![]() |
Ben Sana Beni Sevmenin İmkansızlıgını Nasıl Anlatacagım ben sana beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki kendi yarasını kendi öpen bir çocuğum ben kendi acısını kendi örten bir çocuk yaz çiçeğidir tutunduğum dallar çabucak çürür ömrüme güz gelir, ağlarım kış bastırır ürkerim yüreğimin gurbetine giderim bir başıma günümü sevda ederim sevdamı hasret ben sana beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki kendi düşünü kendi kuran bir çocuğum ben kendi yaşını kendi kurutan bir çocuk ölüme yakınım nicedir gel gör ki büyülü şey bu hayat kandırılmışlığımı denize çalar mesela toprağın üzerine uzanmışken nasıl diyebilirim kimim kimsem yok diye bir sızı kalır işte acemice işlenmiş atsam atılmaz, satsam satılmaz ben sana beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki kendi ninnisini kendi söyleyen bir çocuğum ben kendi şiirini kendi ezberleyen bir çocuk anne kokulu mendiller saklarım baba gülüşlü resimler yaparım boyuna her günüm bayram olur her bayramım şekersiz, çikolotasız olur olmaz heveslerim inatlaşmaktandır adanmışlıktandır küçücük sevinçlerim sevindirmelerim evrene karşı ben sana beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki kendi elini kendi tutan bir çocuğum ben kendi yüreğini kendi bilen bir çocuk Alıntı |
-Düşüme SEN dününce... Gözlerinde tutuklu kalır yüreğim.. İçinde "sen" olmayan düşümü düşürürüm düşümden.. Prangaya vurulmuş ayaklarımı sürüklerim peşinden.. Ömrümü ömrüne katarım her bir adımda.. Sahi? Yüreğime vurduğun kelepçeyi çözebilir misin? Sensizliğin esaret olduğunu bile bile,salıverir misin beni? -Dert yanışım... -Dağılışım... -Savruluşum.. -Ve biraz da aldanışım... Adına "aşk" dedim.. Aşk'a geldim sevgili.. Yani sana... Sana susamış beni,serdim ayaklarına... Hadi,Sarılsana...! Bir bilsen... Ne denli sevildiğini ve özlendiğini ah bir bilsen Sevgili... Sahi? Sen de sevmiştin beni değil mi? Alıntı... |
Sen böyle güzelsin Sen böyle güzelsin, sen böyle tatlı İçimden hep seni sarmak geliyor Yıllar var gönlümde, hasretin saklı İçimden hep sana koşmak geliyor Söz geçmiyor artık yasak aşkıma Ne olursun beni yanlış anlama Belki bu arzuma kızacaksın ama İçimden hep seni öpmek geliyor Geçtiğim her yolda karşıma çıksan Bir tatlı gülüşle yüzüme baksan Gönül ocağımı aşkınla yaksan İçimden uğruna ölmek geliyor A.S.İlkan |
Etiketsiz Hayatım...! Hayat denen bu yolda,kendimeydi tecavüzüm kendimeydi isyanım,kendimi bitirişim... Değerlerim sokak kadını edasında dolaşırken yeryüzünde bedenimi tuzlu tırnaklarımla yolup kaldırımsız aynada tozlu gülümseyişimdi tek gerçeğe gidişim... Hayat öteki dediklerimi özleyişimdi kar beyazı umutlarımla sırlarımı gizleyişimdi kuşkularımla Bir aksiseda idi uçurumlarımda dağıldı paramparça oldu karşı yollarda.. Şuursuz zamanlarda kaybolma asaletimdi belki de gölgeler içindeki gözlerim içine hüznün notalarını sığdırmış bol nodüllü sözlerimdi hayat Sınırlarını çizemediğim kıyılarım sahillerimdi bazen bu kıyı da gözlerimdi beni tek besleyen herkesten sakladığım minicik bir lokma dişimin kovuğunda saklanan arımla.. Yetim büyüyen bir delikanlımdı hayat tam açacakken kırağı çalan gonca üstüme esmeyen bir imdat yeli.. Yine de tutamacındayım hayatın bir delice tutku edasıyla sarmalamışım ayrılık otu arsızlığında inadına inadına kök salmışım. Ucundan da yaşasam adına ad sanına san veremeyecekte olsam bir hayatım var isimsiz ve etiketsiz bir hayat... Fatih Erol |
Aşkta Yarın Yoktur Sevgili Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur... Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında. Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de... Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan... Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye... Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya... İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır... Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara... Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi... İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu... Birazdan sabah olacak... Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular başlayacak... Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım... Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış. Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek... Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak... Aşkta yarın yoktur sevgili... Alıntı |
Gidelim Kalbim Kalk... Kalk gidelim kalbim Kovulmuşluğumuzdan. Neler umut ediyorsun hala Yorulmuşluğumuzdan.. Uzanmıyor kolların dur demeye gidene, Ağlıyor ya gülüşün hasreti öğretene. Susuyor bak sözlerin yıllara dur demeye.. Yoruldun ya yıllarca, Kalk gidelim kalbim kalk Uzun sürdü bekleyiş, Sanırım bu son durak... Sibel Hatiboğlu Acar |
Denizi Özleyenler için Gemiler geçer rüyalarımda, Allı pullu gemiler, damların üzerinden; Ben zavallı, Ben yıllardır denize hasret, "Bakar bakar ağlarım." Hatırlarım ilk görüşümü dünyayı, Bir midye kabuğunun aralığından; Suların yeşili,göklerin mavisi, Lapinaların en harelisi... Hala tuzlu akar kanım İstiridyelerin kestiği yerden. Neydi o deli gibi gidişimiz, Bembeyaz köpüklerle, açıklara! Köpükler ki fena kalpli değil, Köpükler ki dudaklara benzer; Köpükler ki insanlarla Zinaları ayıp değil. Gemiler gecer rüyalarımda, Allı pullu gemiler,damların üzerinden; Ben zavallı, Ben yıllardır denize hasret Orhan Veli Kanık |
Demir parmaklıkların ardından bakıyorsam Yada ilaç kokulu izbe yerlerin birindeysem Yada bakımsız bir tımarhanenin loş koridorlarında Çökmüş yere kavuşturup ellerimi bacaklarıma Gülüp ağlayıp kendi halimdeysem Unutmayın beni ne olur Bakan bir göz görürseniz Dostça sevgiyle umutla anlamla pırıl pırıl Anımsayın beni ne olur Hüzünlü bir genç yanlız yürüyorsa Sokaklarda bir elinde sigara Ya da harbi harbi takmadan kimseyi Ya da ahenkle elele dolaşanları farkettiğinizde Anımsayın beni ne olur Yardım eli uzatıp başarmışsanız Ve katılıyorsa içiniz Burkulmuşsa dudağınız Yada donup kalmışsanız Anımsayın beni ne olur Gözünüzden yaş gelsin isterseniz Yada katıla katıla gülmek Yada inanmak istediğinizde İçinizden taa derinlerden Çağırın beni ne olur Yada toprağıma kavuşmuşsam Elinizde bir çiçekle gelin bana ne olur..... |
Sen sevgili evet sen, Bir kez olsun dinle beni… İzin ver bir kez olsun içimden geldiği gibi konuşayım. İzin ver dökeyim tüm karanlıklarımı sana… Sonra sen tekrar yollarsın nede olsa onları bana… Ne olur bir kez sus da konuşayım… Sus ve dinle.. Dinle ve gör ne dediğimi sana… Gidiyorum… Evet bak gidiyorum artık sonsuzluğa… Sessiz sedasız istifa ediyorum yüreğinden, Ağır ağır atıyorum adımlarımı,son göz yaşlarımı da döküp uzaklaşıyorum senden… Ben giderken, İçimde bıraktığın öksüz aşk çıkmaya çalışıyor, Tenim yırtılıyor her adımımda… Bedenim isyan ediyor,kalmak istiyor delice sevdan yüreğimde… Engel olmaya çalışıyor her bir zerrem ama kalmak çare olmuyor…. Ömrümün tüm vakitlerini harcamak geçiyor içimden … Kalmak inadına… Ama yok… İnan olmuyor… Cevap verme.. Sus… Sus ve dinle… Her kış bastıran öksürük gibisin boğazımda… Her sabah bir kaşık balla geçirmeye çalıştığım ama başaramadığım… Kuru bir öksürük gibisin hayatımdan bir türlü çıkaramadığım… Sebepsiz anlarda çıkıp karşıma uyandıran uykumdan bir öksürük gibisin sevdiğim, Nefes aldırmayan kimi zaman,kimi zaman ağlatan… Ama hep var olan ve hep kışın karşıma çıkan… Sen sevgilim… Sen kış güneşi gibisin canıma… Tenime asla ısıtmayan… Sadece kendini gösterip soğuklara esir eden ve hiç yakamayan… Belki de kendine bile hayrı olmayan… Bu yüzden gidiyorum sevgili, Ve izin ver giderken konuşayım son bir kez daha… Son bir kez haykırayım içimdeki öksüz aşkla sana… Sus ve dinle… Biliyor musun sevgili, Hiçbir şey almıyorum giderken yanıma… Tüm anıları bırakıyorum sana, Kaçamak öpüşmelerimizi, Sevişlerimizi,Sarılmaları ve elinin sıcaklığını koyuyorum başının ucuna… Ve tüm sevmeleri bırakıyorum yamacına… Bir kendimi alıp çıkıyorum yola… Bir yaralı yanımı kucaklıyorum şefkatle ve sessiz sedasız istifa ediyorum sevdamdan… İstifa ediyorum yüreğinde olmaktan… Sen uyurken yatağında ,saçlarına kondurduğum son öpücükle veda ediyorum sana… Sen sevgili evet sen, Bir kez olsun dinle beni… İzin ver bir kez olsun içimden geldiği gibi konuşayım. İzin ver dökeyim tüm karanlıklarımı sana… Sonra sen tekrar yollarsın nede olsa onları bana… Ne olur bir kez sus da konuşayım… Sus ve dinle.. Dinle ve gör ne dediğimi sana… Hoşça kal… Tüm çabalarına rağmen inadına seveceğim seni..Giderken bile... Meral BİLGİÇ |
Ararsan Dağ yolları gibiyizdir, uzağa düşeriz Ararsan şiirin gurbetinde ara bizi. Belki rüzgârımız ses verir bir dizeden, Belki bir imgeye vurur düşlerimiz. Şükran Kurdakul |
| Saat: 23:14 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık