![]() |
Iste ben iste ben...bir damla gözyasinda iste ben...simdi dimdik karsinda iste ben...ulasilmaz sandigin iste ben...hemen yanibasinda iste ben...yaklasilmaz sandigin iste ben...bir mezarin tasinda |
ÇAY Bülbüllerin, kızaran çileklerin sesi bana doğru uzanmış elindeki açık sabah çayı kışkırtılan gönenç suçlu gibi yaşamaya alıştık biz oysa onu nereye nereye saklamalı yıllarca sımsıkı kapattığı kapattığımız ruhlarımız (ilk mi) birbirine değdi düzleşe düzleşe yitti deniz düşteydik, teknelerin sesi balıkçılar olmasa dağlar eflatun ve kara gitgide yaklaşarak üstümüze geldi yittik yitik ülkedeydik değdik kırlangıcın kanadıyla sessizliğe reddettik göğü, ağır bulutları, koyu batıp gideni reddettik akşam, yaşlı seslerinden geçerek komşuların yoğurdun ve elmanın tadıyla bizi derinine aldı |
http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10172-kalpsag.gifhttp://ozel.balca.net/resima/jpg/siir10172.jpg Seni seviyordum ve senin haberin yoktu. Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun herkesten başkaydı işte. Güldüğün zaman yukarıya bakardın. Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı, ne güzeldiler... Sen bilmiyordun, ben seni seviyordum. Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler. Duvarlara, vitrin camlarına kaldırımlara çarpıyordu. Geri dönüyordu çoğalarak. Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, her şeyi erteleyişim oluyordun. Kalp ağrısı oluyordun, birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun. Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk. Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyor ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk. Cesurduk... Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller. Ben seni seviyordum, bilmiyordun. Sevinçlerim oluyordun arasıra, sen hiç bilmiyordun. Sonra herhangi biri oldun. Bütün sevinçlerim bittikten sonra yağmurlar yağdı serin haziran akşamları... Sonra bir gün uzaktan gördüm seni. Saçların bana inat, başın her şeye meydan okuyarak. İşte yine aynı... Kalbimi acıttın. Her zamanki gibi. Değiştik sanıyordum. Ve sen yine bilmiyordun. |
Fahisenin Günlüğü II ( Şairi bilinmiyor ) Kırıntılarımı ardımda bıraktım geri dönerim diye Bugün, yarın dün olacak.. Yarında, ertesi sabahların dünü Geride bırakılan bir yığın yara dizisi Hangisini kapatsam, öbüründen kan fışkırıyor Ritmi bozuk melodilerimin, kafamın tası kırık ve yarınlarım, ardında binlerce dün bırakmaya alışık.. Bana bir şeyler söyle Senli benli olsun bu kez Fahise düşlerimin masum kızı Gönlümün koyuşu değil bu.. Bu ilk değil biliyorsun Seni kadehlere bölüp sek içiyorum diye suratıma tükürüşün ilk değil Aymazlığın kargaşasında yitirdiğim aklımı geri vermeyişin ilk değil İlk değil bu korsan sevdalara gönül koyuşun Bana bir şeyler söyle Kaderin kahbeliği dursun bir köşede. Elinin sardığı beli anlat' Koynuna giren biçimsizi, teninde terleyen serefsizi, serefsizleşen seni anlat İhbar ederim seni.. Düşersin haberlerin gündemine, gazetelerin manşetlerine, bütün arkası sağlam p*zevenklerin diline Naklen yayımlarım bütün sevişmelerimizi ! Bedeninle bütünleşen ikinci el sevdalarını anlat Hangi tüysüzün cebinden çıkardın yüzünü .. Hangi kahrolası otellerde sararttın düşlerini Hangi sokak arasında düşürdün incini Yelkensiz açıldığın denizde, hangi köpeğe teslim ettin masum gülüşlerini Bana bir şeyler söyle Susarak aldattığın değilim bu kez.. Gözlerinin gözeneklerine sünger yapıp içine çektiğin üç paralık müsvedden değilim. Değilim esirin ! Sabah sabah pencerene konan baykuş değilim.. Değiştim, değiştirdiler, değiştirdin sevgili fahisem ! Konaklamak yok artık herhangi bir kılcal damarının dönemeçli bulvarında Işığına takılmak yok Yol vermek yok asla çirkinliğine Bana bir şeyler söyle Bir şeylerin benden olsun bu kez.. Mesela'sı ve yani'si az, çünkü sü ve oysa sı bol cümleler kurarken yutkunduğun bütün habersizliğimi de anlat Kordon boyundaki genç delikanlıyla neler konuştuğunu, evindeki çiçekleri sulamanın zevkini, çığlıklarını, kahkahalarını Ve şimdi yüzüme bakamamanın yüzsüzlüğünden dolayı olduğunu anlat Anlat ki kanım boşalmasın şuracıkta.. Öldürürüm seni Haberlere talihsiz düşersin Ruhunu çekip çıkarırım cüzdanından Kimliği belirsiz kimseler tarafından kimliği belirsiz olursun Yazık olursun.. Yazıklar olsun Düşün Fahisem.. Düşünki bu kez yelkovan galip geldi Ve sen; arzularını başka kollarda ararken kaybettin beni.. Bense, sende kalan canımı almaya geldim.. Öl fahisem Susan Sen olsun Yazık olsun Yazıklar olsun |
ASMA ÇUBUĞU VE RÜZGAR Bir şarkıcıyım ben, Avrupa’nın bağlarında dolaştım; Gezindim rüzgarlar altında. Asya’nın rüzgarı altında. Yaşamlar içinde en iyisi Yaşam bile, Dünyanın tadı; Ak pak barış bile; Avareydi Devşirdim Evet devşirdim. Başka toprakların En iyisi Yüceltti şarkısını dudağımda; Bağların ortasında Barışın ve rüzgarın özgürlüğü! İnsanlar nefret ediyor gibiydiler Birbirleriyle. Yine de aynı gece Birbirlerinin üzerlerini Örtüyorlardı. Bizi uyandıran Tek ışık Dünyanın ışığıydı bu! Evlerine girdim, Yemek yiyorlardı masalarında; Fabrikadan çıkmıştılar, Gülüşüp ya da ağlaşıyorlardı. Ve de Hepsi birbirine benziyordu. Ve hepsi de Gözlerini ışığa çeviriyorlardı Yollarını arıyordu hepsi de. Hepsinin bir ağzı vardı Türkü çağırıyorlardı, Türkü çağırıyorlardı İlkbahara dönük! Hepsi. İşte rüzgarda Bağ çubuklarının arasında En iyi insanları devşirdim Şimdiyse dinlemeniz gerek beni |
Sevilmeye çok geç kalmış ellerim var, Gittikçe kaybolan derin bakışlarım, kısılan gözlerim, Her zevki, her tadı barındıran dudaklarım; Cesaretsiz, esaretini kabullendi rahipliğin, Yeni yetme aşklarda bulunamadım hiç. Aşkın sadece hüzün olduğunu bilirdim, Sevebilmek ödülü verilmişken bana, Sadece "karşılıksız sevmek"le yetinirdim... Artık tüm büyülerim, kör karanlık dualarım, Geleceğe dair minyatür umutlarım kayboluyor. Sanırım çok geç kaldım, yaşamaklara, Göğsümdeki ince bıçak darbelerinin derin sızıları Ölümün çekiciliğini arttırıyor sürekli, Tommiks'im, Swing'im, Zagor'um, Teksas'ım; Tanrım, bırakmayın, yaşatın beni... Boynuma ağır veballer yükledim bile bile, oyun gibi, Taşıyamıyorum, yaşayamıyorum boynum ağır, bükük, Yasakçı bir şehrin tam dibinde hapsolmuş, En kirli havaları, en büyük özlemleri solumaktayım, "özentisiz yaşamak" kaygıları taşırken içten içe, leş yiyen, sindiren, büyük kalabalığın nezaretinde, bilinçsiz gibi davranışlarım; yada anlamasınlar diye bilinçsiz, istediğim hiç bir şeye tercüme olamıyor bedenim, bendeyim, ama, hastalıklı utancımla, ben gibi miyim bilmiyorum, Kızılmaske'm, Zembla'm, Ken Parker'ım, Jacques'im; Tanrı'm koruyun beni... Nefes almak bile gurbetten sanki, Korkusuzca saldırırken, hak yiyenlere, pisliklere, Bedeninde yaralardan bir zırhla gezen benim, Bir çocuğun bilinçsiz asiliğine benzeyen başkaldırışım, Dürüstlüğü hep ön planda beklemekte. Maceracı değilim severken, sevilirken bilemem, Kurt kapanlarının arasından tek amacım, Sevgiliye ulaşabilmem, Superman'ım, Örümcek'im, Batman'im Wolverine'im; Tanrı'm, ona götürün beni... Henüz adını bilmediğim binlerce acı geliyor üstüme her gün, Yaşadığım her yer maskeli balo, Herkes insan kılığında çıkmış sahneye, Sevdiklerimi, sevmek istediklerimi maskeli görmek üzüyor beni, Kesintisiz kaçışlarım var, kaçtığım her yerden, Ömrümü verip, platonik aşklar alıyorum karşılığında, Yaşamak istediklerimle birlikte olduğum bir düş ülkesine bile Umutlanamıyorum, Yattığım yer buz-demir, bir ömür hücre cezası yemişim, Karanlıkla, kuytuyla, kendi sesimle besleniyorum, Geçmişimi çalmışlar, geleceğime dair tek bir sabit'im yok, Şimdi yaşadığım an değil ki şimdiki zaman, Kıyısından köşesinden yaşıyoruz, zorunluluk, Katı cellatların, kanlı giyotinlerin önüne Bir uzatıp bir çekiyorum, kafamı, Conan'ım, Tunga'm, Tengiz'im, Thor'um; Tanrı'm, kaçırın beni... Henüz doğru düzgün terlememiş bıyıklarıma Ağ germiş aksakallının büyülü, örümcekleri, Damarlarımdaki kana habersiz karışmış, Birkaç bulaşıcı hastalıktan bahsediyor bedenimin spikeri, Yüzüme işlenmiş tarihlerden motif beğeniyor, Gelinlik kızlar, Yüz de(sen), yüz bin defa feda ederdim tüm anlamlarımı İşime yarayıp yaramayacağını düşünmeden, Ölesiye susturulmuş, acımasız sindirilmiş, fikirleri Koymuşlar ayaklarımın önüne, ezemem, bakıp geçemem, Onlar yalnız kalmasın diye kurban ederim kendi fikirlerimi de, Savaş bende, kin bende, nefret bende, Ben değilim ben'de, değilim bu beden de, Değilim ben yaşanılacaklardan mahrum eden de, Bana kızma, bana küsme, çek kuralcıları yanına neden de, Çocukları şenlendiren bir ıslaklık usuldan çoğalmakta üstüme, Akıyor saçlarımdan annemin ellerindeki deterjan kokusu, Annemin okşayışları dökülüyor saçlarımdan, ezmesinler, Sol elimi saklıyorum her hücreme saldıran ıslaklıktan; Babam beni gezdirirken o elimden tutardı çünkü, dökmesin yere, Babamın hırpalanmış elinden ömür çizgime bulanmış terini, Ama koruyamadım ıslandı sol elim. Son çare, Gizlemek istiyorum, kardeşlerimle yaptığım yaramazlıkların izlerini, Çocukluğumun eşsiz hatıralarını, en masum yaralarımı, Üzerime hücum eden ıslaklık, tüm yaralarımı döküyor vücudumdan, Annemin okşayışlarıyla, babamın terinin yanına, Böyle azar azar yok olmaya dayanamıyorum... Punisher'ım, Magneto'm, Kingpin'im, Orloff'um; Tanrı'm... Öldürün beni... |
GECE yine kimlerin canini yakiyorsun kimbilir? Birilerini mutlu ederken... yildizlarini cilalayip parlatirken, günesi nerede batirdin yine kimbilir? Sen sevdigimi zamanin geldiginde benden alirken, Gün yarin kimi karsima çikaracak kimbilir? Ve sizin günle catismaniz gönlümü daha ne kadar yoracak? Göz pinarlarimin çöle dönmesine az kaldi, Her ask günle seninki gibi imkansizmi olmali? benim disimda kaç kisinin canini yaktin kimbilir? Ve gün gecenin sevdiklerimizi alacagini bile bile... Kimleri kimlere sundun, isigin esliginde , Kimleri tükettiniz el birligiyle... Ve hanginizin kurbani daha çok kimbilir? |
Anilar Icinde Simdi kimsezizim yalnizim Sen gittin kaldin anilar icinde Fakat bilmeni isterdim Sarkimiz caliyor halen kalbimde Yine yildizlar serilmis yakamoz üstüne Munzur yikilmis dag etegine Bak her sey yerli yerinde Bir sen yoksun kaldin anilar icinde |
ELVEDA Haydi gel kaybolacağım karanlıkta, Belki sisli bir gece belki hüzünlü bir sonbahar akşamı Cesedimi bulacaklar çamurlar arasında Gelip sana haber verecekler ŞAŞIRACAKSIN, Bir elinde resmin , bir elinde son mektubun vardı diyecekler İNANAMAYACAKSIN, Sonra kalkıp geleceksin baba Cesedimi görünce taş kesileceksin Seni nasıl sevdiğimi anlayacaksın Tutup elimi affet diyeceksin Seni çoktan affettiğimi bilemeyeceksin Eğilip sarılacaksın soğuk bedenime İşte o zaman bir fısıltı duyacaksın. Elveda . |
masamda ki kum saati seni hatırlatıyor düşen her kum tanesi yokluğunda döktüğüm gözyaşımda olsa gökyüzünden kayan her yıldızı ellerimle tutuyorum yeter ki senin dileklerin kabul olsun ve mutlu ol diye sen mutluysan bende mutluyum üzüm gözlüm yıldızları sevdiğim gibi… seni seviyorum… SeNi SeViYoRuM... SENİ SEVİYORUM bir telaş sardı yüreğimi oyun oynamayı seven çocuklar misali kendi ellerimle sana kağıttan gemiler yapıyorum adını “aşk gemisi” koydum gözbebeklerinde yüzdürüyorum kahverengi gözlerinde hayatı mavi görmeyi seviyorum maviyi sevdiğim gibi… seni seviyorum… SeNi SeViYoRuM... SENİ SEVİYORUM her yağmur yağdığında kendimi bu şehrin sokaklarına atıyorum şemsiyemi asla almam yanıma her gün ıslanan sokak çocuklarına havam olmasın diye onların şemsiyesi benim ellerimdir… yeter ki onların saç telleri ıslanmasın, çocuk gülüşleri solmasın… onların gözlerine bakınca gülüşün gelir aklıma yüreğinin altında aşk’tan sırılsıklam olmak en güzel duygu yağmurları sevdiğim gibi… seni seviyorum… SeNi SeViYoRuM... SENİ SEVİYORUM çocukluğumda; bir tepeye çıkıp uçurtma uçurtmayı çok severdim uçurtmamın ipini asla uzun bırakmazdım gökyüzünde tellere takılmasın diye uçsun ama yakınımda uçsun yeterdi bana sen benim çocukluğumda ki uçurtmam gibisin yüreğimin tepesine oturttum seni istediğin yerde ol ama yüreğimden uzaklaşma uçurtmaları sevdiğim gibi… seni seviyorum… SeNi SeViYoRuM... SENİ SEVİYORUM yedi tepeli İstanbul daha bir güzel seni gördüğüm zaman… bir tepesinde değil her tepesinde sen varsın o yüzden daha çok seviyorum İstanbul’u denizi daha mavi, yeşili daha yeşil seni özlediğim zaman… İstanbul’u sevdiğim gibi… seni seviyorum… SeNi SeViYoRuM... SENİ SEVİYORUM ben babamın ilk göz ağrısıyım ilk kollarının arasına aldığı, canından bir parçasıyım ben babasına hayran, babasına aşık bir karakızım göz rengin, gülüşün, bakışın, kendi halinde olman saçlarında ki aklar bile aynı babam.. sen benim ölümsüz sevdam, ilk göz ağrımsın babamı sevdiğim gibi… seni seviyorum… SeNi SeViYoRuM... SENİ SEVİYORUM seni seviyorum…. Yavaş yavaş ilerleyen aşk (bebek) SeNi SeViYoRuM... inişli çıkışlı aşk (hayat) SENİ SEVİYORUM… artık söyleyecek sözüm kalmadı (yüreğim) |
| Saat: 08:23 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık