![]() |
Sadece Kendini Getir Bana Gelirsen pırıl pırıl bakışlarınla gelmelisin ve mutlulugu asmalısın sol omzuna. Bakıslarına kan dökmemelisin, kinden, nefretten, her tür tuzaktan arinarak çıkmalısın yola. Hayatı taşıyacak kadar yürekli olmalı küçük parmaklarin, avuçlarının içiyse her dem ıslak olmalı. Gelirsen gözlerini getirmelisin, içlerinde bakmaya doyamayacagım umut dolu gözbebeklerini de almalısın yanına. Bir ceylanı bile kıskandıracak o nefis yürüyüşünle gelmelisin bana. Yürek titreten gülüslerini de almalisin yanina ve akmalısın yüregime daha ilk merhaba demek için hazırlık yaptıgım anda. Ardında bıraktıgın sözcüklerin tümünü silerek hafizandan, o öpmeye kıyamadıgım dudaklarınla gelmelisin. Günesi getirmelisin gelirken, karanlıkların üzerine çullanmalıyız seninle ve içimize gömmeliyiz karanligi. Hayatla basa çıkabılecek kadar sert, en küçük kırılmada parçalanacak kadar yumusak bir yürekle gelmelisin bana gelirsen. Minicik öykülerinle gelmelisin, bir kedi kadar sessiz, bir kaplan kadar yırtıcı olmalısın yola çıktıgın andan itibaren. Seni dinleme zevkini de getirmelisin bana, dudaklarindan dökülen her sözcügü içmeliyim kana kana. Feslegen kokulu saçlarınla gel gelirsen ve içinden topladigin çiçeklerini ver bana. Yüreginden sessizce süzülen nehirlerini getir bana, utangaçlıklarını, sokulganlıklarını, çılgınlıklarını da yanına yoldas yaparak. Ama neyse sen bana aldirma. Unut yukarida istediklerimin tümünü. "Gelirsen Sadece Kendini Getir Bana ." |
Samandira Hayirsiz ogluyum babamin hic buyumeyen hala Topkapi'ya dogru uzanir kimsecikler gormeden hinzir bir cocuk gibi kapisini calip kacarim Istanbul'un Hayirsiz ogluyum babamin ticareti sevmeyen para icin kosturulan yaris atlarinin terlerini bir akvaryumda toplar icinde denizati beslerim Hayirsiz ogluyum babamin yollarda dalgin yuruyen ama adliyenin coplugunde buldugu dolmakalemi cocuklarina getirmek icin ortasindan yapistiran temizlik iscisi kacmaz gozlerimden Hayirsiz ogluyum babamin bir parka dikilirse bir gun sairlerin heykelleri benim yerim bos kalsin ve payima hayirsiz ada aciklarina bir samandira birakin Sunay Akın |
Mutluluk kuş değil, konmaz avuçlarına, Kaygısız kaldın aşka, haydi biraz sen yaklaş. Bir tereddüt yapışmış o kirpik uçlarına, Sevecen gönlümüzle daha tanışmadın ki. Uçarsın dallarımdan serçeler gibi ürkek, Ne niyetin bellidir, ne de tuttuğun dilek Dudakların sır vermez, ama gözlerin selek, Utangaç aşık gibi, kaçtın, konuşmadın ki. Kaşın çatıldığında şafaksız bir gecesin, Hülyalara dalınca çözülmez bilmecesin, Cevapsız sorusun sen ,bilinmezden öncesin, Sendeki aşk arayan kalbe danışmadın ki. Ne han olduğun belli,ne de yolcusun geçen, Yalnızlık enginine,meçhule yelken açan, Sensin yele kapılıp en uzak ufku seçen! Demir atıp bendeki koya yanaşmadın ki. |
Kenarımın süsüyle meşgulken sen, ben yaşama nedenimin gözlerine bakıyordum... Sen pişmanlıklar içinde kıvranırken, bir tek gülüşüne ömür harcarım diyordum ben. Zaman geçip gidiyor derken sen, hayatım sende son bulacak diyordum gülümseyerek... Sen elinden gelen en fazlasını yapıp, "çok seviyorken" ben o kadarcık sevdayla sardunyalarımı suluyordum. Ve bilir misin sardunyaları yaşatmak zordur bir de yaz gecelerinde.... Yüzün sinmiş düşlerime Lekeleri çıkmıyor gülüşünün Suçu yıktın üzerime Yargılıyor masumiyetin İstemezdim böyle bitsin Üzülmeni istemedim Güç almak ister misin Ellerimi göndereyim İncittiysem özür dilerim bebeğim Kirlettiysem özür dilerim İncittiysem özür dilerim bebeğim, kirlettiysem özür dilerim........ Şayet bir gün, bir saat, bir dakika bile değil, bir an bile olsa mutsuz ettiysem seni..... Özür Dilerim..... |
GerçekLerim Yeter MutLuluğuma... çok istediğin (!) baş rolü başkası kaptı tatlım. İzlemek kaldı sana bir tek.. Bilmediğin o kelimeyi izleyerek nasıl öğreniceksin bilmiyorum. Bu sefer aşkı ben oynuyorum sevgili Hani demiş ya muhtesem şair ‘ Beni anladığın da aşkı da anlayacaksın.’ Ben artık beklemiyorum senden anlamanı Ne beni ne de aşkı. Sadece görmeni istiyorum o yaşadığını sandığın aşkı.. Ben şimdi sadakatı oynuyorum sevgili.. O bir türlü beceremediğini.. Maskeni bana bırakıp gittiğinde kalan sadakati.. Işık söndü ve tükendi aşkın.. Olmayan aşkın mı demeliydim yoksa.. ‘Seni seviyorum’lara yükledin sen aşkı. Fazla geldi kaldıramadı yüreğin. Dudaklar kapandı ve sustu sözlerim.. Ön sıralardan aldım biletini.. Bir tane de değil hem de ! Yanındaki de öğrensin istedim aşkı. Darılma sevgili izle gerçek aşkı istedim !. Kitap kapandı ve masal bitti sevgili .. Benim ihtiyacım yok artık masallara. Gerçeklerim yeter mutluluğuma Alıntı |
Tutsaklığımdır suskunluğumun sebebi… Sensizliğe mahkum edilirken, susma hakkımı kullanıyorum acılara karşı… “Suskunluğuma susma !..” Sükut bana mahsus !...Çığlığım içimde mahpus… Senin dağların var ,upuzun çayırların.. Çık ve haykır acılarını bağımsız gökyüzüne.. “Suskunluğuma susma !...” Sesimi çaldılar bu beton yığınlarında.. Ben şimdi kime yankı olayım.. Sesime kimlik isteme Sevgili !...HÜKÜMLÜDÜR… Bir türlü konuşamadıklarım arkamdan ağladı hep.. oysa uzun cümleler kurardım bağıra-çağıra. Uzun cümlelerim tel örgülerde kısaldı sevgili.. Şimdi soğuk bir kış çalıyor kapımı.. ARALIK kapıdan soğuk geliyor.. Kapı ARALIK tan soğuk… Bu aşk burada donuyor sevgili… içim kış… dışım buz…dilim sus… Bu aşk burada donuyor sevgili… Hüzünle karışık kar yağıyor dışarıda.. Ben kardan hüzün yapıyorum bahçede.. yuvarlana-birike çığ oluyor hüznüm.. Bir Off çeksem çığ düşer üstüne .. ÇEKMİYORUM… Sensizliğin en kuzeyinde üşüyorum. İçim kış…dışım buz…dilim sus… Bu aşk burada donuyor sevgili… Bu aşk burada : DÜ-ŞÜ-YO-RUM |
Kimliksizliğin Kimliğim Kimseliksiz söndürdü kaybolmuş gerçeği Aitliğiyle kalabalığın koynuna karışıp Aldı mı kalan hatıra kırıntılarını Azık niyetine dolanır dilinde Sözcük ardiyesinden ... Aşk kimdi? Aitlik mi? Kayboluş mu? Gerçeği kimseliksiz söndürdü kaybolmuşluğuyla Hezeyan heyelanlarında düşürülmüş aşkı Şizofrenliğinde tutulmuş sanrılı sancılara Parçalanmaya başlamış çorak sevdalar... Çığlık kayalıklarından savrulmuşçasına Aşk neydi? Kimseliksiz mi? Gülümsemeler mi? Gerçeği söndürdü kaybolmuşluğu Hayata kanıklığından sıkılmış Özgürlüğün hasretinde bul/anmış Mutluluğa can alıcı anında tutunup Bıraktı yürek eyyam akımında ağlama işini... Kapıldı vaktine... Söndürdü gerçeği kaybolmuş kimseliksiz... Hilal Zaman |
Adiloş Bebenin Ninnisi Doğdun, Üç gün aç tuttuk Üç gün meme vermedik sana Adiloş Bebem, Hasta düşmeyesin diye, Töremiz böyle diye, Saldır şimdi memeye, Saldır da büyü... Bunlar, Engerekler ve çıyanlardır, Bunlar, Aşımıza, ekmeğimize Göz koyanlardır, Tanı bunları, Tanı da büyü... Bu, namustur Künyemize kazınmış, Bu da sabır, Ağulardan süzülmüş. Sarıl bunlara Sarıl da büyü. Ahmed Arif |
Sevdan Beni Terketmedi sevdan beni, Aç kaldım, susuz kaldım, Hayın, karanlıktı gece, Can garip, can suskun, Can paramparça... Ve ellerim, kelepçede, Tütünsüz, uykusuz kaldım, Terketmedi sevdan beni... Ahmed Arif |
Kalbim Dinamit Kuyusu Beni, gözlerin götürür Gözlerin Aşkla, acıyla... Kuşatmışlar Sesimi, soluğumu Kesilmiş Tuz-ekmek payım Vurgunum Ve darda, Gözaltındayım. Dal, kor keser Penceremde açarsa Kuş, vurulur Üzerimden uçarsa. Ve hal böyle böyle, Yol bu yöndeyken Gelir, Ki her gelişinde Daha da içten Gelir, Soluk soluğa Benim olursun. Amansız sarmasında Kollarımın Esrik, Çığlık çığlığa Erir, kar gibi vücudun... Nicedir, ***** ağzında Bir salgın, Bir deprem gibi künyemiz. Nicedir, Başımıza zindan dünyamız. Biz ki Yarınıyız halkın, Umudu, yüzakıyız, Hıncı, namusu... Şafakları, Taa şafakları Hey canım, Kalbim Dinamit kuyusu... Ahmed Arif |
| Saat: 07:27 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık