![]() |
YÜREK. . Bir yürek ki yanmaz yürek denir mi ona Sevmek haram yüreğinde ateş olmayana Bir günü sevgisiz geçirdinse yazık En boş geçen günün o gündür inan bana. ÖMER HAYYAM |
Sen Aşk'mısın Sevda'mısın Çaresi olmayan, yanğındır Yüreğimi kasıp kavuran Gönlümü Damla,damla sevgi diye kanatan Gönlüm,senin fermanın oldu Hiç çekinmeden Beni,gönül gözlerimden ağlatan Sen,beni ben'de yakıp kavuran Beni, ben'de sen olarak alev aldıran Yaktıkça, harlatan ağlatan Sen, aşk'mısın sevda'mısın Beni canımdan yakan,sevgimden ağlatan Sevgi ateşi, ocak kurdu gönlüme Harlatan sen Yanan ben Yandıkça, ağlayan acı çeken, yine ben Sen, aşk'mısın sevda'mısın Beni camın'da, canıma ezdiren Hayata istemeden küstüren Atıl Kesmen |
OLMUYOR SENSIZ Baharı bekleyen çiçekler gibi Umutla bekliyorum seni Sevgimden hiç bir şey eksilmedi Ebediyen seveceğim seni rüzgarlara savurdum dertleri terk ettim kederleri düşünme yaban ellerde beni bilki hala seviyorum seni |
Üşüyorum İnceden kar atıyor Gece karanlık Ay sönmüş Yıldızlar Kayıp Üşüyorum Mutlak sabah olacak Güneş yeniden doğacak Kollarımı açıp Güneşi Kucaklayacağım Geceye inat Gece karanlık Ay sönük Yıldızlar kayıp İnceden kar atıyor Üşüyorum.. |
Uzaktan Alnımı soğuk camlara dayamışım, Soğuk ve dumanlı camlara. Soğuk ve dumanlı camlar ötesinde, Seni düşünüyorum. Dışarda alabildiğine bir yağmur yağıyor. Alabildiğine yağan bir yağmur altında, Seni düşünüyorum. Sana benzeyen bir kadın geçiyor sokaktan. Sana benzeyen bir kadınla, Seni düşünüyorum. Soğuk ve dumanlı camlar ötesinde, Alabildiğine yağan bir yağmur altında, Sana benzeyen bir kadınla, Seni düşünüyorum. Çocukluğun geçiyor gözlerimin önünden. Siyah önlükler içinde çocukluğunu düşünüyorum. Hoyrat ellere düşmüş çocukluğunu... Karanlık zamanlar içinden bana sesleniyorsun. Karanlık zamanlar içinde parıl parıl çağrıalrın. Karanlık zamanlar içinde seni düşünüyorum. Seni bahçelerde düşünüyorum. İlk bakıştığımız yerde düşünüyorum. Palu'da, Malatya'da, küçük şehirlerde düşünüyorum. Acı bir duman gibi doluyor hasretin gözlerime. Rüzgar yüklü denizler gibi kabarıyor göğsüm. Göğsümün bilinmez bir yerinde seni düşünüyorum. Şefkatin sarıyor yaralarımı uzak dağ köylerinde. Uzak dağ köylerinde seni düşünüyorum. Hep aynı yoldan geliyor hüzünlerimiz. Nurettin Özdemir |
Sonra iniyordum otobüsten Çarşıdan bizim eve giden Ömrümün en uzun Ömrümün en kısa Ömrümün en çocuk Ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum Çünkü sonunda annem oluyordun Babam kokuyordum sonunda Soğuk ve şehirler arası otobüslerde vaz geçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam Ben seninle bir gün Vandaki bir kahvaltı salonunda Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği bir yol üstü lokantasında Ben seninle Ağrı dağının mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğu Beyazıt ın herhangi bir toprak damında Ben senin herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim BEN SENİN BENİ SEVEBİLME İHTİMALİNİ SEVDİM Yılmaz Erdoğan |
YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır Kopmaz kökler salmaktır oraya Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına İnsan balıklama dalmalı içine hayatın Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: ATAOL BEHRAMOĞLUYaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana |
Ne çigliklar kaldi, kulagimda yankilanan; Ne de mat bakislar, görmeden bakisan En devâsâ tebessümleri eskitti dudaklarim. En matemli haberleri isitti kulaklarim Hüzün dograndi yine, geceme, gündüzüme Ilahî, sendendir medet.. bitsin bu iskence?! Benim benden utandi.. firarda bu dem. Âhimla bogdum intikamina sayisiz adem Mahkûm oldu ömür kabûs uykularina. Mahzûn ve tesellisiz ölüm oruçlarina Esir kaldim elemli günlerin kampinda. Kan kirmizisi karda.. vuslat, ölümün ardinda! Ahmet Arslan |
BİR AYRILIK GÜNÜNDE Ne gariptir şu ayrılık günleri Bir dosttan da, düşmandan da ayrılsan Nedense bir tuhaf oluyor insan Derin bir sızı giriyor içeri Son bir defa bakarken caddelere Dükkânlara, evlere, kahvelere Hâtıra yüklü kervanlar geçiyor Dolu dolu gözlerinin önünden Bu son yadigar mı bir ayrılık gününden Ne unutulmaz zamanlar geçiyor Ağır ağır biz farkında değilken Gökler masmavi, yaprak yemyeşilken Sen istediğin kadar unutulmaz de Bu son dakika, bu vakitsiz yağmur Unutulur, azizim unutulur Başka ne yapılır böyle bir günde Kapanan bavul, çivilenen sandık Ve sonra kuru bir "Allaha ısmarladık |
On sekiz yaşın nisan günleri Dünya bir kızın gözlerinden ibaret Hayat bir tas su içimi Ne zaman oldu aklımda yoktu Yağmurlar yağdı hatırladım Yayıldı içime aşk iklimi Toprak kokusu bu muydu Böyle miydi benim insanlarım Ben hiç yoruldum mu severken Ah bu uzak ses kimin Şüpheniz olmasın şimdi bile Düşüp ardına gidebilirim Talip Apaydın |
Artık Anladım Ne yapalim dünya bu kadar acimasiz, Bütün sevgiler olmus vefasiz, Insanlar olmus artik vicdansiz, Artik anladim asklarin yalan oldugunu. Kalbime unut diyorum dinletemiyorum, Bir tek onu sevdim anlatamiyorum, Öylesine caresizim ne yapmaliyim bilmiyorum, Artik anladim asklarin yalan oldugunu. Kuslara sordum onu... haber getirmediler, Istedigim bir parca mutluluktu cok gördüler, Ama yinede hep sevdim de sevilen olmadim, Artik anladim asklarin yalan oldugunu. Selma Doğan |
Ölesiye Seviyorum Bana gel Kendinle beraber Kalbini de getir Sonra umutlarını Sonra dualarını Ve hiç bitmeyen Ve hiç bitmeyecek olan Aşkını da beraberinde getir bana.. Maviyi sevdimse senden Dalmışsan hayale senden Senden hep kendimden geçmişliğim.. Şimdi hasretini kokluyorum Senin yerine, Seni öylesine değil Ölesiye seviyorum. |
Aşk Şans Ve Yürek İşidir Dostum bu aşk denen İlmek ilmek sevgi örmektir Sözden geri dönmemektir Mücadeledir, yılmamaktır Dünyaya karşı durmaktır Yedi cedde karşı gelmektir Zamanı durdurmaktır Sevgi pınarı olmaktır Pınarı kurutmamaktır Gülüşü paylaşmaktır Derde ortak ağlaşmaktır Yangındır, emektir Aynaya bakıp onu görmektir Uğruna baş koymaktır Başına can vermektir Hepsinden öte, aşk için Kocaman yüreğe sahip olmaktır Aşk yoktur diyorlar Yaşamamışlar bilmiyorlar Hayatının aşkıyla karşılaşmayan Aşk yoktur der Arzu ile aşkı karıştıran Aşk biter der Var mı kocaman yüreğin Var mı direnecek inadın Var mı aşkına rastlayacak şansın Denemeye değer dostum Kaçmamalısın, aşık olmalısın Halay Sadi |
Son Kaçış... Haydar Paşa Garın'da Issızlığın ortasında bir kadın Elinde küçük bavul... Yılmadan içine doldurduğu anıları Sıtrında bir yük yalnızlığı... Gece 24.00 treni gelecek, Son kaçış,son veda,son şehir... Kalabalıklarda terk etmiş, Mutlu gülüşlerini,mahur şarkılarını, Yaşam vesikasını bırakmıştı tek göz odasında Var olmanın cazibesiyle, Yabancı bakışlarla süzdü kendini Lobinin buğulu canımda... Nedenli solgun ve yorgun görünüyordu, Üşümüştü , içi titriyordu... Pardüsesinin kemerini biraz daha sıktı Isınacak bir yüreği dahi yoktu... Başını hafifçe kaldırdı cama doğru, Saçlarını arkaya doğru savurdu, Yüzüne baktı birkez daha, Gözbebekleri buluştu buğulu camda Ürktü,saklanmak istedi... Son kaçışına... Tren'in amansız çığlığıyla irkildi... Toparlanmayı denedi çaresizce Koşuşturan , vedalaşan,kavuşanların, Arasına karışmaya çalıştı... Makinistin son çağrısını duydu, Ruhunu o şehir de yitirmiş robot gibiydi Adımları istem dışı ilerliyordu... Bir eliyle asıldı vagonun yabancılığına Bir elindeyse anılarını sığdırdığı bavulu, Bir adım,bir adım daha attı... Atmak istedi,tüm gücüyle gayret etti, Yoruldu,adımı boşluğa düştü... Eli kaydı vagonun yabancılığından, O an tren son sireniyle hareket etti... Anıları raylara saçıldı... Andı bavuluna son bakışı, Kim olduğu hiç bilinmedi... Oysa o ıssızlığın kadınıydı... Son kaçışta kaybolan... Nisan_ |
İstanbul'a Hasret Sevgiye hasrete doyamadığım, Tepelerin,yedi yarendir, Rüyaların,hayallerin hası sendedir. Peygamberimin hayalindeki İstanbul Sen Şura’yı Asrı saadetin, Hep birlik de Cem ettiği, Aşıkların senin gecelerinden,ilham aldığı, Güzel şehirsin,İstanbul… Kutbun, Kutbesinin, Yeraltının,sarnıcının,olduğu Kıtaların.kıtalara bağlandığı, Yersin İstanbul… Tepebaşın,Tarlabaşın sonra gelir Beyoğlu’n, Galata kulen,Kız kulen.. Ömre,ömür katar Üsküdar’ın, Ortaköy’ün,Feriköy’ün , Boğazın güzelidir,Sarıyer’in,Eminönü’n Fatih sana hayran,sen Fatih’e Sen dünya güzelisin İstanbul… Senin,aşkına yanıp,tutuşup, Diyarlar ötesinden, Şehirler ötesinden, Kıtalar ötesinden, Peygamberimin ümmeti olabilmek için, Gelenlerin misafir edildiği, Yersin İstanbul… Eyyüp sede, Fatih sende, Dünyanın gözü sende Be!...İSTANBUL Kemal Tunç |
Suskunum Sana Hangi şiire başlasam suskunum sana Dağ göğsünde bir kaya diliyle suskun Güneşte kavrulan bir kum tanesi Çatlayan dudaklarım oluyor her gece Yağmura suskun yaşamaya suskun Haykırabilsem Belki bir nehir köpürebilir sesimde Silinebilir kuraklığın bütün izleri Upuzun çöller vadileşebilir içimde Hangi güzelliği özlesem suskunum sana... Adnan Yücel |
NEDİR Kİ GECENİN ÖMRÜ I Her şey acır bir yerlerinden Kendi içinde kırılır zaman Zaman içinde sevdan Denedim dayanabiliyor insan Nedir ki gecenin ömrü Zaten yaşamıyorsan .. II Sözlerindeki giyotinler bölüyor bedenimi Yüreğimi ayırıyor kalem tutan elimden En değerli yanlarım yere düşüyor Reddediliyor güne başvurularım Gözlerinde gece hüküm sürüyor Bahar dallarımda eski sigara yanıkları .. III Sen yürüdükçe uzuyor sokak Ben sokağı olmayan köşelerde bekliyorum seni Bir umut .. “ Gelir şimdi ... “ Sussan da duyuyorum sesini Ve biliyorum zaman alıyor mumyalamak Bir aşkın güncesini Ruhsatsız hüzünleriyle kaldırım taşlarının .. IV Tecavüzü kaçınılmazdır gözlerime gün ışığının Ve tecavüzüm gürültüsü uyanan bu şehre Ki işte bu saatlerde Sokar akrebi saati / yelkovan ölür Durur zaman / uzayan gecelerde kısalır ömür .. Çek üstümden umut geçirmez bakışlarını Göz yaşlarımla kurşuna dizme beni Veda nöbetlerinde .. Gidişinle öldür ... V Toplu intiharları mı yıldızların Yoksa ışıyan gün mü bu karanlık ?!! Durmaksızın seni yaşamaktır / yalnızlık .. VI Mısralar yazıp da tenine Ne zaman bir şiir dikmek geçse içimden Yaktığım şiirler kadar sıcak bedenine Bir cehennem ateşi geçer gecemden Gözlerim kaçar gözlerinden .. Orhun Basat |
Sevda Bülbülleri İçimde biter kan kırmızı aşk gülleri Konar dallarıma hep sevdâ bülbülleri Hiç aratmaz yâr güzelliğin sümbülleri Konar dallarıma hep sevdâ bülbülleri Seninle ben canan en güzel düşlerdeyim Anbean mutluluk kokan gülüşlerdeyim Sevgi okyanuslarında yüzüşlerdeyim Konar dallarıma hep sevdâ bülbülleri Her an yaşarım seni başım bulutlarda En unutulmaz nağmesin çalan utlarda Hep senin adın var bendeki maksutlarda Konar dallarıma hep sevdâ bülbülleri En hisli arzularımda her dem sensin yâr Sevdân bedenimi depremler gibi sarsar Gözlerindeki bakışlar aşka dâvetkâr Konar dallarıma hep sevdâ bülbülleri Timur İlikan |
Hatırlama ne olursun, o yıldızsız geceyi, Ayrılığın kıyısında, çözümsüz bilmeceyi, Cevapsız kalan soruda, söylenmeyen heceyi, Ellerimiz ayrılsa da, sevdiğimi unutma, Razıyım ben özlemeye, çiçeğimi soldurma. Hani seninle sahilde, gezerken el ele, Aşkımızı haykırırdık, gülen gözlerimizle, Can gibiydik, canan gibi, sevgi dolu yürekle, En güzel anları düşün, gönlümdeki sevdayı, Rastlarsan bir Mecnun’a, hisset o Leyla’yı. Hayallerimi süslüyor, parıldayan gözlerin, Asla dinmez kulağımdan, aşkım diyen sözlerin, Canımı hep yakıyorken, ateş gibi közlerin, Esti birden deli rüzgâr, sevdamızı savurdu, Ne oldu bize böyle yar, ayrılık bizi vurdu. emin zeybek |
Farkında mısın dikenli tellere attım seni sürgünlerdeyken sen gözlerini buluta kaparken farkında mısın bakıyorum boşu boşuna ne mi yaptım , kalakaldım şeytan aldı ağzımdan senin adını anlattıracakmış sana başkalarındayken farkında mısın yaşıyorum boşu boşuna sonbahar kondu pervazıma uğuldarken rüzgar yağmalanmışım tüm umutların benleyken farkında mısın sensizleşiyorum boşu boşuna yüzüm de meyhane dağınıklığı var anılar kaldı gözbebeklerimizde kıydı namert sana yarınlarındayken farkında mısın deliriyorum boşu boşuna duygularımın aynasındaydım dönüş yolunu kapadım mavi gülün çoğalsada yokluğun ayıkken farkında mısın sarhoşum boşu boşuna demir atmışken bana saklayamadım seni sen inat ben israr aşk yanarken farkında mısın şairleşiyorum boşu boşuna adam değilmişim şimdi anladım frenlerim patlamış besmele çekeyim ayyaklarının altındayken farkında mısın dualardayım boşu boşuna Serdar San |
Ölmeyen Sevginin Figüranlarıyız Biz Yitirme umudunu asla Yitirme Ben yoksam bir başkası var Kaç seven insan kavuşmuş ki Bırak bizimkisi de efsane kalsın Sevip de kavuşamayanlar efsanesi Başroller SEN ve BEN Ayrılıyoruz yakında Sen yoluna,ben yoluma Beni unut,düşünme Başka birine gönül ver Ama ben veremem Sen de veremezsin,bunu biliyorum Sen başkasını sevemezsin Sevseydin bunu hissederdim Sevdanla yanıp tutuşmazdı yüreğim Bir tek biz biliriz ayrılığı Biz anlarız ayrılık nedir Çünkü seviyoruz Sevmeyi biliyoruz Unutma beni,ne olur unutma Kiminle olursan ol Hangi şehirde olursan ol Aklında mutlaka ama mutlaka Hayalim ve sevgim olsun... Oya Fahlioğulları |
seni ezberledim Sen benim ezberimdesin Her anı nı her davranışını Nasıl uyanırsın güne başlarsın Ben herşeyini ezberledim Neye kızar neye sevinirsin Doğrularını yanlışlarını Seni hayata bağlayan tüm bağlarını Nezaman nasıl davrandığını ezberledim Sen benim ezberimdesin Hangi rengi çok sever nasıl giyinirsin Nasıl yemek yer neyi çok seversin Çayının şekerini yemeğinin tuzunu Ben senin herşeyini ezberledim Daha dudakların oynatmadan bilirim Neler söyleyeceksin Ben senin herşeyini ezberledim Senin beni farketmediğin anlarda Ben sadece seni izlemekteydim O boş bıraktığın bakışlarımda Yapayanlız buz tutmuş odalarımda Sessiz sedasız her haykırışımda Seni ezberledim Birgün seversin Birgün hissedersin Umuduyla asiye atabaş |
Sana Sana Yarınları olmayan dünlerimi bırakıyorum Bir daha hiç akmayacak olan nehirleri Ölümle burun buruna olan Özürü olmayan hatalar bırakıyorum Sana Yaşanmayan aşklarımı bırakıyorum Ölümsüz sevgilerin ölümünü Yağması imkansız Umutlar bırakıyorum sana Sana Bu kentin yağmurlarını bırakıyorum Her karışında göz yaşlarını Şehrin kalabalığında yok olan Yalnız insanlar bırakıyorum sana Sana Bir nefes daha fazla alacağın Koskoca bir dünya bırakıyorum Bir adım daha fazla atacağın Up uzun yollar Sana Kalabalıkların içinde fark edemeyeceğin Bir dünya bırakıyorum Yalnızlığında Gerçeklerle yüzleşeceğin Bensiz bir dünya bırakıyorum. Ergin Kaya |
sevdiğimi anlasana Sürgünlerde kaldım, Ateşlerde yandım, Beni seviyorsun sanmıştım, Yazık ki acı aldandım... Umudumu, pamuk ipliğine bağlamışım, Söyle, sensiz nasıl yaşayacağım, Öylesine bağlanmışım ki sana, Öylesine mecburum ki sana, Anlasana be güzelim seni sevdiğimi anlasana... seyyid burhaneddin kekeç |
Hala Seviyorum Bugünlerde yine seni düşünüyorum... Yalnız,ıssız ve çaresiz gecelerde, Seni düşünüyorum sessiz çığlıkların arasında... Kalbim senin için çarparken, İçimden "seni seviyorum" diye haykırmak geliyor!.. Ama olmuyor, Ben yine de seni seviyorum haykıramasamda çığlık çığlığa, Bir kağıt parçasına,duvara haykırıyorum aşkımı, Seni sevdiğimi yazıyorum sadece !!! Seni düşünüyorum hep gecelerde, Belki hayalin yalnızlığıma katık olur diye... Seni düşünüyorum hep gecelerde, Belki hayalinle gelirsin diye... Seni düşünüyorum hep gecelerde, Belki seni hayalinde unuturum diye... Ama ne mümkün böyle bir şey. Gözümden uzaksında,gönlümden olmuyorsun işte, Çıkmıyorsun aklımdan... Hani istemiyordumda çıkmanı. Bir ümitle bekliyorum, Hani göçüp gitmeden bu dünyadan, Bir kez olsun sevgiyle bakar diye gözlerin bana. Ben hala yalnızım buralarda, Hala yoğun duygularım,hala karanlıklardayım, Doğmasını bekliyorum güneşin, Ben hala uykusuz gecelere inat seni düşünüyorum!.. Ve ben hala seni seviyorum... Fatih Mertkollu |
Anladım anladım sabahları açılır esnaf çarşıları yeminle "bedreddinim bir ağaca asılır" anladım en büyük yalan yemindir edilir sabahları gecesini hatırlamayan esnafların tüm merasimleri gömdüm ömrümün reklam amaçlı takvimlerine anladım kimse üzgün değildi bayraklar yarıya indiğinde bir tek el isteyen yordam ve özür dileyen anladım herkese kötü şeyler hatırlatan yüzüm evet yüzümdü her görüşmeye taşıdığım kandırılmaya gönüllü bir gönülle az sütlü neskafelere sigaralar iliştirdim göz gördüm başka acılara ayarlı uzun bir yüz gördüm meğer filmin sonu diye ayarsız fin yazardı ve end zamanında bir zamanlar Fransızlar hep Fransız kalacaklar sabah sinemasında pazarları aklimi alıp doğduğum evin müze olma isteğine saklayacaklar ama kavaklar büyüyecek herkesten gizli boyatmak bir kavağın becereceği iştir ancak anladım ki ağaçlar topraga aci verdikçe büyüyorlar her pazartesi and içip cumaları marşa basan camiler dolusu yemin edip taburlarca yalan söyleyen bu toprakta bu ağaç kuruyacaktır elbet anladım kimseye acı vermeden büyünmüyor namusum ve şerefim ve çocukluğumun üzerine beton dökerim ki tüfek filan değil çimento icat edildi de bozuldu mertliğin mimarisi esrarlı bir ülkeye göçtü sabrın taş ustaları anladım altı dükkan olsun istiyor evinin ve ağlamaklı bulmuyor apartmanları benim taş ustamın karisi ve her yerde şube açmak istiyor İskender kebabını icat eden büyük İskender’in çocukları ki gölge filan etmez yoğurtlu bir ziyafet çekerdi diyojen’le karşılaşsaydı. anladım Bursalı İskender’in Romalı arkadaşından daha çoktur uygarlığa katkısı oysa bu satırlarla üstünü örten ben kelimelerle sargı bezi ve merhem yapan ozanlığı en çok kendini üzen ben anladım sadece öğlenleri açarım yaramı ve hiçbir yerde şubesi olmaz bu kanamalı hastanın anladım. |
Bir Kara Sevda önceleri renk renk açan çiçekten habersizdim yoktu derdim, neşeliydim, tasasız, kedersizdim gülerdim aşıkların döktüğü göz yaşına şimdi benim de geldi kara sevda başıma fakat yine mutluyum:bir bilinmez mutluluk yüreğimden bir sevda akıyor oluk oluk hayatım anlam buldu bir dilberin sözünde ben dünyayı keşfettim O`nun iki gözünde vücudumu birdenbire çılgın alevler sardı gözüm görmez, dizim tutmaz, saçlar ise ağardı şimdi bana sorsunlar sevmek nasıl bir şeydir sevgi bir aşık için dünyadaki her şeydir her gece sokaklarda hem açım hem susuzum sabahlarken meyhanede yorgunum uykusuzu benim için:koskoca dünyada yalnız bir ben varım,bir aşkımız, bir de süt benizli kız Müslüm Çağlı |
Rüya Yine burdayım, Yalnızlığımla başbaşa düşüncelerdeyim, Etkisindeyim hala yaşadıklarımın, yaşadıklarımızın, geçmişimdeyim, Kurtulamıyorum bir türlü, Uğraştıkça unutmaya, daha çok hatırladığımı farkediyorum , Seni, sevgini, sevmeni, bakışlarını, Hele hatırımdan çıkmayan bir manzara var ki Çıldırtıyor kahrediyor, Uyurken bile ağlatıyor beni, En son işimiz var deyipte götürmüştün ya beni, Uçsuz bucaksız yeşilin her renginin var olduğu bu şehirde hiç bilmediğim bir yere Uçurumda bir kayanın üzerine çıkıp Eşsiz bir manzara seyretmiştik elele hani, Kayanın üzerinde değilde bulutların üzerindeydik sanki, Rüya gibi, Yıllardır kurduğun gerçekleşmiş bir hayal gibi, Evet evet rüya gibi, rüyada sonunda biter çünkü, tıpkı bizim sevgimiz gibi... Dedimya düşüncelerdeyim geçmişimdeyim , O düşünceden o düşünceye atlıyorum yine, Nedenler, niçinler, sorularla, anılarla dolu düşünceler, Sanki hepsen varmışsın şimdiye kadar, Sanki sadece sen bağlıyormuşsun hayata beni, Sanki hiç dostum, arkadaşım, ailem yokmuşta Hep sen dolduruyormuşsun hayatımı gibi, Hayatım boşlukta kaldı büyük adam... Küçüğüm, küçüksün derdin ya bana hep, Bende iyice küçük sanmışım kendimi, Şimdi babasını kaybetmiş küçük bir çocuk gibi Hep ağlamak istiyorum Herkesten kaçıyorum büyük adam... Yasmin Kaynar |
TAHİRLE ZÜHRE MESELESİ Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil, bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte yani yürekte. Meselâ bir barikatta dövüşerek meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken meselâ denerken damarlarında bi serumu ölmek ayıp olur mu? Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. Seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir ayrılmak istemezsin dünyadan ama o senden ayrılacak yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı? Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden? Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil NAZIM HİKMET |
MEMLEKET Bir memleket havası Tütüyor burnumda kokusu Gözler onünde o görüntüsü Geliverir aklıma o mimarisi Gurbet zalim gurbet Ayırdın o güzelim yerden Hayat bizede gülecek elbet O karanlık günlerin ardından Bir memleket türküsü Geliverir aklıma öyküsü Çırpını verir birden kalbim O güzelim memleket için |
Meryem ana Tanrıyı doğurmadı Meryem ana Tanrının anası değil Meryem ana analardan bir ana Meryem ana bir oğlan doğurdu Âdemoğullarından bir oğlan Meryem ana bundan ötürü güzel bütün suretlerinde Meryem ananın oğlu bundan ötürü kendi oğlumuz gibi yakın bize Kadınlarımızın yüzü acılarımızın kitabıdır acılarımız, ayıplarımız ve döktüğümüz kan karasabanlar gibi çizer kadınların yüzünü. Ve sevinçlerimiz vurur gözlerine kadınların göllerde ışıyan seher vakıtları gibi. Hayallerimiz yüzlerindedir sevdiğimiz kadınların, görelim görmeyelim karşımızda dururlar gerçeğimize en yakın ve en uzak. Nazım Hikmet |
BİR AYRILIK GÜNÜNDE Ne gariptir şu ayrılık günleri Bir dosttan da, düşmandan da ayrılsan Nedense bir tuhaf oluyor insan Derin bir sızı giriyor içeri Son bir defa bakarken caddelere Dükkânlara, evlere, kahvelere Hâtıra yüklü kervanlar geçiyor Dolu dolu gözlerinin önünden Bu son yadigar mı bir ayrılık gününden Ne unutulmaz zamanlar geçiyor Ağır ağır biz farkında değilken Gökler masmavi, yaprak yemyeşilken Sen istediğin kadar unutulmaz de Bu son dakika, bu vakitsiz yağmur Unutulur, azizim unutulur Başka ne yapılır böyle bir günde Kapanan bavul, çivilenen sandık Ve sonra kuru bir "Allaha ısmarladık |
Kaçıyorum Senelerce bekledim tek yolunu isyanlar verip çok yordun kulunu bir gün gelirse sormaya durumu ne bir adres ne bir numara bırakmadan kaçtı deyin. Kirlenmiş beklentin sıkışıp kalmış vakitsiz adımız üşümüş solmuş bir gün gelirse sormaya ne olmuş sürgüledi gözlerini ağlayarak kaçtı deyin. Sevgilimsin demek gelmişti hep ar yağmıyorsa sende lapa lapa kar bir gün gelirse sormaya nesi var körfez imbatı örtünürken titreye titreye kaçtı deyin. Küllerim savrulurken kıyılara güneşi yine yorgun doğurursa bir gün gelirse sormaya olur ya ! Son çığlığını aynalara attı dünyadan kaçtı deyin. Serdar San |
İtimat edersen benim sözüme Gel birlik kavline girelim kardaş Birlik çok tatlıdır, benzer üzüme İçip şerbetini duralım kardaş. Son verelim iftiraya bühtana Kardeşane sevişelim can cana Elbirlikle çalışalım vatana Çok okul, fabrika kuralım kardaş. Yürüyelim Atatürk'ün izine Boş verelim bozguncular sözüne Göz atalım şu dünyanın hızına Yürüyüp hedefe varalım kardaş. Veysel'in sözleri kanun dışı mı? Mantığa uymazsa kesin başımı Bana düşman etmiş vatandaşımı Sebebi ne ise soralım kardaş. Aşık Veysel |
Ayrılıktan Söz Etme Bana Fedakarlık aşkımızın tacı inan Gel sen ol,hasrete son noktayı koyan Bahtiyardır vedayı kalbinden atan Yeter ki ayrılıktan söz etme bana Kuşaktan kuşağa değişmeyen ne ki Aynı kalan bir tek sevgidir inanki Aşkla,sevgi olmazsa olmaz demekki Yeter ki ayrılıktan söz etme bana Katı duygularını çıkar kalbinden Çağlasın yüreğin gönül deresinden Mutluluk rüzgarın essin en derinden Yeter ki ayrılıktan söz etme bana |
Vazgeçemediğim Biri bitmeden biri yanan, Sigara gibi dudaklarımdan, Düşmüyorsun bana inan, Adın dilimde her an, Vazgeçemediğim. Biri dolmadan biri boşalan, kadeh gibi dudaklarımdan, Düşmüyorsun bana inan, Adın dilimde her an, Vazgeçemediğim. Sabah akşam yatmadan, Dua gibi dudaklarımdan, Düşmüyorsun bana inan, Bir şeysin sen, Vazgeçemediğim. Emine Özbakır |
Aşk İki Kişiliktir Değişir rüzgarın yönü, Solar ansızın yapraklar; Şaşırır yolunu denizde gemi, Boşuna bir liman arar. Gülüşü bir yabancının, Çalmıştır senden sevdiğini; İçinde biriken zehir, Sadece kendini öldürecektir; Ölümdür yaşanan tek başına Aşk iki kişiliktir. Bir anı bile kalmamıştır... Ataol Behramoğlu |
YOKSUN Biliyorum Bugün kulakların bi rbaşka çınlayacak Anlayacaksın Seni yine nasıl hasretle andığımı özlediğimi Ellerin titreyecek Gözlerin yollarda olacak Yokluğumda ağlayacaksın belki Sende hissedeceksin Yüreğimde neler hissetiğimi Özlem yakarsa yüreğini Ve acı çekersen beni an Çünkü ben içindeyim özlemlerimle Her yenigün seni yaşıyorum Özlüyorum yeniden Yaşamı sevmiyorum artık yaşamıyorum ben Çünkü sen yoksun Hayatım yaşam sevincimdin YOKSUN YOKSUN YOKSUUUUUNNNNN Pınar Suna Ay |
Uzak Çok uzak.. Yitip giden bir sevda gibi, Yarım kalmış düşler gibi Uzak.. Çok uzak.. Kalabalıklar içinde sevdiğinin sureti gibi.. ekmek gibi, kavga gibi, sevda gibi… aklı başında her insan gibi.. sosyalizm gibi.. uzak.. Çok uzak.. devrim ufuk bektur |
Aşk mavisi tükendiyse o boşuna denizde Bil ki diken diken bir çamurla örtülüdür sığlığı Niye enez bu zambak diye sordular mıydı Aşksız geçen günlerinde örselenmiş,de Aşk bürünmeseydi de bak hiç şakır mıydı Şu bi damlacık isketeye ta gagadan kuyruğa Kişi gönlünü yitirdi mi ne yüzle çıkar sokağa Yaşamda nesi varsa aşk işte onun adı Ansıyın aşkla yağdı da sular Ondan kokulandı ıtır çekirdeklendi elma Doğayla el ele bizi üreten bir sevgi var Evrende en soylusu sezdim ki bu çoğalma Horozdan Korkan Oğlan Metin Eloğlu |
Hasretinde bazen yağmur olup Geçeceğin yollara gül tohumu ekiyorum Sen ise ; Ayaklarınla yüreğime bassan bile Yüreğimin acıdığını düşünme. Ben , her adım attığında, Yüreğimden öptüğünü farzederim. Hasretin çöker hüzün bulutlarıma… Yüreğine düşen her damla, Kurumuş güllerin yüreklerine ” hayat ” olur. Ben, sana ağladıkça Güllerin daha güzel açar, Bilirim. Ben, sevdana yandıkça Baharlar hep gülüşlerinde konaklar. Hissederim….. Yüreğin, aldığım nefes olmuşken, Toprağa sarılan sarmaşık gibi Geceye uzanan ışık gibi Hasretinde bile ” sana ” sarılıyorum. Aldırmıyorum hasret yağmurlarına, Yokluğunda bile yaşıtıyorum seni. Sakın üzülme sen; Ben; seni sevdikçe nefes alıyor, Seni özledikçe yaşıyorum… ismail sarıgene |
Çığlık Yalnızlık yüreğimden/ kalemime süzüldü Selam verdim leylaya/ gözlerime büzüldü Gözlerim her an akan/ bir bozuk musluk gibi; Cinnet saatlerimin/ karşılıksız sahibi... Sevgi merhametlerin/ gülleri diken saçan Karşı kıyı uyurken/ ağlamaklı O insan Gözlerine hab düşmüş/ bakışına kan düşmüş Düşlerine amansız/ hatıralar üşüşmüş Yaşananlar hep biraz/ tebessümlü efkardı Bir gece salınarak/ içine düşen kardı Ve kar, uykumu çalan/ bir sevinçtir bende ki Düşerlerken düşüme/ anımsadığım şevki Aşk olarak bilirim/ eriyişlerden gelen En son göç eden martı/ en son ölüme gülen; Bir mezar bekçisinin/ intiharı gibidir; Yokluğun yüreğimin/ gömülüş sebebidir; Dost diye bildiğin el/ aşka kefen dikmişse, Beklenilen sevgili,/ umudun gecikmişse Çılgın bir mumyadır/ aşkın peşinden koşan, Bir mezarlık dibine/ kadar inmişse zaman... Gelipte demirlerler/ saçlarını bu şehre Say ki o muzlim gece/ gözlerinden bibehre Yırtınır, yağmurlara/ yapışan aşkın sesi Bir çığlık göğe koşar/ solunurken nefesi Dizginleri koparıp/ gözü yumuk koşarken Hatta kurşunlanmamış/ umutlar dahi varken Bir ihanetle atıp/ aşkını bir köşeye... Bir yıldız kaymasına/ sebep olacak her şeye Bütün rüzgarlarımla/"son" derken hayatımdan Kovamıyorum seni/ şiir denen rıhtımdan Bazen bir yasak olup/ dikilirsin karşıma Bazen mevsimlerde ki/ çözülecek muamma Sen uzun kış gecesi,/ dumanlar çökmüş sahra Nergis bahçeleriyle/ doldurulmuş Buhara Ben meçhul varlığından/ yağmura yüzün çizen Sonra sıkılıp her şeyden/ateşe hüzün çizen Boşlukta geçen ömrüm/ ne yokluktu, ne sığlık Onun bütün varlığı/ içine kaçan çığlık... Ali Şen |
Olmasaydın daha iyiydi Olmasaydın Ağlamazdım böyle Buluttan farklı olurdu Islanmazdı olur olmaz gözlerim Yaşamazdım bunca yıl Kurur gider Sararıp solardım Bir rüzgar alır götürürdü beni aldırmazdım gazi sarı |
Zorsun Zorsun Dayanılmaz oluyorsun bazen Bazen buz gibisin Derken eriyorsun Bulup bulup kaybediyorum seni Sense Beni ne zaman istersen buluyorsun Ne buz oluyor ne de eriyorum Ben sıcağım Sana hiç yaramıyorum Kaybeden ben değil sensin görüyorsun Benim sıcaklığımla kaybolup giderken Erimekten başka hiçbirşey yapamıyorsun Öznur Güller |
SANA DAİR... bilmiyorum bilemiyorum artık yarın ve yarından sonrası ne getirecek bana ötelerden yine neler kuşatacak aklımı yine hangi umut can verecek sana dair... bir sır gibi zaman dilsiz kör ve sağır... ağdalı bir acıyla yosunlu tutamaksız bir merdivenden inmeye çalışır gibi ürkek günler kaygan korkulu belirsiz ve küskün sana dair... içimdeki uçuruma yuvarlanıyor bir bir kan kırmızısına buladığım simsiyah mısralarım bir deniz köpürüyor dipte en derinlerde asi ve hırçın bu benim çoktan vazgeçtiğim özleyiş olmalı delirmeye eş sonsuzluk gibi kesin ve keskin bir çırpınış sana dair... ala-ü vala ile o sonsuz saltanatında bir bir geçiyor mevsimler nihayet alımlı çalımlı ceylan gözlü sevdalar gibi yüreğimin dışından... baharlar yazlar kışlar dansediyor mısralarımın ötesinde biryerlerde... küçük burnunu cama dayamış sokağa çıkmasına izin verilmeyen ve bu yüzden içini çeke çeke ağlayan bir çocuk var içimde mahzun neş'esiz oyuncaksız ufacık elleriyle sımsıkı kavrayıp göğsüne bastırmış ne kaldıysa senden geriye ve ne varsa tutunduğu sana dair... bilmiyorum bilemiyorum yarın ve yarından sonrası ne getirecek bana Levh-i Mahfuz'dan yine neler kuşatacak sabır köşkümün güz bahçesini kimbilir neler mühürleyecek dudaklarımı hangi tesellim susacak sana dair... CEYDA GÖRK |
SELAM OLSUN.. Selâm olsun bizden güzel dünyaya Bahçelerde hâlâ güller açar mı? Selâm olsun sonsuz güneşe, aya, Işıklar, gölgeler suda oynar mı? Hepsi güzeldir kar, tipi, fırtına Günlerin geçişi ardı ardına. Hasretsiz bir kanat şakırtısına Mavi gökte kuşlar yine uçar mı? Uzak, çok uzağız şimdi ışıktan, Çocuk sesinden, gül ve sarmaşıktan, Dönmeyen gemiler olduk açıktan, Adımızı soran, arayan var mı? http://www.siirperisi.net/images/sair.gif AHMET KUTSİ TECER |
Hadi Sil Gözlerini Bulutlar göç ederken bu şehrin üzerinden, Neden gözlerin hala sırılsıklam bakıyor? Biten bir sevgi olsun, hadi sil gözlerini, Senin bu bitkin halin beni içten yıkıyor. En yakın arkadaşım, üzme artık kendini. Haykır küfret dünyaya, kus bütün kederini. Bütün günahlarının ödedin bedelini, Sanıyorsun ki O'da, senin gibi yanıyor... Aldanıyorsun dostum, O'nun keyfi yerinde. Sn acılar çekerken, o zevkin seferinde. Toz pembe hayallerde, yeni aşklar peşinde. Sende hasret onda aşk besteleri çalıyor... Samet Aday |
Sevgilicilik Oyunu "sensiz geçen günlerimde..." , diye başlayan şiirler okuduğum zamanlardı, beni bırakıp gittiğin günler. sen, kayıp şehir efsaneleri kılıklı bir aşkın, beni bırakan kahramanıydın sevgilim. ben yaratmıştım seni, düşlerimle besledim. hayal perdesinin bu yanında, yazılmamış bir romanın önsözüydün sadece. şizofrenik bir oyundun sen sevgilim, kendim çizip kendim boyadığım. sana, hayal perdesinin öte yanındaki, çırıl çıplak gerçekliğinle değil, düşlerimden diktiğim, tanrıça kostümünle aşık olmuştum. şizofrenik bir oyundun sen sevgilim, kendim çizip kendim boyadığım. yoktun... ben, sevgilicilik oynuyordum sadece. Tolga Görkem |
Bahar teninde mutluyum kelebek misali baharım benim senle varım bir günlük olsada hayatım bir gün gelecek bir gün kalacak o gün bana ölümsüzlük olacak bir kelebek kanadı renklerinde mutluyum senle bahar teninde Birol Oklu |
Bedenim üşür, yüreğim sızlar. Ah kavaklar, kavaklar… Beni hoyrat bir makasla Eski bir fotoğraftan oydular. Orda kaldı yanağımın yarısı, Kendini boşlukla tamamlar. Omuzumda bir kesik el, Ki durmadan kanar. Ah kavaklar, kavaklar… Acı düştü peşime ardımdan ıslık çalar. Metin Altıok |
| Saat: 12:31 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık