![]() |
Yaprağın Öyküsü... ..................................-Takvimden yaprak düşer ........................................................zaman sarsılır- tarihe bağdaş kuran şehir hüzünler haykırır hangi darbeye gömülür gölgesi hangi bağlaç ular yılları âh!... neyi çekip alsam deprem yanar kuş ormanları hangi pişmanlığın ardında çağdaş kumkuma mıhlanan zulüm hırsın kıskacı dinse/sökülse/çözülse gücünü toplasan bir böcek etmez her doğan ölmeye başlar definler çoğaltan cinnetli nokta suretini parçalar yalnızlığın kim kurtarır hasretme ânında ölümlerden hangisini alsa ey sonsuzluk özgürlüğün tadı ağzında çırpınmalı .........................................- zavallı aklım menzil yürüdükçe ........................................................hangi deliliğe kapılanmalı- susuyor ayın şavkıması döner/söner/yanar hep ve hiç hadi göğü de lanetleyelim mavi etine neler gizliyor hadi kovalım ağaçları çöl sesli kuş yeşil ötüyor tüm sınırlardan yasaklandım ağzım ateşe alışkın hangi yarda biterse bitsin aynı yoldayım adının şiirleşmesi bundan hadi çık gel bütün kapılardan ey dudağını öpücükle boyayan unutmasan yaşamazdın ....................................-sanrılar arkacında toy çanları- çağırdığında gürültü kopsun bir mavi damar yansın olmadık yerde kabuk değiştiren yaşam yeminler koparsın ilâhi defterden değirmende buğday çığlıkları çalsın aynı ateşte tanrının ıslığını âh! uykun bölünmüyorsa dalganla çekil tuzunu bırakıp boğulsun düşünde sis kulesi/hayalet sesi kurgan eşilsin yudumlansın bozulan nektar nefsine takılsın avucunda koşan çocuk her kaktüs çölünü kalbinde taşımalı ey zaman / ey çiçekli engerek! tanrıyı yaratan yok edecek elbet .......................................-elbet aşk da bizden bir şeyler öğrenecek- Mortaka Dergisi/2006 |
Hangi Ayrılık Hangi gün karar verdin, Küt diye çekip gitmeye? Hangi lafım dokundu sana, Böyle inceden inceye? Hangi otobüs söyle, Hangi uçak, hangi tren; Seni benden götüren, Beni bir kuş gibi öttüren? Hangi kırılası eller dolanır şimdi, Kırılası belinde? Hangi rüzgar şarkı söyler, O ay tanrıçası teninde? Hangi çirkin gerçek uğruna, Tükettin güzel ütopyamızı? Hangi boşboğazlara deşifre ettin, En mahrem sırlarımızı? Hangi cama kafa atsam; Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam? Hangi meyhanede dellenip, Hangi masaları dağıtsam? Ben de bu sersem başımı, Karakolun duvarına vursam! Kendimi caddeye atıp, Arabaların altına savursam!. Hangi tercih beni, En hızlı şekilde öldürür? Hangi şekil öldürmez de Ömür boyu süründürür? Kayıp ilanı mı versem, Şehir şehir dolanmak yerine? Ödül mü koysam, ölü veya diri, Seni bulup getirene? Hangi ayrılık var ki, Böyle diş ağrısı gibi, durmadan zonklasın? Hangi cam kesiği var ki Böyle musluk gibi, içime damlasın? Hiç sanmam, hasta kalbim, Bunu bir süre daha kaldıramaz.. Feriştah olsa, böyle Eli-kolu bağlı, bekleyip duramaz!.. Hangi mübarek dua, Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye? Hangi aptal mazeret ikna eder, Ateşimi söndürmeye? Olur mu be, olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı? Aşk dediğin mendil mi; Buruşturup bir kenara atılır mı? Vefa bu kadar basit mi? Alınır mı, satılır mı? Hangi hırsız çaldı Seni yırtık cebimden? Hangi pense kopardı, Bizi birbirimizden? Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini? Hangi çöpçü süpürdü, Yerden bütün izini? Hangi yaldızlı otel, Çarşaf serip barındırdı? Hangi süslü manzara, Seni kolayca kandırdı? Hangi şarlatan imaj, Böyle çabuk ilgini çekti? Hangi pembe vaatler, O saf kalbini cezbetti? Dağ gibi adamı eze-eze, Hangi anası tipli parlak çömeze Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze? Hangi yamyamlara yedirdin, O masum rüyamızı? Hangi mahluklar çiğnedi, El değmemiş sevdamızı? Hangi bıçak keser şimdi, Benim biriken hıncımı? Hangi mermi dağıtır, İnsanlara olan inancımı? Hangi bekçi, Hangi polis artık zapteder beni? Ve hangi su bağışlatır, Hangi musalla temizler seni? Hangi sevgili var ki Senin kadar duyarsız ve kalpsiz? Ve hangi sevgili var ki Benim kadar çaresiz? Hangi ayrılık var ki Böyle kanasın ve böyle acısın? Ve hangi taşyürek var ki Benim kadar ağlasın? Yusuf Hayaloğlu | |
nemli tütsü.. ikiz tövbelere soyunur acıtan gölgeler yakıcı yeni günahları giyinmek için makaslanır ruhum bedenimde sensiz çekilir is isi siyah perdeleri üstüme serilir nafile bekleyişlerime özlemin.. yoksunluğundan ter içinde gecenin alnı boğulur ıslak serçe düşümün kıyısında dokunamam kopyasız ağzının sözüne sarılamam kırmızı yemin sesine içinin yıldız çokluğu kördüğüm boğazımda usul sevişmeleri firarda cümlelerimin ağırlığınca elem hasret yükü sırtımda dindiremem titreyen deliliğini ellerimin önemse(v)mek koyusundan sencileyin aklımın aklıma üşüşüdür bu direngen şans eseri varırsam sabahın bir ucuna ilikle..kar canözüne sarsın asi maviliğin sen denizin yakamoz çocuğu vesselam suçlu nokta gibiyim uzaklığın üstümde uçurum kuşları bırakır mı sanırsın kalanımı bulanmışken gamzelerinin çukur rengine ... hare^ .. Sinem Sevinç YILDIZ |
İstesemde kalamam bu yerlerde Mezarında rahat yat sevdiğim Buralar bana haram oldu gitti Mezarında rahat yat sevdiğim Elimden aldı kader doysun toprak Göz yaşlarım durmuyor oldu ırmak Yüreğimi derinden vurdu hoyrat Arada rüyama gel can sevdiğim Edemem sana asla yok ihanet Bitti içimde yoktur aşk muhapbet Olsada peri kızı ile vuslat Yapamam rahat uyu gül sevdiğim Taşında yazılıdır bir Fatiha Beyaz tenin deydi yar bak toprağa Götürdüler gömdüler az uzağa Bir metrede olsa zor duy sevdiğim Halil yarda olsa bak oda beşer Nasılda bu can onsuz olur yaşar Yapayalnızım şimdi akıl şaşar Avuturmu hatıran zor sevdiğim İBRAHİMOĞLU HALİL |
http://www.muhammedmustafa.net/resimler/web/roseb.giflere Vurgunum Güllere vurgunum güllere sevdalı, Bana güller derin kırmızı güller verin Kan rengi hüzünlü şehit edalı, Bana güller derin kırmızı güller verin Güller ağlar bana bu derdi güller anlar Bana güllerimi güllerimi verin Gül yüzlü şehadet gülleri derin, Gül kokulu yâre, yâre gönderin Ölsem ölsem yine dirilsem derim, Bana güller derin kırmızı güller verin Güller ağlar bana bu derdi güller anlar Bana güllerimi güllerimi verin Gün olur yaprağı düşer güllerin, Bu can ten evinden çıkar giderim Sevdam güle döner ben de gülerim, Bana güller derin kırmızı güller verin Güller ağlar bana bu derdi güller anlar Bana güllerimi güllerimi verin Söz, Beste Yorum MustafaDemirci |
Farkımız Ben de sıradan biriyim Tıpkı sen gibi Ben de severim Sen sevdiğin gibi Ağlarım ben de Sen ağladığın gibi Ben de güler sen güldüğün gibi Sen seversin sevgi sözlerin uçup gider Sen ağlarsın Gözyaşların kaybolur gider Sen gülersin Gözyaşların seni terkeder Ya ben? Mısralarda coşar sevgim Dizelere hayat verir Gözyaşlarım ve gülüşlerim Sevgin, gözyaşların ve gülüşlerin Acımasızca seni terkeder Benimkilerse vefalı Hep yanımdadır, yazdıklarımdadır... 27.05.1999 Özcan Günergök |
Bu Can Hep Seni İster Seni düşündükçe ağlar gözlerim, Titrer, hiç birşey tutamaz ellerim, Seninle olmak bir tek hayalim, Ben yalnız seni, seni isterim. Hasretim sana, güzel yüzüne, Bakmaya doyum olmaz inci gözüne, Sen süslersin, hep sen girersin düşüme, Senden başkası zaten yok ki gönlümde. Hadi gel aydınlat karanlık dünyamı, Hadi gel gönlüme kur sarayını, Seni istiyorum ben, yalnız seni, Gelde sar, seni seven kalbimin yarasını. Gönlümde sen, düşümde sen, her yerde sen varsın, Şu garibin derdini ne zaman anlarsın, Hayatım zehir oldu panzehiri sensin, Yaralı yüreğimi ne zaman sararsın. Bu yürek öldü seninle can bulacak, Kalbimin yarası sürekli kanayacak, Gönlümde açan gül bir anda kuruyacak, Sen yoksan eğer, bu canda yok olacak. Sen; Bedenimin ruhu, gözlerimin güneşisin. Sen; Gecemin yıldızı, gündüzümün ışığısın. Sen; Gönlümün sultanı, kalbimin sahibisin. Söylesene bana; bu can sensiz neylesin? Fatih Mertaslan |
Yağmur Altında Öpüşmek hava kararmıştı yağmur yağıyordu dudakları sımsıcaktı elleri üşüyordu bir öptüm bir daha öptüm kimseler görmedi öpüştüğümüzü yağmurdan başka iki gözüm çıksın şimdi ne zaman yağmur yağsa utanıyorum... Ümit Yaşar Oğuzcan... |
kuru sıkıydı attıkların hiç acımadı sol yanım hayata ’yandan çarklı’ bakandın sen işlemedin ruhuma ‘yarım’bile kalmadın.. oyunun bir yerinde hiç duymadığın alkışlar eşliğinde kapanırken perde ‘eğildim ‘ben.. ‘yıkıldın’ sen.. zifir bir karanlığın zemherisinde yalnızsın.. acıdım.. zavallısın.. Ayfer Artuç |
Memleketimi Seviyorum Memleketimi seviyorum : Çınarlarında kolan vurdum, hapisanelerinde yattım. Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı memleketimin şarkıları ve tütünü gibi. Memleketim : Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya, kurşun kubbeler ve fabrika bacaları benim o kendi kendinden bile gizleyerek sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir. Memleketim. Memleketim ne kadar geniş : dolaşmakla bitmez, tükenmez gibi geliyor insana. Edirne, İzmir, Ulukışla, Maraş, Trabzon, Erzurum. Erzurum yaylasını yalnız türkülerinden tanıyorum ve güneye pamuk işleyenlere gitmek için Toroslardan bir kerre olsun geçemedim diye utanıyorum. Memleketim : develer, tren, Ford arabaları ve hasta eşekler, kavak söğüt ve kırmızı toprak. Memleketim. Çam ormanlarını, en tatlı suları ve dağ başı göllerini seven alabalık ve onun yarım kiloluğu pulsuz, gümüş derisinde kızıltılarla Bolu'nun Abant gölünde yüzer. Memleketim : Ankara ovasında keçiler : kumral, ipekli, uzun kürklerin pırıldaması. Yağlı, ağır fındığı Giresun'un. Al yanakları mis gibi kokan Amasya elması, zeytin incir kavun ve renk renk salkım salkım üzümler ve sonra karasaban ve sonra kara sığır ve sonra : ileri, güzel, iyi her şeyi hayran bir çocuk sevinciyle kabule hazır, çalışkan, namuslu, yiğit insanlarım yarı aç, yarı tok yarı esir... Nazım Hikmet Ran |
| Saat: 03:36 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık