![]() |
Gözlerinin kahvesinden koy ömrüme, - Kırk yılın hatırına Sen kalayım... |
Gözden Irak olan gönülden Irak olur diyen düz gönüller... siz sevmeyi görmekten ibaret sanmaya devam edin.. |
Fön çektirdim diye 4 gün yıkanmayan kız, havalı bir yemek yese 1 ay lavaboya gitmez her halde :)) :haha::haha: |
hayatıma dokunacak eller lazım ... |
Sadece kalem kırılıncamı biter hayatlar, yoksa Kalp kırılıncamı ? |
Bazen kırdım, çoğu kez kırıIdım; ama ben hiç kimseyi kaybetmedim, sadece zamanı geIince vazgeçmesini biIdim. |
Ömür dediğin üç gündür Dün geldi geçti, yarın meçhuldür O halde ömür dediğin bir gündür O da bu gündür.. |
Gidişim SANA'dır,Dönüşüm SANA, ......AnLasana!!!! Sözümde SENSiN, Özüm de SEN .. Söylediğim SANA'dır, Söyleyemediğim SANA Ateşimde SENSiN , Közüm de SEN .. Yangınım SANA'dır, Yandığım SANA... Yazan da SENSiN , Yazdıran da SEN .. Hikâyem SANA'dır, Şiirim SANA... Ey şiirler yazdığım;"NERDESiN |
Madem halk cahil, bu cahil halktan oy alamayan da net gerizekalıdır o halde. |
İnsanlar ''birini ne kadar mutsuz edebilirim'' diye ellerinden geleni yapıyorlar. Denek olarakta hep beni kullanıyorlar gibi hissediyorum. |
tek hayalim,hayalin olmak |
Amansız mısın yoksa zamansız mı? |
Nekadar anlatırsan anlat... anlatmak istedigin karşindaki kişinin anladigi kadardir... |
Sevmek çok zormuş, sevmemek çok zor, sevilmemek çok zor... Sevdim amma sevildim mi bilemiyorum... |
Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor Onlardan kalbime sevda geçmiyor Ben yordum ruhumu biraz da sen yor Çünkü bence şimdi herkes gibisin Yolunu beklerken daha dün gece Kaçıyorum bugün senden gizlice Kalbime baktım da işte iyice Anladım ki sen de herkes gibisin Büsbütün unuttum seni eminim Maziye karıştı şimdi yeminim Kalbimde senin için yok bile kinim Bence sen de şimdi herkes gibisin |
" Yandı bi' kere ruhum ama günün birinde elbet geçer! " |
Beni ben olmaktan çıkardın ya. Sen de çıkacaksın sen olmaktan.. Biliyor musun, vefasızsın. Artık dayanamıyorum. Gidiyorum. Gün doğumumu, sabahımı alıp gidiyorum. Daha çok yanacaksın. Bil ki gidiyorum ve belki artık dönmeyeceğim. Uyandığında emin ol beni bulamayacaksın. Bir gül yaprağı üzerinde bir çiğ tanesi olmayacağım. Bardağında su… Çayında şeker. Reçelinde vişne, turşunda biber… Gidiyorum. Üstelik en çok sevdiğin şeylerimi de alıp gidiyorum: Tabağında bıraktığın son lokmamı, musluğunda boşa akan suyumu, lambanda boşluğu aydınlatan ışığımı… Benimdi bunlar. Şimdi bildin mi? Sabah kahvaltında zeytin olmayacağım tabağında. Ya da bir maydanozun altında neşeyle sana gülümseyen beyaz peynir. Bir ekmeğin içiyle bandığın kekikli zeytinyağı… Ya da yatmadan önce çocuğuna içirdiğin süt… Artık dayanamıyorum. Vefasızsın. Gidiyorum. Üstelik benim olan her şeyimi alarak, yanarak, kavrularak, ağlayarak, belki en çok ağlatarak. Gidiyorum. Vazona çiçekler koyardın kesip bahçemden. İyi gelirdim renklerimle. Kokumla… İyi gelirdim çam kokulu yada fındık sabunu… Çok şey istedin evet. Hiçbir şey istemedim oysa ben. Çok kirlettin beni. Çok ahımı aldın. Ah etmedimdi sana ama… Ne çok araba… Ne çok beton, ne çok orman yangını, ne çok yok! Bir gün bakmadın yüzüme. Yalan mı? Biliyor musun vefasızsın. Kirlettiğin denizimi artık benden almazsın. Çöp dağlarından kendine gelecek kuramazsın! Plastik kefenlerle toprağın altında yatamazsın! Artık dayanamıyorum. Gidiyorum. En çok kendimi götürüyorum giderken. Güneşimi, ayımı, yıldızlarımı… Hem korkma, sana fabrika bacalarını bırakacağım. Suskun petrol siyahını en çok: Evinde, odanda, içinde… Sana bunları hiç anlatmadım mı? Bir gün giderim demedim mi? Kışım bahara, baharım yaza karışmadı mı? Durup durun en olmadık yerde yağmur yağmadım mı? Ağlamadım mı toprak toprak yarılıp ayaklarının altında? Daha nasıl haber verirdim ki gideceğimi sana? İnatla savaştın benimle. Evler yaptın en çok… Sel olduk yıkmadım mı; ağıt olmadım mı sana; sarmadım mı ayaklarının altındaki yeri zelzele olup, hiç anlamadın mı? Kah içimi boşalttın, kah setler yaptın önüme. Beni bedenin zannettin, hor kullandın. Tedavi olurum mu sence? Kış olur muyum kış gibi? Yaz olur muyum söylesene yaz gibi? Hani şiirler yazdırırdım ya sana sonbaharda? Nisan’da çiçek çiçek hanımeli, petunyalar bir yanda. Masan oldum, penceren, kapın, dolabın, yatağın, çarşafın, havlun… Elini sildiğin kağıt… En çok kendim oldum ben ama sen nerdesin? Vefasızsın biliyor musun? Artık gidiyorum. Bana ait olan her şeyimi alarak gidiyorum üstelik. Uykularından olacaksın. Gecelerinden. Çocuklarından. Kuruyacaksın yavaş yavaş yakıcı rüzgarımdan. Beni ben olmaktan çıkardın ya. Sen de çıkacaksın sen olmaktan. Sen her şeyi bilirdin ya? Hadi şimdi bir çay kaşığı süt yap. Ya da bir parmak bal… Hayır hayır, sen bırak bunları. Zor gelir belki, kıyamam sana. Bir damla su yap. Bir damlacık. Üzerimde demir kanatlarla uçmak kolay… Tekerleklerin üzerinden gitmek bir yerimden bir yerime… Bir damlacık su yap hadi. Beni utandır. Vefasızlığını yüzüne vurmayayım. Seni aklın tanrılaştırıldığı fiberoptik kablolarınla yalnız bırakmayayım. Bir damla su, yap da tüm acılarıma rağmen seninle kalayım. Utanan bir dünya olarak ayaklarının altında sonsuza kadar, dönüp durayım! |
Kaldığın yerden devam etmek diye birşey yoktur. Ya bıraktığın orda değildir, Ya da bıraktığın gibi değildir... |
(C) |
SUSMAK NEDİR? Susmak nedir bilirmisin arkadaş_ Susmak kabullenmek suçu Susmak değildir, bir suç gibi taşınan yükü Susmak Yücelliktir anlatışın Susmak büyüklüktür af edilişin Bazen bir güzelliktir Görünüşün Bazen de bir Aşktır sineye çeşilişin En önemliside Çok şey anlatmaktır susmak Sensizliğinde Gök yüzünde parlayan yıldızlarda Sararken bedeni tertemiz havada Ve geceyi aydınlatan Ay’da Boş Konuş maktansa, Çok şey anlatmaktır susmak Sensizliğinde Dünyaya hükmeden gücün En mahsum Çocuğun Haşeri toy bir gencin Ve ahreti gözleyen yaşlının en dirayetlisi Susandır Sadece konuşuyor desinler diye konuşan değil Bakışlarıyla, suskunluğuyla ve yüreğiyle konuşandır. Susmak bazen Aşktır sineye çekilişin Bazen baş kaldırıdır, bir direnişin Bazende tecrittir, toplumdan dışlayışın Hepsinden de öte Çok şey anlatmaktır susmak Sensizliğinde Susmak sabrın direncidir gönülde öykü Susmak sevdaları kavuşturan bir köprü,Bazen öfkelerin bastırılmasına, dökülen su Bazende kin ve nefrete vurulan gem Susmak bazen haksızlıklar karşısında Korku En önemlisi ise Bilgeler huzurunda erdemliktir susmak Sensizliğinde Söz gümüşse, süküt altındır misali, susmak Çok şey anlatmaktır işte Susmak bazen bir cezadır görmeyen göze, duymayan kulağa Bazen kat etmektir bir yolu, düşmeden ayağa Bazende sineye çekiliştir her şeyi çıkmayan cana Her şeyden öte çok şey anlatmaktır susmak, anlaya bilene |
Çiçek solar ama rayihası, ona dokunanların kalbinde hatıra kalır. |
Sallama çay istiyorum |
Alıntı:
hayvanlarla insanlar beraberce yaşar karada hangi hatun vardır bilme ki sırada iki güzel biri sağımda ötekisi solumda ben kaldım arada (H) |
Alıntı:
|
2016 ve hala bitmedi... (O) |
"En az hakettiğim zaman sev beni, çünkü en çok ihtiyacım olduğu zaman odur." |
Bitmiyor, sadece bazen belki güneşli bir günde veya kalabalık bir gecede geçtiğini sanıyorsun ama geçmiyor esasında. Alışıyorsun zamanla. Asla bitmiyor. |
Forumda eski tarihli mesajları nickleri görünce içimde tuhaf bir duygu uyanır her zaman, sanki o günlere gitmişim, o günlerde ben ne yapıyordum. :) |
AMA GİDİNCE, AMA BİTİNCE, AMA ÖLÜNCE, KISACA ; İDRAK ,İŞ İŞTEN GEÇİNCE... -perlina- |
Selamun Aleykum |
Alıntı:
|
Hata ile yanlış arasındaki fark, vurmak ile yanlışlıkla eli değmek arasındaki fark gibidir .Hata bilmeden ,istemeden yapilan ,yanlıs ise bile isteye yapılan davranıştır.Kapıyı bilmeden unutup kilitlemeden gitmek ve eve hirsiz girmesi hata,bilerek kilitlemeden gitmek ise yanlıştır. Klasik pedagojide bu fark şöyle tanimlanir: Hata bir defaya mahsustur. Ögrenci ikiyle ikiyi carpar altı bulur ama dogrusunun dört oldugunu biliyordur. Sadece sınavda dikkatsizlik yapıp altı bulmustur. Bu yerlesmis bir davranis degildir. Ama ayni ogrenci eger iki kere ikinin alti ettigini dusunuyorsa ve hep boyle yapiyorsa bu yanlistir . Yerlesmis bir davranistir. Ögrenme de bu acidan hatalarin degil yanlislarin duzeltilmesi olarak tanimlanir. Gercek ogrenme kalici bir zihinsel veya fiziksel davranis degisikligiyle sonuclanan surectir. Velhasılı kelâm ; Kalbimin ki hata, senin yaptığın yanlıştı... |
Nabza göre şerbet bitti, içerseniz turşu suyu var. :) |
-Yalnız Kadınların Ve Kedilerin Şarkısı- Çocukluğu köyde geçmiş bir kadınım ben; çocukluktan beri vejetaryenim. Civcivleri, tavukları, horozları arkadaşım biliyorum ve onları yeme düşüncesi bana ürkütücü geliyor. Bu yüzden bir çok kez dayak yedim babamdan; akrabalarım ve köylüler beni kınadılar bir çok kez bu yüzden. Yirmi yaşına yeni girmiştim ve kasabaya taşınmıştık. Yemekleri ben yapıyordum evde; kıymasız ve etsiz yemekleri elbette! Yılbaşı akşamıydı, babam et getirmişti. Annem, “ben pişiririm” dediğinde, babam, “hayır, kız pişirecek!” dedi. Babam, bana “kızım” demezdi hiç, ismimi de söylemezdi. “Kız”`dım ben… Babama eti pişirmeyeceğimi söyledim. “Köyde beni madara ettiğin yetmedi, burada da ne kadar kedi köpek varsa topluyorsun başına, rezil oluyorum herkese!” diye bağırdı. Sonrasını hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde hastanedeydim ve iki hafta kadar ilçedeki hastanede yattım. Soranlara, “kız bunalıma girmiş, kendini yerden yere atmış” dendi benim için… Taburcu olduğumun ertesi günü kasabadaki kasap dükkanında işe başladım…Babam, bana bir ay sürecek bir ceza verdiğini söyledi. Ses etmedim… Hâlâ ağrısı geçmemişti kollarımın, bacaklarımın ve sırtımın. Et doğramak, tartmak, paketleyip müşteriye vermekti görevim. Öğle yemeklerinde yarım ekmek tavuk döner yedim kasap tarafından ısmarlanan. Kedilere ve köpeklere yemek vermemi, hatta onlara yaklaşmamı bile yasakladı bana babam. Kızını yola getirmiş baba imajı çok gururlandırmıştı onu. Evde kıymalı ve etli hiçbir yemek yapmıyordum, ama bu durumu dert etmiyordu artık; çok mutluydu. Ellerim titriyordu et doğarken dükkanda; ekmek arası tavuk döneri yerken gözlerim yaşarıyordu. Kasap, bana bakıp gülüyordu; müşteriler kendilerince akıl veriyor, babam, arada bir dükkana gelip kasapla konuşuyor, “bu kız böyle giderse kurban da keser!” diyordu kahkaha atarak. Bir aylık ceza dolmak üzereyken, yirmi dokuzuncu günün gecesinde ilçeye, oradan da otostopla şehre indim. Şehre uzak bir park içinde yer alan umumi bir tuvalette çalıştım ilk. Kasaptaki günlerimi saymazsak, bir daha et yemedim. Altı yıl oldu kasabadan ayrılalı. Şimdi bir metropolde yaşıyorum ve hayvan barınağında görev yapıyorum. Evim yoksa da bir barakam var; dört kedimle beraber barakada ikamet ediyorum. Annemi ve kardeşlerimi özlediğim oluyor; annemle yoğurduğum tarhana kokusunu duyumsuyorum bazen… Ben, hayvanları can belledim; bir kuzuya bakınca et görmedim, can gördüm. Babam anlamadı beni; köylüler, kasabadakiler, buradakiler, hiçbiri anlamadı… Barınakta benden başka çalışanlar da var; kedileri ve köpekleri seviyorlar, ama yemeklerde et yiyorlar, kurban bayramında kuzuları boğazlayarak ibadet ettiklerinden eminler ve vejetaryen olduğum için benimle dalga geçmekteler… Kendimi en yakın hissettiğim hayvan kirpidir. Kirpi dostlarım da oldu; bir kirpiye bakınca çok duygulanıyorum… Deli olduğum varsayımıyla insanlar uzak duruyor benden… Olsun, köpeklerce sevilmek mutlu ediyor beni… Bir idealim var benim; kendimi hayvanlara adamak… Kendimi hayvanlara adadım; tavuklara, kuzulara, kedilere, kirpilere… Evet, bir barakada yaşıyorum. Televizyon almadım ,ama kitaplarım ve kitap ayracım var mesela. Giyinmeyi kuşanmayı bilmiyorum, makyaj yapmıyorum ve kedilerimle şarkılar söylüyorum; bazen kendimize söylüyoruz şarkıları, bazen ağaçlara, bazen insanlara… Hiçbir alışveriş mağazasına girmedim ömrüm boyunca; merak da etmedim içinde neler olduğunu. Ruj, oje, rimel; hiçbir makyaj malzemesi kullanmadım şimdiye kadar. Hâlâ ayağım hafif aksıyor yürürken; babamı affetmeyeceğim… Bir yolum var kendime ait; kendi yolumda gidiyorum. Gece yarıları votka içtiğim oluyor ve kedilerimle, hayvan dostlarımla, doğayla iç içe olmak yetiyor bana. Kadınım, kirpiyim ve can`ım ben; şimdi kedilerimle beraber bir şarkı söyleyeceğim size… Yalnız kadınların ve kedilerin şarkısıdır bu Gece yarıları votka içen kadınların Flüt çalınan ve kitap okunan kedilerin şarkısıdır Bizi anlamıyor olabilirsiniz Doğrusu biz de sizi anlamıyoruz Sizi incittik mi bir kez olsun Lütfen siz de bizi incitmeyiniz… -Ergür Altan– |
-İçine dön, yalnız dışınla meşgul olma. Çünkü sen cisminle değil, ruhunla insansın." |
Hayatımda neleri değiştirdim diye merak ediyorsan söyleyeyim, sevdiklerimi değiştirdim. (H) |
Çünkü ben; solumu sevdiklerime, yolumu ise Allaha bıraktım. İnanıyorum ki Rabbim bana, bu sabırlarımın karşılığı olarak, en hayırlısını verecek. |
DGS hazırlanan arkadaşlar veya girmiş arkadaşlar tecrübelerini aktarabilir mi :D |
| Saat: 20:28 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık