![]() |
ASKIMIZ BİR ROMAN Kalbimde arama eski yerini Sen gözümden akan sele karıştın İstesem de artık sevemem seni Hasret rüzgarına yele karıştın Seninle aşkımız eski bir roman Yandı sayfaları külüdür kalan Sevgilim herşeyim sendin bir zaman Ne yazık sonunda ele karıştın Kırılan kalbim var dinmez bir kini Ömrümce sürecek aşka yemini Kavuşmak imkansız artık sevgilim Dönüşü olmayan yola karıştın AHMET SELÇUK İLKAN BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERDİM Ben senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun? Ben zannetmiyorum bunu. İyisi mi,beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun. Kavanoz camdan olsun, şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni görebilesin Fedakarlığımı anlıyorsun vazgeçtim toprak olmaktan, vazgeçtim çiçek olmaktan senin yanında kalabilmek için. Ve toz oluyorum yaşıyorum yanında senin. Sonra, sen de ölünce kavanozuma gelirsin. Ve orada beraber yaşarız külümün içinde külün ta ki bir savruk gelin yahut vefasız bir torun bizi ordan atana kadar... Ama biz o zamana kadar o kadar karışacağız ki birbirimize, atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz yan yana düşecek. Toprağa beraber dalacağız. Ve bir gün yabani bir çiçek bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse sapında muhakkak iki çiçek açacak : biri sen biri de ben. Ben daha ölümü düşünmüyorum. Ben daha bir çocuk doğuracağım Hayat taşıyor içimden. Kaynıyor kanım. Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok, ama sen de beraber. Ama ölüm de korkutmuyor beni. Yalnız pek sevimsiz buluyorum bizim cenaze şeklini. Ben ölünceye kadar da Bu düzelir herhalde. Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde? İçimden bir şey : belki diyor. Nazım Hikmet Ayrılık Hediyesi şimdi saat sensizliğin ertesi yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın avutulmuş çocuklar çoktan sustu bir ben kaldım tenhasında gecenin avutulmamış bir ben... şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim ki bu yaşlar utangaç boynunun kolyesi olsun bu da benden sana ayrılığın hediyesi olsun soytarılık etmeden güldürebilmek seni ekmek çalmadan doyurabilmek ve haksızlık etmeden doğan güneşe bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun.. şimdi iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum bu son olsun be..bu son olsun! bu da benim sana ayrılırken mazeretim olsun! şimdi saat yokluğunun belası sensiz gelen sabaha günaydın! işi-gücü olanlar çoktan gitti bir ben kaldım voltasında sensizliğin hiç uyumamış bir ben... şimdi dişlerimi sıkıp dudaklarıma kanamayı öğrettim ki bu kızıl damlalar körpe yanağında bir veda busesi olsun bu da benden sana heba edilmiş bir aşkın son nefesi olsun... kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni beyninin içindekileri anlayabilmek ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü bütün saatleri öylece durdurabilmek için çıldırasıya paraladım kendimi lanet olsun! artık sigarayı üç pakete çıkardım günde olsun be! ne olacaksa olsun! bu da benim sana ayrılırken şikayetim olsun gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun isterim sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla bu benden son dua bu benden ayrılık hediyesi olsun) Yusuf Hayaloğlu |
YALANSIN AŞK Sevdim,geçmişi silerek sanarak Koştum,kavuştum sandım hep sana Tek ben yaşamamıştım oysaki Tek ben yalnız Oysa ne de ani olmuşum Ben de şimşekli aşık Baktın bana ,gözlerimi sevdim.. O gözlerki beni içine alan; Kanım donunca beni ısıtan Hayalini bile özlediğim aşktın; Ne yüce fakat ne dayanılmaz Bir sızısınki.. Beni o gözlerden kopardın Lakin adında aşk,acın da aşk!… Şimdi neylesin bu yürek.. Yılgınım bilemeyeceğin kadar Gittin hiç sevmemiş bir yalan gibiydin Sevgi oldun,tahtını kurdun BEnsiz bir gönüle kondun Biçare serzenişlere yenik, Beni ise bu yürekte tarumar bıraktın… Alıntı |
Hep Gidende Mi Kabahat? keşke bilebilse insan neyi istediğini... ya da kaybetmeden sevmeyi, ama doğruya bu hayat, yanlışlarıyla öğretiyor kendini. bir bakarsın sevda elinden tutmuş, bir bakarsın ayrı sulara yelken açmış. hayat da insanlar kadar garip... dün sevdiğini, bu gün beğenmiyorsun. kaybedince mi özlenir sevgi? yoksa kayıplar mı, açığa çıkarır onu? sonra bir anda dank ediyor düşünceler, hayatın bir sahneden ibaret olduğu. yeni rollere geçmek için... eski replikleri mi oynamak gerek? bilmiyorum ne istediği mi? yoksa hayat her yeni günle, süpriz problemler mi çözdürecek? hep gidende mi kabahat? yoksa kalan mıdır, kabahatiyle oturan? kırdı dişlerimi, uykularımı bu demirleblebi sorular. bir kabahat varsa ben işledim demek geliyor bir an içimden. sonra gurur ve kibir üstüne bir çizik çekiyor. bağırsada içsesinden, bir özür. boğazın geçit vermiyor. ve anlıyorsun sevgini, iki kelimede kaybettiğini 'Affet beni' söyleyemediğin o iki kelime seni afetine sürüklüyor. ve gurur, ve kibir, bütün yıkımıyla; depremin oluyor. Mehmet Alagöz |
Kalbim bugün bir başka Hızlı hızlı atıyor Saat dokuz onbeşte Randevuya geliyor Heyecanlı,mutluyum Aşkında umutluyum Dakikalar yıl gibi Geçsinler istiyorum Nihayet çıktı geldi Bugün başka güzeldi Gülen gözler onundu Allah'ım ne güzeldi Kalbim biraz sakin ol Bugün kısmetin bol İşin iş bundan sonra Sevgidir işte bu yol Ali Efeoğlu |
Yalnızlık Yalnızlığımı büyütür kalabalık Gökdelen'in gölgesine siner Karanfil Sokak kalınlaşır yoksul kadın çocuklarıyla çöplerin üzerine konar gözleri cam kırıkları sevgilim gelir yalnızlığım büyür çocukken gökkuşağına düştüğüm gökyüzü gelir kirli güvercinleriyle. Kimin öznesiydi mevsimler işkence öyküleri kimindi ayrılığın sesi miydi adımnlarım suyu bekleyen uçurum mu kanatlandım yalnızlığımla son mevsime içimde bir kedi yavrusu. A.Kadir |
Bogazimda bir dugum gibisin bugun yine...Soyleyemediklerim bir bir dizilmis bogazima, yine sebepsiz gozyaslari akiyor yanaklarima dogru... Sensizligin bilmem kacinci sabahinda yine sensizlige acarken gozlerimi, siluetin belirdi yine karsimda. Bana yaptiklarina ,yasattiklarina ragmen bu imkansizliga devam edisimse yine bir ironi yasatiyor gonlume. Yine sensizlige yazilmis satirlar olusuyor,yine her satirinda sen sevgili!... Basi dumanli daglarin yasini tutar gibi, sonbaharin huznunu tum dunyaya yasatir gibi seni sevmek, çok sevmek... Adressiz mektuplara isimsiz satirlar yazar gibi seni içimde hissetmek. Her gunun batisinda gunesle birlikte batmak, her yeni gun dogumunda sana dogmak gibi... Zamansiz gelislerin, zamansiz bu vedasini buz kesmis bir yurekte yasamak; tarifi olmayan olmayan ama sadece hissedilen, kelimelere hapsedemedigin o sevi tukenisimin tek sebebi oldu galiba... Ilk defa gucumu tamamen yitirdigimi iliklerime kadar hissediyorum, sebepsiz, sorgusuz, sualsiz tum yasananlar hayatin "hatira defterinde" ki sari sayfalarinda yerini almak uzere... Içimde ki aci o kadar taze duruyor ki hala "ZAMAN" in sadece bir yenilgi olduguna inandiriyor beni. Geçer mi hersey, biter mi bu ozlem, diner mi bu acilar,hayat tekrar devam eder mi tum bunlar hiç yasanmamis gibi? Ve Ve seni yine sever miyim geçen onlarca yil sonrasinda bile hala ilk gun ki gibi??? Sende bilmiyorsun degil mi butun bu sorularin cevabini? Artik bende bilmiyorum, artik bende unuttum zamani,mekani,hayati ve yasamayi... Sen mi? Hiç hatirlamadin ki!!! |
Bir yağmur damlası olmak istiyorum zaman zaman çiçeklerde bir çiçek olmak istiyorum buket buket masanda bir rüzgar olmak istiyorum dalga dalga saçlarında bir şarkı olmak istiyorum her zaman dudaklarında bir melek olmak istiyorum her an senin yanında ve bir gelin olmak istiyorum senin kollarında... |
Sen ve ben, bir kararın öncesinde Sen ve ben, bir arzunun pençesinde Sen ve ben, yorgun çocuklar gibiyiz Sen ve ben, bir sancının ortasında Sen ve ben, ihanetin korkusunda Sen ve ben, çırpınan kuşlar gibiyiz Sen ve ben, içimizi karartan Sen ve ben, yüzümüze doğacak güneşi Saran bulutlar gibiyiz Sen ve ben, yol ayrımında Kararsız kalmış gibiyiz Tual |
Belki bir maceraydı yaşadığımız belki bir gündü geçirdiğimiz belki taşlı bir yoldu seninle yürüdüğümüz belki bir sevgiydi paylaştığımız belki bir anlık hevesti yüreklerimizde çarpan belki bir su damlasıydı gözlerimizden çıkan belki tümü yalandı belki de değildi belki bir anda oluverdi herşey anlamadan dikkatli ol! belki de seviyoruz bağlanıyoruz farkına varmadan... |
var mıydık kocaman bir soru söyleyelim birlikte kandırmadan melekleri bir an uzaklaştırarak şeytanları içimizi dökelim güzel bir akşamüstü susmuşken insanlar durmuşken rüzgârlar oturalım kimselerin bilmediği bir yer de kusalım birbirimize karşılıklı yine aldatmadan içimizi yine silmeden izimizi biz gerçekten var mıydık var mıydık kocaman bir soru bu şehirde biz varken bile yoktuk bunu anlatalım birbirimize bunu sadece bunu ihanet etmeyelim düşlerimize Necmi Dayan |
| Saat: 08:11 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık