![]() |
Öyle bir düne hasret, Sana hasret gözlerine Gücümü aldın günlerime Hasret. Uykulara sevince hasret Susuzluğa hasret Sımsıcak bir yaz ateşinde Rüzgâra hasret Işığa hasret dipsiz karanlıklara, Hasretim sana, umuda, Yaşamın yaşanmamışlarına... Hasretim koynunda hasretine, Hasretim özlemine, Özlenmeme, sana bilmediklerime Umuda hasretim... |
EĞER İSTERSEN ... Bugün olduğu gibi yarın da , yarından sonra da, ondan sonraki günlerde de gözlerinde ki yerimin değişmeyeceğine, Beni bir ömür boyu seveceğine... Her bakışında okuduğun o gözleri her zaman yanında göreceğine, en yakın dostun en yakın sırdaşın en yakın arkadaşım olacağına... Sıkıntımın sıkıntın ; üzüntümün üzüntün olacağına... Her kızgın anımı çiçeğe dönüştüreceğine... Her üzgün anımda tebessümün geri gelmesi için elinden geleni yapacağına.. Asla ve asla soğuktan ve yalnızlıktan üşümeyeceğine... Yanında olmadığım ve varlığına ihtiyacım olduğu her anda bir rüzgar olup beni saracağına... Gözümün gözüne deydiği her an ; bana yeniden aşık olup beni bir periye dönüştüreceğine.. Yaşam boyu her sabah bana aşık olarak uyanacağına... Ben uyurken bana bakıp sen ve ben için dualar edeceğine... Beni asla üzmeyeceğine.... Beni tanıdığın gün ben de gördüğün neyse ömrünce aynı beni göreceğine ... Sevginin asla değişmeyeceğine ve azalmayacağına... Beni asla ihmal etmeyeceğine... Bana yalan söylemeyeceğine... Başkalarının yanında beni asla unutmayacağına... Elimi usul usul korka korka tuttuğun o ilk gündeki aynı heyecanı hep yaşayacağına.. Bana her zaman hayatım diyeceğine... Seni Seviyorum diyeceğine ... SÖZ VERİRMİSİN AŞKIM ??? |
Hayat Bana Yalan Söyledi İlk kez hesaplasıyorum kendimle Tuhaftır kalemi kagıdı ve seni onca sevmeme ragmen Sana ilk kez yazıyorum simdi sen yoksun seni düsünmek var cocukken de seni düsünürdüm her gece Radyo dinler siir yazardım Her carsamba pazara giderdik annemle Babam maas aldıgında baklava yerdik Dondurmayıda cok severdik Ablam üc top yerdi ben iki top Yalnızca bu yüzden kavga ederdik Oysa hayatımın vazgecilmeziydi ablam O'nun da yüzü hic gülmedi Hayırsızın birine kacıp mahvetti hayatını Aklımdan hic cıkmaz gittigi günkü karanlıklar Hüznümü büyüttüm o günden beri Kendimi degil Gözlerimde hala bir cocuk aglar Düslerimi gezdirdigim bulutlar Bir tohumun özlemiydi cicege Ve hala kulaklarımda annemin sesi "Bitirsen su okulu bir ise girsen" siirle karın doymadıgı dogruydu "Bak Cemil okudu mühendis oldu En güzel kızıyla evlendi Üsküdar'ın Evinide aldı arabasınıda" Bense baglama calardım kendi halimce Sesim güzelmis öyle derlerdi Nerden bilirdim hep hüzün türküleri söyleyecegimi Hayat bana yalan söyledi... Mektuplar yazardım Almanya'daki abime Okulu bitirecegime söz verirdim Masum düslerimin o en sürgün adasında Bakısları uzaklara dalıp giden sarkılar Ve mevsimsiz solmus bir cicek gibi Ayaklar altında nasıl ezilirse umut Benim de günesimi iste öyle caldılar Öyle tutsak aldılar sevinclerimi Sensiz gecen her günü hesabıma yazdılar simdi öyle uzak ki cay icip simit yedigimiz o günler Kardesine karne hediyesi Ucurtma yaptıgım günler öyle uzak ki Oysa sacaklarda titreyen bir sercenin Ekmek tanesine kanat cırpması Ve bir anne duası kadar icten sevmistim seni Fener stadında Besiktas macı Ve parasızlıgımız devam ederken Bütün mavilerimi sana vermistim Kaybetmek alnıma yazılmıs sanki Olmadı bir tanem Hayat bana yalan söyledi... Babanın tayini cıkıp da gittiginiz o kıs Yine pence yaptırmıstık ayakkabılarımıza Sana söyleyemedim ama İsten ayrılmıstı babam Kapanmıstı calıstıgı lokanta Senet zamanları daha bir cökerdi omuzları Ve aksam trenlerinin isci yorgunluguyla Daha bir uzardı raylar Sitemlerim bileylenmisti hayata Öfkeli bir yanardag isyanlara uzanmıstı Üstelik sen de yoktun artık Oysa yalnızca sen öpmüstün gözlerimi Bir yanı hep eksik kalmıs cocuklugumun Aslında her insan biraz yenikti hayata Ve biraz küskün Son trende kacınca son istasyondan Öyle kalakalırdık yorgun ve üzgün Kendime düsmanlıgım bu yüzden Hep kendime pismanlıgım simdi herseyim yarım Fotografının arkasına ne yazdıgımı bile coktan unuttum Bir silahım olsaydı Yoksullugu sakagından Kaybetmeyi kalbinden Ve sensizligi alnının tam ortasından vururdum Düzmece duygular harcım degildi Uzak denizlerin fırtınasıydım Karlı dagların kekligi Yoksuldum yoksul olmasına Ama onurluydum simdi ne sen varsın ne o eski sevdalar Olsun Üstüme devrilse de bu sagır karanlık Aksam olur sairlere gün dogar Bir kerecik söyle demistin Söyleyememistim hani İste simdi söylüyorum Seviyorum seni Seni seviyorum Fatih-sebnem Kısaparmak |
Her yer, Her an Ve her şey büyülenmişti o akşam! ... Ateşe verilmişti en katı yasaklar! Şeytanın bir bildiği vardı sanki! Büyücü görünmez olmuş, Hipnotize etmişti duyguları bir vapurun güvertesinde. Ve şeytan aciz kalmıştı yasaklarıyla! ... Boğazdan esen serin bir rüzgar okşamaktaydı, kadının saçlarını. Belki de, esen rüzgara gizlenmişti büyücü. Ya da; Vapura eşlik eden martıların sesine sinmişti. Kim bilir? Ama; Her an, Her yerde Ve hep onlarlaydı... Götürmüştü duyguları, Kızkulesi'nin gizemine. Bağlanmıştı artık duygular, büyünün gücüne. Karanlığa sinen romantizm ve Kızkulesi... Akrep donmuş, Yelkovan volta atmayı unutmuştu. Zaman durmuştu artık. Zaman ve her şey büyülüydü! ... Kızkulesine bakan kaldırımlarda, Birleşen ellerin ve Kızkulesine gömülen bakışların esrarı vardı. Sıcak bir bardak çayın buğusuna karışmaktaydı üşüyen soluklar. Ve titreyen dudaklarıyla bir aşk şarkısı mırıldanmaktaydı sevgililer... ''Gurbet elde bir başıma, Kimim var ki senden başka? '' Bir yandan, martıların eşlik etmesi söylenen şarkılara, Bir yandan da, Kızkulesinin hikayesi vardı düşüncelerde. Derin düşler canlanmıştı o akşam! ... Allahım! ... Hiç bitmeseydi, Hiç bozulmasaydı bu büyü. Ama! ... Teşekkür ederim büyücü! Büyülü akşam için! Her şey için! Teşekkürler! ... Seni seviyorum! ... |
Ah be güzelim Bir sevseydin beni Mutluluk kelimesini sil baştan yazardım Tarih bile şaşardı Nerde o destan yazan aşklar? Mecnun çöllere düşmüş Ferhat dağları delmiş Kerem kendini yakmış Boşver be canım Palavra! Hiçbiri de sevdiği olmadan yapamamış Oysa ben seni sensiz seviyorum Yokluğunda bir hayalle Mutluluğuna içiyorum Yıllar önceki güzelliğinle yanıyorum Ezberimsin vefasızım Ezberimsin yalan aşkım Yeminimsin... Ah be güzelim Bir sevseydin beni Gökyüzünü ayaklarının altına sererdim Yıldızlardan mücevher yapar Bulutlarda gezdirirdim Yedi cihan kıskanırdı bizi Tarih şaşardı Nerde o eski krallıklar Sezar romayı yakmış Kleopatra uğruna Boşuna! Sonunda bir kaç hançerle vurulup gitmiş Oysa senin hasretin beni paramparça etti be gülüm Ah be güzelim Bir sevseydin beni Bir sevseydin Dünyanın en fakir kölesi olsam Tarih bile imrenirdi bana Beni bir sevseydin... |
SEN Benim GÖKYÜZÜMSÜN Benim EN SEVDİĞİM TEPESİN Benim SICAK YATAĞIMSIN Benim FIRTINADA SIĞINDIĞIM LİMANSIN Benim EN DEĞERLİ ARMAĞANIMSIN Benim EN DUYGUSAL ANIMSIN Benim SONSUZA DEK EN YAKIN ARKADAŞIMSIN Benim İLHAM KAYNAĞIMSIN Benim KADERİMSİN Benim PARILDAYAN IŞIĞIMSIN Benim GECEM, GÜNDÜZÜMSÜN Benim YÜREĞİMİN İLACISIN Benim ÖFKEMİN GİDERİCİSİSİN Benim AĞRI KESİCİMSİN Benim BAHAR ATEŞİMSİN Benim NADİR BULUNAN MÜCEVHERİMSİN Benim DUALARIMIN YANITISIN Benim KALBİMSİN, RUHUMSUN Benim HAYATIMI HAYAT YAPANSIN Benim KUTSALIMSIN Benim MORALİMİ DÜZELTENSİN Benim EN BÜYÜK ŞANSIMSIN Benim SON DANSIMSIN Benim EN İYİ VURUŞUMSUN Benim ENERJİMSİN Benim İŞTAH AÇICIMSIN Benim SABAH GÜNEŞİMSİN Benim AKŞAM EĞLENCEMSİN Benim DANS PARTNERİMSİN Benim KALBİMİN BEKÇİSİSİN Benim KAHKAHALARIMIN KAYNAĞISIN Benim SONSUZUMSUN Benim YANAN ATEŞİMSİN Benim EN BÜYÜK ARZUMSUN Benim RUHUMUN EŞİSİN Benim İNANCIMSIN Benim RÜYALARIMSIN Benim HERKESTEN ÖNCE GELENİMSİN Benim GÜVENCEMSİN Benim SAĞDUYUMSUN Ölene kadar SEBEBİMSİN BELKİ, BİLMİYORSUNDUR... |
“Yalnızım çünkü sen varsın” “gel” desen gelirdim gittiğin uzakta bendim dağ gibi bir ihanetten düştüm bu kendime son gelişim ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime kendimi suçüstü yakalıyorum ve kentsizliğimin isimsizliğini Araz’a uyak düşüyorum gözlerime senden düşler sürüyorum ıslak bileklerim kan bayramına yatıyor bana en büyük tehdit yine ben oluyorum sonra bir durağa yaslanıyorum sonra bir kente ve sen gidiyorsun ben kanıyorum diyorlar ki “kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun” oysa “gel” desen gelirdim biliyorsun yorgun Haliç’e biraz inat biraz ihanet bırakıyorum ellerinden bir tedirginliği bir tehdidi avuçluyorum aklıma düşüyorsun düşüyorum düşünce üşüyorum azgın hüzünlerle körlüğüme göçüyorum ayrılığın saati kaç geçiyor bilmiyorum yalanlarımla bir hiçlikteyim beni içinden kaç ! bu kentte her yağmur kendini ağlar aklıma düşsen yalnızlık oluyorum ağzımdaki uykudan öpmüyorsun nicedir nerde, kimi üşüyorsun? artık kendini yakan bir ateşim kendimize birbirimizden düşler yapamıyoruz şimdi boş duraklarda yaslanıyorum boş kentlere oysa “gel” desen gelecektim gündüşlerime dönüşlerimde bakışın içiyor beni gözlerimden gövdemi düşürüyorum güz yavrusu duraklara uzaklığına uzanıyorum sevdiğin sonbahar geçiyor üstümden ama artık hiçbir göğü içmiyorsun dudaklarımdan yıkılıyorum şarkılara “kimseler biliyor” yalnızlık dostumdu şimdi korkum oluyor oysa “gel” desen gelecektim artık her şey kımıltısız bir geceye dönüşüyor güzartığı saçlarımda oynaşan sensizlik gözkarana yenik düşüyor en korkak yanlarımdan kendimi yitirdikçe sana gidiyorum göbek çukurumda sobelere karanlık uyutuyorum düş satıcısı, ispiyoncu bir ihtiyarın insafına kalıyorum uysal yalnızlıklar satın alıyorum gülüşümle ödeyerek ve içimde yalancı bir katil taşıyorum yeni utançlar biriktiriyorum eski günahlarıma cüzzamlı ruhlar cehennemine gidiyorum ben kirli sözlerimi temize çekme oysa “gel“ desen gelecektim gözlerim ihanete ihbar taşıyor kuşkulu bir cinayete fısıldıyor kaşlarına sözü namluna sürmelisin şimdi en yaralı yanımdan vurmalısın beni çünkü uçmak düşmeyi göze almaktır avlunda bıraktığım az kullanılmış intiharları deniyorum ne vakit nikotinli ellerinden yola çıksam susuşuna kan döküyor gözlerim sen gözüne çiğ kaçtı sanıyorsun oysa bilmelisin Araz’ım kimsenin içi görünmez ve hiç bulamadıklarını asla yitiremezsin bak şimdi aramızda sessiz kalıyor söylenecek bütün sözler her sabah akşam oluyorsun alnından ellerine damlıyorsun yüzündeki yağmurla iniyorsun kent’e içine dert oluyorsun kentin dışına yağmur yüreğinde dağılıyor kristal şehirler duvarların kan öksürüyor ve sen başkalarının gözlerini yüzümde aramamayı öğreniyorsun beni bir durağa yaslıyorsun beni bir kent’e gidiyorsun oysa “gel” desen gelecektim susmak en inatçısı olmaktır yalnızlığın en susmak ta neydi öyle sen en dinlerken biliyorum Araz’ım insan kendini bulmamalı, hep aramalı gittiğin yerden başlıyorum öyleyse gece cinnetlerimi de alıp yanıma denize bakmayı bilmeyenler bir gün mutlaka boğulur işte bundandır gözlerinden kaçışlarım siz hiç yar saçının bir telinden kendinize gurbet yaptınız mı ? ben şimdi gurbetim içimde taşıyorum heba olsa da senlerce yılım oysa “gel” desen gelecektim ömrümden düşürdüğüm sol anahtarlarına takılıyorum hep ve hayat yüklü kamyonlar geçiyor üstümden şairler ölüdür derler (inanmıyorum) ! en karanlık ceketimi giyiyordum ışığa kördüm çünkü şimdi ise güneşe ilerliyorum dirilmek için kimliği paslanıyor eski bir anarşistin gecenin kör gözünden utanıyorum hadi bana en militan kelimelerle saldır batır içime cümlelerini beyhude bir dehşet bırak bana hakediyorum gizlilikten ölmek üzere olan bir akrep sızıyor içime can kaybından ölüyorum cenazemde namaz kılacağım zan altındayım yalanıma inanıyorum yorgun söylentiler kanıyor solgun yaralarımdan kırılır mı bilmem hüznümde taşıdığım kin kinim kendime susuşum sana küsüşüm tüm dünyaya üstü kalsın ihanetimin “gel” desen gelecektim yine bir tren geçiyor içimden sen kesiliyorum gülüşümün karşılığı saçların bir rüzgarın öyküsünü taşıyor görmüyorum, söylemiyorsun, kırılıyorum hiçliğimin etleri yolunuyor şizofrenik bir gecede sana bir öykü çıkarıyorum ağzımdan süsle beni ey aşk! geçtiğin yerleri öpüyorum yarısı yanık bir aşkın küllerini taşıyorum dişlerindeki nikotin tadı terkimde sirenler ve ateş hatları içip sesini peydahlıyorum kendimden ve kentimden ıslak ceplerimi buluyorum el yordamıyla ve bir asansör kapısı önünde aslında yüzüme tükürüyorsun da ihanetimi ben habersiz gülümsüyorum yasadışıyım tutukla beni gözlerimden kalemim bitti, yitirdi şiirini şuur öldü kanımdaki mürekkep balığı solumdaki sis’e intihar etti intiharlar bir aşkı kaça katlayabilirdi ki ezik bir yürek yaşamak için geç bir zaman ölmek için ise erken çok davullu bir senfoni sürçüyor dikiş tutmaz ayrılığımda kirpiğinden yapılma bir darağacına geceyi asıyorum yoksun bu yağmurlar ıslatmıyor beni bir durağa yaslanıyorum sensiz gidişinin en sessiz harfinden yırtılıyorum “gel” desen gelecektim oysa kulaklarımdan bordo denizler dökülüyor şimdi herkes biraz sen, biraz acı göğsümde bir vagon gizli sözler batıyor fırtınalar çıkıyor üstüme şakağımda intihar acemisi bir şairin delilik provaları arkandan uluyan kapılardan söküyorum kokunu yokluğunu kokluyorum yokluğunu yokluyorum çöz gözlerimi senden hadi! ücranda yak bakışımı gözlerine bekçi sevdam dünden ve senden kalmayım içine her düşen kendi keşfi sanıyor seni oysa sen melekleri bile kıskandıracak kadar kendinsin ve kendini acıtmak istiyorsun ama güller kendine batamaz bilmiyor musun ? 'gel' mi diyorsun ?... herkes kendi gördüğüne bakar peki hayatın rüzgârında kime yelkeniz ? kıpırdamadan duramayız bir aşk boyu hadi ! en kanadığımız yerden susalım 'gel' desen gelirdim 'git' dedin ve gittin Aşka... Rüzgâra... Ayrılığa... Zamana... ... |
Kötü Bir Rüya anıl yazıma kazıdım seni bırakamıyorum istiyorum sürekli gözüm de canlanıyorsun hala elimi tutuyorsun bırak istemiyorum sıkıyorsun rüyamda artık rüyam dan korkuyorum |
http://gulumsun.com/images/anasayfa/7px.gif Susuyorum Artık.. Ne keyifle okuduğum şiirler ezberimde, ne de bağıra çağıra söylediğim şarkıların sözleri. Dalgın gözlerle yürüdüğüm caddelerde kayboluyorum... Sonsuz bir inatla sarıldığım radyodan gelen o harika melodilerin de tadı yok? Peki ya o yağmurda iliklerime kadar ıslanmalarımı kim çaldı benden? Bilmiyorum! Susuyorum artık... Sustukça susuyorum. Sustukça, üzerime gelen insanlardan kurtarmak için ruhumu, suskunluğuma sarılıyorum. Ama yine de saplanıyor yüreğime bazı kelimeler. Bazıları da acıtıyor üstelik… Sessiz geceler benim için sığınılan bir liman sanki. Kendimi bulup bulup kaybettiğim karanlıkta, şöyle bir uğradığım kelime hazinem de bir anlam ifade etmiyor. Düşünüyorum da bu güne kadar hep; gibi yazmışım, gibi okumuşum, gibi söylemişim ve en önemlisi; gibi sevmişim... Elbette hiçbir şey, ben ol deyince olmaz. Bunu biliyorum ama zaman da geçiyor hızla. Tükenmez sandığım bütün sözler bitiyor ve ben de yavaş yavaş tükeniyorum... Onca yıldan sonra; hayata dair ne kaldı ki elimde? Kocaman bir hiç! Öyleyse neden bunca çaba, neye bunca isyan… Öyle anlamsızki yaşadığım hayat. Her şey az sonra gerçekleşecekmiş gibi duruyor, elimi uzatıyorum tutmak için, kayboluyor. Benim dışımda kopuyor bütün kıyametler ve ben kendime uyan bir kıyamet beğenmiyorum… Kalbime bir kurşun sıkacak gönüllü katilimi arıyorum ya da yüreğime su serpecek elin sahibini... Toprağa ateşi düşürecek, denizi yakamozlarla süsleyecek sesin sahibini… Artık basit şeyler bekliyorum yaşamdan. Örneğin, kimselerin bilmediği sırlarım olmalı ölürken... Kimselerin gitmediği sokaklarım olmalı... İçimi kanatan özlemlerle yaşlanıp, sonra da sessizce gitmeliyim bu dünyadan. İşte yine susuyorum; siyah bir geceye dönüyor her anım ve okuduğum her şiir kanatıyor yaralarımı. İçimdeki çocuk ölüyor... Yalancı gülümseyişlerle beni ciddiyete çağıran insanları da önemsemiyorum. Elimden kayıp gidenlerden korkmadığımı bilmiyor ki hiç biri… |
Bir gün baksam ki gelmissin.. Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar. Gözlerinde bir bitmez,bir tükenmez güzellik Saçlarinda ilkbahar.. Bir gün baksam ki gelmissin.. Gülüsünde taze serin bir rüzgar Ellerin yine eskisi kadar güzel Çiçek açmis dokundugun bütün kapilar.. Bir gün baksam ki gelmissin.. Hasretin içimde sonsuzluk kadar. Sasirmis kalmisim birdenbire çaresiz. Dökülmüs yüregime gökyüzünden yildizlar. Bir gün baksam ki gelmissin.. Ne yüzünde bir gölge,ne dilinde sitem var. Tozlu pabuçlarini gözlerime sürmüsüm Benim olmus dünyalar. . . |
| Saat: 08:23 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık