![]() |
Rengim Lal... Ben koruktum yağmur yağdı ıslandım,yıkandım Güneş vurdu ısındım,piştim olgunlaştım, Üzüm oldum... Rengim Lal... Kök salmıştım çoktan toprağa, Asma idim bağ oldum Geldi köye bir ağa, Topla dedi bağmancıya üzümü Topladı bağmancı tek tek üzümü, Doldurdu küfelere,çıkarmak için özümü, Yolladılar bir fabrikaya,gittiğim yerde,şarap oldum... Rengim Lal... Geçmişti üzerimden bir teleferik,yabancı topraklardayken, İmrenmişti bir fani,hani bizde de olsa diye. Gözü gönlü donandı,bir hayli zamandı görmemişti böylesini Yaman bir gündü, Bir bahçeden çılgın bir müzik eşliğinde, Neşe taşıyordu duvarlarından ötelere... Coşku ile dansediyorlardı... Çok eski bir hatıraydı. Evlerinin önünde şarap fabrikası, Bizim şehrimizdeydi,üzümün hası... Ben koruktum yağmur yağdı ıslandım,yıkandım, Güneş vurdu ısındım,piştim olgunlaştım... Lezzetim bir yana,rengim, Lal... Yüksel Nimet Apel |
AŞKNAME dudaklarından sözler dökülürdü hangi kelimeler..hangi sözcükler duymazdım nefesinin tınısına takılı kalırdı ruhum söyleyeceklerim kurur kalırdı dudaklarımın susuzlugunda bir gözlerimden akardı sevda sana yanaklarında bir çiçek acardı bazen bazen koca bir bahar eserdi gülümsemende üşürdün belli belirsiz günesin şulesi gibi gelip yapışıp kalmak isterdim teninde bazen uzağımda durur kıpırtısız belki soluksuz… öyle bakardın zarafetin dökülürdü sevdamın ucuna bilsen nasıl su değmiş toprak gibi canlanırdım yine bir şeyler söylerdin sen sevdaya yorardım ne dersen belki sevişmeye çağıran o tınıyı beklerdim göz bebeklerinin sevdaya büyüdüğü geceyi aydiniğinla allak bullak eden o ani beklerdim ya da her an sevişirdim de... bekleyişimde bile bilmezdim.. ya da bilmezlikten gelirdim varlığında aşkı bin türlü tanıma bürünürken sevişmelerinden doyacağım aklıma gelmezdi ve sen erseyin farkında öyle bakardın bana bazen yemek hazırlarken ya da kitap okurken televizyon seyrederken ya da birine laf yetiştirirken göz ucuyla bakardın bilirdin belki sen göz ucundan dökülecek her bakıştan ben sevişme sağnağına düşeceğim hoşuna giderdi belli belirsiz gülümsemendeki o sevişme dolu tattan anlardım seni sevmek ne güzel diye düşünürdüm ve sen anlardın ne düşündüğümü göz ucunda yine bir güneş patlaması gönderirdin ruhuma depremlerle sallanırdı varlığım gelgitler tasardı okyanuslardan balıklar az şaşkın çokça bilmeden hissettikleri sevdayla sarhoş ben öyle kalakalırdım ortasında evrenin ve sen bunu da bilirdin yine bir gülümseme daha dökülse yanaklarından bilirdin yanıp kul olacağım hiç bir ormanı sağ bırakmayacak ateşim belli belirsiz göz kırpardın beni anlamışsın gibi bunu söyler gibi bense ilanı ask olarak alırdım bunu omuzbaşının çıplak kalan dokusunda bir sevişmenin romanını yazardım okumayı severdin içinde ask olan her sözcüğü iste sırf bu yüzden acemice nice hikayeler örgülerdim özlemimde hasret şiirlerini de severdin sen belki kavuşmaları sevdiğindendir kim bilir belki yalnızlığından sonra gelen bu sevdayı en iyi anlatan budur diye senin yanında o en yaman hasreti anlatmamı severdin kavuşmalar hep vardı aslında bizdik yaratan en yalın en çıplak ve en basit haliyle sen yine de anlamak istemezdin aslında o çok iyi anladığın şeyi bu askın gücü nerden beslenir anlamaz gibi belli ki anlatmamı seviyordun bir kez daha… bir kez daha ve sonsuz kere sevişirdin o an bilirim en derin sularda dalan bir ruh gibi en yükseklerdeki bir çift kanat gibi yağmura gebe şehvetli bir bulut gibi sevişirdin sana akan sevdanın anlatımlarında ben sana bakar o sevişmelerini anlamanla oluşan mahcup bakisini yakalardım seker hırsızlayan çocuklar gibi olurdun hiç kızılamayan ve sacı okşanan avuçlarını açtırırdım iki seker daha koyardım kaçmak isterdin hemen gitme kal diye çok seslenmek isterdim ama bilirdim askı yeniden yenilenerek yasamak isterdin en çok o anda zirvelerde olurdu ruhunun tatmin kuşu ben o hiç dinmeyen fırtınanın içinde olmayı en çok bu çocuk arsızlığını şımartmak için severdim doğal bir yeşil renk gibi kaplardın dokumu yağmur yağmış tazeliğinde kokardı tenim hep seni düşünürken.. hep seni severken hep seninle sevişirken olurdu bunlar ve sonra yeniden gelirdin gözlerinde o tutku ateşi o beni deli eden arzu volkanlarına atan sevdana gülümsemen yetmezdi “seni ağlayacak kadar seviyorum” diye fısıldardın usulca üstelik saclarını örgüleyen masum çocukluğun üstelik teninde yangınlar olan kadın yanınla dört mevsimi yasardım ben ne yağan yağmur ne de ayni anda açan güneş şaşırtırdı beni. Ne kabaran dalgaların şehveti ne de aynı dalgaların huzurlu ask şarkisi ayni anda olan hiç bir zıtlık şaşırtmazdı beni sevdanın gücünde boynum kildan ince ben emanet etmişim imanımı üstelik dualarım da yer değiştirmiş yani hepten gitmişim kendimden bu yüzden şaşırtmazdı beni o tutku ve o çocuk yanım seninle her insanin kılığına girerdim öfkeli ve neşeli sabırsız ve bekleyen sevgi dolu ve senden uzaklığına nefret besleyen bazen hepsi birden olurdum bazen hiç biri sadece adi senle olabilen bir adamdım yani üstelik hangi zaman diliminden hangi zaman dilimine kadar sürerdi bu bilmezdim bazen bir anda yaşanırdı bütün bu yolculuk bazen asırlar sürecek kadar zamanda yine de hiç bir şey şaşırtmazdı beni seni bulmuşluğun alınyazısı kadar hiç bir alınyazı ve hiç bir kader bu kadar sevilmez diye düşünürdüm ve sen o anda yine bana bakar ve yine anlardın ne düşündüğümü ben sevdamdan beslenen yanını da anlardım bilirdim sen mahcup sen sevilmeyi daha önce hiç alamamış yüreğine… gonca bir çiçeksin ilk benimle öğreneceğin düşüncesi ilk kez askı benim avuçlarımdan yudumlayacağını bilmek olmaz düşlere daldırırdı beni ve ben buna da şaşırmazdım her şey öyle olağan gelirdi ki sevdanın hangi tanımını buna sığdırsam diye düşünürdüm yani anda herzeye şaşıran ve hiç olmadık kadar buna alışkın olan bir adamdım ve bilirdim sen de benim gibi olurdun hiç bir aynılıkta bu kadar beslenmemiştir hiç bir varlık zıtlıklarda öğrenmeye çalışanlara gülerdim de biraz seni anlatmak isterdim.. bendeki sevdayı yine de susardım buyuşu bozulacak muska gibiydi belki bu gizem hep sende ve bende kalması gereken susardım inceden sadece senin duyabileceğin bir sesle seslenirdim evrene seni sevdiğimi… ilanı aşkımı ....... |
Konuşamıyorum.Her kelime ya asılı kalıyor. Yada ben vazgeçiyorum.Konuşmadan dinlemeden söylemeden... Seni anladığımı biliyorsun *Seni anlayıp seni suçlardan arındırıp daha fazla acı çektiğimi de..Biliyorsun Ayrılığın tam öncesi Bir adım öncesi ne kadar varsan bir adım sonrası o kadar ayrılık... Keşke bir tablo gibi olsaydı sevdamız çizilse boyansa ve öylece kalsa idi... Yaşanmışlıklarımızı hiçbir şey değiştiremeseydi Yorgun kabullenişlerin mevsimini geçtim artık Çoktan sandığa kaldırdım "alıp başımı gideceğim" lerimi Seviyorsam sevdiğimce Biliyorsam bildiğimce En çok da gönlümce...buradayım! Kendi söylencelerime inanıp Kendi düşlerime kanıp Benim kalemimden çıktığı halde Ortasından girip sonunu yakalayamadığım bir masalda ölme hakkımı saklı tutacağım... Ve kendime saklayacağım bu neresinden tutsan elinde kalan hayata bir dize çalma hakkımı Tüm şehir seyretse de umurum değil Bırakamam tüm deliliğimle yaptığım dansımı bundan gayrı.... Değiştiremem yazılı kelimelerimi -yazılmışa dokunmak günah! değil mi- Alev sönse de hatırlatmaya küller yetmez mi? Ve işte sandığa kaldırdım umutsuz bekleyişlerimi Neredeyse alın yazımın gerçeği Gidip bulacağım -alacağım! koparmak gerekse de yerinden- Bir acıya tutsak olan ben Bin ok yarasına eğilmeden Güleceğim –hem de nasıl- Bir ejderha yaratacağım kendimden Tozlu bir kitabın sayfalarında yaşamak gerekirse Gocunmayacağım ve o sayfaları gene kendi soluğumla yakacağım ! Ruhumun sıcağından kıpkırmızı olacak gökte ay Bense tek bir dokunuşa gönüllü aldanacağım... Bir tek denize sesleneceğim -yalvaracağım utanmadan- "Sonuma değmesin kimsenin eli Gökte ayın kıpkırmızı olduğu bir gece Yakamozunda öldür beni..." |
Bize Kalan Neye elimiz atsak hep yarım kalıyor Bıkkınlık bizi teslim alıyor Vazgeçişlere duyduğumuz aşinalık Bizi kendimizden uzaklaştırıyor Nedense bize hep yalnızlık kalıyor Amansız bir yara gibi vücudu sarıyor Senle ruhum arasındaki varlık Çözümü sersefil meyde buluyor Niye yüreğim hep sende kalıyor Kayısız şartsız bir insana bağlanıyor Terk edişlerle bulunan yalnızlık Varlığıyla hep beni suçluyor Hakan Aydın |
Unutmuş beni demişsin Ardım sıra söylenmişsin Beni ateşlere atar Bırakır da gidermişsin Hatırlamadığım yalan Sanma ki unuttum seni Unutsam da ben kendimi Hiç aklımdan çıkmadın ki Hasan Görgü |
Senden Öğrendim Gülüm http://www.askmasali.com/resimler/kalp.gif Gözlerinden öğrendim ben herşeyi Siyahın ne güzel renk olduğunu İlk görüşte aşkın ne olduğunu, Sevgiyi ve onun büyüklüğünü Ellerinden öğrendim ben dokunabilmeyi Bir dokunuşun nasıl iç yaktığını O anki dünyayı umursamazlığı Sanki o anın hiç bitmeyecekmişliğini Saçlarından öğrendim ben neşeyle savrulmayı Seni bağrıma basmanın mutluluğunu Kollarına atılıp hiç bırakmamacasına sarılmayı Teninin kokusunu unutmamayı Resimlerine bakıp avunmayı, Sana ancak dualarla ulaşmayı Sadece rüyalarda görüşmeyi öğrettin be Gülüm Sen bana acıyı, hüznü öğrettin Bir de bırakıp gitmeyi öğrendim senden Sessizce, ardına bakmadan kaçıp gitmeyi Çaresizlikten ağlamayı öğrendim be Gülüm Mutluluğu özlemeyi de öğrendim Ben de sana kaybetmeyi öğreteyim, Severken ayrılmayı, ayrılırken yıkılmayı Elvedanın anlamını öğretiyorum sana ben Elveda çiçeğim, Elveda Gülüm, Elveda... Mavi PRENS |
Yüzleri aklıma kazıdım bütün yüzsüzlüklerine rağmen .. Sığındığım her limanda reddedildim, eskimiş filikalarımla Çıkarı için birbirini yiyenler arasında çıkmazlardayım. Dudaklarımda yeniden başladığım sigaram,bir duman daha aldım ölüme inat .. Payıma düşeni aldım hayattan biraz hüzün,birazcık gözyaşı Acıyı tattı hücrelerimin her biri,tek tanığım fersiz bir sokak lambası .. Soruların muhatabı olmaktan bıkmışken, içimde volta atan soru İşaretleriyle doluyum. Aynada baktığım çökmüş bu yüz benim mi? Bu kaçıncı eziyet ettiğim kül tablası? Sigaramdan çektiğim kaçıncı nefes? Kaçıncı kendime küsüşüm? Avucumu kanattığım kaçıncı kalem? Kaçıncı intihar provam? Yüksek dozda yalnızlık aldım bu gece Sessizce ölmek istiyorum .. |
Gece bile fazla bu akşam bana… Öyle siyah öyle alacalı ki karanlık..Uyumak istiyorum alabildiğine..Kapatıyorum gözlerimi sen oluyorsun uykularım.. Açıyorum gözlerimi yalnızlığa kapılıyor düşüncelerim… Anlamsızlığımla eş değer oluyorsun aniden… Gidişini seyrediyorum anılarımın arasından…Tozlanmış duyguları temizliyorum kelime kelime..İçim acıyor derinden… Gülüşünü anımsıyorum… İçim burkuluyor… Sensizliğe alıştırırken günlerimi şimdi ne gerek vardı ki sana ? Düşüncene bile tahammülü yok yüreğimin.. Silebilsem yüzünü gözlerimden… Ne acı…Seni hiç unutamamışım ki ben…Eskiyen eşyalarım arasına saklamışım yaşanmışlıkları...Ertelemişim sensizliği bile bile… Şimdi…Ne şarkılar ne satırlar dolusu cümleler..Hiçbiri iyi gelmiyor sensizliğime.. Belki çığlıklarımı susturmasam ağlasam yağmur misali damla damla…Kimbilir unutulursun belki ozaman… O an duygularıma baş kaldırıyorum…Bakıyorum gökyüzüne bırakıyorum çığlıklarımı yıldızlara doğru… Atıyorum seni özleyen her bir parçamı…Yüreğimi arındırıyorum fazlalıklardan… Bu kadar kolay olmamalı…İçimdeki ses seni çağırıyor her darbemde… Durmuyorum…Parçalıyorum seni…Kanıyor her bir yanım... |
Artık onu unut dediler. Demesi kolay. Nasıl unutayım. Adı hala aklımda. Gönlünü avut dediler. Demesi kolay. Nasıl avutayım. Fotoğrafı hala elimde. Gözlerini artık uyut dediler. Demesi kolay. Nasıl uyuyayım. Hayali hala gözlerimin önünde. 11.11.2008 Nihat İlikcioğlu |
Gözlerime Işık Ol En çok kalabalıkta yanlız kalıyorum Ve en çok böyle anlarda özlüyorum seni Kimsesizliğimi yüzüme vuruyor sanki bu sesler Mutsuzluğumu hissettiryor bana bu gülüşler... Sen gittin gideli Anlamlı, Anlamsız Tek bir gülüşüm olmadı yüzümde Dilim sus pus oldu Senden sonra konuşmadı kimseyle... İnsan kendini unutur mu? Ben unuttum sevdiğim Nelere güler Nelere ağlardım Yaşamıma anlam katan neydi İnan, İnan ki unutmuşum herşeyi... Peki insan kendini özler mi? Ben özledim sevdiğim Kulaklarımda çınlıyor kahkahalarım Neydi bu denli mutlu eden şey Şimdi neden yok sanki... Hayata bağlı olan İçi içine sığmayan Kendimi öyle çok özledim ki... Ne olur dön sevdiğim Kendimi daha fazla yitirmeden Dön... Sana bakan gözlerime ışık ol yeniden... Pınar Yılmaz |
| Saat: 08:10 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık