![]() |
Hatıralar yok olmuş Seven yürek boş olmuş Yari toprak olanlar Sessizce ağlıyormuş İçeride duman var Yürekleri karalar Ben yarimi severim Onda büyük nazar var Bak elleri titriyor Yürekler eritiyor Aşkını boşa atmış Sevdiğini bekliyor Bahattin Tonbul |
Sevmek... "Sevmek" dedim. "Yoluna ölmek" dedi. "Yol" dedim."Alıp başını gitmek" dedi. "Gitmek" dedim. Bir "Ahh" çekip, "Dostlardan ayrılmak" dedi. "Dost" dedim. Durdu. Bana baktı. "Dost" diye mırıldandı. "Yüreğime nasıl koysam bilemediğim" dedi. "Yürek" dedim. "Dünyaları içine sığdıramadığım" dedi. "Dünya" dedim. "Hayatın bir yüzü" dedi. "Yüz" dedim. "Ardında ne gizli bilemediğim" dedi. "Giz" dedim. "Hep çözmeye çalıştığım" dedi."Çalışmak" dedim. "Bitmeyecek öykü" dedi. "Öykü" dedim. "Binlercesini içimde gizliyorum" dedi. "Gizlemek" dedim. "İşte, her şeyin bitimi" dedi. "Şey" dedim."Sevda" dedi. "Sevda" dedim. "Peşinden koştuğum" dedi. "Koşmak" dedim. "Hayat, bir maraton" dedi. "Hayat" dedim. "Öyle kısa ki!" dedi. "Niçin kısa?" diye sordum. "Yaşanacak çok şey var, zaman yok" dedi. "Yaşanması gereken ne var? " diye sordum."Aşk" dedi. "Kaç kere?" diye sordum. "Bin kere" dedi, "Milyon kere""Neden bir kere değil?" diye sordum. "Bütün aşkların toplamı, en yüce ve tek aşk" dedi. "Önce ona varsan olmaz mı?" diye sordum."Keşke olsa" dedi, "Ama önce yoğrulmak gerek" "Acı çekmek mi?" diye sordum. "Evet, aşk acısında yok olmak" dedi. "Yok olunca!" dedim."İşte gerçek aşkta o zaman yaşamaya başlarsın" dedi. "Gerçek aşk!" dedim. "Büyük o!" dedi. Durdum. Durdum. Ve sustum! "Neden sustun?" diye sordu. "Yüreğim titredi sanki" dedim. "Neden?" diye sordu. "Bilmiyorum" dedim. "Büyük O!""Evet" dedi, "Büyük O!" "Nerede?" diye sordum. "Her yerde" dedi. "Nasıl?" diye sordum. "Yüreğini aç" dedi. "Yüreğimi açmak!" dedim. "Bir tebessümle bak her şeye" dedi. "Tebessüm" dedim. "Her kapının anahtarı" dedi."Kapı" dedim. "Girmeden bilemezsin" dedi."Ya korku! dedim.""Bilinmeyenden korkar insan" dedi. "Ben bilmiyorum" dedim. "Neyi?" diye sordu. "Ben'i" dedim. "Sen kimsin?" diye sordu. "Ben kimim?" diye sordum. "Sevgiyle beslenensin" dedi. "Kimin sevgisiyle?" diye sordum. "Büyük O'nun" dedi. Durdum. Durdum. Yine sustum. "Kimsin?" diye sordum. "SEN'im" dedi. Alintı... |
Sesini Kaybeden Şehir Adedi devir sıfır. Şehir sustu Kenetlendi nokta nokta şehrinin asfalt-beton çenesi: bin dokuz yüz nokta nokta senesi nokta nokta ayında... Cadde boş. bir uçtan bir uca koş. Cadde boş bomboş cebim gibi... Kesildi akmıyor su... Ne bir motor uğultusu ne dönen bir tekerlek var. Rüzgar: sürüklüyor asfaltta Mister Ford'un adını: duvardan kopan renkli bir ilan kaadını kaldırımda savuruyor.. Üç adam Üç adam duruyor: Birincinin kolunda kırık bir keman var, ikincinin başında silindir sırtında frak, üçüncü kıllı bir maymun gibi çıplak.. Sokak. Sokakta ıslık çalarak enseni kaşıya kaşıya geç karşıdan karşıya. Yok ezilmek korkusu.. Ne bir motor uğultusu ne dönen bir tekerlek var.. Rüzgar: çatıyor gitgide kara kaşlarını. Kesmiş düdük sesleri köşe başlarını. Üç adam... Üç adam duruyor ve bir sarhoş türküsünü söyliyerek topuklarını yere vuruyor.. Caddenin ortasında bağırıp durmayın, topuklarınızı yere vurmayın, NAFİLE asfaltı getiremezsiniz dile! ! NAFİLE konuşmaz sesini kaybeden şehir: okşamazsa eğer ONLARIN ceplerinde kilitlenen elleri bakır telleri.. Üç adam: Üç adam duruyor: Birincinin kolunda kırık bir keman var, ikincinin başında silindir sırtında frak, üçüncü kıllı bir maymun gibi çıplak.. Üç adam kayboluyor karanlıkta sallanarak.... Nazım Hikmet Ran |
İşte sensizliğin ilk dakikası Bomboşum Meğer senmişsin beni yaşatan Nefessiz kaldım Bedenim bende ama Ruhsuz kaldım Sen ruhumu aldın Ben sende kaldım.... Her şey düzleşti birden Hayat yok sanki Senmişsin hayatım Sen gittin Ben ölüme açıldım... Gülmek yok, düş yok Hayal yok, gerçek yok Hayat yok, nefes yok Senmişsin herşey Şimdi hiç birşey yok |
O gül kokunu,işle tüm tenime, Aydınlat,ay gibi doğ geceme, Soğuk kalmasın,gel hücreme, Sen düşümde ki sevdiğim. Ne yaralar aldı sevda yolun da, Düşe kalka hep gönul okulun da, İyi ki varsın gecemin tek sahibi, Sen düşümde ki sevgilim... Gökhan Karakaya |
Dağlarda Ateşler Yandıkça Oda karanlık Odadan dışarı çık Şehir karanlık Şehirden dışarı çık Korkma Yürü bir hayli yürü Gördün mü Dağlar başladı artık. Korkun dağılır rüzgarda Bekle biraz Dağlarda ateşler yandıkça Karanlıktan korkulmaz. Dağlar karanlık Dağlara yukarı çık Korkma Yürü bir hayli yürü Az daha yukarı çık Birbirinden uzakta Gördün mü Ateşler parladı artık. Şimdi dağlar kaldı yine ardında Odan yendi karanlığı, ölümü Dağlarda ateşler yandıkça Karanlıktan korkulmazmış, gördün mü? Behçet Necatigil |
Üstüne bastılar Kabuk Kırıldı, çatladı... Sesini duyuyordum... Çıt, çıt, çıt Yapma dedim, kırma, açma, görme, çıkarma, elleme Tohum yuvasında mutlu, görme, koklama, dokunma Kabuk, kırıldı Tohum güne çıktı Bu ilkbaharda yağmurlar yok Filiz toprağın içinde kuruyacak Mutluydu tohum kabuğunda Elleme... Ekme... Ekleme... Taylan Bildirici |
Sensizliğin müebbetindeyim Sevdam... Gidişinden arta koskoca ßir sensizlik doğuyor geceme, Şafağının gölgesinde hasretin yeşeren… Zamanın maharetli elleri,yokluğunu yüreğime nakış nakış işlerken; Gözyaşımın acı seremonisi eşliğinde Uğurluyorum seni, Yüreğimden Hasret Şehrine.. İnan üzülmüyorum Sevdam. Nasılsa Rüzgar; Saçlarına konan yağmur kristallerinin bestesini okuyarak çarpacak, Serseri sokaklarımın köhne köşelerine. Zaman Sensizliği işleyecek yüreğimin her zerresine, Ah bir bilsen ne fırtınalar kopar her gece Gözyaşımın hasret denizinde… Üzülmüyorum işte… Şiirler nasılsa Şairlerin kaleminden sıyrılıp esecek yüreğime, Bülbüller yokluğunu mısralarda şekillendirip güfte yapacak sensizliğe… Yüreğim ise,Saniyelerin sessizliğe diz çöküşünden beri Sensizlik türküsünün sağır esaretinde.. Şimdi gecenin sabıkalı yalnızlığında kah senli kah sensiz, kazırım imkansız sevdamı Yüreğimin Ta şurasına… Derbeder sokaklarda seni esen rüzgar, bırakmış ahengini saniyelerin tozlu Sayfasına ßak Ağır sevdam.Gözlerim yine sensizliğe küsmüş, kapatmış perdelerini yokluğunun yamacına… Güzelliğine diz çöken ay, sarılmış karanlığın Namahrem kucağına… Ölüm biraz daha aşina olmuş, biraz daha yanaşmış hayat Irmağıma.. Sensizliğin ßuruk isyanı dudaklarımdan damla damla Yer yüzüne düşerken, Yokluğunun zorunlu seyircisi olarak yaşıyorum bu sinemada… Bana verilen rol ise imkansız bir sevda… Hani sensiz olmak varya, hani sensizliğin hazanında yaşamak… Hani yalnızlığımın katili olan sensizlik varya, Karanlığın ellerinden, Bir çığ gibi düşüyor omuzlarıma.. Kaldırımlar koymuş postasını, Duvarlar sitemli bana … Gündüzler kırmış kalemimi, kader SEVDİĞİM için ferman çıkarmış başıma… iki buçuk damla göz yaşımı, Adını zikreden yorgun nefesimi, emanet ediyorum, Rüzgarın takatsiz kollarına Mısralarımı rüzgara sürgünlüyorum. Her şiirimi alıp, kaderden firari olarak ßırakacak yüreğinin sevdalı sularına… Ellerin var nasır tutmuş yüreğimin bitkin ellerine, Hayalin gizli,Sensizliğin ***** saniyelerinde, Zaman sensizliği esmiş, kader umutsuzluk mührünü bırakmış namahrem gözlerime… Bir özlem tutturmuşum ki,Öylece sarılmışım denizin mahur bedenine… Vuslat çaresizce gardiyanlığa tayin edilmiş, Kader mahkemesi bana sensizliğin müebbetini vermiş, Hayatım ise satır aralarında kelepçelenmiş.. Ömrüm 3 noktanın ilkinde tükenmiş… Titrek ellerimle okşarken gecenin sen kokan saçlarını Umudum Bahara ertelenmiş, Bahar ise çoktan seninle beraber Gönül Şehrimi terk etmiş… Hislerim sensizlikte, her nefeste yeşerirken, Umudum sensizliğin gölgesinde tükenmiş…, Şimdi Gecenin ihtiyar kodesinde, Gözlerinin zindanında, Ölümün penceresinden görünür sevdam, ay ışığının ak dudaklarında… Zaman yokluğunda durdu Ağır sevdam… ßu saatlerde gece ßenim şiirmi okuyacak pencerene.. ßir göz yası olacağım pencerenin buğusunda çırpınarak, eriyen.. ßir şiir yazacağım şairlerin mısraları katleden.. Ve bir isimle veda edeceğim ßu ağustosa.. Kaderin kurduğu dar ağacına çıkacağım kaygısızca… Ay ışığının dudaklarında yaşayacağım sevdamın nihayetini. Son Arzum sorulduğunda, Dudaklarımdan ölümün ellerine dökülen 2 Kelime ile sarsılacak Dünya… AĞIR SEVDAM |
Yağmurlar Yağınca bir acayip hüzün sarmış yüzünü gökyüzü ağlamaklı çocuk misali bulutlar da yeni bulmuş güzünü içlerinde yağmurlaşma hayali tablo buydu ve çöküşteydi ruhum bir an gözlerine takıldı gözlerim kilitlendi kalbim kesildi soluğum ve silindi mazimdeki tüm izlerim ilk damla düşüverdi dudaklarına senin yerine kana kana ben içtim simsiyah saçların elbisenin aklarına savruldu ve ben kendimden geçtim yağmurlar yağınca hep o ana dönerim en buhranlı ateşte yağmuruyla sönerim yağan yağmurların müjdesi bana sensin göğsümde atan kalp tenimde tensin Y.Uğur Güven |
Su kösede ölüp gitsem Yas dökenim belki olur. Kara toprak olup gitsem. Vay deyenim belki olur. Ah ekledim ben ahima, Eremedim muradima, Ölürsem bas tarafima, Tas dikenim belki olur. Valla kardas dünya fani, Hani Nemrut Karun hani? Ölüm gelcek hem de ani Vah cekenim belki olur. AKCAOGLAN hata sende Dost düsmani bilmesende Su dünyada gercektende Bir sevenim belki olur. Yar deyenim belki olur. Bekleyenim belki olur. Mehmet Fatih Köse Mehmet Fatih Köse |
| Saat: 23:04 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık