali Efeoğlu |
Ölümü Ektim Randevu Yerinde Beklemekten Ağaç Olsun Zembereği boşalmış sözcüklerin Akreple yelkovan öpüşüyor onikide Bütün ziller vaktinde vuruyor, tembellik edip gitmeyeceğim Kusura bakma ölüm Bugün de gecikeceğim Sessizlik çökmüş kentin sokaklarına Martılar uykuya dalmış Kar bütün izlerini örtmeye hazır Randevularımıza sadığımdır sektirmem saatini ama bu sefer tembelliğim tuttu, ölüm daha çok beklersin beni… Şimdi kış ölümün vaktidir derler ve tecrübelerimden bilirim kışın ölene söverler. Kusura bakma ölüm ben ardımdan sövdürmem. Bu randevuya asla gelmem. Bu şiirin içinden tren de geçebilir Uçak da Vapur da Bütün teknolojik ölüm aletleri de ama hiç birine binmeyeceğim Kusura bakma ölüm gelmeyeceğim *** Gelecek öyle uçsuz bucaksız duruyor ki Ve ben ne olacağını merak ederken hani filmin en güzel sahnesinde sinemadan çıkar gibi hayattan çıkıp gidemem Kusura bakma ölüm Adın çok soğuk gelemem Bunca mazeretim varken yaşama dair, ölümü aklımdan bile geçirmem Seviyorum seni hayat tüm kötü sürprizlerini de..
|
Ayrılık Ayracı Bütün ayraçları kaldırdın ama unuttuğun Bir şey vardı yine de, çiçekleri sulamadın Gökyüzü sarardı o zaman bulutlar kirlendi Ve ne kadar az konuşur olduk günboyu Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor Tam da susuşların birbirine eklendiği yerde Ezberlenecek hiçbir şey yok bu dünyada Kirletilmemiş bir bulut bile yok artık Böyle diyorsun her yolculuğa çıkışımda Yaşadığın kent de sana benziyor gitgide Ne zaman dönmeyi düşünsem yangın çıkıyor Ya da erteletiyorum biletimi son anda Uzun bir sessizlik oluyorsun dağlara baksam Karşılıksız mektuplar kadar burkuluyor kalbin Yazdığım şiirler de canımı sıkıyor artık Fotoğraflarımı yırtıp atıyorum tek tek Ve ben bütün yapraklarımı döküyorken şimdi Eylül diyorsun, tam da orda başlıyor ayrılık Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı Ve gelirken havaya uçurmak bindiğin otobüsü Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor Tam da çiçeklerin sulanmadığı yerde Konuşacak bir şeyler bulamıyorsak günboyu Derim ki ayrılık gündemdedir ne yapılsa Ve sen bütün ayraçları kaldırdığını sanmıştın Ama unutmuşsun yine de ayrılık ayracını Ahmet TELLİ |
AŞKIN ALDI BENDEN BENİ Işkun aldı benden beni bana seni gerek seni Ben yanarım düni güni bana seni gerek seni Ne varlığa sevinürem ne yokluğa yirinürem Işkun ile avınuram bana seni gerek seni Işkun âşıklar öldürür ışk denizine taldurur Tecellîyile toldurur bana seni gerek seni Işkun şarâbından içem Mecnûn olup tağa düşem Sensin dün ü gün endîşem bana seni gerek seni Sûfilere sohbet gerek ahîlere ahret gerek Mecnunlara Leylî gerek bana seni gerek seni Eğer beni öldüreler külüm göğe savuralar Toprağum anda çağıra bana seni gerek seni Cennet cennet dedikleri bir kaç köşkle birkaç huri İsteyene ver onları bana seni gerek seni Yûnus'durur benüm adum gün geldükçe artar odum İki cihanda maksûdum bana seni gerek seni
|
Gitmeler... Bugünlerde herkes gitmek istiyor. Küçük bir sahil kasabasına, bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara... Hayatından memnun olan yok. Kiminle konuşsam ayni şey... Her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği. Öyle ''yanına almak istediği üç şey'' falan yok. Bir kendisi. Bu yeter zaten. Her şeyi, herkesi götürdün demektir. Keşke kendini bırakıp gidebilse insan. Ama olmuyor. Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor. Ani her şeyi yüzüstü bırakmak göze alınamıyor. Böyle gidiyor iste. Bir yanımız ''kalk gidelim'', öbür yanımız "otur'' diyor. ''Otur'' diyen kazanıyor. O yan kalabalık zira. Is, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile, güvende olma duygusu.. En kötüsü alışkanlık. Alışkanlığın verdiği rahatlık, monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor. Kalıyoruz. Kuş olup uçmak isterken ağaç olup kök salıyoruz. Evlenmeler... Bir çocuk daha doğurmalar... Borçlara girmeler... Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor. Misal, ben... Kapıdaki Rex'i bırakıp gidemiyorum. Değil bu şehirden gitmek, iki sokak öteye taşınamıyorum. Alıp götürsem gelmez ki... Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında. Herkes onu, o herkesi seviyor. Hangi birimizle gitsin? ''Sırtında yumurta küfesi olmak'' diye bir deyim vardır; evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin. Kendi imalatımız küfeler. Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada. Ölüm var zira. Ölüme inat tutunmak lazım. İnadına kök salmak lazım. Bari ufak kaçışlar yapabilsek. Var tabii yapanlar. Ama az. Sadece kaymak tabakası. Hepimiz kaçabilsek... Bütçe, zaman, keyif... Denk olsa. Gün içinde mesela... Küçücük gitmeler yapabilsek. Ne mümkün. Sabah 09.00, aksam 18.00. Sonra başka mecburiyetler. Sıkışıp kaldık Sıkışıp kaldık Sıkışıp kaldık Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli bu kadar ağır olmamalı. Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz. Bir ömür karşılığı bir ömür yani. Ne saçma. Bahar mıdır bizi bu hale getiren? Galiba. Ben her bahara YASAK KELİME olmam ama her bahar gitmek isterim. Gittiğim olmadı hiç. Ama olsun... İstemek de güzel. Can Yücel |
BENDE SIĞAR İKİ CİHAN Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam Kevn ü mekândır âyetim zâta gider bidâyetim Sen bu nişân ile beni bil ki nişâne sığmazam Kimse gümân ü zann ile olmadı Hakk ile biliş Hakkı bilen bilir ki ben zann ü gümâna sığmazam Sûrete bak vü ma'nîyi sûret içinde tanı kim Cism ile cân benim velî cism ile câna sığmazam Hem sadefim hem inciyim haşr ü sırât Bunca kumâş ü raht ile ben bu dükâna sığmazam Genc-i nihân benim ben uş ayn-ı ayân benim ben uş Gevher-i kân benim ben uş bahr ile kâna sığmazam Arş ile ferş ü kâf ü nûn bende bulundu cümle çün Kes sözünü uzatma kim şerh u beyâna sığmazam Gerçi muhît-i a'zâmım adım âdem durur âdemim Dâr ile kün fekân benim ben mu mekâna sığmazam Cân ile hem cihân benim dehr ile hem zamân benim Gör bu latifeyi ki ben dehr ü zamâna sığmazam Encüm ile felek benim vahy ile melek benim Çek dilini vü epsem ol ben bu lisâna sığmazam Zerre benim güneş benim çâr ile penc ü şeş benim Sûreti gör beyân ile çünkü beyâna sığmazam Zât ileyim sıfât ile Kadr ileyim Berât ile Gül-şekerim nebât ile piste-dehâna sığmazam Şehd ile hem şeker hem şems benim kamer benim Rûh-ı revân bağışlarım rûh-ı revâna sığmazam Tîr benim kemân benim pîr benim civân benim Devlet-i câvidan benim îne vü âna sığmazam Yer ü gökü düzen benim geri dönüp bozan benim Cümle yazı yazan benim ben bu dîvâna sığmazam Nâra yanan şecer benim çarha çıkar hacer benim Gör bu odun zebânesin ben bu zebâne sığmazam Gerçi bugün Nesîmîyim Hâşîmîyim Kureyşîyim Bundan uludur âyetim âyet ü şâna sığmazam |
Gurur Duyarım Sıcak bir merhabayla Tanışmıştık ikimiz Tertemiz duygularla Başlamıştı sevgimiz O siyah gözlerinle Büyülemiştin beni Gurur duyarım Delice sevmekten seni Ne güzelsin sevgilim Bakışların sımsıcak Gözlerim gözlerinde Kayboldu kaybolacak Yollarını beklemekten Sana gönül vermekten Gurur duyarım Her an seni düşünmekten Ben senin yörüngende Dolaşan gezegensem Isıt beni sar beni Sen benim güneşimsen Ben gönül bahçende Uçuşan kelebeksem Gurur duyarım Sen benim kaderimsen... Mehmet Emin Ermekin |
| Saat: 05:07 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık