![]() |
ѕιℓgι кυℓℓαимα∂αи яєѕιм уαρмα ѕαиαтıиα "нαуαт" ∂єиιя... |
Tisimi ediyom.. Tisimi ediyom.. Popom kuuu kalıyo.. :baby: Yaaa.. İste öyle.. :bebe: |
Ordaaa bir bez varrr uzaktaaaaa :baby:O bezzz bizim bezimizdirrrr tisiimizi etmesekteee kakamızı yapmasaktaaa o bezzzz bizim bezimizdirrrr :bebe: |
bence yazan kişi daha değerlidir ikisine nazaran |
Bahar; insanın çocukluğuna başkaldırması, isyan etmesidir. Bütün kadınların kücük bir kız. bütün erkeklerin küçük bir oğlan çocuğu olduğu, birlikte "yaramazlık" ettiği mevsimdir. Havada dolaşan bu sebepsiz sevinç yaramazlık isteğinden başka bişey değildir... BAYILDIM BU SÖZE BEN YAA... ;) HARİKA |
Pkk’lıların saklandığı mağrada yazan yazı : Eğer bir asker sizi gördüğü zaman durmadan ateş ediyorsa bilinki o acemidir kurşununun bitmesini bekleyin, Eğer sadece sizi gördüğü zaman ateş ediyor saklandığınız zaman duruyorsa o bir komandodur, kaçın ve canınızı kurtarın. Eğer sizi gördüğü zaman ortadan kaybolmuşsa ve etraf sessizse bilinki o bordo berelidir merak etmeyin o sizi bulur |
Bu dahil bütün genellemeler yanlıştır. F.NİETZSCHE |
Kaderin amansız oluşu değilidir sorun; çünkü insan birşeyi inatla isterse onu elde eder. Korkunç olan istediğimiz şeyi elde ettikten sonra ondan bıkmamızdır. O zaman sucu kaderde değil, kendi isteğimizde bulmalıyız. |
|
Hiç düşündün mü; sana aşık birini terk ederken, onu ömür boyu ince ince sızlayan bir yarayla bırakacağını?.. Hiç düşündün mü; bırakıp giderken, ömür boyu içinde oluşacak boşluğu?.. Hiç düşündün mü; terk ederken, bazı şarkıları dinlerken, ömür boyu boğazına bir yumru tıkanacağını?.. Hiç düşündün mü; giderken, başka kollar sarsa bile ömür boyu aklına senin sarılmanın geleceğini?.. Hiç düşündün mü; terk ederken, ömür boyu hep bir yerlerde bir gün karşısına çıkacağını bekleyeceğini?.. Hiç düşündün mü; bırakıp giderken, ömür boyu senin mutluluğunu isteyecek birini ardında bıraktığını?.. Ve hiç düşündün mü; giderken, giderken bıraktığın kişiyi bir daha bulamayacağını?..... |
Niçin hep birlikte barış ve uyum içinde yaşamayalım? Hepimiz aynı yıldızlara bakıyoruz, aynı gezegenin üzerindeki yol arkadaşlarıyız ve aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz. Aunius Aurelius Simachus |
Biz hep beraber barış içinde yaşamak istesekte bunu istemeyen insanlar barışı engelliyecektir.Bu tarih boyunca hep böyle olmuştur,birileri hep birilerinin mutluluğunu baltalamıştır.Benim son olaylar karşısında barışın gerçekleşeği umudum yok oldu:(Dilerim bu benim karamsarlığımdır. |
http://img201.imageshack.us/img201/7357/27dd41ae19af43b1nc31ry9.jpg Kendimden yoruldum Sürekli maske takmaktan İçim Kan ağlarken İnsanlara gülmekten yoruldum http://img393.imageshack.us/img393/7627/eeeevi0zu4mb9fb81aj3.jpg Çok sinirliyken bile Sakin olma zorunluluğundan yoruldum http://img201.imageshack.us/img201/5607/filephpid38325000cad321hm3.gif Hıçkırarak ağlamak isterken Gözyaşlarımı içime akıtmaktan Delice severken içimden dağlara denizlere Hoyratça esen rüzgara toprağa kuşlara Seviyorum diye haykırmak isterken Susmaktan yoruldum http://img201.imageshack.us/img201/212/xdxcxdlu3wj21ki2.png Mavinin her tonunda kaybolmak isterken Siyaha esir olmaktan yoruldum Kendimden yoruldum http://img201.imageshack.us/img201/5698/51s3ntlh11ca3.jpg Hep güçlü olmak ne zordur Hep sorumluluk sahibi olmak Her zaman haklı olmak Herseyi bilmek zorunda olmak Ruhum yoruldu http://img444.imageshack.us/img444/1928/b6f4600034eca5f5nm81oa1.jpg Çoçukken genç olmak Gençken olgun olmak Çok zor yoruldum Çabuk tükettim ömrümü Yarınlarımı..... Umutlarımı..... Duygularımı....... Geri dönüşü olmayan bir tüneldeyim http://img201.imageshack.us/img201/1902/d15b5a9a13c6944eax11gc8.jpg Oyunun adı hayat Başrolde ben Yardımcı oyuncular sevgi, aşk, acı, geçmiş http://img233.imageshack.us/img233/4157/a1de7bb3d028840eko31dj5.jpg Senaryo konusu Herseye rağmen Mutlu Olma Sanatı Ve oyun bitti... perdeler indi ışıklar söndü Kendimden yoruldum. http://img233.imageshack.us/img233/2817/isyankardelikanlisoldugth0.gif |
|
Forumun size ne verdiğini düşünmek yerine, öncelikle sizin buraya ne verdiğinizi düşünmek gerekir.. |
|
|
Arkadaslik Kötü karakterli bir genç varmis. Bir gün babasi ona çivilerle dolu bir torba vermis. " arkadaslarin ile tartisip kavga ettigin zaman her sefer bu tahtaperdeye bir çivi çak" demis. Genç, birinci (ilk) günde tahtaperdeye 37 çivi çakmis. Sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalismis ve geçen her gün daha az çivi çakmis. Nihayet bir gün gelmis ki hiç çivi çakmamis. Babasina gidip söylemis. Babasi onu yeniden tahtaperdenin önüne götürmüs. Gence "bugünden baslayarak tartismayip kavga etmedigin her gün için tahtaperdelerden bir çivi çikar sök" demis. Günler geçmis. Bir gün gelmis ki her çivi çikarilmis. Babasi ona "aferin iyi davrandin ama bu tahtaperdeye dikkatli bak. artik çok delik var. Artik geçmisteki gibi güzel olmayacak" demis. Arkadaslarla tartisip kavga edildigi zaman kötü kelimeler söylenilir. Her kötü kelime bir yara (delik) birakir. Arkadasina bin defa kendisini affettigini söyleyebilirsin ama bu delik aynen kalacak (kapanmayacak). Bir arkadas ender bir mücehver gibidir. Seni güldürür, yüreklendirir sen ihtiyaç duydugunda yardimci olur, seni dinler sana yüregini açar" demis.. |
“SEVGİLİ “Sözcüğü ve Kullanımı Üzerine Bir Kaç Söz Ne ifade ediyor bu sözcük sizin için.Sizi bilmem ama ben bu sözcüğün çok özel bir sözcük olduğunu ve ancak çok çok özel bir kişiye hitap edilirken kullanılması gerektiğine inanıyorum.Bu sözcük,sevgilerini karşılıklı olarak birbirlerine ifade etmiş ve birbirlerine duydukları ilgiyi bir başkası için duymayacakları,duyamayacaklarını bilen iki kişi arasındaki ilişkiyi betimler,betimlemelidir. Oysa ne denli başarılıyız,bu sözcüğü de sıralanlaştırmakta –ve hatta-bayağılaştırmakta.Çok az tanıdığımız ve belki de hiç tanımadığımız insanlara “Sevgili”ile başlayan hitaplarda bulunmakta hiç yüksünmüyoruz, niçin? Kelime haznemiz mi dar bu denli? İnternet dünyasında olsun,gerçek yaşamımızda olsun her gün karşılaştığımız pek çok insanı nasıl tasnif ediyoruz onlara duyduğumuz yakınlığıa göre.Kabaca şöyle değil mi? Tanıdıklar,ahbaplar,arkadaşlar,dostlar.Giderek daralmıyor mu bu halkalar.Evet dikkat çektiği üzere sevgili yok bunların aralarında,olmaması da gerekir.Zira o çok ama çok özel bir insandır.Yukarıda saydığımız tanıdık,ahbap,arkadaş ve dostlara nasıl hitap ederiz,etmeliyiz.Türkçemizde pek çok hitap sözcüğü yok mu,karşılaştığınız kişiye duyduğunuz yakınlığa,muhatabımızın cinsiyetine,ilşkilerimizin boyutuna göre kullanacağımız; sayın, bay, bayan, beyefendi, hanımefendi sözcükleri yetmiyor mu bize? Tanıdık, ahbap, arkadaş ve dostlarımıza sevgili derken bu kelimeyi sıradanlaştırmak yanında, gerçekten bizim için çok özel olan insan ile olan ilişkimizi de sıradanlaştırdığımızı,giderek o insanı da sıradanlaştırdığımızı farketmiyor muyuz hiç? Giderek yok ediyoruz güzelim Türkçemizi,güzelim sözcüklerimizi.Bu hızla gidersek korkarım yakında “sevgili”miz için sevgili diyemeyeceğiz.Ne bulacak, ne kullanacağız bu sözcük yerine.Ultra, siber, bilmem ne sevgili mi diyeceğiz, demek zorunda kalacağız? Sizce, “Ya Habibi”nidasının sahibi, kaç insanoğluna bu şekilde hitap etmişti İbrahim Balcı |
Kendini kandırma kızım! Ne sanıyosun sen hayatı pembe bi eLbise mi ? Bıkmadın mı etrafa Pembe gözLükLerLe bakmaktan Ya da poLyannacıLık oynamaktan? Geçmio işte acıLar Kaç kez anLatıcam sana Bu işLer internet bağLantına benzer Bi koparsa kaLırsın ortada Ne o küçük hanım niçin bu yaşLar? AğLama PaLyaço Makyajın Akar ! |
rüyalarımı gerçekti yoksa gerçeklerim mi rüya.................. |
Annelerimizden neler öğrendik? ^o) İyi yapılmış bir işi takdir etmeyi : "Bana bakın, çıkın birbirinizi dışarıda gebertin, evi daha yeni temizledim...!!!" Duaların Gücünü : "Yat kalk dua et ki baban müzik setinin bozulduğunu farketmedi..." Zamana Karşı Yarışmayı : "O oyuncaklarını topla yoksa bi tekme attığım gibi hepsini karşı sahilden toplarsın." Mantıklı Düşünmeyi : "Ben öyle diyosam öyledir...!!!" İleri Görüşlü Olmayı : "Çıkmadan önce temiz bi çamaşır giy. Yolda, Allah korusun başına bişi gelir kirli çamaşırla etrafa rezil olursun." Hayatın Trajikomik Yanlarını : "Sen daha orda gülmeye devam et, birazdan ben seni tam güldürücem... " Hayatın Çelişkilerle Dolu Olduğunu : "Kapa çenenı ve çorbanı iç ..!!" Dayanıklı Olmayı : " O ıspanak bitene kadar sofradan kalkmak YOK..!!!" Hava Raporu Tahmini Yapmayı : " Şu dağınıklığa bak... Yabancı biri görse odanın ortasından kasırga geçmiş sanır..." Abartmayı : "Sana 500 bin defa söyledim kirli ayakkabılarınla içeri yürüme diye..!!" Davranış Psikolojisini : "Babana çekeceğine biraz bana çekseydin noolurdu ..." Olağanüstü Durumlarda Hazırlıklı Olmayı : "Dinleme bakalım anne sözü dinlemee..! 'Kafana meteor düşecek kenara çekil' diye bağırsam onu bile dinlemezsin di mi......!!!!" Kıskanmayı : " Dünyada senin annen baban gibi mükemmel bir aileye sahip olmayan kaç milyon çocuk var biliyo musun..." Sabırlı Olmayı : "Baban eve gelsin, sen görürsün'' Hakkımızı Alacağımızı : "Eve vardığımızda ben bilirim sana yapacağımı..!?" Diyalog Kurmayı : "Sana bir şey sorduğumda cevap ver...!!" "Ne söyleyeyim anne?" "Sus!! Bana cevap verme!!!" Tıp Bilgilerini : "Gözlerini şaşı yaparken bir gün öyle kalıvereceksin, göreceksin gününü" Olgun Olmayı : "Bu tabağın hepsini bitirmezsen asla büyüyemezsin." Genetik Bilgileri : "Sen de o lanet olası babana çektin." Bilgeliği : "Benim yaşıma gel de anlarsın o zaman." Ve... Adaleti!.. : "Bir gün senin de çocukların olacak... İnşallah onlar da sana senin şimdi bana yaptıklarını yaparlar..!?" |
Onu Bir Gün Terk Edeceğim İlişkinin böylesi... Onunla tanıştığımız zaman ben 14 yaşındaydım, o ise benden oldukça yaşlı. Hayatına giren ilk kişi değildim ve sonuncusu da olmayacaktım kuskusuz. Herkes bu beraberlik için yaşımın çok küçük olduğunu düşünüyordu. Aslında hiç bir zaman yaşınızın uygunluğu söz konusu olamaz böyle bir ilişkide... İlk önceleri sadece yakın arkadaşlarımla paylaştım küçük sırrımı. Sadece gönül eğlendiriyordum onunla (ne kadar da aptalmışım...) Aileme anlatamazdım. Sanırım 'kıyametin kopması' diye adlandırılan durum, olanca gerçekliği ile çıkardı karşıma. Gizledim, gizlendim... Başlangıçta çok seyrek buluşuyorduk. Daha sonra buluşmalarımızın sayısı arttı. Gönül eğlendirmek demiştim ya, palavra. Çok zaman geçmesine gerek kalmadı hayatımda kapladığı yeri anlamam için. Evet, onu seviyordum.. Ama yine de, aklımda hep ayni düşünce vardı: 'Onun tutsağı değilim ve istediğim zaman terk edebilirim.' Buyurun size ikinci palavra. Ne, zamanla hayatimin her safhasına yerleşmesini fark etmem yetti onu terk etmeme ne de annemin bizi yakalaması. Aslında bizi yakaladı demem yanlış. İzlerimizi buldu, ardında bıraktıklarını gördü. Kızmadı, bağırmadı, sadece kısa bir nasihat çekti. Biliyordu çünkü buluşmamızı yasaklamasının bir şey ifade etmeyeceğini. O zamana kadar gizli devam ediyordu, yine gizli kalabilirdi ne de olsa. Zaman geçtikçe birbirimize bağlandık (Palavra üç... Ben ona bağlandım, tabii ki onun umurunda bile değildim.). Su an donup geriye bakıyorum da, 12 uzun yıl geçti ve veren taraf hep ben oldum. O bana sahte mutluluklar verdi sadece, bense her şeyimi. Herhalde hayatta canimi vereceğim tek o oldu. Onun için kavga ettim, onun yüzünden hastalandım, ama hiç bir zaman ayırmadım yanımdan, ayıramadım... Biliyordum nelere yol açtığını, görüyordum. Önce onu sevmeyi öğrendim, sonra nefret etmeyi. Beraber olmayı istemediğim anlarda bile yanımda olmaya devam ettiğini gördüm. İrademi yerle bir ettiğine, beni kendimle karşı karşıya getirdiğine şahit oldum. Başkalarını kırdım onun yüzünden ve ben daha da fazla kirildim. İnsanlarla arama girdi. Arkadaşlarım ondan nefret etti çoğu zaman. Hatta ben bile tiksindim bazen, ondan, bedenime ve ruhuma sinen kokusundan. Dudaklarımın her dokunuşunda, ben onun ruhundan çalıyordum, o benim bedenimden. O her seferinde yeniliyordu kendini, bense gittikçe kötüleşiyordum. Ama bir turlu terk edemedim. Aslında bir kaç kez denedim ayrılmayı. Hepsinde de dönüşüm bir öncekinden güçlü oldu. Yokluğunda kıvrandım hasretinden, alışmaya çalıştım, ama asla aklımdan atamadım. Uzun ve stresli geceler hep ev sahibim oldu. Tırnaklarımı yedim, yetmedi kuruyemişe başladım. Ayrılık kilo aldırdı.. Ve ben hep geri dondum. Hatta su an bile yanımda. Ama yine de yemin ediyorum burada, hepinizin önünde: . . . . 'Bir gün bırakacağım, bu lanet olasıca sigarayı.' |
|
madem bir çiçeğim var bahçem olsun isterim.. |
Önemli olan..... A) sevgi değil saygıdır. B) aşk değil sevgidir. C) boyumuz değil işlevimizdir Ç) uyumak değil uykunu alabilmektir. ( Bazen bir saat uyursun ama derin uyursun. Yedi saat uyumuşsun gibi uyanırsın. Yanlış mıyım!) D) öfkelenmek değil kin tutmamaktır. |
ENLER... http://img242.imageshack.us/img242/254/1xc5rz3.png http://img242.imageshack.us/img242/332/2tz1ox0.png http://img246.imageshack.us/img246/6818/3cc9wb3.png http://img294.imageshack.us/img294/4313/4vu5ve3.png http://img294.imageshack.us/img294/6563/5ne5ox8.png http://img184.imageshack.us/img184/4972/6sz0ag3.png http://img184.imageshack.us/img184/7115/8ct4fm4.png http://img132.imageshack.us/img132/9011/12ds5fl6.png http://img223.imageshack.us/img223/8405/15tl8xg5.png http://img223.imageshack.us/img223/9456/17xh2dy7.png http://img140.imageshack.us/img140/1396/20lo1cr8.png |
İnsanların iyi niyetimden yararlanmaları beni çok kızdırıyor. |
YAŞAM İLKESİ Eğer bir gün yolunuzu kaybederseniz, bir çocuğun gözlerinin içine bakın, çünkü bir çocuğun bir yetişkine her zaman öğretebileceği üç şey vardır 1- NEDENSİZ YERE MUTLU OLMAK, 2- HER ZAMAN MEŞGUL OLABİLECEK BİR ŞEY BULMAK 3- VE ELDE ETMEK İSTEDİĞİ ŞEY İÇİN VAR GÜCÜYLE DAYATMAK. |
BirGünKüçükİnceParmaklıBirElGelipDüzeltecekHerşeyi BenÇokAyrılıklarYaşadımOYüzdenBitişikYazdımHerşeyi ;) |
insanların anlamadan yorum yapmalarından nefret ediyorum(sınıf arkadaslarımdan) |
Gelini öpebilirsiniz... - öpecem tabii, bi sürü masraf yaptım. - gelini öpebilirsiniz ! - biliyorum... - öpebilirsiniz gelini ! - bırak abi, şımarmasın şimdi... - evet ben de şişli belediyesinin bana verdiği yetki ile sizi karı- koca ilan ediyorum, bu arada apla da kaymak gibiymiş sen opmiceksen ben öpebilirmiyim? - hoşt ulan sapık -gelini opebilir miyim? -dur daha bitmedi... -pardon.. -ve bana verilen yetkiye dayanarak... -opiyim mi simdi? -dur... -afedersin... -sizi kari koca ilan ediyorum... -opiyim? -op hadi. - şimdi gelini öpebilirsin - imzaları attınız demi lan yoksa zina olur - gelini öpebilirsin... - nan nie kelini öpim ben senin - gelini öpebilirsin... - emir almayı hi sevmm dostum - Gelini öpebilirsiniz? - Sarışın olan demi |
*Bugün olduğu gibi yarın da,yarından sonrada,ondan sonraki günlerde de gözlerimdeki yerinin değişmeyeceğine, *Bu günüm gibi yarında hep sevginle yaşayacağıma, *Her bakışında okuduğun o gözleri her zaman yanında göreceğine, *En yakın dostun, en yakın sırdaşın, en yakın arkadaşın olacağıma, *Sıkıntının sıkıntım, üzüntünün üzüntüm olacağına, *Her kızgın anını çiçeğe dönüştüreceğime, *Her üzgün anında gülüşünün geri gelmesi için elimden geleni yapacağıma, *Yanında olamadığım ve yardımıma ihtiyacın olduğu her anda bir rüzgar olup seni saracağıma, *Gözümün gözüne değdiği her an sana yeniden aşık olup seni bir prense dönüştüreceğime, *Her sabah sana yeniden aşık olup uyanacağıma, *Sen uyurken sana bakıp ikimiz için dualar edeceğime, *Beni tanıdığın gün bende gördüğün neyse, ömrünce beni aynı şekilde göreceğine, *Sevgimin asla değişmeyeceğine, asla azalmayacağına, aksine hergün büyüyen bir sevgiyle seni mutluluk ormanına taşıyacağıma, *Başkalarının yanındayken seni asla unutmayacağıma, *Elini usul usul, korka korka tutup o ilk gündeki heyecanı aynı şekilde yaşayacağıma ve elini hiç bırakmayacağıma, *Bir ömür boyu senin canın, aşkın, sevgilin ve herşeyin olarak kalmak için elimden gelen herşeyi yapacağıma !..SÖZ VERİYORUM..! |
"Söylesem Tesiri Yok; Sussam, gönül razı değil." |
bisikletle giderken yolda kavun ikram edene, kamyon kasasından selam verene, gece köyde evine buyur edene, yere yatak serip, sabah kahvaltı verene, arkamdan dua edene selam olsun; Türkiye, girmek isteyenlere insanlık kriterleri koysun... |
Güzin Abla aşmış... İzmir' den M.T. soruyor : Ben 38 yaşında, kimya ögretmeni bir genç bayanım. Üç ay kadar önce kısmetim açıldı ve iyi niyetli bir gençle tanıştım. Geçen hafta da nişanlandık. Mutluluktan uçuyordum ki dün laboratuarda korkunç bir sey keşfettim. Nişanlımın bana aldığı yüzüğü denemek için civaya attım ve maalesef yüzdü. Halbuki saf altının özgül ağırlığı civanınkinden fazla, yüzüğün batması gerekirdi. Demek bana aldığı yüzük saf altın değil, öyleyse sevgisi de saf olamaz. Şimdi ben bu civayı nişanlımın yemeğine koyup bu işi bitirmeyi düşünüyorum, ne dersiniz? Sıkı durun şimdi, işte Güzin Abla' nın Cevabı : Arşimet'in hayatına her yönüyle vakıf olduğunuz anlaşılıyor. Yalnız yüzey gerilimini hesaba katmamışsınız, civanın yüzey gerilimi suyunkinden çok daha fazladır, böylece kendinden ağır cisimleri de kaldırabilir, çünkü o cisim batarken ortaya çıkartacağı yüzey için harcaması gereken enerji, kendi potansiyel enerjisinden fazla olabilir. Ayrıca civanın saf olmama ihtimali de var, o yüzden ani kararlar vermeyin derim... Hey gidi Güzin abla vay be sana:D |
"Uğurlar olsun! ben yoluma devam ediyorum". ihanetler böyledir:ilki, bir yenisine gebedir; ikincisi daha az acı verir. ondan sonra dur durak yoktur: güvenilmez aşık, sevdikçe kıran, gezdikçe ardında bir kırık kalpler mezarlığı bırakan biçare dervişe döner. artık acılara hapsolmuştur: buluşmak istedikçe ayrılacak, birleşmeye çalıştıkça parçalanacak, sonunda terk ettiklerinin "ah"ı tutup terk edildiğinde mukadder yalnızlığına kapanacaktır. |
Türk Kızları 1- Türk kizi: kimseye baglanmaz, cok gerekiyorsa baglar 2- Türk kizi: asla normal kola icmez. Diet kolanin yaninda, en kalorilisinden pasta yer. (Vicdan azabi duymaz ) 3- Türk kizi: zekasini kanitlamaya calismaz. Dünya alemin bildigi birseyin kaniti olmaz tabii ki. 4- Türk kizi: kumruyu bir cins kus sananlara, her kusun etinin yenmeyecegini cok güzel ögretir. 5- Türk kizi bastan cikmaz, cikarir. 6- Turk kizi cok nazlidir, ama yakisirda 7- Türk kizi: toplum icinde aglamaz olsa olsa gözüne kirpik kacmistir. 8- Türk kizi: kendisi hakkinda yapilan olumsuz elestirileri dinler. Bu arada hep 12. maddenin ne kadar dogru oldugunu düsünür durur. 9- Türk kizi: kizdigi zaman, ortalikta olmamaniz tavsiye edilir. 10- Türk kizi: uyusturucu kullanmaz. Uyarici olarak kendi üstün ve özgün yeteneklerini kullanir. 11- Türk kizi: vazgecmez! 12- Türk kizi: annesine tapar. Kardesleri icin ölür. Babasina toz kondurmaz. 13- Türk kizi: kuaförünün söyledigi herseye inanip, sacini abuk sabuk kestirip boyatmaz. Paralari Leyla'ya basmaz. 14- En son ve en gerçegi,en güzel kizlar türk kizlaridir!!! ŞEYTANIN EN TATLI SOZLERi; - BiR DEFAYLA BiR SEY OLMAZ 2- DAHA GENCiZ. 3- ALLAH (C.C) KALP TEMiZLiGINE BAKAR. 4- ALLAH (C.C.) iLE KUL ARASINA GiRiLMEZ. 5- EMEKLi OLDUKTAN SONRA. 6- ZAMAN SiZE DEGIL SiZ ZAMANA UYUN. 7- BiR SEY OLMAZ Allah(c.c.)(C.C) AFFEDER. 8- BU KADAR GUNAHTAN SONRA BIRAZ ZOR AFFEDiLiRSiN. 9- FAZLA DUSUNME KAFAYI YERSiN. 10- CEHENDEMDE BiR SURE YANDIKTAN SONRA CENNNETE GiRMEYECEKMiYiZ. 11- BiZ BUYUKLERIMIZDEN BOYLE GORDUK. 12- AMAN HA DIKKAT BEYNiNIZi YIKAMASINLAR. 13- NE OLACAK Ki 14- O KADAR ADAM VAR, BANA iHTiYAC VARMI ? 15- YAV SALLA GiTSiN 16- ALLAH VERSiN 17- KURAN'DA AYET VARMI ? (Allah kimseyi şeytana uydurmasın :)) Bir erkeğin ayrıldıktan sonraki ilk 60 saniye içinde düşündükleri saniye saniye 1-acaba 2-yanlis 3-mi 4-yaptim 5-yoksa 6-dogru 7-mu 8-ulan 9-guzel 10-kizdi 11-allah 12-icin 13-iyi de 14-kizdi 15-ama 16-cok 17-kiskancti 18-yahu 19-her 20-seyime 21-karisiyordu 22-bir rahat 23-haraket 24-edemiyordum 25-ama 26-gozleri 27-masmaviydi 28-deniz 29-gibi 30-gozleri 31-vardi 32-icinde 33-kayboluyordum 34-huzur 35-buluyordum 36-saclari ipek gibi 37-her dokunus 38-ayri mutluluktu 39-simsiyahti 40-offf 41-kafana .... olm 42-kacirdin canim hatunu 43-bunun gibisini bir daha 44-zor bulursun 45-köseyi donmeden seslensem 46-seni seviyorum desem 47-inanir mi acaba 48-hadi olm de iste deli gibi seviyorsun 49-nerde sende o cesaret olm 50-senden bir b.k olmaz 51-hadi olm birak su inadi 52-bagir avazin ciktigi kadar 53-ya beni terslerse 54-rezil olurum 55-niye terslesin ki ya 56-seni seviyorum derdi bana hep 57-bagir hadi bagir 58-koseyi dondu hatun allah belami versin 59- hasss.. ulan mac vardi maci kaciriyorum 60- taksiiiiiiii Eski sevgilinin SMS mesajlarına alternatif cevapla Eski sevgilinin SMS mesajlarına alternatif cevaplar! - gerçekten unuttun mu? - sen de kimsin? - seni hala seviyorum! - performansına her zaman saygı duymuşumdur zaten - seni hala özlüyorum... - tütün bas geçer - nasıl gidiyor hayat? -senden sonra bayağı bi güzelleşti, sağol - "mesaj attığınız kişinin ilgi alanı dışındasınız, lütfen daha sonra -tekrar denemeyiniz... naş naşınız..." - birbirimizin kalbini kırdık, yeniden bir araya gelip o kırık kalpleri onaralım! - benimkinin kaskosu vardı - biliyorum hala sevip arzuluyorsun beni, sadece farkında değilsin. Ya da farkında olmak istemiyorsun. - allah belanı versin - seni unutamadım! - sevgilinden ayrıldın da mesaj atacak birini mi arıyorsun? - salaksın sen! - evet, o cevabı yazdığım için salağım, bırak bir cevap yazmayı, okumadan silmem gerekirdi... - sen varsın ve hep olacaksın! - yazık, bir malsın ve hep öyle kalacaksın... - dün gece rüyamda seni gördüm... erol bize ne oldu böyle? - bir dahakine iyi örtün de uyu... - gece rüyamda gördüm seni, çok korktum, başına bir şey gelmedi di’mi? -başıma gelen en kötü şey sendin! - dün seni rüyamda gördüm, bir mesaj atayım dedim... - ancak rüyanda görürsün zaten, öptüm! - dün gece seni rüyamda gördüm... - görebileceğin tek yerde görmüşşün zaten - barutcan dön artık, tükendim tükendim tükenmeleri oynuyorum. Bittim. - sayın abonemiz kafasını ......iniz kullanıcı son 7 aydır kapsama alanınız dışında bulunmaktadır. Hırtcell olarak şu üç günlük dünyada, daha nice potansiyel eski sevgililer olduğunu hatırlatır, en yakın zamanda engin denizlere açılmanızı temenni ederiz. Hayırlı günlaaaaarrr - hayatım, pişmanım, geri dönmek istiyorum! - tek yön güzelim burası hadi naş naş!... - senin gibisini bir daha bulamadım - bunun beni ilgilendiren kısmı nedir? - bu akşam işin var mı? - mesaj attığınız kişiye şu an ulaşılamıyor. lütfen daha sonra tekrar denemeyiniz! - buldun mu bari bir kazma? - senden daha kazmasını bulamadım kusura bakma... |
Utanmak * Cömertlik * Sabretmek * İyi geçinmek * Sır saklamak * İbadet etmek * Tevbe etmek * Saygılı olmak * Az konuşmak * Kanaat etmek * İsraf etmemek * Kin tutmamak * İftira etmemek * Borcu ödemek * Sinirlenmemek * Kalp kırmamak * lanet etmemek * Mütevazi olmak * Tevekkül etmek * Farzları yapmak * Nefse uymamak * Zulüm etmemek * Gıybet etmemek * Sözünde durmak * Bidat işlememek * Allahtan korkmak * Beddua etmemek * Şefkat göstermek * Özrü kabul etmek * Güler yüzlü olmak * Sıhhatini korumak * Ayıp araştırmamak * Kafirleri sevmemek * Yalan söylememek * Harama bakmamak * Hasta ziyareti etmek * Belaya sevinmemek * Herkese iyilik etmek * Münakaşa etmemek * Namusunu korumak * Çok yemin etmemek * Övülmeyi sevmemek * Akraba ziyaret etmek * Doğruyu kabul etmek * Yumuşak huylu olmak * Vakti boşa geçirmemek * Muhtaçlara yardım etmek * Emanete hıyanet etmemek * Başkasına zarar vermemek * Dilini kötü sözden korumak * Mala, mevkiye düşkün olmamak Güzel huy iki yolda elde edilir. 1- Güzel ahlak ; iyi insanlar, iyi arkadaşlar arasında bulunmakla elde edilir. Zamanla, iyi huylar bunun huyu haline gelir de haberi bile olmaz. 2- İyi işler yapmak, kendini zorlayarak veya başkaları tarafından zorlanarak elde edilir. Zamanla iyi işler yapa yapa bunlar alışkanlık haline gelir. |
Sevmek inanmaktır. Sevmek yaşamaktır. Sevdiğini kendisi gibi, kendisinden de çok duyumsamaktır. Sevmek sevdiği olmaktır. Sevmekte ikilikler kalkar, bir olmalara gidilir. İki ten, iki kalp, iki gönül yoktur sevgide. Tek bir kalp olunur, tek bir yürek olunur. Sevmek paylaşmaktır . Sevdiğiyle sevdiğini paylaşmaktır. Sevdiğiyle kalbini bölüşmektir sevmek. Ki tek kalp olunsun. Sevgide son yoktur. Sevgiler hiçbir zaman son bulmazlar. Biten sevgiler yoktur, bitmiş gibi görünen sevgiler vardır. Vazgeçiş de yoktur sevgide. Yaşandıkça yaşatılır sevilen. Ama kimi zaman sevgili için kimi zamansa sevginin bir gereği olarak saklanır bu aşklar. Vazgeçiş yoktur, vazgeçmiş gibi görünmek vardır o yüzden. Sevmekte istemek yoktur. Sevgilinin olduğu yerde son bulur istekler. Bir şey varsa istediğin bu senin için değil, sevgili için istediğindir. Ondan O'nun adına istersin. O'nu daha sonsuz sevebilmek için istersin. Sevme özgürlüğünü istersin, kabul edilmesini istersin. İstersin ama bir gün gelir bu istekler de son bulur. Kendinden istersin artık. Sevgiliyi daha çok sevmek istersin kendinden. Sonsuz kılmak istersin. Bu yolda sevgili olur mu, olmaz mı bunu sevgilinin isteği belirler. Sevmek sevgiliyi istememeyi öğrenmektir. Sevmek sevgiliyi sevgili olmadan sevmektir. Sevmek; sevmek istemektir. Sevmek, beklememektir. Beklentilerin son bulduğu bir duraktır o. Öyle ki tüm gerçekler, tüm dünya silinir gider. Ne O'ndan anlasılmayı beklersin, ne onu anlamayı. Ne onun gelmesini beklersin, ne onun Leyla, Mecnun olmasını. Beklediğin bir şey yoktur sevmeyi becermek dışında. Sevmek, gücenmemektir. Sevmek sevgililerin hiçbir sözüne üzülmemeyi ögrenmek demektir. Sevgilinin ölüm hançerine bile hayır dememektir sevmek. Onun vuruşuna, onun tokadına alınmamaktır, sevgiliden gelen her hareketi ve her sözü kabullenmektir. İhanetlere, hainliklere bile üzülmemektir. Sevgiliden gelen öl emrine bile ölürüm diyebilmektir. Kendi elleriyle kalbini bir bıçak ucuna koymaktır sevmek. Sevmek ölmektir. Sevmek, ölmesini bilmektir. Sevgili için yaşamaktır. Onun eli, kolu, gözü, kalbi olmaktır. Ama artık onun bir şeyi olunmadığı bir zaman ölmesini bilmektir! Sevmek, vermektir. Sevmek sevdiği için almasını bilmektir. Almamaya yemin ederek vermektir. Ama almalarda kurtaracaksa sevgiliyi almasını bilmektir sevmek! Sevmek, tükenmektir. Sevmekten ölürken tekrar varolmaktır o sevgiden. Sevmek sevgilinin gel deyişine hayır demektir. Sevgilinin aşkıyla boğuşurken, yüzerken o aşk denizinde sevgilinin uzanan eline hayır demektir. Sevgilinin bakan gözüne bakmamaktır sevmek. Ağlayan gözlere şefkat ve tebessümle yanıt verebilmektir. Sevmek, sevgili olmaktır. Sevgilinin yüzündeki gülücük olmaktır. Onu yaşama döndürecek bir damla su olmaktır. Sevmek sevgilinin limanı olmaktır. Sevmek sevdiğinin canı olmaktır. Onun ölümü isteyebileceği canı olmaktır. Sevmek yangın olmaktır. Yanmaktır, kor olmaktır. Dağ olmaktır, evren olmaktır. Her şey olmaktır, hiç olmaktır. Alev olup girmektir gönüllere. Sevmek yürümektir gönüllerde. Sevmek güvenmektir. Sevmek onaylanmaktır. Sevmek sevgiliye bir nefes gibi, bir ses gibi yakın olmaktır. Sevmek çok ötelerde olsa bile yaşamak ve yakın olmaktır sevgiliye. Yakınlılıktır, doğallıktır, özdenliktir sevmek. Yalansızlık, içtenlilik, ölümsüzlülüktür sevmek. İlk insanın, Havva'nın Adem'in saflığını ve temizliğini, çocuk masumluğunu taşımaktır sevmek. Gözyaşı olmaktır, yağan yağmur olmaktır. Bir sonbahar mevsiminin sarı yaprağı gibi yalnız olmaktır sevmek. Sevgilisizken sevgiliyi sevmektir. Sevmek üşümektir. Sevgilinin yokluğuna üşümektir. Sevgiliyle her şeyi göze almaktır sevmek. Ki sevgilinin olduğu cehenneme yürümektir. Sevgilinin olmadığı Cennete de gitmemektir sevmek. Sevmek, sevgiliyi cennet etmektir. Sevmek bir olmaktır. Sevmek yaşamaktır. Ve sevmek inanmaktır. Sevmek bir başkasının hayatını yaşamaktır. Sevmek sevmesini haketmektir. Sevmek sevgilinin baktığı yerde, sustuğu yerde olmaktır. Sevmek sevgilisiz geçen gecelerin sabahına varmaktır. Sevmek saz benizli sabahlarda yaşamaktır sevgiliyi. Sevmek sevmesini bilmektir. Sevmek ölmesini bilmektir. Sevmek SEVMEK olmaktır. AŞK olmaktır. Aşk bir kere sevmektir. Sevmek aşkın kendisi olmaktır. Ölümü Özlemeyen Aşkı Anlayamaz. |
Okuyun lütfen Çok ilginç bir öykü Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği, kuyunun birine düşmüş. Niye düşer, nasıl düşer sormayın. Eşek bu. Düşmüş işte. Belki kör bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı belki, üzerine de toprak dökülmüştü. Zamanla tahta çürüdü, zayıfladı, toprakta biten otları yemek isteyen eşeğin ağırlığını çekemedi ve güm. Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bağırdı kendi dilinde. Ayıptır söylemesi, anırdı yani. Sesini duyan sahibi gelip baktı ki vaziyet kötü. Zavallı eşeği kuyunun dibinde melul mahzun bakınıyor. Üstelik yaralanmış. Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği kadar zavallı hisseden adamcağız köylüleri yardıma çağırdı. Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kaldı. Sonunda karar verildi ki kurtarmak için çalışmaya değmez. Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek. Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak attılar. Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe döktü. Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha yükseldi . Ve sonunda yukarıya kadar çıkmış oldu. Köylüler ağzı açık bakakaldı. Hayat, bazen bizim de üzerimize abanır. Ne bazeni, çoğu zaman. Toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur. Bunlarla başetmenin tek yolu, yakınıp sızlanmak değil, düşünüp silkinmek ve kurtulmak, aydınlığa adım atmaktır. Kör kuyuda olsak bile... Sevgiyle.... |
Erken teşhis lütfen! |
Genç bir Yönetici, yeni Jaguarı içinde kurulmuş,biraz da hızlıca, bir mahalleden geçiyordu. Park etmiş arabaların arasından yola fırlayan bir çocuk olabilir düşüncesiyle dikkatini daha çok yol kenarına vermişti. Bir şeyin yola fırladığını görünce hemen fren yaptı ama aracı durana kadar gecen mesafede yola çocuk fırlamadı. Bunun yerine, yepyeni arabasının yan kapısına büyükçe bir tas çarptı.Adam hızlıca frene yüklendi ve taşın fırlatıldığı boşluğa doğru geri geri gitti.Sinirlenmiş olan genç adam arabasından fırladı ve taşı atan çocuğu kaptığı gibi yakında park etmiş olan bir arabanın gövdesine sıkıştırdı. Bunu yaparken de bağırıyordu: Sen ne yaptığını sanıyorsun serseri? Bu yaptığın ne demek oluyor?O gördüğün yepyeni ve pahalı bir araba ve attığın o tasın mahvettiği yeri düzelttirmek için kaportacıya bir suru para ödemek zorunda kalacağım. Neden yaptın bunu???' Küçük çocuk üzgün ve suçlu bir tavır içindeydi: "Lütfen, amca, lütfen kızmayın.Ben çok üzgünüm ama başka ne yapabilirdim, bilemedim.Taşı attım çünkü işaret etmeme rağmen diğer arabalar durmadı" çocuk gözlerinden süzülen yasları elinin tersiyle silerek park etmiş bir aracın arkasına işaret etti:"Abim orada. Yokuştan aşağı yuvarlandı ve tekerlekli sandalyesinden düştü ve ben onu kaldıramıyorum." Çocuğun simdi hıçkırıklardan omuzları sarsılıyordu ve şaşkın adama sordu: "Onu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturtmama yardim edebilirmisiniz? Sanırım abim yaralandı ve benim için çok ağır." Ne diyeceğini bilemez halde, genç yönetici boğazındaki düğümden yutkunarak kurtulmaya çalıştı.Yerde yatan sakat çocuğu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturttu, cebinden temiz ve ütülü mendilini çıkartıp, çeşitli yerlerinde oluşmuş ve kanayan yara ve sıyrıkları dikkatlice silmeye çalıştı. Bir şeyler söyleyemeyecek kadar duygulanmış olan genç adam,abisinin tekerlekli sandalyesini iterek yavaş yavaş uzaklaşan çocuğun ardından bakakaldı. Jaguar marka arabasına geri dönüşü yavaş yavaş oldu ve yol ona çok uzun geldi.arabanın yan kapısında tasın bıraktığı iz çok derin ve net görülür şekildeydi ama adam orayı hiçbir zaman tamir ettirmedi.Oradaki izi, su mesajı hiç unutmamak için sakladı: "Hiçbir zaman yasamın içinden, seni durdurmak ve dikkatini çekmek için birilerinin tas atmasına mecbur kalacağı kadar hızlı geçme. Tanrı ruhumuza fısıldar ve kalbimizle konuşur. Bazen, onu dinlemek için vaktimiz olmuyorsa,bize tas fırlatmak zorunda kalır.Fısıltıyı dinle. veya taşı bekle. Secim senin" Bir insani fark etmek için 1 dakika, Onun hakkında fikir üretebilmek için 1 saat, Ondan hoşlanabilmek için 1 gün Onu sevebilmek için 1 hafta Ama Unutabilmek için bir omur yetmezmiş..... |
...HaYaLLeRiMDeN DüSeRKeN, HaYaTıN DiKeNLi TeLLeRiNe TuTuNMa ÇaBaMDıR ELLeRiMDeKi KaNLaR... |
iyiliğinde derecesi varmış öğrendim ... |
"Aşk söze sığmaz, Dünyanın her cüzü, her parçası aşıktır aslında. Her parçası bir buluşma sarhoşudur fakat onla sırlarını sana söylemezler. Çünki sır layık olandan başkasına söylenmez. Eğer şu gök yüzü aşık olmasaydı, Göğsü gönlü böyle saf ve lekesiz olurmuydu? Eğer güneşde aşık omasaydı, onun yüzünde bu pırıltı, bu ışık bulunurmuydu? Eğer deniz aşktan habersiz olsaydı, böyle dalgalanabilirmiydi? Ey aşk yoluna düşen kişi, Yüzünü kendine çevir, yüzüne bak. Ey aşık, sana aşık olan ancak sensin. Senden başkası değil." Mevlana |
Ekmek parası. |
Üstüme iyilik sağlık a Dostlar, Ceza Rap yapar çok kötü tostlar Bokslarınızı Bakıma alın a foslar Dostlarınıza yakın olun a be kozlar elinize geçti neredesin a Popstar? Lostra salonu ayakkabı boya kostar, Az konuşana kurdele takacaklar, Kara tahtaya da Ceza Yazacaklar. yükselen ben değilim bak asansör, şayet beni uçarken gördüysen senin gözün kör, peşimde onlarca yalaka sahte post var, eninde sonunda yalnız bırakan o dostlar, bir bakayım derken şöyle, ben içine girdim öyle, bu ortam işte böyle, bu nasıl iş söyle, ipi kopmuş alemin, çivisi çıkmış dillerin, inadım inat giderim tersine dilim fenerim, yol uzun ve pek dikenli çok uzun lan ben tükendim, yoksunum biçare kimi zamanda yalnızım, avare gezdim bak ne hale geldim, kim nasıl baktıysa öyle gördü ben buyum, nokta koyduk bitti, her bir yandan çektiler şu etime saplı kancaları, ve her gün engel ettiler belli var bir korkuları, bu yerli plaka korkutur, herkes sanar dengimdir, kimse bilmez ancak ceza nefretten de eskidir. plaka yerli bak, sırtı terli çok ve başı dertli vah, eski hali yok, ne olacak, yükselen ben değilim bak alçalan duvarlar... öyle dar bir yerdeyim ki dünyam pek küçüldü, tek bir yanlış çok gözüktü geldiğim yer hep gürültü, pek sıkıntı çekti millet sabreden kazandı, benimle raks edenlerin kaçında var yürek, bir çok çakal rap in önünde tek bilek, birçok kanal taraflı yazdı gazeteler yalan, ve çok samimi dostlarım var, en önemlisiyse biliyorum ki yükselen ben değilim alçalan duvarlar sadece ve sadece, çok fazla dikkat çektik bu taktik değildi, gene de kapladı herkesi panik, buna tanık olan her genç tarihi yazsın, bir işe yaramazsa bu durur en alt katta, bir bakmışsın teker teker dökülmüş tüm dostlar, ne ad nede sanın kalır ve unutulur gidersin, yükselirken ekmek yerken, yere düşerken saçmalarsın, hiç süren yok suyun ısındı güneş doğdu kuyu kazılmaz. plaka yerli bak, sırtı terli çok ve başı dertli vah, eski hali yok, ne olacak, yükselen ben değilim bak alçalan duvarlar... dört koldan taciz çok belli bariz, makas alır kızlar yanaktan erkeklerse diss, farklılaşma çabası içine girdi herkes, ghettolarda bile mohikan var oğlum, her bir kafada farklı ses, farklı vizyon her sokakta yükselir duvarlar, yabancı marka giydi her kesimden muhalefetler, ellerinde boş bir defter yazıldı aynı şeyler, daim kullanıldı aynı renkler anlaşılmaz boş resimler, ömür de belli ineceğin o katta, düşeceğiz birlikte belki sanma kurtuluş var, kader bu belli olmaz kaçar gider yanından herkes, zaten biz birer hiçiz şayet bu böyle olmasaydı unutulur muydu o eski sesler, bulut olursa yağmur beklenir güneşli günler çok yakın, ve rüzgarım hep esti, kısa bir not sazın içinde şeytan yok, 77 Üsküdar yani bu plaka yerli... plaka yerli bak, sırtı terli çok ve başı dertli vah, eski hali yok, ne olacak, yükselen ben değilim bak alçalan duvarlar... haha! ceza 2006 yerli plaka plakam yerli sırtım terli istanbul anadolu yakası üsküdar-kadıköy digitoryum hicort ha! ben hep burdayım plakam yerli yerli plaka 2006 ha!ha! (8) (8) (8) |
Siyaset. |
| Saat: 00:36 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık