![]() |
Bana Susacak Kadar Ben Bana susacak kadar ben Konuşucak kadar sen lazım dıyorum .. Sen olmuyorsun ... Ben SUS kalıyorum..... Yüreğim ıslaktır benim kuytularda ağlamaktan ve hafif uçuktur rengi kurusun diye güneşe asılmaktan............. Artık anladım ki; her yürek kendi yağmurunda ıslanmalı... Silindi rüyalarımı süsleyen renkler Ne kar tanelerini tutuyor ellerim Nede melekler teselli ediyor beni Düşlerim kapkara artik Düşlerimde bile yalnızım Birden çalsan diyorum kapımı Ansızın uyandırsan beni Kurtarsan bu kâbustan Kurtulsam bu maphustan Güneşi getirsen bana Yani sen gelsen diyorum Bu gün, kendime yüreğimin iklimini yaşamayı teklif ettim.. bana, "yâr" de ve sus! dedi Hüzünlü, ucu yanık türkülerde Arıyor gözlerim yitirilmiş yılları Sızısı kaldı içimde sessiz türkülerin Şimdi bir sevda oldu yalnızlığım alinti |
DAĞ RÜZGARI Kaderde senden ayrı düşmekte varmış Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim.. Seni tanımadan Hele seni böyle deli divane sevmeden Yalnızlık güzeldir diyordum Al başını, kaç bu şehirden Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git Git gidebildiğin yere git diyordum Oysa ki, senden kaçılmazmış Yokluğuna birgün bile dayanılmazmış. Bilmiyordum.. Yine de dayanmağa calışıyorum işte Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye Rüzgar güzel bir koku getirmişse Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum Yaşamak seninle bir baska zamanı Bir başka zamanda seni yaşamak Herşeyden önce sen Elbette sen Mutlaka sen İster uzaklarda ol İster yanıbaşımda dur Sen ol yeter ki bu zaman için de Ben olmasam da olur Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır Bitmiyorsun Çaresizliğim gün gibi aşikar Su olup çeşmelerden akan güzelliğin İnceliğin ışık ışık yüzüme vuran Sen güneş kadar sıcak Tabiat kadar gerçek Sen bahçelerde çiçekler açtıran Sudan, havadan, güneşten yüce varlık Sen, o tek sevgi içimde Sen görebildiğim tek aydınlık Bir nefeste benim için al Havasızlıktan öldürme beni Bulutlara, yıldızlara benim için de bak Susadım diyorsam Bir yudum su içmelisin Ben yorulduysam sen uyumalısın Ellerim sevilmek istiyor Saçlarım okşanmak istiyor Dudaklarım öpülmek istiyor Anlamalısın. Ağaçların yeşili kalmadı Gökyüzünün mavisi yok Bu dağlar o dağlar değil Rüzgarında kekik kokusu yok Kim bu çaresiz adam Bu kan çanağı gözler kimin Kaç gecedir uykusu yok Gündüzü yok Gecesi yok Yok Yok Anladım Sensiz yaşanmaz bu dünyada İmkanı yok. Ümit Yaşar OĞUZCAN |
YÜZ AŞK SONESİ-54 Görkemli us, ışıklı iblisi salt salkımın, dik öğlenin, şükür burdayız artık, biz bize, kurtulduk yalnızlıktan, artık uzağız kentin o vahşi çılgınlığından. Saf çizgi dişi güvercini sardığı zaman ve ateş süslediğinde tözünün barışını ikimiz yaratıyoruz bu göksel sonucu. Evimizde oturuyor çıplak us, çıplak sevi. Öfkeli düşler, acı değişmezliğin ırmakları bir çekiç düşünden daha sert kararlar, siz, düşüyorsunuz aşıkların çifte başına. Terazinin üstünde aşk ve us, bu ikiz çifte kanatlar doğruluncuya dek. Böyle kuruluyor saydamlık. Pablo NERUDA YÜZ AŞK SONESİ - 57 Ay'ı yitirmişim, yalan söylüyorlar, geleceğim kumdan farksızmış, yalan, deyip durmadılar mı hep, soğuk dilleriyle: evrenin çiçeğini sürgün edeceklerini. "Semender'in asi amberini artık hiç şakıyamaz, bir tek koyu var onun." demediler mi. Geveleyip bitmek bilmez kağıtlarını gitarımı susturmak istiyorlardı. Yüreğini yüreğime çivileyen aşkımızın alevli mızrağını gözlerine atıyorum, parmakizlerine düşmüş bir yasemin dileyip. Ve karanlıkta, gözkapaklarımın gecesinde, yitik, yeni parıltı beni sarmaya gelince, karanlığımı yenerek yeniden doğuyorum. Pablo NERUDA |
ÇİLİNGİR SOFRASI Bu zıkkımın yanında Arnavut ciğeri ister, bir. Çiroz salatası ister, iki. Cacık ister, üç. Adalet, müsavat, hürriyet demeye Sadece yürek ister. Metin ELOĞLU |
Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun? Elin elime degmeden avuçlarımı terleten sıcaklıgını taa içimde hissetmek. Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun? ''Seni seviyorum'' sözcügü dilimin ucunu ısırırken her konusmamızda bos yere saatlerce havadan sudan söz etmek. … Can Yücel .. |
Yüreğime ağladım “Gülpembe” benim şarkım, Kim demiş “ölüm sana yakışmadı” ha kim der? Hani sen demiştin ya “bir gün Barış da gider.” Yüreğime ağladım “Gülpembe” benim şarkım. Sorsam sana, sevdaya neden yol vermez dağlar, Gözümde “Dağlar Dağlar” bu gidiş beni dağlar. Dilimde “Kara Sevda” yüreğimde “Gülpembe,” Kara sevda,elveda arkandan binler ağlar. Gözüme gurbet oldu iki damla gözyaşı, Yüreğime yurt oldu milyon damla gözyaşı; Sen giderken mert oldu, Barış oldu gözyaşı, Benim şarkım “Gülpembe”ki, bir posta katarı. 3’Şubat’99 / Bursa Akdağ Ersoy |
HOŞÇAKAL http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif siyah beyaz tuşlarında piyanomun seni çalıyorum şimdi çaldıkça çoğalıyorsun odada sen arttıkça ben kayboluyorum seni doğuruyorum geceye adını koyuyorum aya bakarak her şey sen oluyor her yer sen ben ölüyorum sesini duyuyorum rüyalarımda gözlerimi kamaştırıyor ışığın rüzgar sen gibi dokunuyor bana ben doğuyorum duymak istediklerimi söylemiyorsun hiç dokunmuyorsun bana sen gibi bir şimşek çakıyor tam kalbime düşüyor yıldırımı ben gidiyorum Özdemir Asaf |
Bir mavi yalnızlıktır geriye kalan Aslında en beklenmedik misafirdir yalnızlık Ve en sağır dosttur Kendi sesini bile unutursun… Mavilerde kalır aklın Bedenin suslara inat yaşamakta oysa… |
Her biri alevler içinde zaman topu gibi yakarak geçen ya da geçmeyip üzerimde sönen; yokluğunda yaşadığım kor parçası günler! Ya uykusuz özleyişler; uykuyu kaçırıp gecelerden, anılar kıskacında seni düşleyişler? Ya mutlu bir anımda üzerime çöken, ani bir hüzüne sebep aklıma düşüşün? Yüzüne dokunamamanın eksikliği ve bu eksikliğin hissettirdiği ezikliği zaten anlayamazsın! Gözlerinin saçtığı ışık demetiyle aydınlanmadan sanki zindanda geçen; sana mahkûm, sensiz saatler: Özgürlüğüme vurulan zincir, duygularıma ağır kelepçe ve gözlerime çekilen mil! Yolunda zamana sataştığım, yokluğunda ölüme bulaştığım sevgili! Anla ve bunu bil: Sensizlik içinde zaman kavramı, yaşanmamış saydığım pespaye bir kayıptır. Sensizlikte ölümse, belki sonsuz karanlıktan olmayışına yansıyan yaşam ışığı belki sensizlik zindanından kurtuluşa kaçış açığı... İçime düşmüş kurt gibi hiç durmadan benliği kemiren ve başıboş bir bombanın zihnime düşen şarapnel parçaları, aslında beni günden güne eriten: Kendime aksettiğim, kabir soruları mahiyetinde senden yana ürkek düşünceler! Ve defalarca beni sonsuzluk denizinin kıyısından döndüren, sana karşı içimde yeniden türeyen; belki yarım bıraktığın belki hiç başlamadığın duygu yüklü umut seferleri... Kendi iktidarıma düşünmeden açtığım bir iç savaşın yaşandığı: Her gün bir cephemde bin bombanın patladığı, yüzlerce duygunun ve hissiyatın acımasızca soykırıma uğradığı, beynime ve bedenime Nazi zihniyetiyle yaklaştığım, ömrümü hoyratça hırpaladığım ve bütün kutsallıkları hiçe saydığım; yokluğunda kendime yaşattığım hayatım! Aslında hayatımda cereyan eden bu ömür kargaşasına sebep olan benim ve bana bu kargaşayı yaratmakta nedensiz ortak olan sen... |
Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur? Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum sen yoksun Sevmek kimi zaman rezilce korkudur İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Birkaç hayat çıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem Ben sana mecburum sen yoksun Belki Haziranda mavi benekli çocuksun Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden Belki Yeşilköy´de uçağa biniyorsun Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum bilemezsin.. Attila İlhan AŞK KİTABI Ne olur söyleyin sevenler bana Ayrılmak kanun mu aşk kitabında Elele tutuşup gülmeden daha Terketmek kanun mu aşk kitabında Ümitlerim kırıldı bitti Hayallerim yıkıldı gitti Bu dert beni benden etti Sevdim sevdim bak ne hale geldim Her seven sonunda düşüyor derde Bu aşk kitabının yazanı nerde Bir aşık inandı çok sevdi diye Terketmek kanun mu aşk kitabında AHMET SELÇUK İLKAN |
| Saat: 13:22 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık