![]() |
hadi gidiyorsun yürekten kan gidiyor,sen gidiyorsun herşey gidiyor gökte bulut,dağda kar,düzde kervan gidiyor solgun bir gül oluyor insan bir demet kır çiçeği ölüyor sen gidiyorsun ne ucuz yaşıyorsun,ne kolay bir kristal gibi ellerimden düşüyorsun bakma öyle ben kanıyorum sen üşüyorsun kolay değil bir yalan bu yaralayan kanayan koca bir yalan yalan işte sevdiğim yalan şarkılardan arta kalan ve sabah buğusu ve tarla faresi ve ekmek derdindeki işçi kalbi gibi yumuşak sıcak bir yalan ıslak gözlerimle geçiyorum yaralı bir ceylanın kalbinden ceplerimde kül var bir yangından arta kalan sorduğum adreslerde kimse olmuyor ve kimse olmuyor ben sorduğum zaman her şey bir yalan gibi yandığı zaman yalnız olduğunu anlıyor insan anladım ve geçtim yaralı bir ceylanın kalbinden aynamı kırdım fotoğraflarımı yaktım nasıl da acımasızdım tafralarıma karşı nasıl da umarsız su gördüm düşümde karanlıktı ve gürültüyle çağlıyordu ceplerimde kül vardı ve yanıyordu sonra sabah oluyor ve bir ceylan kalbinde alem ağlıyordu hayır diyordu bir dağ köylüsü hiçbir şey için geç değil ve geç değil bir şey için hiçbir şey bişey vardı öyleyse bişey beni çeken gecenin duldasından uzağa kocaman çayırlara çeken bişey gümrah ırmaklara sonra sıcağa sonra acıya sonra yaralarıma merhem olmaya kapıma dayanan bişey tutsana beni,bırakmasana olsun yaralasana olsun,ağrısa da yalan da olsa,kalsana dağ köylüsü aşkın olduğu yerde ben varım sen olmasan da ben varım yağmur yağar saçlarım filizlenir bir yıldız düşer omuzlarıma ıslık çalar ıslanır şarkılarımı söyler geçerim kapından camların buğusundan ve yağmurun kokusundan tanırlar beni bilirler en iyi yalanlarını ben alırım onların adresler sorarım kimseler oturmaz orda ve kimseler olmaz ben sordukça dağ köylüsü şimdi gidersen şimdi git kalırsan şimdi İ.Sadri Yalan |
Sevgilinin Yakınlığı Seni düşünüyorum, güneşin ışıkları denizden aksedince Seni düşünüyorum, ayın pırıltıları kaynaklara vurunca. Seni düşünüyorum, uzak bir yol üstünde tozlar havalanırken, Karanlık bir gecede, dar bir tahta köprüde bir yolcu ürperirken. Seni düşünüyorum, boğuk uğultularla orda yükselirken dalgalar. Kulak kesilmek için koruluktayım, sık sık her şeyin sustuğu anlar. Uzakta olsan bile ben senin yanındayım, sende yakınımdasın. Güneş batıyor, biraz sonra, beni ışıtacak yıldızlar ne olurdu burda Yanımda olsaydın Johann Wolfgang von Goethe |
Yetmiş yedi yıl susan kardelen öleceğini bilir de karda gün açar de ki, temmuzdur içimde mayıs ağlar tutki; zemheri yağmurlar yağar Saymadım kaç beklemek var ucu yanmış bozkırın karanfil kokan kapılarında Kaç yankı sığmış koynuma Anladım ki; suretimden dökülen anladım ki; bu yanlızlık sen varken Tut ki; hiç görmedin denizi Tut ki; tuz yanığı gözlerin ne çıkar, aşk mavidir Yetmiş yedi yıl susar sandım içimde eriyen sözcükler ilkbahar gelir geçer karakışın öfkesi ayak izlerine soyunur gölgeler bekler sandım.. Tut ki; yağmurun ıslattığı saçlarım gittiğin de ak oldu Ne bahar vardı takvimlerde Ne de Mayıstı ölmedim.... Yüzümde cehennem acısı dilsiz örümcek ördükçe ördü ağlarını Boğulmadım ya /daha ben ölmem Elif Yıldız Kıratlı |
Anne Ne Yaptın.. Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı? Sanki karnında fazla yaramazlık mı ettim? Senden istemiyordum ne tacı ne sarayı Karnında yaşıyordum kafiydi saadetim. Bir kere doğurdunsa sonra niçin büyüttün? Kundakta beşikte de bir zahmetim mi vardı? Koynundan niçin attın yavrunu bütün bütün. Bilmiyor muydun ki o yalnızlıktan korkardı? Sütünden tatlı mıdır anne sanki bu hayat? Bana sorsana anne yaşamak bir hüner mi? El aç yalvar gündüze geceye boyun uzat Bu uğurda bir ömür çürütmeye değer mi? Karnında yaşıyordum kafiydi saadetim Anne istemiyordum ne tacı ne sarayı Anne karnında fazla yaramazlık mı ettim? Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı? Cahit Sıtkı Tarancı |
İstanbul'u Dinliyorum İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı Önce hafiften bir rüzgar esiyor; Yavaş yavaş sallanıyor Yapraklar, ağaçlarda; Uzaklarda, çok uzaklarda, Sucuların hiç durmayan çıngırakları İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Kuşlar geçiyor, derken; Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık. Ağlar çekiliyor dalyanlarda; Bir kadının suya değiyor ayakları; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Serin serin Kapalıçarşı Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa Güvercin dolu avlular Çekiç sesleri geliyor doklardan Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Başımda eski alemlerin sarhoşluğu Loş kayıkhaneleriyle bir yalı; Dinmiş lodosların uğultusu içinde İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir yosma geçiyor kaldırımdan; Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar. Birşey düşüyor elinden yere; Bir gül olmalı; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir kuş çırpınıyor eteklerinde; Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum; Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum; Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından Kalbinin vuruşundan anlıyorum; İstanbul'u dinliyorum. Orhan Veli Kanık |
Alüminyum Dükkan Bir göz atıyorum denize Çın çın ötüyor balıklar Bu bir giyilmiş ayakkabıdır diyorum Bu bir sulanmış peynirdir diyorum Bu bir haşlanmış patates elinizdeki Bu insandaki ezgi Bu insandaki akıl Bu kanundur kanun Çileğin çilek oluşu gibi. İşte bu gerçektir diyorum siz de bilirsiniz gerçeği Bu çivinin çakılışı Bu ekmeğin sürülüşü Bu aşkın, bu ayıbın, bu insanın bilinişi Bu duymak, bu düşünmek, bu yüksünmek insanda Bu toplum içinde, bu toplum dışında Bu sizin durumunuz, bu tabiattaki iş Bu akılsız çiçek Bu bilgisiz ağaç Bu düpedüz ileri görüş Bu su, bu nehir, bu rüzgar Bu taş, bu bulut, bu hava Bu bilinen, bu bilinmeyen Bu İsa'dan önce, bu İsa'dan sonra. İşte bu yeninin yenisi insan Dizilmiş kutu Bükülmüş teneke Alüminyum dükkan. Edip Cansever |
Ben Seninle Mutluyum... İyi ki geldin bana.. Gelip boş olan yanımı doldurdun.. sonbaharın matemine dokunup da gizlice.. sol yanımda durdun.. ışıyan bir alev gibiydi gözlerin.. önce ılık bir rüzgarla sardı yüreğimi.. sonrasında volkanlar yokladı düşlerimi.. ve sen bir daha hiç gitmedin.. hep o serin güzde.. hep olacağın yerde.. yüreğimde.. sol yanımda.. bekledin.. bir gün.. ‘her şeye inat kal’.. dedin.. karşı çıkıp da, inadına alıp başını.. gitmedi… bekledi gönül… durdu ve bir nefes aldı… gördüklerini göremediklerini bir bir saydı.. hepsinde esen ılık bir rüzgar vardı.. rüzgar tekrar tekrar sararken nefesini.. gitmedi.. gözlerini kapayıp onca söze inat.. bekledi.. gittiğin uzak şehirlerden.. dönüp de ellerinden tutmanı.. gelip de bahar gözlerinle bakmanı.. kavuşup da bir daha kopmamayı.. bekledi.. iyi ki de bekledi.. geldiğin gün anladı.. bitmemişti bu masal.. her ne kadar bitti dese de.. her ne kadar bitmesi gerekse de.. bitemedi.. bitmeyecek, sonsuza dek sürecekti.. kaç baharları eskitecek.. kaç kez rüzgarlarla kanatlanıp da.. ellerime değecek.. saçlarımdan usulca öpüp türkümüzü söyleyecekti.. iyi ki diyorum şimdi.. iyi ki sevdim, ve seviyorum seni.. Ben böyle değildim aslında, beni sen bu hale getirdin. Şimdi anlamsız bir korku var yüreğim de ve gitgide sarıyor ruhumu.. Bilmiyorum, neden bu kadar sevdim. Bırakıp gitme sakın tuttuğun bu ellerimi. Her geçen gün biraz daha ben oluyorsun, Her geçen gün biraz daha bağlanıyorum sana. Sakın bırakıp gitme beni… Benliğimi bu kadar senle doldurmuşken, O kadar doldurdun ki yüreğimi, Gidersen dayanamaz ölürüm yaratacağın boşluğa. Her gece senin hayalinle yumuyorum gözlerimi seninle dolu rüyalara… Her sabah senin sevginle açıyorum gözlerimi. Ve doğan güneşi aşkımız ilan ediyorum… Her karanlık gecenin, her bulutlu sabahın ardından yeniden doğuyor diye... Sakın bırakıp gitme dayanamaz ölürüm sensizliğe... Çünkü SENİ ÇOK SEVİYORUM... |
İhanet mi,Aşk mı? İçimden geçenleri bilseydin,severmiydin seni? Kırdığın kalbimin yerine koyabilirmisin,yeniden seni? İhanet senin için basit,unutulması kolay. Sevginin affedeceğini düşündüğün, ama benim için acıların en büyüğünden biri. İnsanın nasıl içinin acıdığını bilemezsin, kendinden,sevgisinden,gururundan nasıl vazgeçtiğini bilemezsin. Sanıyormusun başkalarının kollarından bana dönerken,yitip gidenin sadece zaman olduğunu? Dedim ya,sen bilemezsin,çünkü ben sana yaşatmadım hiç, ihanetin acısını,sevgi yokluğunu. Şimdi yıktığın değerler için,harcadığın biz için, kandırdığın herkes için. Özellikle İhanetin için,tebrik ediyorum seni. Sen sana yakışanı yaptın,ben de bana yakışanı. Belki biraz utansaydın,yaptığından pişman olsaydın, kırılmazdı kalbim bu kadar. Sen, kendimi bağışlatırım diye düşünmeye devam et, ama ben ölsemde unutmam bu ihanetinin acısını. Şimdi sana soruyorum,sen ihaneti ve yalanı seçerken, nasıl beklersin benden aşkı. Ben seni sevmekten değil,affetmekten yoruldum (Mehmet Coşkundeniz) |
"İki kalp arasında en kısa yol: Birbirine uzanmış ve zaman zaman Ancak parmak uçlarıyla değebilen İki kol. Merdivenlerin oraya koşuyorum, Beklemek gövde kazanması zamanın; Çok erken gelmişim seni bulamıyorum, Bir şeyin provası yapılıyor sanki. Kuşlar toplanmış göçüyorlar Keşke yalnız bunun için sevseydim seni. Cemal Süreya |
hercai zaman dur biraz soluklan ağzın neden zehir saçıyor gözlerin kanlı ayakların aksak başında duman süzülmüşsün bilinmeyen imbikten kimden alırsın ferman durmaz koşarsın meçhule nedir seni böylesine gizemli kılan kır prangaları duyguları bağlayan çöz artık kollarından kelepçeleri azat et aciz köleleri çaresizce sende tutuklu olan |
| Saat: 07:27 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık