![]() |
Işık Topu, Rusya Füzesi Çıktı Avrupa'da 25 Aralık 2011 akşamı birçok ülkeden gökyüzünde görülen gizemli parlak ışığa, düşen Soyuz roketinin atmosfere giren enkaz parçasının yol açtığı bildirildi. Belçika Kraliyet Gözlemevi'nden yapılan açıklamada, 25 Aralık 2011 tarihinde 17:30'a doğru Belçika, Hollanda, Fransa ve Almanya'da gözlenen ışık topunun, Soyuz roketinin son katının atmosfere girmesinden kaynaklandığı belirtildi. Almanya, Belçika'nın güneyi ve Fransa'nın kuzeyinde görülen uzun ve parlak ışık halk arasında büyük merak oluşturdu, 30 saniye süren ışık kaymasının görüntülerinin internete konması üzerine, özellikle Almanya'da rasathanelerin telefonları kilitlendi. Bu gizem, Belçika rasathanesinin parlak ışık kaymasına cuma günü fırlatılan arızalı Rus füzesinin yol açtığı açıklamasıyla ortadan kalkmış oldu. Rus yetkililer, bir askeri ve sivil amaçlı uydu taşıyan Soyuz-2.1 B roketinin fırlatıldıktan dakikalar sonra Sibirya'ya düştüğünü açıklamışlardı. Yetkililer, ayrıca Rus uydusundan 50 santimetre büyüklüğünde bir parçanın 'Kozmonotlar Caddesi'nde bir evin çatısına isabet ettiğini bildirmişlerdi. Bu arada, Belçika basını, Dünya'ya düşmesi beklenen bir başka Rus uydusunun da birkaç hafta içinde Avrupa'da bir yere düşeceğini ileri sürdü. Kaynak:CNN Türk(26 Aralık 2011,11:16) |
Uzay Aracı Phobos Rus Uzay Aracının Düşeceği Ülke Mars'ın uydularından Phobos'a gönderilen ancak motoru arızalanınca Dünya'nın yörüngesinde kalan uzay aracı Phobos Ground'un hangi ülkeye düşeceği belli oldu. Rus Ria Novosti ajansı, Amerikan askeri kaynaklarının hesaplamasına göre, Phobos Ground'un 14 Ocak'ta TSİ 00:27'de atmosfere gireceğini ve Afganistan'ın güney batısındaki Mirabad yakınlarına düşeceğini duyurdu. Daha önce Rusya Uzay Ajansı Phobos Ground'un 6 ile 19 Ocak tarihleri arasında Dünya'ya düşeceğini belirtmişti. Mars'a 6 bin kilometre mesafede yörüngede bulunan Phobos'un kökenini ve Mars'ın atmosferini incelemek için, numune toplamaya yarayacak bir bilimsel alet ve Dünya'ya dönüşü için modülün bulunduğu bir sondayla birlikte 9 Kasım'da fırlatılan Phobos Ground, motorunun arızalanması yüzünden Dünya'nın yörüngesinde takılıp kalmıştı. Kaynak: Gençbilim / Haber10 (27 Aralık 2011,20:12) |
Hidrazin Tankı Gökyüzünden Düşen Topun Sırrı Çözüldü Afrika'nın güneybatısındaki Namibya'da geçen ay keşfedilen "uzay topunun" esrarı sonunda çözüldü. Uzmanlar, yaklaşık 35 santimlik çapı ve 6 kilogramı bulan ağırlığı ile internette büyük yankı uyandıran ve hakkında birçok spekülasyon yapılan cismin, insansız bir roketin yakıtında kullanılan 39 litrelik hidrazin tankı olduğunu belirttiler. Düştüğü noktada 30 santim derinliğinde ve 2 metre genişliğinde bir krater oluşturan metal topun, ilk düştüğü noktanın metrelerce uzağında bulunduğu açıklanmıştı. Bölge sakinleri, metal top bir çiftçi tarafından fark edilmeden bir gece önce patlama sesleri duyduklarını bildirmişlerdi. Kimilerinin UFO'ların varlığına dair bir kanıt olduğunu söyledikleri metal top, ulusal güvenlik konusu olmuş, NASA ve Avrupa Uzay Ajansı'ndan yardım istenmişti. Kaynak:CNN Türk(27 Aralık 2011,11:02) |
Venüs Geçişi 2012'de Gökler Hareketli Yeni yıl astronomi meraklıları açısından heyecan verici olacak. İki kez Güneş Tutulması ve iki kez de Ay Tutulması'nın yaşanacağı 2012'de ayrıca Venüs de Güneş'in önünden geçecek. 2012 yılında yaşanacak gök olaylarından en önemlisi hiç kuşkusuz Venüs Geçişi. 5 Haziran’ı 6 Haziran’a bağlayan gece Venüs gezegeni Dünya ile Güneş arasına girecek.Nadiren gerçekleşen geçişin son aşaması Orta Avrupa’da güneşin doğuşundan kısa bir süre sonra kuzeydoğu yönünde izlenebilecek. Venüs Geçişi, Pasifik üzerinde ise bütünüyle gözlemlenebilecek. Venüs Geçişi sırasında gökyüzü Güneş Tutulması'nda olduğu gibi kararmayacak. Venüs gezegeni parlak Güneş diskinin önünde minik bir koyu nokta olarak algılanacak. Bir Sonraki Geçiş 105 Yıl Sonra Bu gök olayını kaçıranlar hayatlarında bir daha bunu görme şansı elde edemeyecekler. Zira bir sonraki Venüs Geçişi 105 yıl sonra, 11 Aralık 2117 tarihinde gerçekleşecek. Güneş Tutulması Öte yandan 20 - 21 Mayıs ve 13-14 Kasım tarihlerinde iki kez Güneş Tutulması gerçekleşecek. 4 Haziran ve 28 Kasım tarihlerinde de iki kez Ay Tutulması yaşanacak. Ancak bu tutulmalardan hiçbiri Orta Avrupa'da izlenemeyecek. 2012 astronomik yılı tam olarak 31 Aralık 2011 gecesi Orta Avrupa Saati ile saatler 23:34'ü gösterdiğinde başlıyor. Kaynak : DW Türkçe(28 Aralık 2011,06:52) |
Çin'in GPS Uydusu Çin Kendi GPS Uydusunu Çalıştırdı Beidou projesi sözcüsü Ran Çeng, Beidou'nun Çin ve çevresinde yer belirleme ve yön tayini yapabildiğini açıkladı.Çinli uzmanlar ABD'nin Küresel Yer Belirleme Sistemi'ne (Global Positioning System - GPS) alternatif bu sistem üzerinde 2000 yılından bu yana çalışma yürütüyorlardı.Çin ordusu bu teknoloji sayesinde dış bağımlığını daha da azaltmayı umuyor. Bu ay başında fırlatılan son uydu ile birlikte Beidou'nun 10. uydusu da yörüngeye yerleşince sistem devreye girmeye hazır hale geldi.Pekin 2012 yılı içinde 6 uydu daha fırlatarak Beidou'nun kapsama alanını genişletmeyi ve Asya'nın çoğunda işler hale getirmeyi istiyor. 2020 yılına kadar ise toplam 35 uydu ile tüm dünyanın kapsama alanına alınması planlanıyor.Beidou projesini yürüten ekip, projenin Arayüz Kontrol Belgesini internette yayınladıkları ve ilgili kimselerin belgeyi inceleyebileceklerini açıkladı. Sivil alanda da kullanılacağı belirtilen Beidou'nun kullanıcılara yerlerini 10 metreye kadar doğru olarak sunması hedefleniyor.Çin ordusunun kendisine ait bir yer belirleme sistemine sahip olması, olası bir savaş sırasında ABD'nin GPS sistemlerini kapatması riskine karşı bir önlem niteliği de taşıyor. Kaynak: CNN Türk (29 Aralık 2011,15:51) |
Rusya 2012'de Uzaya 36 Roket Fırlatacak Rus İnterfaks ajansı, 31 uzay aracının Kazakistan'daki Baykonur üssü, 5'inin ise Arhangelsk'in 180 kilometre güneyindeki Plesetsk üssünden fırlatılacağını duyurdu. Soyuz, Proton, Zenit, Rokot türü çeşitli uzay araçlarını uzaya gönderecek Rusya'nın, yılın ilk çeyreğinde 12, ikinci çeyreğinde 8, üçüncüsünde 9, son çeyrekte ise 7 uzay roketi fırlatacağı bildirildi. Rusya 2011 yılında son 10 yılın rekorunu kırarak 32'si Baykonur uzay üssünden olmak üzere 35 uzay roketi fırlatmıştı. Kaynak:AA(03 Ocak 2012,18:25) |
Quadrantid Meteor Yağmuru Yılın İlk 'Yıldız Yağmuru' Bugün Çoban takımyıldızından gelen Quadrantid meteor yağmurunda saatte 120 adet "yıldız kaymasının" görülmesi ve yıldız yağmurunun 3 gece sürmesi bekleniyor. Kuzey yarımkürede izlenecek meteor yağmuru kuzeydoğudan akacak ve 23:00'dan sabaha kadar izlenebilecek. 2012 yılında toplam 18 meteor yağmuru gözlemlenebilecek. Ortalama olarak saatte 50 ila 200 civarında yüksek yoğunluğu olan Quadrantid göktaşı yağmuru, 28 Aralık-7 Ocak tarihleri arasında gözlemlenebiliyor.Halk arasında yıldız kayması olarak da bilinen meteor yağmurlarını izlemek için ne bir teleskoba ne de başka bir gözlem aracına ihtiyaç duyuluyor. Gökyüzünün açık olduğu herhangi bir gecede, en az 5-6 tane meteor görülebiliyor. Dönemsel olarak tekrarlayan meteor yağmurlarından birini de Ocak'ta gözlenebilen Quadrantid meteor yağmurları oluşturuyor. Kaynak:AA(04 Ocak 2012,09:48) |
Türkiye'nin Göktürk Uydusu Göktürk Uydusu İsrail’i Korkutuyor Türkiye’nin 2013 yılında devreye sokmayı planladığı Göktürk uydusu İsrail’de gerginlik oluşturmaya devam ediyor.ABD’nin önde gelen askeri dergilerinden Jane’s Defense, İsrailli politikacılar ve ordunun, Türkiye’nin iki yıl içinde faaliyete sokmayı planladığı yüksek çözünürlüklü fotoğraf çekebilme yeteneğine sahip olan Göktürk askeri uydusundan endişelendiğini yazdı. Dergiye konuşan savunma analisti Muhammed Najib, “Türkiye’nin İsrail’in düşmanlarına doğrudan veya dolaylı olarak bazı görüntüleri satabileceği endişesi mevcut” dedi. Şimdiye kadar İsrail’den çok yüksek çözünürlükte uydu görüntüleri alma yeteneğine sahip olan tek ülke ABD. Ancak Amerika kanunları bu resimlerin paylaşımını yasaklıyor. İsrail’deki rahatsızlığın ana nedeni Ankara-Tel Aviv arasında uydu görüntülerinin paylaşımını engelleyen herhangi bir anlaşma bulunmaması. Bu nedenle Türkiye’nin görüntüleri kendisi kullanmasa bile İran ya da Ürdün gibi komşularına satacağından korkuluyor. Türkiye’nin anlaştığı İtalyan firması Telespazio’nun 270 milyon euro değerindeki Göktürk’ü 2013’te teslim etmesi bekleniyor. Daha önce İsrail’in uydunun geliştirilmesini engellemek için İtalya ve Fransa’da lobi faaliyetlerinde bulunduğu öne sürülmüştü. Kaynak:Gençbilim(03 Ocak 2012,13:20) |
NASA'dan Açıklama Maya takviminde sözü edilen Dünya'nın sonunun 21 Aralık'ta geleceği söylentilerine ABD Havacılık ve Uzay Dairesi NASA açıklık getirdi.NASA’dan “Maya takviminin sonu geldiği için bu yıl 21 Aralık’ta Dünya'nın da sonunun geleceğine" inananları rahatlatacak bir haber geldi.NASA’da görevli uzay bilimciler, 2012’de korkulacak hiçbir astronomik olayın olmayacağını dile getirdi. Hiçbir Olumsuzluk Beklenmiyor Habertürk'ün verdiği bilgiye göre; yapılan açıklamada, “21 Aralık’ta, yılın en uzun gecesinin yaşanacak olmasından başka özel bir durum olmayacak; hiçbir olumsuzluk beklenmiyor” denildi. Maya takviminin 144 bin gün sonra sona ermesinden yola çıkılarak ortaya atılan kıyamet günü teorileri arasında Dünya’ya bir gezegenin çarpması, güneş fırtınalarının Dünya’nın sonunu getirmesi veya kutupların kayarak yer değiştirmesi gibi teoriler yer alıyor. Kaynak: Ntvmsnbc/Habertürk(05 Ocak 2012,11:00) |
Hackerspace Global Grid Hacker'ların Son Hedefi Uzay Bir grup hacker işi iyice abarttı şimdi de uzayı ele geçirmek için plan yapıyorlar. Berlin'deki bir grup hacker, internet yasaklarını ve sansür yasalarını aşmaya yönelik ilginç fikirlerini ortaya çıkardı. Buna göre hacker'lar, kendi uydularını yörüngeye göndererek yasakları aşmayı planlıyorlar. Uzay tabanlı internet fikirlerini "Hackerspace Global Grid" olarak adlandıran hacker'lar, gelecekte uzaya "amatör bir astronot" yerleştirmeyi de planlıyorlar. Grubun önündeki en önemli zorluk ise fon bulmak gibi görünüyor. Daha önce uzaya cihaz gönderen amatör girişimler bulunsa da, bunların durumunu izlemek ve uzayda kalmalarını sağlamak için sürekli fon akışı gerekiyor. Nick Farr adındaki hacker, fikir için ilk destek çağrısında Ağustos 2011'de bulunmuş ve şunları söylemişti: "İlk hedef, uzayda sansürsüz bir internet oluşturmak. İnterneti karasal birimlerin denetiminin dışına çıkaralım." Uzay, sadece bir devlet tarafından denetlenmediğinden bu alanda sansürleme yapmak güç olabilir. Bu ise yasakların çiğnenerek internetteki yasadışı aktivitenin patlama yapması anlamına gelebilir. Bakalım hacker'ların bu konsepti gerçeğe dönüşebilecek mi? Kaynak:Hürriyet(05 Ocak 2012) |
Amerikalıları Uzaya Tito Göndermiş Slovenya'da hazırlanan bir belgesele göre, eski Yugoslavya'nın lideri Tito uzay merkezi kurdu ve 1961 yılında Amerikalılar Tito'ya uzay teknolojisinin alımı için 2,5 milyar dolar ödedi. Slovenya'da, 'Houston, we have a problem' (Houston, bir sorun var) adlı belgeselde, uzay merkezi kuran eski Yugoslavya'nın lideri Mareşal Yosip Broz Tito'ya, Amerikalıların 1961 yılında uzay teknolojisinin alımı için 2,5 milyar dolar ödediği iddia ediliyor. Sloven yapımcı kardeşler Boştyana ve Jige Virca tarafından hazırlanan ve 2013 yılında yayımlanması hedeflenen belgeselin tanıtım fragmanları, "soğuk savaş döneminde uzay yarışının ve Yugoslav uzay programının" en büyük sırlarını konu alıyor. 'İlk Uzay Merkezi Jelyava'daydı' Konuları zaman zaman komedi tarzında işleyen belgeselde, şaşırtan bilgilere rastlandığına dikkati çekiliyor. Belgeselde, Avrupa'daki ilk uzay merkezinin Tito tarafından Hırvatistan'la Bosna-Hersek arasında kalan askeri hava üssü olan Jelyava'da ''Obje 505'' adıyla inşa edildiği belirtiliyor. Amerikan Haber Alma Ajansı'nın (CIA) 1960 yılında bu yeri keşfettiği belirtilen belgeselde, ABD'nin 1961'de, uzaya uçuş teknolojisinin alımı için Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'ne 2,5 milyar dolar ödediği iddia ediliyor. Belgeselde, aynı yıl ABD devlet başkanı John Kennedy'nin ülkesinin uzaya astronot gönderebileceğini açıkladığı görüntülere yer veriliyor. 'Tito'ya Ay Toprağı Getirdiler' Sloven yapımcılar, belgeselde, eski Yugoslavya topraklarında dünyaya gelen, Avusturya-Macaristan ordusunda havacı yüzbaşı olarak görev yapan ve Viyana'da 1928 yılında ölen Herman Potoçnik'in gerçek tarihsel kişiliğini esas aldıklarına vurgu yapıyor. Belgeselde, Yüzbaşı Potoçnik'in 1928'de "Uzaya uçma sorunları ve roket motorları" (Das Problem der Befahrung des Weltraums - der Raketen Motor) adıyla kendisi için yazdığı, modül uzay istasyonları ve benzeri konularla işlediği kitabının 1947 yılında Tito'nun yakınında bulunanlarca ele geçirildiği ifade ediliyor. Tito'nun 1948'de Stalin'le çatışmasından sonra Potoçnik'in açıklanmayan gizli teknik çözümlerine dayanarak gizli uzay programının esasını oluşturduğu ve bu yönde hızlı bir çalışma başlattığı belirtilen belgeselde, Yugoslavya'nın böylece uzay konusunda hızlı bir ilerleme kaydettiği ifade ediliyor. Belgeselde, Ay'a inen ''Apollo 11'' mürettebatının 1970 yılında Tito'yu da ziyaret ederek, Ay'dan kendisine toprak takdim ettiğine de vurgu yapılıyor. Uzay Yarışının Tarihi Uzay yarışı, ABD ve SSCB arasında 1957'den 1975'e kadar rekabet olarak sürdü. Soğuk savaşın bir parçası olan uzay yarışının başlangıcı, II. Dünya Savaşı'ndan kalma roket teknolojisine, savaştan sonra ortaya çıkan uluslararası gerginliğe ve Sovyetlerin 4 Ekim 1957'de ''Sputnik 1'' adlı ilk yapay uyduyu fırlatmasına dayanıyor. ABD ile SSCB arasında yaşanan uzaya uydu fırlatma yarışında, Rus astronot Yuri Gagarin 12 Nisan 1961'de ''Vostok 1'' aracıyla yaptığı uçuşla Dünya yörüngesine başarıyla ulaşan ilk insan oldu. ABD'nin ise yörüngeye girebilen ilk insanlı uçuşu, 20 Şubat 1962 yılında, John Glenn yönetimindeki Mercury-4 aracı ile gerçekleşti. ABD ile SSCB arasında devam eden uzay yarışında Amerikalı Neil Armstrong ''Apollo 11'' ile yaptığı yolculukta Ay'a ilk ayak basan insan unvanını kazanmıştı. Kaynak:AA(12 Ocak 2012,12:29) |
Fas'a Düşen Göktaşı Mars’tan Kopan Göktaşı Fas’a Düştü! Bilim adamları Fas’ta bulunan bir uzay taşının meteor sağnağı sırasında Dünya'ya Mars’tan düştüğünü doğruladı. Tarih boyunca sadece beş kez düşerken insanlar tarafından görülen meteorların, Mars’tan geldiği kimyasal olarak doğrulandı. Altı ay önce gökyüzünde ateş topu görülmüş ama meteor parçaları aralık ayının sonuna dek bulunamamıştı. Bunun, Mars’ın yaşam açısından potansiyelini öğrenmeye çalışan bilim adamları için önemli ve bulunmaz bir fırsat olduğu belirtiliyor. Şimdiye dek ne NASA, ne de Rus uzay araçları Mars’tan parçalar getirmeyi başaramadılar ve bilim adamlarının inceleyebilecekleri tek örnek meteor sağnağında Dünya'ya düşen taşlar. Meteor parçalarının bulunması, bilim adamları ve kolleksiyoncuları heyecanlandırdı, çünkü Dünya'da çok nadir bulunan altından daha nadir olan bu parçalar çok büyük fiyatlara satılabiliyor.Bulunan en büyük kaya parçasının yaklaşık 10 kg ağırlığında olduğu belirtildi. Kaynak: CNN (18 Ocak 2012,17:58) |
Rus Uzay Aracı Phobos Grunt ABD, Arızalanarak Düşen Rus Uzay Aracı İle İlgili İddiaları Reddetti Amerikan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Victoria Nuland, ülkesinin Phobos-Grunt'un başarısız olması için birşey yapmadığını, hatta uzay aracının kurtarılması için Rusya'nın talebine yanıt verdiğini kaydetti. Nuland, ABD'nin yörüngeden çıkan uzay aracıyla yeniden bağlantı kurulması çabalarına yardım ettiğini, Phobos-Grunt'u kurtarma çabalarının başarısız olmasından sonra da uzay aracının nihai rotasının izlenmesi ve kontrolsüz olarak atmosfere girmesi sırasında da Rusya'ya yardım ettiklerini belirtti. Rusya'da yayımlanan Kommerstant gazetesi, Rusya Uzay Ajansı'ndan (Roskosmos) adını açıklamadığı bir kaynağa dayandırarak yayımladığı haberde, Rus hükümeti tarafından kurulan soruşturma komisyonunun arıza için birkaç değişik olasılık üzerinde durduğunu belirtmiş, bu olasılıklar arasında ABD'nin Pasifik'teki Marshal Adaları'nda bulunan radar üssündeki güçlü dalgalar yüzünden düşmesi olasılığının da gözardı edilmediğini yazmıştı. Rusya Savunma Bakanlığı, Phobos-Grunt'un parçalarının Pasifik Okyanusu'nun güneyinde yer alan Wellington Adası'nın bin 250 kilometre batısına düştüğünü bildirmişti. Kaynak:Margiana(19 Ocak 2012,07:27) |
Uzay Mekiği Discovery Uzay Mekiği Discovery Artık Müzede Sergilenecek Uzaydaki görevi Ocak 2011'de sona eren Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi'ne (NASA) ait Uzay Mekiği Discovery artık müzede sergilenecek. Smithsonian Enstitüsü'nün ABD'nin Virginia eyaletindeki National Air and Space Museum adlı müzede sergilenecek uzay aracı hakkında açıklamada bulunan Smithsonian Enstitüsü yöneticisi Wayne Clough, Uzay Mekiği Discovery'nin Nisan ayında Boeing 707 tipi bir uçakla Washington Dulles Uluslararası Havaalanına getirileceğini daha sonra da müzenin Virginia eyaletinin kuzeyindeki dev hangarında yerini alacağını belirtti. Uzay aracının 17 Nisan'da müzenin Virginia eyaletindeki tesisine gelmesinin planlandığını kaydeden Clough, Uzay Mekiği Discovery için müzeye bağlı Udvar-Hazy Merkezi'nde 19 Nisanda resmi bir karşılama töreni yapılacağını kaydetti. Tüm dünyada 19 müze, 9 araştırma merkezi ve 140'dan fazla kendisiyle bağlantılı müzesi bulunan Smithsonian Enstitüsü dünyanın en büyük müze ve araştırma kompleksi konumunda. NASA'nın uzay filosunun lideri olan Uzay Mekiği Discovery ilk seferini yaptığı tarih olan 30 Ağustos 1984 yılından, 9 Mart 2011'de Kennedy Uzay Merkezine yaptığı son seferine kadar 27 yılı aşkın bir süre boyunca 39 başarılı uzay görevine imza attı. Kaynak:AA(24 Ocak 2012,13:36) |
Liselilerin Lego Adamı Uzayda Kanada'nın Toronto kentinden iki lise öğrencisi, meteoroloji balonuna bağladıkları lego adamı uzayın sınırına gönderdi ve bunu kameraya çekti.Görüntü, paylaşım sitesi YouTube'de yayımlanmasıyla en çok izlenen videolardan biri haline geldi. Uzayın sınırında Kanada bayrağı taşıdığı görülen plastik astronotun harika seyahatini, her ikisi de 17 yaşında olan Esad Muhammed ve Mathew Ho planladı ve organize etti. Kanada basınında yer alan haberlere göre, lego adamın 97 dakikalık macerasını görüntülemek için iki liseli balona bağladıkları kutuya dört kamera ve GPS özellikli bir cep telefonu yerleştirdi. Gençler, daha sonra Muhammed'in annesinin dikiş makinesinde diktikleri bir paraşütü lego adamın güvenle Dünya'ya inmesi için eklediler.Liseliler, balonu helyumla şişirdikten sonra Toronto'daki bir parktan gökyüzüne saldı. Lego adamı taşıyan balonun yaklaşık 7 km irtifada cep telefonu menzilinin çıkmasından sonra GPS sinyalinin kesilmesinin ardından gençler eve gidip beklemeye başladılar. Plastik astronot atmosfere girip de Ho'nun iPad'i bipleyince gençler fırlatma noktasının yaklaşık 120 km uzağında lego adamı buldular. Kaynak:BBC Türkçe(26 Ocak 2012,20:13) |
Göktaşı:2012 BX34 Dünya Büyük Bir Tehlikeyi Daha Atlattı Güneş sisteminde bu cisimleri izleyen Minor Planet Center'dan Gareth Williams, 2012 BX34 adı verilen göktaşının, 6 ila 19 metre çapında olduğunu belirtti.Williams, göktaşının Arizona'daki bir teleskop tarafından saptandığını ve bir çarpışmanın az farkla önlendiğini kaydetti. Williams, göktaşının boyunun küçük olmasından dolayı yeryüzüne çok yakın bir mesafede fark edildiğini, göktaşının Dünya'nın yakınından geçmesinin sürpriz olmasına karşın, bunun tam olarak alışılmadık bir durum olmadığını, geçen sene Ay yörüngesinden geçen yaklaşık 30 cisim gözlendiğini açıkladı. Amerikan Uzay Ajansı, önceki günlerde Twitter'den ''göktaşının 27 Ocak'ta, yeryüzünün yanından sorunsuz bir şekilde geçeceğini'' açıklamıştı. Kaynak:Haber365 / Bilim Teknoloji(30 Ocak 2012,09:48) |
IBEX Uydusunun Keşfettiği Yıldızlararası Madde Güneş Sisteminde Bir İlk Yaşamın oluşmasını sağlayan elementleri içeren bir madde, galaksinin bilinmeyen bir köşesinden Güneş Sistemi’ne sürüklendi. Bilim dünyasında eşi benzeri olmayan gelişme, galaksinin sırlarının anlaşılmasında uzay bilimcilere yeni ipuçları verecek. Dünya’nın 332 bin kilometre üzerinde bulunan ve Güneş Sistemi’nin en uç noktalarını inceleyen IBEX (Yıldızlararası Sınır Kâşifi) uydusu, dış galaksilerden Güneş Sistemine giren ve yaşamın oluşması için temel elementleri taşıyan bir madde tespit etti.Maddenin, yıldızlar, gezegenler ve Dünya’daki yaşamın oluşmasını sağlayan oksijen, helyum, hidrojen ve neon elementlerini içerdiği ve evrenin herhangi bir köşesinden gelmiş olabileceği belirtildi.Maddenin içeriğini oluşturan elementlerin, süpernova patlamasıyla yok olan yıldızların galaksinin dört bir yanına saçılmış parçacıkları olduğu ifade edildi. Süpernova patlamasıyla ortaya çıkan madde, yıldızlararası rüzgârlar sayesinde Güneş Sistemi’ne kadar sürüklendi. ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) Güneybatı Araştırma Enstitüsünden David McComas, “Güneş Sistemi’ne yabancı olan yıldızlararası bu maddenin iyi analiz edilebilmesi, galaksinin geri kalanı hakkında yeni bilgiler edinebilmemiz adına büyük önem taşıyor” dedi. Oksijen Nereye Gitti? Samanyolu Galaksisi’nin bilinmeyen bir köşesinden gelen madde üzerindeki ilk analiz IBEX uydusu tarafından gerçekleştirildi. Maddenin içeriğindeki elementlerin birbirlerine oranlarını tesbit eden uydu, maddenin içinde her 20 neon atomuna karşılık 74 oksijen atomu bulunduğunu tesbit etti. Normalde, Güneş Sistemi’nde her 20 neon atomuna karşılık 111 oksijen atomu bulunuyor. Gök bilimciler, bu tesbitle, Güneş Sistemi’ne kıyasla yıldızlararası boşlukta daha az oksijen bulunduğunu tesbit etti. Analizler, gezegenlerin ve gezegenler üzerindeki hayatın oluşmasında çok önemli bir role sahip olan oksijen ve hidrojenin Güneş Sistemi’nde yeterince bulunduğu bir kez daha ortaya koyarken, yıldızlararası boşlukta neden oksijenin az bulunduğu sorusunu da beraberinde getirdi. Güneş Yer Değiştirdi Bazı gök bilimciler, Güneş’in uzayda çok az oksijen bulunan bir noktada oluştuğunu, geride kalan milyonlarca yıl içinde bugünkü konumuna geldiğini öne sürüyor. Diğerleri ise yıldızlararası boşluktaki oksijenin buzul kütlelerin veya toz bulutlarının içinde hapsolmuş olabileceğini savunuyor.NASA’nın Goddard Uzay Uçuşu Merkezi’nden Eric Christian, “Güneş Sistemi’nin dışındaki basıncın ve buradan gelen materyallerin incelenmesiyle, içinde bulunduğumuz sistemin büyüklüğünü ve şeklini daha iyi anlayabiliriz” dedi. Kaynak:Ntvmsnbc(01 Şubat 2012,16:03) |
Uydular ve Uzay Çöpleri Gökyüzünde Ne Kadar Uydu Var? Uzayda yaklaşık 2 bin 500 ile 3 bin civarında kullanıma hazır uydu bulunurken, bunun 10 katı kadar da uzay çöplüğü denilen görevi bitmiş uydular, roket parçaları gibi başı boş dolaşan nesne bulunuyor. Teknoloji geliştikçe, uzaya daha fazla uydu fırlatıldıkça uzay çöplüğü sorunu büyümeye devam edecek.BBC Focus dergisinde yer alan habere göre, şu sıralarda Dünya'nın çevresinde başı boş dönen ve boyutları birkaç santimetreden büyük tahminen 25 bin parça bulunuyor. Amerikan Uzay Gözlem Ağı (Space Surveillance Network- SSN) görevinin bir parçası olarak boyu birkaç santimetreden büyük olan Dünya'ya yakın bir uzaklıkta dönen bu nesneleri takip ediyor. Soğuk savaş döneminde kurulan Uzay Gözlem Ağı (SSN), bugüne kadar yaklaşık 25 bin cismi takip ediyor. Ellerinde hali hazırda 22 binden fazla nesneden oluşan bir katalog bulunuyor. Bu nesneler arasında birkaç santimetre boyutundaki enkazın en küçük parçasından biri ya da büyük iletişim uyduları ile Uluslararası Uzay İstasyonları yer alıyor. Yörüngede tahminen 2 bin 500 ile 3 bin arasında kullanıma hazır uydu bulunurken, Uzay Gözlem Ağı küresel bir sensör ve radar istasyonlarıyla dünyayı tehdit edebilecek cisimleri izliyor. Bu cisimlerden herhangi biri diğer uzay gemilerini ya da Dünya'yı tehdit eder gibi görünürse, sistem alarma geçiyor. Aynı zamanda sistem bir objenin atmosfere tekrar ne zaman ve nerede gireceğini tahmin edebiliyor. Kaynak:Gençbilim/BBC Focus(09 Şubat 2012,11:06) |
Bilgisayar Destekli Tıbbi Teşhis ve Cerrahi Sistemi (CAMDASS) Uzayda Ameliyat Popular Science dergisinde yer alan habere göre, Mars'a ve diğer gezegenlere giden astronotların her türlü tıbbi problemine çözüm bulmak için geliştirilen zenginleştirilmiş gerçeklik sistemi sayesinde astronotlar, dünyadaki doktorlar vesilesiyle sağlıklarına kavuşacak. "Bilgisayar Destekli Tıbbi Teşhis ve Cerrahi Sistemi (CAMDASS)" olarak isimlendirilen sistem, doktorun kullanacağı bir başlık ve üç boyutlu yönlendirme sisteminden meydana geliyor. Şu anda uzay istasyonunda bulunan ultrason cihazı ile birlikte uyumlu olarak çalışabilen sistemin ileride daha da genişletilmesi düşünülüyor. Uzun süren uzay yolculuklarında, sağlıkla ilgili problem çıktığında müdahale edebilmesi için doktor bulundurulması gerekiyor. Ancak uzaydaki fazladan bir personelin maliyeti oldukça yüksek oluyor. Bu nedenle, sistem uzay istasyonundan stereo görüş sağlayan başlık ve kızılötesi kamera ile takip edilen yönlendirme aleti sayesinde doktorların dünyadan ayrılmadan astronotları tedavi etmesine imkan tanıyacak. Hastanın vücuduna yerleştirilen kılavuz işaretleri sisteme hasta olan bölgeyi tanıtıyor, daha sonra bu bölge doktorun önündeki mankenin üzerinde belirleniyor. Doktor elindeki aleti hareket ettirdiğinde kaydedilen hareket uzayda bulunan hasta üstünde tekrarlanıyor. Benzer şekilde, Avrupa Uzay Ajansı'nın geliştirdiği bu cihaz Mars'a gitmeden önce de faydalı olabilir. Gelişmekte olan ülkelerde ya da Antarktika araştırma istasyonu gibi uzak yerlerde teşhislerin kolaylaştırılmasına yardım edebilir. Kaynak:Gençbilim/Science(11 Şubat 2012,23:14) |
Uzayda Karbon Oluşumu Uzayda Karbon Oluşumu Tespit Edildi 10 milyon santigrat derecedeki süpernova bulutunda karbonmonoksit bulundu.Bilim adamı Jeonghee Rho başkanlığındaki ekibin, The Astrophysical Journal Letters'da yayımlanan keşfinin, uzaydaki karbon oluşumuyla ilgili mevcut modeli tartışmaya açması bekleniyor. Bilim adamları, Akari teleskobuyla 11 bin ışık yılı uzaktaki süpernova patlama bulutu Cas A'yı incelerken, karbonmonoksidin oluşturduğu hava kabarcıklarını gördü.Rho, uzayın sürprizlerle dolu olduğu yorumunu yaptı. Süpernova patlamaları, uzaydaki ağır kimyasal elementlerin en önemli kaynağı. Karbon, silisyum, demir ve diğer ağır elementler ancak çekirdek füzyonuyla süpernova patlamaları esnasında oluşuyor. Uzayda daha önce de bir karbon ve oksijen atomundan oluşan karbonmonoksit moleküllerine rastlanmıştı. Ancak bunlar soğuk ortamda ve ağırlıklı olarak yıldızlar arasındaki gazın içerisinde bulunuyordu. Süpernova patlama bulutunun çok sıcak olduğunu belirten bilim adamları, keşfin, karbonmonoksit moleküllerinin süpernova bulutlarında nasıl şekillendiği ve geliştiği yönündeki teorileri gözden geçirmeye iteceğini ifade etti. Şimdi bilim adamları, "karbonmonoksit molekülleri süpernova patlamasından sonra mı oluştu", "geçen sürede hayatta kalmayı nasıl başardı", "kabarcıklar içinde mi korundu", "yoksa sıcak karbonmonoksit patlama sonrasındaki bulutta değişikliğe mi uğradı" gibi soruların cevaplarını arıyor. Kaynak:Gençbilim/Haber10(14 Şubat 2012,10:24) |
İsviçre'nin Uzay Projesi İsviçre Uzayı Temizleyecek İsviçreli bilim adamları, uzayı temizlemek için "uzay temizlikçisi" adlı bir proje geliştirdi. Lozan'daki İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü (EPFL) Uzay Merkezi, "CleanSpace One" adlı uydunun yapımına başladı. Uydu, uzay çöpü olarak adlandırılan yörüngedeki atıklardan kurtulmak amacıyla üretilecek uyduların prototipini oluşturacak. Projenin 11 milyon dolara mal olacağı belirlendi. Enstitü tarafından yapılan açıklamada, uydunun 3-5 yıl içinde uzaya fırlatılacağı ve ilk görevinin İsviçre tarafından 2009-2010 yılları arasında uzaya gönderilen iki uydunun parçalarını toplamak olacağı belirtildi. Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Dünya'nın yörüngesinde 500 bin atık parça bulunduğunu ve bu parçaların uydu ile uzay araçlarına zarar verebilecek hızda hareket ettiklerini açıklamıştı. Kaynak:Ntvmsnbc(15 Şubat 2012,14:16) |
Uluslararası Uzay İstasyonu(UUİ) Uzay Yürüyüşü Tamamlandı Uluslararası Uzay İstasyonu'nun (UUİ) iki Rus kozmonotu yaklaşık 6 saat 15 dakika süren uzay yürüyüşünü tamamladı. Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesinden (NASA) yapılan açıklamada, uzay istasyonunun bakım ve onarımı için gerçekleştirilen 162. uzay yürüyüşünde Rus uzay adamları Oleg Kononenko ve Anton Şkaplerov'un, istasyonun Rus modülüne bir inşaat vinci ile istasyonun en eski bölümlerinden biri olan bu modülü uzay atık ve çöplerinden koruyacak bir kalkan yerleştirdikleri belirtildi. Bunun Kononenko'nun 3'üncü, Şkaplerov'un ise ilk uzay yürüyüşü olduğu kaydedildi.İstasyonun Amerikalı, Rus ve Hollandalı diğer dört sakini de çalışmaları monitör aracılığıyla izledi. Uzaydaki atıklar UUİ için büyük tehlike oluşturuyor. Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), modüllerini uzaya göndermeden önce koruyucu kalkanla kaplarken, Rusya bunu yapmıyor. Uzay istasyonunun inşası, NASA'nın geçen yıl mekik programına son vermesiyle durmuş bulunuyor. Kaynak:CNN Türk(17 Şubat 2012,15:14) |
Amerika'nın Uzaya Gidişinin 50. Yıldönümü Amerikalı astronot John Glenn, 20 Şubat 1962'de saat 09:47'de Cape Canaveral'dan fırlatılan Atlas füzesiyle uzaya çıkmış ve Dünya'nın yörüngesinde 5 saatten az sürede 3 tur atmıştı.Bundan yaklaşık bir yıl önce Sovyet kozmonotu Yuri Gagarin uzaya çıkan ilk insan unvanını almıştı. 90 yaşındaki John Glenn, Cape Canaveral'de düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada, o dönemde Sovyetlerin Amerikalılar'dan daha üstün teknolojiye sahip olduklarını, füzelerinin daha güvenli olduğunu ve sosyal sistemlerinin de ABD'den daha üstün bulunduğunu söylediklerini belirterek, "O sıralar komünizmin dünyada oynayabileceği rol üzerinde çok tartışma yapıldı. Bu çerçevede, ABD'nin Mercury programı da soğuk savaş rekabetinin bir parçası oldu" dedi. Rus Füzelerine Mahkum Olmak Üzücü 24 Mayıs 1962'de yörüngeye seyahat eden ikinci Amerikalı Scott Carpenter da ilk uzay uçuşlarının 7 yıl sonra kendilerinin Ay'a gitmesini sağlayan bir hazırlık evresi olduğunu söyleyerek, "Bu uçuşlar bizim Sovyetler Birliği'nden geride olsak bile, Başkan John Kennedy'nin Ay'a gitmek için çabaları artırma ve Rusların önüne geçme emrini yerine getirebileceğimizi gösterdi" diye konuştu. İki eski astronot, tüm bunlara karşın, uzay mekiklerinin emekliye ayrılmasıyla Amerikalı astronotların Uluslararası Uzay İstasyonu'na (UUİ) gitmek için Rus Soyuz füzelerine mahkum olmalarının kendilerini çok üzdüğünü belirtti. Kaynak:AA(18 Şubat 2012,17:27) |
APEX Teleskobu Gözlemi İlk Kez Görüntülenen Yıldız Bulutu Avrupa Güney Gözlemevi’nin (ESO) Şili’deki radyo teleskobu APEX, Boğa takımyıldızında uzunluğu 10 ışık yılını bulan devasa bir kozmik toz bulutunu görüntüledi. Kozmik toz bulutunun içinde, fotoğrafta belli olmayan sayısız yeni doğmuş yıldız bulunduğu belirtildi. İki bölgeden oluşan toz bulutunun parçalarına, 19’uncu yüzyılda yaşamış gök bilimci Edward Emerson Barnard’dan esinlenerek Barnard 211 ve Barnard 213 isimleri verildi. ESO yetkilileri, yayımlanan fotoğraflar hakkında, “Görünür ışık altında, toz bulutunu oluşturan iki kısım siyah şeritler halinde görülüyor. Bu bölgelerde yıldız bulunmuyor. Gök bilimci Barnard, bu durumun, uzaydaki maddenin ne olduğunun anlaşılmasındaki zorluktan kaynaklandığını belirtmişti… Bizler bugün, bu siyah işaretlerin aslında yıldızlararası toz ve gaz kalıntıları olduğunu biliyoruz. Küçük toz parçacıkları görünür ışığı emiyor ve bulutun ardındaki yıldızlarla zengin bölgeyi görmemizi engelliyor” açıklamasını yaptı. Fotoğrafta, kozmik toz bulutunun Barnard 211 olarak adlandırılan parçası sağ üst kısmını, Barnard 213 ise sol alt kısmını temsil ediyor. Toz bulutunun üzerindeymiş gibi görünen iki parlak yıldız ise aslında kozmik bulutun ardında kalıyor. Ayrıca, bu iki yıldızın Dünya’ya olan uzaklığı, kozmik toz bulutuna olan uzaklıklarından daha az. Buzul Toz Bulutu Devasa toz bulutu, görünür ışık teleskoplarıyla gözlemlendiği zaman çok daha karanlık olarak beliriyor. Bunun nedeni, toz bulutunu oluşturan taneciklerin aşırı soğuk olması. Ortalama sıcaklığı – 263 santigrat olan toz taneciklerinin meydana getirdiği bulutu gözlemlemek, görünür ışıktan yaklaşık bin kat daha uzun olan milimetrik dalga frekanslarında mümkün oluyor. İspanya’nın başkenti Madrid’deki Ulusal Astronomi Gözlemevi’nden gök bilimci Alvaro Hacar, toz bulutunu gözlemlemek için Şili’nin kuzeyindeki 12 metrelik Atacama Pathfinder Experiment (APEX) teleskobunu kullandı. APEX, kendisinden sonra inşa edilecek en son teknoloji mikrodalga teleskobu Atacama Large Milimeter Array (ALMA) için test yapmak adına kullanılıyor. 1.3 milyar dolarlık bir proje olan ALMA, her biri APEX büyüklüğünde 66 teleskoptan oluşacak. Bu teleskoplar, dünyanın deniz seviyesinden en yüksek düzlüklerinden biri olan Chajnantor platosunda birbirlerinden 18 kilometre mesafeyle yerleştirilecek. Beş bin metre yükseklikteki platoda devam eden inşaat, ilk olarak Ekim 2011’de görüntülenmişti. ESO gözlemevinin Şili'deki teleskobu, Boğa takımyıldızında uzunluğu 10 ışık yılını bulan devasa bir kozmik toz bulutunu ortaya çıkardı. Kaynak:Gençbilim(19 Şubat 2012,22:52) |
Güneş Sistemi Dışında Gezegen Keşfi Süper Dünya: GJ 1214b Gök bilimciler, yoğun, buharlı atmosferi olan yeni bir gezegen türünün varlığını ispatladı.Güneş Sistemi dışındaki ''GJ 1214b'' adlı gezegen, Dünya'dan büyük, Jüpiter gibi gaz devlerinden ise daha küçük. Hubble teleskobu ile yapılan gözlemler, ''Süper Dünya'' adı verilen gezegenin kütlesinin büyük bir kısmının sudan oluştuğunu belirledi.Harvard Üniversitesi Astrofizik Bölümü'nden Zachory Berta, ilk kez 2009 yılında keşfedilen ''GJ 1214b''nin bilinen hiçbir gezegene benzemediğini söyledi.Çapı Dünya'nınkinin 2,7 katı büyüklüğünde olan gezegen, 2 milyon kilometre uzaklıktaki kırmızı cüce bir yıldızın yörüngesinde yer alıyor.Gezegendeki sıcaklığın 200 dereceden fazla olduğu sanılıyor. Dünyadan Fazla Suya Sahip Yapılan ölçümler, GJ 1214b'nin Dünya'dan daha fazla suya sahip olduğunu gösteriyor.Bilim adamları, yüksek ısı derecesi ve basıncın gezegende ''Sıcak buz'' ya da ''Süper akışkan su'' gibi egzotik maddelerin bulunabileceğine işaret ettiğini belirtti.GJ 1214b ile ilgili bulgular, ''Astrophysical Journal'' adlı dergide yayımlanacak. Kaynak:AA(22 Şubat 2012,01:29) |
Uzay İstasyonu ve Uzay Asansörü 'Uzayda İnecek Var' Bir Japon inşaat şirketi 2050 yılına kadar 36 bin kilometre yükseklikteki bir uzay istasyonuna çıkacak asansör inşa etmeyi planlıyor. 96 bin kilometre yükseklikteki bir ağırlıkla dengenin sağlanması öngörülüyor. Bu proje ilk bakışta tam bir çılgınlık gibi gözüküyor. Ancak Obayashi adlı Japon inşaat şirketi ciddi bir şekilde 2050 yılına kadar yeryüzünden 36 bin kilometre yükseklikte bir uzay istasyonu ve bu istasyona uzanacak bir çeşit asansör inşa etmeyi planlıyor. İstasyona yolculuğun saatte ortalama 200 kilometre hızla yaklaşık bir hafta süreceği hesaplanıyor. Bu asansörün, gökdelenlerden alışıldığı gibi bir kabin değil, yaklaşık 30 kişinin nakledilebileceği bir kapsül olması, kapsülün içinde de bir haftalık yolculuk için yaşam mekanları ve tuvaletlerin olması öngörülüyor. Yerküre İle Ay Arasındaki Mesafenin Dörtte Biri(1/4) Projenin 36 bin kilometreden de yükseğe uzanması planlanıyor. Kule benzeri bu yapının toplam 96 bin kilometre yükseklikte olması, ucuna ise yapının dengesinin sağlayacak bir ağırlığın yerleştirilmesi hedefleniyor. Bu yükseklik, Dünya ile Ay arasındaki mesafenin dörtte birine denk geliyor. Turistik yolcuların uzay istasyonunda ineceğini, ancak bilim insanlarının 96 bin kilometre yüksekliğe kadar devam edebileceğini belirten proje yöneticisi Satomi Katsuyama, “İnsanlar hep yüksek kulelere hayranlık duymuşlardır” şeklinde konuşuyor. Uzay istasyonunun enerjisinin ise güneş panelleri aracılığıyla sağlanması ve yeryüzündeki merkezde depolanması öngörülüyor. Hayal Olarak Kalmamalı Obayashi şirketinin uzmanları böyle bir projenin teknik açıdan mümkün olduğunu vurguluyor. Ancak projenin maliyetinin ne kadar olacağının henüz hesaplanamadığını belirten Obayashi yetkilileri, henüz bir yatırımcı bulunamadığını, ayrıca söz konusu dev borunun dünyanın hangi noktasına kurulacağı ya da kimin bu asansör ile uzaya çıkmak isteyeceği gibi soruların yanıtsız olduğunu kaydediyor. Obayashi şirketinin sözcüsü “Projenin sadece bir hayal olarak kalmaması için, bu fikrin geliştirilmesi üzerinde çalışacağız” diyor. Dev Projelerde Tecrübeli Şirket Aslında bu, yeni bir fikir değil. Sadece bilimkurgu yazarları değil, ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) de benzeri “uzay asansörleri” üzerine kafa yoruyor. Obayashi, dev projelerin hayata geçirilmesinde tecrübeli bir şirket. İnşa edildiğinde tarihin en büyük olimpik stadyumu unvanını kazanan Sydney’deki Avustralya Stadyumu ve Dubai’deki 75 kilometre uzunluğundaki sürücüsüz raylı ulaşım şebekesi bu projelerden sadece ikisi. Obayashi şu anda, Japonya’nın başkentinde inşaatı bitmek üzere olan ve 634 metre ile ülkenin en yüksek binası unvanını alacak olan Tokio Sky Tree (Tokyo Gökyüzü Ağacı) adlı gökdelenin de arkasındaki şirket. Kaynak : DW Türkçe(23 Şubat 2012,10:43) |
Kiralık Uzay Merkezi Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), John F. Kennedy uzay merkezinin giderlerini karşılayamadığı bölümlerini kiralamak istiyor. Uzay merkezinin direktörü Robert Cabana Washington Post gazetesine yaptığı açıklamada, 50. yılını deviren uzay merkezinde NASA'nın ihtiyacı kalmayan birçok tesis bulunduğunu belirterek, bunları ellerinde tutacak veya kurtulmalarını sağlayacak paraları olmadığını söyledi. Gazeteye göre, uzay merkezinin kiralık tesisleri arasında, az kullanılmış bir uzay mekiği fırlatma rampası, dev bir roket taşıyıcı, iki mekik bakım hangarı, dünyanın en uzunlarından 4,5 km beton pist, dört roket montaj bölümüyle 52 katlı Araç Montaj Binası bulunuyor. En yoğun zamanlarında 18 bin, şimdiyse 7 bin 500 kişinin çalıştığı uzay merkezinin yöneticileri, hükümetin mali desteğiyle buranın özel şirketlerin bir gün uzay aracı imal edip fırlatacakları bir üs olmasını umuyorlar. Kaynak:CNN / Washington Post (23 Şubat 2012,17:35) |
Üçlü Birleşme Gökyüzünde Tarihi Randevu İnternet üzerinden izlenebilecek “Üçlü birleşme” adı verilen süreçte, üç gök cismi 25 ve 26 şubat tarihlerinde birbirlerine yaklaşacak. 25 şubat tarihinde gece TSİ 04:30’da başlayacak olan üçlü birleşme, Pazar gecesi aynı saatte tekrarlanacak. Jüpiter, Venüs ve Ay’ın hareketlerini, Slooh Uzay Kamerası takip edecek. Kameranın çektiği görüntüler, events.slooh adresinde yayımlanacak. Slooh, üçlü birleşmeyi, ABD’nin Arizona eyaletinden Afrika kıyılarındaki Kanarya Adaları’na kadar dünyanın dört bir yanındaki gözlemevlerinden aldığı görüntülerle aktaracak. Hilal şeklindeki Ay, 25 şubat tarihinde Venüs’e, 26 şubat tarihinde ise Jüpiter’e yaklaşacak. Uzay bilimciler ve astronomi meraklıları, Ay’ı takip ederek, 24 saat içinde gökte ne kadar mesafe kaydettiğini gözlemleyebilecek. Ay’ın yanı sıra, Jüpiter ve Venüs’te birbirlerine yavaşça yaklaşıyor. Her iki gezegen, 13 Mart gecesi birbirlerinin yanından geçecek. Slooh Uzay Kamerası, geçtiğimiz yıl Haziran ve Aralık aylarında gerçekleşen Ay tutulmamalarını da gözlemlemiş ve bu görüntüler internet üzerinden yayımlanmıştı. Kaynak:Ntvmsnbc(25 Şubat 2012,13:24) |
Göktaşı:2012 DA14 Göktaşı Dünya'yı Sıyırıp Geçecek Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi'nin (NASA) internet sayfasında belirtilene göre, İspanyol gökbilimciler, 2012 DA14 adını verdikleri göktaşının 15 Şubat 2013 saat 19:25'te (GMT) Dünya'ya uyduların yörüngesinden daha yakın bir mesafeden, yaklaşık 35 bin km uzaklıktan geçeceğini hesapladılar.İspanyol bilimadamları, bu gözlemlerini 23 Şubat'ta İspanya'nın güneyindeki Saga gözlemevinde yaptılar. Gözlem, Fransız, İtalyan ve Amerikalı astronomlar tarafından da teyit edildi. Kaynak: CNN(28 Şubat 2012,12:46) |
Uzay Aracı:SpaceShipTwo Test Uçuşları Başlıyor İngiliz milyarder işadamı Richard Branson'ın sahibi olduğu Virgin Grubu'na ait Virgin Galactic şirketi, ilk uzay aracını bu yıl içinde test edecek. İngiliz basınında çıkan haberlere göre, test uçuşunda ana gemiden atmosfer dışına fırlatılacak uzay aracı "SpaceShipTwo" yolcusuz bir uçuş yaptıktan sonra, 2013 ya da 2014'te uzaya insan taşımak üzere gönderilecek. SpaceShipTwo, ABD’li uzay ve havacılık şirketi Northrop Grumman'ın sahibi olduğu Scaled Composites tarafından test edilecek. Yerçekimsiz ortamın deneyimini yaşamak üzere uzaya çıkmanın bedeli 200 bin doları ödemeye hazır şimdiye kadar 500 civarında kişinin rezervasyon yaptığı belirtiliyor. Burt Rutan tarafından geliştirilen ve kompozit malzemeden üretilmiş uzay aracı, ana gemi "Beyaz Şövalye"nin kanatları altındaki ilk deneme uçuşunu 2010 yılının mart ayında California çölü üzerinde yapmıştı. Mekik, ana gemiden 16 kilometre irtifada ayrılarak uzaya doğru yol alacak. Uzaydaki seyahat sadece birkaç dakika sürecek. Turistler uzaya çıktıklarında Dünya'yı mekiğin lombozlarından bakarak gözleyebilecekler. Kaynak:AA(29 Şubat 2012,09:06) |
Uluslararası Uzay İstasyonu’nun Komuta Kodları [H2]Komuta Kodları Çalındı[/H2 ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nden (NASA) geçtiğimiz yıl çalınan bir diz üstü bilgisayarda Uluslararası Uzay İstasyonu’nun komuta kodlarının yer aldığı açıklandı. NASA bilgisayarları ve mobil cihazlarının sadece yüzde 1'indi şifre olduğu öğrenildi. NASA Genel Müfettişi Paul Martin, ISS komuta algoritmalarını içeren diz üstü bilgisayarın 5 Mart 2011 tarihinde çalındığını ve şifresinin bulunmadığını söyledi. Martin, 2011’de yaşanan kötü amaçlı yazılım saldırısı ve güvenlik ihlali sayısının 5,408 olduğunu belirtti. ABD Temsilciler Meclisi’ne verilen raporda, çalınan diğer diz üstü bilgisayarlardan birinin, gelecekte insanlı uzay uçuşları için geliştirilen Çok Amaçlı Mürettebat Aracı (MPVC) projesiyle ilgili bilgiler içerdiği ifade edildi. Ayrıca, Nisan 2009 ile Nisan 2011 arasında 48 mobil cihazın çalındığı bilgisi verildi. Laboratuar Korsanların Eline Geçti Siber saldırıların amatör hackerlar ve siber suçlular tarafından düzenlendiğini belirten Martin, her yıl güvenlik sorunlarının 7 milyon dolar zarara neden olduğunu söyledi. Martin, bilişim teknolojileri sistemlerindeki yaşanan güvenlik ihlallerinde, yabancı ülkelerdeki siber korsanların da parmağı olabileceğini ifade etti. NASA, İtiş Gücü Laboratuarı’nda (JTL) yaptıkları güvenlik denetimlerinde bir ağa izinsiz giriş yapıldığını tesbit ettiklerini ve saldırının kaynağının Çin merkezli olduğunu belirtti. Yetkililer, saldırının geç anlaşıldığını ve etkisiz hale getirildiği zamana kadar siber korsanların JTL’deki sistemleri “kontrol altına aldıklarını” söyledi. JTL, gezegenlerarası uzay aracı görevlerinin geliştirildiği Deep Space Network (DSN) projesine ev sahipliği yapıyor. Bilgisayarların Yüzde 99’u Şifresiz NASA, 2010 ve 2011’de “Gelişmiş Israrcı Tehditler” olarak adlandırılan 47 saldırıya maruz kaldıklarını ve bu saldırılardan 13 tanesinin tesbit edilene kadar bilgisayar sistemlerine girmeyi başardığı ifade edildi. Yıllık bilişim teknolojileri bütçesi 1,5 milyar dolar olan NASA, bu kaynağın yaklaşık 58 milyon dolarını siber güvenlik için harcıyor. ABD’deki tüm federak kurumlar arasında NASA bilgisayarlarına en az şifre koyan kurum. Federal kurumlarda şifre konan diz üstü bilgisayar ve mobil cihaz oranı ortalama yüzde 54’ken, NASA’da aynı oran yüzde 1. Kaynak:Ntvmsnbc(01 Mart 2012,12:41) |
Rus Astronotların Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan (UUİ) Oy Verme İşlemi Rus Astronotlar Uzaydan Oylarını Kullandı Uluslararası Uzay İstasyonu'nda (UUİ) görev yapan 3 Rus astronot uzaydan oylarını kullandı. Rusya Uzay Kontrol Merkezi'nden Dmitri Jukov basına yaptığı açıklamada Rus astronotlar Anton Şkaplarov, Anatoli Ivanişin ve Oleg Kononenko'nun özel odadan şifreli iletişimle oy verme işlemlerini gerçekleştirdiğini söyledi. Astronotların uçuş sırasında her zaman aileleri ile görüşebildikleri odadan gerçekleştirdikleri oy verme işlemini basın mensupları da takip etti. 1980'li yıllarda son Sovyet lideri Mihail Gorbaçov zamanında başlatılan uzaydan oy verme işlemi her seçim döneminde uygulanıyor. Kaynak:Margiana/AA(04 Mart 2012,18:26) |
Ay'ın Dünya İle Mars Arasındaki Konumu 8 Mart'ta Mars Ay'la ÇarpışmayacakGökyüzü 8 Mart günü ilginç bir olaya sahne olacak. Ay, Dünya ile Mars'ın tam arasına girecek. 5 Mart'ta Mars Dünya'ya en yakın konumuna ulaştı. Mesafe 100.7 milyon kilometreydi.8 Mart'ta ise Ay, Dünya ile Mars'ın tam ortasında kalacak. Bu arada 8 Mart 2012 tarihinde Ay ile Mars'ın çarpışacağı yönündeki iddiaların doğru olmadığını da bu site yardımıyla görebilirsiniz. Kaynak:CNN(06 Mart 2012,14:21) |
SOFIA (Kızılötesi Gökbilim İçin Stratosferik Gözlemevi) Gökyüzündeki Gözlemevi Havada gezinen gözlemevi SOFIA (Kızılötesi Gökbilim için Stratosferik Gözlemevi), bu özelliğiyle, yer yüzündeki en gelişmiş teleskopların bile gerçekleştiremediği gözlemleri yapabiliyor. 20 yıllık bir projenin ürünü olan SOFIA, insanoğlunun uzayın karanlığını aydınlatmak için geliştirdiği en büyük proje olduğu gibi, genç uzay bilimcilerin yetiştirilmesinde de büyük rol oynayacak.SOFIA, ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) ve Alman Uzay ve Havacılık Merkezi (DLR) ortak projesi. Kuiper Uçan Gözlemevi’nin devamı niteliğini taşıyan SOFIA, ilk kez 26 Mayıs 2010’da havalandı. Boeing'in İçinde Uzay Laboratuvarı SOFIA, özel olarak modifiye edilmiş bir Boeing 747SP’de yer alıyor. Uçağın arka kısmında, 2.5 metre genişliğindeki teleskobun gökleri incelemesi için büyük bir kapı bulunuyor. SOFIA teleskobu, yaklaşık 12 kilometre yükselikte, Stratosferden kızıl ötesi gözlem yapıyor. Teleskobun bulunduğu yükseklik, yeryüzünden yükselen ve kızılötesi dalga boylarını bloke eden su buharının üzerinde kalmasını sağlıyor. SOFIA, Dünya’nın her hangi bir noktasına uçabiliyor. Böylece kuzey ve yarıkürede gözlem yapabiliyor. NASA’nın California'daki Dryden Hava Aracı Operasyonları tesislerinde konumlanan SOFIA’nın yürüttüğü astronomik gözlemler, Ames Araştırma Merkezi’nden kontrol ediliyor. SOFIA, yerde olduğu zamanlarda öğrenciler, gazeteciler, araştırmacılar ve diğer tüm ziyaretçilere kapısını açıyor. Boeing’in gövdesindeki gözlemevinde, ziyaretçiler yapılan araştırmaları takip edebildikleri gibi deneylerin nasıl gerçekleştirildiği hakkında bilgi edinebiliyor.Uçan gözlemevi, yakın dönemde gerçekleştirdiği gözlemlerde 6,400 ışık yılı uzaklıktaki W3A Nebulası’nı ve Orion Nebulası’ndaki yıldız ve toz bulutlarının dağılımı gözlemledi. Kaynak: Ntvmsnbc (09 Mart 2012,15:42) |
Uzay Aracı Atlantis'in Legosu Atlantis Yeniden Uzayda ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) Temmuz 2011’de emekli olan uzay aracı Atlantis, emekliliğinden sadece birkaç ay sonra yeniden uzaya çıktı. Atlantis’e birebir benzeyen legosu, Almanya’dan havalanarak yerden 35 kilometre yüksekliğe ulaştı. Bir Atlantis hayranı olan Raul Oaida, uzay aracının emekliliğini kutlamak için helyum balonuna bağladığı legosunu stratosfere yolladı. Oaida, helyum dolu büyük bir balona GoPro kamera, GPS sistemi yerleştirerek lego Atlantis ile gökyüzüne bıraktı. Lego uzay mekiği, iki buçuk saatte 35 bin metre yüksekliğe ulaşmayı başardı. NASA’nın uzay mekiği programı 12 Nisan 1981’de başladı ve 30 yıl sonra, 21 Temmuz 2011’de Atlantis’in tamamladığı STS-135 göreviyle son bulmuştu. Atlantis son görevinde Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) mürettebat ve donanım taşımıştı. Discovery, 30 yıl süren programda emekliye ayrılan ilk uzay aracı olmuş, onu Endeavour ve Atlantis takip etmişti. Kaynak:Ntvmsnbc(10 Mart 2012,09:37) |
Jüpiter-Venüs Yakınlaşması Jüpiter ve Venüs YakınlaşmasıJüpiter ve Venüs bugünlerde gökyüzünde birbirlerine en yakın konuma gelecekler. Astronomi sitelerinde yer alan habere göre, uzayda birbirlerinden çok uzak olmalarına karşın, iki gezegen 3 gece boyunca gökyüzünde birbirlerinden sadece iki parmak uzaklıkta görünecekler.Birbirlerine çok yaklaşacak Venüs ve Jüpiter, güneş battıktan kısa süre sonra güney-güneybatı yönünde görülebilecek. Venüs ikiliden en parlak olanı, bu yüzden kolayca farkedilecek ve Jüpiter de ayın geriye kalan günleri boyunca bir hat boyunca hareket ederken görülecek. Gezegen gözlemcileri için hareketli günler bir süredir yaşanıyordu. Geçen Pazartesi de Mars, Dünya'ya son iki yıldaki en yakın konumuna gelmişti. Kaynak : AA / CNN (12 Mart 2012,17:32) |
Ege Üniversitesi'nde Konferans Ege Üniversitesi'nde Konferans: "Takımyıldızlar Geleceğimizi Yönlendirir mi?" Ege Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (EGESEM)'in 2011-2012 Toplumsal Eğitim ve Bilinçlenme Ekinlikleri kapsamında "Takımyıldızlar Geleceğimizi Yönlendirir mi?" konulu bir konferans düzenlenecek. Konuşmacı: Prof.Dr.Serdar Evren Konu: Takımyıldızlar Geleceğimizi Yönlendirir mi? Tarih: 14 Mart 2012 Saat: 18:00 Yer: Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi Konferans Hakkında Detay: Bu konferansta, yaygın bir görüş olarak hayatımızın içinde hep karşımıza çıkan astroloji ve burçlara göre geleceğimizin yönlendirilişinin ne kadar anlamsız olduğu, takımyıldız, burç ve uzaklık kavramları hakkında bilgiler verilerek açıklanacaktır. Ayrıca, yıldızların gökadamız içinde birbirlerine göre konumları ve hareketleri ile gökyüzündeki görünümleri sunulacaktır. Kaynak:Uzaybilim |
Jüpiter-Venüs Yakınlaşması Gökyüzünde Gezegenlerin DansıVenüs ile Jüpiter, bugünlerde birbirlerine en yakın noktalardan dans ediyor. Güneş battıktan hemen sonra çıplak gözle de izlenebilen en parlak iki gezegen gökyüzünde adeta dans ediyor.Birbirlerine çok yaklaşan iki gezegenin dansı sıradışı görüntülere yol açıyor.Daha parlak ve Güneş'in battığı yöne daha yakın olanı Venüs, biraz daha sönük olan ve üstte yer alansa Jüpiter. Samanyolu içinde güneşe yakınlıkta ikinci Venüs ile beşinci Jüpiter arasındaki mesafe yaklaşık 350 milyon kilometre....Yeryüzünden bakıldığında ise, aralarında sadece iki parmak var. Gezegenler Salı günü birbirlerinin daha da yakınından geçecek.Mars geçen hafta iki yıllık aranın ardından Dünya'ya en yakın noktasında geçti.İki hafta önce de çok nadir görülen bir gök olayı olan Jüpiter, Venüs ve Ay'ın üçlü buluşması gerçekleşti. Kaynak:Gençbilim(13 Mart 2012,10:58) |
Uzun Süreli Uzay Görevleri Uzun Süreli Uzay Görevleri TehlikedeABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nde (NASA) görevli astronotlar üzerinde yapılan tıbbi kontroller ve beyin taramalarının sonuçları, uzun dönemli uzay görevlerinin geleceği hakkında soru işaretlerinin doğmasına neden oldu. ABD'nin Texas Üniversitesi Sağlık Bilim Merkezi uzmanlarının, uzayda bir aydan uzun süre görev yapmış 27 astronot üzerinde yaptığı testlerde, astronotların göz yuvarlarında şekil bozuklukları oluştuğu saptandı. ''Radiology'' adlı tıp dergisinde yayımlanan araştırma, yedi astronot üzerinde yapılan beyin taramalarının sonuçlarına dayanıyor. Astronotların gözlerinden birinin veya ikisinin arka kısmında, yer çekiminin az olduğu mikrogravite ortamı nedeniyle, beyin omurilik sıvısı üzerindeki basıncın artırmasıyla ortaya çıktığı sanılan bir düzleşme tesbit edildi. Tıp uzmanları bu durumun göz yuvarlarını küçülterek astronotların uzağı daha iyi görmelerine veya bazı durumlardaysa uzağı görme sorununa yol açtığını ifade etti. Görme Kaybı Riski Uzmanlar, astronotlarda rastlanan sorunların, intrakranial hipertansiyon adlı sağlık durumuna benzerlik gösterdiğini bildirdi. Bu hastalık, kafanın iç kısımındaki basıncın yükselmesi ile beyine ve gözlerin arka kısmına baskı yapması sonucu ortaya çıkıyor. Baş ağrısı, mide bulantısı ve kusmanın yanı sıra kulaklarda çınlama, çift görme ve diğer görme sorunları gibi belirtilerle kendini belli eden intrakranial hipertansiyon, tedavi edilmemesi halinde gözün optik diskinde şişmeye yol açarak görme kaybına yol açabiliyor. Astronotların göz yuvarlarının yanı sıra optik sinirleri ve hipofiz bezlerinde de bozukluklar saptandığı belirtilen araştırmada, bu bozuklukların yapısının hala açıklanamadığı vurgulandı. Uzun Dönemli Görevler Zararlı Astronotlar üzerindeki tıbbi çalışmayı yürüten ekibin başkanı Larry Kramer, Radiology dergisinde kaleme aldığı yazısında, bulgularının, ağırlıksız ve yer çekiminin az olduğu mikrogravite ortamında daha uzun süre kalan astronotlarda daha kötü boyutta ve daha sıklıkla rastlandığını gösterdiğini ifade etti. Kramer, uzun dönemli uzay görevlerinin astronotların görme yetenekleri üzerindeki etkisinin bu görevler için yeni bir sınırlandırıcı faktör olabileceğinin altını çizdi. NASA ile Avrupa, Rusya, Japonya ve Kanada'daki belli başlı uzay kuruluşlarının konu hakkında araştırmalar yürütmeye başladığını belirten yetkililer, bu kuruluşların problemin ne zaman oluştuğu ve neden meydana geldiğini öğrenmek amacıyla, astronotları uzay görevleri süresince, görev öncesinde ve sonrasında izlemeye aldıklarını kaydetti. Kaynak : AA / Radiology (13 Mart 2012,18:20) |
ESO VLT Gözlemleri Galaksiler 'Yamyam' ÇıktıAvrupa Güney Gözlemevi'nce hazırlanan bir araştırma, evrenin ve galaksilerin gelişimiyle ilgili bilinmeyen veriler ortaya çıkardı. Konuyla ilgili Avrupa Güney Gözlemevi'nden (ESO) yapılan açıklamada, Şili'de bulunan gelişmiş VLT teleskoplarıyla dünyaya 9 ve 11 milyar ışık yılı uzaklıktaki galaksilerin incelendiği belirtildi. "Astronomy & Astrophysics" dergisinin yeni sayısında yayımlanacak araştırmanın sonuçlarına göre, galaksiler, evrenin ilk dönemlerinde galaksiler arası boşluğu yutarak genişledi. "Cüceleri" Yuttular Gökada olarak da bilinen galaksiler, evrenin daha sonraki dönemlerinde uzmanların "kozmik yamyamlık" olarak tanımladığı genişleme yöntemine yöneldiler. "Yamyam" galaksiler, "cüce" galaksileri yutarak büyüdüler. Thierry Contini liderliğindeki bir grup astronom tarafından Fransız Astrofizik Araştırmalar Merkezi (IRAP) bünyesinde hazırlanan araştırmayla ilgili ESO tarafından yapılan açıklamada, "Araştırma sonuçları evrenin ve galaksilerin ilk dönemlerinin anlaşılmasına önemli katkı sunmaktadır" denildi. Kaynak : DW Türkçe (16 Mart 2012,08:03) |
SDO Uydusunun Görüntülerindeki Uzay Aracı Uzaylılar Güneş'e mi Kenetlendi?NASA’nın Solar Dynamics Observatory (SDO) uydusunun Güneş fırtınalarını gösteren görüntülerindeki bir ayrıntı kafaları karıştırdı. İddiaya göre Güneş'e kilitleniyor gibi görünen cisim bir uzay aracı. Geçtiğimiz günlerde Güneş'in yüksek çözünürlüklü fotoğraflarını çeken uzay aracının görüntülerini yayınlayan NASA , görüntülerdeki fırtınaları net bir şekilde gözler önüne sermişti. Büyük ilgi gören bu görüntülerdeki girdap şeklindeki fırtınalar dikkatlere sunulurken, son günlerde internete düşen bir görüntü analizi ise adeta izleyenlerde büyük bir heyecana neden oldu. Görüntülerde sanki bir nesne (uzay gemisine benzetiliyor) güneşe yaklaşıp kenetleniyor ve ikmal yapıyor. Bir gün süren bu kenetlenmenin ardından da kenetlenme sona eriyor ve araç geldiği gibi ayrılıyor. Russia 1 televizyon kanalında da yayınlanan görüntüler başta Youtube olmak üzere birçok sosyal paylaşım ağında izlenme rekorları kırıyor. Birçok kişi güneşin bilinen en büyük enerji kaynağı olduğunu ve ileri teknolojiye sahip olan dünya dışı varlıkların bunu kullanmasının gayet doğal olduğunu söylerken, birçok kişi de bu görüntülerin bir göz yanılması olarak nitelendiriyor. Ancak görüntüler, izleyen herkesi merakta bırakmaya devam ediyor. Kaynak:Gençbilim/CNN(17 Mart 2012,02:59) |
SDO Uydusunun Görüntülerindeki Uzay Aracı Güneşteki Bu Çizgi ve Küre Nedir?NASA'nın Güneş Dinamikleri Gözlemevi (SDO) tarafından kaydedilen görsellerden meydana getirilen bir videoda ilginç bir detay göze çarptı. Güneşin yanında görünen Jüpiter büyüklüğünde bir nesne ve güneşle olan bağlantısı, videoyu izleyenlerde yakıt doldurmaya gelmiş bir uzay gemisi izlenimi bıraktı. Ancak işin aslının farklı olduğu ortaya çıktı. NASA Goddard Uzay Merkezi'nden bilim adamı Alex Young, videonun özel bir video olduğunu, ancak bu duruma sıkça rastlandığını söylüyor. Olayın SDO tarafından sıkça gözlendiğini söyleyen Young, onu şöyle açıklıyor: "Bu küre, taç oyuğu olarak adlandırılır ve iplik adı verilen yapının bir parçasıdır. Güneşin kenarından bakıldığında iyi görünür." Güneş iplikleri, belirli ışık seviyelerinde, güneş saran diğer maddelerden soğuk olduğundan, daha karanlık görünüyor. Young, tüm şartların, bakış açısının, görsel filtrelerin bu olayı gözlemlemek için tam yerinde olduğunu ve bu nedenle olağanüstü göründüğünü söylüyor. Young'a göre işin ilginç yanı, olayın videonun hemen ardından bitmiş olması. Kaynak:CHİP(18 Mart 2012,20:45) |
Uzay Aracının Yolculuğu Dünya'nın Dışına YolculukBir uzay aracının atmosferin dışına çıktığı anlar, bağlı olduğu rokete yerleştirilen kamerayla görüntülendi. ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) Temmuz 2011’de sona eren Uzay Mekiği programında görev yapan Michael Interbartolo, bir uzay aracının yolculuğunu roketin üzerine yerleştirdiği kamera ile görüntüledi. Interbartolo’nun yerleştirdiği kameranın çektiği görüntüler, 30 yıl süren uzay mekiği programını konu alan “Ascent: Commemorating Shuttle” adlı belgeselde yer alacak. Görüntülerde, beş dakikanın ardından 4,800 km hıza ulaşan uzay aracı atmosferin tamamen dışına çıkıyor ve itici roketten ayrılıyor. Roket, uzay aracının gövdesinden ayrıldıktan sonra Atlantik'in sularına doğru dalışa geçiyor. Uzay aracını atmosferin dışına taşıyan roketin katı yakıt iticisine bağlanan kameranın kaydedemediği ses efektleri, Skywalker Sound şirketi tarafından videoya yerleştirildi. Aynı şirket, George Lucas’ın filmlerindeki ses efektlerini üretmesiyle biliniyor. Kamera, uzay aracını atmosferin dışına çıkardıktan sonra gövdesinden kopan itici roketle Dünya’ya düşmeye başlıyor ve Atlantik’in sularına gömülüyor. Yaklaşık dokuz dakikalık kayıt, uzay mekiği programı hakkında çekilen en güzel videolardan biri olarak kabul ediliyor. Kaynak:Ntvmsnbc(20 Mart 2012,14:18) |
VİSTA Teleskobu Gözlemi Evrenin En Uzak Galaksilerini GörüntüledilerAvrupa Güney Yarımküre Astronomik Araştırmalar Organizasyonu (ESO)'nun Vista teleskobu, kızılötesi ışığı kullanarak uzayın şimdiye kadar elde edilen en geniş derinlikteki görüntüsünü oluşturdu. Vista, milyarlarca yıldız içeren 200 binden fazla galaksi (gökada) belirledi. Elde edilen veriler, evrendeki en uzak galaksileri incelemek isteyenler için bir hazine niteliğinde. Şili'deki Paranal Gözlemevi'nde bulunan Vista teleskobu, en uzak gökadalardan gelen sönük ışığı toplayabilmek için gökyüzünün sürekli aynı bölgesini izledi. Poz süresi 55 saat olarak ayarlandı. Ultravista adı verilen bir tarama yöntemi kullanan ESO bilim insanları, 5 farklı filtre ile çekilen 6 bin ayrı pozu birleştirdi. Bu sayede ortaya çıkarılan tek kare, milyarlarca yıldızın yer aldığı 200 binden fazla galaksiyi sığdırabilecek inanılmaz bir derinliğe ulaştı. Veriler ilk bakışta birkaç parlak yıldız gibi görünüyor. Aslında burada görülenler, Samanyolu'nun yıldızları değil, evrenin en uzak gökadaları. Görüntü, ekranı dolduracak şekilde genişletilip yakınlaştırıldığında galaksilerin daha fazlası görülebiliyor. ESO'daki bilim insanları, kızılötesine oldukça duyarlı ve geniş görüş alanıyla Vista'nın erken evrendeki uzak gökadaları keşfetmek için eşsiz bir güce sahip olduğunu belirtiyor. Vista taramasıyla elde edilen 6 terabayttan fazla görüntü, İngiltere ve Fransa'da işlendikten sonra gökbilimcilerin kullanımına sunulmak üzere ESO bilim arşivine aktarılacak. Astronomlar, bu verileri, galaksilerin nasıl oluştuğunu anlamada ve evrenin tarihi sürecini incelemede kullanacak. Kaynak:Gençbilim(22 Mart 2012,09:36) |
Anormal Ulaştırma Roketi Deneyi NASA'dan 5 Alt Yörüngesel RoketAmerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA atmosferin üst seviyesindeki jet izleri konusunda araştırmalar yapmak amacıyla 5 alt yörüngesel roket fırlattı. Kötü hava koşulları nedeniyle fırlatılışı geçen ay ertelenen roketler, NASA'nın Virginia'daki uzay merkezinden fırlatıldı. Anormal Ulaştırma Roketi Deneyi adı verilen deney çerçevesinde görev yapacak roketler yeryüzünden 96 ila 104 kilometre yükseklikteki jet izleri konusunda yapılan araştırmalara katkı sağlayacak. Roketlerin fırlatılmalarının ardından salıverecekleri kimyasal iz bırakıcı maddelerin oluşturacağı beyaz bulutlar, bilimadamlarına ve halka gökyüzündeki rüzgarları görme imkanı verecek. Kaynak:CNN(27 Mart 2012,17:33) |
Apollo 11'in Okyanusa Düşen Motorları Apollo 11 Motorları Sudan ÇıkarılacakABD'nin internette hizmet veren en büyük satış şirketlerinden Amazon.com'un kurucusu Jeff Bezos, Ay'a ayak basan ilk astronotları taşıyan Apollo 11'in Atlas Okyanusu'na düşen motorlarını yüzeye çıkarmak istediğini söyledi. Bezos, internet sitesinden yaptığı açıklamada, sonar sistem kullanılarak yaptıkları denizaltı araştırmalarında beş motorun yaklaşık 4270 metre derinlikte olduğunu tesbit ettiklerini ve en az birini yüzeye çıkarmak için plan yapmaya başladıklarını açıkladı. Astronotlar Ay'a ayak bastığında beş yaşında olduğunu ve o günden bu yana uzaya gitmenin hayalini kurduğunu söyleyen Bezos, "Büyük bir hızla okyanusa düşen ve 40 yıldan uzun bir süre tuzlu suda kalan motorların ne durumda olduğunu henüz bilmiyoruz" dedi. Bezos, motorların müzede sergilenebileceğini söyledi. ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) ise, motorların denizaltındaki yerinin keşfini heyecan verici bir gelişme olarak niteledi. Apollo 11, 16 Temmuz 1969 yılında fırlatılmıştı. 5,8 metre uzunluğundaki motorlar, fırlatılıştan birkaç dakika sonra Atlas Okyanusu'na düşmüştü. 21 Temmuz'da ise Neil Armstrong ve Buzz Aldrin, Ay'a ayak basan ilk insanlar olarak tarihe geçmişti. Kaynak:AA(29 Mart 2012,12:52) |
Yeni İyon Uydu Motoru Yeni İyon Uydu Motoru, Uzay Yolculuklarının Maliyetini Çok Düşürebilir Bilimadamlarının yeni geliştirdiği mini uydu motorunun gelecekte uzay yolculuklarının maliyetini önemli ölçüde düşürebileceği tahmin ediliyor. Teknoloji sitelerinde yer alan habere göre, İsviçre'nin Lozan kentindeki Ecole polytechnique fédérale de Lausanne (EPFL-İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü) tarafından geliştirilen ve sadece birkaç yüz gram ağırlığındaki mini motor, iyonları dışarı atmak ve itici güç üretmek için elektriği kullanan bir kimyasal iyon bileşimiyle çalışıyor. Şimdilik uyduları yörüngeye götürmek için inşa edilmeyen küçük motor, uzay araçlarının önceden kocaman ve pahalı motorlarla uzayda yaptıkları manevraların yapılmasında kullanılabilecek.Bir litre yakıtın onda biriyle Ay'a seyahat edilebilmesine olanak tanıyan prototipin, yakında EFPL laboratuarları tarafından tanıtılacak mikro iticinin, uzay çağında seyahat maliyetlerini düşürmesi umuluyor. İsviçreli bilimadamları, özellikle yeni kuşak mini uydularda (nanouydu) kullanılması için geliştirilen motorun hesaplamalarına göre, 1 kiloluk bir nanouyduyu Ay'ın yörüngesine 6 ay sürede götürmek için 100 mililitre yakıt kullanacağını belirttiler. Kaynak : Margiana / AA (29 Mart 2012,17:00) |
ABD Ulusal Keşif Bürosu'nun (NRO) Uzaya Gönderdiği Delta IV Roketi ABD'nin Çok Gizli GörevABD Ulusal Keşif Bürosu, hakkında hiçbir açıklama yapmadığı gizli bir yükü Delta IV roketiyle uzaya gönderdi. ABD Ulusal Keşif Bürosu (NRO), dün California’daki Vandenberg Hava Kuvvetleri Üssü’nde gerçekleştiren ateşlemeyle uzaya ‘çok gizli’ bir yük gönderdi. Los Angeles kentinin yaklaşık 200 kilometre kuzey batısındaki üsten fırlatılan roketin, NRO’ya ait çok gizli bir yük taşıdığı ifade edildi.ABD’nin yörüngedeki casus uydu ağını kontrol eden ve denetleyen NRO, ne olduğunu ve amacını tamamen gizlediği donanımı taşıyan roketin ateşlenmesinden üç dakika sonra canlı yayını sona erdirdi. ABD’nin önde gelen uzay ve havacılık şirketlerinden Boeing ve Lockheed Martin’in ortak girişimi olan ve ateşlemeyi gerçekleştiren United Launch Allience (ULA), NRO’nun talimatı üzerine canlı yayını kesti. Süper Gizli Casus Uydu İstihbarat uzmanları, Delta IV roketinin geceleri veya kötü hava şartlarında yer yüzünü rahatlıkla gözlemleyebilen bir radar görüntüleme uydusu taşımış olabileceğini belirtti. Globalsecurity.org düşünce kuruluşundan Charles Vick, ABD’nin son yıllarda yörüngedeki eskiyen ve yenilerine kıyasla daha ağır olan radar keşif uydularını değiştirmeye çalıştığına dikkat çekti. Vick, bu tür uyduların normal gözlem uydularına kıyasla belli hedefleri en ince detayına kadar gözlemleyebildiklerini ifade etti. Analistlerin yorumları, NRO’nun uzaya gönderdiği son uydunun, belli bir ülke veya ülkeleri gözlemlemek için gönderilmiş bir casus uydu olabileceği düşüncesini güçlendirdi. Ek Ateşleyiciler Uzay mühendisleri, gizli donanımı uzaya taşıyan Delta IV roketine daha fazla itiş gücü kazandırmak için rokete iki ek motor yerleştirdi. Roketin ucundaki yük kısmında bulunan donanımı koruyan koninin alanı da genişletildi.ULA, ilk kez 2002’de kullanılmaya başlanan Delta IV roketlerine ait bir modelin ilk kez modifiye edilerek kullanıldığını belirtti. Ek parçaların rokete uyumlu hale getirilmesi için gereken süre nedeniyle, bir hafta önce gerçekleştirilmesi düşünülen ateşleme ertelenmişti. Yetkililer, Vandenberg’de yapılacak bir sonraki ateşlemenin 10 Nisan’da gerçekleştirileceğini ve Minuteman III roketinin test edileceğini belirtti. Kaynak : Ntvmsnbc (05 Nisan 2012 , 09:42) |
Uzayda Kemik Erimesi Araştırması Fareler Deneyi Rekorla Tamamladı Bir grup fare, uzayda hayvanların gerçekleştirdiği en uzun süreli görevi başarıyla tamamlayarak Dünya’ya döndü. Fareler, yer çekimsiz ortamda kemik erimesinin önüne geçmek için yapılan bir deneyi de başarıyla tamamladı. Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) gönderilen altı fare, Dünya’nın yörüngesinde gezinen dev laboratuarda geçirdikleri üç ayın ardından yeryüzüne döndü. Fareler, yerçekimsiz ortamda astronotları tehdit eden kemik erimesi tehdidine karşı yapılan araştırmalarda önemli rol oynadı. Farklı kemik hücreleri, kemiğin sertleşmesine veya erimesine neden oluyor. Vücut ağırlığını kaldıran kemiklerdeki yıpratıcı hücreler, yerçekimi gibi etki unsurları olmadığı zaman daha etkin hale geliyor. Bu nedenle astronotlar uzayda geçirdikleri vaktin neredeyse üçte birini spor yaparak geçirmek zorunda. Fareler üzerinde yapılan araştırmada yer alan İtalya’nın Cenova Üniversitesi’nden Sara Tavella, “Astronotlar uzayda yüzde 20 ile 30 oranında kemik kaybı yaşayabiliyor” dedi. Tavella, bu durumun olabildiğince önüne geçmek için astronotların spor yapmanın yanı sıra kalsiyum takviyesi yaptığını ancak kemiklerin asla orijinal haline dönemediğini belirtti. Genetik Uzay Fareleri Bilim insanları, kemik gelişiminde rol oynayan bir protein olan pleiotrophin’i (PTN) daha fazla üretmeleri için, uzaya gönderilen farelerin üçünün genleriyle oynadı. PTN dozu artan fareler, uzayda geçirdikleri süre boyunca kemik erimesinden korundu ve kemiklerinin sadece yüzde 3’ünü kaybetti. PTN seviyesi normal olan fareler ise kemiklerinin yüzde 41.5’i gibi çok büyük bir miktarını kaybetmekten kurtulamadı. Tavella, elde edilen başarının ardından, aynı tedavinin astronotlar için de kullanılabileceğini ifade etti. Kaynak: Ntvmsnbc (07 Nisan 2012,16:06) |
Meteor mu? Uçak İzi mi? NASA: Meteor, Analistler: Uçak İzi ABD’nin Teksas eyaletinde geçtiğimiz hafta gökte beliren ateş topu, binlerce insanı şaşkına çevirirken, NASA’dan kafaları karıştıran meteor açıklaması geldi. Analistler ise alevin aslında bir uçağın arkasında bıraktığı iz olduğunu belirtti. San Antonio kentinde yaşanan olay, binlerce ABD’li tarafından gözlemlenirken, bir kişi yerel bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, “sanki Güneş’ten bir parça aşağı düşüyormuş gibiydi” ifadesini kullandı. NASA, 30 yıllık gözlemlere dayanarak yaptığı açıklamada, Dünya’nın atmosferine giren meteorların bahar döneminde gezegenlerden çok daha parlak bir şekilde belirebileceğini ifade etti. NASA yetkilisi Bill Cooke, “Ateş toplarının en çok görüldüğü zamanlar Şubat ve Mart ile Nisan aylarının sonları. Ateş topları hala tam olarak anlayamadığımız bir olay” yorumunu yaptı. Life’s Little Mysteries sitesine konuşan Cook, “Teksas’ta gözlemlenen olayın en az 100 metre çapındaki bir gök taşının atmosferdeki yanmasına eşit bir parlaklık ortaya saçtığını” söyledi. Cook, “Bahar döneminde ateş toplarının neden yüzde 10 ile 30 arası arttığını bilmiyoruz. Birçok parlak ve yavaş ilerleyen ateş topunun, Güneş’e zıt yönden geldiğini tesbit ettik. Bunun dışında fazla ortak özellikleri yok... Sonbaharda da birçok sıradan meteora rastlıyorsunuz, ancak baharda yavaşça ilerleyen ateş topları gerçekten çok etkileyici” dedi. Meteor Değil Discovery News yazarı Ian O’Neill, NASA’nın açıklamasının tersine, alev topu gibi beliren görüntünün aslında bir uçağın geride bıraktığı iz olduğunu belirtti. Tanık olunan olayın esrarengiz “bahar meteoru” olmadığını ifade eden O’Neill, dikkatli bakıldığında fotoğraftaki uçağın rahatlıkla seçilebildiğini söyledi. Olayın bilimsel açıklaması ise şöyle: “Günbatımından hemen sonra, uçağın arkasında beliren beyaz iz, Güneş nedeniyle parlaklaşıyor. İz, kırmızı bir renge bürünerek ateş gibi görünüyor. Ardından, Batı yönünde yaşanan bu olaya tanık olan heyecanlı vatandaşlar, video kameralarıyla çektikleri görüntüleri yerel basına veriyor. Böylece her zaman yaşanan bir yanılma kısa sürede dünya basınına konu oluyor. Akıllı Kameralar Kurdular NASA çalışanı Cook ve meslektaşları ise meteor kabul ettikleri gök cisimlerinin sırrını çözmek için ABD’nin dört bir yanına kameralar yerleştirdi. Kameralarla, meteorların hareketi ve gökte hangi yönden atmosfere girdikleri tesbit ediliyor. Cook’un, bin 800 meteoru inceledikten sonra vardığı bilimsel sonuç ise şu: Bahar meteorları asteroid kuşağından gelen gök taşları. Sonbaharda belirenler ise kuyruklu yıldız kalıntıları. Kuuyruklu yıldızlar genelde buzul gök cisimleri oldukları için, parçaları atmosferde fazla kalamadan yok oluyor. Asteroidler ise daha uzun süre atmosferde kaldıkları için alev topları gibi belirebiliyorlar.Bilim insanları, çalışmalarını sürdürerek, bir gün bu meteorların düştüğü yerden geride kalan kalıntılarını toplayabilmeyi, böylece geldikleri yeri tesbit edebilmeyi planlıyor. Kaynak:Ntvmsnbc(11 Nisan 2012,09:47) |
| Saat: 00:32 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık