![]() |
İsyan Ederim Karadır kaderim, kötüdür benim, Alın yazısından nefret ederim. Doğmadan yazılır deseler bile, Rakıya vurunca isyan ederim. İstemem, özlemle yaşamak zuldür, Yangınlar sönünce gerisi küldür. Eskiyen gönlümde solmayan güldür, Çakır dikeninden nefret ederim. Isırgan otları pıtırak gibi, Kapladı kalbimi boğuyor beni, Ansızın büyüyüp battı dikeni Acemi aşıktan daha beterim. Umarı bulunmaz, bu yara onmaz, Aşkımla yanmayan beni anlamaz. Leylekler uçuşur dalıma konmaz, Yeşil yeşil bakar artar kederim. Orkestralar coşar benim içimde, Nağmeler uçuşur terli elimde, Cennetin şarkısı senin dilinde Uçarsa göklere isyan ederim. |
Bu Şehri Ağlatacak Kadar Ağırdı Gidişin Bu şehri ağlatacak kadar ağırdı gidişin Şimdi yokluğunu koynuma aldım Karanlığın bile hüznümü kaybedemediği bir gecede Hesap soruyorum yüreğime boyundan büyük sevmek sana mı düştü diye. Her yer sen kokuyor işte Her şeyde senden bir parça Böyle çaresiz, böyle yarım kaldım işte Sol yanım acıyor Her atışı yokluğunun isyanı şimdi Yanmaktayım işte Alev alev yanmaktayım gözyaşlarıma inat daha bir kor olmaktayım Nasıl sevmişim oysa seni Ne kadar sen olmuşum Ne kadar çok ben olmuşsun Nasıl mecburmuşum Nasıl tutulmuşum Sensizlik ölümmüş oysa Oysa ne zormuş ölüm. Hasretinle yanıyor şimdi her yanım Bir damla sen diye yalvarıyorum Bir damla kan ilişiyor gözlerime Bir damla sen diyorum Bin damla kan düşüyor yüreğime, Yoksun işte Ben deli divane olsam da yoksun. Sensizlik baş köşeye oturmuş dalga geçiyor şimdi Aynalar hesap soruyor, Duvarlar gizliden ağlıyor, Bir bilsen, Ah! bir bilsen hasretimi Sanki her ayak sesi seni getiriyor |
Serseri Yeryüzünde yalnız benim serseri, Yeryüzünde yalnız ben derbederim. Herkesin dünyada varsa bir yeri, Ben de bütün dünya benimdir derim. Yıllarca gezdirdim hoyrat başımı, Aradım bir ömür, arkadaşımı. Ölsem dikecek yok mezar taşımı; Halime ben bile hayret ederim. Gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar; Ne kendisine yâr, ne kimseye yâr, Bir rüya uğrunda ben diyâr diyâr, Gölgemin peşinden yürür giderim... |
Kuş Hatıraları Kuş Hatıraları Benim çocukluğumda soframıza kuşlar konar rüyalarımıza melekler uğrardı. Kapımızdan yoğurtçu bahçemizden ishakkuşu kalbimizden yeni çıkan şarkılar geçerdi. Kışın bir sobamız olurdu sobanın yanında kedimiz kedinin önünde yün yumağı bir Hayat Bilgisi fotoğrafı gibiydik. Yerli malı kullanan yurdun üç tarafı denizlerle çevrili kuruüzüm incir fındık tütün çay narenciye kavun-karpuz yetiştiren kuru üzüm ve inciri satan karşılığında çamaşır makinesi radyo ve otomobil alan bir toprağın fertleri... Biraz yoksul biraz mütevekkil biraz mahcup biraz kırılgan biraz naif ama hep umutlu... Özlerdik. Memleketteki halamızı ince doğranmış bir dilim pastırmayı yurttan sesler korosunu akşam komşuluklarını radyo tiyatrolarını sabah ezanını kalaycıyı bozacıyı münir nureddin şarkılarını orhan boran yarışmalarını kandil gecelerini duvar sarmaşıklarını bakkalımızın utana sıkıla veresiye hatırlatmalarını okul önü koz helvalarını akşam oturmalarını ve hayatı... Top oynardık ip atlar kedi kovalar taşlarla birbirimizin başını yarar mahalle savaşları çıkarır gece olunca da tutar babalarımızın elinden yazlık sinemalara gider Sadri Alışık Vahi Öz Belgin Doruk Cüneyt Arkın seyreder Olimpos gazozları içer güler eğlenir bağırır çağırır dönerken yıldızları sayardık. Biz sıkı çocuklardık. Hepimizin birer yıldızı vardı onlara isim takardık onlar da bize isim takardı pus ve dumandan önce bu şehrin geceleri gökırpan ve isimleri takılan yıldızları vardı. Benim yıldızıma Mehlika adını vermiştik biz kimseden yana değildik. Kimsenin de kendinden yana olmasını istediği birileri olmazdı Bir değirmendeydik öğütülen öğütülürken türküler söyleyen buğday başaklarına benziyorduk. Ben çorbalardan tarhanayı yemeklerden kurufasulyayı sigaralardan Harmanı belki bunun için çok sevdim. Yollar bozuk musluklar bozuk ziller bozuk paralar bozuk ama adamlar sağlam idi. Bu şehrin yıldızları vardı. Saçlarına kurdelalar takan çivitle yıkanmaktan aşınmış beyaz çoraplarına leke bulaşmasın diye su birikintilerinden sakınan gözleri önünde yürekleri ve beslenme çantaları ellerinde küçük çocukları vardı bu şehrin bu şehrin yıldızları vardı. Ben Fenerbahçeyi amcam Vefayı tutardı. Konya tahıl ambarı Mersin muz cennetiydi. Taksimden Fatihe troleybüs kalkar Şişhanede mutlak raydan çıkardı. Vallahi hayat zor ve fakat çok matraktı. Muammer Karacan’nın adına bir tiyatro binası yoktu bizzat kendisi vardı. Başımız ağrırdı komşumuz vardı gönlümüz daralırdı komşumuz vardı Çorbamızı umutlarımızı memleket kadar kalbimiz paylaştığımız komşularımız vardı. Geceleri bekçimiz gündüzleri sütçümüz bizim kadar zayıf da olsa nohuta ve makarnaya alışmış da olsa Sarman adında bir kedimiz ceplerimizde kırık misketlerimiz çamur bulaşığı ellerimiz ve gülümseyen bir yüzümüz kimseye göstermekten utanmayacağımız bir içimiz biraraya gelerek çektirebileceğimiz bir aile fotoğrafımız vardı. Bir sabah bütün iyi şeylerin Ayvansaray iskelesinden hayal ülkesine doğru demir alan bir şirket-i hayriyye vapuru gibi aramızdan ayrıldığını gördük Sonra Ayvansaray’ın sularının çekildiğini yazdı gazeteler. Süheyla hanımın Raci beyin Melahat mehveş ablanın Niko’nun Ercüment efendinin çekildiğini ise yazmadılar nedense. Ama yok ama yoklar. Ne Harman sigarası kaldı geriye ne Olimpus gazozu ne Sadri Alışık. Kalan bir tortuydu belki. Belki kırık bir rüya denizi belki suya düşürdüğümüz suretimizin cep aynamıza nüktedan bir yansımaydı herşey. Herşey Maltepe sigarasının hep arandığında her bakkalda bulunabilmesi ile büyüsünü kaybetmişdi belki de . belki de biz bir rüya mı görmüştük? Hadi hepsi yalandı. Hadi hepsi hayaldi. Hadi hepsini ben uydurmuştum. Ama rüyalarımızın melekleri ve soframızın daim konukları kuşlar? Ya onlar? Onları siz de görmediniz mi? Sizin de sofranıza konup rüyalarınıza uğramadılar mı? Onlar da mı yalandı? |
iyileşmez hiçbir yara bilirsin tortusu kalır hangi ses unutturabilir ilk bıçağın yankısını sende rehin kalmıştır gecenin saplantısı hiçbir yara hiçbir zaman iyileşmez bilirsin saklısı kalır yel esince sızılanır su susunca ikindilerde herşey vakitsizce gelişir birine sevişirsin ötekini düşünürken sabahları zordur korsan sevişmelerin eski yaraların ağrır oysa ne bir iz görünür teninde ne şiiri ses verir orta kulağında yalnız bir yürüme isteği vardır eski yaraların eski yerinde kahvaltısı zordur olmasaydı bir sevişmenin ve hep ten tuzu basmaktır eski yaraların eski yerlerine hiçbir yara tam olarak iyileşmez bilirsin hangi bakış unutturabilir ilk bıçağın ışıltısını karanlıktaki şairden bir *** olmaz sabaha karşı sebepsiz hüzünler yazar ehliyetinde ve ne söylese yalandır alkol kontrolünde sevmek bizahiti yaralanmaktır ve yaralar hiçbir zaman iyileşmez teninde yanlış vurulmuş bir aşıdan sızar da diriltir solgun baharları şiire sebep istemez şairden bir *** olmaz ve hiçbir yara hiçbir zaman tam olarak iyileşmez bardaklarda dudak izleri birikir sahnede eğri büğrü sesler ve sade bir yürümek isteği tek başına eski bir yaranın artık gözle görülmeyen izinde... çünkü hiçbir yara hiçbir zaman tam olarak iyileşmez çünkü en hızlı hatırlanandır en eski unutulan ondan gelen ıtırlar olur yellerde her esinti bir acılı kokuyu taşır hassas burunlara savrulur gidersin çok eski çok acıtan bir ağustosa nasıl kıyısında kalmıştık yapış yapış bir yazın daha başkaydı hani yüzünde herkese aynı oranda bulaşan tuz yolların açmazıydı enginlikle kabaran ve bütün yanlışları dalga dalga saklayan şarkılıktan usanmış deniz ve denizi herşeye benzeten şiirler ve kıstırılmış istridyelerde kullanılmış inci taneleri... çünkü bilirsin hiçbir yara hiçbir zaman tam olarak iyileşmez! |
Masal Gibi Şimdi bir düş gibi, hayal gibisin. Çocukluk günlerimdeki masal gibisin. İçimde baharlarla büyüyen Bir yeşil yaprak, bir ince dal gibisin. |
Neden sevdim seni bilmiyorum Bilmiyorum hiçbir seyi Bazen kendini sonsuz bir boslukta hissedersin ya Hani bazen milyonlarca kisi arasinda yalniz kalirsin Belki de bu yüzden Bu yüzden belki de seni sevdim Tutunacak bir dal bir agaç misali Sana sigindim Ama simdi bir çikis yolu bulamiyorum Her yer karanlik yolumu bulamiyorum Neden sevdim seni bilmiyorum ama Bildigim tek sey sevmek her zaman iyi degildir Eger benim gibi bir umudun yoksa Hiç sevme daha iyi Seni neden sevdim bilmiyorum |
İstanbul Sen Kokuyor Biraz... şimdi çok uzaklarda ışık mı oldun sen? Kanatsız bir melek, Belki kanatların bile vardır şimdi, bilinmez Gülen gözlerin gülmezmi artık? Kızıl saçların öyle beline kadar uzanamaz mı? Yalnız mısın gittiğin yerde… Bizim burda nasıl yaşadığımız ise, bilinmez… Şimdi ne zaman aklıma düşse gülen gözlerin İstanbul sen kokuyor biraz Ezanlar kulağıma hep seni okuyor, Başım önümde, gözyaşlarım avuçlarımda? Büklüm büklüm yüreğimdeki tek dilek sen oluveriyor…. Bizi nelere bırakıp gittiğini, bir sen misin bilen? Gittiğin yer, burda bıraktığın herşeyden ne kadar güzel? Senin de bağrın yanar, seninde kalbin kanar mı? son birkez daha gülümsemene nasıl hasretiz, bilemezsin Pamuk ellerin yine de allaha kalkar mı? Duaların gökleri aşıp bize ulaşmaz mı? Üşüyor mu kalbin şimdi o uzaklarda? Bizim yüreğimiz ne haldedir, bilemezsin Bıkmış olamazsın… Ne de yorulmuş, güzel yüreğin daha yepyeni Çok uzaklarda sönmeyen bir ışık mı gözlerin? Peki ya pamuk yığını ellerin? Kursağımızda kalan herşeyin cevabı sende gizli seni bizden çok sevenin yanındamısın şimdi? Sevgili küçük kız!.. Ezanlar kulağımıza seni okuyor şimdi İstanbul her gün biraz daha sen kokuyor Gözyaşlarımızı saymazsak daha yağmadı yağmurlar… Çok sürmez mevsim döner, soğur burda havalar Dilerim gittiğin o yerlerde Sen hiç üşümezsin… |
Yüreğimdeki Sonbahar Yaprakları Yüreğime serptiğin sonbahar Yapraklarını Göstermek istedim sana Her nefeste Adını sayıkladı dilim Bakakaldım gözlerine Ellerimde saçının bir teli Duruyordu Kokluyordum Bir yel gibi Esiyordu kokun Kazınıyordu ismin yüreğime Düşünüyordum Ya için geceyse Ya sığınacak bir liman yoksa Yüreğinde İstemiyorum düşünmek Hayır istemiyorum Gerçeği tanımaktan Korkuyordum Henüz toprağından yeni filizlenmiş Bir ağaç gibiydi bedenim Mavi bir hayat vardı Düşlerinde Güneşi görmeden Geceyle yaşamayı İstemiyordum Ben gözlerindeki yıldızların yanında Hapis olmak istiyordum Ben kokunu Bir zincir yapıp Bedenimi sarmak istiyordum Ben, Ben Seni Seviyorum |
Seni Düşünüyorum Oturmuş gecenin karanlığında Yine seni düşünüyorum Dokunmak,öpmek istiyorum Hep ama hep seni istiyorum Şarkılar hep seni anlatıyor Senin adına şiirler yazıyorum Yokluğunla dans ediyorum çoğu geceler Sensizlikle kafa çekiyorum Hayalinle konuşuyorum,ağlıyorum omzumda Göremediğim seni seviyorum Hemde delice,çılgınca Hep sen,hep sen diye haykırıyorum beni çevreleyen dilsiz duvarlara Birtek onlar paylaşıyor benimle sensizliği Söylemekten utanıyorum ama Sensizliği bile kıskanıyorum Paylaşmaya kıyamıyorum o dilsiz duvarlarla Oturup gecenin karanlığında Hiç kopamadığım seni düşünüyorum.. |
| Saat: 00:42 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık