![]() |
Bu Hep Böyle Olmalı Alıştır kendini biraz yalnızlığa... Şöyle bir sağdan Bir de soldan bak Ara sıra Yatağın senden uzun olsun Düşlerin senden uzak we her bir kelime Dilinde bir tuzak bak Yer gök yapayalnız Lodos kendisinde Poyraz yağmura gebe değil Bu hep böyle ... Ne sudan nefes aldın Ne havayı içebildin Sevdin Sevdin Belki sevdin ama Alıştır kendini biraz Yalnızlığa Fikret Kızılok |
Karanlık geceme Çığlık gibi düştüğünde Bir dokunuşla bin dokunuş ötesi Özlemim oldun Dokunabildiğimde yüreğine Her süzülüş bir buseydi Dokunduğumda gözlerine Tenime işleyen haykırış Uç zamanda sıcak saatlere sığarken Yalnız değildim içimde Sen vardın Sen olacaktın gecelerimde Seninle uyumak Sonrada uyanmak seninle Hep böyle olsun isterken Gün ağartısında Bir buse bıraktım yastığına Ilık ve nemli Her sarılışında Olmasam da dokunabilmek adına Mehmet Düpel |
Sen ve ben Aynı cümlenin içinde iki yabancıyız. Hayat ile ölüm arasında kalan boşluğa sıkışmış iki bahar sabahı... Biraz yorgun, biraz kırgın, biraz endişe... Ayrılıkla şereflendirilmiş iki esir yürek.... Göğsünde söz verilmişliklerin bir bıçak yarası gibi parladığı iki süngüsüz asker.. Oysa bayram sevinçlerimiz vardı yüzümüze “ gülüş “ diye taktığımız... Oysa baca dumanlarının bile yüzündeki masumluğunu kirletemediği beyaz düşlerimiz vardı ardında “ hayat “ diye koşuşturduğumuz... Hatıralar mısın seninle tanıştığımız günü...Fırtınalı bir zamandı.. Yorgun bir gün sonrası akşamın karanlığına gizlenmiş iki yetim yürektik ikimiz.. Ürkek bakışlarımız vardı..Saklı cümlelerimiz, yaralı geçmişlerimiz. Sen, mavi sulardan alınıp tozun toprağın içinde yaşatılmaya çalışan bir balık kadar çaresiz..Ve ben tüm umutları alabora olmuş bir balıkçı kadar ümitsiz.. Acılarımız ortaktı, umutlarımız ise yalnızlığa prangalı..Ama pes etmedik...Önüne gelen herşeyi gölgesinin önünde diz çöktüren rüzgara bile bel bükmedik biz..Yüreğimizi kalkan bilip sonuna kadar savaştık aşkımıza zaman biçen herşeyle .. Bu savaşta yenilmeyi aynı safta ölmeyi bile göz aldık. biz.Göğsümüze ayrılığın madalyası takılmaktansa ölümü reva gördük umut fakiri yüreklerimize. Ama belki göz ardı ettiğimiz belki de unutmak istediğimiz bir şeyler vardı sevgili. Biz bu savaşa bir sıfır geride başlamıştık..Ayrılığa yakındı saflarımız..Geç kalmışlık kokuyordu nefeslerimiz..Ve göz ardı ettiğimiz teknemiz su alıyordu.. Ama pes etmedik. Yanan bir şeyler vardı yavaş yavaş..Yenilmeye hazır iki asker vardı ayaklarımızın ürkek gölgelerinde… Belki de er- geç ayrılmaya mahkum iki kırık yürek vardı kendimizden bile gizlendiğimiz köşelerde.. Ama mühürlü kaderimize inat tek bir yürek olmaya çalıştık uçurum kenarlarında.. Sevdamıza biçilen kelebek ömrüne inat biz yaşamaya çabaladık |
Bitişlerim Benim Ardımdan koşanım hiç olmadı! Bavuluma şiirlerimi doldurup Kapıyı çektiğimde Ardımdan yetişmeye çalışan Bana ait bir kalp Hiç yaşamadı! Otobüse bindiğimde Nefes nefese cama vuran Yada arabasıyla otobüsün yolunu kesen, Gitmemi istemeyen sevdalarım olmadı! Tamam, Hayatım bazen filmlerden, dizilerden İlham aldı ama Sonlarım hiç umudu hatırlatmadı. Valizimi aldım, kapıyı çektim... Otobüse bindim... Yol boyu ağladım... Peşimden gelen hiç olmadı. Umut her zaman geride kaldı. Tamam, Hayatım bazen filmlerden, dizilerden İlham aldı ama Sonlarım hiç umutlu olmadı. Nihan Yıldırım |
İçimdeki sevdanın yarattığı fırtınaların aksine sessizliğin huzuru var bu gece içimde. Yüzündeki gülümseyişlerin işlemiş tenime.. Usul usul kaplıyor bedenimi sevdamın sessiz siyahları. Soğuk bir Ankara akşamında aniden ürperiyorum bu gece ve her gece oldugu gibi seni hissediyorum ruhumda... Gözlerim kapalı... Düşler gri... Odamsa soguk... Kendime inat sen oluyorum... Biz olmanın heyecanıyla kavrulan bir çift dudak var gözlerimde.. Yakıcı bir iç çekişle içiyorum düşlerimin soluklanışını… Titreyen gönlümde son güzün soluk eli, oysa yuvasına sığmayan yürek dilimde başkaldıran isyansı sözcükler var şimdilerde… Sensiz olduğum anlarda sadece gözümü kapatıp seni düşlüyorum. Sensizken bile seni yaşamak nefessiz kalmak gibi.. O yüzden ben hiç sensiz olmuyorum ruhumda. Hiç yalnız kalmıyorum sevdamda. Yokluğunun verdiği hüznün isyanımı yarattığı en soğuk gecede bile üzerime yağmur gibi yağıyor sevdan ve ben tek damlanı bile ziyan etmemek adına hiç kurulanmıyorum o gecelerde. Her bir damlanı içime hapsediyorum... Her bir damlanla bütünleşiyorum... Her seferinde biraz daha SEN oluyorum biraz daha BEN yitiriyorum... Nişan gibi taşıyorum seni yüreğimde. Fırtınalarımın tanrısına kurban ediyorum sessizliğimi. Çığlık çığlığa bağırıyorum sevdamı sana ispatlarcasına. Yalnız seni istiyorum ve yalnız seni bekliyorum bu gece yine burada.. Umudun mavisini seyrediyorum ıslanan dudaklarımla. Düşlerin terk ettiği bir iskelede seni düşlüyorum sadece.. Martılarımın kanadında gönderdim sana en saf tutkularımı. Gözlerimi kapatıp yalnız seni düşlüyorum... Yalnız seni istiyorum yanımda bu gece.. Yalnız sana sarılıyorum sıkıca.. Yalnız senin bedeninle buluşuyor bedenim.. Belki usulca belki tutkuyla ama yalnız seni istiyorum bu gece düşlerimde.. Issız bir gecede yolcunun dolunaya muhtaç olduğu gibi muhtacım bu sevdaya. Gözlerine bakmanın sana dokunmanın, tenini tenimde hissetmenin karşı koyulmaz vazgeçilmez ve de engellenmez arzusuyla mahşer yerine döndü yüreğim. Sadece seni düşlemenin verdiği muazzam hazla yanıyor bedenim.. Sessizliğe hapsettim içimdeki özlemin çığlıklarını. Mühürledim dudaklarımı isyan eden sevdamın en sessiz köşelerine. Sessizliğe esir etmişim çığlıklarımı susmaları dudaklarımıza mühürlercesine... İçimdeki yokluğa inat var oldum bu gece. İçimdeki hasrete inat seni yaşadım yine seninle. Kadere inat sil baştan yaşıyorum bu geceyi seninle. Kendime inat sen oluyorum... Sensizliğe inat biz…. |
Uzun yol... Mola zamanı, bir çeyrek iki tam mevsim arası... Kol kola adımların yalnızlığa ince bir çentik attığı, beklentilerin kalbe zarar olduğu donuk dakikalar... "Söylesene, hangi kapısından geçeceksin kulaklarımda uğuldayan sensizliğin?" Küçük ve masum sessizliklerin, gittikçe kırbaç etkisi yaratan çemberi daralıyor… Sayısız darbelerin arasından sıyırabileceğim gün doğumu, zifiri karanlıkla ortak çalışıyor; ve ben hangi sayfanın yırtılıp bir tarafa atılan parçasıyım, çözemiyorum… Kemik uçlarıma yerleşen dermansızlığın yazgısı, tek cümlede atılmış meğer! Artık bir imza yok!! "Korkma sen giderken kapı aralığından sana bakmaz gözlerim; çıkarken yalnızca sıkıca ört üzerimi…" İki şarkı arası bocalıyorum… Uzuvlarımdan bana kalan durgunluğun çözüleceği zamana direnmek nafile.. Belki de baharı beklerken kışı unuttuğumuzdan oldu tüm bunlar… Şeridin bomboş olduğunu düşünürken, tali yollardan vurgun yedik… Ki vurgunu kâğıda çizmek bu kadar zorken… "İçimdeki kavgamın tenimde açtığı yaraları görmezlikten gelme; çivi bile duvara sokarken bedenini, kendinden bir şey verir…" ... Yine de sargısı boldur düşlerimin, düşüşlerin geçirgen olduğu bir atlasta... Henüz yolun başındayken dudaklarımın kenarına bıraktığın kokunla, karı delen bir güneşin bakışlarıma düştüğü yerden, sana dokunuyorum... Şehir ayrılıkları sürtse de bedenimi, birgüne dair inadına bekliyorum geleceğimizi... "Kıskaçlarını açmış zamanın törpülediği yüreğimden akıp gitti sensizlik... Bir tutam ayrılık da olsa aşkı perçinleyen, içimdeki sana emanet ediyorum ben’imi...." "İçimdeki gülümsemelerin senli sebeplerini kucaklıyorum yüreğimde.. yan yana ömür geçirecek, iki ilmeğiz tek bedende. Düşünü gerçek yapan nedenlerine tutun.. ben onlarla uyanıyorum her sabah kollarında..." |
SUSARAK Güneş altında söylenmedik söz yokmuş.. Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi.. Ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz.. Bende söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde.. Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik... Bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde.... Duyuyorsun değilmi suskunluğumu nasıl haykırıyor... Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim ... Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde ..... Aziz NESİN |
Yetti İntizarım Yetti intizarım geldi burama Veda ediyorum derde drama Bütün ümitlerim artık yarına Karıştık bizde mutluluk kervanına. İçeceğiz kanmadan kana kana Senle varınca hasret pınarına Bıraktım herşeyi sonsuz zamana Karıştık bizde mutluluk kervanına. Kaybetme korkusu tükendi içimde Yaptım tercihimi ben ilk seçimde Yolcuyuz artık saadet göçünde Karıştık bizde mutluluk kervanına. Şükrü Aktaş |
Dün hayat durdu benim için sanki bugün herşey farklı sanki bu ev benim değil bu nefes bana zararlı alışmaya çalışmak diye bir şey yok alışmak zorundayım üzülmemek diye bişey yok üzülmem gerek sevbilerek uçuruma önden atlanır mı ki kaybettiğinin yerine ne koysan dolmaz boş bırakacağım yerini hep bomboş sewerek unutmak olur iş mi? |
Duygularımı bir anlatsam sana Belkide karşılık verirdin bana Aşkından tükendim eridim ama Utandım sıkıldım anlatamadım Ben sana sevgimi anlatamadım Hergün bu sokakta karşılaşırdık Göz göze gelince selamlaşırdık Ne kadar yakındın aslında bana Utandım sıkıldım anlatamadım Ben sana sevgimi anlatamadım Bugün karar verdim anlatacağim Herşeyi açıkça konuşacağım Söz vermiştim ama kendi kendime Bugünde utandım anlatamadım Ben sana sevgimi anlatamadım Şeref Köşker |
| Saat: 11:13 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık