![]() |
Gidemem sana takılı kalır hasret çeken yanım Gidemem bu yürekle başkasına yar olamam Bırakalım nefeslerimiz solusun bu sevdayı Kalbim kalbinin içinde atsın Ellerim avuçlarının içinde terleyip ıslansın Alabildiğine yaşayalım bu sevdayı Sevişmelerimiz emanet olmasın Dudaklarımızdaki sıcaklık eskimeden Teslim olalım sevdamıza Bakışlarını gün ışığı gibi tenime sal Ruhum eş olsun varlığına Kapılalım o muhteşem büyüye Zamanı bırakmayalım içimizde erisin Kalmasın gözlerimizde Yürek dolusu yaşanmamışlık Bırakalım yıllar yılı yaşasın Tanrıdan armağan bu aşkımız alaşara ışık |
Pervânenim... Ateşinde sevdan ile yanarım Divânenim, sende yansam ne olur? Kerbelâ’da aşkı içer kanarım Pervânenim, sende yansam ne olur? Yaratılmış yedi katman yeryüzü Hayalmiş beşere sidrenin yüzü İç geçirmiş seni gören gökyüzü Pervânenim, sende yansam ne olur? Öfkelensen ateş olur çağlarsın Geceleri gündüz olup bağlarsın Hallerime lapa lapa ağlarsın Pervânenim, sende yansam ne olur? Yol benim içimde “mezhep” ne demek? Aşk benim gönlümde “esvap” ne demek? Bu engin denizde “girdap” ne demek? Pervânenim, sende yansam ne olur? Söz okundan hızlı gider düşünce Gökler senden alaz alıp pişince Aklım erip gönül sana düşünce Pervânenim, sende yansam ne olur? Yüreğim Mahşer |
Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey, dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey... Fakat artık ümit yetmiyor bana, ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum... Nazım Hikmet Ran |
BİRTANEM'E Seni sevdim, sevgilerin en güzelini vermek için. Seni düşündüm gecelerce, en güzel düşlerimde yaşattım seni. Ne varsa sana adadım elimdekileri, sana adadım, yüreğimin her zerresini. Yanlızca sen sev istedim, sen sar istedim, yüreğimin her köşesini. Seni gördüm nereye baktıysam, gözlerime işledim gözlerini. Ve yalandan uzak, en temiz sevdayla, yarınlarımda bir sana yer verdim. Bir tek, seni yazdım kaderim diye, bir tek seni istedim, herşeyden çok. Sen yoksan, anlamsız dünya, anlamsız yaşamak. Sensizliği, ölümden bin beter bildim. http://www.yazgulu.com/karisik/gatherinflowersbutterfly.jpg Gülüyorsam, mutluysam, bunca çileye inat, bilirim ki, bu senin eserin. Bir tek senin kollarındayken, yaşamayı seviyorsam, senin kollarındayken acıları siliyorsam, her ne kadar kabul etmesende, ben seni, daha çok seviyorsam, biliyorum ki, bu senin eserin...... http://www.yazgulu.com/karisik/gatherinflowersbutterfly.jpg Ve, hiç bir zaman anlatamam, seni sevmenin tadını. Ve, doymaz yüreğim, doymaz ellerim, bedenim, seni sevmeye.. Bunca sene sonra seviyorsam kendimi, sen sevdiğin içindir beni. Ve seviyorsam seni, bana sevmeyi öğrettiğin içindir. Sevebildiğim tek insan, sen olduğun içindir. Biliyorum ki; ne zaman dolsa gözlerim, bir an acıyla, sen sileceksin gözyaşlarımı. Ne zaman sarılacak bir beden arasam, sen saracaksın beni. Ve, senin sıcaklığında tanıyacağım şefkati. Seninle gülecek, seninle ağlayacağım. Benim bildiğim tek gerçek, sen olacaksın hep. Ve ben, http://www.yazgulu.com/karisik/gatherinflowersbutterfly.jpg en güzel şiirlerimi sana saklayacağım, en güzel düşlerimi sana.. Sen yeter ki, yarınlarda, bugünkü gibi, sev beni. Senin sarhoşluğundan, hiç ayılmasın yüreğim. Ve, ecele kadar, benimle kal, yanlız benimle. Seviyorum seni, ve bir ömür yaşatacağım, yüreğimde SEVGİNİ............ Nuri CAN |
“i n n a l i l l a h . . . kadim bir pişmanlık mı büyüyen rüyâ mıdır delikanlı atlasında demirleyen kan bakışı doğuştan buğulu yıldız serçe parmağından düşen yüzükte abdullah'ın dudağı ellerinden de beyaz tutsun o ellerden günahkâr yüzler öpsün biraz ısırgan ve nergis suyu içerek silindi sayfaları omuzlarının patikasında kesilen adımlar nefesin k a n / s e r din emrine uyarak şâfî olanın toprağı okşayan yıldız kokusu teker teker çağırıyor sofrasına ölümü saatlerin oyun halkalarında gece ve gündüz bir elif tılsımından yansıyan hüzün kefenliyor adımını gecenin matemini çocukları taşıyacak gündüzün bir yağmur bir duadır silecek ardınızdan günahı pencerede taze üzüm yaprağı babanın sakalında çırpınışın izleri yastıkta kan kulaktan kulağa akan akan akan toprak nasıl döner insana ve nasıl düşer toprağa insan bir şehre gidiyordun düşlerinde bir gece “a b i y o l b i t t i” diyordun ben limanlar kuruyorum gözlerinde ıssız ve soğuk yanağımda kurumuş öpücük izlerinden biten ne acıdır ne de hasretin yüzümüzde saklanan bir ağıt ki tetikte çarpıyor / dağılıyor duvarında odanın bir sülüs hattır gözlerinin dokunduğu durakladığı nefesin yağmura tutarak bakışlarını devralan hangi çiçek meydanda çoğalan ağlayışı mazinin ateşten bir ırmak boğazımda kuruyan dediğin gibi “b i r y ı l d ı z h e p k a y a c a k” aslına çağrılan kelebek yolcuları saçlarında kararan beyazlığı toprağın ağrıyan sesiyle bir anne oğul “oğul...” oğul . . . v e i n n a i l e y h i r a c i u n” 26 ağustos 2001 |
Biliyor musun Ayak sesini duysa kalbim Bir başka çarpıyor En güzel tonları sürünmüş Nağmelerle bezenmiş sesini duyduğunda Başı dönüyor kalbimin Sarhoş oluyor. Biliyor musun Gözlerini görse gözlerim Çiviler çakılıyor bir yerlere Başka yönler yasaklanıyor Başka şey yokmuş gibi dünyada Sadece Gözlerine bakıyor. Biliyor musun Saçların dalgalansa hafif bir rüzgârda Kalbime kasırgalar doluyor İçim eriyor Parmaklarım Hep “Okşasam! ” diyor. Biliyor musun Dudaklarına yaklaşsa dudaklarım Güller tek renge bürünüyor Ciğerlerim kokunla kendinden geçiyor Dudaklarım büzülüyor Şu fani dünyada Hiç değilse bir defa “Öpsem! ” diyor. Çok kötüsün Biliyor musun Ne yaptın vücuduma bilmiyorum Her hücrem Gönlüm gibi seni istiyor Sen hâla gelmiyorsun. turgut uzdu |
Eylül Sonunda Bir Gün Şimdi tedirgin bir öğle sonudur zaman Nice çiçekler suluyorum ellerimle Begonyalar büyüsün diye Gülüşlerin tökezlerken dudaklarında Ne çok şeyi unutmak isterdim Bir çoban türküsünde Kaç kez kırmak istedim kalemimi bilsen Lakin işte yoktun sen... İşte başucumda gülümsüyor akşam Üstümde içli bir derviş edası Kulağımda ürperen, bir annenin sedası Hanidir görünmüyor çiçekçi kız Yalnızlığı deli gömleği gibi giyerken Yüreğimde saltanatın yıkılırken Kaç kez vurmak istedim kalbimi bilsen Lakin işte yoktun sen... Gün sonunda koynuna alır lacivert gece Bir mahşer sessizliğiyle uyurken aşk Yoktur yüreklerde artık bir firak Bir kar soğuğu sesine hasretim Bir de sessizliğin sensiz gürültüsü Gibi çınlar eylülün cüretkâr sesi Kaç kez kayboldum soğuğunda bilsen Lakin işte yoktun sen... Mehmet Kabakçı |
Döne döne yağarken kar taneleri Tertemiz sevginin nur taneleri Beyazlara bürünmüş dağlar tepeler Açmış kollarını cananın bekler süleyman sönmez |
Şehr-i Aşk bir şehir/ güzelliği fotoğraflarda kalmış/siyah beyaz ... Gün aşıran kadınlar sokağında hüzünbaz evler, Cumbalarından mendil düşürüyor avare aşıkların ayak ucuna _____lale kokusunu yenilerde tanıdı kent biraz sarhoş taklidi biraz yalan dolan bir gün daha nasılsa geçer başın ölüme dönük ______ne çok istemiştim büyümeyi, büyümek ölmekmiş anlatmadı hilebaz hayat... sallantısı ağaçların zevk-i sefadan devir aşk devri.. Aşka rastgelsin diye karşılaşmalar zaman kollanıyor şimdilerde.. Bahisler akreple yelkovanın bitmeyen yarışına.. ______kentin en yüksek yerine dikilmiş saat kulesi, ki evine saat alacak kadar zamanı yok kimsenin... Adımlarım ağır aksak aşktan döndü, yalnızlık çarpıldı yüz kere yüzüme ah yüzüm ne kadar sahte yüzüm neden yüzsüz _____ay ışığından aydınlık çalan sokak lambaları yirmi bir mumluk bir hayatı üflediler nefesime,büyüyorum... köşe başlarını tutan meçhul dokunuşların eşliğinde eksiliyorum toplanmak isterken kaça bölünür bir insan bu kadar yokken.. ah ellerim neden titrek ellerim neden (el)sizsiniz tutun beni düşüyorum aşk gibi gelen,aşka çarpmadan dönenlere... ilknur yildirim |
Belki Yine Gelirim Cemile Çakır hocaya Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse ama bir tufan az mı gelir yoksa, yine de yırtılan ve parçalanan birşeyler olmalı mutlaka hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan kadınları güzelleştiren herhalde onlardı "Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi tükürsek cinayet sayılıyor artık ama nerde kaldılar, özledim gülüşlerini onların Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara tek yaprak bile kımıldamıyor nedense ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor kanımın pıhtılarında güllerin serinliği ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum okuduğum bütün kitaplar paramparça çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum sırnaşık aydınlar, arabesk hüzünler bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük İçimde zaptedilmez bir kırma isteği dizginlerini koparan bir at sanki bu soluksoluğa kalıyorum her sonbahar ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum bütün gençliğim böylece geçip gitti işte ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa birgün gelirsek hangi kent güzelleşmez şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün Ahmet Telli | |
| Saat: 20:38 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık