![]() |
Bekle Geliyorum Daha dün diyorsan geçen yıllara Gözlerinde anılar hala yeşilse Ve hala ıslaksa kirpiklerin Bekle geliyorum... Bırakıp bütün mutlulukları Bırakıp bütün güzellikleri bir yana Bekledinse yollarımı Bekle geliyorum... İsyan edip ağladığın mevsimlerde Aşkımla silebildinse gözyaşlarını Sevemedinse benden başkasını Bekle geliyorum... O bensiz gülüşler avutamadıysa seni Dindiremediyse hasretini yıllar Ve bir türlü unutamadınsa beni Bekle geliyorum... |
Bu son mektubum sana nazlı gelinim, Ben öldüm ama yüreğim seninle, Her atışında kalbinde, Her gülüşünde dudaklarında, Ve beni her anışında yanındayım senin, Ben ölmedim sendeyim hala, Sen güldükçe ben varım düşlerinde, Nazogelin, Yüreğimde yara açar, Nazogelin, Baharlar onda başka açar... Yaşanacak daha güzel günler vardı, Ama olmadı başka bahara kaldı, Hasret bırakmadı peşimizi, Doyamadan gidiverdim sana, Sen yinede yinede gül, Sen yine umut ol herkese, Sevmenin kıymetini bilenlere, Ben sendeyim hala, Sen güldükçe ben varım gözlerinde, Nazogelin, Yüreğimde yara açar, Nazogelin, Baharlar onda başka açar... Sen dayan nazlı kız, Sitemlerine kardeş olsun hüzün, Bırak umutsuzluğu bir kenara, Birazda o ağlasın, Sil gözyaşın, akmasın, Gül sen yinede, Baharlar geri gelmese de, Ben sendeyim hala, Seninleyim, Sen güldükçe ben varım bakışlarında, Nazogelin, Sevdim seni, Nazogelin, Bırakma beni... |
suclu suclusun diyen bana yine hep sensin suclu olan ben degilim hep yine sensin ne etsen ne yapsanda affedilemeyecek olan yine sensin Pesimden hep kosupda sonra beni terk eden yine sensin ne etsen ne yapsanda affedilemeyecek olan yine sensin beni gurbet ellerde yalniz birakan yine sensin ne etsen ne yapsanda affedilemeyecek olan yine sensin kalbimi kiripda sonra beni birakip kacan yine sensin ne etsen ne yapsanda affedilemeyecek olan yine sensin dalimdan koparipda sonra beni yerlere atan yine sensin ne etsen ne yapsanda affedilemeyecek olan yine sensin benim icin ölü olan artik yasamayan yine sensin ne etsen ne yapsanda affedilemeyecek olan yine sensin |
ISLANIYORUM Yağmur ol, derinden ve sessiz yağ üstüme Serinliğin, bırak işlesin iliklerime Şarkılar biriksin ayaklarımın gölgesine Damla damla aksın coşkun denize Yüreğim yorgun umutlar biriktiriyor Bir gölge izliyor derinden ve sessiz Bulutlar ihanet safları kurmuş Ağıyor yeryüzüne, ıslanıyorum Aralıksız damlalar vuruyor yüzüme Kan revan gözlerim suda boğuluyor Sözler diziliyor boğazıma Susuyorum derinden ve sessiz Islıklar karşılıyor dönüşümü Rüzgârın savurduğu bulutlar gibi Savruluyorum şehirden şehire Şehirler, ıslak bir akşamda Yavru ceylanı bekleyen avcılar gibi Eller tetikte izleniyorum Yağmur yağıyor, ıslanıyorum dolu dolu Bir gölge izliyor derinden ve sessiz Ağlıyorum, ellerim başımda Ah deniz, bütün suç senin Unuttun beni bir sahilde Bir gölge izliyor derinden ve sessiz Islak bir yağmur zamanı Islanıyorum, damlalar vuruyor yüzüme Kan revan gözlerim suda boğuluyor. |
UNUTULMUŞ KENT Vermeme olanak yok bana verdiklerini Ama ayrılırken bir hesaplaşma da gerekli Geçmiş bunca güzellikten bir anı olarak Ben seni alayım istersen sen de beni |
Cebeci İstasyonu ve Sen Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü İncecikten bir yağmur yağıyordu yollara Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi Sıcak bir kara sevda Yüreğimizin başında bağdaş kurup oturmuştu; Acımsı, buruk. mühürlenmişti ağzımız bir sessizlik içinde Sessizliği üstümüzden atamıyorduk Bir saçak altında kararsız, yorgun Saatlerce duruyorduk Kimse görmüyordu bizi Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü Bir başka türlüydü bu insanlar Sen bir başka türlüydün Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi Gözlerin gözlerimde erimekteydi Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun Beni bırakma diyordun Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam Bir yalnızlık duyuyorduk Ağlıyordun, ağlıyordun... Cebeci İstasyonunda bir tren Nefes nefese soluyordu Gerilmiş bir keman teli gibiydik Ankara Kalesi'nde bir eski çalar saat Bilmem kaça vuruyordu Bir yağmur yağıyor inceden ince İçimizdeki binbir düşünce Harmanlar misali savruluyordu Islanmış bir ceylan yavrusu gibi Tiril tiril titriyordun Gitsek gitsek diyordun. Yüreğimin atışından deli gönlümce Sırıl sıklam, paramparça, permeperişan Türküler söylüyordum Ağlıyordun, ağlıyordun... Şimdi, şimdi seni düşünüyorum Cebeci yollarında rüzgarlar esiyor, serin Paramparça düşmüş gönül ufkuma İki yıldız gibi gözlerin Gel Ey ciğerime saplanan hançer Gel ey yüreğime oturmuş kurşun Göçmen kuşlar gibi çok uzaklardan Gel artık Ne olursun |
Masum Gözlerini görsem Bir orman gibi nefes kokan Sesini duysam Yıllanmış şarap gibi tatsam Gölgen çıksa hayalin ortasında karşıma Sarsam seni göğsüme bastırsam. |
Bekle Beni Gul'um Bekle, Bır Gun Gelecegım, Elımde Bır Gul Sana Verecegım, Yuregımde Hasret Sana Donecegım, Vuruyorlar Benı Bır Tanem, Ama Sen Yınede Bekle, Ölumun Koynundan Gelecegım... |
korkutma beni bu yaşlı başsız kelli felsiz halimle gereğinden ziyade güzelsin zaten aklımı çelme takma fikrime aksak ritimler o havaya ayarlı değil bu yelken bu gemiler kimin rastlantısı benim başıma geldi bilinmez ummandır ıslak aksak girilmez kapma kutusunu cahil ömrümün açılır da içinden boş bir hayal çıkar seçilmez daha bu yağış bir şey değil sen bir de acıklı halimi gör ürkünden derin soyulur farkına varmazsın suda balık nasıl aymayı bilmez su da balık da hangi denizin neresindedir ayırmaz böyle bir sevmek vardır ve birçok er mektubunda görülmüştür yok kadınlara aşık olanların işidir şiir kirlidir yakası gömleklerinin boyuna boyna fular papyon istemez şairin boğazı darboğazdır boğazın en inceldiği yerden solur gülme üstüme kaçacak yerim yok gelme yareme yarın veya başka seyir tarih tevellüt iklim cetvel yok saçlarında bulunabilir bazı kayıp kentlerin yakışıklı cesetleri bir ağıta asılı kalır infaz gibi acılı çağların yeri geldi diye ağlıyorum yoksa hiç aklımda yoktu gidenler gelirler her gece yalnızlığıma halleşir vedalaşırız bir merhaba saflığında kalanlarda kalmışya aklı gidenlerin hep eski haberler arıyorlar günlük taze gazetelerde ve yalanlar kalanlara kalıyor nasılsa gidenler gerçeğin olduğu yerde sebebim sensin bu mürekkep balığı bu bukalemun bu kalem yokluğun her şeyi sorduğum hayat beni rahat bırak! her evin kilerinde toz içinde kitabı ölülerle konuşma sanatının grev var ansiklopedilerin bazı sayfalarında süresiz olarak açıklamıyorlar bazı ideolojileri sözlüklerin bazı sapa harflerinde işi yavaşlatma eylemi beş saati buluyor anlamak bir sözün etnik kökenini bütün bunların sebebi sensin asla hatırlanmayacak bir rüyanın ortasında elinde derin bir uyku kokusu. |
YEDİ KÜÇÜK FOTOĞRAF Çok tenha bir kumsala çekilmiş Bir dilim taze kavun sandalı Masanın ayağından sular geçiyor Çıplak memeni okşayan rüzgâr Bir turunç kokusuyla sarıyor Buğulu kadehe bakan yüzümü İkindi güneşi bir pencerenin İşlemeli demirine vuruyor İçerdeki kuşlar dağılsın diye "Aptal" diyor "durma orda yanarsın" Gölgeye çağırıyor tales eşeğini Zeytinin dibinde bir ufacık kız Bir bakır mangaldan iki istavrit Gizlice göz kırpıyor kedilere Defneler yaprak kabartıyor Balıkçılar ağ atıyor durgun denizin Dibini ışıtan mor yıldızlara Ve akşam da onlara ağ atıyor Alıp götürecek ay görününce Herkes sevdiğini yer yatağına Yeryüzü sevişince değişiyor |
| Saat: 00:41 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık