![]() |
Jvan Devata Varlığımın sahibi Arzun Bende itman bulmuş oldu mu? Günler!... Hizmet etmeksizin Geçip gittiler...... Ve Geceler aşksız Çiçekler Tozlar üzerine düştüler. Ve Senin kabulün için Toplanmamışlardır. Harp'ın telleri Senin ellerinle Gerildiler..... Gevşediler Ve Notlarını kaybettiler. Senin bahçenin gölgesinde Uyudum. Ve Senin çiçeklerini sulamayı Unuttum. Zaman sona erdi mi? Sevgilim Bu oyunun sonuna Ulaştık mı? Müsaade et! Aşk tağzeliğ için Sabah gelsin..... Müsaade et! Yeni hayatın düğümü Bizim evlilik bağında Bağlansın. Rabindranath Tagore |
KARLI BİR GECEDE BİR DOSTU UYANDIRMAK Benim adım insanların hizasına yazılmıştır. Hergün yepyeni rüyalarla ödenebilen bir ceza bu. Keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olsaydım ölüm ve acılar çatsaydı beni düşüncem yapma çiçekler kadar gösterişli ve parlak sözlerim ihanete varacak doğrulukta olsaydı. Anmaya gücüm yetseydi de konuşsaydım diri-gergin kasları konuşsaydım ‘Kardeşler! ‘ deseydim ‘Kardeşlerim! ‘ ‘Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan ‘Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan Bakın yaklaşıyor…’ yazık, şairler kadar cesur değilim çocukların üşüdükleri anlaşılıyor bütün yaşadıklarımdan gövdem kuduz yarasalarla birazcık yatışıyor. Benim gövdem yıllar boyu sevmekle tarazlandı öyle bir çalımlarla gecenin çitlerinden atlardım bir güneş sayardım kendimi denizin karşısında çünkü çam kokularına sürtünüp ağırlaşan ruhların inanmazdım dosyalara sığacağına gittikçe ışıldardım dükkanlar kararırken hüznün o beyaz etrafına sakallarım batardı. Benim adım bilinen bütün cevapların üstüne mühürlenmiş ellerim tütsülenmiş evlerin yeni yıkanmış serin taşlıklarında dirgenler, bakraçlar, tornavidalar bende kül, bende kanat, bende gizem bırakmadılar ve içinden bir baş ağrısı gibi çınlamaktansa gövdem açık bir hedef kılındı belâlara. Ve bu yüzden yakışıksız oluyor insanları hummalı baharlar olarak tanımlamak ve bu yüzden göğsümde dakikalar ince parmaklar halinde geziniyor konvoylar geçiyor meşelikler arasından bir yaprak kapatıyorum hayatımın nemli taraflarına ölümden anlayanı ciddi bir yaprak unutulacak diyorum, iyice unutulsun neden büyük ırmaklardan bile heyecanlıydı karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak. İsmet ÖZEL |
Vuslat Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar, Ömrün bütün ikbalini vuslatta duyanlar, Bir hazzı tükenmez gece sanmakla zamanı Görmezler ufuklarda, şafak söktügü anı... Gördükleri rü'ya ezeli bahçedir aşka; Her mevsimi bir yaz ve esen rüzgarı başka. Gül solmayı; mehtab, azalıp gitmeyi bilmez... Gök kubbesi her lahza, bütün gözlere mavi... Zenginler o cennette fakirlerle müsavi; Sevdaları hülyalı havuzlarda serinler, Sonsuz gibi, bir fıskiye ahengini dinler. Bir ruh, o derin bahçede bir defa yaşarsa Boynunda O'nun kolları, koynunda O varsa, Dalmışsa O'nun saçlarının rayihasiyle, Sevmekteki efsunu duyar her nefesiyle. Yıldızları, boydan boya doğmuş gibi, varlık Bir mucize halinde o gözlerdendir artık. Kanmaz, en uzun buseye, öptükçe susuzdur Zira, susatan zevk, o dudaklardaki tuzdur. İnsan ne yaratmışsa yaratmıştır o tuzdan... Bir sır gibidir azçok ilah olduğumuzdan. Onlar ki bu güller tutuşan bahçededirler. Bir gün nereden hangi tesadüfle gelirler? Aşk, onları sevkettiği günlerde, kaderden Rüzgar gibi bir şevk alır, oldukları yerden. Geldikleri yol, ömrün ışıktan yoludur o! Alemde bir akşam ne semavi koşudur o! Dört atlı o gerdüne, gelirken dolu dizgin, Sevmiş iki ruh ufku görürler daha engin, Simaları her lahza parıldar bu zaferle; Gök, her tarafından, donanır meş'alerle! Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar, Varlıkta bütün zevki o cennette duyanlar Dünyayı unutmuş bulunurken o sularda, -Zalim saat ihmal edilen vakti çalar da- Bir an uyanırlarsa leziz uykulardan, Baştanbaşa, her yer kesilir kapkara, zindan... Bir faciadır böyle bir alemde uyanmak... Günden güne, hicranla bunalmış gibi, yanmak... Ey tali! Ölümden ne beterdir bu karanlık! Ey aşk! O gönüller sana mal oldular artık! Ey vuslat! O aşıkları efsununa ram et! Ey tatlı ve ulvi gece! Yıllarca devam et! Yahya Kemal Beyatlı |
Nerden Bileceksin? göklerde yıldız gibi gezindim gecelerce güneşle kaybolmayı sen nerden bileceksin ateşin kollarında çırpındım senelerce ateşken kül olmayı sen nerden bileceksin sabahın ışıkları geceyi deldiğinde dağların arasından yüzüne güldüğünde tohuma yer açmanın zamanı geldiğinde çiçek gibi solmayı sen nerden bileceksin ufuktan ağır ağır bugüne gelen dünden şebnem toplamak için yaprak veren sürgünden bir hüzünlü bulutun yumuşacık göğsünden damlayıp savrulmayı sen nerden bileceksin açarken acısını her dilsiz tomurcuğun bembeyaz bir ışıkla sonsuza yolculuğun herşeyini yitirmiş kimsesiz bir çocuğun gözlerine dolmayı sen nerden bileceksin çağlayan sular gibi bulanıp durulmayı başak gibi rüzgarla eğilip doğrulmayı toprak gibi yaşayıp ölümle yoğrulmayı yok olup varolmayı sen nerden bileceksin Filiz Bedük |
BOŞ ÇERÇEVE Gördüğüm boş bir çerçeve idi Kenarları küflenmiş Bir köşesi kırılmış Anlaşılan sahibi Çıkarmak için resmi Uğraşmış bir hayli Yatıyordu içinde Kimbilir kimin resmi Hangi mazinin eserleri Eskimişti bayağı Çerçevenin bana anımsattığı Bir aşık ki çok bedbaht Terkedilmiş, yaralanmış Kanadı kırılmış, Uçamayan bir kuş gibi Üzgün, Mecnun gibi deli Bir kendime bakıyorum Bir çerçeveye Ne kadar da benzeşiyoruz diye Onun da içi boş, benim de O da güzel günler görmüş, ben de Onun içini resimler doldurmuş, Benimse içimi aşk.... Şimdi ise ikimiz de Sevgi ve ilgiye Tamir edilmeye Ve yeniden Eski biz olmaya Muhtaç hasretle Bekliyoruz ya yaşama Ya ölüme Merhaba demeye! ! ! Sevim Atan |
ÖLÜ EBE Bir deri bir kemiğin eline dokunurken… Yerim, Göğüm, Günüm, Gecem, Sobe… Elim, Dilim, Göz bebeğim, Ebe… Üç yüz dersem Öl, Üç yüz bir dersem Ölme… Bir romana imrenip, Yattığından beri tozlu döşeğe Uğultularımızı sayıyorum, Doksan sekiz Doksan dokuz Yüz Önüm, Arkam, Sağım, Solum, Güz. Burada adalet İnsanların Etinden, Umudundan, Sigarasının dumanından Sağlanırken… Sağırlığımızı sayıyorum… Yüz doksan dört dersem Öl Yüz doksan beş dersem Ölme… Utancımızı sayıyorum, En hafifinden beş yıl yatıran Bir asiliği Dökerken önündeki kâğıda Şair, Titreyen ellerimizi sayıyorum… İki yüz doksan yedi dersem Öl İki yüz doksan sekiz dersem Ölme… Volkan İPEK |
Her gece, İşgaline uğradığım yalnızlıklarda Sevdim o umut dolu gözlerini. Boğazımda gecirilmiş soğuk iplere Ayaklarımda paslanmış zincirlere Aldırış etmeden, Her soluğumda gülüşlerini sevdim. Dili olmayan yüreğimin, Hüznü hic solmayan gözlerimin Tek umudu olarak Yüreğindeki baharları sevdim... İçimde büyüyen ırmaklara Acılarını verip Gözlerindeki ışıklarda ısınmayı sevdim. Kesik kesik öksürmelerime inat Soluğuma cizilen kısa ömre inat Yüreğimin haritasındaki Gülüşlerinin sıcaklığını sevdim. Karanlıkların bulutla yağdığı hasretine Varlığının mutluluklarını siper edip Gözyaşlarındaki ıslaklığını sevdim. Yüreğimin ortasındaki yeşeren Bozkırların kurak yapraklarına inat Gönülden düşen sevgi yağmurlarını sevdim. Her soluğunda yıldız olup Avuçlarında solan bir yürek olmayı sevdim.. Sarp dağların rüzgarlı tepelerinde Yetişen ucurum cicegi düşlerimle Mısralarında büyüdüğüm, Türkü yüreğinde ezgi olmayı sevdim.. İntihara kalkışan acılarında Yakıp kül olmayi sevdim. Susmalarında bir nefes, Bakışlarında bir dem olmayı Senin yüreğinde bir nefes olmayı sevdim... İsmail Sarıgene |
Seviyorum Gözlerimdeki yaş gibi Kalbimdeki sevdan gibi Ellerimde tutuyorum Hayalini resmin gibi. Gel artık bana sevgilim Sevenleri şad edelim. Yoksa eğer gönlün bende Aşk yolundan azat eyle Sana asla olmam engel Bana azap verme böyle. Gel artık bana sevgilim Sevenleri yad edelim baycan kacaroğlu |
K e ş k e Bir aşkım vardı; Kalbimde sakladığım Ciğerime yazdığım Sen bu aşkı benden çalıp, Uzak diyarlara kaçırdın. Keşke sana bu aşkı hiç tattırmamış olsaydım... K e ş k e... Çağıl Irmak Acarbaş |
Mağdur Öç Yanında değilim artık, uzaklardayım. Yüreğimin götürdüğü yere kadar yollardayım. Sen ki; kendinde beni aran dur. Oysa ben bir saman yolunun içinde saklıyım. Bedenim, ruhum, kalbim hepsi senindi. Vefasız teninde ufalandı gitti. Sen ki; boş ver artık beni. Boş vermesen de, hoş gör artık beni. Şuçu üzerime at, benim seni terk eden. Sen değilsin aslında sevgiden vazgeçen. Sen ki; alışıksın başkalarına yüklemeye suçunu. Birini bulamadığın zaman kendine yüklen. Yanında değilim artık, asla olmayacağım. Yüreğimin götürdüğü yere kadar yollardayım. Sen ki; benim sevgimi körelten. Bile şimdi, kendi hançerini sana saplayacağım. Sultançiftliği - 02.02.2002 21:35 Sezgin Öndersever | |
| Saat: 23:14 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık