![]() |
SENİ SEVİYORUM Sevmek; bakmak değil görmekse eğer, sevmek; yanındayken başını omuzuna koyabilmekse eğer, sevmek; yanındayken yalnızlığı unutmaksa eğer, SENİ SEVİYORUM. Sevmek; senle iken yere daha sağlam basabilmekse eğer, sevmek; yokluğunda seninleymiş gibi hissetmekse eğer, sevmek; hayallerine senide sokabilmekse eğer, SENİ SEVİYORUM. Sevmek; yatağa uzandığında, seni düşlemekse eğer sevmek;sen üşüdüğünde gölgemle seni ısıtmaksa eğer, sevmek; sevdiğini çığlık çığlığa söylemekse eğer, SENİ SEVİYORUM. Sevmek; el ele tutuştuğunda kalbinde bişeylerin kopmasıysa eğer, sevmek; gözgöze geldiğin de hiç kıpırdamadan bakabilmekse eğer, sevmek; kalbini kalbinde hissetmekse eğer, SENİ SEVİYORUM Yazar bilinmiyor ? |
http://www.yazgulu.com/karisik/benseni.jpg Ben seni severken Sen yanımda yoktun ki! Ben seni özlerken Sen bilmiyordun ki! Ben seni sensiz sevdim... Sen yokken bakışların vardı Beynime kazınmış Nereye baksam oradaydılar, Ben seni sensiz sevdim.. Göremesem de, rüyamdaydın, Sevmesen de, kalbimin derinliklerindeydin Ve kimse seni oradan çıkaramayacak. Sen bile! Ben seni sensiz sevdim... Sen olmasan da, hayalin vardı, Sen olmasan da, şarkılar vardı; Seni hatırlatan... Sen olmasan da, her dakika aklımdaydın. Ben seni sensiz sevdim... Sen olmasan da,yıldızlar vardı, Sen olmasan da,bulutlar vardı, Sen olmasan da,günbatımları vardı, Sen olmasan da,denizler vardı... Ben seni sensiz sevdim... Aslında sen hep vardın, Aynı şehirde,aynı sokakta, “Ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum”ama; Ben seni sensiz sevdim... Ne olurdu sende beni sevseydin? Ne olurdu bu kadar gözyaşı dökmeseydim? Ama inanıyorum ki sen uyandıracaksın beni, Hani kıyamet koptuğunda... Ben seni sensiz sevdim... Neden sevdim bilmiyorum ama çok sevdim!!! M.Ahsen SAKAREİSOĞLU Seni görüyorum düşlerimde Seni görüyorum düşlerimde Yanımdasın; Ellerini tutuyorum sımsıkı Gözlerine bakıyorum sıcacık İçim ısınıyor senin yanında Sanki kuşlar bizim için şarkı söylüyor Dansediyorlar etrafımızda Başımı omuzuna dayıyorum; Sarhoş olmuş gibiyim Başım dönüyor Bulutların üzerinden izliyorum dünyayı Seninle dünya o kadar güzel görünüyor ki gözüme İnanamıyorum... Hiç uyanmak istemiyorum Bu büyünün bozulmasından korkuyorum belki Masmavi bir deniz uzanıyor önümüzde Yanımda sen varsın düşlerimde Soğuk, boş ve karanlık bir odada uyanıyorum sonra Bakıyorum ama yoksun Kalbim kanıyor Canım çok yanıyor Hasretin altın saplı hançer olmuş Saplanmış yüreğime ölüyorum.... Başım dönüyor aşkım Gözlerim kararıyor Zaten sensiz karanlık değil miydi? Nefes alamıyorum aşkım Sensiz hiç nefes almadım ki Hasretin öldürüyor beni Çok canım yanıyor bir tanem Kalbimi söküp atmak istiyorum Bu acı dinsin diye Onda da sen varsın yapamıyorum Ruhumda, bedenimde,yürüdüğüm yolda, Gördüğüm her şeyde Duyduğum her sözde sen varsın Düşüyorum birtanem Artık sensizliğe dayanamıyorum Avutmuyor hayalin Sıcaklığın olmayınca Üşüyorum,ölüyorum... Yeşim Erdoğdu Bazen Sana Bazen De Kendime Kızıyorum Bazen kalbime kızıyorum Seni neden sevdi diye Bazen sana kızıyorum Beni neden sevmedin diye Bazen sana bazen de kendime kızıyorum Bazen senin sevgini Bağrıma basarım Bazen de senin sevgini bastığım bağrıma Senin sevginden yandığı için Bağrımı söndürecek bir damla su ararım Bazen sana bazen de kendime kızıyorum Bazen gündüzü beklerim Gülmek için yaşamak için Belki de karanlıktan korktuğum için Bazen de geceyi beklerim Ona içimi dökmek için Hıçkıra hıçkıra ağlamak için Bazen sana bazen de kendime kızıyorum Bazen kalbime vururum Seni neden sevdi diye Söküp atmak isterim Bazen de söküp atmaya çalıştığım Kalbimi senin aşkından sakınırım Bazen sana bazen de kendime kızıyorum Ama her defasında Senin aşkın kalbime sızar Laf dinlemez ki kalbim Bazen sana bazen de kendime kızıyorum |
OLMAYACAKSAM SENİN Olmayacaksam senin, açmayacaksam vuruşlarına kapımı, haramsa nefesin nefesime Toprak helaldir bedenime!!Aşkın didaktik maddeleri olamıyor işte, koyamıyorsun sınırları, cümlelerin yapman gerekenlerle kurulamıyor.. Onlarda tıpkı benim gibi yarım yamalak gözlerin önünde.. İnzivalara gebe yarınlar biriktiriyorum sana, korkağın tekiyim geçemiyorum ki karşına.. Diyemiyorum, “can’ımsın, seninim gel!!” diye.. Anlatmıyor mu duruşum..Bu kadar mı aciz bakışlarım..Bu kadar mı küçücüğüm karşında.. Kallavi hayalperestliklerim, adına yakılmış düşler arşivimde saklı.. Ben sana ait olsam ne çıkar, sen başkasının olduktan sonra.. başkasına bakıp, başkasına dokunduktan sonra… Başkasına yanıp başkasına emanet etmişken kalbini, biçareliğimi nasıl atarım küçücük bedenim üzerinden… Taksiratım affedilir mi mahşerde.. Ben canıma değil “sevdama” kıymaya gidiyorum.. “Sevdam” sevdama kıyacak kadar büyük çünkü!! Çünkü sen böylesi “sevdamı” göremeyecek kadar “sevdalısın” sevdalına.. Dar geliyor sokaklar, kaldırımlar kaçırmıyor beni senden.. Lambalar aydınlatmıyor uzaklarımı..Ayaklarım kaçak ve militan sesler çıkarırken, gece her adımda bağıra bağıra usanmadan yazarken seni içime, ve yıldızlar bile anlayamıyorken sebeb-i terk-i diyarı, bir tek sana ait olanlar ilişemiyor, taş koyamıyor sessiz yolculuğuma.. Çünkü sana ait olan her şey o’nun.. Geçipte karşıma, o’na sahip bakışını yerleştirirsen gözlerim önüne, ölüme giden bir yaşanmışlık bile bırakmazsın zaten kefenime.. Herşeyi ardıma koydum.. Ve almadım düşlerimi de yanıma, rastlarsın zamanı silik bir mekanda.. Gidiyorum.. O’na sen, sana ben, bana sevda ve sevdama ölüm kala… DEV mehmet |
http://www.resimload.com/070610/BeS_geriyekalanqh7.gif Biliyor musun bilmiyorum ama Ben seni sensiz sevdim Bana bakarken Gözlerinle anlatmaya çalıştığın Sevgisiz sevgiyi görmeyi sevdim Ama ne care Canımın içi söyleyemedim.. Hani an gelir de yerinde duramaz ya insan Ansizin beni hatirlamani sevdim Sana belli etmesem de bildigimi Bana zorla gülümsemeni izlemeyi, beklemeyi sevdim, Ama ne care Canımın içi söyleyemedim... Yagmur yagarken bazen, gökyüzüne bakıp Beni düsündügünü düsünmeyi sevdim, Aci verse de bana seni zorlayışım, Belki seversin diye umut etmeyi sevdim, Ama söyleyemedim. Hani bir anımız vardı seninle sana ilk Canımın içi deyisim? O an senin hic birseyin olmadigimi bile bile Bir gün gelip de herseyin olabilmeyi sevdim, Sen görmezken icimden akan Gözyaslari Ben onlari sen görmeden silebilmeyi sevdim Ama ne çare Canımın içi söyleyemedim... Gün gelip de bitti ya askimiz, Senin ona 'AŞKIMIZ' demeyecegini bile bile Allaha Ellerimi acip diyebilecegini dilemeyi sevdim Aslinda ben seni degil Hep beni sevebilme ihtimalini sevdim Ama Canımın içi söyleyemedim... Senin Haberin olmadan bu Siiri yazmayi Hic okuyamayacagini bile bile aglamayi İcimde bitecegine her an büyüyen askini sevdim. Evet Canımın içi ben seni sensiz sevdim. Ama sana söyleyemedim ..... |
Çelişki Bir anım,bir anıma kin ile bakar Vuslatın içinde ben'i ararken İtizalin zehri ruhumu yakar İksir diye sunulan meyi içerken Mehet Baki Arık |
http://img180.imageshack.us/img180/1244/bolhinhasmocadormirma8qn5.jpg Bakakalırsın geçip giden o deli saniyelere Gidenlerin ardından bakakalırsın Bir hüzün konar kirpiklerine Ordanda yüreğinin kuytularına akar Sen bilmezsin sensizlik ah nasıl yakar Kor ateşi elde tutmak kadar... Ve ben bakakalırım senin ardından Senin geçtiğin yollara yarenlik yaparım Seni düşünürüm sadece seni yaşarım Ve bu kahrolası yokluğumda seni ararım. Sen misin boşluğun içinde, Yoksa boşluk mu senin içinde... Unutma gece perisi Her gece yarısı göğsünün üstüne çökeceğim Gözlerini her kapattığında beni göreceksin Bir gece ansızın geleceğim yanına Ellerini ellerime alıp, gözlerimi kapatıp Seni öpeceğim Sen her gece sol yanını boş tut Belli olmaz ne zaman geleceğim Belki kıyılara çarparım hırçın dalgalar gibi... Belki bir güvercin olur omuzuna konarım Belki bir yağmur damlası Belki de bir rüzgar Her ne olursam olayım pencereni tıklayacağım Bir kitaptayız seninle Bir sayfasında sen, diğer sayfasında ben varım Bir rüzgar esecek sert mi sert Ve kitap kapanacak... Kapat gözlerini ben geliyorum.....! |
|
O Bir Hevesti Sanmayın nefsime uyar giderim. Ölünce Rabbime sonra ne derim. Aklıma gelince artar kederim. Kusura bakmayın o bir hevesti. Nefsi emmarede delice esti. Yalancı aşığı dostum sanmıştım. Uyup yalanına biraz kanmıştım. Gerçeği ne yazık ki, az anmıştım. Sakın dert etmeyin, o bir hevesti. Ezdim ayağımla, o bir nefisti. Dünya gözüme şirin görünmüştü. Şehvet, şöhret şekline bürünmüştü. Köpek olup karşımda sürünmüştü. Lütfen üzülmeyin o bir hevesti. Kendime gelince final enfesti. Şükürler olsun heves kısa sürdü. Aklım ve iradem ipini dürdü. Sanki bir iki kez alınan kürdü. Dostlar gam etmeyin, o bir hevesti. Günah oldu, kırıldı taşta testi. Verdim nefsime en büyük cezayı, Ucuz atlattık, belalı kazayı, Rabbe teslim ettim, bütün azayı, Asla beklemeyin, o bir hevesti. Mevla’m günahımı kökünden kesti. |
Tut Elimden Dertlerin en büyüğü, Yaraların en sızılısı, Bir yanımda yaradan öbür yanımda canan, Sırat köprüsünden geçemiyorum mevlam Ne ileri ne geri İki dünya arasında kalmışım Oysa ben Leylamı ararken buldum seni Ama yinede ruhuma ulaşamıyorum Tut elimden mevlam, Tut ve kurtar beni... Kadriye Demir |
Hic yasamamiscasina, hic sevmemiscesine Unutursun o gunlerimizi, gecelerimizi O gunlerce gecelerce sevismelerimizi Her seyi evet her seyi unutabilirsin Hatta butun yazdiklarimi satir satir Kalirsa, icinde bir derin sizi kalir Ümit Yaşar Oğuzcan |
Çok yakınımdasın aslında, Ama bir o kadarda uzak. Görüyorum,duyuyorum Ama asla dokunamıyorum. Seviyorum söyleyemiyorum. Gözlerine bile hasretim. Dönsem,görücem,bakıcam Belki doyacağım o güzelliğine Ama dönemiyorum. Bir adım kadar yakın Yıldızlar kadar uzak olan Seni,yalnızca seni sevip, bekliyorum.... alıntı |
NE DURGUN SULAR GÖRDÜK BİZ Ne durgun sular gördük biz süt liman… Ne girdaplar… Laciverdini iyi biliriz gecelerin Gümüs ipliklerini dokuyup Ne şallar sardık bedenimize yakamozlardan Ne duvarlar ördük biz yasaklardan Ne gedikler… Kırmızısını iyi biliriz acıların Ebruli ibrişimlerinden çile çile Ne tuzaklar kurduk kendimize ayrılıklardan… Ne fırtınalar gördük biz toz duman, Ne imbatlar, Grisini iyi biliriz kopup gitmelerin Esip küllerini her gece Ne ateşler yaktık eski sevdalardan… Ne düşmeler gördük biz doruklardan Ne sürgünler Siyahını iyi biliriz tükenmelerin Alıp başka yüreklerden kendimizi Ne yıllar yaşadık çalınmış hayatlardan… Ne sevmeler gördük biz imkansızlardan Nasıl kıskanmalar İyi bilir bizi gök yakutlar Safir yıldızlar Kenarı hasret oyalı yazmalar Ne sarhoşluklar yazdık o kavuşmayan yollardan… Ne durgun sular gördük biz süt liman Ne denizler patladı yüreğimizde Ne gemiler yaktık Ne fırtınalar kopardık itiraf edilmeyen sevdalardan… CEYDA GÖRK |
Geçici Ayrılık Benimkisi Geçici ayrılık benimkisi, İlk yaz çiçeğine gebeyim. Ağıtlar yakma adıma, Ben ölmedim ölmeyeceğim. Kinle, nefretle anma adımı, Seni sevdim hep seveceğim. Geçici ayrılık benimkisi, Güz yağmurları dinince geleceğim. Goncalar açınca döneceğim. Geçici ayrılık benimkisi. Ali Serttaş |
benden sonra ……………………………… şakıyan kırlangıçların olacak serseri uçuşlar… kuytu bir saçak altı dinlenişlerin özlemi… o, ilk seviştiğin gecenin az sonrasında duyacaksın hayatındaki en soğuk boşluğu ve hatta kelimelerce çoğalacak, ağlayamayacaksın… neden sonra, o saçakların olmadığını anlayacak, işte o zaman ağlayacaksın…. …………………………… yani… benden sonra… hasan esat heptunalı |
seni bukadar sevmek, günahımmış benim. çile denizi almış beni içine, götürmüş sevgilimi de. olmuyor yaşanılmıyor sensiz, bu gecelerde. kalbim sen de biliyorsun yaşanılmıyor kalpsizde. ağlıyorsun biliyorum anlamadığımı sanma. uzakta olsan da hissediyorum seni, ah sevdiğim, diğer yarın bende değil mi. ağlama birtanem, benim gözyaşlarım yetmiyor mu sana. sensizliği ve sessizliği biriktirdiğim bu geceler de kaldım yalnız aşkımla. aklım hep sen de duygularım coştu yine sevdamla. sen ve ben adak olsakta bu hayata, bitmeyecek bu aşk yanacak hep meşale gibi sonsuzlukta. yayı kopmuş kırık keman gibiyiz ikimiz de. şarkımızda çalmıyor artık. özlemler yakıyor yüreğimizi, ayrılık oyun oynuyor yine bizlere. bu zor günler geçer mi söyle. sana aşık olmak zormuş çok zor. bitmeyen bir senfoni gibi.. inadına seveceğim seni, bu aşk, bitiremeyecek beni. nerde ellerin nerde o güzel gözlerin, bedenimi titreten sesin nerde. bir bedel ödüyorum sensizliğimle, beni yakan hasretinle. birgün gelir bereber olursak bebeğim, hasret biter özlem bize hiç uğramazsa, aşk yine yaksın bizi, alıştım nasıl olsa yanmaya. sen benimle, sevgimiz içimizde, susuzluğumuz dudaklarımızda dindiğinde, ve işte o gün geldiğinde, hayatta tatmadığın bir aşkı tadacaksın kollarımda. ve yine yanacak yüreğim defalarca aşkınla. menekşe gülay |
Aniden Bir gece aniden çıkar gelirsem Hoş geldin diye sarılır mısın? Kapını çalmadan usulca girsem Uyurken öpersem darılır mısın? Ötsem odanda bülbüller gibi Okşasam saçını aşıklar gibi Dudaklarından öpmek istesem Açık gözlerini kapatır mısın? Gölge gibi uzaklaşıp gitsem Gitme diye sarılır mısın? Çok uzaklarda ölsem Gelip te mezarımda ağlar mısın? |
Erguvan… Ey tahayyülümde ki Güzelliğin Sahibi bulunan Erguvan, Haklısınız sizden gün içinde Gelmeyen bir selam, Yüreğimi karartan kaygımdır. Nasıl olsa Kaygı ve kuşkulardan Beri oldunuz. Sizi korkutacak veya Manasız bir taleple Ağlatacak gayretlerin Bühtanını yaşayan Bir zavallı olmadığımı Anlamışınızdır. Ama siz benim için Arzı mekânda aranan Bir papatyasınız. Bembeyazsınız, Yeşil çimenlere Anlam katansınız. Bu bakımdan Acıda olsa bir karar aldım. Siz selam vermedikçe Ben sessiz kalacaktım. Mazinizde ki silinmez izleri Hatırlatmamak için. Ancak sizin için Böyle bir fedakârlığa Katlanmalıydım. Siz gün içinde Merhabalar dediniz. Bu bir anlamda, sizi Dinlemeye hazırım demektir. Teşekkür ediyorum, Bizden de sana Canı gönülden merhabalar Diyerek selamlıyorum. Sizin her zaman bir Merhabanızı bekleyeceğim. Mustafa Cilasun |
Yaprak oluyorum , dökülüyorum sonbaharda yürüdüğün yollara ezip geçtikçe kırılıyorum unufak G Ö R M Ü Y O R S U N.. kar oluyorum , eriyorum pınarlarına karışıyorum birikiyorum , su oluyorum İ Ç M İ Y O R S U N.. yağmur oluyorum sokaklarına yağıyorum damla damla seni bekliyorum Y İ N E Y O K S U N |
Gam-zede aşk üşümesi alaturka kalabalığında kuytuların kocamış eleğinde az an tortusu birazdan ilişir yakama küfür kelaman kendine tövbeli yalnızlığım zaman geçer içimden aşk boyu iki göz vaktin arasında kahırla uzar eni dar birsam geceye beşik kuran yıldızlara lacivert delil düşler desen kal yakınlığından bihaber üzünç akıntısı derinsu gözlerim ağışır bakır çalığı Ay'a kakavan dokusuyla palazlanır efkâr saçlarımda kalır ellerim sıtmalı özlemi sebil yar ya kumrusundur, ya zümrüdüanka ciğerimde büyüyen soluk yüreğimle yazdığım şiirlerde gök-ten toprağa beyaz su zambağı kokun hangi yastıkta bahar dolusu hangi sarışın esrik ılık vakitlere sevişen bakire zencefil dilin sesimin kıymıklarıdır şimdi arnavut kaldırımlarına darmadağınık düşen omurgasından kırık bedenim yapayalnız bir ünlem gibi nüvesinde karadul gölgem hayaller arası ip cambazı oy! ayrılık... oyy! hasret alazında zemheri... ilişir birazdan yakama yokluğunun boyutsuz bozgunu aşkın su yolu buz ey! yar gel güneşe çıkar üşümemi Sevinç YILDIZ |
Şafakta Ayrılık-1 sahile hüzün vurmuş vurgun yemiş mecnun leylesinin gözlerinde şafakta ayrılık gözlerinde sürgün var bana yazılmış sürgünler yokolası ayrılık; an be an yokolan gençliğimiz, ufukta bir noktacıktan ibaret.. şafakta ayrılık gözlerimde sen varsın şafakta ayrılık ayrılıkta unutamamalar var... ben yazsaydım eğer yazgımı önce seni silerdim seni, herşeyini gözlerimdeki gözlerini yüreğimdeki yüreğini anlamsızlığındaki anlamını yazgımı yazmak elimde olsa silerdim seni ve çeker giderdim şafakta ayrılık rüyamda çığlıklar var ağlayışlar, yakarışlar sitemler var.. yokoluşlar sonra sonra güneşi sonra yıldızları sonra martıları, sonra günbatımını sonra denizi sonra menekşelerin, sonra seni seviyorumları kaybetmeler var... Ömer Seydi Ekinci . |
ÇIĞLIK Çekik gözlü, sarı insanların doyasıya yaşanmamış hayatların anısına... Anne, ben aşık oldum. Suki’nin ellerinden tutup O’nu dağlara çıkarmak, Kırlangıç Tepesinden O’na Sekiya toplamak istiyorum. O’na martıları, denizi anlatmak... Anne, ben deniz gördüm değil mi? Anne yine başladılar Bu sesler beni çıldırtıyor. Anne... Anne neredesin? Bu sesler, bu çığlıklar... Anne ne olur söyle sussunlar. Gel kaçır beni buradan tahta atım. Tahta atım neredesin? Kırlangıç Tepesi... Anne, Suki neredesin? Masa , bardak, sandık... Sesim, gözyaşlarım neredesiniz? Tanrım neydi o?... Sanki bir bıçak kesti İçinde hiçbir şey olmayan dünyamı? Yono... Yono olmasın bu? Hamileydi neredeyse doğuracaktı. Kocası John, “Sağ doğarsa adını Sevgi koyacağım” diyordu. John... şimdi üzgündür, ağlıyordur belki de Bu... evet...evet bir çocuk ağlaması Ölmemiş, Sevgi ölmemiş, yaşıyor. Sesler ve çığlıklar artıyor, Artık birbirlerinden ayırdedemiyorum. Sus bomba... yalvarırım sus Arkadaşlarımın, annemin Sesini duymak istiyorum. Anne neredesin... Dinle, bak herşey sustu. Seni duyabilirim artık. Söyle onlara herşeyi yeniden başlatsınlar, Bu kara Pazar hiç yaşanmamış olsun, Anne ne olur geri dön artık... Kurabiyeleri ben aşırmıştım, Özür dilerim Bir daha seni hiç üzmeyeceğim Ne olur geri dön artık. İsmail GÖKÇEL |
Damla Damla damla akıyorsun gözlerimden Düşünüyorum seni, Günde 25 saat haftada 8 gün Ve bir gün yine başladı ve küstüm kendimle Günlerdir bekliyorum, Gelsen de bizi barıştırsan Ve akşam oldu hala yazıyorum.. suyun damla damla akışı gibi, 1961 ortasındaki Küba sabahı gibi huzur veriyorsun ama; Bir yandan da; Çürütüyorsun Suyun ahşabı çürüttüğü gibi… Nasıl anlatsam; Bir yarayı kaşımak gibi Acıyor ama bir tadı da var.. Sanki aşk gibi.. Yok değil.. Salih Akkaş |
sesimi mi unuttum bir köşede hani bana en muhteşem baktığın anda yoksa sen mi yoktun da ben kaldım çığlıklarımın ayazının yakıcılığında duymadın mı sağır mı oldu yüreğin görmedin mi kör mü oldu nefesin sordum çok mu gördün bir buselik sevgini al şimdi gardını geç karşıma çektim kınından yüreğimi sen de çek hadi aman allahım bu mu hiç yeltenme bence bu düelloya kaç karşımdan dört nala... aslı demirel |
Anısı Biz Olalım Bu Sokakların Anısı biz olalım bu sokakların öpüşmediğimiz tek saçak altı hiçbir otobüs durağı kalmasın Biz yürüyelim kent güzelleşsin gürültüsüz sözcükler bulalım yeni sevinçlere benzeyen Biz gelince bir yağmur başlar yüzün çizilir buğulanan camlara bir uzun karatma biter akasyalar köpürür birdenbire ve her avluda adınla anılan çiçekler sulanır akşamüstleri Bir arkadaş evinde uğrarız yolüstü bir fincan kahve içeriz, ısıtır bizi başını sessizce omzuma koyarsın gülüreyhan olur soluğun Biz kalırız kuşlar dönüp gelir her balkonda bir menekşe sesi Belki yeniden güzelleştiririz adları değiştirilen parkları perdeleri hiç açılmayan evlerde ışıklar yanar çocuk sesleri duyulur tanıdık sevinçlerle dolar yeniden kendi sesini kemiren alanlar Anısı biz olalım bu sokakların ve hiç durmadan yağmur yağsın Biz gürültüsüz sözcükler bulalım sarmaşıklar fısıldaşsın yine Gidersek birlikte gideriz yeni sevinçler buluruz hüzne benzeyen |
Aşk Sevda nedir diye sorsalar bana Ya dert derim yada çok acı derim Sevda aşka dönüp karışsa kana Çaresiz ölümün ilacı derim Sevdaya kapılan aşka dönermiş Çok seven dostuna sevgi önermiş Tek yönlü aşık da umut sönermiş İşte ben bu aşka çok acı derim Sevgi yüreklerde sağlar barışı Sende sev de sürdür gel bu yarışı Sevgiyle tamamla sona varışı Sevgi yarışına baş tacı derim Sevgiden sevdaya giden bu yolda Sakın aşka düşme dinle sen ol da Bir elin yağdaymış bir elin balda Aşka düşenlere kiracı derim Semahi sevdayla sarhoş dolaşır Feryadı yürekten arşa ulaşır Sevgiyi mahveder meye bulaşır Artık aşık değil şıracı derim Erol Duran |
Yitirilmiş ne varsa Çirkin çiçeklerle dolu katil bahçelerinde dolaştım, Dalgındım, Bıçak sırtı yaşamalarım, penceresizliğim Ve öksüz düşlerim vardı ceplerimde, Uğultusuzluğumu özlemiştim, Hala bir ceylan ağlıyordu içimde, hiç yoktan vurulan.. Senin şehirlerin uyurken, Benim gözlerimi bıçakladılar. Kör bir balıkçıyım şimdi, Denizlere sarılıyorum Hiç görmediğim vapurlara el sallıyorum Rüyalarım da yaşlanmıyor Kaybolan eylül gemilerimi, Sonbahar sesiyle çağırsam gelir mi? Ah vurulası yüreğim Süpüremedin kapından yalnızlığı Örselenmiş paslı yüreğim Ellerim yumuk orman karanlıkları omuzlarımda Ve ardından ağlayan ezgisiz türkülerdi gözlerim Senin gözlerinin pusuna saklanıp Senden kalan bu yıkıntılar arsında Bizi büyüten ellerini aradım, Öpülesi ellerini Susuşlara prangalı dil Kanlı düşler kuyusunda Ölüm çığlıkları atabilir Gözyaşı göllerinde durulanmalar vaktinden geliyorum Sonunu hep unuttuğum Dilsiz şarkılarım vardı inleten Şimdi o şarkılar beni unuttu Yıkık kentler konuşmaz bilirim Cam kırıkları ve kırık dallar var İncinen yüreğimin yaralarında Ve bilir misin? Güller hiç uyanmaz bu vadide Gözlerin düşer aklıma An gelir şavkın vurur yüzüme O zaman vakit ölüm olur dudağımda Kaçsam yakama yapışır gözlerin Yılları ve yolları Ödünç aldım Yastığımdaki çukura dolan korkulu geceden Düş düşkünü çocukluğumu çalmış namlı sevdalılar Üstüne üstlük sensizim Yani gölgesiz dolaşıyorum Artık intiharlarda öldürmez beni Yüreğimde konaklayan hüzünler Senden gelir Al dün gece seninle yoğurdum bu şiiri Ekmek buğusu mübarekliğinde Sıcacık Nasıl olsa sana çıkmayan yol yok Kaybolabilirim kuytularda Dalıp dalıp giderim başka diyarlara Bir gün dönmeyiveririm Ama sen Yine de biriktir gözyaşlarını Belki bir gün Tutuşturur seni bensizlik Belki bir gün Sende beni ağlarsın Hoyratım benim Şafaklar düşmüş alnına Kırlangıçlar uçmuş koynuna Bak Hala aynı şarkıda irkiliyoruz Bu aşkın adresi dursun sende, Kelepçeli kuşlar Yuva karmadan gözlerimize, Belki geri döneriz Ve geri veririz birbirimize Yitirilmiş ne varsa Kahraman TAZEOĞLU |
Barış Nedir Sevgilim barış nedir sevgilim biliyor musun bir köprü müdür üstüne gölgeler düşünce çöken halka açılamadan batan bir şirket iki savaş arasında verilen çay molası mıdır barış yoksa hurdacıya söylediği son sözler mi bisikleti vurulan bir çocuğun söyle sevgilim Einstein'ın Roosevelt'e yazdığı mektup mudur barış Lozan'dan gelen telefon mu Mustafa Kemal'e çöplerini bilimin süpürdüğü bir sokak mıdır barış yoksa söyle sevgilimde ki tünediği balkon uçuruma düşen yavru bir kuştur barış saatçiyi hapse attıkları için kurulamayan bir meydan saati ayağımızdaki paslı çiviyi bacağımızı keserek çıkaran bir melekde ki aptalların türküsü oyuna getirilenlerin ülküsüdür barış dişleri sökülmüş Asya kaplanıdır kapitalizmin sirkinde ki sevgilim içine bayat pil konmuş el feneridir barış fosforlu izleridir bayrakların üzerinde gezen salyangozların barış düşsel beyaz buluttur bir kaleye çarpıp dağılan kör bir toplumun tehdit dolu yazılarla kirlettiği bir defterdir barış kendinde bulamayıp başkalarında aradığıdır insanın barış halkının üzerine devrilen bir devlettir zor dönemeçlerde açılmadığı için posta kutusunda ölen bir mektuptur barış patlayıp seyircileri öldüren bir futbol topudur son dakikada bunların hiçbiri hiçbiri değilse barış söyle sevgilim savaşın düş kurduğu yerlerde hangi yüzsüzün uydurduğu bi' sözcük türşu dillerden düşmeyen barış Akgün Akova |
EN YAR bu kadar yer etmezdi belki içime yokluğun böyle derinden vurmazdım sanki kendimi... kim bilir... yıkılmazdım ya da sarhoş gecelerin üstüne yenik düşmezdim şarapçı gönlüme ey en yar... a benim vuslatı haram kılanım... ey! gözyaşıma çaktığım çivi... ne kadar paslıymış sevdan... Gökhan CENGİZ |
Deniz Bir denize benzer hayatımız , Bazen tek düze, bazen kızgın Ama hep umut dolu değil midir deniz? Balıkçıların ve balıkların umudu, Özgürlüğün simgesi Deniz sırlarla doludur Gizemli ve çekici Ve bir o kadar da ölümcül Neden hep denizin ardını çekici buluruz Ve neden hep orada güzel bir hayat olduğunu düşünüp avunuruz, Deniz ölümcülde olsa Kimi zaman atlayıvermek isteriz içine. Ölmek istemesek bile... Deniz sonsuz Deniz umut Deniz neşe Deniz güç Deniz barış Ve kimi zaman ölümdür bizim için deniz Ölmek istemesek bile... Elif Gültekin |
Eylül Beni bu eylül öldürecek Bir aşk kadar zehirli,bir ****** kadar güzel. Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü. Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici. Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak. Akşam rüzgarları; tene dokunan bir kamçı kadar şehvetlidir. Ben her yıl ölümü ve aşkı bu ayda beklerim..... Ve eylülün çıplak ayakalrına bir yazı bırakırım. Eylül sabahları; kılıçlar kadar keskin ışıltılarıyla tenimi kanatarak uyandırır beni. Ben eylüle akarım. Bir hüzün gibi akarım ben eylüle kanayan bir aşk gibi, siyah şallara bürünmüş,genç bir ölüm gibi akarım. Sevişerek,ağlayarak ve ölerek akarım ben eylüle. Her yıl,hep aynı vakitte,geniş bir ırmak gibi bütün hayatı berrak sularında yıkayarak gelir, beni ve herşeyi koynuna alarak, bir meçhule hüznüyle emzirerek götürür hep. Kadınları ve hüznü eylülde severim... Keman konçertolarını, akşam saatlerinde bir bir ışık yangını ile kıpkızıl tüten yalnız ağaçları,ürkek tebessümleri ve edepsiz kahkahakarı severim. Lacivert bir deniz benim ellerimde oynaşır. Sahiller,yaşlı bir kadın gibi kendine terkedilir Şarkılar,incecik bürümcükten acılar vaad eder her dinleyene Bitenin başlayana dokunduğu yerdir eylül... Onun için yanık yanık tütsü kokar, Onun için değdiği yeri kanatır. Eylülde aşk,eylülde acı,eylülde yalnızlık zordur, eylülde herşey zordur,ben eylülü onun için severim. Eylül ışıklarında çırılçıplak ruhlar yıkanır Herkes herşeye kapısını aralar 'bir aşk oluverir aşinalık'. Ölüm kıvırcık saçlarını hayatın göğsüne dokundurur. Aşkı ve ölümü ben hep bu ayda beklerim. Nasıl da mahsun ve nasıl da tehditkardır. Ben eylülde bütün aşklardan ve ve kadınlardan korkarım... Ben her yıl eylülün çıplak ayaklarına bir yazı adarım. Ve ben eylüle akarım Bir hüzün gibi akarım ben eylüle, kanayan bir aşk gibi akarım, Siyah şallara bürünmüş bir genç ölüm gibi akarım... Ahmet Altan |
Kimbilir Kaç Kişi Seni Sevdi Kimbilir kaç kişi senin zarif hallerini sevdi Kaç kişi güzelliğini sevdi Belki gerçek aşkla; belki değil Ama bir tek kişi seni sevdi. Bir tek kişi değişen yüzündeki hüznü sevdi. William Butler Yeats |
SEVMEDIN BENI inadim tuttu kalbin onune coktum felek, izdirap ve kahir soktum kalbine ulasmak icin ter doktum ferhatin dagi gibi yormadin beni oysa ben yoruyorum sevdam agirligi kadar sanadir sevdam sanadir sevdam her animda seni yasadim, aradim yetmedi herbir lahzada taradim gidince icimde son ukte, muradim ucan kuslardan sormadin beni oysa ben soruyorum her sorulacak yere seni aradim seni aradim gozden, gonulden seni sakindim bilsen sana sendende yakindim tasi saran yosuna bile bakindim sarmasIk misali sarmadin beni oysa ben sariyorum gunesin ulastigi kadar sendedir yuregim sendedir yuregim ruzgar mekani dokunmadigim tenin bir bana yabanci yanaktaki benin bu hep bile bile asi huylarin senin huzur otagina cagirmadin beni oysa ben cagiriyorum sevdama, gonul tahtima sanadir davetim sanadir davetim haykirdin kainata inat mi veda mi sozmu gercek yoksa aksi seda mi senli bulanmis efsanelik sevdami daglara taslara bagirmadin beni oysa ben bagiriyorum gok kubbe duysun seni seviyorum seni seviyorum seni seviyorum |
Je Taime Seni ilk gördüğüm anda vurulmuşum neydi seni bana çeken galiba unutmuşum belki anlamlı gözlerin ya da duruşun herhalde aşktan sevdadan yorulmuşsun bilmiyorum beni seviyor musun yemin ederim aklımdan çıkmıyorsun ne yapsam söylesem mi sevdiğimi Fransızca olsun itirafım je taime iyi mi |
Anla Artık Işıksız gecelerde sensiz düşler kurdum Çoban gibi rüyalarda peşinden koştum Soğuklarda ayazlarda bekledim durdum Seni ne kadar sevdiğimi anla artık Senden öncekilere ümitler vermedim Belki bir gün beni de seven çıkar dedim Seni beklemeyi kendime uhde bildim Seni ne kadar sevdiğimi anla artık Gönül kervanını can evimde hapsettim Sevda tacımızı kalbime perçinlettim Herkese bu aşkımızı izhar eyledim Seni ne kadar sevdiğimi anla artık |
Çocuksu Tavrım Yirmialtı yaşımda bu kadar cocuksu tavrımla Baharı yakalamıştım, mevsiminde ipeksi saçlarında Gözlerinde kaybolmuştum, kimsesiz halimle Sen yüreğimin dili oldun, Dilim lal oldu. Sevda tohumları kök saldı yüreğimde, Rekler anlam kazandı köhne alemde Her sabah ,sesin kulağımda olmasanda yanımda yar Bir yara var içerimde ,başından sonuna sana çıkan Her damla akan gözyaşımda,yada resmine her bakışımda İçimde bir eksiklik hissi, yüreğimden gelen o ses Sen oldun,sana yazdığım şiirlerimdesin sen yar Senleyken söz verdim, sigara içmeyeceğim Yeminimde seni asla üzmeyeceğim. Mutluluğun benim varlığım oldu, Sen gülünce, Bir çocuk var bayram sevincinde, Gözlerine düşerse iki damla yaş Damlar kanım yüreğime..... Dün akşam da düşümdeydin Saçların arasında yıldızlar Yıldızlar arasında ,huzurluydum yar Göğsünde çeşit çeşit mis çiçek kokusu Masmavi bulutlar seninleydi yine yar O pamuk ellerinde, gençliğim Tırnakların arasında bedenim Sevdiğim,sevdiceğim Ayakların altında saklı olan gerçeğim Sabaha yakın,ezan sesinde Ansızın içimde ürperdin, Uyandım,gözüm yaşlar içinde..... Mahmut Tuğrul Ağsu |
***Sendeyim Sevgili *** Aşkın semalarında, firari sevdaların ağıtlarında sevgilinin yokluğuna kıvranırken ruhum üzüntüyü sarıp sarmalayan bir yolcuyum... Acılarımı harmanlayan şimal rüzgarları ne de çabuk sustu? hüzünlü yüreğimin üzerine hangi el mutluluğu inşa edecek? Dinle; Bu akşam düşte Şahmaran gece destansı aşklara vuruyor yüzünü hilalin yarı loş ışığıyla uykusuzluk; uzuyor, düşüyor, sağır, dilsiz ama nabzı atan mısralara… Şahikalarda asılı kalan duygular ses veriyor düşüncelere; ve Sûru üflemeye hazır İsrafil’ in sabrına aşina ya yürekler aynı nizamla... Sendeyim sevgili Yüreğim göz yaşlarımı kristalleştirerek, Belkıs‘a hazırlanan tahttan daha görkemli bir taht hazırladı, zaman perdesini çektiğinde ben, sendeyim sevgili... Ayrılığın katmer katmer beslediği sevdanın; dudaklarından bir kıvılcım düşerken Kays’ın kalbine, tek bir kıvılcımla, aşkına kül olan Kays’ın gönül gözlerine tecelli eden o nazlı yarin, Leyla’nın da yüreğinde çalkalanan hasret duası ile ben, sendeyim sevgili... Melaikelerin şeffaf kanatlarında ölümsüz aşkların vaveylası, sonsuzlukta yankılanırken tuttuğum eller, sabrın huşulu raksıyla güvene hicret ettirdi ya ben, sendeyim sevgili... Bir yediverenin mevsimlerde bereketi bir de sevgilinin o emsalsiz hayali sır olup yerleşti ta içime.. Kimsesizliğe soyunmuş Alplerin güzelliğine göz kırpan tan vakti, sahipsiz umutlarla kalbe doğarken; erişilmez aşkların yıldızı Zühre’nin derin iç çekişleriyle ben, sendeyim sevgili... Ümitzeynep Kayabaş |
Vatan Haini Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala, Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala.´´ Bir Ankara gazesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntularla, bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un 66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Nazım Hikmet Ran |
seyrantepe'ye karpuz yüklü kamyonlar gelir ve gün aşınnır, dicle'ye muhteşem bir dolunay çömelir usulca hışırdarken dut ağaçlarının tırtıllı yaprakları yosunlara sırnaşarak uyur o nehrin afili balıkları kamyoncular işerler geceye, rüzgara karşı uzaklarda gümüş gibi parıldar dicle'nin nemli bataklıkları * seyrantepe'ye karpuz yüklü kamyonlar gelir sıcaktan sarkarken elektrik telleri yollarda asfaltlar erir derken ufkun göğsünden kente bir otobüs yönelir yolcular iner, abim askerden gelir seyrantepe'de öyle ter içindeyken birden gönlüme bir serinlik çömelir... Yılmaz Odabaşı |
Prangalara Bağladım Aşk’ı kırık parçalarını topluyorum bedenimin uçurum k e n a r l a r ı n d a n yine aşk mahkûm olmuşken yalnızlığa gün ışıkları da sönmüşken gözbebeklerimin ısıtmıyor artık buz kesmiş bedenimi doğan g ü n ezgiler sürüyorum kırgın bedenime kâh mutlu kâh hüzün doluyken umutlarım sabahı selamlıyorum istemeden yorgun yüreğimin durgun atışlarıyla bu kaçıncı prangalara bağlanışın a ş k çıkmaz yokuşlu uzun prangalar hayatın nersendeyim şimdi, bilmiyorum hangi yokuş başında hangi yüksek tepesinde sınavlarım ha bitti ha bitecek desem alev alıyor yangına dönüyor h a y â l l e r i m gökyüzüne çizeyim desem düşlerimi tek dost sensin b i l i y o r u m bir dolu yağıyor, bir fırtınaya dönüşüyorsun el uzattığım her şeyde gözyaşlarım yakıyor y a n a k l a r ı m ı yıldız ekeyim diyorum gözyaşlarımın yerine belki boy verir yıldız çiçekleri desem olmuyor ve yüreğim kanıyor d e r i n d e n azıyor yaralarım korkuyorum yeniden oysa hayat acı izlerine aldırmadan g e ç i y o r dibe vuruyor her aşk’ta yarınlarım olmuyor işte olmuyor bir türlü peşimden aydınlığa giden karanlıklarım ne bu yürek bıkıyor yorulmaktan ne de sızıntı misali içime akan k a n a m a l a r ı m tuzla buz oluyor bir de üstüne aşk yok biliyorum, benim için sana doymak git hadi bir daha d ö n m e m e c e s i n e zaten bir rüzgârla geldin bir fırtınayla gidiyorsun yol verdim sana artık, git gidebildiğince a ş k... *git yolun açık olsun, hazır prangalara bağlamışken s e n i... Günay Öztürk Özdemir |
En Mutlu Satırlara Yazıyorum Seni. Uykularımı haram ediyorum. Rüyalarımı bağışlıyorum. Düşlerinin içinde sabahlıyorum. Sevgimi Yetim şehrin yalnız sokaklarına adıyorum. Sevdamı teslim alan hüznün içindeki cam artıkları gibi, Yüreğimde mühürlüyorum seni. Sen; Umutsuz yarınlarımın sevda çiçeği. Gönlümün sır dolu kapılarını sana açıyorum. Bir sevdakar gibi seni işliyorum bulutlara. Kirpiklerini çağlayanlara, Gülüşlerini denizlere resmediyorum. Gamzelerin aydınlatırken gecelerimi, 'En mutlu satırlara yazıyorum şimdi seni'..... Adnan Çakır |
Ay dolunay ay seni yaşatıyor bana sevgili yakamozlarla deniz beni uzakları okşuyor ay ışıkları kolların bomboş bilmekteyim hissetmek medcezirlerini bütün denizlerin aşk cığlıklarını evrenin yakomazların çakıltaşlarının tüm şarkıların sesinde baktığım noktadan aydınlıkların yansımasını anılarımın sen ben ve nevbaharın artakalan zamane aşklarından dolunay zamanlarının yarımdan iki karanlık iki ay gelişinden belli mehtap ay dolunay Nevin Kalafatoğlu |
seyrantepe'ye karpuz yüklü kamyonlar gelir sıcaktan sarkarken elektrik telleri yollarda asfaltlar erir derken ufkun göğsünden kente bir otobüs yönelir yolcular iner, abim askerden gelir seyrantepe'de öyle ter içindeyken birden gönlüme bir serinlik çömelir... Yılmaz Odabaşı |
Masal Aşk Var mısın... Masal gibi bir aşk yaşayalım seninle Bir sen bir ben bilelim yaşananları Sonra denizden bir boş sayfa açıp Var mısın... Sulara yazalım masal aşkımızı Varsın yaşanmamış olsun Dalgalar kayalarda söylesin şarkımızı Aşkımız kıyı kıyı, liman liman dolaşsın Var mısın... Bir düş olup düşelim sulara Bedenlerimiz arzulara teslim Aşk selinde yıkanalım sırılsıklam Dev dalgalarda bir bedende sarsılalım Var mısın... Koskoca bir ummanda kaybolalım Aşkımızı anlatalım uçan kuşa Dolaşıp liman liman cümle alemi Fırtınada aynı limana sığınalım Var mısın... Yazalım yaşanmış gibi yaşanmamışları Öpüşmelerimizi boş kumsalda Hayal sevişmelerimizi bulutlar altında İster adı masal olsun aşkımızın Var mısın... Bir gecede bin defa ölelim İçimizde masalsı ürpermeler Kah ağlayalım kah gülelim Sulara aşkımızı yazıp acıları silelim Var mısın... Bir masal yazalım sulara Yaşanmamış aşkımızın masalını Sonra ölelim hiç yaşamamış gibi yarın Masal aşkımız sularda yaşasın... Gürcan Günay |
Önce güneş doğardı sabahları, sonra sen Saçlarını topladığında bir şeyler dağılırdı yüreğimde, keşke görsen! bilinçsizce doğurulmuş, doğmuş kaç fakir çocuk varsa hepsinin isyanı gizliydi gözlerimizde Umut dedikleri şey artık yoktu. bir teslimiyetin son vasıfsız işçileriydik. kapkaça uğramış hayallerimizin üzerine yağmurlar yağar, ürkek adımlarımıza hendek olurdu çaresizliğimiz İşte geldim gidiyorum sözcüğünü en anlamlı kılan anlamsız bakışlarımız vardı Ama yine de, her gülüşünde güle benzemen, dizlerinde uyuturdu vazgeçtiğim aşkları Biraz kör biraz nankör, bana bugüne kadar seni hatırlatmayan ne varsa hesap soruyorum artık hesapsızca... Kalabalık bir soluktu özlemini duyduğum, ama en çok yalnızlık yakıştı bana.. Ya da yapıştı! Cesareti tipsiz, bir merhabadan korkan, sevişme özürlü yalnız gecelerde, kim olduğunu hiç bilmediğim bir sevgilim vardı, terk ettim! şimdi ise benim kim olduğumu bilmeyen ve bu yüzden hiç terk edemeyen, mutlu mesut, çelimsiz korkak, zavallı suskunluğumun yeni bir sevgilisi var... Sen. Bir bilsen! Bilirim çok uzaksın bana dokunsam, ellerin ellerimde üşür desem ki, bugüne kadar kaç sevda topladıysan, kör bir kuyuya takıl hepsini düşür Ah be güzelim, beni sevmeyi denesen de, bastığın yer ızdıraba dönüşür. Çok sevda taşıdı bu kalp Gün geldi aşk oldu, gün geldi aşık Acıya dirençli, uzaktan sevmeye alışık. İşte bu yüzden çekinmiyorum Olsun, seni sana rağmen de seviyorum turgay yıldız |
Gözlerinde bir umut dünyalara Minicik ellerin büzülmüş kundağında Büyümek yok Ya da zor bebeğim Ağlıyor annen gidenlere Ninni bekleme, büyüme bebeğim... Öldürmesinler seni üzmesinler bebeğim... Tebeşir yerine silah tutacak ellerin Alfabe yok, savaşmak tek tercihin... Kundak, kan, kefen giyeceğin Öldürmesinler seni üzmesinler bebeğim... Yıkmasınlar dünyaları, savaşmasınlar artık... Yenik düşsün savaşlar Bebekler ölmesin... Çocuklar büyüsün, büyütsün dünyayı Ölmesin bebekler Bebekler ölmesin... Aysema Arslan |
Bugün bahar bayramı, yeşil en doruğunda. Duygularım bu mevsim, yoğunlaşarak artar. Şairliğim şahlanır, konum sen olduğunda. Kalbim bir başka çarpar, nabzım bir başka atar. Seni düşünüyorum, gecenin bu vaktinde. Sen yatağında bensiz, mışıl mışıl uyursun. Ben mi gelmedim yoksa, beni davet ettinde? Bir sağa dönüyorsun, bir sola dönüyorsun. Sıcaklarda ateşli, soğuklarda büzülüp. Yatmak kaderin değil, ama sen bilmiyorsun. Uyku tutmaz gözünü, durursun dönüp dönüp. Ey kader bir kez olsun, bir bana dönmüyorsun. cihad adleyba |
" Sende sevgisizliği sevdim. İyi oldu gelmediğin". Bu yol korkaklar için değildir iyi oldu gelmediğin Bu sulardan her babayiğit içemez, Bu köprüden her benim diyen geçemez, iyi oldu gelmediğin Yumuşacık yürek gerek, sevgi kadar derin gözler, inançlı bir bilek gerek iyi oldu gelmediğin. Sen, bilindik kıyıların sığ sularından açılmadan yaşarsın Sen,okyanus mavisine uzaklardan bakarsın, Biz, yürüyemeyeceğin kadar uzak, düşleyemeyeceğin kadar renkli, ve berrak bir ülkeye birlikte gidemezdik. Sen, açık denizlerden habersiz bir balık, yalçın tepelerden uzak bir martısın. Sen, benim için korkak, herkes için heryerdeki insansın. İyi oldu gelmediğin. Alınmanı istemem, darılman üzer beni, sana yalan söyleyemem. Tabi, hep sevdim seni, sende sığ suları, sende martıları, açık denizden habersiz balıkları, sıradan insanları. Geçemeyeceğin köprüleri, düşleyemeyeceğin mavileri sende korkaklığı sevdim. Sende sevgisizliği sevdim. İyi oldu gelmediğin. Korhan Abay |
Derviş Yunus Tabtuk dergahından feyizler alan, Yanan Yunus idi,o derviş Yunus... Gönlünü derya,ummanlara salan, Dalan Yunus idi,o derviş Yunus... *** Gezer idi; iki Arşı alayı, Sevgi ile yoğururdu mayayı, Barış, Hoşgörü bir edip davayı, Bulan Yunus idi,O derviş Yunus *** Yetmiş üçe hep, bir nazar eyleyen, Herdem Hakkı hakikatı söyleyen , Aşk elinden kendin heder eyleyen, Kanan Yunus idi, o dervişYunus ... *** O bilmezdi kin ile kem hiddeti, Diler idi;Kahhar Haktan mededi, Şu fani dünyaya mehil vermedi, Canan Yunus idi,O derviş Yunus. *** Yunus Emre |
BANA BUNU YAPMAYACAKTIN Bana bunu yapmayacaktın Öyle sırtımdan vurmayacaktın beni Gelişin gibi onurlu olmalıydı gidişin Ve öylesine gururlu bitişin. Gel gör ki kötü oynadın bu oyunu Erken düştü masken yüzünden Demek sen içimde büyüttüğüm bir dev değil Bir hiçtin Görüyorsun işte Gittin Ve de bittin… Bana bunu yapmayacaktın Böyle bir hançerle yıkmayacaktın beni Bir ihanetin adresi olmamalıydı ayak izlerin Yoksa ben mi yanlış tanıdım seni? Yoksa hep böyle kirli miydi senin denizlerin? İşte ellerimde Suç ortağın bir sinema bileti Bir pastane köşesi Bir tiyatro gişesi. Bu kadar ucuza gitmeyecektin Sigara dumanlarında harcamayacaktın bu aşkı Ve aşk cellatlarına meze yapmayacaktın beni Şimdi boş bir mezar bulsam Seni böylesine sevdiği için Oraya bırakırdım kalbimi… Bana bunu yapmayacaktın Böyle küstürmeyecektin şiirlerimi Kan kırmızısı yağmurlar Yağdırmayacaktın gecelerime Kanatlarını kırmayacaktın umutlarımın Beni böyle çıldırtmayacaktın! Artık Adın ihaneti çağrıştırıyor bana Ve tadın bir yılanın en öldürücü zehrini Söyle Şimdi hangi yüreğe saplıyorsun O acımasız hançerini? .. Bil ki Bundan böyle Yasaklanmış kitaplarım gibisin bana Yaklaşmam yasak Dokunmam yasak Ve ömrümce Sarılmam yasak sana!.. AHMET SELÇUK İLKAN BANA BUNU YAPMAYACAKTIN Bana bunu yapmayacaktın Öyle sırtımdan vurmayacaktın beni Gelişin gibi onurlu olmalıydı gidişin Ve öylesine gururlu bitişin. Gel gör ki kötü oynadın bu oyunu Erken düştü masken yüzünden Demek sen içimde büyüttüğüm bir dev değil Bir hiçtin Görüyorsun işte Gittin Ve de bittin… Bana bunu yapmayacaktın Böyle bir hançerle yıkmayacaktın beni Bir ihanetin adresi olmamalıydı ayak izlerin Yoksa ben mi yanlış tanıdım seni? Yoksa hep böyle kirli miydi senin denizlerin? İşte ellerimde Suç ortağın bir sinema bileti Bir pastane köşesi Bir tiyatro gişesi. Bu kadar ucuza gitmeyecektin Sigara dumanlarında harcamayacaktın bu aşkı Ve aşk cellatlarına meze yapmayacaktın beni Şimdi boş bir mezar bulsam Seni böylesine sevdiği için Oraya bırakırdım kalbimi… Bana bunu yapmayacaktın Böyle küstürmeyecektin şiirlerimi Kan kırmızısı yağmurlar Yağdırmayacaktın gecelerime Kanatlarını kırmayacaktın umutlarımın Beni böyle çıldırtmayacaktın! Artık Adın ihaneti çağrıştırıyor bana Ve tadın bir yılanın en öldürücü zehrini Söyle Şimdi hangi yüreğe saplıyorsun O acımasız hançerini? .. Bil ki Bundan böyle Yasaklanmış kitaplarım gibisin bana Yaklaşmam yasak Dokunmam yasak Ve ömrümce Sarılmam yasak sana!.. |
Gitme Kal Diyemedim Bir sevda dudağında tutsak kaldı özlemim uzun kara trenler alıp götürdü seni hasret boyu uzayan raylara döküldü gözlerim bütün insanlar ağladı sen giderken. bütün istasyonlar gözyaşlarına boğuldu bir ben ağlamadım inanki, bir ben ince bir duman gibi kaybolup gittin oysa seni sevdiğimi söylememiştim daha sensiz yaşamayacağımı, sana aşkımı anlatamamıştım gitme kal, giden ben olayım gitme kal diyemedim kahrolası gururum, kahrolası dilim arkanı dönüp giderken hıçkırıklar düğümlendi boğazıma kızdım ,bağırdım , haykırdım, isyan ettim yine de seni sevdiğimi söylemedim ardında ağlayan bir çift göz paramparça bir yürek ve dalları kırılmış bir ağaç gibi baktım ama gitme kal diyemedim kahrolası gururum, kahrolası dilim gittin hayallerim ardında yaprak yaprak düşüyordu bir çocuk üşüyordu elleri cebinde dalında bir gelincik ağlıyordu bir dağ yanıyordu içimde gitme, gidersen baharda git sonbaharda gitme yapraklar düşmesin ardında diyemedim kızdım ,bağırdım , haykırdım, isyan ettim yine de seni sevdiğimi söylemedim kahrolası gururum, kahrolası dilim gitme kal diyemedim .../ bir rüzgara açarım şimdi kalbimi bir de sulara alıp getirsinler diye sevgimi sana bir tutam sevgiydi yaşam kalbimde bir yudum hasret oldu döküldü gözlerimde tane tane gittin, bir tren garında ömrümü rayların arasında götürdün oturdum bir köşede öylece ağladım, kahroldum bir sessiz çığlığın yarayla buluşmasıydı gidişin ardından gitme kal, gözlerin yaralarımın tek merhemi diyemedim dizlerim, ellerim, yüreğim paramparça şimdi suları çekildi canağacımın asitli yağmurlar döküldü dallarıma acılar topluyorum takvim yapraklarından her gece gözlerime kan oturdu ey yar!.. her gece bekleyişler öldürür beni gelmeyişler bir de eriyişler hasretinden her gece ah! gurbet ah! sen olmasaydın ayrılık olmasaydı hasret olmasaydı ben olmasaydım sen olmasaydın aşk olmasaydı kahrolmasaydım... Nuri CAN |
| Saat: 03:41 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık