![]() |
Aşkin "Daha"si artik seni düşünmek, senle olmaktan daha çok zevk veriyor ve gözlerim daha çok ariyor yalnizligi!. kalp atişlarim gittikçe yavaşliyor sesim daha kisik çikiyor.. daha çok seviyorum ölmeyi yaşamaktan ve daha fazla sigara içiyorum eskisinden!. daha az kullaniyorum telefonu, daha çok agliyorum ve daha az konuşuyorum.. daha tehlikeli işler yapiyorum eskisinden, daha çok küsüyorum dostlarima ve daha çok şarki dinliyorum... sensizlige inat daha güçlüyüm eskisinden, daha az seviyorum insanlari, daha az takiyorum ayriliklari, ve daha az aşik oluyorum.. ardindan baktigim gibi küskün degil bakişlarim daha güçlü daha çabuk unutuyorum eski şarkilari ama daha bi seviyorum onlari.. ama artik daha çabuk aklima geliyor gözlerin, daha sicak geliyor nefesin ve daha yakindan geliyor sesin nedense!. nedense daha çok geliyorsun düşlerime ve daha derinden vuruyorsun yüregime.. daha bi güzel geliyor yeşilköy sahili yahut çamlica tepesi.. istanbul daha bi daraliyor gittikçe ve daha bi kaçiyorum hayattan, yalanlardan evet gittiginden beri daha az yalan söylüyorum ama daha çabuk "hayir" diyorum! dahasi gittiginden beri kişi bekliyorum ardindan yaz gelicek diye ve aşki özlüyorum ne zaman aşiklari görsem! ama sen gittin diye daha çok üzülüyorum sanma aksine daha çok seviniyorum senin kadar yalanci birini bir daha görmeyecegim için! |
KAPIDAKİ hiç durmadan kapı çalıyor üçünde, beşinde, kalbinde gecenin. bir şiire oturmuşken, kendimi okurken bir kitap arasında, ya da sımsıcak bir deniz gibi sarmışken seni; tam da bir umutla barışabilmişken, kapı çalıyor hiç durmadan. ne zaman kaçıp gitsem pencerelerden, bir zil sesi geliyor ardımdan. ağrılar ve ağır silahlar dayanıyor göğsüme. saatler tutukluk ediyor, tekerleksiz bir korkuya takılıyor zaman. ne zaman bir çiçek cesedine yapışmış anne görsem gözlerinden yüreğim dökülüyor, kapılar çalıyor hiç durmadan. sakın açma sevgilim bu saatlerde hep askerlik çağım geliyor. |
Bu Baharda Yoksun Günü geceye beraber bağladığımız günlerde İçimdeki sonsuz gurbet hissettirince kendini. İstemezdim uyanacağın uykulara dalmanı. Yorgun başın kucağımdayken gözlerini yummanla Yaşadığımız ayrılığa dayanamazken. Hiç açılmayan göz kapaklarının arasından, İçime akan yeşil ışığı göremiyorum senelerdir ben. Gümüş renkli gülüşlerini özlüyorum bu nisan akşamlarında. Gülmüyorsun, ışıldamıyor gecelerim. Kollarında ki ilkbahar geceleri geldi bu kokularla, Yüzümü tokatlayan rüzgarın kokusunda sen! Acısında ayrılığın. Bahar kokuyor, canım yanıyor. Gönlüm yeni sevdalardan korkuyor. Dünya dönüyor, sevdiğim dönmüyor, Karıncaları uyandıran bu havalarda. Yokluğun var ya... Derin uykusundan uyanmayan sana seslendiriyor. Kalk sevgilim kalk...!! her şeye can geliyor. İçimde ki, doğada ki kıpırtı canımı yakıyor. Benim olmayan bir bebeğe beslediğim annelik duygusu gibi, Ağladığı an kucağımda, hiç sevilmemiş hissediyorum kendimi, Sevmekten vazgeçmiyorum onu da, senin gibi. Rüzgarda titreyen erik çiçeğine benzerliği hayatımın, Eşi önce düşenin acısını hissedebilmek. Meyveye dönmüş ağaçta tek çiçek kalmak. Ne acıymış. Doğa canlanırken, Toprak yeşerirken. Topraktan gözlerin fışkırıyor sanıyorum. Papatyaları koparmıyorum sevmediğimden değil. Çok sevdiğimden. Şimdi esen yellerle bir selam gönderiyorum. Nereye gider bu rüzgar, bu selam bilmiyorum. Ölüm yolu kaç saat sürer, çıksam yola bu bahar. Kaç baharımı alır yollar. Sevda denizinde hiç boğulmadan sana varır mıyım? Bilmiyorum. Bu üçüncü sensiz bahar, Bu baharda yoksun.. Biliyorum bir daha ki baharda olmayacaksın. Ama hep benim. Hep baharlarda, Dünya durana dek hep bahar gözlüm kalacaksın. |
Yağmurları bekleme yeter dön artık Yağmak zorunda değilsin susamış bedenime Öyle çok özlemişim, seviyorken delice Düşmek zorunda değilsin her gece düşlerime; Bırakda rüyalarda kendim sarayım. Yağmurları bekleme dinsin bu hasret Damla damla gelişin bana huzur vermiyor. Ellerini tutmak için çabalıyorken Avuçlarımdan kaçışın beni mutlu etmiyor. Bırakda sana tamamen sahip olayım. Yağmurun kokusuna sardım Tutamadığım kendimi. Damla damla sen Çisil çisil sen Aklıma düşen sen her yağmurda Aklımda bir başka sen oluşuyor Çıktığım yağmur dualarında. Bırakda dualarım günahlarım için olsun. |
Bir Trende Istanbul’u Anlatmak... Hiç bir şey degişmemiş küçüklügümden bu yana istanbulun trenlerinin... Ayni köhne vagonlar ve bin bir rica açilan camlari... Bir türlü kapanmayan kapilarindan sarkan haylaz çocuklar... Hiç mi bitmez garibanliklar... kucaklarda çocuklar yardima muhtaç ama pek de vakur... Insanlarin hepsinin yüzünde ayri bir hüzün... Kimi başini cama dayamiş kimbilir akli sevgilisinde... Kimisi de bikmiş kari dirdirindan sanki... Kiminin eli cebinde... metelige ata ata kurşunu kelamindan başka bir şeyi kalmamiş yüreginde... Biri de piyango biletine sarilmiş... her gece ayni hayalle yatar kalkar... Trenin o manidar sesi en güzel aşklari fisildar ona durmadan... Kadinlarin yüzünde bir sonbahar hüznü var sanki... yeniden çiçek açacagi ve yeniden yapraklarini dökecegi misafir mevsimlerin özlemi ile dolu... O trenin dünyasi dişinda kalan her şey degişmiş ama... Ne biliyim balkonlardaki çamaşirlar daha bir çogalmiş, beyazlar ile renklikler karişik... Evler pek bir sik daha... her daire birbiri ile komşuculuk oynamak istiyor gibi... Kuru bir çiçek demeti çarpti gözüme belli ki bir dügünden kalma... Hemen yani başinda habi olsa istanbul da begonvillerden güzel sardunyalar... Dedirtiyor insana keşke bu güzel çiçeklerin fütursuz kokulari dolsaydi burnuma... bu *** kokulari yerine... Ama yine de ayri bir güzel Istanbul trenin penceresinden... sürekli gelip geçiyor film kareleri... Balkondan bakan iç çamaşiri giymemiş şişman kadin, biyikli biletçi adam, simitçi çocuk, kir kahvesi, balikçi lokantasi, martilar, kenarda çöpler, tekneler... Her bir durakta yeni bir film başliyor bindigim trende Yeşilköy'den Sirkeciye... Ve o son duraga gelişin heyecani... Hayallerin bir kenara birakildigi telaşin ve bikkin mücadelenin başlayacagi zaman... O trende yaşananlarin bittigi, Yeni yolcularin hayallerine süslenen yeni bir an... Hiç bir şeyi degişmemiş küçüklügümden bu yana istanbulun trenlerinin... Trenlerin içi de dişi da bir hala... bir de hiç yorulmamişlar... Ama yolculari... Şimdikiler daha bir renksiz daha bir heyecansiz ve Daha bir umutsuz bir öncekilerden... Sanki bihaberler gelecek mevsimlerden... |
Yalnizim... Heryer okadar sessiz ki bir o kadarda karanlik özlüyorum seni hemde o kadar cok ki Her yerde seni aryorum Her an seni düsünüyorum Sana yaklasmaya calisiyorum ama karanlkta kayboluyorsun Elimi uzatiyorum soguk,karanlik yine yoksun Seninle gecen günleri düsünüyorum yüzünde gülümsüyor Ama oda bir ates alevi gibi kayboluyor Ben hep yalnizim YAPAYALNZM Sicakligini özlüyorum,soguk odamda Bir tek sey beni mutlu ediyor Yasdigimiz O Rüya yoksa gercekmi!!! Anlamiyorum Bu hayat bir Gercekmi yoksa Rüya Mı? |
Bir hasret var bende Bir hasret var bende Cümlelere sığmayan, acıyla anlatılabilen bir hasret. Gündüzleri yalnız bırakmıyor hayat mücadelesi Akşam oluyor, ve bana bir tek ben kalıyorum Gözlerimi yumuyorum, üç kere ismini tekrarlıyorum ve Hayalin gelip giriyor odamdan içeri Sımsıkı sarılıyorum ona Sıkıntılarımı, yokluğunu anlatıyorum Ve her akşam daha bir farklı anlatıyorum Ama her akşam söze, 'Bir hasret var bende' diye başlıyorum. Dizlerine uzanıp, gözlerinin içine bakarak, Hiç bilmediğim şarkıları söylüyorum. Hasret dolu bu rüyanın en tatlı yerinde Hayalin de terkedip gidiyor beni. O da senin gibi insafsız çıkıyor, Ardına bile bakmadan çıkıp gidiyor. Sonra hasretin doluyor yüreğime O an, içimi yakan aşkınla ruhum sarsılıyor Gururum ve onurum benle dalga geçerken, ben 'Bir hasret var bende' diyerek duymazdan geliyorum onları Hasretine yenik düşünce, yalnızlık iniyor odama perde perde. Bir umutla çıkıyorum pencereye, belki diyorum. Bomboş sokakları izledikçe köreliyor umutlarım. Yeniden yanaklarım ıslanıyor ayrılığın acısıyla. Gözlerimden yaşlar akarken bir çığlıkta haykırıyorum; Hala daha deli gibi seni sevdiğimi. 'Bir hasret var bende' diye yazıyorum odamın duvarlarına Her akşam aynı işkence tekrarlanıyor Bak işte, yine akşam ve yine aynı terane Yokluğunun acısı yüreğime bir hançer gibi saplandığı gecelerde Böyle ediyorum sabahı. Bir hasret var bende, Cümlelere sığmayan, acıyla anlatılabilen bir hasret... |
Şimdi nereye gidiyoruz ona bakalım Bilmeliyiz nereye gittiğimizi Kapıları çarparak dışarı çıkıyoruz değil mi Islak taşlarında kayarak bu eski sokağın Hala değişmeyen kaldırımlarında birbirimize tutunarak Ellerimizi arıyorsak Artık bilmeliyiz İçimde yalnız bir göçmen yerini arıyor Yağmur yağıyor, gökyüzü kapalı Nehrin bulanık suları köpürmüş, duyuyorum Beni kendine ayırmışsın, farkındayım Yollara çıkarmışsın, yaşlı atların toynak sesleri Duman içinde ve alacakaranlığın Yüzüne bakıyorum bir pencere açılıyor Bembeyaz bir zambak uzanıyor geceye Yaşadığı toprağa benzemiyor Eğimine bakılırsa dağların yalnızlığı Bu kente hiç yakışmıyor Adresi unutmuşuz kimbilir nerde Bulanık yüreklerimiz Karıştırdıkça eski aşklar ufalanıyor Yalansız, özürsüz hatta özlemsiz Bir kadın bir erkeğe tutunuyor Anılarına tutunuyor, acısız Resimleri tarıyor ıslanmış tümü Hepsi siyah beyaz Kimseyi tanıyamıyor Bu caddeler, bu evler, bu nehrin kıyısı Siniyor her yere dağıtıp durduğun sesin Sütunlara, vitrinlere, ayak seslerine Kafesler darmaduman Tüm kuşlar salıverilmiş Suyun üstünde tüten sis Dokunsan masmavi hüzün |
Dilimde Sessiz Sevda Sen istedin sustu dilim Senli sohbetleri bir yabancı gibi dinledim, Sessizliği yükledim sesime, Ya da çekip gittim ilgisizce. Gülüşümün yarısını silip, attım içime, Coşkularımı olmadık bahanelerin Ardına gizledim. Senin üzerine yürümesin insanlar diye, Ben yalnızlığa yürümeyi seçtim. Suskunluğum, Ayrılığın hüznü sanılıyor besbelli "İyi misin" diye soruluyor aradabir Rolümü öyle iyi oynuyorum ki, Ama utanıyorum.. alkışlayamıyorum kendimi. Akşam olunca; Sahneden kulise koşar gibi Uzaklaşıyorum soru işareti bakışlardan, Evime taşıyorum içimdeki mutluluğu Koşar adım. Bir şarkının nakaratı gibi Dolanıyor dilime adın. Karanlığa, duvarlara, kendime anlatıyorum seni Boş odalara savuruyorum içimdeki sesleri Adını anmayı Yasakladığından beri. |
Aşk Yaşandıkça... Aşk yaşandıkça aşk olmalı Sevenler sevgide kaybolmalı Yürekler aşkta ortaya konmalı Sevenler her şeylerini paylaşmalı... Aşk tek kişilikmiş sanmıyorum İki yürek tektir buna inaniyorum Eğer aşkımı tek başıma yaşıyorum Dersen bana,işte bu hasrettir,buna inanıyorum... Aşkta hasret,gözyaşı vardır Hasret,uzak kalınca hasrettir Yakınlıkta da hasret vardır Yakınlığın hasreti sevgilide kaybolmaktır... Eğer ben ağlıyorsam Ağlamakla yüreğimi cilalıyorsam Sen aşkıma gönül sarayı hazırlıyorsam Kime ne bundan,sevdamı senle yaşıyorsam Kime ne bundan sana aşıksam |
| Saat: 00:41 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık